Ayıp üretim hatasından kaynaklansa da satıcının alıcıya karşı sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2892 E. 2023/6671 K. · · İlk derece: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Satılanın gizli ayıplı olması halinde satıcı, ayıp üretici firmanın üretim hatasından kaynaklansa dahi TBK 219 uyarınca alıcıya karşı doğan zarardan sorumludur; süresinde ayıp ihbarı yapan alıcı sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Sözleşmeden dönmede birlikte ifa kuralı gereği faiz, malın fiilen iade edildiği tarihten; ıslahla artırılan kısımda ise ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren işletilir.
Ele alınan sorunlar
Gizli ayıplı malda satıcının sorumluluğu ve sözleşmeden dönme → kabul
İddia: Davalı satıcı, yalnızca malın kağıt üzerinde satışını yaptığını, üretimin dava dışı üretici şirketçe gerçekleştirildiğini, üretici firmadan kaynaklanan gizli ayıptan sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Ayıp ihbarı, davacının mail yazışmaları ve ihtarname ile TTK 23/1-c ve TBK 223/2'de öngörülen sürelerde yapılmış ve bu husus davalının da kabulündedir. Bilirkişi raporlarına göre ayıp, üretimden kaynaklanan ve kullanımdan doğmayan gizli ayıptır. TBK 227 uyarınca alıcının seçimlik haklarından sözleşmeden dönme hakkını kullanması karşısında, satıcı TBK 219 gereği satılanın ayıplı olması nedeniyle oluşan zararlardan alıcıya karşı sorumludur; ayıbın üretim hatasından kaynaklanması satıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu nedenle sözleşmeden dönme sonucu ayıplı malın iadesi ile bedelinin ve ayıp nedeniyle oluşan zararın davalıdan tahsiline karar verilmesi yerindedir. (Yargıtay'ca onanan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi gerekçesi.)
Sözleşmeden dönmede faiz başlangıcı ve ıslahla artırılan kısımda temerrüt → kabul
Gerekçe: TBK 227/1 uyarınca sözleşmeden dönme halinde birlikte ifa kuralı gereği faiz, ayıplı malların fiilen iade edildiği tarihten itibaren işletilmelidir; dava tarihinden faize hükmedilmesi doğru değildir. Ayrıca dava kısmi dava olarak açılıp ıslahla artırıldığından, dava açılması saklı tutulan haklar yönünden temerrüt oluşturmaz; ıslahla talep edilen miktar yönünden temerrüt, ıslah harcının yatırıldığı tarihte gerçekleşir ve faiz bu tarihten işletilir. (Yargıtay'ca onanan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi gerekçesi.)
Emsal değeri
Üretim hatasından kaynaklanan ayıpta satıcının sorumluluğu ve sözleşmeden dönmede faizin fiili iade tarihinden başlaması bakımından yol gösterici.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gizli ayıp↗ ayıp ihbarı↗ seçimlik haklar↗ sözleşmeden dönme↗ satıcının sorumluluğu↗ birlikte ifa↗ ıslah↗ temerrüt↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4003 E. 2022/7845 K.
Ortak:sözleşmeden dönme
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.09.2014 tarihli 139.020,00 TL bedelli «fatura» karşılığında davalı şirketten 4 adet kum filtresi satın aldığını, filtrelerin «ihbar olunan» şirket tarafından 2015 yılı Ocak ayında müvekkiline «teslim» edildiğini, sonrasında üründe sorunlar çıktığını, defalarca yapılan tamir işlemine rağmen üründeki sorunların giderilemediğini, müvekkilinin maddi olarak zarara uğradığını, davalıya bilgi verilmesine rağmen sorunların giderilemediğini, kum filtrelerinin davalı tarafından «taahhüt» edilen niteliklere sahip olmadığı ve gizli ayıplı olduğu tespit edilerek 05.04.2016 tarihli «ihtarname» ile davalıya «ayıp» ihbarında bulunulduğunu, buna rağmen arızaların giderilmemesi üzerine ürünün yenisi ile değiştirilmesi için «delil tespiti» yaptırıldığını, ürünlerin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek «sözleşmeden dönme hakkı» kullanılarak ürün bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte iadesine, «ayıplı mal» nedeniyle uğranılan şimdilik 1.000,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ayıp ihbarının» süresinde yapıldığı, davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinde yer alan «seçimlik haklardan», «sözleşmeden dönme» ve genel hükümlere göre uğramış olduğu zararlan talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu 4 adet filtrenin davalı tarafa iadesi koşulu ile iade edilecek ürün bedeli olarak 117.814,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ayıplı maldan dolayı zararı olarak hesaplanan tuzlu su bedeli 14.500,00 TL, onarım bedeli 11.800,00 …
… un (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile 6098 sayılı Kanun'un 223 ncü maddesinin ikinci fıkrasında ayıbın niteliğine göre satıcıya «ihbar sürelerinin» belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının «seçimlik haklarının», satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek «sözleşmeden dönme», satılanı alıkoyup «ayıp» oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir «masrafı» gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme olarak belirlendiği, somut olayda, dava konusu kum filtrelerinin davalı tarafından dava dışı üretici şirketten satın alınarak 19.09.2014 tarihli «fatura» ile KDV «dahil» 139.020,00 TL bedelle davacıya satışının yapıldığı, kum filtrelerinin 2015 yılı Ocak ayında davacıya «teslim» edildiği ve montajının yapıldığı, ancak montajdan sonra 2015 yılı Eylül ayından itibaren arızalanarak akvaryuma kum sızdırmaya başladığı, birden fazla olmak üzere onarım yapılmasına rağmen arızaların giderilemediği, yarılmalar nedeniyle su baskınına neden olduğu, davacının mail yazışmalarıyla süresinde ayıpları davalı satıcıya ihbar ettiği, sonrasında da 05.04.2016 tarihli «ihtarname» ile yine ayıp ihbarında bulunduğu, dolayısıyla «ayıp ihbarının» süresinde olduğu, bu hususun davalının da kabulünde olduğu, davacı tarafından yaptırılan «delil tespiti» sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayıbın üretimden kaynaklanan «gizli ayıp» olduğu, kullanımdan kaynaklanmadığının belirlendiği, ayıplı ürünler nedeniyle davacının 14.500,00 TL+KDV tuzlu su «kaybı», 11.800,00 TL+KDV onarım bedeli ve 29.000,00 TL+KDV filtrelerin yerleştirilmesi ve sökülmesi sırasında yıkılarak yeniden yapılması gereken duvara ilişkin bedel olmak üzere toplam 55.300,00 TL KDV hariç zarara uğradığı, davalı satıcının 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi hükmü gereği satılanın ayıplı olması nedeniyle oluşan zararlardan alıcıya karşı sorumlu olduğu, satılandaki ayıbın üretim hatasından kaynaklanmasının davalı satıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, bu nedenle Mahkemece, davacının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanması sonucunda ayıplı malın iadesi ile bedeline ve ayıplı ürünler nedeniyle oluşan zararın davalıdan tazminine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sözleşmeden dönme halinde «birlikte ifa kuralı» gereği, ayıplı malların davalılara fiilen iadesi tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru görülmediği, davanın 1.000,00 TL dava değeri üzerinden kısmi dava olarak açıldığı, 01.11.2018 tarihli «ıslah» dilekçesi ile de satış bedeli ve oluşan zarar kalemleri bakımından dava değerinin ıslah edildiği, davacı tarafça dava öncesinde 05.04.2016 tarihinde ihtarname keşide edilmişse de ihtarnamede ödeme talebi bulunmadığı, dava açılır iken ayıp nedeniyle uğranılan zarar kalemine faiz talep edilmediği, ıslah ile de arttırılan kısım için ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edildiği, dava açılması saklı tutulan haklar yönünden «temerrüt» oluşturmadığından, ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden temerrüdün, «ıslah harcının» yatırıldığı 01.11.2018 tarihinde gerçekleştiği, bu durumda 1.000,00 TL tazminat bakımından faize hükmedilmemesi, ıslahla artırılan 54.300,00 TL yönünden de ıslah tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeninden hüküm tesisine, davanın kabulüne, davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu olan 4 adet filtrenin davalı tarafa iadesi koşulu ile iade edilecek ürün bedeli olarak 117.814,08 TL'nin satım konusu malların fiilen iade edildiği tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ayıplı maldan dolayı zararı olarak hesaplanan 14.500,00 TL tuzlu su bedeli, 11.800,00 TL onarım bed …
Benzer bu karardaAyıplı «ifa» nedeniyle «sözleşmeden dönme» seçimlik hakkını kullanan ve bu sebeple ürün bedellerinden sorumlu olmadığı anlaşılan davalının, 6098 sayılı TBK’nın 227. maddesinin 1. fıkrasına göre ayıplı ürünleri davacıya iade etmesi gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayıp · satım sözleşmesi · icra takibine itiraz · ifa · ihbar · ticari defter · fatura · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; tarafların «ticari defter» ve kayıtlarına göre, davacının davalıdan 118.000,00 TL alacaklı, davalının davacıdan 38.000,00 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafça davalıya satılan kalıplardan üç tanesinin ayıplı olduğu, kalıpların bir adedindeki ayıbın varlığının dahi diğer tüm kalıpları etkileyecek mahiyette bulunduğu, davalı tarafça davacıya elektronik posta yoluyla 04.06.2015 tarihinde süresi içinde «ayıp» ihbarında bulunulduğu, sözleşmeye ve «fatura» içeriğine konu tüm kalıpların gizli ayıplı olması nedeniyle davaya konu icra takibine dayanak fatura içeriği kalıpların ayıpları giderilmediği veya ayıplı kalıplar …
Bölge Adliye Mahkemesince; davacıdan satın alınan ürünlerin ayıplı olduğunu davalının ispatlaması gerektiği, satıma konu kalıplarda «ayıp» bulunduğu, ayıbın gizli olduğu, «ihbarının» süresinde yapıldığı ve ürünlerdeki ayıbın giderilmediği veya yenisi ile değiştirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «satım sözleşmesinden» kaynaklanan alacağa dayalı «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Davacı şirket, davalıya sattığı 10 adet kalıp bedeli için icra takibine girişmiş, davalı şirket ise takip tarihinden önce davacıya gönderdiği 19.06.2015 tarihli «ihtarnamesi» ile ürünlerdeki «ayıplar» giderilmediği takdirde sözleşmeyi feshedeceğini bildirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8803 E. 2022/9520 K.
Ortak:ayıp ihbarı
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ayıp ihbarının» süresinde olmadığını, müvekkilinin üretici olmadığını, davacının istediği kum filtrelerinin dava dışı üretici «ihbar olunan» şirketten alındığını, müvekkilinin ihbar olunan şirketten satın aldığı kum filtrelerini davacıya sattığını, kum filtrelerinin üretici firma tarafından davacının işletmesine getirilerek devreye alındığını, davacının ürünlerin sorunlu olduğunu bildirmesi üzerine, davacının üretici firmaya yönlendirildiğini, üretici firmanın teknik servis göndermesine rağmen sorunların kısa bir süre sonra tekrarlandığını, sonrasında 2 defa daha tekrar servis gönderilmesine rağmen sorunların tekrarladığını, bunun üzerine üretici firmaya 16.03.2016 tarihinde, satılan malın ayıplı olduğu kabul edilerek tamir edilmesi hususunda «ihtarname» keşide edildiğini, ancak üretici firmanın ayıbı gidermediğini, oluşan zarardan üretici firmanın sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ayıp ihbarının» süresinde yapıldığı, davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinde yer alan «seçimlik haklardan», «sözleşmeden dönme» ve genel hükümlere göre uğramış olduğu zararlan talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu 4 adet filtrenin davalı tarafa iadesi koşulu ile iade edilecek ürün bedeli olarak 117.814,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ayıplı maldan dolayı zararı olarak hesaplanan tuzlu su bedeli 14.500,00 TL, onarım bedeli 11.800,00 …
… un (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile 6098 sayılı Kanun'un 223 ncü maddesinin ikinci fıkrasında ayıbın niteliğine göre satıcıya «ihbar sürelerinin» belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının «seçimlik haklarının», satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek «sözleşmeden dönme», satılanı alıkoyup «ayıp» oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir «masrafı» gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme olarak belirlendiği, somut olayda, dava konusu kum filtrelerinin davalı tarafından dava dışı üretici şirketten satın alınarak 19.09.2014 tarihli «fatura» ile KDV «dahil» 139.020,00 TL bedelle davacıya satışının yapıldığı, kum filtrelerinin 2015 yılı Ocak ayında davacıya «teslim» edildiği ve montajının yapıldığı, ancak montajdan sonra 2015 yılı Eylül ayından itibaren arızalanarak akvaryuma kum sızdırmaya başladığı, birden fazla olmak üzere onarım yapılmasına rağmen arızaların giderilemediği, yarılmalar nedeniyle su baskınına neden olduğu, davacının mail yazışmalarıyla süresinde ayıpları davalı satıcıya ihbar ettiği, sonrasında da 05.04.2016 tarihli «ihtarname» ile yine ayıp ihbarında bulunduğu, dolayısıyla «ayıp ihbarının» süresinde olduğu, bu hususun davalının da kabulünde olduğu, davacı tarafından yaptırılan «delil tespiti» sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayıbın üretimden kaynaklanan «gizli ayıp» olduğu, kullanımdan kaynaklanmadığının belirlendiği, ayıplı ürünler nedeniyle davacının 14.500,00 TL+KDV tuzlu su «kaybı», 11.800,00 TL+KDV onarım bedeli ve 29.000,00 TL+KDV filtrelerin yerleştirilmesi ve sökülmesi sırasında yıkılarak yeniden yapılması gereken duvara ilişkin bedel olmak üzere toplam 55.300,00 TL KDV hariç zarara uğradığı, davalı satıcının 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi hükmü gereği satılanın ayıplı olması nedeniyle oluşan zararlardan alıcıya karşı sorumlu olduğu, satılandaki ayıbın üretim hatasından kaynaklanmasının davalı satıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, bu nedenle Mahkemece, davacının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanması sonucunda ayıplı malın iadesi ile bedeline ve ayıplı ürünler nedeniyle oluşan zararın davalıdan tazminine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sözleşmeden dönme halinde «birlikte ifa kuralı» gereği, ayıplı malların davalılara fiilen iadesi tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru görülmediği, davanın 1.000,00 TL dava değeri üzerinden kısmi dava olarak açıldığı, 01.11.2018 tarihli «ıslah» dilekçesi ile de satış bedeli ve oluşan zarar kalemleri bakımından dava değerinin ıslah edildiği, davacı tarafça dava öncesinde 05.04.2016 tarihinde ihtarname keşide edilmişse de ihtarnamede ödeme talebi bulunmadığı, dava açılır iken ayıp nedeniyle uğranılan zarar kalemine faiz talep edilmediği, ıslah ile de arttırılan kısım için ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edildiği, dava açılması saklı tutulan haklar yönünden «temerrüt» oluşturmadığından, ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden temerrüdün, «ıslah harcının» yatırıldığı 01.11.2018 tarihinde gerçekleştiği, bu durumda 1.000,00 TL tazminat bakımından faize hükmedilmemesi, ıslahla artırılan 54.300,00 TL yönünden de ıslah tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeninden hüküm tesisine, davanın kabulüne, davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu olan 4 adet filtrenin davalı tarafa iadesi koşulu ile iade edilecek ürün bedeli olarak 117.814,08 TL'nin satım konusu malların fiilen iade edildiği tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ayıplı maldan dolayı zararı olarak hesaplanan 14.500,00 TL tuzlu su bedeli, 11.800,00 TL onarım bed …
Benzer bu kararda… bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davanın, davacı tarafından inşa edilerek dava dışı şahsa satılan taşınmazın su tesisatında oluşan sızıntı sonucu meydana gelen «hasarın» onarımı için gereken tutarın davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğu, celp edilen tapu kayıtlarına göre, dava konusu taşınmazın 25/01/2010 tarihinde dava dışı ...'a satıldığı, icra takibine dayanak tespit raporunun tanzim edildiği tarih, takip tarihi ve dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, davacı tarafından taşınmazdaki hasarların tamir edildiği iddia edilerek, taşınmazın eski halinde getirilebilmesi için tespit raporunda belirlenen tutarın talep edildiği, taşınmazın davacı tarafından eski halinde getirildiğine ya da onarıldığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, davacı tarafından bozma ilamından önce dinlenen tanıkların beyanlarına atıf yapılarak «ayıp ihbarı» yapıldığının iddia edildiği, ancak usulüne uygun ayıp ihbarı yapıldığına dair bir belge sunulmadığı, icra takibinde ayıbın giderilmesi için yapılan «masrafın» tahsili yönünde bir talebin de olmadığı, icra takibini başlatan davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunduğu ancak davacı tarafın icra takibi ve icra takibine dayanak tespit raporuna dayanarak davalılardan alacak talep edebilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle …
H.D.’nin 18/09/2017 tarihli kararı ile davacının aktif dava «ehliyeti» olup olmadığı, «garanti süresi», ayıbın niteliği, süresinde «ayıp ihbarı» yapılıp yapılmadığı hususları değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, mahkemece bu bozmaya uyulmasına karar verilmiş …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:üretici sorumluluğu · garanti süresi · ayıplı mal · ayıp · garantörlük · taraf ehliyeti · ihbar · dosya masrafı
Benzer bu karardaH.D.’nin 18/09/2017 tarihli kararı ile davacının aktif dava «ehliyeti» olup olmadığı, «garanti süresi», ayıbın niteliği, süresinde «ayıp ihbarı» yapılıp yapılmadığı hususları değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, mahkemece bu bozmaya uyulmasına karar verilmiş …
… bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davanın, davacı tarafından inşa edilerek dava dışı şahsa satılan taşınmazın su tesisatında oluşan sızıntı sonucu meydana gelen «hasarın» onarımı için gereken tutarın davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğu, celp edilen tapu kayıtlarına göre, dava konusu taşınmazın 25/01/2010 tarihinde dava dışı ...'a satıldığı, icra takibine dayanak tespit raporunun tanzim edildiği tarih, takip tarihi ve dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, davacı tarafından taşınmazdaki hasarların tamir edildiği iddia edilerek, taşınmazın eski halinde getirilebilmesi için tespit raporunda belirlenen tutarın talep edildiği, taşınmazın davacı tarafından eski halinde getirildiğine ya da onarıldığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, davacı tarafından bozma ilamından önce dinlenen tanıkların beyanlarına atıf yapılarak «ayıp ihbarı» yapıldığının iddia edildiği, ancak usulüne uygun ayıp ihbarı yapıldığına dair bir belge sunulmadığı, icra takibinde ayıbın giderilmesi için yapılan «masrafın» tahsili yönünde bir talebin de olmadığı, icra takibini başlatan davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunduğu ancak davacı tarafın icra takibi ve icra takibine dayanak tespit raporuna dayanarak davalılardan alacak talep edebilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle …
Bu davada «üreticinin sorumluluğu» vermiş olduğu «garantiden» doğacağından, özellikle «garanti süresi» belirlenerek, davalının sorumlu olup olmadığı hususu değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bozmanın gerekleri yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava «ayıplı mal» üretiminden kaynaklanan zararın üreticiden tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3689 E. 2022/5490 K.
Ortak:seçimlik haklar · sözleşmeden dönme · gizli ayıp
İncelediğiniz kararda… un (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile 6098 sayılı Kanun'un 223 ncü maddesinin ikinci fıkrasında ayıbın niteliğine göre satıcıya «ihbar sürelerinin» belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının «seçimlik haklarının», satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek «sözleşmeden dönme», satılanı alıkoyup «ayıp» oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir «masrafı» gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme olarak belirlendiği, somut olayda, dava konusu kum filtrelerinin davalı tarafından dava dışı üretici şirketten satın alınarak 19.09.2014 tarihli «fatura» ile KDV «dahil» 139.020,00 TL bedelle davacıya satışının yapıldığı, kum filtrelerinin 2015 yılı Ocak ayında davacıya «teslim» edildiği ve montajının yapıldığı, ancak montajdan sonra 2015 yılı Eylül ayından itibaren arızalanarak akvaryuma kum sızdırmaya başladığı, birden fazla olmak üzere onarım yapılmasına rağmen arızaların giderilemediği, yarılmalar nedeniyle su baskınına neden olduğu, davacının mail yazışmalarıyla süresinde ayıpları davalı satıcıya ihbar ettiği, sonrasında da 05.04.2016 tarihli «ihtarname» ile yine ayıp ihbarında bulunduğu, dolayısıyla «ayıp ihbarının» süresinde olduğu, bu hususun davalının da kabulünde olduğu, davacı tarafından yaptırılan «delil tespiti» sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayıbın üretimden kaynaklanan «gizli ayıp» olduğu, kullanımdan kaynaklanmadığının belirlendiği, ayıplı ürünler nedeniyle davacının 14.500,00 TL+KDV tuzlu su «kaybı», 11.800,00 TL+KDV onarım bedeli ve 29.000,00 TL+KDV filtrelerin yerleştirilmesi ve sökülmesi sırasında yıkılarak yeniden yapılması gereken duvara ilişkin bedel olmak üzere toplam 55.300,00 TL KDV hariç zarara uğradığı, davalı satıcının 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi hükmü gereği satılanın ayıplı olması nedeniyle oluşan zararlardan alıcıya karşı sorumlu olduğu, satılandaki ayıbın üretim hatasından kaynaklanmasının davalı satıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, bu nedenle Mahkemece, davacının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanması sonucunda ayıplı malın iadesi ile bedeline ve ayıplı ürünler nedeniyle oluşan zararın davalıdan tazminine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sözleşmeden dönme halinde «birlikte ifa kuralı» gereği, ayıplı malların davalılara fiilen iadesi tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru görülmediği, davanın 1.000,00 TL dava değeri üzerinden kısmi dava olarak açıldığı, 01.11.2018 tarihli «ıslah» dilekçesi ile de satış bedeli ve oluşan zarar kalemleri bakımından dava değerinin ıslah edildiği, davacı tarafça dava öncesinde 05.04.2016 tarihinde ihtarname keşide edilmişse de ihtarnamede ödeme talebi bulunmadığı, dava açılır iken ayıp nedeniyle uğranılan zarar kalemine faiz talep edilmediği, ıslah ile de arttırılan kısım için ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edildiği, dava açılması saklı tutulan haklar yönünden «temerrüt» oluşturmadığından, ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden temerrüdün, «ıslah harcının» yatırıldığı 01.11.2018 tarihinde gerçekleştiği, bu durumda 1.000,00 TL tazminat bakımından faize hükmedilmemesi, ıslahla artırılan 54.300,00 TL yönünden de ıslah tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeninden hüküm tesisine, davanın kabulüne, davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu olan 4 adet filtrenin davalı tarafa iadesi koşulu ile iade edilecek ürün bedeli olarak 117.814,08 TL'nin satım konusu malların fiilen iade edildiği tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ayıplı maldan dolayı zararı olarak hesaplanan 14.500,00 TL tuzlu su bedeli, 11.800,00 TL onarım bed …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ayıp ihbarının» süresinde yapıldığı, davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinde yer alan «seçimlik haklardan», «sözleşmeden dönme» ve genel hükümlere göre uğramış olduğu zararlan talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu 4 adet filtrenin davalı tarafa iadesi koşulu ile iade edilecek ürün bedeli olarak 117.814,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ayıplı maldan dolayı zararı olarak hesaplanan tuzlu su bedeli 14.500,00 TL, onarım bedeli 11.800,00 …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.09.2014 tarihli 139.020,00 TL bedelli «fatura» karşılığında davalı şirketten 4 adet kum filtresi satın aldığını, filtrelerin «ihbar olunan» şirket tarafından 2015 yılı Ocak ayında müvekkiline «teslim» edildiğini, sonrasında üründe sorunlar çıktığını, defalarca yapılan tamir işlemine rağmen üründeki sorunların giderilemediğini, müvekkilinin maddi olarak zarara uğradığını, davalıya bilgi verilmesine rağmen sorunların giderilemediğini, kum filtrelerinin davalı tarafından «taahhüt» edilen niteliklere sahip olmadığı ve gizli ayıplı olduğu tespit edilerek 05.04.2016 tarihli «ihtarname» ile davalıya «ayıp» ihbarında bulunulduğunu, buna rağmen arızaların giderilmemesi üzerine ürünün yenisi ile değiştirilmesi için «delil tespiti» yaptırıldığını, ürünlerin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek «sözleşmeden dönme hakkı» kullanılarak ürün bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte iadesine, «ayıplı mal» nedeniyle uğranılan şimdilik 1.000,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaNoterliği'nin 25/07/2013 tarihli 6050 yevmiye numaralı «ihtarnamesi» ile «ayıp» ihbarında bulunulduğu, ihtarnamenin davalıya 30/07/2013 tarihinde tebliğ edildiği, davacının «seçimlik haklarından» satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek «sözleşmeden dönme hakkını» kullandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, «fatura» bedeli olan 54.357,65 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu TTP 55 CNC palet çakma makinesinin iade için gerekli «masraflar» davalıya ait olmak üzere davacı tarafından davalıya iadesine karar verilmiştir.
6098 sayılı Kanun'un 227. maddesinde satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde, alıcının kullanabileceği «seçimlik haklardan» biri, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek «sözleşmeden dönme hakkı» olarak belirtilmiştir.
… a uyularak yapılan yargılamanın sonucunda, alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre, sözleşmeye konu makinenin zamanında ve sözleşmeye uygun bir şekilde davacıya «teslim» edilmediği, tamir edilebilecek bir arızasının olmadığı, ancak PLC teknolojik ve yazılım hatası ile davacıya teslim edildiği, satın alınan malın ayıplı olduğu, ayıbın teslim sırasında davacı tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, ayıbın makinenin kullanılması esnasında ortaya çıktığı, ayıbın niteliği itibariyle «gizli ayıp» olduğu, ayıbın teslim sırasında var olduğu, davacı tarafından Tekirdağ 1.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dönme hakkı · eksik araştırma · ayıp · fatura · ihtarname · dosya masrafı · avans faizi · teslim
Benzer bu karardaNoterliği'nin 25/07/2013 tarihli 6050 yevmiye numaralı «ihtarnamesi» ile «ayıp» ihbarında bulunulduğu, ihtarnamenin davalıya 30/07/2013 tarihinde tebliğ edildiği, davacının «seçimlik haklarından» satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek «sözleşmeden dönme hakkını» kullandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, «fatura» bedeli olan 54.357,65 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu TTP 55 CNC palet çakma makinesinin iade için gerekli «masraflar» davalıya ait olmak üzere davacı tarafından davalıya iadesine karar verilmiştir.
… a uyularak yapılan yargılamanın sonucunda, alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre, sözleşmeye konu makinenin zamanında ve sözleşmeye uygun bir şekilde davacıya «teslim» edilmediği, tamir edilebilecek bir arızasının olmadığı, ancak PLC teknolojik ve yazılım hatası ile davacıya teslim edildiği, satın alınan malın ayıplı olduğu, ayıbın teslim sırasında davacı tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, ayıbın makinenin kullanılması esnasında ortaya çıktığı, ayıbın niteliği itibariyle «gizli ayıp» olduğu, ayıbın teslim sırasında var olduğu, davacı tarafından Tekirdağ 1.
Hal böyle olunca, Mahkemece satım konusu makinede, ayıbın var olup olmadığı, varsa «gizli ayıp» olup olmadığı, ayıbın giderilebilmesi içinde maliyetinin ne olacağı hususlarında 6098 sayılı kanunun 227. ve 230. maddesi gözönüne alınarak karar verilmesi gerekirken, «eksik araştırma» ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
6098 sayılı Kanun'un 227. maddesinde satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde, alıcının kullanabileceği «seçimlik haklardan» biri, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek «sözleşmeden dönme hakkı» olarak belirtilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4231 E. 2023/385 K.
Ortak:seçimlik haklar · sözleşmeden dönme · ayıp ihbarı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ayıp ihbarının» süresinde yapıldığı, davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinde yer alan «seçimlik haklardan», «sözleşmeden dönme» ve genel hükümlere göre uğramış olduğu zararlan talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu 4 adet filtrenin davalı tarafa iadesi koşulu ile iade edilecek ürün bedeli olarak 117.814,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ayıplı maldan dolayı zararı olarak hesaplanan tuzlu su bedeli 14.500,00 TL, onarım bedeli 11.800,00 …
… un (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile 6098 sayılı Kanun'un 223 ncü maddesinin ikinci fıkrasında ayıbın niteliğine göre satıcıya «ihbar sürelerinin» belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının «seçimlik haklarının», satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek «sözleşmeden dönme», satılanı alıkoyup «ayıp» oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir «masrafı» gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme olarak belirlendiği, somut olayda, dava konusu kum filtrelerinin davalı tarafından dava dışı üretici şirketten satın alınarak 19.09.2014 tarihli «fatura» ile KDV «dahil» 139.020,00 TL bedelle davacıya satışının yapıldığı, kum filtrelerinin 2015 yılı Ocak ayında davacıya «teslim» edildiği ve montajının yapıldığı, ancak montajdan sonra 2015 yılı Eylül ayından itibaren arızalanarak akvaryuma kum sızdırmaya başladığı, birden fazla olmak üzere onarım yapılmasına rağmen arızaların giderilemediği, yarılmalar nedeniyle su baskınına neden olduğu, davacının mail yazışmalarıyla süresinde ayıpları davalı satıcıya ihbar ettiği, sonrasında da 05.04.2016 tarihli «ihtarname» ile yine ayıp ihbarında bulunduğu, dolayısıyla «ayıp ihbarının» süresinde olduğu, bu hususun davalının da kabulünde olduğu, davacı tarafından yaptırılan «delil tespiti» sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayıbın üretimden kaynaklanan «gizli ayıp» olduğu, kullanımdan kaynaklanmadığının belirlendiği, ayıplı ürünler nedeniyle davacının 14.500,00 TL+KDV tuzlu su «kaybı», 11.800,00 TL+KDV onarım bedeli ve 29.000,00 TL+KDV filtrelerin yerleştirilmesi ve sökülmesi sırasında yıkılarak yeniden yapılması gereken duvara ilişkin bedel olmak üzere toplam 55.300,00 TL KDV hariç zarara uğradığı, davalı satıcının 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi hükmü gereği satılanın ayıplı olması nedeniyle oluşan zararlardan alıcıya karşı sorumlu olduğu, satılandaki ayıbın üretim hatasından kaynaklanmasının davalı satıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, bu nedenle Mahkemece, davacının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanması sonucunda ayıplı malın iadesi ile bedeline ve ayıplı ürünler nedeniyle oluşan zararın davalıdan tazminine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sözleşmeden dönme halinde «birlikte ifa kuralı» gereği, ayıplı malların davalılara fiilen iadesi tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru görülmediği, davanın 1.000,00 TL dava değeri üzerinden kısmi dava olarak açıldığı, 01.11.2018 tarihli «ıslah» dilekçesi ile de satış bedeli ve oluşan zarar kalemleri bakımından dava değerinin ıslah edildiği, davacı tarafça dava öncesinde 05.04.2016 tarihinde ihtarname keşide edilmişse de ihtarnamede ödeme talebi bulunmadığı, dava açılır iken ayıp nedeniyle uğranılan zarar kalemine faiz talep edilmediği, ıslah ile de arttırılan kısım için ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edildiği, dava açılması saklı tutulan haklar yönünden «temerrüt» oluşturmadığından, ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden temerrüdün, «ıslah harcının» yatırıldığı 01.11.2018 tarihinde gerçekleştiği, bu durumda 1.000,00 TL tazminat bakımından faize hükmedilmemesi, ıslahla artırılan 54.300,00 TL yönünden de ıslah tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeninden hüküm tesisine, davanın kabulüne, davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu olan 4 adet filtrenin davalı tarafa iadesi koşulu ile iade edilecek ürün bedeli olarak 117.814,08 TL'nin satım konusu malların fiilen iade edildiği tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ayıplı maldan dolayı zararı olarak hesaplanan 14.500,00 TL tuzlu su bedeli, 11.800,00 TL onarım bed …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.09.2014 tarihli 139.020,00 TL bedelli «fatura» karşılığında davalı şirketten 4 adet kum filtresi satın aldığını, filtrelerin «ihbar olunan» şirket tarafından 2015 yılı Ocak ayında müvekkiline «teslim» edildiğini, sonrasında üründe sorunlar çıktığını, defalarca yapılan tamir işlemine rağmen üründeki sorunların giderilemediğini, müvekkilinin maddi olarak zarara uğradığını, davalıya bilgi verilmesine rağmen sorunların giderilemediğini, kum filtrelerinin davalı tarafından «taahhüt» edilen niteliklere sahip olmadığı ve gizli ayıplı olduğu tespit edilerek 05.04.2016 tarihli «ihtarname» ile davalıya «ayıp» ihbarında bulunulduğunu, buna rağmen arızaların giderilmemesi üzerine ürünün yenisi ile değiştirilmesi için «delil tespiti» yaptırıldığını, ürünlerin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek «sözleşmeden dönme hakkı» kullanılarak ürün bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte iadesine, «ayıplı mal» nedeniyle uğranılan şimdilik 1.000,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… tamamen ortadan kaldırır mahiyette bulunduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında davacı alıcının «sözleşmeden dönme hakkını» kullanarak satım «bedelinin iadesi» talebinde bulunabileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile satıma konu makinenin davacı tarafından davalıya iadesi sureti ile satım bedelinin davalıdan tahsiline ka …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle Mahkemenin «yetkisiz» olduğunu, davacının taraf sıfatının bulunmadığını, davanın «zamanaşımı» süresi içinde açılmadığını, «taleple bağlılık» ilkesinin ihlal edildiğini, süresinde «ayıp» ihbarında bulunulmadığını, davacının «seçimlik haklarından» birini kullanmadığını, dava konusu makinenin çalışır vaziyette müvekkili tarafından «teslim» edildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında makinenin ayıplı olduğuna yönelik net bir sonuca varılamadığını, makine çalıştırılmaksızın varsayımlar ü …
Uyuşmazlık davacının taraf sıfatının bulunup bulunmadığı, malın ayıplı olup olmadığı, «ayıp ihbarının» süresinde yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dönme hakkı · amortisman · zilyetlik · taleple bağlılık · ayıp · bedel iadesi · ticari satım · kira sözleşmesi
Benzer bu kararda… tamamen ortadan kaldırır mahiyette bulunduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında davacı alıcının «sözleşmeden dönme hakkını» kullanarak satım «bedelinin iadesi» talebinde bulunabileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile satıma konu makinenin davacı tarafından davalıya iadesi sureti ile satım bedelinin davalıdan tahsiline ka …
… enin kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları tamamen ortadan kaldırır mahiyette olduğu, dava konusu makinenin davacı ile aralarında «kira sözleşmesi» bulunan dava dışı şirketin «zilyetliğinde» bulunduğu, davalı yanın faize yönelik bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle Mahkemenin «yetkisiz» olduğunu, davacının taraf sıfatının bulunmadığını, davanın «zamanaşımı» süresi içinde açılmadığını, «taleple bağlılık» ilkesinin ihlal edildiğini, süresinde «ayıp» ihbarında bulunulmadığını, davacının «seçimlik haklarından» birini kullanmadığını, dava konusu makinenin çalışır vaziyette müvekkili tarafından «teslim» edildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında makinenin ayıplı olduğuna yönelik net bir sonuca varılamadığını, makine çalıştırılmaksızın varsayımlar ü …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ticari satıma» konu ayıplı malın «bedelinin iadesi» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2892 E. , 2023/6671 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1782 Esas, 2022/157 Karar
HÜKÜM
Yeniden hüküm tesis ile davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/1300 E., 2019/146 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.09.2014 tarihli 139.020,00 TL bedelli fatura karşılığında davalı şirketten 4 adet kum filtresi satın aldığını, filtrelerin ihbar olunan şirket tarafından 2015 yılı Ocak ayında müvekkiline teslim edildiğini, sonrasında üründe sorunlar çıktığını, defalarca yapılan tamir işlemine rağmen üründeki sorunların giderilemediğini, müvekkilinin maddi olarak zarara uğradığını, davalıya bilgi verilmesine rağmen sorunların giderilemediğini, kum filtrelerinin davalı tarafından taahhüt edilen niteliklere sahip olmadığı ve gizli ayıplı olduğu tespit edilerek 05.04.2016 tarihli ihtarname ile davalıya ayıp ihbarında bulunulduğunu, buna rağmen arızaların giderilmemesi üzerine ürünün yenisi ile değiştirilmesi için delil tespiti yaptırıldığını, ürünlerin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek sözleşmeden dönme hakkı kullanılarak ürün bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iadesine, ayıplı mal nedeniyle uğranılan şimdilik 1.000,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 31.10.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava değerini 173.114,08 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ayıp ihbarının süresinde olmadığını, müvekkilinin üretici olmadığını, davacının istediği kum filtrelerinin dava dışı üretici ihbar olunan şirketten alındığını, müvekkilinin ihbar olunan şirketten satın aldığı kum filtrelerini davacıya sattığını, kum filtrelerinin üretici firma tarafından davacının işletmesine getirilerek devreye alındığını, davacının ürünlerin sorunlu olduğunu bildirmesi üzerine, davacının üretici firmaya yönlendirildiğini, üretici firmanın teknik servis göndermesine rağmen sorunların kısa bir süre sonra tekrarlandığını, sonrasında 2 defa daha tekrar servis gönderilmesine rağmen sorunların tekrarladığını, bunun üzerine üretici firmaya 16.03.2016 tarihinde, satılan malın ayıplı olduğu kabul edilerek tamir edilmesi hususunda ihtarname keşide edildiğini, ancak üretici firmanın ayıbı gidermediğini, oluşan zarardan üretici firmanın sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinde yer alan seçimlik haklardan, sözleşmeden dönme ve genel hükümlere göre uğramış olduğu zararlan talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu 4 adet filtrenin davalı tarafa iadesi koşulu ile iade edilecek ürün bedeli olarak 117.814,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ayıplı maldan dolayı zararı olarak hesaplanan tuzlu su bedeli 14.500,00 TL, onarım bedeli 11.800,00 TL ve ayıplı ürünlerin çıkarılıp yeni ürünleri yerleştirilmesi sebebiyle hesaplanan 29.000,00 TL olmak üzere toplam 55.300,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin yalnızca dava konusu kum filtrelerinin kağıt üzerinde satışını yaptığını, filtrelerin üretiminin dava dışı şirket tarafından yapılarak doğrudan davacı adresine teslim edildiğini, filtrelerin akvaryuma taşınması ve montajının ise bizzat davacı tarafından yapılarak montaj işlemlerinin hepsinin, dava dışı ihbar olunan şirket tarafından onaylandığını, müvekkilinin, filtrelerin üretim sürecine, nakliyesine ve montajına dahil olmadığını, filtrelerdeki gizli ayıplara sebep olamayacağını, üretici firmanın kontrol yapmasına rağmen tespit edemediği bir ayıptan, malın yalnızca satışını sağlayan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davanın kısmi açıldığını, dava konusu alacağa ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren avans faizi işletilmesi gerektiğini, belirsiz alacak davası olarak kabul edilemeyeceğini, zira davacının davayı açmadan önce zararını tespit ettirerek dava dilekçesinde zararını kalem kalem yazdığını, zarara üretici firmanın neden olduğu kanıtlanmasına rağmen hangi gerekçeyle zararın müvekkiline yüklendiğinin gerekçede açıklanmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile 6098 sayılı Kanun'un 223 ncü maddesinin ikinci fıkrasında ayıbın niteliğine göre satıcıya ihbar sürelerinin belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik haklarının, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme olarak belirlendiği, somut olayda, dava konusu kum filtrelerinin davalı tarafından dava dışı üretici şirketten satın alınarak 19.09.2014 tarihli fatura ile KDV dahil 139.020,00 TL bedelle davacıya satışının yapıldığı, kum filtrelerinin 2015 yılı Ocak ayında davacıya teslim edildiği ve montajının yapıldığı, ancak montajdan sonra 2015 yılı Eylül ayından itibaren arızalanarak akvaryuma kum sızdırmaya başladığı, birden fazla olmak üzere onarım yapılmasına rağmen arızaların giderilemediği, yarılmalar nedeniyle su baskınına neden olduğu, davacının mail yazışmalarıyla süresinde ayıpları davalı satıcıya ihbar ettiği, sonrasında da 05.04.2016 tarihli ihtarname ile yine ayıp ihbarında bulunduğu, dolayısıyla ayıp ihbarının süresinde olduğu, bu hususun davalının da kabulünde olduğu, davacı tarafından yaptırılan delil tespiti sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayıbın üretimden kaynaklanan gizli ayıp olduğu, kullanımdan kaynaklanmadığının belirlendiği, ayıplı ürünler nedeniyle davacının 14.500,00 TL+KDV tuzlu su kaybı, 11.800,00 TL+KDV onarım bedeli ve 29.000,00 TL+KDV filtrelerin yerleştirilmesi ve sökülmesi sırasında yıkılarak yeniden yapılması gereken duvara ilişkin bedel olmak üzere toplam 55.300,00 TL KDV hariç zarara uğradığı, davalı satıcının 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi hükmü gereği satılanın ayıplı olması nedeniyle oluşan zararlardan alıcıya karşı sorumlu olduğu, satılandaki ayıbın üretim hatasından kaynaklanmasının davalı satıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, bu nedenle Mahkemece, davacının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanması sonucunda ayıplı malın iadesi ile bedeline ve ayıplı ürünler nedeniyle oluşan zararın davalıdan tazminine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sözleşmeden dönme halinde birlikte ifa kuralı gereği, ayıplı malların davalılara fiilen iadesi tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru görülmediği, davanın 1.000,00 TL dava değeri üzerinden kısmi dava olarak açıldığı, 01.11.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile de satış bedeli ve oluşan zarar kalemleri bakımından dava değerinin ıslah edildiği, davacı tarafça dava öncesinde 05.04.2016 tarihinde ihtarname keşide edilmişse de ihtarnamede ödeme talebi bulunmadığı, dava açılır iken ayıp nedeniyle uğranılan zarar kalemine faiz talep edilmediği, ıslah ile de arttırılan kısım için ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edildiği, dava açılması saklı tutulan haklar yönünden temerrüt oluşturmadığından, ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden temerrüdün, ıslah harcının yatırıldığı 01.11.2018 tarihinde gerçekleştiği, bu durumda 1.000,00 TL tazminat bakımından faize hükmedilmemesi, ıslahla artırılan 54.300,00 TL yönünden de ıslah tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeninden hüküm tesisine, davanın kabulüne, davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu olan 4 adet filtrenin davalı tarafa iadesi koşulu ile iade edilecek ürün bedeli olarak 117.814,08 TL'nin satım konusu malların fiilen iade edildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ayıplı maldan dolayı zararı olarak hesaplanan 14.500,00 TL tuzlu su bedeli, 11.800,00 TL onarım bedeli ve 29.000,00 TL filtrelerin yerleştirilmesi ve sökülmesi sırasında yıkılarak yeniden yapılması gereken duvar bedeli olmak üzere toplam 55.300,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen tazminatın ıslah ile artırılan 54.300,00 TL kısmına ıslah tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kağıt üzerinde satış yapan müvekkilinin üretici firmadan kaynaklanan gizli ayıptan sorumlu tutulamayacağını, davada öncelikle zararın kaynağı tespit edilerek husumetin buna göre belirlenmesi gerektiğini, davanın davacıya satılan malların garantisini veren dava dışı şirkete yöneltilmesi gerektiğini, zararın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığı kanıtlandığı halde hangi gerekçe ile kusurun müvekkiline yüklendiğinin açıklanmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava taraflar arasındaki satış sözleşmesi sonrası davacıya teslim edilen ürünün ayıplı olduğundan bahisle oluşan zararın tazmini ve sözleşmeden dönerek ürün bedelinin iadesi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi.
3. 6098 sayılı Kanun'un 219, 223 ve 227 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981600800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz