İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13540 E. 2014/5598 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5718 sayılı möhuk↗ yabancı mahkeme ilamı↗ kesinleşen ilam↗ kesin delil↗ ilamsız icra takibi↗ möhuk 47↗ derdestlik↗ alacak davası↗ tenfiz↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı aleyhine Almanya Dortmund Asliye Mahkemesi'nde alacak davası açtığı ve bu davanın davacı lehine sonuçlanarak kesinleştiği, davacının bu ilama dayalı olarak davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlattığı, yabancı mahkeme kararlarının ilamsız icra takibine konulması hususunda herhangi bir engel bulunmadığı, ayrıca davalının derdestlik itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kesinleşmiş yabancı mahkeme ilamına konu alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece, yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği ve bu ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılabileceği gerekçesiyle başkaca hiçbir araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, 5718 sayılı MÖHUK'nın 50/1. maddesi uyarınca, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlı olduğu gibi yine aynı Kanun'un 58. maddesine göre de yabancı mahkeme ilâmının kesin delil olarak olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilâmın mahkemece tanınmasına bağlı bulunmaktadır.
Somut olayda, icra takibine dayanak yabancı mahkeme ilamının tanınmasına ya da tenfizine karar verilmediğinden, bu ilamın kesin delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir. O halde mahkemece, davanın icra takibine yapılan itirazın iptali istemine yönelik olduğu dikkate alınarak genel hükümler çerçevesinde taraf delillerinin toplanması ve davacının icra takibine konu ettiği alacağının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nednele bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2361 E. 2022/5971 K.
Ortak:kesin delil · tenfiz · kesin hüküm · dava şartı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda… n hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından «tenfiz» kararı verilmesine bağlı olduğu gibi yine aynı Kanun'un 58. maddesine göre de yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» olarak olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilâmın mahkemece tanınmasına bağlı bulunmaktadır.
Somut olayda, icra takibine dayanak yabancı mahkeme ilamının tanınmasına ya da «tenfizine» karar verilmediğinden, bu ilamın «kesin delil» olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Benzer bu karardaAncak, 5718 sayılı MÖHUK 50-59 maddeleri «tanıma» ve «tenfiz» kurumlarını düzenlemekte olup buna göre yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı tutulmuş ve yabancı mahkemelerden hukuk davaların …
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada «tenfize» konu yabancı mahkeme kararının «usulüne uygun tebliğ» işlemlerinin gerçekleştirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava; yabancı mahkeme kararının «tenfizi» talebine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · tanıma · emredici hüküm · münhasırlık · kamu düzeni · yetkisizlik kararı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaBuna göre, yabancı mahkeme kararının verildiği devlet ile Türkiye arasında mütekabiliyet bulunmalı, ilam Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuya ilişkin olmalı, davalının savunma haklarına uygun davranılarak verilen hüküm Türk «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmamalıdır.
Somut olayda, «tanıma» ve «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararı alacak hükmüne haiz olup aynı konuda Türkiye’de açılan bu tür davalarda dosya hangi aşamada olursa olsun 7194 sayılı Yasa gereğince davacıların, davalı şirkete ortak olduğu kabul edilerek “karar «verilmesine yer olmadığına»” kararı verilmekte ve kararlar bu şekilde kesinleşmektedir.
Buna karşın yabancı ülkede açılan ve karara bağlanan aynı tür davalarda verilen yabancı mahkeme kararlarının «tenfizine» karar verilmesi halinde Türkiye’de açılan davalar ile yabancı ülkede açılan davalarda tamamen zıt sonuçlara ulaşılacak olup, Türk Mahkemelerinin «emredici» yasal düzenleme sonucu verdikleri çok sayıdaki kararlara tezat teşkil edecek yabancı mahkeme kararlarına Türkiye’de icra kabiliyeti kazandırılması MÖHUK’un 54/1-c maddesinde düzenlenen ve yukarıda özetlendiği üzere Türk «kamu düzenine» açık aykırılık teşkil edecektir.
… maddesi ve MÖHUK’un 54/1-c maddesi birlikte değerlendirilerek, ortak olmadığının tespiti ve alacak isteminin kabulüne ilişkin yabancı mahkeme kararının tanınması ve «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» açık aykırılık teşkil edeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulmasna karar vermek gerekmiştir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6908 E. 2012/13946 K.
Ortak:tenfiz · dava şartı
İncelediğiniz kararda… n hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından «tenfiz» kararı verilmesine bağlı olduğu gibi yine aynı Kanun'un 58. maddesine göre de yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» olarak olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilâmın mahkemece tanınmasına bağlı bulunmaktadır.
Somut olayda, icra takibine dayanak yabancı mahkeme ilamının tanınmasına ya da «tenfizine» karar verilmediğinden, bu ilamın «kesin delil» olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Benzer bu kararda2- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan ... yönünden taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin «husumetten» reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, «tenfizi» istenen Dortmund Eyalet Mahkemesi tarafından verilen kararın adı geçen davalıya Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet
Benzer bu kararda2- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan ... yönünden taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin «husumetten» reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4561 E. 2022/6225 K.
Ortak:kesin delil · tenfiz · kesin hüküm · dava şartı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda… n hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından «tenfiz» kararı verilmesine bağlı olduğu gibi yine aynı Kanun'un 58. maddesine göre de yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» olarak olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilâmın mahkemece tanınmasına bağlı bulunmaktadır.
Somut olayda, icra takibine dayanak yabancı mahkeme ilamının tanınmasına ya da «tenfizine» karar verilmediğinden, bu ilamın «kesin delil» olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Benzer bu karardaAncak, 5718 sayılı MÖHUK 50-59 maddeleri «tanıma» ve «tenfiz» kurumlarını düzenlemekte olup buna göre yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı tutulmuş ve yabancı mahkemelerden hukuk davaların …
… ma sonucunda, dava konusu yabancı mahkeme kararında davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesinin de yabancı mahkeme kararının «tenfizine» engel olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne Almanya Neukölln Eyalet Mahkemesi'nin 26.4.2012 tarihli 10 C 206/10 sayılı kararının ve Almanya Berlin Eyalet Mahke …
1-Dava; yabancı mahkeme kararının «tanıma» ve «tenfizi» talebine ilişkin olup mahkemesince uyulan bozma ilamı sonrasında davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tanıma · emredici hüküm · münhasırlık · kamu düzeni · yetkisizlik kararı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaBuna göre, yabancı mahkeme kararının verildiği devlet ile Türkiye arasında mütekabiliyet bulunmalı, ilam Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuya ilişkin olmalı, davalının savunma haklarına uygun davranılarak verilen hüküm Türk «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmamalıdır.
Somut olayda, «tanıma» ve «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararı alacak talebine haiz olup aynı konuda Türkiye’de açılan bu tür davalarda dosya hangi aşamada olursa olsun 7194 sayılı Yasa gereğince davacıların, davalı şirkete ortak olduğu kabul edilerek “karar «verilmesine yer olmadığına»” kararı verilmekte ve kararlar bu şekilde kesinleşmektedir.
Buna karşın yabancı ülkede açılan ve karara bağlanan aynı tür davalarda verilen yabancı mahkeme kararlarının «tenfizine» karar verilmesi halinde Türkiye’de açılan davalar ile yabancı ülkede açılan davalarda tamamen zıt sonuçlara ulaşılacak olup, Türk Mahkemelerinin «emredici» yasal düzenleme sonucu verdikleri çok sayıdaki kararlara tezat teşkil edecek yabancı mahkeme kararlarına Türkiye’de icra kabiliyeti kazandırılması MÖHUK’un 54/1-c maddesinde düzenlenen ve yukarıda özetlendiği üzere Türk «kamu düzenine» açık aykırılık teşkil edecektir.
1-Dava; yabancı mahkeme kararının «tanıma» ve «tenfizi» talebine ilişkin olup mahkemesince uyulan bozma ilamı sonrasında davanın kabulüne karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4497 E. 2019/1594 K.
Ortak:kesin delil · tenfiz · kesin hüküm · dava şartı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda… n hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından «tenfiz» kararı verilmesine bağlı olduğu gibi yine aynı Kanun'un 58. maddesine göre de yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» olarak olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilâmın mahkemece tanınmasına bağlı bulunmaktadır.
Somut olayda, icra takibine dayanak yabancı mahkeme ilamının tanınmasına ya da «tenfizine» karar verilmediğinden, bu ilamın «kesin delil» olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Benzer bu karardaAynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, «karşılıklı işlem» şartı hariç, «tenfiz» şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
Yine aynı Kanunun 59. maddesi gereğince yabancı ilâmın «kesin» hüküm veya «kesin delil» etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.
Bu sebeple, yabancı mahkemelerden verilmiş olup da henüz Türk mahkemesince tanınıp «tenfiz» edilmemiş bir yabancı karar, Türk mahkemeleri önündeki bir davada «kesin» hüküm itirazına konu yapılamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karşılıksızdır işlemi · bekletici mesele · tanıma · temerrüt tarihi · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr «payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, ancak taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, davalılar tarafından «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, SPK tarafından gönderilen yazı ve CD'lerde yer alan kayıtlarda davalı şirketlerin ortaklık yapısı ve davalı şirketlerin ortaklarından yaptıkları tahsilatları gösterdiği, SPK kayıtlarına göre davalının davacıdan ....733,00 Euro tahsil ettiği, davalı yöneticilerin MK’nın 50. maddesi ve ...’nın 321/«son» maddesi gereğince de oluşan zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davacının davalı ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/127 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, bu davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılmasını savunmuş, mahkemece, davalının söz konusu savunması; davanın yabancı mahkemede açılmasından sonra yeni deliller ortaya çıktığı gerekçesiyle reddedilmiş ve işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Holding A.Ş.’nin ortağı olmadığının tespitine, 6.500,00 TL’nin «temerrüt tarihi» olan dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne 11.563,20TL'nin temerrüt tarihi olan 22/11/2017 dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verişmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10351 E. 2012/20243 K.
Ortak:tenfiz · eksik inceleme · dava şartı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda… n hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından «tenfiz» kararı verilmesine bağlı olduğu gibi yine aynı Kanun'un 58. maddesine göre de yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» olarak olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilâmın mahkemece tanınmasına bağlı bulunmaktadır.
Somut olayda, icra takibine dayanak yabancı mahkeme ilamının tanınmasına ya da «tenfizine» karar verilmediğinden, bu ilamın «kesin delil» olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
O halde mahkemece, davanın icra takibine yapılan itirazın iptali istemine yönelik olduğu dikkate alınarak genel hükümler çerçevesinde taraf delillerinin toplanması ve davacının icra takibine konu ettiği alacağının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nednele bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaO halde, mahkemece, usulünce kesinleşmemiş bir kararın «tenfizinin» mümkün bulunmadığı göz önüne alınarak tenfiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
5718 sayılı MÖHUK’nun 50/1. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından «tenfiz» kararı verilmesine bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eda davası · tebliğ tarihi · kamu düzenine aykırılık · maktu vekalet ücreti · cy/cy şerhi · tespit davası · kamu düzeni · tebligat
Benzer bu karardaKabule göre de, Dairemizce «tenfiz» davaları nitelikleri itibariyle «eda davası» değil, «tespit davası» mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle maktu harca ve «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, nisbi harca ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce davaya konu yabancı mahkeme kararının Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturmayacağı” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, «tenfizi» istenen Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın bir suretinin davalıya 10.08.2005 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın kesinleşme tarihinin 11.05.2006 tarihi olduğu karar üzerinde «şerh» edilmiş ise de, «ibraz» edilen belgelerden evrakın posta idaresine verildiği tarihin kararın «tebliğ tarihi» olarak karar üzerine şerh edildiği, buna göre kararın davalıya posta yolu ile tebliğ edilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.
1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nde sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak «tebligatların» hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiş olup, hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Almanya anılan sözleşmeye taraftır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/13540 E. , 2014/5598 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ YOZGAT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 24/05/2012
NUMARASI 2011/605-2012/485
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/05/2012 tarih ve 2011/605-2012/485 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/03/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. M.. D.. ile davalı vekili Av. S.. Y.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kesinleşmiş yabancı mahkeme ilamına dayalı olarak davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının haksız biçimde bu takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tanıma ve tenfiz kararı verilmediği sürece yabancı mahkeme kararlarının infaz edilemeyeceğini, davacının icra takibine dayanak ilamın tenfizi için de dava açtığını ve bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine icra tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı aleyhine Almanya Dortmund Asliye Mahkemesi'nde alacak davası açtığı ve bu davanın davacı lehine sonuçlanarak kesinleştiği, davacının bu ilama dayalı olarak davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlattığı, yabancı mahkeme kararlarının ilamsız icra takibine konulması hususunda herhangi bir engel bulunmadığı, ayrıca davalının derdestlik itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kesinleşmiş yabancı mahkeme ilamına konu alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece, yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği ve bu ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılabileceği gerekçesiyle başkaca hiçbir araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, 5718 sayılı MÖHUK'nın 50/1. maddesi uyarınca, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlı olduğu gibi yine aynı Kanun'un 58. maddesine göre de yabancı mahkeme ilâmının kesin delil olarak olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilâmın mahkemece tanınmasına bağlı bulunmaktadır.
Somut olayda, icra takibine dayanak yabancı mahkeme ilamının tanınmasına ya da tenfizine karar verilmediğinden, bu ilamın kesin delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir. O halde mahkemece, davanın icra takibine yapılan itirazın iptali istemine yönelik olduğu dikkate alınarak genel hükümler çerçevesinde taraf delillerinin toplanması ve davacının icra takibine konu ettiği alacağının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nednele bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101827600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz