Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1158 E. 2023/3918 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
katılma yoluyla istinaf↗ hak ediş↗ yapılandırma protokolü↗ esnaf↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ maktu vekalet ücreti↗ münhasırlık↗ hakkaniyet↗ denetime elverişlilik↗ protokol↗ yetki↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/240 E., 2021/639 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin başvurusunun ise kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerin özel halk otobüsü sahibi olup Kayseri'de şehir içi toplu taşıma hizmeti verdiklerini, Kayseri Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 11.02.2016 tarih ve 101 sayılı kararıyla; özel halk otobüsü sahibi olan taşımacıların, toplu taşıma hizmetleri kapsamında ücretsiz ve indirimli olarak taşınan yolcular ve diğer etkenler sebebiyle katlandıkları maliyetler gözetilerek özel halk otobüsü sahibi olan taşımacılara hak edişlere ek olarak kararda belirtilen tutarlarda ilave destek ödemesi yapılmasına karar verildiğini ve bu kapsamda Kayseri Büyükşehir Belediyesi (KBB) tarafından müvekkillerine 10.05.2017 tarihine kadar Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası aracılığıyla ilave ödeme yapıldığını, davalı şirketin Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin (KBB) iştiraki olup Belediye Meclisi'nin 12.10.2015 tarihli kararıyla; belediyeye ait olan toplu taşıma hizmetlerinin verilmesi ve organize edilmesine dair yetkilerin davalı şirkete devredildiğini ve KKB ile davalı şirket arasında yapılan 28.12.2015 tarihli protokol ile KBB sınırları içerisinde yapılacak olan tüm lastik tekerlekli, raylı sistem banliyo işletmeciliği ve ücret toplama işini yapmak veya yaptırmak üzere davalı şirketin yetkili kılındığını, akabinde yapılan ek protokol ile de elektronik ücret toplama sisteminin 10.05.2017 tarihinden itibaren davalı şirket tarafından işletilmeye başlatılacağının kararlaştırıldığını ve bu tarihten itibaren Kayseri ilinde yolcu taşımacılığı hizmetleriyle ilgili tüm ödemeler, hak edişler ve bu doğrultuda ücret toplama sistemi işletimi, bilet gelirlerinin toplanması gibi tüm işlerin davalıya devredildiğini, belirtilen tarihten önce KBB tarafından taşımacıların tahakkuk eden hak edişlerin Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası'na, bu kurum tarafından taşımacılara ödenmekte olduğunu, belirtilen ek protokolün imzalanmasıyla birlikte ise KBB tarafından hak ediş ödemelerin Oda'ya yapılması uygulamasının sonra erdiğini ve tüm hak ediş ödemelerin davalı şirkete yapılmaya başlanıldığını, Belediye Meclisi'nin 12.05.2017 tarih ve 221 sayılı kararıyla; 10.05.2017 tarihinden itibaren hak ediş ödemelerinin davalı şirkete yapılacağı gözetilerek ilave destek ödemesinin taşımacılara ödenmek üzere davalı şirkete yapılmasına karar verildiğini ve akabinde alınan 09.04.2018 tarih ve 176 sayılı kararla ise ilave ödemelerin türlerinde ve miktarlarında değişiklik yapıldığını, davalı şirketin 10.05.2017 tarihinden itibaren 12.05.2017 tarihli kararla, ilave ödemesinin taşımacılara değil bizzat kendisine yapılacağının kararlaştırıldığından bahisle müvekkillerine destek/ilave ödemesi yapmadığını ancak zikredilen Belediye Meclisi kararlarıyla amaçlananın toplu taşımacılık hizmetleri kapsamında bir takım ek maliyetlere katlanan taşımacıların desteklenmesi olduğunun açık olduğunu, nitekim bizzat Belediye Başkanı tarafından çeşitli basın yayın organlarına verilen demeçlerde de taşımacılara destek ödemesi yapıldığının ifade edildiğini, öte yandan davalı şirketle Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan sözleşmeyle; taşımacılara yapılacak ödemeler bakımından sözleşmeyi kabul eden ve etmeyen taşımacılar şeklinde bir ayrıma gidildiğini ve sözleşmeyi kabul eden taşımacılara, sözleşmede belirlenen karma ödeme modeliyle ödeme yapılacağının, sözleşmeyi kabul etmeyen taşımacıların ise sözleşmeyle belirlenen ödeme yönteminden faydalanamayacağının, bu taşımacılara sadece taşıdıkları yolcu sayısına tekabül eden ücretin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkillerinin sözleşmeyi kabul etmediğini ancak bu durumun ilave ödemeden yararlandırılmayacaklarını anlamına gelmeyeceğini, müvekkillerine taşıdıkları ücretsiz ve indirimli yolcuların sayısı belirlenerek ilave destek ödemesi yapılması gerektiğini, esasen davalı şirketin sözleşmeyi kabul eden taşımacılara "Diğer Yolcu Bedeli" adı altında ilave destek ödemesi yaptığını, sözleşmeyi kabul eden taşımacılara yapılan ödemenin müvekkillerine yapılmamasının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL ilave destek ödemesinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, davacı yanın, KBB'nin, ilave destek ödemelerini taşımacılara ödenmek üzere müvekkile şirkete ödediği şeklindeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı yanca belirtilen Belediye Meclisi kararlarıyla, ilave ödemelerin bizzat müvekkili şirkete yapılacağının kararlaştırıldığını, iddia edildiği şekilde taşımacılara ödenmek üzere müvekkiline ödeme yapılmasına dair bir Meclis kararı bulunmadığını, davacı yanın, sözleşmeyi kabul eden taşımacılara "Diğer Yolcu Bedeli" adı altında ilave ödeme yapıldığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin gerek sözleşmeyi kabul eden gerekse de etmeyen taşımacılara ilave ödemesi adı altında yaptığı bir ödeme bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kayseri Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 09.04.2018 tarihli ve 176 sayılı kararı ile daha önce alınmış olan 101 ve 221 sayılı kararların iptal edilmesi suretiyle Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin toplu taşımadaki ilave destekleme ödemelerine ilişkin önceki sisteminin tamamen ortadan kaldırıldığı, anılan kararla, 12.05.2017 tarihli 221 sayılı meclis kararındaki gibi yolculuk grubu için yapılan ilave ödeme uygulamasına konu bedelin davalı şirkete ödenmesine karar verildiği, bu suretle Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin davalı şirkete verdiği destekleme ödemelerinin davalı şirket tarafından belirlediği kriterlere göre ve kendisine bağlı özel halk otobüsü işletmecilerine ödeme yapılmasının münhasıran bu şirketin yetki ve tasarrufunda olduğu, ödeme yapmak zorunluluğunun bulunmadığı dolayısı ile davacıların olağan taşıma faaliyetleri neticesinde hak ettikleri gelirin dışında ayrıca Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin toplu taşımadaki ilave destekleme ödemeleri nedeniyle davalı şirketten ilave destek ödemesi talep edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz ve denetime elverişsiz olduğunu, rapora yönelik ciddi mahiyetteki itirazlarının karşılanmadığını, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini, davacıların olağan taşıma faaliyetleri neticesinde hak ettikleri gelirlerinin taşıdıkları yolcu gelirlerine dayandığını, taşıdıkları yolcu gelirlerinin ise taşıdıkları yolcu sayısına göre belirlendiğini, taşıdıkları yolcuların içerisinde normal ücretli/biletli yolcu olduğu gibi aynı zamanda destek/ilave ödemesine konu yolcuların (Ücretsiz,65 yaş üstü,şehit gazi, indirimli vs) bulunduğunu, KKB'nin bu ücretsiz yolcu grubu için her ay davalıya ilave destek ödemesi yaptığını ancak davalının bu ödemeleri uhdesinde tutup müvekkillerine vermediğini, davalının bu tutumunun müvekkillerini her ay binlerce kişiyi ücretsiz olarak taşımak zorunda bıraktığını, İlk Derece Mahkemesince, davalarına dayanak yaptıkları Belediye Meclis kararlarının amacının ve ruhunun gözden kaçırıldığını, söz konusu kararlardan açıkça anlaşıldığı üzere ilave destek ödemesinin amacının, toplu taşıma hizmetleri kapsamında çeşitli maliyetlere katlanan taşımacıların desteklenmesi olduğunu, bu amaç doğrultunda ilave destek ödemesinin taşımacılara ödenmek üzere davalıya ödendiğini, davalının bu ödemeleri uhdesinde tutup müvekkillerine ödememesinin söz konusu kararların özüne aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin, Belediye Meclisinin 09.04.2018 tarihli 176 sayılı kararıyla; daha önce alınan 101 ve 221 sayılı meclis kararlarının iptal edildiği ve bu nedenle ilâve destek ödeme sisteminin ortadan kaldırıldığı şeklindeki tespitinin gerçeği yansıtmadığını, bu kararla, ilave ödeme sisteminin ortadan kaldırılmayıp fiyat ve yolcu grupları bakımından güncellendiğini, KBB'nin davalıya ilave ödemesi yapmaya devam ettiğini, nitekim bilirkişi raporuyla da bu hususun tespit edildiğini, esasen davalının sözleşmeyi kabul eden taşımacılara çeşitli isimler adı altında ilave destek ödemesi yaptığını, dolayısıyla yine aynı şekilde KBB taşıma vs tüm işlerini devrettiği davalıya, ilave ödemeleri ödemeye devam ettiğini, davalının keyfi bir tutum sergileyerek bir kısım taşımacıya yaptığı ödemeyi müvekkillerine yapmadığını, İlk Derece Mahkemesinin, ilave ödemeleri hususundaki tasarrufun davalıya ait olduğu şeklindeki gerekçesinin Belediye Meclisi kararlarının amacına ve ruhuna aykırı olduğunu ve müvekkillerine aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; harçlandırılan dava değeri 1.000,00 TL olup İlk Derece Mahkemesi kararının miktar itibariyle kesin olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin tüm davacılar vekilinin ise sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak İlk Derece Mahkemesince, davalı yararına karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre maktu vekalet ücretine hükmedilmişse de aynı hükmün ikinci fıkrasına göre davanın reddi halinde hükmedilen vekalet ücretinin reddedilen miktarı geçemeyeceği, dava değeri 1.000,00 TL olup davalı yararına bu miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun ise kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7386 E. 2024/3515 K.
Ortak:hak ediş · protokol · yetki · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… plu taşıma hizmetlerinin verilmesi ve organize edilmesine dair yetkilerin davalı şirkete devredildiğini ve KKB ile davalı şirket arasında yapılan 28.12.2015 tarihli «protokol» ile KBB sınırları içerisinde yapılacak olan tüm lastik tekerlekli, raylı sistem banliyo işletmeciliği ve ücret toplama işini yapmak veya yaptırmak üzere davalı şirketin yetkili kılındığını, akabinde yapılan ek protokol ile de elektronik ücret toplama sisteminin 10.05.2017 tarihinden itibaren davalı şirket tarafından işletilmeye başlatılacağının kararlaştırıldığını ve bu tarihten itibaren Kayseri ilinde yolcu taşımacılığı hizmetleriyle ilgili tüm ödemeler, «hak edişler» ve bu doğrultuda ücret toplama sistemi işletimi, bilet gelirlerinin toplanması gibi tüm işlerin davalıya devredildiğini, belirtilen tarihten önce KBB tarafından taşımacıların tahakkuk eden hak edişlerin Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası'na, bu kurum tarafından taşımacılara ödenmekte olduğunu, belirtilen ek protokolün imzalanmasıyla birlikte ise KBB tarafından hak ediş ödemelerin Oda'ya yapılması uygulamasının sonra erdiğini ve tüm hak ediş ödemelerin davalı şirkete yapılmaya başlanıldığını, Belediye Meclisi'nin 12.05.2017 tarih ve 221 sayılı kararıyla; 10.05.2017 tarihinden itibaren hak ediş ödemelerinin davalı şirkete yapılacağı gözetilerek ilave destek ödemesinin taşımacılara ödenmek üzere davalı şirkete yapılmasına karar verildiğini ve akabinde alınan 09.04.2018 tarih ve 176 sayılı kararla ise ilave ödemelerin türlerinde ve miktarlarında değişiklik yapıldığını, davalı şirketin 10.05.2017 tarihinden itibaren 12.05.2017 tarihli kararla, ilave ödemesinin taşımacılara değil bizzat kendisine yapılacağının kararlaştırıldığından bahisle müvekkillerine destek/ilave ödemesi yapmadığını ancak zikredilen Belediye Meclisi kararlarıyla amaçlananın toplu taşımacılık hizmetleri kapsamında bir takım ek maliyetlere katlanan taşımacıların desteklenmesi olduğunun açık olduğunu, nitekim bizzat Belediye Başkanı tarafından çeşitli basın yayın organlarına verilen demeçlerde de taşımacılara destek ödemesi yapıldığının ifade edildiğini, öte yandan davalı şirketle Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan sözleşmeyle; taşımacılara yapılacak ödemeler bakımından sözleşmeyi kabul eden ve etmeyen taşımacılar şeklinde bir ayrıma gidildiğini ve sözleşmeyi kabul eden taşımacılara, sözleşmede belirlenen karma ödeme modeliyle ödeme yapılacağının, sözleşmeyi kabul etmeyen taşımacıların ise sözleşmeyle belirlenen ödeme yönteminden faydalanamayacağının, bu taşımacılara sadece taşıdıkları yolcu sayısına tekabül eden ücretin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkillerinin sözleşmeyi kabul etmediğini ancak bu durumun ilave ödemeden yararlandırılmayacaklarını anlamına gelmeyeceğini, müvekkillerine taşıdıkları ücretsiz ve indirimli yolcuların sayısı belirlenerek ilave destek ödemesi yapılması gerektiğini, esasen davalı şirketin sözleşmeyi kabul eden taşımacılara "Diğer Yolcu Bedeli" adı altında ilave destek ödemesi yaptığını, sözleşmeyi kabul eden taşımacılara yapılan ödemenin müvekkillerine yapılmamasının «hakkaniyete» aykırı olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL ilave destek ödemesinin davalıdan tahsiline karar verilmesini …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin «zamanaşımına» uğradığını, davacı yanın, KBB'nin, ilave destek ödemelerini taşımacılara ödenmek üzere müvekkile şirkete ödediği şeklindeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava …
… şirkete verdiği destekleme ödemelerinin davalı şirket tarafından belirlediği kriterlere göre ve kendisine bağlı özel halk otobüsü işletmecilerine ödeme yapılmasının «münhasıran» bu şirketin «yetki» ve tasarrufunda olduğu, ödeme yapmak zorunluluğunun bulunmadığı dolayısı ile davacıların olağan taşıma faaliyetleri neticesinde hak ettikleri gelirin dışında ayrıc …
Benzer bu kararda… EVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu hususların hukuki hiçbir dayanağının bulunmadığını, tüm taleplere ilişkin olarak «zamanaşımı def»'inde bulunduklarını, davacının ileri sürdüğü şekilde 07.01.2020 tarihinde davalı şirket tarafından imzalanmış hiçbir ek «protokol» bulunmadığını, davalı ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi'nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokolünde hükme alınan maddelerinin içerikleri incelendiğinde davalı ile tüzelkişiliği bulunan Oda arasında imzalanan sözleşmenin ve ek sözleşmelerin bu davanın davacısı da «dahil» olmak üzere taraflar açısından bağlayıcı olabilmesi için odaya üyelik bağı olan veya vekâlet yöntemi ile bağ kuran ifadesinde görüleceği üzere özel halk otobüsü işletmecileri için sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi açısından vekâlet zorunluluğunun getirilmediğini, davalı şirketin bu sözleşmelerin akdedilmesinde muhatabının «tüzel kişiliği» bulunan oda olması sebebiyle davacı yanın vekâletnamesi veya üyeliğinin olup olmamasının davalı şirketin oda ile sözleşme ve ek sözleşmeler yapmasını engellemediğini, davacının tüm bu süreçte lehine olan birçok ek sözleşme ve düzenlemeden faydalandığını ve kendisine çok ciddi kazanımlar elde ettiğini, davalı firmanın tüm bu sözleşmeleri ve ek sözleşmeleri davacı ile değil oda ile akdettiğini, oda başkanının değişmesinin odanın tüzelkişiliğini ortadan kaldırmayacağı gibi davacı firmanın muhatabı odanın başkanının kim olursa olsun Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası olduğunu, davacının oda başkanının değiştiği ve bu sebeple vekâletlerinin hükümsüz kaldığına veya yeni oda başkanına vekâlet vermedikleri için odaya verdikleri ilk vekâletin hükümsüz kaldığına ilişkin iddiaların hukukilikten uzak olduğunu, bu hususun oda ile davacının iç ilişkisi olduğunu, bir usulsüzlük iddiası varsa davacının bunu davalı firmaya değil odaya dava açarak odaya yöneltmesi gerektiğini, bugüne kadar davacı tarafça odayı vekâletten azlettiğine yahut odaya üyelik bağıyla bağlı olmadığına veya üyelikten ayrıldığına ilişkin olarak davalı firmaya hiçbir bildirimde bulunmadığını, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedeli adındaki bedelin davalı şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi maddelerinde yer alan «hak ediş» bedeli olduğunu, davacının iddia ettiği gibi hiçbir şekilde herhangi bir kanun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, tamamen ilgili sözleşmede tanımlanan hak ediş metodunda yer alan bu diğer yolculuk bedelinin pandemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesi kaynaklı hesaplanmadığını ve taşımacıların «temsilcisi» olan oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, yolcu sayısına bağlı bir ödeme yönteminin otobüs işletmecilerinin sabit ve değişken giderlerini ödeyebilmesini olanaksız hale getirdiğini, bu sebeple sözleşmesel olarak taşımacıların temsilcisi olan oda ile yolcu gelirine değil tamamen sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme üzerinde uzanıldığını ve bu göre hesaplama yapıldığını, bu durumun da özel halk otobüsü işletmecilerinin lehine olduğu için yapılmış bir düzenleme olduğunu, ileride davacının iddialarına karşı beyan ve delil bildirme hakkı saklı kalmak kaydıyla yapılacak inceleme ile sair bilcümle hakların mahfuziyeti kaydıyla haksız davanın reddine karar verilmesini, «yargılama giderleri», vekâlet ücreti ve tüm «masrafların» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
… Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin 12.10.2015 tarih ve 904 sayılı meclis kararına istinaden davalı şirket ile dava dışı KBB arasında 28.12.2015 tarihinde imzalarının «protokol» kapsamında kent içi toplu taşıma hizmeti yönünden «yetkinin» davalı şirkete verilmiş olduğu, davalı şirket ile dava dışı Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olduğu, bu sözleşmenin akabinde değişen şartlar doğrultusunda muhtelif tarihlerde ek sözleşmeler yapıldığı, ek sözleşmeler ile ödemeye esas hesaplama yöntemlerinde değişiklikler meydana geldiğinin görüldüğü, ana sözleşmeye bakıldığında, Oda'nın üyeleri veya vekâlet varan taşımacılar adına davalı şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdetmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) «temsilcisi» olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu, bu doğrultuda davacı tarafını 07.01.2020 tarihti ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacının ilk sözleşme sırasında, Oda yönetimine vekâlet vermiş olduğunu, daha sonrasında Oda yönetiminin değiştiğini ve yeni yönetime vekâlet vermemiş olduğunu, Oda yönetiminin vekâletsiz iş görerek davalı Şirket İle ek sözleşme yapmış olduğunu, 07.01.2020 tarihli sözleşmenin tarafını bağlayıcı nitelikte olmadığını ileri sürmüş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20 nci maddesine bakıldığında, vekâlet şartının sadece ilk «hak ediş» öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekâlet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8 inci maddesinin ikinci bendinde Oda üyesi olanların vekâlet verme zorunluluğunun da bulunmadığı, tarafların «ticari defter» ve kayıtlarında yapılan incelemeler neticesinde, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında «fatura» tanzim ederek 2020 Mart ayı ve sonrasında hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı «kaydın» bulunmadığı, davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığının tespit edildiği, (Uygulamada, davacı otobüs işletmecisinin, davalı şirket adına fatura tanzim …
… de yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği'nde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından (KBB) davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı yönetmeliğin 33 üncü maddede öngörülen «hak ediş» türlerinin terkibinden müteşekkil bir «taşıma sözleşmesi» yapılmak üzere davacıyı ve diğer Özel Halk Otobüsü işletmecilerini «temsilen» kendisine o dönem noterden vekâletname çıkarılmak suretiyle hususi olarak yetkilendirilmiş vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» adı altında bir taşıma sözleşmesinin akdedildiğini, mezkur sözleşme ile Kayseri sınırları içerisinde toplu taşıma yapacak olan özel halk otobüsü sahiplerinin hak ve borçlarının neler olduğu ile hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, akabinde yapılan bir çok ek sözleşmeler ile asıl sözleşmede öngörülen hesaba esas birim bedellerin sözleşmeye göre yeniden değerlemeleri ve benzeri düzenlemeleri yapıldığını, davacının önceki başkan olan dava dışı...’a vekâlet verdiğini ve taşıma sözleşmesi ve eklerini kabul ettiğini, ancak ilerleyen dönemde Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah Şahin’e vekâletname verilmediğini, yeni oda başkanı kendisine vekâletname olmadığını bildiğini, davalı Kayseri Ulaşım’ın da basiretli bir «tacir» gibi bu hususu araştırmalı, Oda başkanının kimlerin vekili olarak hareket ettiğini tespit etmesi ve yapılan sözleşmenin vekil edenlerin vekâletname verme iradesine uygun olup olmayacağını göz önüne alması gerekirken, tamamen davalı şirketin menfaatine uygun kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden ve davalı şirketin tabi olduğu özel hukuk hükümlerine hiçe sayıp bir kamu «tüzel kişiliği» gibi davacının bağlamadığı halde bağlıyor gibi uymaya icbar ettiği 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi oda başkanı ile akdettiğini ve bu hukuksuz sözleşme ile davacının ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, ek sözleşmenin 4 üncü maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümler askıya alındığını, 2 nci maddesinde ise ödemeye esas 11 kalem alacak türü belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan ek sözleşmenin ilk olarak davacı yönünden bağlayıcı olmadığını, davacının covid salgını döneminde şehirler arası seyahat yasaklarına rağmen mezkur kooperatifin hak edişinde hiçbir kesintiye gidilmediğini, ek sözleşme yapma ihtiyacı dahi duyulmadığını, mezkur dönemde davacının 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken tam yolculuk bedeli, diğer yolculuk bedeli, aktarma yolculuk bedeli, sabit gelir bedeli, kayıp kilometre bedeli, performans bedeli, taahhütlü kilometre bedeli alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tam yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, diğer yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, aktarma yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, sabit gelir bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, kayıp kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, performans bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin ve taahhütlü kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL olmak üzere toplam 350,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle tahsiline, «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ahde vefa ilkesi · ahde vefa · yetkisiz temsil · sözleşme serbestisi · delillerin toplanmaması · ihtirazi kayıt · yemin delili · ispat külfeti
Benzer bu kararda… ve Ayrılma" başlıklı 20 nci maddesi kapsamında vekâletname şartının bir kereye mahsus arandığı, davacı tarafından dosya kapsamında dava dışı Oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleriyle neden olduğunu «ispat külfeti» altında olduğu, davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığından davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istina …
Taraflar arasındaki sözleşmeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Borçlar Hukuku'nun en temel ilkelerinden olan «ahde vefa ilkesi» uyarınca davacının itiraz ettiği sözleşme ve ek sözleşmelerle bağlı olduğu, kaldı ki itiraz edilen sözleşmeler kapsamında davacının «fatura» düzenleyip «hak edişler» aldığı, söz konusu hak edişlere karşı herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının serbest iradesi ile bu sözleşmeler kapsamına çıkarak otobüs işletmeciliğini yapmasının mümkün olmasına rağmen bu yolu seçmediği, tarafların karşılıklı «ticari defter» ve kayıtlarında davacının davalıdan alacağının görünmediği gerekçesiyle tüm taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
… de yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği'nde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından (KBB) davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı yönetmeliğin 33 üncü maddede öngörülen «hak ediş» türlerinin terkibinden müteşekkil bir «taşıma sözleşmesi» yapılmak üzere davacıyı ve diğer Özel Halk Otobüsü işletmecilerini «temsilen» kendisine o dönem noterden vekâletname çıkarılmak suretiyle hususi olarak yetkilendirilmiş vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» adı altında bir taşıma sözleşmesinin akdedildiğini, mezkur sözleşme ile Kayseri sınırları içerisinde toplu taşıma yapacak olan özel halk otobüsü sahiplerinin hak ve borçlarının neler olduğu ile hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, akabinde yapılan bir çok ek sözleşmeler ile asıl sözleşmede öngörülen hesaba esas birim bedellerin sözleşmeye göre yeniden değerlemeleri ve benzeri düzenlemeleri yapıldığını, davacının önceki başkan olan dava dışı...’a vekâlet verdiğini ve taşıma sözleşmesi ve eklerini kabul ettiğini, ancak ilerleyen dönemde Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah Şahin’e vekâletname verilmediğini, yeni oda başkanı kendisine vekâletname olmadığını bildiğini, davalı Kayseri Ulaşım’ın da basiretli bir «tacir» gibi bu hususu araştırmalı, Oda başkanının kimlerin vekili olarak hareket ettiğini tespit etmesi ve yapılan sözleşmenin vekil edenlerin vekâletname verme iradesine uygun olup olmayacağını göz önüne alması gerekirken, tamamen davalı şirketin menfaatine uygun kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden ve davalı şirketin tabi olduğu özel hukuk hükümlerine hiçe sayıp bir kamu «tüzel kişiliği» gibi davacının bağlamadığı halde bağlıyor gibi uymaya icbar ettiği 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi oda başkanı ile akdettiğini ve bu hukuksuz sözleşme ile davacının ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, ek sözleşmenin 4 üncü maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümler askıya alındığını, 2 nci maddesinde ise ödemeye esas 11 kalem alacak türü belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan ek sözleşmenin ilk olarak davacı yönünden bağlayıcı olmadığını, davacının covid salgını döneminde şehirler arası seyahat yasaklarına rağmen mezkur kooperatifin hak edişinde hiçbir kesintiye gidilmediğini, ek sözleşme yapma ihtiyacı dahi duyulmadığını, mezkur dönemde davacının 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken tam yolculuk bedeli, diğer yolculuk bedeli, aktarma yolculuk bedeli, sabit gelir bedeli, kayıp kilometre bedeli, performans bedeli, taahhütlü kilometre bedeli alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tam yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, diğer yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, aktarma yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, sabit gelir bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, kayıp kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, performans bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin ve taahhütlü kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL olmak üzere toplam 350,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle tahsiline, «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının «son» sözleşmeye imza atan başkana böyle bir sözleşme yapma yetkisi tanıyıp tanımadığı, bunun davalı şirket tarafından basiretli bir «tacir» gibi araştırılıp araştırılmadığı ve «delillerin toplanıp» toplanmadığı, davalı şirketin Kayseri Büyükşehir Belediyesinin kendisine devrettiği yetkiyi benzer konumda olan kişilere eşit şartlarda uygulayıp uygulamadığı, dos …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7385 E. 2024/3475 K.
Ortak:hak ediş · protokol · yetki · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… plu taşıma hizmetlerinin verilmesi ve organize edilmesine dair yetkilerin davalı şirkete devredildiğini ve KKB ile davalı şirket arasında yapılan 28.12.2015 tarihli «protokol» ile KBB sınırları içerisinde yapılacak olan tüm lastik tekerlekli, raylı sistem banliyo işletmeciliği ve ücret toplama işini yapmak veya yaptırmak üzere davalı şirketin yetkili kılındığını, akabinde yapılan ek protokol ile de elektronik ücret toplama sisteminin 10.05.2017 tarihinden itibaren davalı şirket tarafından işletilmeye başlatılacağının kararlaştırıldığını ve bu tarihten itibaren Kayseri ilinde yolcu taşımacılığı hizmetleriyle ilgili tüm ödemeler, «hak edişler» ve bu doğrultuda ücret toplama sistemi işletimi, bilet gelirlerinin toplanması gibi tüm işlerin davalıya devredildiğini, belirtilen tarihten önce KBB tarafından taşımacıların tahakkuk eden hak edişlerin Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası'na, bu kurum tarafından taşımacılara ödenmekte olduğunu, belirtilen ek protokolün imzalanmasıyla birlikte ise KBB tarafından hak ediş ödemelerin Oda'ya yapılması uygulamasının sonra erdiğini ve tüm hak ediş ödemelerin davalı şirkete yapılmaya başlanıldığını, Belediye Meclisi'nin 12.05.2017 tarih ve 221 sayılı kararıyla; 10.05.2017 tarihinden itibaren hak ediş ödemelerinin davalı şirkete yapılacağı gözetilerek ilave destek ödemesinin taşımacılara ödenmek üzere davalı şirkete yapılmasına karar verildiğini ve akabinde alınan 09.04.2018 tarih ve 176 sayılı kararla ise ilave ödemelerin türlerinde ve miktarlarında değişiklik yapıldığını, davalı şirketin 10.05.2017 tarihinden itibaren 12.05.2017 tarihli kararla, ilave ödemesinin taşımacılara değil bizzat kendisine yapılacağının kararlaştırıldığından bahisle müvekkillerine destek/ilave ödemesi yapmadığını ancak zikredilen Belediye Meclisi kararlarıyla amaçlananın toplu taşımacılık hizmetleri kapsamında bir takım ek maliyetlere katlanan taşımacıların desteklenmesi olduğunun açık olduğunu, nitekim bizzat Belediye Başkanı tarafından çeşitli basın yayın organlarına verilen demeçlerde de taşımacılara destek ödemesi yapıldığının ifade edildiğini, öte yandan davalı şirketle Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan sözleşmeyle; taşımacılara yapılacak ödemeler bakımından sözleşmeyi kabul eden ve etmeyen taşımacılar şeklinde bir ayrıma gidildiğini ve sözleşmeyi kabul eden taşımacılara, sözleşmede belirlenen karma ödeme modeliyle ödeme yapılacağının, sözleşmeyi kabul etmeyen taşımacıların ise sözleşmeyle belirlenen ödeme yönteminden faydalanamayacağının, bu taşımacılara sadece taşıdıkları yolcu sayısına tekabül eden ücretin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkillerinin sözleşmeyi kabul etmediğini ancak bu durumun ilave ödemeden yararlandırılmayacaklarını anlamına gelmeyeceğini, müvekkillerine taşıdıkları ücretsiz ve indirimli yolcuların sayısı belirlenerek ilave destek ödemesi yapılması gerektiğini, esasen davalı şirketin sözleşmeyi kabul eden taşımacılara "Diğer Yolcu Bedeli" adı altında ilave destek ödemesi yaptığını, sözleşmeyi kabul eden taşımacılara yapılan ödemenin müvekkillerine yapılmamasının «hakkaniyete» aykırı olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL ilave destek ödemesinin davalıdan tahsiline karar verilmesini …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin «zamanaşımına» uğradığını, davacı yanın, KBB'nin, ilave destek ödemelerini taşımacılara ödenmek üzere müvekkile şirkete ödediği şeklindeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava …
… şirkete verdiği destekleme ödemelerinin davalı şirket tarafından belirlediği kriterlere göre ve kendisine bağlı özel halk otobüsü işletmecilerine ödeme yapılmasının «münhasıran» bu şirketin «yetki» ve tasarrufunda olduğu, ödeme yapmak zorunluluğunun bulunmadığı dolayısı ile davacıların olağan taşıma faaliyetleri neticesinde hak ettikleri gelirin dışında ayrıc …
Benzer bu kararda… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplan 350,00 TL alacaklarının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, sözleşmelerin Oda ile imzalandığını, imzalanan sözleşmelerden 01.08.2017 tarihli sözleşmenin maddelerine göre sözleşmenin bağlayıcılığı için üyelik yahut vekâletname ilişkisinin arandığını, Oda Yönetimince davacıdan vekalet alınmadan sözleşme yapıldığı yönündeki iddianın tarafların iç ilişkisine ait bir husus olduğunu, usulsüzlük var ise davanın Odaya yönetilmesi gerektiğini, davacının Oda Yönetimini azlettiği yahut vekâleten bağlı olmadığına ilişkin bir beyanı taraflarına sunmadığını, yapılan ek «protokolün» 01.08.2017 tarihli ek protokole uygun olduğunu, davacı tarafın faydalandığı 27.08.2019 tarihli ek sözleşmenin de davacı tarafından yetkilendirilmediği iddia olunan …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dışı şirketin üyesi yahut 10.05.2017 tarihli sözleşmenin 20 nci maddesi gereğince vekâlet vereni olduğu, anılan sözleşme gereğince davacının da dava konusu ek «protokolden» sorumlu olduğu, işbu ek protokole göre düzenlenmiş hak edişlerin davacı tarafça ihtirazi kayıtsız kabul edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisiz temsil · faturaya itiraz · ticari temerrüt faizi · ihtirazi kayıt · yemin delili · ispat külfeti · yemin · zamanaşımı def'i
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dosyaya davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplan 350,00 TL alacaklarının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, sözleşmelerin Oda ile imzalandığını, imzalanan sözleşmelerden 01.08.2017 tarihli sözleşmenin maddelerine göre sözleşmenin bağlayıcılığı için üyelik yahut vekâletname ilişkisinin arandığını, Oda Yönetimince davacıdan vekalet alınmadan sözleşme yapıldığı yönündeki iddianın tarafların iç ilişkisine ait bir husus olduğunu, usulsüzlük var ise davanın Odaya yönetilmesi gerektiğini, davacının Oda Yönetimini azlettiği yahut vekâleten bağlı olmadığına ilişkin bir beyanı taraflarına sunmadığını, yapılan ek «protokolün» 01.08.2017 tarihli ek protokole uygun olduğunu, davacı tarafın faydalandığı 27.08.2019 tarihli ek sözleşmenin de davacı tarafından yetkilendirilmediği iddia olunan …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir tüzel kişinin değil gerçek kişinin «temsilci» olarak atandığını, atanan kişinin ise işbu ek «protokolü» yapma yetkisi bulunmadığını, zira bu sözleşmenin artış için yapılmadığını, davalı şirketin Belediyenin kendilerine verdikleri yetkiyi herkese karşı eşit şekilde kullanmadıklarını, yapılan kesintilerin usule uygun olup olmadığının denetlenmediğini, rapora itirazlarının karşılanmadığını, müvekkillerinin pandemi döneminde «faturaya itiraz» gibi ekonomik güçlerinin bulunmadığını, mahkemenin dava konusu vekâletnameleri getirtmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2705 E. 2024/5208 K.
Ortak:hak ediş · protokol · yetki · Alacak
İncelediğiniz kararda… plu taşıma hizmetlerinin verilmesi ve organize edilmesine dair yetkilerin davalı şirkete devredildiğini ve KKB ile davalı şirket arasında yapılan 28.12.2015 tarihli «protokol» ile KBB sınırları içerisinde yapılacak olan tüm lastik tekerlekli, raylı sistem banliyo işletmeciliği ve ücret toplama işini yapmak veya yaptırmak üzere davalı şirketin yetkili kılındığını, akabinde yapılan ek protokol ile de elektronik ücret toplama sisteminin 10.05.2017 tarihinden itibaren davalı şirket tarafından işletilmeye başlatılacağının kararlaştırıldığını ve bu tarihten itibaren Kayseri ilinde yolcu taşımacılığı hizmetleriyle ilgili tüm ödemeler, «hak edişler» ve bu doğrultuda ücret toplama sistemi işletimi, bilet gelirlerinin toplanması gibi tüm işlerin davalıya devredildiğini, belirtilen tarihten önce KBB tarafından taşımacıların tahakkuk eden hak edişlerin Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası'na, bu kurum tarafından taşımacılara ödenmekte olduğunu, belirtilen ek protokolün imzalanmasıyla birlikte ise KBB tarafından hak ediş ödemelerin Oda'ya yapılması uygulamasının sonra erdiğini ve tüm hak ediş ödemelerin davalı şirkete yapılmaya başlanıldığını, Belediye Meclisi'nin 12.05.2017 tarih ve 221 sayılı kararıyla; 10.05.2017 tarihinden itibaren hak ediş ödemelerinin davalı şirkete yapılacağı gözetilerek ilave destek ödemesinin taşımacılara ödenmek üzere davalı şirkete yapılmasına karar verildiğini ve akabinde alınan 09.04.2018 tarih ve 176 sayılı kararla ise ilave ödemelerin türlerinde ve miktarlarında değişiklik yapıldığını, davalı şirketin 10.05.2017 tarihinden itibaren 12.05.2017 tarihli kararla, ilave ödemesinin taşımacılara değil bizzat kendisine yapılacağının kararlaştırıldığından bahisle müvekkillerine destek/ilave ödemesi yapmadığını ancak zikredilen Belediye Meclisi kararlarıyla amaçlananın toplu taşımacılık hizmetleri kapsamında bir takım ek maliyetlere katlanan taşımacıların desteklenmesi olduğunun açık olduğunu, nitekim bizzat Belediye Başkanı tarafından çeşitli basın yayın organlarına verilen demeçlerde de taşımacılara destek ödemesi yapıldığının ifade edildiğini, öte yandan davalı şirketle Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan sözleşmeyle; taşımacılara yapılacak ödemeler bakımından sözleşmeyi kabul eden ve etmeyen taşımacılar şeklinde bir ayrıma gidildiğini ve sözleşmeyi kabul eden taşımacılara, sözleşmede belirlenen karma ödeme modeliyle ödeme yapılacağının, sözleşmeyi kabul etmeyen taşımacıların ise sözleşmeyle belirlenen ödeme yönteminden faydalanamayacağının, bu taşımacılara sadece taşıdıkları yolcu sayısına tekabül eden ücretin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkillerinin sözleşmeyi kabul etmediğini ancak bu durumun ilave ödemeden yararlandırılmayacaklarını anlamına gelmeyeceğini, müvekkillerine taşıdıkları ücretsiz ve indirimli yolcuların sayısı belirlenerek ilave destek ödemesi yapılması gerektiğini, esasen davalı şirketin sözleşmeyi kabul eden taşımacılara "Diğer Yolcu Bedeli" adı altında ilave destek ödemesi yaptığını, sözleşmeyi kabul eden taşımacılara yapılan ödemenin müvekkillerine yapılmamasının «hakkaniyete» aykırı olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL ilave destek ödemesinin davalıdan tahsiline karar verilmesini …
… şirkete verdiği destekleme ödemelerinin davalı şirket tarafından belirlediği kriterlere göre ve kendisine bağlı özel halk otobüsü işletmecilerine ödeme yapılmasının «münhasıran» bu şirketin «yetki» ve tasarrufunda olduğu, ödeme yapmak zorunluluğunun bulunmadığı dolayısı ile davacıların olağan taşıma faaliyetleri neticesinde hak ettikleri gelirin dışında ayrıc …
Benzer bu kararda… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile müvekkilinin ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplan 350,00 TL alacaklarının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
… se davanın Odaya yönetilmesi gerektiğini, davacının Oda Yönetimini azlettiği yahut vekâleten bağlı olmadığına ilişkin bir beyanı taraflarına sunmadığını, yapılan ek «protokolün» 01.08.2017 tarihli ek protokole uygun olduğunu, davacı tarafın faydalandığı 27.08.2019 tarihli ek sözleşmenin de davacı tarafından yetkilendirilmediği iddia olunan …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dışı şirketin üyesi yahut 10.05.2017 tarihli sözleşmenin 20 nci maddesi gereğince vekâlet vereni olduğu, anılan sözleşme gereğince davacının da dava konusu ek «protokolden» sorumlu olduğu, işbu ek protokole göre düzenlenmiş hak edişlerin davacı tarafça ihtirazi kayıtsız kabul edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisiz temsil · faturaya itiraz · ticari temerrüt faizi · ihtirazi kayıt · yemin delili · ispat külfeti · yemin · taşıma sözleşmesi
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dosyaya davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile müvekkilinin ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplan 350,00 TL alacaklarının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir tüzel kişinin değil gerçek kişinin «temsilci» olarak atandığını, atanan kişinin ise işbu ek «protokolü» yapma yetkisi bulunmadığını, zira bu sözleşmenin artış için yapılmadığını, davalı şirketin Belediyenin kendilerine verdikleri yetkiyi herkese karşı eşit şekilde kullanmadıklarını, yapılan kesintilerin usule uygun olup olmadığının denetlenmediğini, rapora itirazlarının karşılanmadığını, müvekkillerinin pandemi döneminde «faturaya itiraz» gibi ekonomik güçlerinin bulunmadığını, mahkemenin dava konusu vekâletnameleri getirtmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «yetkisiz temsilci» tarafından imzalanan sözleşmenin «geçersizliği» iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2701 E. 2024/5558 K.
Ortak:hak ediş · protokol · yetki · vekalet ücreti · Alacak
İncelediğiniz kararda… plu taşıma hizmetlerinin verilmesi ve organize edilmesine dair yetkilerin davalı şirkete devredildiğini ve KKB ile davalı şirket arasında yapılan 28.12.2015 tarihli «protokol» ile KBB sınırları içerisinde yapılacak olan tüm lastik tekerlekli, raylı sistem banliyo işletmeciliği ve ücret toplama işini yapmak veya yaptırmak üzere davalı şirketin yetkili kılındığını, akabinde yapılan ek protokol ile de elektronik ücret toplama sisteminin 10.05.2017 tarihinden itibaren davalı şirket tarafından işletilmeye başlatılacağının kararlaştırıldığını ve bu tarihten itibaren Kayseri ilinde yolcu taşımacılığı hizmetleriyle ilgili tüm ödemeler, «hak edişler» ve bu doğrultuda ücret toplama sistemi işletimi, bilet gelirlerinin toplanması gibi tüm işlerin davalıya devredildiğini, belirtilen tarihten önce KBB tarafından taşımacıların tahakkuk eden hak edişlerin Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası'na, bu kurum tarafından taşımacılara ödenmekte olduğunu, belirtilen ek protokolün imzalanmasıyla birlikte ise KBB tarafından hak ediş ödemelerin Oda'ya yapılması uygulamasının sonra erdiğini ve tüm hak ediş ödemelerin davalı şirkete yapılmaya başlanıldığını, Belediye Meclisi'nin 12.05.2017 tarih ve 221 sayılı kararıyla; 10.05.2017 tarihinden itibaren hak ediş ödemelerinin davalı şirkete yapılacağı gözetilerek ilave destek ödemesinin taşımacılara ödenmek üzere davalı şirkete yapılmasına karar verildiğini ve akabinde alınan 09.04.2018 tarih ve 176 sayılı kararla ise ilave ödemelerin türlerinde ve miktarlarında değişiklik yapıldığını, davalı şirketin 10.05.2017 tarihinden itibaren 12.05.2017 tarihli kararla, ilave ödemesinin taşımacılara değil bizzat kendisine yapılacağının kararlaştırıldığından bahisle müvekkillerine destek/ilave ödemesi yapmadığını ancak zikredilen Belediye Meclisi kararlarıyla amaçlananın toplu taşımacılık hizmetleri kapsamında bir takım ek maliyetlere katlanan taşımacıların desteklenmesi olduğunun açık olduğunu, nitekim bizzat Belediye Başkanı tarafından çeşitli basın yayın organlarına verilen demeçlerde de taşımacılara destek ödemesi yapıldığının ifade edildiğini, öte yandan davalı şirketle Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan sözleşmeyle; taşımacılara yapılacak ödemeler bakımından sözleşmeyi kabul eden ve etmeyen taşımacılar şeklinde bir ayrıma gidildiğini ve sözleşmeyi kabul eden taşımacılara, sözleşmede belirlenen karma ödeme modeliyle ödeme yapılacağının, sözleşmeyi kabul etmeyen taşımacıların ise sözleşmeyle belirlenen ödeme yönteminden faydalanamayacağının, bu taşımacılara sadece taşıdıkları yolcu sayısına tekabül eden ücretin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkillerinin sözleşmeyi kabul etmediğini ancak bu durumun ilave ödemeden yararlandırılmayacaklarını anlamına gelmeyeceğini, müvekkillerine taşıdıkları ücretsiz ve indirimli yolcuların sayısı belirlenerek ilave destek ödemesi yapılması gerektiğini, esasen davalı şirketin sözleşmeyi kabul eden taşımacılara "Diğer Yolcu Bedeli" adı altında ilave destek ödemesi yaptığını, sözleşmeyi kabul eden taşımacılara yapılan ödemenin müvekkillerine yapılmamasının «hakkaniyete» aykırı olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL ilave destek ödemesinin davalıdan tahsiline karar verilmesini …
… şirkete verdiği destekleme ödemelerinin davalı şirket tarafından belirlediği kriterlere göre ve kendisine bağlı özel halk otobüsü işletmecilerine ödeme yapılmasının «münhasıran» bu şirketin «yetki» ve tasarrufunda olduğu, ödeme yapmak zorunluluğunun bulunmadığı dolayısı ile davacıların olağan taşıma faaliyetleri neticesinde hak ettikleri gelirin dışında ayrıc …
İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz ve «denetime elverişsiz» olduğunu, rapora yönelik ciddi mahiyetteki itirazlarının karşılanmadığını, «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verildiğini, davacıların olağan taşıma faaliyetleri neticesinde hak ettikleri gelirlerinin taşıdıkları yolcu gelirlerine dayandığını, taşıdıkları yolcu gelirlerinin ise taşıdıkları yolcu sayısına göre belirlendiğini, taşıdıkları yolcuların içerisinde normal ücretli/biletli yolcu olduğu gibi aynı zamanda destek/ilave ödemesine konu yolcuların (Ücretsiz,65 yaş üstü,şehit gazi, indirimli vs) bulunduğunu, KKB'nin bu ücretsiz yolcu grubu için her ay davalıya ilave destek ödemesi yaptığını ancak davalının bu ödemeleri uhdesinde tutup müvekkillerine vermediğini, davalının bu tutumunun müvekkillerini her ay binlerce kişiyi ücretsiz olarak taşımak zorunda bıraktığını, İlk Derece Mahkemesince, davalarına dayanak yaptıkları Belediye Meclis kararlarının amacının ve ruhunun gözden kaçırıldığını, söz konusu kararlardan açıkça anlaşıldığı üzere ilave destek ödemesinin amacının, toplu taşıma hizmetleri kapsamında çeşitli maliyetlere katlanan taşımacıların desteklenmesi olduğunu, bu amaç doğrultunda ilave destek ödemesinin taşımacılara ödenmek üzere davalıya ödendiğini, davalının bu ödemeleri uhdesinde tutup müvekkillerine ödememesinin söz konusu kararların özüne aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin, Belediye Meclisinin 09.04.2018 tarihli 176 sayılı kararıyla; daha önce alınan 101 ve 221 sayılı meclis kararlarının iptal edildiği ve bu nedenle ilâve destek ödeme sisteminin ortadan kaldırıldığı şeklindeki tespitinin gerçeği yansıtmadığını, bu kararla, ilave ödeme sisteminin ortadan kaldırılmayıp fiyat ve yolcu grupları bakımından güncellendiğini, KBB'nin davalıya ilave ödemesi yapmaya devam ettiğini, nitekim bilirkişi raporuyla da bu hususun tespit edildiğini, esasen davalının sözleşmeyi kabul eden taşımacılara çeşitli isimler adı altında ilave destek ödemesi yaptığını, dolayısıyla yine aynı şekilde KBB taşıma vs tüm işlerini devrettiği davalıya, ilave ödemeleri ödemeye devam ettiğini, davalının keyfi bir tutum sergileyerek bir kısım taşımacıya yaptığı ödemeyi müvekkillerine yapmadığını, İlk Derece Mahkemesinin, ilave ödemeleri hususundaki tasarrufun davalıya ait olduğu şeklindeki gerekçesinin Belediye Meclisi kararlarının amacına ve ruhuna aykırı olduğunu ve müvekkillerine aleyhine hükmedilen «vekalet ücretinin» hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… Kayseri sınırları içerisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34/1. maddesi gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ve aynı Yönetmeliğin 33. maddesi gereğince «hak edişler» için «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere noterden vekaletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas birim bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapılmış olduğunu, davacılar tarafından önceki başkan ... ...'a vekalet verilmiş olduğunu ve bu sözleşme ve ek sözleşmeler yapıldığını, daha sonrasında Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası başkanının değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah ...'e vekaletname verilmediği halde tamamen davalı şirketin menfaatine uygun, kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden 07.01.2020 tarihli ek sözleşmenin akdedilmiş olduğunu, hukuka uygun olmayan bu sözleşme ile müvekkilinin ciddi zarara uğramasına sebebiyet verildiğini, mezkur ek sözleşmenin 4. maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümlerin askıya alındığını, 2. maddesinde ödemeye esas 11 kalem alacak türünün belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan bu sözleşmenin davacıları bağlayıcı nitelikte olmadığını, sözleşmede belirlenmiş olan alacak kalemlerinden “Diğer Yolculuk Bedeli” alacaklarının sözleşme akdedildiği tarihten bu yana müvekkiline hiç ödenmediğini, mezkur dönemde 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken Tam Yolculuk Bedeli, Diğer Yolculuk Bedeli, Aktarma Yolculuk Bedeli, Sabit Gelir Bedeli, Kayıp Kilometre Bedeli, Performans Bedeli, Taahhütlü Kilometre Bedeli alacaklarının müvekkiline ödenmemiş olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Tam Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Diğer Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Aktarma Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Sabit Gelir Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Kayıp Kilometre Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Performans Bedeli Karşılığı şimdilik 50,00 TL, Taahhütlü Kilometre Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihlerinden işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile birlikte tahsiline, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… ap dilekçesinde, dava dilekçesinde belirtilen hususların hukuki dayanağı olmadığını, iddia edildiği gibi 07.01.2020 tarihinde davalı tarafından imzalanmış hiçbir ek «protokol» bulunmadığını, davalı şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi'nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokol içeriğinde taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ve ek sözleşmelerin davacı da «dahil» bağlayıcı olabilmesi için “odaya üyelik bağı olan veya vekalet yöntemi ile bağ kuran” ifadesine yer verildiğini, buna göre özel halk otobüsü işletmecilerinin sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi için vekalet zorunluluğunun getirilmemiş olduğunu, sözleşmede muhatabın oda olduğunu, davacının odaya üye olup olmamasının veya vekalet verip vermemesinin sözleşme yapılmasını engellemediğini, davalı şirketin sözleşmeleri davacı taraf ile değil oda ile yapmış olduğunu, oda başkanının değişmesinin odanın «tüzel kişiliğini» ortadan kaldırmayacağını, davacı tarafın vekaletsiz işlem yapıldığı iddiasının hukuki dayanağı bulunmadığını, davalı tarafından tüm ödemelerin tek elden odaya yapıldığını, odanın da işletmecilere dağıttığını, davalı firma tarafından ileride iddia edilebilecek “Kötü Ödeme” iddiasının önüne geçmek için odadan işletmeciler adına parayı tahsil edip edemeyeceği yönünde «vekalet ilişkisinin» arandığını, davacının kötü niyetli olduğunu, bugüne kadar lehine olan ek sözleşme ve düzenlemelere itiraz etmezken, aslında aleyhine olmayan ve pandemi sürecinde yine lehine düzenleme yapılan iş bu ek sözleşmeyi “vekaletim yok” bahanesiyle inkar etmesinin kabul edilemez bir yaklaşım olduğunu, Yolcu Taşıma Sözleşmesi 35. maddesi gereğince ek sözleşmelerin yapılmış olduğunu, davacının sözleşme kapsamında kaldığı sürece tüm maddelerden sorumlu olduğunu, Yolcu Taşıma Sözleşmesi'nin 20. maddesi gereğince davacının sözleşme kapsamına girip çıkabileceğini, davacının sözleşme şartları ile bağlı kalmak istememesi halinde yapması gerekenin sözleşmeden faydalanmayarak taşıdıkları yolcu gelirleri oranında pay almaları olduğunu, davacının «basiretli tacir» gibi davranmadığını ve kötü niyetli olduğunu, Oda ile daha önce de ek sözleşmeler yapıldığını, davacının bunlara sessiz kaldığını, davacının işine gelen sözleşmeye uyduğunu, işine gelmeyene itiraz ettiğini, örneğin 27.08.2019 tarihinde yapılan ilk ek sözleşme ile davacının da dahil olduğu tüm otobüs işletmelerinin lehine ciddi kazanımlar olduğunu, davacının bunu kabul ederken, pandemi dönemi ek sözleşmesine itiraz etmesinin kötü niyetli olduğunu, davacının ek sözleşmeye uygun olarak «hak edişlerini» aldığını, bu şekilde «fatura» keserek yaklaşık 1 seneyi aşkın süredir alacaklarını aldığını, davacının zımni şekilde ek sözleşmeye başından beri «muvafakat» etmiş olduğunu, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedelinin Yolcu Taşıma Hizmet Sözleşmesi maddelerinde yer alan hak ediş bedeli olduğunu, bunun herhangi bir kanun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, hak ediş metodunda yer alan diğer yolculuk bedelinin, pandemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesinden kaynaklı hesaplanmamış olduğunu ve Oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, Oda ile yolcu gelirine değil, tamamen sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme hususunda anlaşıldığını ve buna göre hesaplama yapılmış olduğunu, bu durumunda pandemi döneminde otobüs işletmecilerinin lehine olduğunu beyan ederek, davanın reddine, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
… ın üyeleri veya vekalet varan taşımacılar adına davalı Şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdetmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) «temsilcisi» olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu anlaşılmakla, bu doğrultuda davacı tarafın 07.01.2020 tarihti ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacı taraf, ilk sözleşme sırasında, Oda yönetimine vekalet vermiş olduğunu, daha sonrasında Oda yönetiminin değiştiğini ve yeni yönetime vekalet vermemiş olduğunu, Oda yönetiminin vekaletsiz iş görerek davalı Şirket ile ek sözleşme yapmış olduğunu, 07.01.2020 tarihli sözleşmenin tarafını bağlayıcı nitelikte olmadığını beyan etmiş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20. maddesine bakıldığında, vekalet şartının sadece ilk «hak ediş» öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekalet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8.2.maddesinde Oda üyesi olanların vekalet verme zorunluluğunun da bulunmadığının anlaşıldığı, tarafların «ticari defter» ve kayıtlarında yapılan incelemeler neticesinde, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında «fatura» tanzim ederek 2020 Mart ayı ve sonrasında hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı «kaydın» bulunmadığı, davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığının tespit edildiği, uygulamada, davacı otobüs işletmecisinin, davalı şirket adına fatura tanzim etmekte olduğu, davalı şirket tarafından dava dışı Oda'ya ödeme yapıldığı, ilgili ödemelerin Oda tarafından otobüs işletmecilerine aktarılmakta olduğu, davacının itiraz ettiği sözleşme ve ek sözleşmelerle bağlı olduğu, kaldı ki itiraz edilen sözleşmeler kapsamında davacının fatura düzenleyip hak edişler aldığı, söz konusu hak edişlere karşı herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının serbest iradesi ile bu sözleşmeler kapsamına çıkarak otobüs işletmeciliğini yapmasının mümkün olmasına rağmen bu yolu seçmediği, tarafla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:devredilemez yetkiler · yetkisiz temsil · istihkak · sözleşme serbestisi · vekalet ilişkisi · ticari temerrüt faizi · delillerin toplanmaması · ihtirazi kayıt
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin vekaletnameyi ve vekalet «yetkisini» Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odasına değil o odanın o dönemdeki başkanı olan bir gerçek kişiye verdiğini, o vekaletnamenin hala geçerli olduğunu, mahkemenin sanki bir tüzel kişi «temsilcisi» tayin edilmiş gibi oluşa aykırı yersiz gerekçelerle verdiği kararın hatalı olduğunu, mahkemece «delillerin toplanmamış»; iddiaların irdelenmediğini, sözleşmelerin irdelenmediğini, dava konusu ek sözleşme haricinde yapılan ek sözleşmelerin tamamının 2017 tarihli sözleşmedeki «hak ediş» kat sayılarının ve baz fiyatlarının belirlenmesi ve «taahhütlü» kilometre miktarlarının artırılmasına ilişkin akdedildiğini, zaten Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesinin 35. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere ek sözleşme yapılmasının amacının da bu olduğunu, mahkemece uyuşmazlığın toplandığı yer olan vekaletsiz olarak sözleşme yapılması hususunu aydınlatmaya matuf olarak deliller arasında belirttiği vekaletnameleri getirtilmemiş ve vekaletname olmaksızın yapılan ve müvekkilince de onanmayan sözleşmenin «geçersiz» olacağı yönündeki iddiaların göz ardı edildiğini, davalının iyi niyetli olmayan saiklerle «yetkisiz temsilcinin» imzasını alarak müvekkilinin hak edişlerinin azaltıldığını, ancak davalı şirket kendisine «devredilen yetkiyi» kötüye kullanarak dava dışı kooperatifin «istihkakında» seyahat yasakları olmasına ve hiç çalışılmamasına rağmen bir azaltmaya gitme gereği bile duymadığını, bu şehrin tüm toplu taşıma yükünü çeken, pandemi döneminde dahi çalışan ve hatta yarım dolulukta çalışmaları gerektiği için şehrin toplu taşıma ihtiyacı gözetilerek ek seferlerle daha çok çalıştırılması gereken müvekkilinin hak edişinin kesilip zarar etmesine sebebiyet verildiğini, davalı şirketin fazla kesilen faturaları iade ettiğini, kendi istediği tutar kesilmediği takdirde hiç ödeme yapmadığını, dönemin zorlu koşulları içerisinde karşı çıkmaya ekonomik anlamda takati olmayan müvekkillerinin istediği miktarda «fatura» kesmeye icbar ettiğini, zaten müvekkillerinin sözleşme gereği daha fazlasını hak ettiği izahtan vareste olup kalanı ödendiğinde elbette faturanın kalanını da bugün …
… Kayseri sınırları içerisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34/1. maddesi gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ve aynı Yönetmeliğin 33. maddesi gereğince «hak edişler» için «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere noterden vekaletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas birim bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapılmış olduğunu, davacılar tarafından önceki başkan ... ...'a vekalet verilmiş olduğunu ve bu sözleşme ve ek sözleşmeler yapıldığını, daha sonrasında Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası başkanının değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah ...'e vekaletname verilmediği halde tamamen davalı şirketin menfaatine uygun, kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden 07.01.2020 tarihli ek sözleşmenin akdedilmiş olduğunu, hukuka uygun olmayan bu sözleşme ile müvekkilinin ciddi zarara uğramasına sebebiyet verildiğini, mezkur ek sözleşmenin 4. maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümlerin askıya alındığını, 2. maddesinde ödemeye esas 11 kalem alacak türünün belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan bu sözleşmenin davacıları bağlayıcı nitelikte olmadığını, sözleşmede belirlenmiş olan alacak kalemlerinden “Diğer Yolculuk Bedeli” alacaklarının sözleşme akdedildiği tarihten bu yana müvekkiline hiç ödenmediğini, mezkur dönemde 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken Tam Yolculuk Bedeli, Diğer Yolculuk Bedeli, Aktarma Yolculuk Bedeli, Sabit Gelir Bedeli, Kayıp Kilometre Bedeli, Performans Bedeli, Taahhütlü Kilometre Bedeli alacaklarının müvekkiline ödenmemiş olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Tam Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Diğer Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Aktarma Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Sabit Gelir Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Kayıp Kilometre Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Performans Bedeli Karşılığı şimdilik 50,00 TL, Taahhütlü Kilometre Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihlerinden işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile birlikte tahsiline, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, bununla birlikte davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacı somut olayda zarara uğradığını, bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı ve bu hususun da «kamu düzenine» ilişkin olmadığı görülmekle davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan red …
… ap dilekçesinde, dava dilekçesinde belirtilen hususların hukuki dayanağı olmadığını, iddia edildiği gibi 07.01.2020 tarihinde davalı tarafından imzalanmış hiçbir ek «protokol» bulunmadığını, davalı şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi'nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokol içeriğinde taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ve ek sözleşmelerin davacı da «dahil» bağlayıcı olabilmesi için “odaya üyelik bağı olan veya vekalet yöntemi ile bağ kuran” ifadesine yer verildiğini, buna göre özel halk otobüsü işletmecilerinin sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi için vekalet zorunluluğunun getirilmemiş olduğunu, sözleşmede muhatabın oda olduğunu, davacının odaya üye olup olmamasının veya vekalet verip vermemesinin sözleşme yapılmasını engellemediğini, davalı şirketin sözleşmeleri davacı taraf ile değil oda ile yapmış olduğunu, oda başkanının değişmesinin odanın «tüzel kişiliğini» ortadan kaldırmayacağını, davacı tarafın vekaletsiz işlem yapıldığı iddiasının hukuki dayanağı bulunmadığını, davalı tarafından tüm ödemelerin tek elden odaya yapıldığını, odanın da işletmecilere dağıttığını, davalı firma tarafından ileride iddia edilebilecek “Kötü Ödeme” iddiasının önüne geçmek için odadan işletmeciler adına parayı tahsil edip edemeyeceği yönünde «vekalet ilişkisinin» arandığını, davacının kötü niyetli olduğunu, bugüne kadar lehine olan ek sözleşme ve düzenlemelere itiraz etmezken, aslında aleyhine olmayan ve pandemi sürecinde yine lehine düzenleme yapılan iş bu ek sözleşmeyi “vekaletim yok” bahanesiyle inkar etmesinin kabul edilemez bir yaklaşım olduğunu, Yolcu Taşıma Sözleşmesi 35. maddesi gereğince ek sözleşmelerin yapılmış olduğunu, davacının sözleşme kapsamında kaldığı sürece tüm maddelerden sorumlu olduğunu, Yolcu Taşıma Sözleşmesi'nin 20. maddesi gereğince davacının sözleşme kapsamına girip çıkabileceğini, davacının sözleşme şartları ile bağlı kalmak istememesi halinde yapması gerekenin sözleşmeden faydalanmayarak taşıdıkları yolcu gelirleri oranında pay almaları olduğunu, davacının «basiretli tacir» gibi davranmadığını ve kötü niyetli olduğunu, Oda ile daha önce de ek sözleşmeler yapıldığını, davacının bunlara sessiz kaldığını, davacının işine gelen sözleşmeye uyduğunu, işine gelmeyene itiraz ettiğini, örneğin 27.08.2019 tarihinde yapılan ilk ek sözleşme ile davacının da dahil olduğu tüm otobüs işletmelerinin lehine ciddi kazanımlar olduğunu, davacının bunu kabul ederken, pandemi dönemi ek sözleşmesine itiraz etmesinin kötü niyetli olduğunu, davacının ek sözleşmeye uygun olarak «hak edişlerini» aldığını, bu şekilde «fatura» keserek yaklaşık 1 seneyi aşkın süredir alacaklarını aldığını, davacının zımni şekilde ek sözleşmeye başından beri «muvafakat» etmiş olduğunu, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedelinin Yolcu Taşıma Hizmet Sözleşmesi maddelerinde yer alan hak ediş bedeli olduğunu, bunun herhangi bir kanun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, hak ediş metodunda yer alan diğer yolculuk bedelinin, pandemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesinden kaynaklı hesaplanmamış olduğunu ve Oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, Oda ile yolcu gelirine değil, tamamen sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme hususunda anlaşıldığını ve buna göre hesaplama yapılmış olduğunu, bu durumunda pandemi döneminde otobüs işletmecilerinin lehine olduğunu beyan ederek, davanın reddine, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
-
Ticaret sicil memurluğu kararına itiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/134 E. 2024/4364 K.
Ortak:yetki
İncelediğiniz kararda… şirkete verdiği destekleme ödemelerinin davalı şirket tarafından belirlediği kriterlere göre ve kendisine bağlı özel halk otobüsü işletmecilerine ödeme yapılmasının «münhasıran» bu şirketin «yetki» ve tasarrufunda olduğu, ödeme yapmak zorunluluğunun bulunmadığı dolayısı ile davacıların olağan taşıma faaliyetleri neticesinde hak ettikleri gelirin dışında ayrıc …
Benzer bu karardaSiciline kayıtlı özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, 07.08.2019 tarihinde «olağanüstü genel kurul» toplantısının yapıldığını, genel kurulun tescili için 20.08.2019 tarihinde davalıya başvuruda bulunulduğunu, başvurunun davalı tarafından tüzel kişi tarafından belirlenecek gerçek kişinin seçiminin belediye meclisi tarafından yapılması gerektiğinden bahisle reddedildiğini, «yetkinin» belediye başkanında olduğunu belirterek 07.08.2019 tarihli olağanüstü genel kurulun tescil ve «ilan» talebinin reddine ilişkin kararının iptaline, genel kurulunun tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; belediye şirketlerinin genel kurulunda belediye ve bağlı kuruluşunu «temsil» etmek üzere belediye başkanı, belediye meclis üyesi, belediye çalışanı veya belediye dışında kişi/kişileri belirlemesi zorunlu olup belirlenecek gerçek kişinin seçiminin belediye meclisi tarafından yapılması gerektiğini, «yetkinin» belediye meclisine ait olduğunu, ret kararı üzerine İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 16.10.2019 tarihli kararı ile ilgili kişinin belediyeyi temsilen yetkilen …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:normlar hiyerarşisi · istinaf kanun yolu · davanın konusuz kalması · olağanüstü genel kurul · kanun yolu · tüzel kişilik · kaldırma ve yeniden hüküm · anonim şirket
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile belediye «tüzel kişiliğinin» «temsilcisi» olan belediye başkanının belirlemiş olduğu temsilcisinin genel kurulda belediyeyi temsil kabiliyeti bulunduğu, «normlar hiyerarşisi» çerçevesinde uyuşmazlığın çözümünde öncelikle 5393 sayılı Belediye Kanunu (5393 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu itibarla davacının tescil talebinin yerinde olduğu, tarafların kabulünde olduğu üzere davaya konu genel kurul kararının davalı ... tarafından karar tarihinden sonra 23.10.2019 tarihinde tescil ve «ilan» edildiği, esasen «istinaf kanun yolu» aşamasında davacının davasının konusuz kaldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince «davanın konusuz kalması» sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre «yargılama giderlerine» hükmedileceği, davacının davasının konusuz kalmış olması nedeni ile davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığı», davanın açılmasına davalı neden olduğundan davacı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle davacının is …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kararda hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı şirketin birden fazla ortaklı bir «anonim şirket» olduğunu, 07.08.2019 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısına İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni «temsilen» ...'in katıldığını, belediye «tüzel kişiliğini» temsilen gerçek kişinin «görevlendirilmesine» dair herhangi bir meclis kararı bulunmadığını, Belediye tüzel kişiliği tarafından temsilci görevlendirilme «yetkisinin» Belediyenin karar organı olan Belediye Meclisinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Siciline kayıtlı özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, 07.08.2019 tarihinde «olağanüstü genel kurul» toplantısının yapıldığını, genel kurulun tescili için 20.08.2019 tarihinde davalıya başvuruda bulunulduğunu, başvurunun davalı tarafından tüzel kişi tarafından belirlenecek gerçek kişinin seçiminin belediye meclisi tarafından yapılması gerektiğinden bahisle reddedildiğini, «yetkinin» belediye başkanında olduğunu belirterek 07.08.2019 tarihli olağanüstü genel kurulun tescil ve «ilan» talebinin reddine ilişkin kararının iptaline, genel kurulunun tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2706 E. 2024/5808 K.
Ortak:hak ediş · protokol · yetki · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… plu taşıma hizmetlerinin verilmesi ve organize edilmesine dair yetkilerin davalı şirkete devredildiğini ve KKB ile davalı şirket arasında yapılan 28.12.2015 tarihli «protokol» ile KBB sınırları içerisinde yapılacak olan tüm lastik tekerlekli, raylı sistem banliyo işletmeciliği ve ücret toplama işini yapmak veya yaptırmak üzere davalı şirketin yetkili kılındığını, akabinde yapılan ek protokol ile de elektronik ücret toplama sisteminin 10.05.2017 tarihinden itibaren davalı şirket tarafından işletilmeye başlatılacağının kararlaştırıldığını ve bu tarihten itibaren Kayseri ilinde yolcu taşımacılığı hizmetleriyle ilgili tüm ödemeler, «hak edişler» ve bu doğrultuda ücret toplama sistemi işletimi, bilet gelirlerinin toplanması gibi tüm işlerin davalıya devredildiğini, belirtilen tarihten önce KBB tarafından taşımacıların tahakkuk eden hak edişlerin Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası'na, bu kurum tarafından taşımacılara ödenmekte olduğunu, belirtilen ek protokolün imzalanmasıyla birlikte ise KBB tarafından hak ediş ödemelerin Oda'ya yapılması uygulamasının sonra erdiğini ve tüm hak ediş ödemelerin davalı şirkete yapılmaya başlanıldığını, Belediye Meclisi'nin 12.05.2017 tarih ve 221 sayılı kararıyla; 10.05.2017 tarihinden itibaren hak ediş ödemelerinin davalı şirkete yapılacağı gözetilerek ilave destek ödemesinin taşımacılara ödenmek üzere davalı şirkete yapılmasına karar verildiğini ve akabinde alınan 09.04.2018 tarih ve 176 sayılı kararla ise ilave ödemelerin türlerinde ve miktarlarında değişiklik yapıldığını, davalı şirketin 10.05.2017 tarihinden itibaren 12.05.2017 tarihli kararla, ilave ödemesinin taşımacılara değil bizzat kendisine yapılacağının kararlaştırıldığından bahisle müvekkillerine destek/ilave ödemesi yapmadığını ancak zikredilen Belediye Meclisi kararlarıyla amaçlananın toplu taşımacılık hizmetleri kapsamında bir takım ek maliyetlere katlanan taşımacıların desteklenmesi olduğunun açık olduğunu, nitekim bizzat Belediye Başkanı tarafından çeşitli basın yayın organlarına verilen demeçlerde de taşımacılara destek ödemesi yapıldığının ifade edildiğini, öte yandan davalı şirketle Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan sözleşmeyle; taşımacılara yapılacak ödemeler bakımından sözleşmeyi kabul eden ve etmeyen taşımacılar şeklinde bir ayrıma gidildiğini ve sözleşmeyi kabul eden taşımacılara, sözleşmede belirlenen karma ödeme modeliyle ödeme yapılacağının, sözleşmeyi kabul etmeyen taşımacıların ise sözleşmeyle belirlenen ödeme yönteminden faydalanamayacağının, bu taşımacılara sadece taşıdıkları yolcu sayısına tekabül eden ücretin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkillerinin sözleşmeyi kabul etmediğini ancak bu durumun ilave ödemeden yararlandırılmayacaklarını anlamına gelmeyeceğini, müvekkillerine taşıdıkları ücretsiz ve indirimli yolcuların sayısı belirlenerek ilave destek ödemesi yapılması gerektiğini, esasen davalı şirketin sözleşmeyi kabul eden taşımacılara "Diğer Yolcu Bedeli" adı altında ilave destek ödemesi yaptığını, sözleşmeyi kabul eden taşımacılara yapılan ödemenin müvekkillerine yapılmamasının «hakkaniyete» aykırı olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL ilave destek ödemesinin davalıdan tahsiline karar verilmesini …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin «zamanaşımına» uğradığını, davacı yanın, KBB'nin, ilave destek ödemelerini taşımacılara ödenmek üzere müvekkile şirkete ödediği şeklindeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava …
… şirkete verdiği destekleme ödemelerinin davalı şirket tarafından belirlediği kriterlere göre ve kendisine bağlı özel halk otobüsü işletmecilerine ödeme yapılmasının «münhasıran» bu şirketin «yetki» ve tasarrufunda olduğu, ödeme yapmak zorunluluğunun bulunmadığı dolayısı ile davacıların olağan taşıma faaliyetleri neticesinde hak ettikleri gelirin dışında ayrıc …
Benzer bu kararda… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme ile özel halk otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile davacının ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplam 350,00 TL alacağının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, sözleşmelerin Oda ile imzalandığını, imzalanan sözleşmelerden 01.08.2017 tarihli sözleşmenin maddelerine göre sözleşmenin bağlayıcılığı için üyelik yahut vekâletname ilişkisinin arandığını, Oda Yönetimince davacıdan vekalet alınmadan sözleşme yapıldığı yönündeki iddianın tarafların iç ilişkisine ait bir husus olduğunu, usulsüzlük var ise davanın Odaya yönetilmesi gerektiğini, davacının Oda Yönetimini azlettiği yahut vekâleten bağlı olmadığına ilişkin bir beyanı taraflarına sunmadığını, yapılan ek «protokolün» 01.08.2017 tarihli ek protokole uygun olduğunu, davacı tarafın faydalandığı 27.08.2019 tarihli ek sözleşmenin de davacı tarafından yetkilendirilmediği iddia olunan …
… bağlayıcı nitelikte olmadığını beyan etmiş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20 inci maddesine bakıldığında, vekalet şartının sadece ilk «hak ediş» öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekalet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8.2 nci maddesinde Oda üyesi olanların vekalet verme zorunluluğunun da bulunmadığı, ana sözleşmeye bakıldığında, Oda'nın üyeleri veya vekalet veren taşımacılar adına davalı şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdedilmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) «temsilcisi» olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu, davacı tarafın 07.01.2020 tarihli ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında «fatura» tanzim ederek hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı «kaydın» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisiz temsil · faturaya itiraz · ticari temerrüt faizi · ihtirazi kayıt · yemin delili · ispat külfeti · yemin · zamanaşımı def'i
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dosyaya davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme ile özel halk otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile davacının ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplam 350,00 TL alacağının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, sözleşmelerin Oda ile imzalandığını, imzalanan sözleşmelerden 01.08.2017 tarihli sözleşmenin maddelerine göre sözleşmenin bağlayıcılığı için üyelik yahut vekâletname ilişkisinin arandığını, Oda Yönetimince davacıdan vekalet alınmadan sözleşme yapıldığı yönündeki iddianın tarafların iç ilişkisine ait bir husus olduğunu, usulsüzlük var ise davanın Odaya yönetilmesi gerektiğini, davacının Oda Yönetimini azlettiği yahut vekâleten bağlı olmadığına ilişkin bir beyanı taraflarına sunmadığını, yapılan ek «protokolün» 01.08.2017 tarihli ek protokole uygun olduğunu, davacı tarafın faydalandığı 27.08.2019 tarihli ek sözleşmenin de davacı tarafından yetkilendirilmediği iddia olunan …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir tüzel kişinin değil gerçek kişinin «temsilci» olarak atandığını, atanan kişinin ise işbu ek «protokolü» yapma yetkisi bulunmadığını, zira bu sözleşmenin artış için yapılmadığını, davalı şirketin Belediyenin kendilerine verdikleri yetkiyi herkese karşı eşit şekilde kullanmadıklarını, yapılan kesintilerin usule uygun olup olmadığının denetlenmediğini, rapora itirazlarının karşılanmadığını, müvekkillerinin pandemi döneminde «faturaya itiraz» gibi ekonomik güçlerinin bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesinin dava konusu vekâletnameleri getirtmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak dav …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1158 E. , 2023/3918 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1928 Esas, 2021/2107 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/240 E., 2021/639 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin başvurusunun ise kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerin özel halk otobüsü sahibi olup Kayseri'de şehir içi toplu taşıma hizmeti verdiklerini, Kayseri Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 11.02.2016 tarih ve 101 sayılı kararıyla; özel halk otobüsü sahibi olan taşımacıların, toplu taşıma hizmetleri kapsamında ücretsiz ve indirimli olarak taşınan yolcular ve diğer etkenler sebebiyle katlandıkları maliyetler gözetilerek özel halk otobüsü sahibi olan taşımacılara hak edişlere ek olarak kararda belirtilen tutarlarda ilave destek ödemesi yapılmasına karar verildiğini ve bu kapsamda Kayseri Büyükşehir Belediyesi (KBB) tarafından müvekkillerine 10.05.2017 tarihine kadar Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası aracılığıyla ilave ödeme yapıldığını, davalı şirketin Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin (KBB) iştiraki olup Belediye Meclisi'nin 12.10.2015 tarihli kararıyla;
belediyeye ait olan toplu taşıma hizmetlerinin verilmesi ve organize edilmesine dair yetkilerin davalı şirkete devredildiğini ve KKB ile davalı şirket arasında yapılan 28.12.2015 tarihli protokol ile KBB sınırları içerisinde yapılacak olan tüm lastik tekerlekli, raylı sistem banliyo işletmeciliği ve ücret toplama işini yapmak veya yaptırmak üzere davalı şirketin yetkili kılındığını, akabinde yapılan ek protokol ile de elektronik ücret toplama sisteminin 10.05.2017 tarihinden itibaren davalı şirket tarafından işletilmeye başlatılacağının kararlaştırıldığını ve bu tarihten itibaren Kayseri ilinde yolcu taşımacılığı hizmetleriyle ilgili tüm ödemeler, hak edişler ve bu doğrultuda ücret toplama sistemi işletimi, bilet gelirlerinin toplanması gibi tüm işlerin davalıya devredildiğini, belirtilen tarihten önce KBB tarafından taşımacıların tahakkuk eden hak edişlerin Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası'na, bu kurum tarafından taşımacılara ödenmekte olduğunu, belirtilen ek protokolün imzalanmasıyla birlikte ise KBB tarafından hak ediş ödemelerin Oda'ya yapılması uygulamasının sonra erdiğini ve tüm hak ediş ödemelerin davalı şirkete yapılmaya başlanıldığını, Belediye Meclisi'nin 12.05.2017 tarih ve 221 sayılı kararıyla;
10. 05.2017 tarihinden itibaren hak ediş ödemelerinin davalı şirkete yapılacağı gözetilerek ilave destek ödemesinin taşımacılara ödenmek üzere davalı şirkete yapılmasına karar verildiğini ve akabinde alınan 09.04.2018 tarih ve 176 sayılı kararla ise ilave ödemelerin türlerinde ve miktarlarında değişiklik yapıldığını, davalı şirketin 10.05.2017 tarihinden itibaren 12.05.2017 tarihli kararla, ilave ödemesinin taşımacılara değil bizzat kendisine yapılacağının kararlaştırıldığından bahisle müvekkillerine destek/ilave ödemesi yapmadığını ancak zikredilen Belediye Meclisi kararlarıyla amaçlananın toplu taşımacılık hizmetleri kapsamında bir takım ek maliyetlere katlanan taşımacıların desteklenmesi olduğunun açık olduğunu, nitekim bizzat Belediye Başkanı tarafından çeşitli basın yayın organlarına verilen demeçlerde de taşımacılara destek ödemesi yapıldığının ifade edildiğini, öte yandan davalı şirketle Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan sözleşmeyle;
taşımacılara yapılacak ödemeler bakımından sözleşmeyi kabul eden ve etmeyen taşımacılar şeklinde bir ayrıma gidildiğini ve sözleşmeyi kabul eden taşımacılara, sözleşmede belirlenen karma ödeme modeliyle ödeme yapılacağının, sözleşmeyi kabul etmeyen taşımacıların ise sözleşmeyle belirlenen ödeme yönteminden faydalanamayacağının, bu taşımacılara sadece taşıdıkları yolcu sayısına tekabül eden ücretin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkillerinin sözleşmeyi kabul etmediğini ancak bu durumun ilave ödemeden yararlandırılmayacaklarını anlamına gelmeyeceğini, müvekkillerine taşıdıkları ücretsiz ve indirimli yolcuların sayısı belirlenerek ilave destek ödemesi yapılması gerektiğini, esasen davalı şirketin sözleşmeyi kabul eden taşımacılara "Diğer Yolcu Bedeli" adı altında ilave destek ödemesi yaptığını, sözleşmeyi kabul eden taşımacılara yapılan ödemenin müvekkillerine yapılmamasının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL ilave destek ödemesinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, davacı yanın, KBB'nin, ilave destek ödemelerini taşımacılara ödenmek üzere müvekkile şirkete ödediği şeklindeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı yanca belirtilen Belediye Meclisi kararlarıyla, ilave ödemelerin bizzat müvekkili şirkete yapılacağının kararlaştırıldığını, iddia edildiği şekilde taşımacılara ödenmek üzere müvekkiline ödeme yapılmasına dair bir Meclis kararı bulunmadığını, davacı yanın, sözleşmeyi kabul eden taşımacılara "Diğer Yolcu Bedeli" adı altında ilave ödeme yapıldığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin gerek sözleşmeyi kabul eden gerekse de etmeyen taşımacılara ilave ödemesi adı altında yaptığı bir ödeme bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kayseri Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 09.04.2018 tarihli ve 176 sayılı kararı ile daha önce alınmış olan 101 ve 221 sayılı kararların iptal edilmesi suretiyle Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin toplu taşımadaki ilave destekleme ödemelerine ilişkin önceki sisteminin tamamen ortadan kaldırıldığı, anılan kararla, 12.05.2017 tarihli 221 sayılı meclis kararındaki gibi yolculuk grubu için yapılan ilave ödeme uygulamasına konu bedelin davalı şirkete ödenmesine karar verildiği, bu suretle Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin davalı şirkete verdiği destekleme ödemelerinin davalı şirket tarafından belirlediği kriterlere göre ve kendisine bağlı özel halk otobüsü işletmecilerine ödeme yapılmasının münhasıran bu şirketin yetki ve tasarrufunda olduğu, ödeme yapmak zorunluluğunun bulunmadığı dolayısı ile davacıların olağan taşıma faaliyetleri neticesinde hak ettikleri gelirin dışında ayrıca Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin toplu taşımadaki ilave destekleme ödemeleri nedeniyle davalı şirketten ilave destek ödemesi talep edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz ve denetime elverişsiz olduğunu, rapora yönelik ciddi mahiyetteki itirazlarının karşılanmadığını, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini, davacıların olağan taşıma faaliyetleri neticesinde hak ettikleri gelirlerinin taşıdıkları yolcu gelirlerine dayandığını, taşıdıkları yolcu gelirlerinin ise taşıdıkları yolcu sayısına göre belirlendiğini, taşıdıkları yolcuların içerisinde normal ücretli/biletli yolcu olduğu gibi aynı zamanda destek/ilave ödemesine konu yolcuların (Ücretsiz,65 yaş üstü,şehit gazi, indirimli vs) bulunduğunu, KKB'nin bu ücretsiz yolcu grubu için her ay davalıya ilave destek ödemesi yaptığını ancak davalının bu ödemeleri uhdesinde tutup müvekkillerine vermediğini, davalının bu tutumunun müvekkillerini her ay binlerce kişiyi ücretsiz olarak taşımak zorunda bıraktığını, İlk Derece Mahkemesince, davalarına dayanak yaptıkları Belediye Meclis kararlarının amacının ve ruhunun gözden kaçırıldığını, söz konusu kararlardan açıkça anlaşıldığı üzere ilave destek ödemesinin amacının, toplu taşıma hizmetleri kapsamında çeşitli maliyetlere katlanan taşımacıların desteklenmesi olduğunu, bu amaç doğrultunda ilave destek ödemesinin taşımacılara ödenmek üzere davalıya ödendiğini, davalının bu ödemeleri uhdesinde tutup müvekkillerine ödememesinin söz konusu kararların özüne aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin, Belediye Meclisinin 09.04.2018 tarihli 176 sayılı kararıyla;
daha önce alınan 101 ve 221 sayılı meclis kararlarının iptal edildiği ve bu nedenle ilâve destek ödeme sisteminin ortadan kaldırıldığı şeklindeki tespitinin gerçeği yansıtmadığını, bu kararla, ilave ödeme sisteminin ortadan kaldırılmayıp fiyat ve yolcu grupları bakımından güncellendiğini, KBB'nin davalıya ilave ödemesi yapmaya devam ettiğini, nitekim bilirkişi raporuyla da bu hususun tespit edildiğini, esasen davalının sözleşmeyi kabul eden taşımacılara çeşitli isimler adı altında ilave destek ödemesi yaptığını, dolayısıyla yine aynı şekilde KBB taşıma vs tüm işlerini devrettiği davalıya, ilave ödemeleri ödemeye devam ettiğini, davalının keyfi bir tutum sergileyerek bir kısım taşımacıya yaptığı ödemeyi müvekkillerine yapmadığını, İlk Derece Mahkemesinin, ilave ödemeleri hususundaki tasarrufun davalıya ait olduğu şeklindeki gerekçesinin Belediye Meclisi kararlarının amacına ve ruhuna aykırı olduğunu ve müvekkillerine aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; harçlandırılan dava değeri 1.000,00 TL olup İlk Derece Mahkemesi kararının miktar itibariyle kesin olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin tüm davacılar vekilinin ise sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak İlk Derece Mahkemesince, davalı yararına karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre maktu vekalet ücretine hükmedilmişse de aynı hükmün ikinci fıkrasına göre davanın reddi halinde hükmedilen vekalet ücretinin reddedilen miktarı geçemeyeceği, dava değeri 1.000,00 TL olup davalı yararına bu miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun ise kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/950303400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz