Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5396 E. 2022/2563 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aaüt↗ tmsf↗ tebligat↗ ihtarname↗ yasal faiz↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince; hesabın Fona deveredilip devredilmeği husunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna yazılan müzekkereye verilen cevapta Akbank TAŞ'den fona devredilen hesaplar arasında ... adına kayıtlı herhangi bir hesap bilgisine rastlanılmadığının belirtildiği, dolayısıyla banka tarafından mevzuat gereği yapılması gerekli işlemlerin yapılmadığı, söz konusu hesapta bulunan bakiye mevduatın Fona devredilmediği gerekçeisyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafça dosyaya sunulan hesap cüzdanı örneğinin incelenmesinde, hesabın vadesiz hesap olduğu ve hesapta 21/09/1987 tarihinde 10.424.- TL bulunduğu, hesapta bulunan paranın Fona da devredilmediği, davalı bankanın 10.424.- TL 'yi davacıya ödemekle yükümlü olup, davalının davacıya ödeme yapıldığını iddia etmediği gibi buna ilişkin de bir delil sunmadığı, her ne kadar ilk derece mahkemesince dava konusu alacak için bilirkişi raporu alınıp son rapora göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava konusu hesabın vadesiz hesap olduğu, davalı bankanın sorumluluğunun vadesiz hesaptaki para ile sınırlı bulunduğu, vadesiz hesapta bulunan para için faiz talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından hesapta bulunan paranın ilk olarak 11/01/2016 tarihli ihtarname ile talep edildiği ve bu hususta davalı bankaya 7 gün süre verildiği, ihtarnamenin davalıya 12/01/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 20/01/2016 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, 10.424,00 TL'nin 20/01/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davalı vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı adına davalı bankada açılmış olan vadesiz mevduat hesabında bulunduğu iddia olunan mevduatın iadesi istemine ilişkin olup, davalı banka tarafından Bankacılık Kanunu gereği davacıya gerekli tebligatların yapıldığı ve mevduatın TMSF'ye aktarıldığı ispat olunamadığından, davacının mevduatın iadesini talep etmekte haklı olduğu, ancak, davacıya ait banka hesabının 1987 yılında açıldığı, hesabın vadesiz hesap olduğu ve hesapta 10.424.- TL (eski para ile) bulunduğu, 01.01.2005 tarihinde Türk Lirasından altı sıfır atıldığı da gözetilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve hesap hatası sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesine göre, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğinden, davalı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin davada kabul edilen tutarı geçemeyeceği de gözetilmeksizin vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/952 E. 2023/7455 K.
Ortak:tebligat · ihtarname · yasal faiz · temerrüt · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz kararda… cıya ödeme yapıldığını iddia etmediği gibi buna ilişkin de bir delil sunmadığı, her ne kadar ilk derece mahkemesince dava konusu alacak için bilirkişi raporu alınıp «son» rapora göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava konusu hesabın vadesiz hesap olduğu, davalı bankanın sorumluluğunun vadesiz hesaptaki para ile sınırlı bulunduğu, vadesiz hesapta bulunan para için faiz talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından hesapta bulunan paranın ilk olarak 11/01/2016 tarihli «ihtarname» ile talep edildiği ve bu hususta davalı bankaya 7 gün süre verildiği, ihtarnamenin davalıya 12/01/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 20/01/2016 tarihinde «temerrüde» düştüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, 10.424,00 TL'nin 20/01/2016 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
… lmış olan vadesiz mevduat hesabında bulunduğu iddia olunan mevduatın iadesi istemine ilişkin olup, davalı banka tarafından Bankacılık Kanunu gereği davacıya gerekli «tebligatların» yapıldığı ve mevduatın TMSF'ye aktarıldığı ispat olunamadığından, davacının mevduatın iadesini talep etmekte haklı olduğu, ancak, davacıya ait banka hesabının 1987 …
Benzer bu kararda… cıya ödeme yapıldığını iddia etmediği gibi buna ilişkin bir delil de sunmadığı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dava konusu alacak için bilirkişi raporu alınıp «son» rapora göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava konusu hesabın vadesiz hesap olduğu, davalı bankanın sorumluluğunun vadesiz hesaptaki para ile sınırlı olduğu, vadesiz hesapta bulunan para için faiz talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından hesapta bulunan paranın ilk olarak 11.01.2016 tarihli «ihtarname» ile talep edildiği ve bu hususta davalı bankaya yedi ... süre verildiği, ihtarnamenin davalıya 12.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 20.01.2016 tarihinde «temerrüde» düştüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 10.424,00 TL'nin 20.01.2016 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
… irasından altı sıfır atıldığı gözetilerek davalı bankanın davacıya iade etmesi gereken miktarın 6 sıfır atılması neticesinde 0.010 TL'ye tekabül ettiği, bu miktarın «temerrüt tarihi» olan 20.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesi gerektiği, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasına davalı yararına hükmedilecek vekâlet ücretinin davada kabul edilen tutarı geçememesi nedeniyle kendisini vekille «temsil» ettiren taraflar lehine ayrı ayrı 0,010 TL vekâlet ücreti takdir edilebileceği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı «kaldırılarak yeniden» hüküm tesisine, buna göre davanın kısmen kabulü ile 0.010 TL'nin 20.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya veri …
Dairemizin 30.03.2022 tarih, 2020/5396 E. ve 2022/2563 K. sayılı kararı ile davalı banka tarafından Bankacılık Kanunu gereği davacıya gerekli «tebligatların» yapıldığı ve mevduatın TMSF'ye aktarıldığı ispat olunamadığından, davacının mevduatın iadesini talep etmekte haklı olduğu ancak, davacıya ait banka hesabının 1987 …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:seçim hakkı · temerrüt tarihi · basiretli tacir · kazanılmış hak · kaldırma ve yeniden hüküm · tacir · ilan · zamanaşımı
Benzer bu kararda… açıldığı tarihte yürürlükte olan 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 36 ncı maddesi uyarınca hesap sahibine her yıl yapılması gereken hesap özeti bildirimi ve 10 yılda «zamanaşımına» uğrayacak hesaplarla ilgili hesap sahibine yapılması lâzım gelen bildirim, «ilan» yapılmayarak «basiretli tacir» sayılan davalı bankanın kanuni yükümlülüğüne aykırı davranması sebebiyle bankanın sorumluluğunun bulunduğunu, zira bahsekonu Kanun'un yürürlükte kaldığı 12 yıl boyunca davalı bankaca bu yükümlülük yerine getirilseydi, müvekkilinin hesaptan haberdar olup sahibi olduğu varlığa ilişkin tasarruf hakkını kullanabileceğini, bu sebeple hesabın ilk açıldığı tarihten itibaren mevduattan elde edilebilecek hukuki ürünler dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini, 3182 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesine göre bankanın T.C. ...'na faizi ile devirle yükümlü olduğu hesaplarla ilgili olarak vadeli -vadesiz ayrımı yapılmadığını, davalı bankanın devirle yükümlü olduğu zaman aşımına tabi mevduatı TMSF'ye devretmeyerek haksız kazanç sağladığını, Bölge Adliye Mahkemesince «temerrüt tarihinin» yanlış belirlendiğini, hesabın açıldığı tarihte müvekkilinin ... olmadığını, ... olduğu tarih itibarı ile alacağın aslının, faiz ve fer'ilerinin esas alınması gerektiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunda, davalı bankanın ödemesi gereken miktarın TÜFE katsayısı, ... fiyatları, döviz kurları, faiz oranları, asgari ücret gibi ölçütler dikkate alınarak belirlendiğini, buna göre dava konusu 10.424,00 TL'nin Ocak 2016 itibarı ile karşılığının 148.854,031 TL olduğunu, istinaf mahkemesince bilirkişi raporlarına itibar edilmeksizin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 281 ve devamı maddelerinde belirtilen usule aykırı karar verildiğini, banka mudisi müvekkili için ... olmadan önce hesap açıldığını, o tarihten bugüne büyükmüş gibi değerlendirme yapılmaması gerektiğini, hesabın açılışındaki vadesizlik durumunun geçmiş 33 yıla aynen uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, en azından müvekkilinin rüşte erdiği tarih itibarı ile «seçim hakkı» tanınarak lehine uygun düşen yatırım aracına göre hesap yapılmasını gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
… irasından altı sıfır atıldığı gözetilerek davalı bankanın davacıya iade etmesi gereken miktarın 6 sıfır atılması neticesinde 0.010 TL'ye tekabül ettiği, bu miktarın «temerrüt tarihi» olan 20.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesi gerektiği, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasına davalı yararına hükmedilecek vekâlet ücretinin davada kabul edilen tutarı geçememesi nedeniyle kendisini vekille «temsil» ettiren taraflar lehine ayrı ayrı 0,010 TL vekâlet ücreti takdir edilebileceği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı «kaldırılarak yeniden» hüküm tesisine, buna göre davanın kısmen kabulü ile 0.010 TL'nin 20.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya veri …
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12811 E. 2018/461 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rehin
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin «rehin» verilen paranın şirketin vadesiz hesabında tutulduğunu bildiği ve vadesiz hesap için faiz geliri istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5396 E. , 2022/2563 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kırıkhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17.04.2018 tarih ve 2016/31 E- 2018/178 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 31.12.2019 tarih ve 2018/1745 E- 2019/1544 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmalı, katılma yoluyla davalı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 21/09/1987 yılında Akbank Kırıkhan şubesinde hesap açtığını, bu hesapta 21/09/1987 tarihi itibari ile 10.424.- TL paranın bulunduğunu, hesaba yatan paranın kendisine verilmesi amacıyla banka şubesine müracaat ettiğini ancak banka personeli tarafından paranın verilmeyeceğinin bildirildiğini, bunun üzerine ihtarname gönderdiğini ileri sürerek tespit edilecek ana alacak ve faizlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 17/01/2018 tarihli dilekçesiyle dava miktarını 138.430,03 TL daha artırarak 148.854,03 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili bankanın Kırıkhan şubesinde 21/09/1987 tarihinde açılan hesaba 10.424.- TL yatırıldığını, davacının o tarihte reşit olmadığını ve o tarihten sonra da ilgili hesapla herhangi bir işlem yapılmadığını, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; hesabın Fona deveredilip devredilmeği husunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna yazılan müzekkereye verilen cevapta Akbank TAŞ'den fona devredilen hesaplar arasında ... adına kayıtlı herhangi bir hesap bilgisine rastlanılmadığının belirtildiği, dolayısıyla banka tarafından mevzuat gereği yapılması gerekli işlemlerin yapılmadığı, söz konusu hesapta bulunan bakiye mevduatın Fona devredilmediği gerekçeisyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafça dosyaya sunulan hesap cüzdanı örneğinin incelenmesinde, hesabın vadesiz hesap olduğu ve hesapta 21/09/1987 tarihinde 10.424.- TL bulunduğu, hesapta bulunan paranın Fona da devredilmediği, davalı bankanın 10.424.- TL 'yi davacıya ödemekle yükümlü olup, davalının davacıya ödeme yapıldığını iddia etmediği gibi buna ilişkin de bir delil sunmadığı, her ne kadar ilk derece mahkemesince dava konusu alacak için bilirkişi raporu alınıp son rapora göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava konusu hesabın vadesiz hesap olduğu, davalı bankanın sorumluluğunun vadesiz hesaptaki para ile sınırlı bulunduğu, vadesiz hesapta bulunan para için faiz talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından hesapta bulunan paranın ilk olarak 11/01/2016 tarihli ihtarname ile talep edildiği ve bu hususta davalı bankaya 7 gün süre verildiği, ihtarnamenin davalıya 12/01/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 20/01/2016 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, 10.424,00 TL'nin 20/01/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davalı vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı adına davalı bankada açılmış olan vadesiz mevduat hesabında bulunduğu iddia olunan mevduatın iadesi istemine ilişkin olup, davalı banka tarafından Bankacılık Kanunu gereği davacıya gerekli tebligatların yapıldığı ve mevduatın TMSF'ye aktarıldığı ispat olunamadığından, davacının mevduatın iadesini talep etmekte haklı olduğu, ancak, davacıya ait banka hesabının 1987 yılında açıldığı, hesabın vadesiz hesap olduğu ve hesapta 10.424.- TL (eski para ile) bulunduğu, 01.01.2005 tarihinde Türk Lirasından altı sıfır atıldığı da gözetilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve hesap hatası sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesine göre, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğinden, davalı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin davada kabul edilen tutarı geçemeyeceği de gözetilmeksizin vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, katılma yoluyla temyiz isteminde bulunan davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 30/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/769277000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz