Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6370 E. 2023/5908 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
saklama yükümlülüğü↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ zamanaşımı def'i↗ ispat yükü↗ def'i↗ vade↗ içtihadı birleştirme kararı↗ yasal faiz↗ ilan↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 30.12.2014 tarihli ve 2014/1127 E. 2016/684 K. sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 06.12.2016 tarih 2016/1265 E. 2016/9383 K. sayılı kararıyla mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı tarafından davalı banka şubesine yatırılan para halen davalı banka uhdesinde bulunduğundan ve davalı tarafından mevduatın davacıya ödendiği ispatlanamadığından, yanılgılı değerlendirme ile ispat yükü ters çevrilmek sureti ile yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bankaların kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlü olduğu, davacının da davalı bankada 06.05.1985 tarihinde hesabında bulunan 7.492,00 TL (Eski TL) bedelin tahsili için mahkemede dava açtığı, belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı olduğu hususu dikkate alınarak dava konusu bedelin, uyarlama ve denkleştirici adalet kuralları ile ilgili içtihatı birleştirme kararlarının kapsamları ve TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlara, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaşacağı ortalama değerin bilirkişi raporu ile dava tarihi itibariyle 99,54 TL olarak belirlendiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 99,54 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu hatalı oduğunu, önceki bilirkişi raporları ile de çeliştiğini, eski Türk Lirasından güncel Türk Lirasına çevirme işleminin hatalı olduğunu, hükmedilen bedele son işlem tarihinden itibaren vadesiz mevduat faizi tahakkuk ettirilerek ödenmesi gerekirken mahkeme kararında alacağa yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi hatalı olmakla tespit edilecek bedelin dava konusu miktarın dava tarihindeki değeri olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 5411 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi.
2. 818 sayılı Borçlar Kanun’un 306 ve 307 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Faydalı Model Belgesinin Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5740 E. 2012/7384 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1265 E. 2016/9383 K.
Ortak:saklama yükümlülüğü · ispat yükü · vade · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıllık · Alacak
İncelediğiniz kararda2016/9383 K. sayılı kararıyla mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı tarafından davalı banka şubesine yatırılan para halen davalı banka uhdesinde bulunduğundan ve davalı tarafından mevduatın davacıya ödendiği ispatlanamadığından, yanılgılı değerlendirme ile «ispat yükü» ters çevrilmek sureti ile yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.
… aya Uyularak Verilen Karar Mahkeme'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bankaların kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlü olduğu, davacının da davalı bankada 06.05.1985 tarihinde hesabında bulunan 7.492,00 TL (Eski TL) bedelin tahsili için mahkemede dava açtığı, belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı olduğu hususu dikkate alınarak dava konusu bedelin, uyarlama ve denkleştirici adalet kuralları ile ilgili «içtihatı birleştirme» kararlarının kapsamları ve TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlara, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaşacağı ortalama değerin bilirkişi raporu ile dava tarihi itibariyle 99,54 TL olarak belirlendiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 99,54 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… raporu hatalı oduğunu, önceki bilirkişi raporları ile de çeliştiğini, eski Türk Lirasından güncel Türk Lirasına çevirme işleminin hatalı olduğunu, hükmedilen bedele «son» işlem tarihinden itibaren vadesiz mevduat faizi tahakkuk ettirilerek ödenmesi gerekirken mahkeme kararında alacağa «yasal faiz» uygulanmasına karar verilmesi hatalı olmakla tespit edilecek bedelin dava konusu miktarın dava tarihindeki değeri olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilme …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davacının davalı bankadan olan alacağını tahsil amacıyla «cari hesap» cüzdanını sunduğu ve hesap cüzdanının üzerinde vadesiz «kaydı» bulunduğu, cüzdana işlenmiş olan hesap hareketlerinin 14/10/1984 hesap açılış - 06/05/1985 «son» para çekme işlemi tarihleri arası toplam 3 para yatırma işleminden ibaret olduğu, 06/05/1985 tarihli son işlem ile bakiyenin 7.492,00 TL olarak kaldığı ve başkaca işlem olmadığı, hesabın 14/09/1984 tarihinde açılmış olup, 10 yıllık mevduat «zamanaşımı» süresinin son işlem tarihi olan 06/05/1985 tarihine nazaran 07/05/1995 tarihinde sona erdiği, bu şekilde zamanaşımına uğrayan mevduatların takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde faizleri ile birlikte TCMB devredildiği, tutarı 5.000,00 TL’den fazla olanların Resmi Gazetede «ilan» edilerek ilandan itibaren 1 yıl içerisinde aranmayan mevduatların TMSF’ne devredildiği, «mevduat hesabının» 07/05/1995 tarihinde zamanaşımına uğramış ise de davalı bankanın belge «saklama yükümlülüğü» 10 yıl olduğundan bu gereği yerine getirmediğini kanıtlayamadığından mevduatın banka nezdinde kaldığının kabulü gerektiği ancak hesap cüzdanının düzenleyen bankanın müşteriye karşı bir borç senedi olduğu, bununla davalı bankanın nezdindeki mevduattan müşteriye ait olan kısım oranında borcu kabul, kanun ve sözleşme hükümlerine göre geri ödeme yükümlülüğünü üstlenmiş olduğu, bu yüzden her hesap hareketi ve cüzdanın bankanın yetkilileri tarafından imzalanması gerektiği, yetkili banka personelinin imzaladığı hesap cüzdanlarındaki yazılı miktarlar banka kayıtlarında yer almasa ve banka kayıtları ile uyuşmasa bile bankanın bu miktarı ödemek zorunda olduğu yani, hesap cüzdanında bankanın yetkili kişilerinin imzasının bulunması gerektiği, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını «taşıyan» banka hesap cüzdanının müşterinin banka nezdindeki mevduatının kanıtlayıcısı olduğu, bankanın bu nitelikteki bir hesap cüzdanındaki mevduatı davacıya borçlu ve ödemekle yükümlü olduğu, yetkilisinin imzasını taşımayan hesap cüzdanında yazılı mevduatın banka «defter» ve kayıtlarında da bulunmaması halinde bankanın sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, aynı şekilde banka defter kayıtlarında bulunmayan mevduatın banka hesap cüzdanı …
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi).
Bu durum karşısında, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı tarafından davalı banka şubesine yatırılan para halen davalı banka uhdesinde bulunduğundan ve davalı tarafından mevduatın davacıya ödendiği ispatlanamadığından, yanılgılı değerlendirme ile «ispat yükü» ters çevrilmek sureti ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mevduat sözleşmesi · usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · cari hesap · mevduat hesabı · taşıyan · cy/cy kaydı · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davacının davalı bankadan olan alacağını tahsil amacıyla «cari hesap» cüzdanını sunduğu ve hesap cüzdanının üzerinde vadesiz «kaydı» bulunduğu, cüzdana işlenmiş olan hesap hareketlerinin 14/10/1984 hesap açılış - 06/05/1985 «son» para çekme işlemi tarihleri arası toplam 3 para yatırma işleminden ibaret olduğu, 06/05/1985 tarihli son işlem ile bakiyenin 7.492,00 TL olarak kaldığı ve başkaca işlem olmadığı, hesabın 14/09/1984 tarihinde açılmış olup, 10 yıllık mevduat «zamanaşımı» süresinin son işlem tarihi olan 06/05/1985 tarihine nazaran 07/05/1995 tarihinde sona erdiği, bu şekilde zamanaşımına uğrayan mevduatların takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde faizleri ile birlikte TCMB devredildiği, tutarı 5.000,00 TL’den fazla olanların Resmi Gazetede «ilan» edilerek ilandan itibaren 1 yıl içerisinde aranmayan mevduatların TMSF’ne devredildiği, «mevduat hesabının» 07/05/1995 tarihinde zamanaşımına uğramış ise de davalı bankanın belge «saklama yükümlülüğü» 10 yıl olduğundan bu gereği yerine getirmediğini kanıtlayamadığından mevduatın banka nezdinde kaldığının kabulü gerektiği ancak hesap cüzdanının düzenleyen bankanın müşteriye karşı bir borç senedi olduğu, bununla davalı bankanın nezdindeki mevduattan müşteriye ait olan kısım oranında borcu kabul, kanun ve sözleşme hükümlerine göre geri ödeme yükümlülüğünü üstlenmiş olduğu, bu yüzden her hesap hareketi ve cüzdanın bankanın yetkilileri tarafından imzalanması gerektiği, yetkili banka personelinin imzaladığı hesap cüzdanlarındaki yazılı miktarlar banka kayıtlarında yer almasa ve banka kayıtları ile uyuşmasa bile bankanın bu miktarı ödemek zorunda olduğu yani, hesap cüzdanında bankanın yetkili kişilerinin imzasının bulunması gerektiği, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını «taşıyan» banka hesap cüzdanının müşterinin banka nezdindeki mevduatının kanıtlayıcısı olduğu, bankanın bu nitelikteki bir hesap cüzdanındaki mevduatı davacıya borçlu ve ödemekle yükümlü olduğu, yetkilisinin imzasını taşımayan hesap cüzdanında yazılı mevduatın banka «defter» ve kayıtlarında da bulunmaması halinde bankanın sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, aynı şekilde banka defter kayıtlarında bulunmayan mevduatın banka hesap cüzdanı …
Bu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14915 E. 2014/4070 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi · feri müdahil · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; toplanan belgelerden, davacınıın zararının karşılanması açısından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 9.500,00 TL'nin 02.12.1999 tarihinden 22.12.1999 tarihine kadar %83 faiz ile ve bu tarihten itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline ve davalının harçtan muaf olduğuna karar verilmiştir.
Karar davalı ve «feri müdahil» vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ...Ş. ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
2- Ancak taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların hesaba yatırıldığı tarihten itibaren «avans faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, bankaya el konulduğu tarih olan 22/02/1999 tarihine kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen faiz oranının uy …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5396 E. 2022/2563 K.
Ortak:yasal faiz · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz kararda… raporu hatalı oduğunu, önceki bilirkişi raporları ile de çeliştiğini, eski Türk Lirasından güncel Türk Lirasına çevirme işleminin hatalı olduğunu, hükmedilen bedele «son» işlem tarihinden itibaren vadesiz mevduat faizi tahakkuk ettirilerek ödenmesi gerekirken mahkeme kararında alacağa «yasal faiz» uygulanmasına karar verilmesi hatalı olmakla tespit edilecek bedelin dava konusu miktarın dava tarihindeki değeri olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilme …
… aya Uyularak Verilen Karar Mahkeme'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bankaların kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlü olduğu, davacının da davalı bankada 06.05.1985 tarihinde hesabında bulunan 7.492,00 TL (Eski TL) bedelin tahsili için mahkemede dava açtığı, belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı olduğu hususu dikkate alınarak dava konusu bedelin, uyarlama ve denkleştirici adalet kuralları ile ilgili «içtihatı birleştirme» kararlarının kapsamları ve TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlara, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaşacağı ortalama değerin bilirkişi raporu ile dava tarihi itibariyle 99,54 TL olarak belirlendiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 99,54 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… cıya ödeme yapıldığını iddia etmediği gibi buna ilişkin de bir delil sunmadığı, her ne kadar ilk derece mahkemesince dava konusu alacak için bilirkişi raporu alınıp «son» rapora göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava konusu hesabın vadesiz hesap olduğu, davalı bankanın sorumluluğunun vadesiz hesaptaki para ile sınırlı bulunduğu, vadesiz hesapta bulunan para için faiz talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından hesapta bulunan paranın ilk olarak 11/01/2016 tarihli «ihtarname» ile talep edildiği ve bu hususta davalı bankaya 7 gün süre verildiği, ihtarnamenin davalıya 12/01/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 20/01/2016 tarihinde «temerrüde» düştüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, 10.424,00 TL'nin 20/01/2016 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tebligat · ihtarname · vekalet ücreti · temerrüt
Benzer bu kararda… cıya ödeme yapıldığını iddia etmediği gibi buna ilişkin de bir delil sunmadığı, her ne kadar ilk derece mahkemesince dava konusu alacak için bilirkişi raporu alınıp «son» rapora göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava konusu hesabın vadesiz hesap olduğu, davalı bankanın sorumluluğunun vadesiz hesaptaki para ile sınırlı bulunduğu, vadesiz hesapta bulunan para için faiz talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından hesapta bulunan paranın ilk olarak 11/01/2016 tarihli «ihtarname» ile talep edildiği ve bu hususta davalı bankaya 7 gün süre verildiği, ihtarnamenin davalıya 12/01/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 20/01/2016 tarihinde «temerrüde» düştüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, 10.424,00 TL'nin 20/01/2016 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
… lmış olan vadesiz mevduat hesabında bulunduğu iddia olunan mevduatın iadesi istemine ilişkin olup, davalı banka tarafından Bankacılık Kanunu gereği davacıya gerekli «tebligatların» yapıldığı ve mevduatın TMSF'ye aktarıldığı ispat olunamadığından, davacının mevduatın iadesini talep etmekte haklı olduğu, ancak, davacıya ait banka hesabının 1987 …
Kabule göre de, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesine göre, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğinden, davalı yararına hükmedilecek «vekalet ücretinin» davada kabul edilen tutarı geçemeyeceği de gözetilmeksizin vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6370 E. , 2023/5908 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka nezdinde vadesiz hesap açtırdığını, 06.04.1985 tarihine kadar cüzdanın işlem gördüğünü ve bu tarih itibari ile hesapta 7.492,00 TL bakiye kaldığını, bakiyenin fona devrilmediğinin davalı bankanın kendilerine göndermiş olduğu yazı ile öğrendiklerini, mevduat alacaklısının alacağının zamanaşımına uğraması ve böylece bankanın mevduata ilişkin borç ve sorumluluğunun kalkması için 10 yıllık zamanaşımı süresinin sessiz kalarak geçirilmiş ve dolmuş olmasının yeterli olmayıp zamanaşımından söz edebilmek için mevduatın zamanaşımına uğramasını engelleyen tebliğ ve ilan gibi şartlar ile zamanaşımına uğramış mevduatın bankanın mamalekinden çıkarılıp Fona intikal ettirildiğini gösteren idari işlemlerin gerçekleşmesi ve bu şartların yerine getirildiğinin banka tarafından ispat edilmesi gerektiğini, özel hükümlerle öngörülen ön şartların yerine getirildiğinin ispat edilememiş olması halinde, alacaklının elinde bulunan hesap cüzdanı ve benzeri belgelerin, bunların sıhhati hususunda herhangi bir tartışma yaşanmamış olması kaydıyla alacağın varlığını göstereceğini ve bu borçtan bankanın sorumlu olmaya devam edeceğinin kabul edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.492,00 TL’nin devredildiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunmuş, 5411 sayılı Bankalar Kanunu (5411 sayılı Kanun) uyarınca müvekkilinin belgeleri saklama yükümlülüğünün 10 yıllık süre ile sınırlı olduğunu, hesap cüzdanının tek başına davacının alacaklı olduğunu kanıtlamadığını, dava konusu miktarın maddi değerinin de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 30.12.2014 tarihli ve 2014/1127 E. 2016/684 K. sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 06.12.2016 tarih 2016/1265 E. 2016/9383 K. sayılı kararıyla mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı tarafından davalı banka şubesine yatırılan para halen davalı banka uhdesinde bulunduğundan ve davalı tarafından mevduatın davacıya ödendiği ispatlanamadığından, yanılgılı değerlendirme ile ispat yükü ters çevrilmek sureti ile yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bankaların kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlü olduğu, davacının da davalı bankada 06.05.1985 tarihinde hesabında bulunan 7.492,00 TL (Eski TL) bedelin tahsili için mahkemede dava açtığı, belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı olduğu hususu dikkate alınarak dava konusu bedelin, uyarlama ve denkleştirici adalet kuralları ile ilgili içtihatı birleştirme kararlarının kapsamları ve TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlara, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaşacağı ortalama değerin bilirkişi raporu ile dava tarihi itibariyle 99,54 TL olarak belirlendiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 99,54 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu hatalı oduğunu, önceki bilirkişi raporları ile de çeliştiğini, eski Türk Lirasından güncel Türk Lirasına çevirme işleminin hatalı olduğunu, hükmedilen bedele son işlem tarihinden itibaren vadesiz mevduat faizi tahakkuk ettirilerek ödenmesi gerekirken mahkeme kararında alacağa yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi hatalı olmakla tespit edilecek bedelin dava konusu miktarın dava tarihindeki değeri olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 5411 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi.
2. 818 sayılı Borçlar Kanun’un 306 ve 307 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/967437000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz