Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2558 E. 2024/4893 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müşterek temsilci↗ gerekçe-hüküm çelişkisi↗ tüketici kredisi↗ bankacılık işlemleri↗ eft↗ internet bankacılığı↗ kusur oranı↗ bloke↗ üçüncü kişi↗ dolandırıcılık↗ hamil↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihtar↗ havale↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ kusur↗ dava sebebi↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2019/851 E., 2020/181 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17.01.2017 tarihinde 0850 222 04 04 numaralı telefondan arandığını, ... kartından yapılan 230,00 TL'lik harcamayı kendisinin yapıp yapmadığının sorulduğunu, kendisinin de harcamayı kendisinin yapmadığını belirtmesinin üzerine kendisine akıllı SMS'den şifre gönderildiğini ve yapılan bu harcamanın iptali için yönlendirmeler ile bu şifreyi telefona tuşladığını, daha sonra kartının kopyalandığının belirtilmesi üzerine iptali için kendisine tekrar şifre gönderildiğini ve buna da telefona tuşladığını, davalı tarafından zamanında bilgi mesajı gelmediğini, banka güvenlik duvarının yıkıldığını ve zamanında müdahale imkanın ortadan kalktığını ve hesabından tanımadığı kişilere havale, EFT yapıldığını, nakit avans ve tüketici kredisi kullandığını, davalı bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek 187.102,80 TL'nin mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkili banka alınabilecek bütün önlemleri aldığını, davaya konu ihtilaf ile ilgili müvekkili bankanın kusuru olmadığını, yasal ve akdi düzenlemeler doğrultusunda kredi kartı ile ilgili bütün sorumluluğun kart hamili olan davacıya ait olduğunu, ihtilafa konu işlemlerin davacıya özel olarak gönderilen şifre girilmek suretiyle ve internet bankacılığı aracılığıyla gerçekleştiğini, müvekkil bankanın kusurundan ve sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, davacının müvekkili banka aleyhine ileri sürdüğü iddiaları ispatlayamadığını, davayı paranın hesabına aktarıldığı kişiye açması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile 91.458,20 TL'nin dava tarihinden itibaren mevduata uygunalanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından ve ilintili kredi kartından 17.01.2017 tarihinde dolandırıcılar tarafından kredi çekimi, havale, EFT ve diğer yöntemler ile toplamda 19 ayrı işlem yapılarak 179.900,00 TL para çekildiğini, bu işlemlerin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu ve müvekkiline akdedilecek bir kusurun bulunmadığını, davalı bankanın yeterli güvenlik önlemi almaması sebebiyle zararın oluştuğunu, bilirkişi raporunda dolandırıcıların beyanlarına kanarak SMS şifresini tuşladığı ve iradesi dışında işlem yapma yetkisinin dolandırıcılara verildiği tespit edilmişse de bu tespitin haksız ve mesnetsiz olduğunu, yaklaşık 40 dakikalık sürede müvekkilinin hesabından 19 ayrı kalemde transfer işleminin gerçekleştirildiğini, müvekkilinin geçmiş hesap ve işlemlere bakıldığında, hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde işlem yapılması nedeniyle, müvekkilinin bilgilendirilmediğini, hesaba bloke işlemlerinin uygulanmamış olması sebebiyle davalının özel yükümlülüğünü yerine getirmediğini, buna rağmen kusur oranlarının %50 olarak belirlenmesini hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ikame edilen davanın muhatabının müvekkili banka olmadığını, bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının cep telefonundan aranarak bu numaraya akıllı SMS'den şifre gönderildiğini ve yapılan bu harcamanın iptali için yönlendirmeler ile bu şifreyi telefona tuşladığını, daha sonra kredi kartının kopyalandığının belirlenmesi üzerine ihtar için kendisine tekrar şifre gönderildiğini ve bunu da telefona tuşladığını belirtmiş olup davacının iddia ettiği işlemleri müvekkili bankanın bilmesini beklenmesi hayatın olağan akışına ve bankacılık uygulamalarına aykırı olduğunu, husumetin söz konusu işlemlerden ötürü haksız şekilde faydalandığı iddia edilen EFT alıcılarına yöneltilmesi gerektiğini, yasal ve akdi düzenlemeler gereğince şifre güvenliği hususunda sorumluluk tamamen kart hamiline ait olup, tarafların müterafik kusurlu olduğu yönündeki kararın hukuka aykırı olduğunu, davacı kartın kopyalanması olayının 17.01.2017 tarihinde saat 16:06 civarında olduğunu ifade etmesine karşın, iş bu durumdan müvekkili bankayı derhal bilgilendirmediğini, bunun yerine eski müşteri temsilcisini aradığını, müvekkili bankayı bilgilendirmesine kadar geçen süre zarfında yapılan işlemlerden açıkça sorumlu olduğunu; müvekkili banka tarafından alınması gereken bütün önlemler alınmış olmasına rağmen davacının kusuru sonucu oluşan zarara müvekkili bankanın katlanması gerektiği yönünde verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkili bankanın internet bankacılığı güvenliği için güncel gelişmeleri yakinen takip ederek, bilgisayar sistemine entegre etmekte, uluslar arası olarak kabul gören ve uygulanan 3D Secure sisteme girerken SMS gönderimi, güvenlik kodu, sanal klavye, saldırı tespit sistemi, statik-dinamik şifre, para çekimi ve hesap hareketlerini SMS veya sözlü veya mail ile bildirmek, elektronik imza 128 bit SSL, firewall, anti phising sair programlar ve teknikler ile gerekli önlemler aldığını, buna rağmen şifre gizliliğini sağlayamayan davacının tam olarak kusurlu olduğunu, şifre gizliliğini saklamak zorunluluğunun kart hamiline ait olup müterafik kusurlu olduğu yönünde verilen kararın yerinde olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı banka nezdinde ki hesabında 17.01.2017 tarihinde elektronik ortamda 19 ayrı işlemle üçüncü kişilerce 179.900,00 TL tutarında işlem yapıldığı, dolandırıcıların gerçekleştirdikleri yöntemlerle davacı telefon yolu ile aranarak davalı banka tarafından arandığını söyleyen üçüncü kişilere telefona gelen SMS şifresini verdiği ve davacının hesabından elektronik ortamda saat 16:13 ile 16:49 arasında 19 ayrı işlemin üçüncü kişiler hesabına gönderildiği, kredi kartı hesabından nakit çekimi yapıldığı, kredi kartından çekim ve transfer işlemleri yapıldığı, davacının döviz hesabındaki parası bozdurularak transfer işlemleri yapıldığı, bankanın dava konusu para transfer işlemlerinin hangi internet servis sağlayıcısı üzerinden ve hangi bilgisayar (IP yoklama) hangi tarih ve saatte yapıldığına ilişkin kayıtlarını tuttuğu ve bu yükümlülüğü yerine getirdiğini, ancak internet üzerinden yapılan herhangi bir bağlantıda IP adresini bilgisayara farklı gösterme işleminin uygulanması suretiyle dolandırıcılığın gerçekleştiğinin alınan bilirkişi raporunda beyan edildiği, davacının denetim ve sorumluluğunda bulunan hesaplardan üçüncü şahısların hesabına elektronik ortamda aktarılan paranın sorumluluğunun kendisine emanet edilen parayı iade etmekle yükümlü davalı bankada olduğu, müşteriye tanımlı ve yalnızca müşteri tarafından bilinmesi gereken şifre ve parola gibi kişisel statik bilgiler ve login işleminde müşteri GSM hattına kısa mesajla gönderilen tek kullanımlık dinamik şifrenin, elektronik ortamda kullanılmak suretiyle üçüncü kişi hesaplarına yapılan para transfer işlemlerinde tüm zararın bankaya yüklenebilmesi için olayın sırf bankaya düşen yükümlülüklerin ihlalinden doğduğunun anlaşılması gerekeceği, somut olayda ise tarafların müterafik kusurlu olduğu, davacının şubesiz bankacılık işlemleri için kullandığı kendisine tanımlı kullanıcı kodu, internet şifresi gibi kişisel statik bilgiler dışında banka sistemine kayıt ettirdiği, telefon hattına banka sistemi tarafından her hesaba girişte otomatik olarak kısa mesajla gönderilen tek kullanımlık şifreyi, dolandırıcıların beyanlarına kanarak tuşlaması sebebiyle davalı bankanın dolandırıcıların geliştirdikleri yöntemler karşısında üçüncü kişilerin davacının hesabından 19 ayrı işlemle para transferi yapması ve bunu çok kısa süre zarfında gerçekleştirmesi nedeniyle davacının bu durumda bilgilendirilmemiş olması davaya konu zararda bankanında kusuru bulunduğu, mahkemece %50 oranında alacağın tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddine, davanın 179.900,00 TL yönünden kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı bankanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunda toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297, 298 ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
Dava, davacının davalı nezdindeki banka hesabından üçüncü kişiler tarafından dolandırılarak, banka tarafından gönderilen şifreyi başkalarıyla paylaşması nedeniyle paranın hesaptan çekilmesi davalı bankanın yeterli güvenlik duvarı olmaması nedeniyle zararın tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, kararın taraf vekillerince istinaf yoluna başvurması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince müşteriye tanımlı ve yalnızca müşteri tarafından bilinmesi gereken şifre ve parola gibi kişisel statik bilgiler ve login işleminde müşteri GSM hattına kısa mesajla gönderilen tek kullanımlık dinamik şifrenin, elektronik ortamda kullanılmak suretiyle üçüncü kişi hesaplarına yapılan para transfer işlemlerinde tüm zararın bankaya yüklenebilmesi için olayın sırf bankaya düşen yükümlülüklerin ihlalinden doğduğunun anlaşılması gerekeceği, somut olayda ise tarafların müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile 179.900,00 TL yönünden kabulüne karar verilmiştir. Ancak; Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinde tarafların müterafik kusurlu oldukları belirtilmesine rağmen davalı bankanın tam kusurlu olduğu şeklinde mahkemece alınan bilirkişi raporunda tespit edilen davacının tüm alacak miktarının davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir. Buna göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçe ile hüküm çelişkisinin bulunması usul ve yasaya aykırı görülmekle 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesi ve devamı maddelerine göre hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1012 E. 2023/5002 K.
Ortak:internet bankacılığı · bloke · üçüncü kişi · dolandırıcılık · havale · kusur · istinaf yoluna başvurulabilirlik · Alacak
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından ve ilintili kredi kartından 17.01.2017 tarihinde «dolandırıcılar» tarafından kredi çekimi, «havale», EFT ve diğer yöntemler ile toplamda 19 ayrı işlem yapılarak 179.900,00 TL para çekildiğini, bu işlemlerin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu ve müvekkiline akdedilecek bir «kusurun» bulunmadığını, davalı bankanın yeterli güvenlik önlemi almaması sebebiyle zararın oluştuğunu, bilirkişi raporunda dolandırıcıların beyanlarına kanarak SMS şifresini tuşladığı ve iradesi dışında işlem yapma «yetkisinin» dolandırıcılara verildiği tespit edilmişse de bu tespitin haksız ve mesnetsiz olduğunu, yaklaşık 40 dakikalık sürede müvekkilinin hesabından 19 ayrı kalemde transfer işleminin gerçekleştirildiğini, müvekkilinin geçmiş hesap ve işlemlere bakıldığında, hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde işlem yapılması nedeniyle, müvekkilinin bilgilendirilmediğini, hesaba «bloke» işlemlerinin uygulanmamış olması sebebiyle davalının özel yükümlülüğünü yerine getirmediğini, buna rağmen «kusur oranlarının» %50 olarak belirlenmesini hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… ı ile davacının davalı banka nezdinde ki hesabında 17.01.2017 tarihinde elektronik ortamda 19 ayrı işlemle üçüncü kişilerce 179.900,00 TL tutarında işlem yapıldığı, «dolandırıcıların» gerçekleştirdikleri yöntemlerle davacı telefon yolu ile aranarak davalı banka tarafından arandığını söyleyen üçüncü kişilere telefona gelen SMS şifresini verdiği ve davacının hesabından elektronik ortamda saat 16:13 ile 16:49 arasında 19 ayrı işlemin «üçüncü kişiler» hesabına gönderildiği, kredi kartı hesabından nakit çekimi yapıldığı, kredi kartından çekim ve transfer işlemleri yapıldığı, davacının döviz hesabındaki parası bozdurularak transfer işlemleri yapıldığı, bankanın dava konusu para transfer işlemlerinin hangi internet servis sağlayıcısı üzerinden ve hangi bilgisayar (IP yoklama) hangi tarih ve saatte yapıldığına ilişkin kayıtlarını tuttuğu ve bu yükümlülüğü yerine getirdiğini, ancak internet üzerinden yapılan herhangi bir bağlantıda IP adresini bilgisayara farklı gösterme işleminin uygulanması suretiyle dolandırıcılığın gerçekleştiğinin alınan bilirkişi raporunda beyan edildiği, davacının denetim ve sorumluluğunda bulunan hesaplardan üçüncü şahısların hesabına elektronik ortamda aktarılan paranın sorumluluğunun kendisine emanet edilen parayı iade etmekle yükümlü davalı bankada olduğu, müşteriye tanımlı ve yalnızca müşteri tarafından bilinmesi gereken şifre ve parola gibi kişisel statik bilgiler ve login işleminde müşteri GSM hattına kısa mesajla gönderilen tek kullanımlık dinamik şifrenin, elektronik ortamda kullanılmak suretiyle üçüncü kişi hesaplarına yapılan para transfer işlemlerinde tüm zararın bankaya yüklenebilmesi için olayın sırf bankaya düşen yükümlülüklerin ihlalinden doğduğunun anlaşılması gerekeceği, somut olayda ise tarafların müterafik kusurlu olduğu, davacının şubesiz «bankacılık işlemleri» için kullandığı kendisine tanımlı kullanıcı kodu, internet şifresi gibi kişisel statik bilgiler dışında banka sistemine kayıt ettirdiği, telefon hattına banka sistemi tarafından her hesaba girişte otomatik olarak kısa mesajla gönderilen tek kullanımlık şifreyi, dolandırıcıların beyanlarına kanarak tuşlaması sebebiyle davalı bankanın dolandırıcıların geliştirdikleri yöntemler karşısında üçüncü kişilerin davacının hesabından 19 ayrı işlemle para transferi yapması ve bunu çok kısa süre zarfında gerçekleştirmesi nedeniyle davacının bu durumda bilgilendirilmemiş olması davaya konu zararda bankanında «kusuru» bulunduğu, mahkemece %50 oranında alacağın tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «husumet» yönünden reddi gerektiğini, müvekkili banka alınabilecek bütün önlemleri aldığını, davaya konu ihtilaf ile ilgili müvekkili bankanın «kusuru» olmadığını, yasal ve akdi düzenlemeler doğrultusunda kredi kartı ile ilgili bütün sorumluluğun kart «hamili» olan davacıya ait olduğunu, ihtilafa konu işlemlerin davacıya özel olarak gönderilen şifre girilmek suretiyle ve «internet bankacılığı» aracılığıyla gerçekleştiğini, müvekkil bankanın kusurundan ve sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, davacının müvekkili banka aleyhine ileri sürdüğü iddiaları ispat …
Benzer bu karardaDAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki vadeli banka hesabından 20.06.2016 günü «dolandırıcılık» şebekesi halinde hareket eden kimliği belirsiz kişilerce toplamda 110.200,00 TL «havale» işleminin gerçekleştirildiğini, aynı gün akşam sıralarında davalı bankanın cep telefonuna gönderdiği havale mesajlarını gördüğünde müvekkilini zaman kaybetmeksizin telefon ile müşteri hizmetlerine bilgi vererek derhal işlemlerin iptalini ve hesaplara «bloke» konulmasını istediğini, davalı bankaya gönderilen «ihtarname» ile bu çekilen paranın kendisine iade edilmesi için başvuruda bulunulmasına rağmen bankaca ödenmediğini, havale işlemlerinin tamamının müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında tanımadığı kişiler adına gerçekleştirildiğini, hesabının internet kullanımına ilişkin onayının bulunmadığını, davalı bankanın «internet bankacılığına» girişlerde tek bir statik şifre gönderdiğini, her bir havale işleminde değişen dinamik şifre gönderilmesini gerektiren bir güvenlik sisteminin bulunmadığını, bu du …
… dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tanımlayıcı verilere sahip çıkmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını, savunmalarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunda davacının zararının doğmasında ve artmasında «müterafik kusuru» bulunduğu kanaatine varılmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak, davacının mobil bankacılık hizmetinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının olmamasının gösterildiğini, ancak davacı ile banka arasında akdedilen «bankacılık hizmet sözleşmesinin» 10. maddesinde davacının elektronik bankacılık kullanımında dikkat etmesi gereken hususlar ve sorumluluklarının açıkça belirtildiğini, davaya konu işlemler öncesin …
… astlanmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, davacının kendisine ait birçok tanımlayıcı veriye sahip çıkamadığını, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık hizmetleri sözleşmesi · müterafik kusur · güven kurumu · hırsızlık · sahtecilik · hizmet sözleşmesi · ispat yükü · kamu düzeni
Benzer bu kararda… esabına aktarıldığı, Adana 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/45 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda sanıkların bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle «hırsızlık» suçundan 7'şer yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının davalı bankanın mobil bankacılık hizmetlerinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının bulunmadığı, 20.06.2016 olay tarihinde davacı müşteriye ait geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi müşteriye tanımlı statik kişisel bilgiler elektronik ortamda doğru girilerek usulsüz işlem yapıldığı, daha önce mobil bankacılık hizmetinden yararlanmayan davacının cep telefonuna gelen anında şifre, geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi statik bilgileri dava dışı sanıklar ile paylaştığına dair delil bulunmadığı, davacı müşteriden kullandığı cep telefonunu çaldırmaması konusunda cep telefonunun güvenliğini sağlamasının beklenemeyeceği, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile davacı hesabından üçüncü kişilerin hesabına para havalesinin yapılmış olması karşısında davalı savunmasının aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı, «ispat yükü» kendisinde olan davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamadığı, bu haliyle davacının müterafik kusurundan söz edilemeyeceği, davalı bankanın «internet bankacılığından» gerçekleştirilen her bir EFT işlemi için her defasında değişen dinamik şifre uygulaması ile davacı müşterinden onay almadığı, sadece işlemlerin gerçekleştirilmesinden sonra bilgi mesajı göndererek pasif bir güvenlik uygulaması ile yetindiği, davacı müşteri tarafından mobil internet bankacılığından yararlanmak istediğine dair yazılı bir talep olmadığı halde yalnızca anında şifre talebi üzerine davacı hesabını internet bankacılığı hizmetine açtığı, başka hiçbir teyit unsuru kullanmaksızın sadece kredi kartı numarası ve şifresine itibar edilerek kullanıcı kodu ve şifre gibi çok kritik öneme sahip olan bilgileri SMS ile gönderdiği, böylelikle bir «güven kurumu» olan bankanın müşterilerini koruyucu gerekli tedbir ve önlemleri almadığı, davalı bankanın usulsüz işlemler nedeniyle oluşan zararın tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 110.200,00 TL «maddi tazminatın» 20.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faiz» oranını geçmemek kaydıyla bankalarca TL mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tanımlayıcı verilere sahip çıkmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını, savunmalarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunda davacının zararının doğmasında ve artmasında «müterafik kusuru» bulunduğu kanaatine varılmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak, davacının mobil bankacılık hizmetinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının olmamasının gösterildiğini, ancak davacı ile banka arasında akdedilen «bankacılık hizmet sözleşmesinin» 10. maddesinde davacının elektronik bankacılık kullanımında dikkat etmesi gereken hususlar ve sorumluluklarının açıkça belirtildiğini, davaya konu işlemler öncesin …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararda «kamu düzenine» ilişkin bir aykırılık bulunmadığı, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/799 E. 2017/1183 K.
Ortak:bankacılık işlemleri · internet bankacılığı · dolandırıcılık · havale · husumet · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «husumet» yönünden reddi gerektiğini, müvekkili banka alınabilecek bütün önlemleri aldığını, davaya konu ihtilaf ile ilgili müvekkili bankanın «kusuru» olmadığını, yasal ve akdi düzenlemeler doğrultusunda kredi kartı ile ilgili bütün sorumluluğun kart «hamili» olan davacıya ait olduğunu, ihtilafa konu işlemlerin davacıya özel olarak gönderilen şifre girilmek suretiyle ve «internet bankacılığı» aracılığıyla gerçekleştiğini, müvekkil bankanın kusurundan ve sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, davacının müvekkili banka aleyhine ileri sürdüğü iddiaları ispat …
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından ve ilintili kredi kartından 17.01.2017 tarihinde «dolandırıcılar» tarafından kredi çekimi, «havale», EFT ve diğer yöntemler ile toplamda 19 ayrı işlem yapılarak 179.900,00 TL para çekildiğini, bu işlemlerin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu ve müvekkiline akdedilecek bir «kusurun» bulunmadığını, davalı bankanın yeterli güvenlik önlemi almaması sebebiyle zararın oluştuğunu, bilirkişi raporunda dolandırıcıların beyanlarına kanarak SMS şifresini tuşladığı ve iradesi dışında işlem yapma «yetkisinin» dolandırıcılara verildiği tespit edilmişse de bu tespitin haksız ve mesnetsiz olduğunu, yaklaşık 40 dakikalık sürede müvekkilinin hesabından 19 ayrı kalemde transfer işleminin gerçekleştirildiğini, müvekkilinin geçmiş hesap ve işlemlere bakıldığında, hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde işlem yapılması nedeniyle, müvekkilinin bilgilendirilmediğini, hesaba «bloke» işlemlerinin uygulanmamış olması sebebiyle davalının özel yükümlülüğünü yerine getirmediğini, buna rağmen «kusur oranlarının» %50 olarak belirlenmesini hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ikame edilen davanın muhatabının müvekkili banka olmadığını, bankaya «husumet» yöneltilemeyeceğini, davacının cep telefonundan aranarak bu numaraya akıllı SMS'den şifre gönderildiğini ve yapılan bu harcamanın iptali için yönlendirmeler ile bu şifreyi telefona tuşladığını, daha sonra kredi kartının kopyalandığının belirlenmesi üzerine «ihtar» için kendisine tekrar şifre gönderildiğini ve bunu da telefona tuşladığını belirtmiş olup davacının iddia ettiği işlemleri müvekkili bankanın bilmesini beklenmesi hayatın olağan akışına ve bankacılık uygulamalarına aykırı olduğunu, husumetin söz konusu işlemlerden ötürü haksız şekilde faydalandığı iddia edilen EFT alıcılarına yöneltilmesi gerektiğini, yasal ve akdi düzenlemeler gereğince şifre güvenliği hususunda sorumluluk tamamen kart «hamiline» ait olup, tarafların müterafik kusurlu olduğu yönündeki kararın hukuka aykırı olduğunu, davacı kartın kopyalanması olayının 17.01.2017 tarihinde saat 16:06 civarında olduğunu ifade etmesine karşın, iş bu durumdan müvekkili bankayı derhal bilgilendirmediğini, bunun yerine eski «müşteri temsilcisini» aradığını, müvekkili bankayı bilgilendirmesine kadar geçen süre zarfında yapılan işlemlerden açıkça sorumlu olduğunu; müvekkili banka tarafından alınması gereken bütün önlemler alınmış olmasına rağmen davacının «kusuru» sonucu oluşan zarara müvekkili bankanın katlanması gerektiği yönünde verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkili bankanın «internet bankacılığı» güvenliği için güncel gelişmeleri yakinen takip ederek, bilgisayar sistemine entegre etmekte, uluslar arası olarak kabul gören ve uygulanan 3D Secure sisteme girer …
Benzer bu karardaBankası Genel Müdürlüğü'ne müracaat ederek, Bu «havale» ve EFT işlemlerinin kendisinin bilgisi dışında gerçekleştirildiğini, konunun araştırılarak gereğinin yapılmasını istediğini, her iki davalı bankanın da gerekli güvenlik önlemlerini almadıklarından müvekkilini zarara uğrattıklarını iddia ederek müvekkilinin banka hesaplarında bulunan 44.825- TL' nin «internet bankacılığı» «dolandırıcılık» yoluyla üçüncü şahıslar hesaplarına aktarılarak müvekkilin zararına sebebiyet veren her iki davalı bankanın müştereken ve «müteselsilen sorumluluğuna», 44,825 TL zararın 26.08.2013 olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… kili bankanın internet şubesine yalnızca kullanıcılar tarafından bilinen müşteri numarası, parola, internet şifresi ve SMS şifresi kullanılarak erişim sağlandığını, «internet bankacılığı» şubesine giriş için gerekli olan SMS'lerin davacının banka sistemine kayıtlı GSM hattına gönderildiğini, internet «bankacılık işlemlerinin» güvenli yapılabilmesi için müvekkilinin gerekli tüm önlemleri aldığını savunarak, davanın öncelikle «husumet» yönünden «usulden reddine», davanın ... ve ...'e «ihbarına» karar verilmesini talep etmiştir.
Bankası hesabına ait ... hesaptan kendisine mesaj gelince haberdar olmuş ise de, bankaya telefonla ulaşana kadar, hesabından yukarda söz konusu olan EFT ve «havale» işlemleri yapıldığını, müvekkilinin ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak · bankacılık işlemi · özen yükümlülüğü · rücu hakkı · ihbar olunan · mevduat hesabı · müteselsil sorumluluk · eş rızası
Benzer bu karardaŞubesinde bulunan vadeli «mevduat hesabı» bilgisi ve «rızası» dışında bozularak hesabında bulunan 45.000-TL tutarın onayı olmadan vadesiz hesabına aktarıldığını, yine müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında bu hesaptan da diğer davalı ...
İhbar olunan ...; davalı ...bank vekili tarafından davanın müvekkili ...’ e «ihbarı» talep edilmişse de; usulüne uygun bir ihbar söz konusu olmadığı gibi bankaların yapmış olduğu, bankalar arasındaki para transferinin ve hesabına yatan paranın doğruluğunu araştırmaya «ihbar olunan» müvekkilinin ne imkanı, ne yetkisi ne de yükümlülüğü bulunduğunu, somut olayın doğrudan davacıyı ve bankaları ilgilendirmekte olduğunu, ihbar eden bankanın hiçbir şekilde müvekkile «rücu hakkının» da bulunmadığını, ihbar talebinin reddi gerektiğini savunmuştur.
… ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankalardan ...bank ... şubesi nezdinde bir vadesiz «mevduat hesabı» bir de vadeli mevduat hesabının bulunduğunu, vadeli mevduat hesabındaki paranın 45.000-TL olduğunu, 26.08.2013 tarihinde müvekkilinin davalı ...bank ...
Bankası Genel Müdürlüğü'ne müracaat ederek, Bu «havale» ve EFT işlemlerinin kendisinin bilgisi dışında gerçekleştirildiğini, konunun araştırılarak gereğinin yapılmasını istediğini, her iki davalı bankanın da gerekli güvenlik önlemlerini almadıklarından müvekkilini zarara uğrattıklarını iddia ederek müvekkilinin banka hesaplarında bulunan 44.825- TL' nin «internet bankacılığı» «dolandırıcılık» yoluyla üçüncü şahıslar hesaplarına aktarılarak müvekkilin zararına sebebiyet veren her iki davalı bankanın müştereken ve «müteselsilen sorumluluğuna», 44,825 TL zararın 26.08.2013 olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2558 E. , 2024/4893 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1863 Esas, 2022/3222 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 6. Tüketici Mahkemesi
SAYISI 2019/851 E., 2020/181 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17.01.2017 tarihinde 0850 222 04 04 numaralı telefondan arandığını, ... kartından yapılan 230,00 TL'lik harcamayı kendisinin yapıp yapmadığının sorulduğunu, kendisinin de harcamayı kendisinin yapmadığını belirtmesinin üzerine kendisine akıllı SMS'den şifre gönderildiğini ve yapılan bu harcamanın iptali için yönlendirmeler ile bu şifreyi telefona tuşladığını, daha sonra kartının kopyalandığının belirtilmesi üzerine iptali için kendisine tekrar şifre gönderildiğini ve buna da telefona tuşladığını, davalı tarafından zamanında bilgi mesajı gelmediğini, banka güvenlik duvarının yıkıldığını ve zamanında müdahale imkanın ortadan kalktığını ve hesabından tanımadığı kişilere havale, EFT yapıldığını, nakit avans ve tüketici kredisi kullandığını, davalı bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek 187.102,80 TL'nin mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkili banka alınabilecek bütün önlemleri aldığını, davaya konu ihtilaf ile ilgili müvekkili bankanın kusuru olmadığını, yasal ve akdi düzenlemeler doğrultusunda kredi kartı ile ilgili bütün sorumluluğun kart hamili olan davacıya ait olduğunu, ihtilafa konu işlemlerin davacıya özel olarak gönderilen şifre girilmek suretiyle ve internet bankacılığı aracılığıyla gerçekleştiğini, müvekkil bankanın kusurundan ve sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, davacının müvekkili banka aleyhine ileri sürdüğü iddiaları ispatlayamadığını, davayı paranın hesabına aktarıldığı kişiye açması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile 91.458,20 TL'nin dava tarihinden itibaren mevduata uygunalanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından ve ilintili kredi kartından 17.01.2017 tarihinde dolandırıcılar tarafından kredi çekimi, havale, EFT ve diğer yöntemler ile toplamda 19 ayrı işlem yapılarak 179.900,00 TL para çekildiğini, bu işlemlerin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu ve müvekkiline akdedilecek bir kusurun bulunmadığını, davalı bankanın yeterli güvenlik önlemi almaması sebebiyle zararın oluştuğunu, bilirkişi raporunda dolandırıcıların beyanlarına kanarak SMS şifresini tuşladığı ve iradesi dışında işlem yapma yetkisinin dolandırıcılara verildiği tespit edilmişse de bu tespitin haksız ve mesnetsiz olduğunu, yaklaşık 40 dakikalık sürede müvekkilinin hesabından 19 ayrı kalemde transfer işleminin gerçekleştirildiğini, müvekkilinin geçmiş hesap ve işlemlere bakıldığında, hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde işlem yapılması nedeniyle, müvekkilinin bilgilendirilmediğini, hesaba bloke işlemlerinin uygulanmamış olması sebebiyle davalının özel yükümlülüğünü yerine getirmediğini, buna rağmen kusur oranlarının %50 olarak belirlenmesini hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ikame edilen davanın muhatabının müvekkili banka olmadığını, bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının cep telefonundan aranarak bu numaraya akıllı SMS'den şifre gönderildiğini ve yapılan bu harcamanın iptali için yönlendirmeler ile bu şifreyi telefona tuşladığını, daha sonra kredi kartının kopyalandığının belirlenmesi üzerine ihtar için kendisine tekrar şifre gönderildiğini ve bunu da telefona tuşladığını belirtmiş olup davacının iddia ettiği işlemleri müvekkili bankanın bilmesini beklenmesi hayatın olağan akışına ve bankacılık uygulamalarına aykırı olduğunu, husumetin söz konusu işlemlerden ötürü haksız şekilde faydalandığı iddia edilen EFT alıcılarına yöneltilmesi gerektiğini, yasal ve akdi düzenlemeler gereğince şifre güvenliği hususunda sorumluluk tamamen kart hamiline ait olup, tarafların müterafik kusurlu olduğu yönündeki kararın hukuka aykırı olduğunu, davacı kartın kopyalanması olayının 17.01.2017 tarihinde saat 16:06 civarında olduğunu ifade etmesine karşın, iş bu durumdan müvekkili bankayı derhal bilgilendirmediğini, bunun yerine eski müşteri temsilcisini aradığını, müvekkili bankayı bilgilendirmesine kadar geçen süre zarfında yapılan işlemlerden açıkça sorumlu olduğunu;
müvekkili banka tarafından alınması gereken bütün önlemler alınmış olmasına rağmen davacının kusuru sonucu oluşan zarara müvekkili bankanın katlanması gerektiği yönünde verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkili bankanın internet bankacılığı güvenliği için güncel gelişmeleri yakinen takip ederek, bilgisayar sistemine entegre etmekte, uluslar arası olarak kabul gören ve uygulanan 3D Secure sisteme girerken SMS gönderimi, güvenlik kodu, sanal klavye, saldırı tespit sistemi, statik-dinamik şifre, para çekimi ve hesap hareketlerini SMS veya sözlü veya mail ile bildirmek, elektronik imza 128 bit SSL, firewall, anti phising sair programlar ve teknikler ile gerekli önlemler aldığını, buna rağmen şifre gizliliğini sağlayamayan davacının tam olarak kusurlu olduğunu, şifre gizliliğini saklamak zorunluluğunun kart hamiline ait olup müterafik kusurlu olduğu yönünde verilen kararın yerinde olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı banka nezdinde ki hesabında 17.01.2017 tarihinde elektronik ortamda 19 ayrı işlemle üçüncü kişilerce 179.900,00 TL tutarında işlem yapıldığı, dolandırıcıların gerçekleştirdikleri yöntemlerle davacı telefon yolu ile aranarak davalı banka tarafından arandığını söyleyen üçüncü kişilere telefona gelen SMS şifresini verdiği ve davacının hesabından elektronik ortamda saat 16:13 ile 16:49 arasında 19 ayrı işlemin üçüncü kişiler hesabına gönderildiği, kredi kartı hesabından nakit çekimi yapıldığı, kredi kartından çekim ve transfer işlemleri yapıldığı, davacının döviz hesabındaki parası bozdurularak transfer işlemleri yapıldığı, bankanın dava konusu para transfer işlemlerinin hangi internet servis sağlayıcısı üzerinden ve hangi bilgisayar (IP yoklama) hangi tarih ve saatte yapıldığına ilişkin kayıtlarını tuttuğu ve bu yükümlülüğü yerine getirdiğini, ancak internet üzerinden yapılan herhangi bir bağlantıda IP adresini bilgisayara farklı gösterme işleminin uygulanması suretiyle dolandırıcılığın gerçekleştiğinin alınan bilirkişi raporunda beyan edildiği, davacının denetim ve sorumluluğunda bulunan hesaplardan üçüncü şahısların hesabına elektronik ortamda aktarılan paranın sorumluluğunun kendisine emanet edilen parayı iade etmekle yükümlü davalı bankada olduğu, müşteriye tanımlı ve yalnızca müşteri tarafından bilinmesi gereken şifre ve parola gibi kişisel statik bilgiler ve login işleminde müşteri GSM hattına kısa mesajla gönderilen tek kullanımlık dinamik şifrenin, elektronik ortamda kullanılmak suretiyle üçüncü kişi hesaplarına yapılan para transfer işlemlerinde tüm zararın bankaya yüklenebilmesi için olayın sırf bankaya düşen yükümlülüklerin ihlalinden doğduğunun anlaşılması gerekeceği, somut olayda ise tarafların müterafik kusurlu olduğu, davacının şubesiz bankacılık işlemleri için kullandığı kendisine tanımlı kullanıcı kodu, internet şifresi gibi kişisel statik bilgiler dışında banka sistemine kayıt ettirdiği, telefon hattına banka sistemi tarafından her hesaba girişte otomatik olarak kısa mesajla gönderilen tek kullanımlık şifreyi, dolandırıcıların beyanlarına kanarak tuşlaması sebebiyle davalı bankanın dolandırıcıların geliştirdikleri yöntemler karşısında üçüncü kişilerin davacının hesabından 19 ayrı işlemle para transferi yapması ve bunu çok kısa süre zarfında gerçekleştirmesi nedeniyle davacının bu durumda bilgilendirilmemiş olması davaya konu zararda bankanında kusuru bulunduğu, mahkemece %50 oranında alacağın tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddine, davanın 179.900,00 TL yönünden kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı bankanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunda toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297, 298 ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
Dava, davacının davalı nezdindeki banka hesabından üçüncü kişiler tarafından dolandırılarak, banka tarafından gönderilen şifreyi başkalarıyla paylaşması nedeniyle paranın hesaptan çekilmesi davalı bankanın yeterli güvenlik duvarı olmaması nedeniyle zararın tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, kararın taraf vekillerince istinaf yoluna başvurması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince müşteriye tanımlı ve yalnızca müşteri tarafından bilinmesi gereken şifre ve parola gibi kişisel statik bilgiler ve login işleminde müşteri GSM hattına kısa mesajla gönderilen tek kullanımlık dinamik şifrenin, elektronik ortamda kullanılmak suretiyle üçüncü kişi hesaplarına yapılan para transfer işlemlerinde tüm zararın bankaya yüklenebilmesi için olayın sırf bankaya düşen yükümlülüklerin ihlalinden doğduğunun anlaşılması gerekeceği, somut olayda ise tarafların müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile 179.900,00 TL yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Ancak; Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinde tarafların müterafik kusurlu oldukları belirtilmesine rağmen davalı bankanın tam kusurlu olduğu şeklinde mahkemece alınan bilirkişi raporunda tespit edilen davacının tüm alacak miktarının davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir. Buna göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçe ile hüküm çelişkisinin bulunması usul ve yasaya aykırı görülmekle 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesi ve devamı maddelerine göre hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061121400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz