Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5084 E. 2023/5991 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf sebebi↗ resen terkin↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ re'sen terkin↗ yasal hasım↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ vekâlet ücreti↗ sicilden terkin↗ yargılama giderleri↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ tüzel kişilik↗ ihtar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ terkin↗ harç↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/383 E., 2021/986 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Kurum zararının tahsili amacıyla açılan davada davalı Elif Gıda ve Yapı Malzemeleri San. Tic. ve Nakliyat Ltd. Şti.'nin resen terkin edilmiş olduğunun anlaşıldığını, müvekkili Kurumun zararı şirketin terkin tarihinden önce doğmuş olduğu gibi halihazırda kesinleşen mahkeme kararı uyarınca şirketin de borcu bulunduğundan, Kurum zararının hüküm altına alınan kısmının tahsil edilmesi amacıyla sicilden terkin olunan tüzel kişiliğin yeniden ihyası gerekmekte olduğunu belirterek söz konusu şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı müdürlüğün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, maddede gösterilen usulde şirketin resen terkin edildiğini, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirildiğini, müvekkilinin dava açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadıklarını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine göre sicilden terkin edilmiş olduğu, davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenilen şirket yetkilileri adına tebligat çıkartılmadığı, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2020/1896 E., 2020/4397 K. sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yollanması gerekmesine rağmen şirket temsilcilerine tebligat çıkarılmamış olduğu ve terkine ilişkin ihtarın yalnız ilan yoluyla yapıldığı ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan davanın varlığına rağmen şirketin, 13.08.2014 tarihinde re'sen terkin edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası (a) bendi uyarınca sicil kayıtlarına göre şirketi temsile yetkili kişilere ayrıca tebligat yapılmadığı anlaşılmakla, terkin işlemini 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine uygun olarak yapmayan davalı kurumun yargılama giderlerinden sorumlu olacağı gerekçesiyle şirketin ihyasına, tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müdürlüklerince yapılan terkin işleminin usulüne uygun olduğunu, müdürlüklerinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, müvekkili Müdürlüğün re'sen terkin kapsamında yer alan şirketlerden hangisinin derdest davası veya icra takibi bulunduğunu saptayacak sistemle entegrasyonu bulunmaması, bu hususu tespit etmenin hukuken ve fiilen mümkün olmaması karşısında ve son olarak içtihatların da gözetilerek müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve nesafet kurallarına aykırılık teşkil edeceğini, yargılama giderinin davanın açılmasında yasal hasım olmaları nedeniyle davalı üzerinde bırakılamayacağını, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkemece ve Dairece davalı Sicil Müdürlüğü tarafından, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında yapılan terkin işleminin aynı maddede düzenlenen usule uygun olmadığı tespit olunduğundan ve davacı talebi bulunduğundan, usulsüz işlem nedeniyle dava açılmasına sebebiyet veren davalının yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin yargılama giderleri ile vekalet ücretine yönelik istinaf sebebinin yerinde görülmediği, ilk derece mahkemesince şirketin ihyası yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle ve tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4456 E. 2023/5777 K.
Ortak:yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · ihya · tasfiye memuru · ihtar · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirket yetkilileri adına «tebligat» çıkartılmadığı, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2020/1896 E., 2020/4397 K. sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere «ihtar» yollanması gerekmesine rağmen şirket temsilcilerine tebligat çıkarılmamış olduğu ve «terkine» ilişkin ihtarın yalnız «ilan» yoluyla yapıldığı ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan davanın varlığına rağmen şirketin, 13.08.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası (a) bendi uyarınca sicil kayıtlarına göre şirketi temsile yetkili kişilere ayrıca tebligat yapılmadığı anlaşılmakla, terkin işlemini 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine uygun olarak yapmayan davalı kurumun «yargılama giderlerinden sorumlu» olacağı gerekçesiyle şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» gerek olmadığına karar verilmiştir.
… yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkemece ve Dairece davalı Sicil Müdürlüğü tarafından, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında yapılan «terkin» işleminin aynı maddede düzenlenen usule uygun olmadığı tespit olunduğundan ve davacı talebi bulunduğundan, usulsüz işlem nedeniyle dava açılmasına sebebiyet veren davalının «yargılama giderleri» ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin yargılama giderleri ile «vekalet ücretine» yönelik «istinaf sebebinin» yerinde görülmediği, ilk derece mahkemesince «şirketin ihyası» yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… alı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğünün, dava konusu işleminin hukuka uygun olduğunu, davacının yargılamanın hiç bir aşamasında «terkin» işleminin usule aykırı yapıldığını ileri sürmediği, «ihyası» istenilen şirkete gönderilen «tebligatın» tebliğ yapılamadan iade edildiğini, bu durumda yapılan «ilanın» 7102 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun yapılmış tebligat yerine geçeceğini, müvekkili aleyhine «yargı gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin re’«sen terkin» ettiği şirketleri, herhangi bir mahkeme kararı bulunmadan «yeniden tescil» etmesi mümkün olmadığını, davacı tarafça ileri sürülmeyen bir hususta inceleme yapılarak, verdikleri dilekçe incelenmeden karar verilmesi nedeniyle müvekkili sicilin «hukuki dinlenilme hakkının» ihlal edilmediğini, eldeki davanın terkinden beş yıl süre geçtikten sonra açıldığını, müvekkilinin re’sen terkin ettiği şirketlerin yeniden sicil «kaydının» açma konusunda herhangi bir «tasarruf yetkisi» bulunmadığını, kanun koyucu tarafından Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanan ilanın tebligat yerine geçeceği düzenlemesi göz önünde bulundurulmamakla «eksik inceleme» yapıldığını, ihya davasının açılmasına davalının sebep olduğu ispatlanamadığından kanuni hasım olması nedeniyle davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;İhyası talep edilen şirketin kanunda öngörülen sürede «sermaye artırımını» gerçekleştirmeyerek «münfesih» hale geldiği, asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere «ihya» kararı verilebileceği, ihya kararı ile birlikte «tasfiye memuru atanması» gerektiğinden «şirketin ihyası» ile birlikte tasfiye memuru atanmasına ve usulüne uygun «terkin» işlemi yapmadığı belirlenen davalı aleyhine «yargı gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
… sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere «ihtar» yollanması gerekmesine rağmen şirket temsilcilerine «tebligat» çıkarılmamış olduğu ve «terkine» ilişkin ihtarın yalnız «ilan» yoluyla yapıldığı tespit edildiği, «ihyası» talep edilen şirket aleyhine açılan davanın varlığına rağmen terkin işlemini 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine uygun yapılmadığından davalı sicil müdürlüğü aleyhine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Gemlik 1.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı gideri · tasarruf yetkisi · hukuki dinlenilme hakkı · münfesihlik · i̇i̇k 266 · yeniden tescil · sermaye artırımı · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… alı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğünün, dava konusu işleminin hukuka uygun olduğunu, davacının yargılamanın hiç bir aşamasında «terkin» işleminin usule aykırı yapıldığını ileri sürmediği, «ihyası» istenilen şirkete gönderilen «tebligatın» tebliğ yapılamadan iade edildiğini, bu durumda yapılan «ilanın» 7102 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun yapılmış tebligat yerine geçeceğini, müvekkili aleyhine «yargı gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin re’«sen terkin» ettiği şirketleri, herhangi bir mahkeme kararı bulunmadan «yeniden tescil» etmesi mümkün olmadığını, davacı tarafça ileri sürülmeyen bir hususta inceleme yapılarak, verdikleri dilekçe incelenmeden karar verilmesi nedeniyle müvekkili sicilin «hukuki dinlenilme hakkının» ihlal edilmediğini, eldeki davanın terkinden beş yıl süre geçtikten sonra açıldığını, müvekkilinin re’sen terkin ettiği şirketlerin yeniden sicil «kaydının» açma konusunda herhangi bir «tasarruf yetkisi» bulunmadığını, kanun koyucu tarafından Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanan ilanın tebligat yerine geçeceği düzenlemesi göz önünde bulundurulmamakla «eksik inceleme» yapıldığını, ihya davasının açılmasına davalının sebep olduğu ispatlanamadığından kanuni hasım olması nedeniyle davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;İhyası talep edilen şirketin kanunda öngörülen sürede «sermaye artırımını» gerçekleştirmeyerek «münfesih» hale geldiği, asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere «ihya» kararı verilebileceği, ihya kararı ile birlikte «tasfiye memuru atanması» gerektiğinden «şirketin ihyası» ile birlikte tasfiye memuru atanmasına ve usulüne uygun «terkin» işlemi yapmadığı belirlenen davalı aleyhine «yargı gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/«266» E. sayılı dosyası ile sınırlı olarak şirketin ihyasına, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine göre «münfesih» olması sebebiyle «tasfiye memuru» olarak ...'un atanmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3224 E. 2011/15116 K.
Ortak:tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · tasfiye memuru · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirket yetkilileri adına «tebligat» çıkartılmadığı, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2020/1896 E., 2020/4397 K. sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere «ihtar» yollanması gerekmesine rağmen şirket temsilcilerine tebligat çıkarılmamış olduğu ve «terkine» ilişkin ihtarın yalnız «ilan» yoluyla yapıldığı ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan davanın varlığına rağmen şirketin, 13.08.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası (a) bendi uyarınca sicil kayıtlarına göre şirketi temsile yetkili kişilere ayrıca tebligat yapılmadığı anlaşılmakla, terkin işlemini 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine uygun olarak yapmayan davalı kurumun «yargılama giderlerinden sorumlu» olacağı gerekçesiyle şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» gerek olmadığına karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle ve «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… nde; davalı müdürlüğün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, maddede gösterilen usulde şirketin «resen terkin» edildiğini, «tebligat» ve «ilan» prosedürlerinin yerine getirildiğini, müvekkilinin dava açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu olmadıklarını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalının davayı kabulü nedeniyle şirketin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen yasal olmayan gerekçe ile davacının «yargılama giderleriyle» vekalet ücretinden sorumlu tutulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirketin feshi · şirketin feshi · fesih · limited şirket
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin feshi» istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalının davayı kabulü nedeniyle şirketin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5084 E. , 2023/5991 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/383 E., 2021/986 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Kurum zararının tahsili amacıyla açılan davada davalı Elif Gıda ve Yapı Malzemeleri San. Tic. ve Nakliyat Ltd. Şti.'nin resen terkin edilmiş olduğunun anlaşıldığını, müvekkili Kurumun zararı şirketin terkin tarihinden önce doğmuş olduğu gibi halihazırda kesinleşen mahkeme kararı uyarınca şirketin de borcu bulunduğundan, Kurum zararının hüküm altına alınan kısmının tahsil edilmesi amacıyla sicilden terkin olunan tüzel kişiliğin yeniden ihyası gerekmekte olduğunu belirterek söz konusu şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı müdürlüğün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, maddede gösterilen usulde şirketin resen terkin edildiğini, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirildiğini, müvekkilinin dava açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadıklarını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine göre sicilden terkin edilmiş olduğu, davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenilen şirket yetkilileri adına tebligat çıkartılmadığı, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2020/1896 E., 2020/4397 K. sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yollanması gerekmesine rağmen şirket temsilcilerine tebligat çıkarılmamış olduğu ve terkine ilişkin ihtarın yalnız ilan yoluyla yapıldığı ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan davanın varlığına rağmen şirketin, 13.08.2014 tarihinde re'sen terkin edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası (a) bendi uyarınca sicil kayıtlarına göre şirketi temsile yetkili kişilere ayrıca tebligat yapılmadığı anlaşılmakla, terkin işlemini 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine uygun olarak yapmayan davalı kurumun yargılama giderlerinden sorumlu olacağı gerekçesiyle şirketin ihyasına, tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müdürlüklerince yapılan terkin işleminin usulüne uygun olduğunu, müdürlüklerinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, müvekkili Müdürlüğün re'sen terkin kapsamında yer alan şirketlerden hangisinin derdest davası veya icra takibi bulunduğunu saptayacak sistemle entegrasyonu bulunmaması, bu hususu tespit etmenin hukuken ve fiilen mümkün olmaması karşısında ve son olarak içtihatların da gözetilerek müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve nesafet kurallarına aykırılık teşkil edeceğini, yargılama giderinin davanın açılmasında yasal hasım olmaları nedeniyle davalı üzerinde bırakılamayacağını, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkemece ve Dairece davalı Sicil Müdürlüğü tarafından, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında yapılan terkin işleminin aynı maddede düzenlenen usule uygun olmadığı tespit olunduğundan ve davacı talebi bulunduğundan, usulsüz işlem nedeniyle dava açılmasına sebebiyet veren davalının yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin yargılama giderleri ile vekalet ücretine yönelik istinaf sebebinin yerinde görülmediği, ilk derece mahkemesince şirketin ihyası yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle ve tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/967566900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz