Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8803 E. 2022/9520 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üretici sorumluluğu↗ garanti süresi↗ ayıplı mal↗ ayıp ihbarı↗ ayıp↗ aktif dava ehliyeti↗ garantörlük↗ taraf ehliyeti↗ ihbar↗ dosya masrafı↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davanın, davacı tarafından inşa edilerek dava dışı şahsa satılan taşınmazın su tesisatında oluşan sızıntı sonucu meydana gelen hasarın onarımı için gereken tutarın davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğu, celp edilen tapu kayıtlarına göre, dava konusu taşınmazın 25/01/2010 tarihinde dava dışı ...'a satıldığı, icra takibine dayanak tespit raporunun tanzim edildiği tarih, takip tarihi ve dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, davacı tarafından taşınmazdaki hasarların tamir edildiği iddia edilerek, taşınmazın eski halinde getirilebilmesi için tespit raporunda belirlenen tutarın talep edildiği, taşınmazın davacı tarafından eski halinde getirildiğine ya da onarıldığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, davacı tarafından bozma ilamından önce dinlenen tanıkların beyanlarına atıf yapılarak ayıp ihbarı yapıldığının iddia edildiği, ancak usulüne uygun ayıp ihbarı yapıldığına dair bir belge sunulmadığı, icra takibinde ayıbın giderilmesi için yapılan masrafın tahsili yönünde bir talebin de olmadığı, icra takibini başlatan davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu ancak davacı tarafın icra takibi ve icra takibine dayanak tespit raporuna dayanarak davalılardan alacak talep edebilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava ayıplı mal üretiminden kaynaklanan zararın üreticiden tahsili istemine ilişkindir. Yargıtay (Kapatılan) 19. H.D.’nin 18/09/2017 tarihli kararı ile davacının aktif dava ehliyeti olup olmadığı, garanti süresi, ayıbın niteliği, süresinde ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığı hususları değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, mahkemece bu bozmaya uyulmasına karar verilmiş olmasına rağmen davacının tamiratları yaptığı belirtilerek aktif dava ehliyetinin kabulü dışında bozma kararında belirtilen diğer hususlar doğrultusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu davada üreticinin sorumluluğu vermiş olduğu garantiden doğacağından, özellikle garanti süresi belirlenerek, davalının sorumlu olup olmadığı hususu değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bozmanın gerekleri yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · ihbar
İncelediğiniz kararda… bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davanın, davacı tarafından inşa edilerek dava dışı şahsa satılan taşınmazın su tesisatında oluşan sızıntı sonucu meydana gelen «hasarın» onarımı için gereken tutarın davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğu, celp edilen tapu kayıtlarına göre, dava konusu taşınmazın 25/01/2010 tarihinde dava dışı ...'a satıldığı, icra takibine dayanak tespit raporunun tanzim edildiği tarih, takip tarihi ve dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, davacı tarafından taşınmazdaki hasarların tamir edildiği iddia edilerek, taşınmazın eski halinde getirilebilmesi için tespit raporunda belirlenen tutarın talep edildiği, taşınmazın davacı tarafından eski halinde getirildiğine ya da onarıldığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, davacı tarafından bozma ilamından önce dinlenen tanıkların beyanlarına atıf yapılarak «ayıp ihbarı» yapıldığının iddia edildiği, ancak usulüne uygun ayıp ihbarı yapıldığına dair bir belge sunulmadığı, icra takibinde ayıbın giderilmesi için yapılan «masrafın» tahsili yönünde bir talebin de olmadığı, icra takibini başlatan davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunduğu ancak davacı tarafın icra takibi ve icra takibine dayanak tespit raporuna dayanarak davalılardan alacak talep edebilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle …
H.D.’nin 18/09/2017 tarihli kararı ile davacının aktif dava «ehliyeti» olup olmadığı, «garanti süresi», ayıbın niteliği, süresinde «ayıp ihbarı» yapılıp yapılmadığı hususları değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, mahkemece bu bozmaya uyulmasına karar verilmiş …
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ticari defter · fatura · çek · teslim · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8803 E. , 2022/9520 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.05.2021 tarih ve 2017/1311 E. - 2021/673 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından yapımı gerçekleştirilen dairede, davalıların üretim ve tedarik ettiği temiz su tesisatında kullanılan malzemenin kusurlu üretimi neticesinde su sızıntısı yapması sonucu dairenin hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, durumun mahkemece tespit ettirildiğini, tespit dosyasına sunulan bilirkişi raporunda, su sızıntısının kusurlu malzemeden kaynaklandığı ve zararın giderilmesi için 18.000,00 TL masraf gerektiğinin bildirildiğini, bildirilen bu miktarın davalılarca ödenmemesi üzerine haklarında Üsküdar 1. İcra Müdürlüğü’nün 2012/11505 sayılı icra takip dosyasıyla ilamsız icra takibi yapıldığını, takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, davalıların itirazlarının haksız ve dayanaksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, davalıların haksız yaptıkları itiraz nedeniyle takip miktarı üzerinden %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Novaplast Plastik San. ve Tic. A.Ş. vekili, müvekkilinin üretmiş olduğu ürünün kusurlu olmadığını, davacının montaj işlemlerindeki hatalı uygulamalarının zarara sebebiyet verdiğini savunarak davanın reddini ve davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Teti Tesisat ve Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, müvekkili şirketin diğer davalı şirketin bayisi olduğunu, kendilerine iletilen şikayetin üretici firmaya bildirildiğini, yapılan tespite ve tespit dosyasından alınan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, savunarak yalnızca satış sürecinden sorumlu olan müvekkili hakkında davanın husumet nedeniyle, aksi halde esastan reddini ve lehlerine %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davanın, davacı tarafından inşa edilerek dava dışı şahsa satılan taşınmazın su tesisatında oluşan sızıntı sonucu meydana gelen hasarın onarımı için gereken tutarın davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğu, celp edilen tapu kayıtlarına göre, dava konusu taşınmazın 25/01/2010 tarihinde dava dışı ...'a satıldığı, icra takibine dayanak tespit raporunun tanzim edildiği tarih, takip tarihi ve dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, davacı tarafından taşınmazdaki hasarların tamir edildiği iddia edilerek, taşınmazın eski halinde getirilebilmesi için tespit raporunda belirlenen tutarın talep edildiği, taşınmazın davacı tarafından eski halinde getirildiğine ya da onarıldığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, davacı tarafından bozma ilamından önce dinlenen tanıkların beyanlarına atıf yapılarak ayıp ihbarı yapıldığının iddia edildiği, ancak usulüne uygun ayıp ihbarı yapıldığına dair bir belge sunulmadığı, icra takibinde ayıbın giderilmesi için yapılan masrafın tahsili yönünde bir talebin de olmadığı, icra takibini başlatan davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu ancak davacı tarafın icra takibi ve icra takibine dayanak tespit raporuna dayanarak davalılardan alacak talep edebilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava ayıplı mal üretiminden kaynaklanan zararın üreticiden tahsili istemine ilişkindir. Yargıtay (Kapatılan) 19. H.D.’nin 18/09/2017 tarihli kararı ile davacının aktif dava ehliyeti olup olmadığı, garanti süresi, ayıbın niteliği, süresinde ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığı hususları değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, mahkemece bu bozmaya uyulmasına karar verilmiş olmasına rağmen davacının tamiratları yaptığı belirtilerek aktif dava ehliyetinin kabulü dışında bozma kararında belirtilen diğer hususlar doğrultusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu davada üreticinin sorumluluğu vermiş olduğu garantiden doğacağından, özellikle garanti süresi belirlenerek, davalının sorumlu olup olmadığı hususu değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bozmanın gerekleri yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/871542600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz