İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4003 E. 2022/7845 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 227↗ ayıplı ifa↗ misli ile değiştirme↗ sözleşmeden dönme↗ ayıp↗ ticari defter ve kayıtlar↗ satım sözleşmesi↗ icra takibine itiraz↗ ifa↗ tbk 99↗ ihbar↗ ticari defter↗ fatura↗ ihtarname↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre, davacının davalıdan 118.000,00 TL alacaklı, davalının davacıdan 38.000,00 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafça davalıya satılan kalıplardan üç tanesinin ayıplı olduğu, kalıpların bir adedindeki ayıbın varlığının dahi diğer tüm kalıpları etkileyecek mahiyette bulunduğu, davalı tarafça davacıya elektronik posta yoluyla 04.06.2015 tarihinde süresi içinde ayıp ihbarında bulunulduğu, sözleşmeye ve fatura içeriğine konu tüm kalıpların gizli ayıplı olması nedeniyle davaya konu icra takibine dayanak fatura içeriği kalıpların ayıpları giderilmediği veya ayıplı kalıpların misli ile değiştirilmediği sürece dava konusu icra takip dayanağı faturadan dolayı davacının davalıdan alacağının olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacıdan satın alınan ürünlerin ayıplı olduğunu davalının ispatlaması gerektiği, satıma konu kalıplarda ayıp bulunduğu, ayıbın gizli olduğu, ihbarının süresinde yapıldığı ve ürünlerdeki ayıbın giderilmediği veya yenisi ile değiştirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı şirket, davalıya sattığı 10 adet kalıp bedeli için icra takibine girişmiş, davalı şirket ise takip tarihinden önce davacıya gönderdiği 19.06.2015 tarihli ihtarnamesi ile ürünlerdeki ayıplar giderilmediği takdirde sözleşmeyi feshedeceğini bildirmiştir. Ayıplı ifa nedeniyle sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanan ve bu sebeple ürün bedellerinden sorumlu olmadığı anlaşılan davalının, 6098 sayılı TBK’nın 227. maddesinin 1. fıkrasına göre ayıplı ürünleri davacıya iade etmesi gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, davalıya ayıplı şekilde teslim edildiği anlaşılan ürünlerin sözleşmenin feshedildiği dikkate alınarak davacıya iadesi hakkında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesince de bu konuda karar verilmemesi de isabetli olmamış olup, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · ihbar · ticari defter · fatura · teslim · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; tarafların «ticari defter» ve kayıtlarına göre, davacının davalıdan 118.000,00 TL alacaklı, davalının davacıdan 38.000,00 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafça davalıya satılan kalıplardan üç tanesinin ayıplı olduğu, kalıpların bir adedindeki ayıbın varlığının dahi diğer tüm kalıpları etkileyecek mahiyette bulunduğu, davalı tarafça davacıya elektronik posta yoluyla 04.06.2015 tarihinde süresi içinde «ayıp» ihbarında bulunulduğu, sözleşmeye ve «fatura» içeriğine konu tüm kalıpların gizli ayıplı olması nedeniyle davaya konu icra takibine dayanak fatura içeriği kalıpların ayıpları giderilmediği veya ayıplı kalıplar …
Bölge Adliye Mahkemesince; davacıdan satın alınan ürünlerin ayıplı olduğunu davalının ispatlaması gerektiği, satıma konu kalıplarda «ayıp» bulunduğu, ayıbın gizli olduğu, «ihbarının» süresinde yapıldığı ve ürünlerdeki ayıbın giderilmediği veya yenisi ile değiştirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket, davalıya sattığı 10 adet kalıp bedeli için icra takibine girişmiş, davalı şirket ise takip tarihinden önce davacıya gönderdiği 19.06.2015 tarihli «ihtarnamesi» ile ürünlerdeki «ayıplar» giderilmediği takdirde sözleşmeyi feshedeceğini bildirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · çek · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4003 E. , 2022/7845 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.02.2018 tarih ve 2015/1248 E. - 2018/123 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 13.11.2020 tarih ve 2019/1376 E. - 2020/1241 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacı ile davalı arasında satıma dayalı ticari ilişkinin olduğunu ve davacı tarafından düzenlenen faturalara göre davalı tarafça toplamda 80.000,00 TL borcun ödenmediğini, borçlu aleyhine Bursa 18. İcra Dairesi'nin 2015/6807 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, yetki itirazı üzerine İzmir 15. İcra Dairesi'nin 2015/9445 sayılı dosyası takibin yürütüldüğünü ancak davalının itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında 15.01.2014 tarihinde yedi adet kalıp satımı ve yedi adet kalıp için 95.000,00 TL ödenmesi için sözleşme imzaladıklarını, tarafların ilave sözleşme ile kalıp sayısını 10 adete çıkardıklarını ve ilave 11.500,00 TL ücret konusunda anlaştıklarını, davalının davacıya 38.000,00 TL tutarında çek verdiğini, bu çekin davacı tarafından tahsil edildiğini, sözleşmede belirtilen kalıpların son teslim tarihinden 283 gün sonra teslim edildiğini, teslim edilen kalıplardan üç adedinin ayıplı çıktığını, bu hususun e-posta ile ihbar edildiğini, davacı tarafından ayıpların giderilmeye çalışıldığını ancak uygun hale getirilemediğini, davacının KDV dahil 118.000,00 TL bedelli faturayı keserek davalıya gönderdiğini, faturayı ihtarname ile iade ettiklerini, yapılan tespit ile kalıp imalinde kullanılan malzemedeki üretim hatası bulunduğunu, davacının bu ayıpları gidermediğini, ayrıca imzalanan sözleşme ile teslim gecikmesinden kaynaklanan cezai şart borcunun 84.900,00 TL olduğunu ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre, davacının davalıdan 118.000,00 TL alacaklı, davalının davacıdan 38.000,00 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafça davalıya satılan kalıplardan üç tanesinin ayıplı olduğu, kalıpların bir adedindeki ayıbın varlığının dahi diğer tüm kalıpları etkileyecek mahiyette bulunduğu, davalı tarafça davacıya elektronik posta yoluyla 04.06.2015 tarihinde süresi içinde ayıp ihbarında bulunulduğu, sözleşmeye ve fatura içeriğine konu tüm kalıpların gizli ayıplı olması nedeniyle davaya konu icra takibine dayanak fatura içeriği kalıpların ayıpları giderilmediği veya ayıplı kalıpların misli ile değiştirilmediği sürece dava konusu icra takip dayanağı faturadan dolayı davacının davalıdan alacağının olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacıdan satın alınan ürünlerin ayıplı olduğunu davalının ispatlaması gerektiği, satıma konu kalıplarda ayıp bulunduğu, ayıbın gizli olduğu, ihbarının süresinde yapıldığı ve ürünlerdeki ayıbın giderilmediği veya yenisi ile değiştirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı şirket, davalıya sattığı 10 adet kalıp bedeli için icra takibine girişmiş, davalı şirket ise takip tarihinden önce davacıya gönderdiği 19.06.2015 tarihli ihtarnamesi ile ürünlerdeki ayıplar giderilmediği takdirde sözleşmeyi feshedeceğini bildirmiştir. Ayıplı ifa nedeniyle sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanan ve bu sebeple ürün bedellerinden sorumlu olmadığı anlaşılan davalının, 6098 sayılı TBK’nın 227. maddesinin 1. fıkrasına göre ayıplı ürünleri davacıya iade etmesi gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, davalıya ayıplı şekilde teslim edildiği anlaşılan ürünlerin sözleşmenin feshedildiği dikkate alınarak davacıya iadesi hakkında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesince de bu konuda karar verilmemesi de isabetli olmamış olup, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz istemlerinin REDDİNE, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/866150200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz