Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4456 E. 2023/5777 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargı gideri↗ tasarruf yetkisi↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ münfesihlik↗ i̇i̇k 266↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ yeniden tescil↗ re'sen terkin↗ tebligat kanunu m.35↗ sermaye artırımı↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ yargılama giderleri↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ ihtar↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğünce 6012 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 7 nci maddesi kapsamında 31.07.2013'te re'sen terkin edildiğini, davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenilen şirket adına tebligat çıkartılmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1896 E. - 2020/4397 K. sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yollanması gerekmesine rağmen şirket temsilcilerine tebligat çıkarılmamış olduğu ve terkine ilişkin ihtarın yalnız ilan yoluyla yapıldığı tespit edildiği, ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan davanın varlığına rağmen terkin işlemini 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine uygun yapılmadığından davalı sicil müdürlüğü aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Gemlik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/266 E. sayılı dosyası ile sınırlı olarak şirketin ihyasına, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine göre münfesih olması sebebiyle tasfiye memuru olarak ...'un atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğünün, dava konusu işleminin hukuka uygun olduğunu, davacının yargılamanın hiç bir aşamasında terkin işleminin usule aykırı yapıldığını ileri sürmediği, ihyası istenilen şirkete gönderilen tebligatın tebliğ yapılamadan iade edildiğini, bu durumda yapılan ilanın 7102 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun yapılmış tebligat yerine geçeceğini, müvekkili aleyhine yargı gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin re’sen terkin ettiği şirketleri, herhangi bir mahkeme kararı bulunmadan yeniden tescil etmesi mümkün olmadığını, davacı tarafça ileri sürülmeyen bir hususta inceleme yapılarak, verdikleri dilekçe incelenmeden karar verilmesi nedeniyle müvekkili sicilin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmediğini, eldeki davanın terkinden beş yıl süre geçtikten sonra açıldığını, müvekkilinin re’sen terkin ettiği şirketlerin yeniden sicil kaydının açma konusunda herhangi bir tasarruf yetkisi bulunmadığını, kanun koyucu tarafından Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanan ilanın tebligat yerine geçeceği düzenlemesi göz önünde bulundurulmamakla eksik inceleme yapıldığını, ihya davasının açılmasına davalının sebep olduğu ispatlanamadığından kanuni hasım olması nedeniyle davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;İhyası talep edilen şirketin kanunda öngörülen sürede sermaye artırımını gerçekleştirmeyerek münfesih hale geldiği, asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, ihya kararı ile birlikte tasfiye memuru atanması gerektiğinden şirketin ihyası ile birlikte tasfiye memuru atanmasına ve usulüne uygun terkin işlemi yapmadığı belirlenen davalı aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1434 E. 2017/2666 K.
Ortak:münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · şirketin ihyası · yargılama giderleri · ihya · ihtar · tebligat · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… alı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğünün, dava konusu işleminin hukuka uygun olduğunu, davacının yargılamanın hiç bir aşamasında «terkin» işleminin usule aykırı yapıldığını ileri sürmediği, «ihyası» istenilen şirkete gönderilen «tebligatın» tebliğ yapılamadan iade edildiğini, bu durumda yapılan «ilanın» 7102 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun yapılmış tebligat yerine geçeceğini, müvekkili aleyhine «yargı gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin re’«sen terkin» ettiği şirketleri, herhangi bir mahkeme kararı bulunmadan «yeniden tescil» etmesi mümkün olmadığını, davacı tarafça ileri sürülmeyen bir hususta inceleme yapılarak, verdikleri dilekçe incelenmeden karar verilmesi nedeniyle müvekkili sicilin «hukuki dinlenilme hakkının» ihlal edilmediğini, eldeki davanın terkinden beş yıl süre geçtikten sonra açıldığını, müvekkilinin re’sen terkin ettiği şirketlerin yeniden sicil «kaydının» açma konusunda herhangi bir «tasarruf yetkisi» bulunmadığını, kanun koyucu tarafından Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanan ilanın tebligat yerine geçeceği düzenlemesi göz önünde bulundurulmamakla «eksik inceleme» yapıldığını, ihya davasının açılmasına davalının sebep olduğu ispatlanamadığından kanuni hasım olması nedeniyle davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
… sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere «ihtar» yollanması gerekmesine rağmen şirket temsilcilerine «tebligat» çıkarılmamış olduğu ve «terkine» ilişkin ihtarın yalnız «ilan» yoluyla yapıldığı tespit edildiği, «ihyası» talep edilen şirket aleyhine açılan davanın varlığına rağmen terkin işlemini 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine uygun yapılmadığından davalı sicil müdürlüğü aleyhine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Gemlik 1.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;İhyası talep edilen şirketin kanunda öngörülen sürede «sermaye artırımını» gerçekleştirmeyerek «münfesih» hale geldiği, asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere «ihya» kararı verilebileceği, ihya kararı ile birlikte «tasfiye memuru atanması» gerektiğinden «şirketin ihyası» ile birlikte tasfiye memuru atanmasına ve usulüne uygun «terkin» işlemi yapmadığı belirlenen davalı aleyhine «yargı gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin TTK’nın geçici 7. maddesi gereğince 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «terkin» işleminin yasal düzenlemeye uygun gerçekleştirildiği, ihyası istenen şirket aleyhine davacı tarafından ortaklıktan ayrılma talepli dava açıldığı ve yargılamanın devam ettiği, işbu davanın taraf teşkilindeki eksikliğin giderilmesi amacıyla açıldığı, bu nedenle şirketin ihyasının gerektiği, davalı ... «yasal hasım» olduğundan ve bu davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden «yargılama giderlerinden sorumlu» olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile sayılı dava dosyasıyla sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmiştir. ./..
Dosya kapsamından, «ihyası» istenen şirketin, 5174 sayılı Kanunu gereğince «münfesih» sayıldığından bahisle 23/01/2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, şirketin 5174 sayılı gereğince «münfesih» sayıldığı ve TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı Sicil Müdürlüğü'nce «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin yayınlandığı ancak, «ihyası» istenen şirkete ya da şirket «temsilcilerine» «tebligat» yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · yasal hasım · limited şirket · yargılama gideri · ihtarname · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin TTK’nın geçici 7. maddesi gereğince 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «terkin» işleminin yasal düzenlemeye uygun gerçekleştirildiği, ihyası istenen şirket aleyhine davacı tarafından ortaklıktan ayrılma talepli dava açıldığı ve yargılamanın devam ettiği, işbu davanın taraf teşkilindeki eksikliğin giderilmesi amacıyla açıldığı, bu nedenle şirketin ihyasının gerektiği, davalı ... «yasal hasım» olduğundan ve bu davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden «yargılama giderlerinden sorumlu» olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile sayılı dava dosyasıyla sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmiştir. ./..
Aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca 01/07/2015 tarihine kadar «münfesih» olan anonim ve «limited şirketlerin» re'«sen terkin» edileceği düzenlenmiştir.
Anılan maddenin 4. fıkrasının a bendi ile Ticaret Sicil Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir «ihtar» yollanacağı yapılacak ihtarın «ilan» edilmek üzere Türkiye aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, şirketin 5174 sayılı gereğince «münfesih» sayıldığı ve TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı Sicil Müdürlüğü'nce «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin yayınlandığı ancak, «ihyası» istenen şirkete ya da şirket «temsilcilerine» «tebligat» yapılmadığı anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10290 E. 2016/7954 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · şirketin ihyası · ticaret sicili müdürlüğü · ihya · ihtar · tebligat · ticaret sicili
İncelediğiniz kararda… sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere «ihtar» yollanması gerekmesine rağmen şirket temsilcilerine «tebligat» çıkarılmamış olduğu ve «terkine» ilişkin ihtarın yalnız «ilan» yoluyla yapıldığı tespit edildiği, «ihyası» talep edilen şirket aleyhine açılan davanın varlığına rağmen terkin işlemini 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine uygun yapılmadığından davalı sicil müdürlüğü aleyhine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Gemlik 1.
… alı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğünün, dava konusu işleminin hukuka uygun olduğunu, davacının yargılamanın hiç bir aşamasında «terkin» işleminin usule aykırı yapıldığını ileri sürmediği, «ihyası» istenilen şirkete gönderilen «tebligatın» tebliğ yapılamadan iade edildiğini, bu durumda yapılan «ilanın» 7102 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun yapılmış tebligat yerine geçeceğini, müvekkili aleyhine «yargı gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin re’«sen terkin» ettiği şirketleri, herhangi bir mahkeme kararı bulunmadan «yeniden tescil» etmesi mümkün olmadığını, davacı tarafça ileri sürülmeyen bir hususta inceleme yapılarak, verdikleri dilekçe incelenmeden karar verilmesi nedeniyle müvekkili sicilin «hukuki dinlenilme hakkının» ihlal edilmediğini, eldeki davanın terkinden beş yıl süre geçtikten sonra açıldığını, müvekkilinin re’sen terkin ettiği şirketlerin yeniden sicil «kaydının» açma konusunda herhangi bir «tasarruf yetkisi» bulunmadığını, kanun koyucu tarafından Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanan ilanın tebligat yerine geçeceği düzenlemesi göz önünde bulundurulmamakla «eksik inceleme» yapıldığını, ihya davasının açılmasına davalının sebep olduğu ispatlanamadığından kanuni hasım olması nedeniyle davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;İhyası talep edilen şirketin kanunda öngörülen sürede «sermaye artırımını» gerçekleştirmeyerek «münfesih» hale geldiği, asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere «ihya» kararı verilebileceği, ihya kararı ile birlikte «tasfiye memuru atanması» gerektiğinden «şirketin ihyası» ile birlikte tasfiye memuru atanmasına ve usulüne uygun «terkin» işlemi yapmadığı belirlenen davalı aleyhine «yargı gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMüdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, davacı, pay sahibi ve «temsilcisi» olduğu şirketin «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek ihya isteminde bulunmuş; mahkemece, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından ihyası istenen şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılmasına rağmen terkin «sebebi» işlemin süresinde gerçekleştirilmediğinden terkin işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar dava TTK 34. maddesine göre açılmış olsa dahi; TTK 'nın geçici 7. madde hükmü gereğince; «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» olarak değerlendirilmesi gerektiği, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından «son» beş yıl içersinde Genel Kurul toplantılarını yapmamış olmasından dolayı davacının ortağı bulunduğu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılıp, verilen süre içersinde de bir işlem yapılmamış olmasından dolayı «ticaret sicilinden terkin» kararı verildiği, verilen kararın yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, «ilanın», «ihtarın» ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği, 4/c bendine göre «terkin» sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, «münfesih» olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp «ticaret siciline» bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11.bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden resen silineceği düzen …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · usulüne uygun tebligat · resen terkin · ticaret sicilinden terkin · olağanüstü genel kurul · sicilden terkin · limited şirket · ihtarname
Benzer bu kararda… iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar dava TTK 34. maddesine göre açılmış olsa dahi; TTK 'nın geçici 7. madde hükmü gereğince; «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» olarak değerlendirilmesi gerektiği, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından «son» beş yıl içersinde Genel Kurul toplantılarını yapmamış olmasından dolayı davacının ortağı bulunduğu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılıp, verilen süre içersinde de bir işlem yapılmamış olmasından dolayı «ticaret sicilinden terkin» kararı verildiği, verilen kararın yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, davacı, pay sahibi ve «temsilcisi» olduğu şirketin «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek ihya isteminde bulunmuş; mahkemece, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından ihyası istenen şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılmasına rağmen terkin «sebebi» işlemin süresinde gerçekleştirilmediğinden terkin işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde «limited şirketlerin» hangi şartlarda ve usullerle sicilden «resen terkin» edileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; şirketin aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarını yapmadığı ve TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı sicil müdürlüğünce 2 aylık süre içinde «münfesih» olma «sebebinin» ortadan kaldırılması, yani şirket genel kurul toplantısının yapılması için «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin ... yayınlandığı ancak, «ihyası» istenen şirkete ya da şirket «temsilcilerine» «tebligat» yapılmadığı anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4722 E. 2023/5335 K.
Ortak:münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · ihya · tasfiye memuru · ticaret sicili · ek tasfiye · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;İhyası talep edilen şirketin kanunda öngörülen sürede «sermaye artırımını» gerçekleştirmeyerek «münfesih» hale geldiği, asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere «ihya» kararı verilebileceği, ihya kararı ile birlikte «tasfiye memuru atanması» gerektiğinden «şirketin ihyası» ile birlikte tasfiye memuru atanmasına ve usulüne uygun «terkin» işlemi yapmadığı belirlenen davalı aleyhine «yargı gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/«266» E. sayılı dosyası ile sınırlı olarak şirketin ihyasına, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine göre «münfesih» olması sebebiyle «tasfiye memuru» olarak ...'un atanmasına karar verilmiştir.
… alı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğünün, dava konusu işleminin hukuka uygun olduğunu, davacının yargılamanın hiç bir aşamasında «terkin» işleminin usule aykırı yapıldığını ileri sürmediği, «ihyası» istenilen şirkete gönderilen «tebligatın» tebliğ yapılamadan iade edildiğini, bu durumda yapılan «ilanın» 7102 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun yapılmış tebligat yerine geçeceğini, müvekkili aleyhine «yargı gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin re’«sen terkin» ettiği şirketleri, herhangi bir mahkeme kararı bulunmadan «yeniden tescil» etmesi mümkün olmadığını, davacı tarafça ileri sürülmeyen bir hususta inceleme yapılarak, verdikleri dilekçe incelenmeden karar verilmesi nedeniyle müvekkili sicilin «hukuki dinlenilme hakkının» ihlal edilmediğini, eldeki davanın terkinden beş yıl süre geçtikten sonra açıldığını, müvekkilinin re’sen terkin ettiği şirketlerin yeniden sicil «kaydının» açma konusunda herhangi bir «tasarruf yetkisi» bulunmadığını, kanun koyucu tarafından Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanan ilanın tebligat yerine geçeceği düzenlemesi göz önünde bulundurulmamakla «eksik inceleme» yapıldığını, ihya davasının açılmasına davalının sebep olduğu ispatlanamadığından kanuni hasım olması nedeniyle davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurumca, «terkin» sürecinde şirketi «temsil» ve ilzama yetkili olan kişilere «ihtarat» yapılmadığı bu nedenle terkin işleminin hatalı olduğu, davacı yanca, her ne kadar şirketin tam olarak ihyasına karar verilmesi talep edilmiş ise de şirketin, sermayesini asgari tutara yükseltmemesi sebebiyle «münfesih» kabul edilerek terkin edildiği, münfesihlik durumunun halen ortadan kalkmadığı, bu nedenle şirketin tamamıyla ihyasına ilişkin talep yerinde değil ise de çoğun içerisinde az da bulunur kuralı gereğince terkinden itibaren 10 yıllık sürenin de geçmediği gözetilerek şirketin sadece üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve davacı ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar vermek gerektiği, terkin işlemini usulsüz yapan davalı Kurum'un haksız çıktığı nispette «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Şaro Medikal...
Şti.'nin üzerine kayıtlı araç ile ilgili sınırlı olmak üzere ihyasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına, «ihya» kararının «ticaret siciline tesciline» ve Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davanın «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığını, müvekkilince yapılan «terkin» işleminin usul ve yasaya uygun olduğundan «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · ticaret sicili tescili · hak düşürücü süre · hukuki yarar
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davanın «hak düşürücü süre» içerisinde açılıp açılmadığı, davacının «ihya» istemekte «hukuki yararının» bulunup bulunmadığı ve ihya koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurumca, «terkin» sürecinde şirketi «temsil» ve ilzama yetkili olan kişilere «ihtarat» yapılmadığı bu nedenle terkin işleminin hatalı olduğu, davacı yanca, her ne kadar şirketin tam olarak ihyasına karar verilmesi talep edilmiş ise de şirketin, sermayesini asgari tutara yükseltmemesi sebebiyle «münfesih» kabul edilerek terkin edildiği, münfesihlik durumunun halen ortadan kalkmadığı, bu nedenle şirketin tamamıyla ihyasına ilişkin talep yerinde değil ise de çoğun içerisinde az da bulunur kuralı gereğince terkinden itibaren 10 yıllık sürenin de geçmediği gözetilerek şirketin sadece üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve davacı ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar vermek gerektiği, terkin işlemini usulsüz yapan davalı Kurum'un haksız çıktığı nispette «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Şaro Medikal...
Şti.'nin üzerine kayıtlı araç ile ilgili sınırlı olmak üzere ihyasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına, «ihya» kararının «ticaret siciline tesciline» ve Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davanın «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığını, müvekkilince yapılan «terkin» işleminin usul ve yasaya uygun olduğundan «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4456 E. , 2023/5777 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESi : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
KARAR Esastan Red
İLK DERECE
MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 5. Asliye TicareT Mahkemesi
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babası Ahmet Kütahya ile birlikte Yapıkent İnş.Taah San ve Tic Ltd. Şti. arasında Bursa 2. Noterliğinin 10.02.1989 tarih ve 05514 yevmiye sayılı "Düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve daire karşılığı inşaat mukavelesi" imzalandığını, sözleşmeye ek olarak 17.01.1991 tarih ve 03208 yevmiye sayılı sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre mülkiyeti müvekkili davacıya ait arsa üzerine, Yapıkent İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. firması tarafından daire karşılığı inşaat yapımı hususunda tarafların anlaştıklarını, sözleşmede taraflara isabet eden bağımsız bölümlerin ayrıntıları ile kararlaştırıldığını, müteahhitin sözleşmeye göre inşaa etmesi gereken C ve D Blokları hiç inşa etmediğini, diğer bloklardaki inşaatı da yarım bırakarak yaklaşık 20 yıl önce şantiye alanını terk ettiğini, inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak feshini talep ettiklerini ve bu hususta Gemlik 1.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/266 E. sayılı dosyasında açtıklarını davanın halen derdest olduğunu, bahse konu şirketin temsili için ihyasının zorunlu hale geldiğini ve Mahkemece Yapıkent İnş. Ltd. Şti'nin ihyası için süre ve yetki verildiğini belirterek anılan şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğünce 6012 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 7 nci maddesi kapsamında 31.07.2013'te re'sen terkin edildiğini, davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenilen şirket adına tebligat çıkartılmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1896 E. - 2020/4397 K. sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yollanması gerekmesine rağmen şirket temsilcilerine tebligat çıkarılmamış olduğu ve terkine ilişkin ihtarın yalnız ilan yoluyla yapıldığı tespit edildiği, ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan davanın varlığına rağmen terkin işlemini 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine uygun yapılmadığından davalı sicil müdürlüğü aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Gemlik 1.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/266 E. sayılı dosyası ile sınırlı olarak şirketin ihyasına, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine göre münfesih olması sebebiyle tasfiye memuru olarak ...'un atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğünün, dava konusu işleminin hukuka uygun olduğunu, davacının yargılamanın hiç bir aşamasında terkin işleminin usule aykırı yapıldığını ileri sürmediği, ihyası istenilen şirkete gönderilen tebligatın tebliğ yapılamadan iade edildiğini, bu durumda yapılan ilanın 7102 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun yapılmış tebligat yerine geçeceğini, müvekkili aleyhine yargı gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin re’sen terkin ettiği şirketleri, herhangi bir mahkeme kararı bulunmadan yeniden tescil etmesi mümkün olmadığını, davacı tarafça ileri sürülmeyen bir hususta inceleme yapılarak, verdikleri dilekçe incelenmeden karar verilmesi nedeniyle müvekkili sicilin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmediğini, eldeki davanın terkinden beş yıl süre geçtikten sonra açıldığını, müvekkilinin re’sen terkin ettiği şirketlerin yeniden sicil kaydının açma konusunda herhangi bir tasarruf yetkisi bulunmadığını, kanun koyucu tarafından Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanan ilanın tebligat yerine geçeceği düzenlemesi göz önünde bulundurulmamakla eksik inceleme yapıldığını, ihya davasının açılmasına davalının sebep olduğu ispatlanamadığından kanuni hasım olması nedeniyle davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;İhyası talep edilen şirketin kanunda öngörülen sürede sermaye artırımını gerçekleştirmeyerek münfesih hale geldiği, asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, ihya kararı ile birlikte tasfiye memuru atanması gerektiğinden şirketin ihyası ile birlikte tasfiye memuru atanmasına ve usulüne uygun terkin işlemi yapmadığı belirlenen davalı aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/967564100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz