Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1265 E. 2016/9383 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mevduat sözleşmesi↗ saklama yükümlülüğü↗ usulsüz tevdi↗ usulsüz tevdi sözleşmesi↗ cari hesap↗ mevduat hesabı↗ ispat yükü↗ tmsf↗ tbk 99↗ vade↗ taşıyan↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ zamanaşımı↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davacının davalı bankadan olan alacağını tahsil amacıyla cari hesap cüzdanını sunduğu ve hesap cüzdanının üzerinde vadesiz kaydı bulunduğu, cüzdana işlenmiş olan hesap hareketlerinin 14/10/1984 hesap açılış - 06/05/1985 son para çekme işlemi tarihleri arası toplam 3 para yatırma işleminden ibaret olduğu, 06/05/1985 tarihli son işlem ile bakiyenin 7.492,00 TL olarak kaldığı ve başkaca işlem olmadığı, hesabın 14/09/1984 tarihinde açılmış olup, 10 yıllık mevduat zamanaşımı süresinin son işlem tarihi olan 06/05/1985 tarihine nazaran 07/05/1995 tarihinde sona erdiği, bu şekilde zamanaşımına uğrayan mevduatların takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde faizleri ile birlikte TCMB devredildiği, tutarı 5.000,00 TL’den fazla olanların Resmi Gazetede ilan edilerek ilandan itibaren 1 yıl içerisinde aranmayan mevduatların TMSF’ne devredildiği, mevduat hesabının 07/05/1995 tarihinde zamanaşımına uğramış ise de davalı bankanın belge saklama yükümlülüğü 10 yıl olduğundan bu gereği yerine getirmediğini kanıtlayamadığından mevduatın banka nezdinde kaldığının kabulü gerektiği ancak hesap cüzdanının düzenleyen bankanın müşteriye karşı bir borç senedi olduğu, bununla davalı bankanın nezdindeki mevduattan müşteriye ait olan kısım oranında borcu kabul, kanun ve sözleşme hükümlerine göre geri ödeme yükümlülüğünü üstlenmiş olduğu, bu yüzden her hesap hareketi ve cüzdanın bankanın yetkilileri tarafından imzalanması gerektiği, yetkili banka personelinin imzaladığı hesap cüzdanlarındaki yazılı miktarlar banka kayıtlarında yer almasa ve banka kayıtları ile uyuşmasa bile bankanın bu miktarı ödemek zorunda olduğu yani, hesap cüzdanında bankanın yetkili kişilerinin imzasının bulunması gerektiği, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını taşıyan banka hesap cüzdanının müşterinin banka nezdindeki mevduatının kanıtlayıcısı olduğu, bankanın bu nitelikteki bir hesap cüzdanındaki mevduatı davacıya borçlu ve ödemekle yükümlü olduğu, yetkilisinin imzasını taşımayan hesap cüzdanında yazılı mevduatın banka defter ve kayıtlarında da bulunmaması halinde bankanın sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, aynı şekilde banka defter kayıtlarında bulunmayan mevduatın banka hesap cüzdanı ile kanıtlanması mümkün ise de hesap cüzdanındaki her bir hesap işlemi karşısında banka yetkilisinin imzasının bulunması gerektiği, bu nedenle imzasız hesap işlemleri ve yazıların kanıt olarak kabul edilemeyeceği, bu durumda davacı alacaklının bankada mevduatı bulunduğunu ve miktarını kanıtlamakla yükümlü olduğu, mevduatı olduğunu iddia eden davacının bu iddiasını bankada birinci derecede imza yetkilisinin her işlem karşısında imzasının olması koşulu ile banka mevduat cüzdanı veya banka defter kayıtları ile ispatlanabileceği, yetkili imzayı içermeyen mevduat cüzdanındaki işlem kayıtlarının yeterli kanıt olarak kabul edilemeyeceği, bu durumda olayımızda davacının hesap cüzdanındaki işlem kayıtları davalı banka yetkililerince imzalanmamış olduğundan davacı tarafça davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine 818 sayılı BK’nun 306 ve 307. (6098 sayılı TBK'nun 386 ve 387.) maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur.
Bu durum karşısında, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı tarafından davalı banka şubesine yatırılan para halen davalı banka uhdesinde bulunduğundan ve davalı tarafından mevduatın davacıya ödendiği ispatlanamadığından, yanılgılı değerlendirme ile ispat yükü ters çevrilmek sureti ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14915 E. 2014/4070 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi · feri müdahil · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; toplanan belgelerden, davacınıın zararının karşılanması açısından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 9.500,00 TL'nin 02.12.1999 tarihinden 22.12.1999 tarihine kadar %83 faiz ile ve bu tarihten itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline ve davalının harçtan muaf olduğuna karar verilmiştir.
Karar davalı ve «feri müdahil» vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ...Ş. ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
2- Ancak taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların hesaba yatırıldığı tarihten itibaren «avans faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, bankaya el konulduğu tarih olan 22/02/1999 tarihine kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen faiz oranının uy …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3988 E. 2010/10295 K.
Ortak:usulsüz tevdi sözleşmesi · usulsüz tevdi · vade · taşıyan · Alacak
İncelediğiniz karardaBu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davacının davalı bankadan olan alacağını tahsil amacıyla «cari hesap» cüzdanını sunduğu ve hesap cüzdanının üzerinde vadesiz «kaydı» bulunduğu, cüzdana işlenmiş olan hesap hareketlerinin 14/10/1984 hesap açılış - 06/05/1985 «son» para çekme işlemi tarihleri arası toplam 3 para yatırma işleminden ibaret olduğu, 06/05/1985 tarihli son işlem ile bakiyenin 7.492,00 TL olarak kaldığı ve başkaca işlem olmadığı, hesabın 14/09/1984 tarihinde açılmış olup, 10 yıllık mevduat «zamanaşımı» süresinin son işlem tarihi olan 06/05/1985 tarihine nazaran 07/05/1995 tarihinde sona erdiği, bu şekilde zamanaşımına uğrayan mevduatların takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde faizleri ile birlikte TCMB devredildiği, tutarı 5.000,00 TL’den fazla olanların Resmi Gazetede «ilan» edilerek ilandan itibaren 1 yıl içerisinde aranmayan mevduatların TMSF’ne devredildiği, «mevduat hesabının» 07/05/1995 tarihinde zamanaşımına uğramış ise de davalı bankanın belge «saklama yükümlülüğü» 10 yıl olduğundan bu gereği yerine getirmediğini kanıtlayamadığından mevduatın banka nezdinde kaldığının kabulü gerektiği ancak hesap cüzdanının düzenleyen bankanın müşteriye karşı bir borç senedi olduğu, bununla davalı bankanın nezdindeki mevduattan müşteriye ait olan kısım oranında borcu kabul, kanun ve sözleşme hükümlerine göre geri ödeme yükümlülüğünü üstlenmiş olduğu, bu yüzden her hesap hareketi ve cüzdanın bankanın yetkilileri tarafından imzalanması gerektiği, yetkili banka personelinin imzaladığı hesap cüzdanlarındaki yazılı miktarlar banka kayıtlarında yer almasa ve banka kayıtları ile uyuşmasa bile bankanın bu miktarı ödemek zorunda olduğu yani, hesap cüzdanında bankanın yetkili kişilerinin imzasının bulunması gerektiği, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını «taşıyan» banka hesap cüzdanının müşterinin banka nezdindeki mevduatının kanıtlayıcısı olduğu, bankanın bu nitelikteki bir hesap cüzdanındaki mevduatı davacıya borçlu ve ödemekle yükümlü olduğu, yetkilisinin imzasını taşımayan hesap cüzdanında yazılı mevduatın banka «defter» ve kayıtlarında da bulunmaması halinde bankanın sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, aynı şekilde banka defter kayıtlarında bulunmayan mevduatın banka hesap cüzdanı …
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi).
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güven kurumu · kusur oranı · üçüncü kişi · mahsup · kusur · hasar · eksik inceleme · vekalet ücreti
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, hüviyet kontrolü yapmayan, ödeme yaparak imza kontrolü yapmaksızın hesabı kapatan ve «güven kurumu» olan davalı bankanın «kusur oranının», hesap cüzdanını özenle saklamayan davacıdan daha fazla olacağı nazara alınmak suretiyle, bilirkişi heyetinden kusur oranına ilişkin ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
… unun değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, «güven kurumu» olan davalı bankanın imza karşılığı ve hesap cüzdanının «ibrazı» ile çekilen para işlemleri sırasında davacının imzası ile parayı çeken kişinin imzasını dikkatlice karşılaştırması, hesap kapatıldığından hesabı kapatanın hüviyetini de incelemesi gerektiğinden % 50 oranında kusurlu olduğu, davacının ise hesap cüzdanını özenle saklamadığı, paranın ise hesap cüzdanı ile çekildiği sabit olduğundan % 50 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.685,40 TL'nın «temerrüt» faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında «üçüncü kişiye» ödenmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9723 E. 2011/3338 K.
Ortak:mevduat hesabı · ispat yükü · taşıyan · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davacının davalı bankadan olan alacağını tahsil amacıyla «cari hesap» cüzdanını sunduğu ve hesap cüzdanının üzerinde vadesiz «kaydı» bulunduğu, cüzdana işlenmiş olan hesap hareketlerinin 14/10/1984 hesap açılış - 06/05/1985 «son» para çekme işlemi tarihleri arası toplam 3 para yatırma işleminden ibaret olduğu, 06/05/1985 tarihli son işlem ile bakiyenin 7.492,00 TL olarak kaldığı ve başkaca işlem olmadığı, hesabın 14/09/1984 tarihinde açılmış olup, 10 yıllık mevduat «zamanaşımı» süresinin son işlem tarihi olan 06/05/1985 tarihine nazaran 07/05/1995 tarihinde sona erdiği, bu şekilde zamanaşımına uğrayan mevduatların takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde faizleri ile birlikte TCMB devredildiği, tutarı 5.000,00 TL’den fazla olanların Resmi Gazetede «ilan» edilerek ilandan itibaren 1 yıl içerisinde aranmayan mevduatların TMSF’ne devredildiği, «mevduat hesabının» 07/05/1995 tarihinde zamanaşımına uğramış ise de davalı bankanın belge «saklama yükümlülüğü» 10 yıl olduğundan bu gereği yerine getirmediğini kanıtlayamadığından mevduatın banka nezdinde kaldığının kabulü gerektiği ancak hesap cüzdanının düzenleyen bankanın müşteriye karşı bir borç senedi olduğu, bununla davalı bankanın nezdindeki mevduattan müşteriye ait olan kısım oranında borcu kabul, kanun ve sözleşme hükümlerine göre geri ödeme yükümlülüğünü üstlenmiş olduğu, bu yüzden her hesap hareketi ve cüzdanın bankanın yetkilileri tarafından imzalanması gerektiği, yetkili banka personelinin imzaladığı hesap cüzdanlarındaki yazılı miktarlar banka kayıtlarında yer almasa ve banka kayıtları ile uyuşmasa bile bankanın bu miktarı ödemek zorunda olduğu yani, hesap cüzdanında bankanın yetkili kişilerinin imzasının bulunması gerektiği, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını «taşıyan» banka hesap cüzdanının müşterinin banka nezdindeki mevduatının kanıtlayıcısı olduğu, bankanın bu nitelikteki bir hesap cüzdanındaki mevduatı davacıya borçlu ve ödemekle yükümlü olduğu, yetkilisinin imzasını taşımayan hesap cüzdanında yazılı mevduatın banka «defter» ve kayıtlarında da bulunmaması halinde bankanın sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, aynı şekilde banka defter kayıtlarında bulunmayan mevduatın banka hesap cüzdanı …
Bu tanımlamaya göre, «mevduat sözleşmesi» ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu durum karşısında, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı tarafından davalı banka şubesine yatırılan para halen davalı banka uhdesinde bulunduğundan ve davalı tarafından mevduatın davacıya ödendiği ispatlanamadığından, yanılgılı değerlendirme ile «ispat yükü» ters çevrilmek sureti ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDava, davacının vefat eden babasının davalı bankadaki vadeli «mevduat hesabına» dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı taraf davalı Banka yetkilisinin imzasını «taşıyan» dosya arasında bulunan hesap cüzdanına aslına dayalı olarak dava açmış olup, mahkemenin kabulünün aksine davalı taraf hesap cüzdanını hükümden düşüren bir olgunun varlığını kanıtlayamadığından bankayı «temsile» yetkililerin imzalarını havi hesap cüzdanın varlığı dava konusu hesabı kanıtlamaya yeterlidir.
Bu durumda, mahkemece, dava konusu hesaptaki paranın ödendiğine ilişkin «ispat yükünün» davalı bankada olduğu nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirilmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme · temsil
Benzer bu karardaOysa, davacı taraf davalı Banka yetkilisinin imzasını «taşıyan» dosya arasında bulunan hesap cüzdanına aslına dayalı olarak dava açmış olup, mahkemenin kabulünün aksine davalı taraf hesap cüzdanını hükümden düşüren bir olgunun varlığını kanıtlayamadığından bankayı «temsile» yetkililerin imzalarını havi hesap cüzdanın varlığı dava konusu hesabı kanıtlamaya yeterlidir.
Bu durumda, mahkemece, dava konusu hesaptaki paranın ödendiğine ilişkin «ispat yükünün» davalı bankada olduğu nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken «eksik incelemeye» ve yanılgılı değerlendirilmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/1265 E. , 2016/9383 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2014 tarih ve 2014/1127-2014/684 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 14/09/1984 tarihinde davalı bankanın ... Şubesi’ne 2.100,00 TL yatırarak 61280 numaralı vadesiz hesap açtırdığını, 06/04/1985 tarihine kadar cüzdanın işlem gördüğünü ve bu tarih itibari ile hesapta 7.492,00 TL bakiye kaldığını, bakiyenin fona devrilmediğinin davalı bankanın kendilerine göndermiş olduğu yazı ile öğrendiklerini, mevduat alacaklısının alacağının zamanaşımına uğraması ve böylece bankanın mevduata ilişkin borç ve sorumluluğunun kalkması için 10 yıllık zamanaşımı süresinin sessiz kalarak geçirilmiş ve dolmuş olmasının yeterli olmayıp, zamanaşımından ösz edebilmek için mevduatın zamanaşımına uğramasını engelleyen tebliğ ve ilan gibi şartlar ile zamanaşımına uğramış mevduatın bankanın mamalekinden çıkarılıp Fona intikal ettirildiğini gösteren idari işlemlerin gerçekleşmesi ve bu şartların yerine getirildiğinin banka tarafından ispat edilmesi gerektiğini, özel hükümlerle öngörülen ön şartların yerine getirildiğinin ispat edilememiş olması halinde, alacaklının elinde bulunan hesap cüzdanı ve benzeri belgelerin, bunların sıhhati hususunda herhangi bir tartışma yaşanmamış olması kaydıyla alacağın varlığını göstereceğini ve bu borçtan bankanın sorumlu olmaya devam edeceğinin kabul edildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.492,00 TL’nin devredildiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, 5411 sayılı Bankalar Kanunu uyarınca müvekkilinin belgeleri saklama yükümlülüğünün 10 yılık süre ile sınırlı olduğunu, hesap cüzdanının tek başına davacının alacaklı olduğunu kanıtlamadığını ayrıca, dava konusu miktarın maddi değerinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davacının davalı bankadan olan alacağını tahsil amacıyla cari hesap cüzdanını sunduğu ve hesap cüzdanının üzerinde vadesiz kaydı bulunduğu, cüzdana işlenmiş olan hesap hareketlerinin 14/10/1984 hesap açılış - 06/05/1985 son para çekme işlemi tarihleri arası toplam 3 para yatırma işleminden ibaret olduğu, 06/05/1985 tarihli son işlem ile bakiyenin 7.492,00 TL olarak kaldığı ve başkaca işlem olmadığı, hesabın 14/09/1984 tarihinde açılmış olup, 10 yıllık mevduat zamanaşımı süresinin son işlem tarihi olan 06/05/1985 tarihine nazaran 07/05/1995 tarihinde sona erdiği, bu şekilde zamanaşımına uğrayan mevduatların takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde faizleri ile birlikte TCMB devredildiği, tutarı 5.000,00 TL’den fazla olanların Resmi Gazetede ilan edilerek ilandan itibaren 1 yıl içerisinde aranmayan mevduatların TMSF’ne devredildiği, mevduat hesabının 07/05/1995 tarihinde zamanaşımına uğramış ise de davalı bankanın belge saklama yükümlülüğü 10 yıl olduğundan bu gereği yerine getirmediğini kanıtlayamadığından mevduatın banka nezdinde kaldığının kabulü gerektiği ancak hesap cüzdanının düzenleyen bankanın müşteriye karşı bir borç senedi olduğu, bununla davalı bankanın nezdindeki mevduattan müşteriye ait olan kısım oranında borcu kabul, kanun ve sözleşme hükümlerine göre geri ödeme yükümlülüğünü üstlenmiş olduğu, bu yüzden her hesap hareketi ve cüzdanın bankanın yetkilileri tarafından imzalanması gerektiği, yetkili banka personelinin imzaladığı hesap cüzdanlarındaki yazılı miktarlar banka kayıtlarında yer almasa ve banka kayıtları ile uyuşmasa bile bankanın bu miktarı ödemek zorunda olduğu yani, hesap cüzdanında bankanın yetkili kişilerinin imzasının bulunması gerektiği, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını taşıyan banka hesap cüzdanının müşterinin banka nezdindeki mevduatının kanıtlayıcısı olduğu, bankanın bu nitelikteki bir hesap cüzdanındaki mevduatı davacıya borçlu ve ödemekle yükümlü olduğu, yetkilisinin imzasını taşımayan hesap cüzdanında yazılı mevduatın banka defter ve kayıtlarında da bulunmaması halinde bankanın sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, aynı şekilde banka defter kayıtlarında bulunmayan mevduatın banka hesap cüzdanı ile kanıtlanması mümkün ise de hesap cüzdanındaki her bir hesap işlemi karşısında banka yetkilisinin imzasının bulunması gerektiği, bu nedenle imzasız hesap işlemleri ve yazıların kanıt olarak kabul edilemeyeceği, bu durumda davacı alacaklının bankada mevduatı bulunduğunu ve miktarını kanıtlamakla yükümlü olduğu, mevduatı olduğunu iddia eden davacının bu iddiasını bankada birinci derecede imza yetkilisinin her işlem karşısında imzasının olması koşulu ile banka mevduat cüzdanı veya banka defter kayıtları ile ispatlanabileceği, yetkili imzayı içermeyen mevduat cüzdanındaki işlem kayıtlarının yeterli kanıt olarak kabul edilemeyeceği, bu durumda olayımızda davacının hesap cüzdanındaki işlem kayıtları davalı banka yetkililerince imzalanmamış olduğundan davacı tarafça davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine 818 sayılı BK’nun 306 ve 307. (6098 sayılı TBK'nun 386 ve 387.) maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur.
Bu durum karşısında, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı tarafından davalı banka şubesine yatırılan para halen davalı banka uhdesinde bulunduğundan ve davalı tarafından mevduatın davacıya ödendiği ispatlanamadığından, yanılgılı değerlendirme ile ispat yükü ters çevrilmek sureti ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/329989500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz