6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı mahkeme kararının tenfizi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/3197 E. 2014/9314 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
yetki/yetkisizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5718 sayılı möhuk savunma hakkının kısıtlanması dava dilekçesinin tebliği savunma hakkı kısıtlılık möhuk 47 münhasırlık kamu düzeni tenfiz yetkisizlik kararı eksik inceleme

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, yabancı mahkeme kararlarının Türk kamu düzenine açıkça aykırılıklarının bulunmadığı, kaldı ki kararların "davalının davayı kabul etmesi üzerine kurulan hüküm" şeklinde açıklanarak gerekçelendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2- Ancak dava, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi istemine ilişkindir.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 5718 sayılı MÖHUK’nın 50/1. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfizin şartları ise aynı Yasa’nın 54. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olmasıdır.

Somut uyuşmazlıkta ise davalı vekilince, yabancı mahkemelerce müvekkiline dava dilekçesinin tebliğ edilmediği ve müvekkilinin usulüne uygun şekilde davadan haberdar edilmediği savunulduğu halde, mahkemece davalı vekilinin bu savunması üzerinde durulmamıştır. Her ne kadar tenfizi istenen yabancı mahkeme kararlarında dava dilekçesinin davalıya tebliğ tarihleri belirtilmiş ise de, davalı vekilinin anılan savunmasının araştırılması ve bu konudaki tereddütün giderilmesi gereklidir. Zira dava konusu yabancı mahkeme kararlarından, davalının duruşmalara katılmadığı ve bu nedenle “davalının davayı kabul etmesi üzerine gıyabi hüküm” kurulduğu anlaşılmaktadır. Davalının savunmasının doğru olması halinde, savunma hakkının kısıtlanmış olacağı ve bu durumun 5718 sayılı MÖHUK'nın 54/ç maddesi uyarınca Türk kamu düzenine aykırı bulunduğundan tenfiz engeli oluşturacağı tabiidir.

Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, bu konuda ispat yükümlülüğü kendisine düşen davacıya süre verilip tebliğ belgelerinin getirtilmesi ve tenfizi istenen kararlarda yabancı mahkemelerce, davalıya dava dilekçesinin ne şekilde tebliğ edildiğinin, dolayısıyla davalının savunma hakkının kısıtlanmış olup olmadığının araştırılması, tebliğin usulüne uygun olduğunun belirlenmesi halinde davanın kabulüne, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12548 E. 2010/7403 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12253 E. 2010/1136 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tanıma Ve Tenfiz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/7313 E. 2010/3030 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/3197 E.  ,  2014/9314 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/11/2012

NUMARASI 2012/420-2012/526

Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/11/2012 tarih ve 2012/420-2012/526 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13/05/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av.. ile davalı vekili Av. H.. B.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine Avusturya Cumhuriyeti Wels Asliye Mahkemesi'nde alacak davası açıldığını, yargılama neticesinde 23/09/2002 tarih ve 4CG139/01 K sayılı karar ile davalı tarafın müvekkiline 11/07/2000 tarihinden 27/11/2000 tarihine kadar 40.727,96 EURO üzerinden işleyen yıllık %8 faizi ve 28/11/2000 tarihinden 49.020,30 EURO üzerinden işleyecek yıllık %8 faizi ile birlikte 49.020,30 EURO ödenmesine karar verildiğini, yine Avusturya Cumhuriyeti Wels Bölge Mahkemesi'nin 24/09/2002 tarih ve 5 C 2849/01s sayılı kararı ile davalı tarafın müvekkiline 30/11/2000 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %8 faizi ile birlikte 6.557,84 EURO ödenmesine karar verildiğini ileri sürerek, anılan kararların tanınmasını ve tenfizini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, yabancı mahkeme kararlarının Türk kamu düzenine açıkça aykırılıklarının bulunmadığı, kaldı ki kararların "davalının davayı kabul etmesi üzerine kurulan hüküm" şeklinde açıklanarak gerekçelendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2- Ancak dava, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi istemine ilişkindir.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 5718 sayılı MÖHUK’nın 50/1. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfizin şartları ise aynı Yasa’nın 54. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olmasıdır.

Somut uyuşmazlıkta ise davalı vekilince, yabancı mahkemelerce müvekkiline dava dilekçesinin tebliğ edilmediği ve müvekkilinin usulüne uygun şekilde davadan haberdar edilmediği savunulduğu halde, mahkemece davalı vekilinin bu savunması üzerinde durulmamıştır. Her ne kadar tenfizi istenen yabancı mahkeme kararlarında dava dilekçesinin davalıya tebliğ tarihleri belirtilmiş ise de, davalı vekilinin anılan savunmasının araştırılması ve bu konudaki tereddütün giderilmesi gereklidir. Zira dava konusu yabancı mahkeme kararlarından, davalının duruşmalara katılmadığı ve bu nedenle “davalının davayı kabul etmesi üzerine gıyabi hüküm” kurulduğu anlaşılmaktadır. Davalının savunmasının doğru olması halinde, savunma hakkının kısıtlanmış olacağı ve bu durumun 5718 sayılı MÖHUK'nın 54/ç maddesi uyarınca Türk kamu düzenine aykırı bulunduğundan tenfiz engeli oluşturacağı tabiidir.

Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, bu konuda ispat yükümlülüğü kendisine düşen davacıya süre verilip tebliğ belgelerinin getirtilmesi ve tenfizi istenen kararlarda yabancı mahkemelerce, davalıya dava dilekçesinin ne şekilde tebliğ edildiğinin, dolayısıyla davalının savunma hakkının kısıtlanmış olup olmadığının araştırılması, tebliğin usulüne uygun olduğunun belirlenmesi halinde davanın kabulüne, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı tarafa verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 20/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101720500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.