Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7386 E. 2024/3515 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ahde vefa ilkesi↗ ahde vefa↗ yetkisiz temsil↗ sözleşme serbestisi↗ hak ediş↗ esnaf↗ delillerin toplanmaması↗ ihtirazi kayıt↗ yemin delili↗ ispat külfeti↗ ticari defter kayıtları↗ vekâlet ücreti↗ yemin↗ basiretli tacir↗ yargılama giderleri↗ zamanaşımı def'i↗ hizmet sözleşmesi↗ taşıma sözleşmesi↗ def'i↗ tüzel kişilik↗ vade↗ protokol↗ ticari defter↗ esastan ret↗ yetki↗ fatura↗ taahhütname↗ tacir↗ dosya masrafı↗ yetkisizlik kararı↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/398 E., 2022/540K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının mülkiyeti ve her türlü işletme hakkı kendisine ait olan .... .... plakalı özel halk otobüsü ile Kayseri sınırları içerisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği'nde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından (KBB) davalı şirkete devredilen yetki ile aynı yönetmeliğin 33 üncü maddede öngörülen hak ediş türlerinin terkibinden müteşekkil bir taşıma sözleşmesi yapılmak üzere davacıyı ve diğer Özel Halk Otobüsü işletmecilerini temsilen kendisine o dönem noterden vekâletname çıkarılmak suretiyle hususi olarak yetkilendirilmiş vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı hizmet sözleşmesi adı altında bir taşıma sözleşmesinin akdedildiğini, mezkur sözleşme ile Kayseri sınırları içerisinde toplu taşıma yapacak olan özel halk otobüsü sahiplerinin hak ve borçlarının neler olduğu ile hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, akabinde yapılan bir çok ek sözleşmeler ile asıl sözleşmede öngörülen hesaba esas birim bedellerin sözleşmeye göre yeniden değerlemeleri ve benzeri düzenlemeleri yapıldığını, davacının önceki başkan olan dava dışı...’a vekâlet verdiğini ve taşıma sözleşmesi ve eklerini kabul ettiğini, ancak ilerleyen dönemde Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah Şahin’e vekâletname verilmediğini, yeni oda başkanı kendisine vekâletname olmadığını bildiğini, davalı Kayseri Ulaşım’ın da basiretli bir tacir gibi bu hususu araştırmalı, Oda başkanının kimlerin vekili olarak hareket ettiğini tespit etmesi ve yapılan sözleşmenin vekil edenlerin vekâletname verme iradesine uygun olup olmayacağını göz önüne alması gerekirken, tamamen davalı şirketin menfaatine uygun kişilerin sözleşme serbestisini ihlal eden ve davalı şirketin tabi olduğu özel hukuk hükümlerine hiçe sayıp bir kamu tüzel kişiliği gibi davacının bağlamadığı halde bağlıyor gibi uymaya icbar ettiği 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi oda başkanı ile akdettiğini ve bu hukuksuz sözleşme ile davacının ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, ek sözleşmenin 4 üncü maddesi ile hak ediş ödemelerinde taahhütlü km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümler askıya alındığını, 2 nci maddesinde ise ödemeye esas 11 kalem alacak türü belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan ek sözleşmenin ilk olarak davacı yönünden bağlayıcı olmadığını, davacının covid salgını döneminde şehirler arası seyahat yasaklarına rağmen mezkur kooperatifin hak edişinde hiçbir kesintiye gidilmediğini, ek sözleşme yapma ihtiyacı dahi duyulmadığını, mezkur dönemde davacının 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken tam yolculuk bedeli, diğer yolculuk bedeli, aktarma yolculuk bedeli, sabit gelir bedeli, kayıp kilometre bedeli, performans bedeli, taahhütlü kilometre bedeli alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tam yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, diğer yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, aktarma yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, sabit gelir bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, kayıp kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, performans bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin ve taahhütlü kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL olmak üzere toplam 350,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen vade tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu hususların hukuki hiçbir dayanağının bulunmadığını, tüm taleplere ilişkin olarak zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının ileri sürdüğü şekilde 07.01.2020 tarihinde davalı şirket tarafından imzalanmış hiçbir ek protokol bulunmadığını, davalı ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi'nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokolünde hükme alınan maddelerinin içerikleri incelendiğinde davalı ile tüzelkişiliği bulunan Oda arasında imzalanan sözleşmenin ve ek sözleşmelerin bu davanın davacısı da dahil olmak üzere taraflar açısından bağlayıcı olabilmesi için odaya üyelik bağı olan veya vekâlet yöntemi ile bağ kuran ifadesinde görüleceği üzere özel halk otobüsü işletmecileri için sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi açısından vekâlet zorunluluğunun getirilmediğini, davalı şirketin bu sözleşmelerin akdedilmesinde muhatabının tüzel kişiliği bulunan oda olması sebebiyle davacı yanın vekâletnamesi veya üyeliğinin olup olmamasının davalı şirketin oda ile sözleşme ve ek sözleşmeler yapmasını engellemediğini, davacının tüm bu süreçte lehine olan birçok ek sözleşme ve düzenlemeden faydalandığını ve kendisine çok ciddi kazanımlar elde ettiğini, davalı firmanın tüm bu sözleşmeleri ve ek sözleşmeleri davacı ile değil oda ile akdettiğini, oda başkanının değişmesinin odanın tüzelkişiliğini ortadan kaldırmayacağı gibi davacı firmanın muhatabı odanın başkanının kim olursa olsun Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası olduğunu, davacının oda başkanının değiştiği ve bu sebeple vekâletlerinin hükümsüz kaldığına veya yeni oda başkanına vekâlet vermedikleri için odaya verdikleri ilk vekâletin hükümsüz kaldığına ilişkin iddiaların hukukilikten uzak olduğunu, bu hususun oda ile davacının iç ilişkisi olduğunu, bir usulsüzlük iddiası varsa davacının bunu davalı firmaya değil odaya dava açarak odaya yöneltmesi gerektiğini, bugüne kadar davacı tarafça odayı vekâletten azlettiğine yahut odaya üyelik bağıyla bağlı olmadığına veya üyelikten ayrıldığına ilişkin olarak davalı firmaya hiçbir bildirimde bulunmadığını, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedeli adındaki bedelin davalı şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi maddelerinde yer alan hak ediş bedeli olduğunu, davacının iddia ettiği gibi hiçbir şekilde herhangi bir kanun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, tamamen ilgili sözleşmede tanımlanan hak ediş metodunda yer alan bu diğer yolculuk bedelinin pandemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesi kaynaklı hesaplanmadığını ve taşımacıların temsilcisi olan oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, yolcu sayısına bağlı bir ödeme yönteminin otobüs işletmecilerinin sabit ve değişken giderlerini ödeyebilmesini olanaksız hale getirdiğini, bu sebeple sözleşmesel olarak taşımacıların temsilcisi olan oda ile yolcu gelirine değil tamamen sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme üzerinde uzanıldığını ve bu göre hesaplama yapıldığını, bu durumun da özel halk otobüsü işletmecilerinin lehine olduğu için yapılmış bir düzenleme olduğunu, ileride davacının iddialarına karşı beyan ve delil bildirme hakkı saklı kalmak kaydıyla yapılacak inceleme ile sair bilcümle hakların mahfuziyeti kaydıyla haksız davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri, vekâlet ücreti ve tüm masrafların karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kayseri Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin 12.10.2015 tarih ve 904 sayılı meclis kararına istinaden davalı şirket ile dava dışı KBB arasında 28.12.2015 tarihinde imzalarının protokol kapsamında kent içi toplu taşıma hizmeti yönünden yetkinin davalı şirkete verilmiş olduğu, davalı şirket ile dava dışı Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olduğu, bu sözleşmenin akabinde değişen şartlar doğrultusunda muhtelif tarihlerde ek sözleşmeler yapıldığı, ek sözleşmeler ile ödemeye esas hesaplama yöntemlerinde değişiklikler meydana geldiğinin görüldüğü, ana sözleşmeye bakıldığında, Oda'nın üyeleri veya vekâlet varan taşımacılar adına davalı şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdetmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) temsilcisi olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu, bu doğrultuda davacı tarafını 07.01.2020 tarihti ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacının ilk sözleşme sırasında, Oda yönetimine vekâlet vermiş olduğunu, daha sonrasında Oda yönetiminin değiştiğini ve yeni yönetime vekâlet vermemiş olduğunu, Oda yönetiminin vekâletsiz iş görerek davalı Şirket İle ek sözleşme yapmış olduğunu, 07.01.2020 tarihli sözleşmenin tarafını bağlayıcı nitelikte olmadığını ileri sürmüş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20 nci maddesine bakıldığında, vekâlet şartının sadece ilk hak ediş öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekâlet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8 inci maddesinin ikinci bendinde Oda üyesi olanların vekâlet verme zorunluluğunun da bulunmadığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarında yapılan incelemeler neticesinde, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında fatura tanzim ederek 2020 Mart ayı ve sonrasında hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı kaydın bulunmadığı, davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığının tespit edildiği, (Uygulamada, davacı otobüs işletmecisinin, davalı şirket adına fatura tanzim etmekte olduğu, davalı şirket tarafından dava dışı Oda'ya ödeme yapıldığı, ilgili ödemelerin Oda tarafından otobüs işletmecilerine aktarılmakta olduğu anlaşılmıştır). Taraflar arasındaki sözleşmeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Borçlar Hukuku'nun en temel ilkelerinden olan ahde vefa ilkesi uyarınca davacının itiraz ettiği sözleşme ve ek sözleşmelerle bağlı olduğu, kaldı ki itiraz edilen sözleşmeler kapsamında davacının fatura düzenleyip hak edişler aldığı, söz konusu hak edişlere karşı herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği, davacının serbest iradesi ile bu sözleşmeler kapsamına çıkarak otobüs işletmeciliğini yapmasının mümkün olmasına rağmen bu yolu seçmediği, tarafların karşılıklı ticari defter ve kayıtlarında davacının davalıdan alacağının görünmediği gerekçesiyle tüm taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının son sözleşmeye imza atan başkana böyle bir sözleşme yapma yetkisi tanıyıp tanımadığı, bunun davalı şirket tarafından basiretli bir tacir gibi araştırılıp araştırılmadığı ve delillerin toplanıp toplanmadığı, davalı şirketin Kayseri Büyükşehir Belediyesinin kendisine devrettiği yetkiyi benzer konumda olan kişilere eşit şartlarda uygulayıp uygulamadığı, dosya içerisindeki delilleri değerlendirip değerlendirmediği, yapılan kesintilerin, pandemi döneminde insanların çalışmaya devam etmesi, tam bir kapanmanın asla olmaması, yetkili merciilerin toplu taşıma araçlarının yarım dolulukta çalışmasına karar vermesi hususları değerlendirilerek gerçekten gerekli olup olmadığı ve gerekli bile olsa benzer konumda olan kişilere aynı usulün uygulandığının tespit edilip edilmediği, bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli olup olmadığı, itirazları ve taraf taleplerini karşılayıp karşılamadığının değerlendirilip değerlendirilmediği hususlarının hiç tartışılmadığı ve delilleri toplanmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan 10.05.2017 tarihli ana sözleşmenin "sözleşme Kapsamına Girme, Çıkarılma ve Ayrılma" başlıklı 20 nci maddesi kapsamında vekâletname şartının bir kereye mahsus arandığı, davacı tarafından dosya kapsamında dava dışı Oda yönetimine verdiği temsil yetkisini geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği, somut olayda zarar uğradığını bu zararın yetkisiz temsilci ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleriyle neden olduğunu ispat külfeti altında olduğu, davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça yemin delilinin hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığından davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mülkiyeti kendisine ait olan Özel Halk Otobüsleriyle Kayseri sınırları içerisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği gereğince davalı şirkete devredilen yetki ve aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince hak edişler için taşıma sözleşmesi yapmak üzere Noterden vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas birim bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapılmış olduğunu, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, hukuka aykırı şekilde imzalanan bu sözleşme ile ciddi zarara uğradığını, Oda yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname vermediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını bu sebeple zarara uğradığını ileri sürerek, istinaf nedenleri kapsamında kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen yetki ve aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince hak edişler için taşıma sözleşmesi yapmak üzere Noterden vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı ... Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, davacının anılan sözleşmeye vekâlet verdiği ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında imzalanan 07.01.2020 tarihli ek sözleşme için oda yönetimine vekâlet vermediğini ve bu sözleşmenin kendisini ciddi zarara uğratıp uğratmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Dava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 42, 47 maddesinde.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2701 E. 2024/5558 K.
Ortak:yetkisiz temsil · sözleşme serbestisi · hak ediş · delillerin toplanmaması · ihtirazi kayıt · yemin delili · ispat külfeti · yemin · Alacak
İncelediğiniz kararda… ve Ayrılma" başlıklı 20 nci maddesi kapsamında vekâletname şartının bir kereye mahsus arandığı, davacı tarafından dosya kapsamında dava dışı Oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleriyle neden olduğunu «ispat külfeti» altında olduğu, davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığından davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istina …
… de yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği'nde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından (KBB) davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı yönetmeliğin 33 üncü maddede öngörülen «hak ediş» türlerinin terkibinden müteşekkil bir «taşıma sözleşmesi» yapılmak üzere davacıyı ve diğer Özel Halk Otobüsü işletmecilerini «temsilen» kendisine o dönem noterden vekâletname çıkarılmak suretiyle hususi olarak yetkilendirilmiş vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» adı altında bir taşıma sözleşmesinin akdedildiğini, mezkur sözleşme ile Kayseri sınırları içerisinde toplu taşıma yapacak olan özel halk otobüsü sahiplerinin hak ve borçlarının neler olduğu ile hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, akabinde yapılan bir çok ek sözleşmeler ile asıl sözleşmede öngörülen hesaba esas birim bedellerin sözleşmeye göre yeniden değerlemeleri ve benzeri düzenlemeleri yapıldığını, davacının önceki başkan olan dava dışı...’a vekâlet verdiğini ve taşıma sözleşmesi ve eklerini kabul ettiğini, ancak ilerleyen dönemde Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah Şahin’e vekâletname verilmediğini, yeni oda başkanı kendisine vekâletname olmadığını bildiğini, davalı Kayseri Ulaşım’ın da basiretli bir «tacir» gibi bu hususu araştırmalı, Oda başkanının kimlerin vekili olarak hareket ettiğini tespit etmesi ve yapılan sözleşmenin vekil edenlerin vekâletname verme iradesine uygun olup olmayacağını göz önüne alması gerekirken, tamamen davalı şirketin menfaatine uygun kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden ve davalı şirketin tabi olduğu özel hukuk hükümlerine hiçe sayıp bir kamu «tüzel kişiliği» gibi davacının bağlamadığı halde bağlıyor gibi uymaya icbar ettiği 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi oda başkanı ile akdettiğini ve bu hukuksuz sözleşme ile davacının ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, ek sözleşmenin 4 üncü maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümler askıya alındığını, 2 nci maddesinde ise ödemeye esas 11 kalem alacak türü belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan ek sözleşmenin ilk olarak davacı yönünden bağlayıcı olmadığını, davacının covid salgını döneminde şehirler arası seyahat yasaklarına rağmen mezkur kooperatifin hak edişinde hiçbir kesintiye gidilmediğini, ek sözleşme yapma ihtiyacı dahi duyulmadığını, mezkur dönemde davacının 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken tam yolculuk bedeli, diğer yolculuk bedeli, aktarma yolculuk bedeli, sabit gelir bedeli, kayıp kilometre bedeli, performans bedeli, taahhütlü kilometre bedeli alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tam yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, diğer yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, aktarma yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, sabit gelir bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, kayıp kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, performans bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin ve taahhütlü kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL olmak üzere toplam 350,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle tahsiline, «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Borçlar Hukuku'nun en temel ilkelerinden olan «ahde vefa ilkesi» uyarınca davacının itiraz ettiği sözleşme ve ek sözleşmelerle bağlı olduğu, kaldı ki itiraz edilen sözleşmeler kapsamında davacının «fatura» düzenleyip «hak edişler» aldığı, söz konusu hak edişlere karşı herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının serbest iradesi ile bu sözleşmeler kapsamına çıkarak otobüs işletmeciliğini yapmasının mümkün olmasına rağmen bu yolu seçmediği, tarafların karşılıklı «ticari defter» ve kayıtlarında davacının davalıdan alacağının görünmediği gerekçesiyle tüm taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, bununla birlikte davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacı somut olayda zarara uğradığını, bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı ve bu hususun da «kamu düzenine» ilişkin olmadığı görülmekle davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan red …
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin vekaletnameyi ve vekalet «yetkisini» Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odasına değil o odanın o dönemdeki başkanı olan bir gerçek kişiye verdiğini, o vekaletnamenin hala geçerli olduğunu, mahkemenin sanki bir tüzel kişi «temsilcisi» tayin edilmiş gibi oluşa aykırı yersiz gerekçelerle verdiği kararın hatalı olduğunu, mahkemece «delillerin toplanmamış»; iddiaların irdelenmediğini, sözleşmelerin irdelenmediğini, dava konusu ek sözleşme haricinde yapılan ek sözleşmelerin tamamının 2017 tarihli sözleşmedeki «hak ediş» kat sayılarının ve baz fiyatlarının belirlenmesi ve «taahhütlü» kilometre miktarlarının artırılmasına ilişkin akdedildiğini, zaten Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesinin 35. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere ek sözleşme yapılmasının amacının da bu olduğunu, mahkemece uyuşmazlığın toplandığı yer olan vekaletsiz olarak sözleşme yapılması hususunu aydınlatmaya matuf olarak deliller arasında belirttiği vekaletnameleri getirtilmemiş ve vekaletname olmaksızın yapılan ve müvekkilince de onanmayan sözleşmenin «geçersiz» olacağı yönündeki iddiaların göz ardı edildiğini, davalının iyi niyetli olmayan saiklerle «yetkisiz temsilcinin» imzasını alarak müvekkilinin hak edişlerinin azaltıldığını, ancak davalı şirket kendisine «devredilen yetkiyi» kötüye kullanarak dava dışı kooperatifin «istihkakında» seyahat yasakları olmasına ve hiç çalışılmamasına rağmen bir azaltmaya gitme gereği bile duymadığını, bu şehrin tüm toplu taşıma yükünü çeken, pandemi döneminde dahi çalışan ve hatta yarım dolulukta çalışmaları gerektiği için şehrin toplu taşıma ihtiyacı gözetilerek ek seferlerle daha çok çalıştırılması gereken müvekkilinin hak edişinin kesilip zarar etmesine sebebiyet verildiğini, davalı şirketin fazla kesilen faturaları iade ettiğini, kendi istediği tutar kesilmediği takdirde hiç ödeme yapmadığını, dönemin zorlu koşulları içerisinde karşı çıkmaya ekonomik anlamda takati olmayan müvekkillerinin istediği miktarda «fatura» kesmeye icbar ettiğini, zaten müvekkillerinin sözleşme gereği daha fazlasını hak ettiği izahtan vareste olup kalanı ödendiğinde elbette faturanın kalanını da bugün …
… Kayseri sınırları içerisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34/1. maddesi gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ve aynı Yönetmeliğin 33. maddesi gereğince «hak edişler» için «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere noterden vekaletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas birim bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapılmış olduğunu, davacılar tarafından önceki başkan ... ...'a vekalet verilmiş olduğunu ve bu sözleşme ve ek sözleşmeler yapıldığını, daha sonrasında Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası başkanının değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah ...'e vekaletname verilmediği halde tamamen davalı şirketin menfaatine uygun, kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden 07.01.2020 tarihli ek sözleşmenin akdedilmiş olduğunu, hukuka uygun olmayan bu sözleşme ile müvekkilinin ciddi zarara uğramasına sebebiyet verildiğini, mezkur ek sözleşmenin 4. maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümlerin askıya alındığını, 2. maddesinde ödemeye esas 11 kalem alacak türünün belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan bu sözleşmenin davacıları bağlayıcı nitelikte olmadığını, sözleşmede belirlenmiş olan alacak kalemlerinden “Diğer Yolculuk Bedeli” alacaklarının sözleşme akdedildiği tarihten bu yana müvekkiline hiç ödenmediğini, mezkur dönemde 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken Tam Yolculuk Bedeli, Diğer Yolculuk Bedeli, Aktarma Yolculuk Bedeli, Sabit Gelir Bedeli, Kayıp Kilometre Bedeli, Performans Bedeli, Taahhütlü Kilometre Bedeli alacaklarının müvekkiline ödenmemiş olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Tam Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Diğer Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Aktarma Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Sabit Gelir Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Kayıp Kilometre Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Performans Bedeli Karşılığı şimdilik 50,00 TL, Taahhütlü Kilometre Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihlerinden işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile birlikte tahsiline, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:devredilemez yetkiler · istihkak · vekalet ilişkisi · ticari temerrüt faizi · muvafakat · kamu düzeni · temerrüt faizi · geçersizlik
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin vekaletnameyi ve vekalet «yetkisini» Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odasına değil o odanın o dönemdeki başkanı olan bir gerçek kişiye verdiğini, o vekaletnamenin hala geçerli olduğunu, mahkemenin sanki bir tüzel kişi «temsilcisi» tayin edilmiş gibi oluşa aykırı yersiz gerekçelerle verdiği kararın hatalı olduğunu, mahkemece «delillerin toplanmamış»; iddiaların irdelenmediğini, sözleşmelerin irdelenmediğini, dava konusu ek sözleşme haricinde yapılan ek sözleşmelerin tamamının 2017 tarihli sözleşmedeki «hak ediş» kat sayılarının ve baz fiyatlarının belirlenmesi ve «taahhütlü» kilometre miktarlarının artırılmasına ilişkin akdedildiğini, zaten Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesinin 35. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere ek sözleşme yapılmasının amacının da bu olduğunu, mahkemece uyuşmazlığın toplandığı yer olan vekaletsiz olarak sözleşme yapılması hususunu aydınlatmaya matuf olarak deliller arasında belirttiği vekaletnameleri getirtilmemiş ve vekaletname olmaksızın yapılan ve müvekkilince de onanmayan sözleşmenin «geçersiz» olacağı yönündeki iddiaların göz ardı edildiğini, davalının iyi niyetli olmayan saiklerle «yetkisiz temsilcinin» imzasını alarak müvekkilinin hak edişlerinin azaltıldığını, ancak davalı şirket kendisine «devredilen yetkiyi» kötüye kullanarak dava dışı kooperatifin «istihkakında» seyahat yasakları olmasına ve hiç çalışılmamasına rağmen bir azaltmaya gitme gereği bile duymadığını, bu şehrin tüm toplu taşıma yükünü çeken, pandemi döneminde dahi çalışan ve hatta yarım dolulukta çalışmaları gerektiği için şehrin toplu taşıma ihtiyacı gözetilerek ek seferlerle daha çok çalıştırılması gereken müvekkilinin hak edişinin kesilip zarar etmesine sebebiyet verildiğini, davalı şirketin fazla kesilen faturaları iade ettiğini, kendi istediği tutar kesilmediği takdirde hiç ödeme yapmadığını, dönemin zorlu koşulları içerisinde karşı çıkmaya ekonomik anlamda takati olmayan müvekkillerinin istediği miktarda «fatura» kesmeye icbar ettiğini, zaten müvekkillerinin sözleşme gereği daha fazlasını hak ettiği izahtan vareste olup kalanı ödendiğinde elbette faturanın kalanını da bugün …
… Kayseri sınırları içerisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34/1. maddesi gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ve aynı Yönetmeliğin 33. maddesi gereğince «hak edişler» için «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere noterden vekaletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas birim bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapılmış olduğunu, davacılar tarafından önceki başkan ... ...'a vekalet verilmiş olduğunu ve bu sözleşme ve ek sözleşmeler yapıldığını, daha sonrasında Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası başkanının değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah ...'e vekaletname verilmediği halde tamamen davalı şirketin menfaatine uygun, kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden 07.01.2020 tarihli ek sözleşmenin akdedilmiş olduğunu, hukuka uygun olmayan bu sözleşme ile müvekkilinin ciddi zarara uğramasına sebebiyet verildiğini, mezkur ek sözleşmenin 4. maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümlerin askıya alındığını, 2. maddesinde ödemeye esas 11 kalem alacak türünün belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan bu sözleşmenin davacıları bağlayıcı nitelikte olmadığını, sözleşmede belirlenmiş olan alacak kalemlerinden “Diğer Yolculuk Bedeli” alacaklarının sözleşme akdedildiği tarihten bu yana müvekkiline hiç ödenmediğini, mezkur dönemde 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken Tam Yolculuk Bedeli, Diğer Yolculuk Bedeli, Aktarma Yolculuk Bedeli, Sabit Gelir Bedeli, Kayıp Kilometre Bedeli, Performans Bedeli, Taahhütlü Kilometre Bedeli alacaklarının müvekkiline ödenmemiş olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Tam Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Diğer Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Aktarma Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Sabit Gelir Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Kayıp Kilometre Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Performans Bedeli Karşılığı şimdilik 50,00 TL, Taahhütlü Kilometre Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihlerinden işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile birlikte tahsiline, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… ap dilekçesinde, dava dilekçesinde belirtilen hususların hukuki dayanağı olmadığını, iddia edildiği gibi 07.01.2020 tarihinde davalı tarafından imzalanmış hiçbir ek «protokol» bulunmadığını, davalı şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi'nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokol içeriğinde taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ve ek sözleşmelerin davacı da «dahil» bağlayıcı olabilmesi için “odaya üyelik bağı olan veya vekalet yöntemi ile bağ kuran” ifadesine yer verildiğini, buna göre özel halk otobüsü işletmecilerinin sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi için vekalet zorunluluğunun getirilmemiş olduğunu, sözleşmede muhatabın oda olduğunu, davacının odaya üye olup olmamasının veya vekalet verip vermemesinin sözleşme yapılmasını engellemediğini, davalı şirketin sözleşmeleri davacı taraf ile değil oda ile yapmış olduğunu, oda başkanının değişmesinin odanın «tüzel kişiliğini» ortadan kaldırmayacağını, davacı tarafın vekaletsiz işlem yapıldığı iddiasının hukuki dayanağı bulunmadığını, davalı tarafından tüm ödemelerin tek elden odaya yapıldığını, odanın da işletmecilere dağıttığını, davalı firma tarafından ileride iddia edilebilecek “Kötü Ödeme” iddiasının önüne geçmek için odadan işletmeciler adına parayı tahsil edip edemeyeceği yönünde «vekalet ilişkisinin» arandığını, davacının kötü niyetli olduğunu, bugüne kadar lehine olan ek sözleşme ve düzenlemelere itiraz etmezken, aslında aleyhine olmayan ve pandemi sürecinde yine lehine düzenleme yapılan iş bu ek sözleşmeyi “vekaletim yok” bahanesiyle inkar etmesinin kabul edilemez bir yaklaşım olduğunu, Yolcu Taşıma Sözleşmesi 35. maddesi gereğince ek sözleşmelerin yapılmış olduğunu, davacının sözleşme kapsamında kaldığı sürece tüm maddelerden sorumlu olduğunu, Yolcu Taşıma Sözleşmesi'nin 20. maddesi gereğince davacının sözleşme kapsamına girip çıkabileceğini, davacının sözleşme şartları ile bağlı kalmak istememesi halinde yapması gerekenin sözleşmeden faydalanmayarak taşıdıkları yolcu gelirleri oranında pay almaları olduğunu, davacının «basiretli tacir» gibi davranmadığını ve kötü niyetli olduğunu, Oda ile daha önce de ek sözleşmeler yapıldığını, davacının bunlara sessiz kaldığını, davacının işine gelen sözleşmeye uyduğunu, işine gelmeyene itiraz ettiğini, örneğin 27.08.2019 tarihinde yapılan ilk ek sözleşme ile davacının da dahil olduğu tüm otobüs işletmelerinin lehine ciddi kazanımlar olduğunu, davacının bunu kabul ederken, pandemi dönemi ek sözleşmesine itiraz etmesinin kötü niyetli olduğunu, davacının ek sözleşmeye uygun olarak «hak edişlerini» aldığını, bu şekilde «fatura» keserek yaklaşık 1 seneyi aşkın süredir alacaklarını aldığını, davacının zımni şekilde ek sözleşmeye başından beri «muvafakat» etmiş olduğunu, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedelinin Yolcu Taşıma Hizmet Sözleşmesi maddelerinde yer alan hak ediş bedeli olduğunu, bunun herhangi bir kanun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, hak ediş metodunda yer alan diğer yolculuk bedelinin, pandemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesinden kaynaklı hesaplanmamış olduğunu ve Oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, Oda ile yolcu gelirine değil, tamamen sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme hususunda anlaşıldığını ve buna göre hesaplama yapılmış olduğunu, bu durumunda pandemi döneminde otobüs işletmecilerinin lehine olduğunu beyan ederek, davanın reddine, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, bununla birlikte davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacı somut olayda zarara uğradığını, bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı ve bu hususun da «kamu düzenine» ilişkin olmadığı görülmekle davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan red …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7385 E. 2024/3475 K.
Ortak:yetkisiz temsil · hak ediş · ihtirazi kayıt · yemin delili · ispat külfeti · yemin · zamanaşımı def'i · hizmet sözleşmesi · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… ve Ayrılma" başlıklı 20 nci maddesi kapsamında vekâletname şartının bir kereye mahsus arandığı, davacı tarafından dosya kapsamında dava dışı Oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleriyle neden olduğunu «ispat külfeti» altında olduğu, davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığından davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istina …
… de yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği'nde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından (KBB) davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı yönetmeliğin 33 üncü maddede öngörülen «hak ediş» türlerinin terkibinden müteşekkil bir «taşıma sözleşmesi» yapılmak üzere davacıyı ve diğer Özel Halk Otobüsü işletmecilerini «temsilen» kendisine o dönem noterden vekâletname çıkarılmak suretiyle hususi olarak yetkilendirilmiş vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» adı altında bir taşıma sözleşmesinin akdedildiğini, mezkur sözleşme ile Kayseri sınırları içerisinde toplu taşıma yapacak olan özel halk otobüsü sahiplerinin hak ve borçlarının neler olduğu ile hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, akabinde yapılan bir çok ek sözleşmeler ile asıl sözleşmede öngörülen hesaba esas birim bedellerin sözleşmeye göre yeniden değerlemeleri ve benzeri düzenlemeleri yapıldığını, davacının önceki başkan olan dava dışı...’a vekâlet verdiğini ve taşıma sözleşmesi ve eklerini kabul ettiğini, ancak ilerleyen dönemde Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah Şahin’e vekâletname verilmediğini, yeni oda başkanı kendisine vekâletname olmadığını bildiğini, davalı Kayseri Ulaşım’ın da basiretli bir «tacir» gibi bu hususu araştırmalı, Oda başkanının kimlerin vekili olarak hareket ettiğini tespit etmesi ve yapılan sözleşmenin vekil edenlerin vekâletname verme iradesine uygun olup olmayacağını göz önüne alması gerekirken, tamamen davalı şirketin menfaatine uygun kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden ve davalı şirketin tabi olduğu özel hukuk hükümlerine hiçe sayıp bir kamu «tüzel kişiliği» gibi davacının bağlamadığı halde bağlıyor gibi uymaya icbar ettiği 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi oda başkanı ile akdettiğini ve bu hukuksuz sözleşme ile davacının ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, ek sözleşmenin 4 üncü maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümler askıya alındığını, 2 nci maddesinde ise ödemeye esas 11 kalem alacak türü belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan ek sözleşmenin ilk olarak davacı yönünden bağlayıcı olmadığını, davacının covid salgını döneminde şehirler arası seyahat yasaklarına rağmen mezkur kooperatifin hak edişinde hiçbir kesintiye gidilmediğini, ek sözleşme yapma ihtiyacı dahi duyulmadığını, mezkur dönemde davacının 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken tam yolculuk bedeli, diğer yolculuk bedeli, aktarma yolculuk bedeli, sabit gelir bedeli, kayıp kilometre bedeli, performans bedeli, taahhütlü kilometre bedeli alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tam yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, diğer yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, aktarma yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, sabit gelir bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, kayıp kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, performans bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin ve taahhütlü kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL olmak üzere toplam 350,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle tahsiline, «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
… EVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu hususların hukuki hiçbir dayanağının bulunmadığını, tüm taleplere ilişkin olarak «zamanaşımı def»'inde bulunduklarını, davacının ileri sürdüğü şekilde 07.01.2020 tarihinde davalı şirket tarafından imzalanmış hiçbir ek «protokol» bulunmadığını, davalı ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi'nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokolünde hükme alınan maddelerinin içerikleri incelendiğinde davalı ile tüzelkişiliği bulunan Oda arasında imzalanan sözleşmenin ve ek sözleşmelerin bu davanın davacısı da «dahil» olmak üzere taraflar açısından bağlayıcı olabilmesi için odaya üyelik bağı olan veya vekâlet yöntemi ile bağ kuran ifadesinde görüleceği üzere özel halk otobüsü işletmecileri için sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi açısından vekâlet zorunluluğunun getirilmediğini, davalı şirketin bu sözleşmelerin akdedilmesinde muhatabının «tüzel kişiliği» bulunan oda olması sebebiyle davacı yanın vekâletnamesi veya üyeliğinin olup olmamasının davalı şirketin oda ile sözleşme ve ek sözleşmeler yapmasını engellemediğini, davacının tüm bu süreçte lehine olan birçok ek sözleşme ve düzenlemeden faydalandığını ve kendisine çok ciddi kazanımlar elde ettiğini, davalı firmanın tüm bu sözleşmeleri ve ek sözleşmeleri davacı ile değil oda ile akdettiğini, oda başkanının değişmesinin odanın tüzelkişiliğini ortadan kaldırmayacağı gibi davacı firmanın muhatabı odanın başkanının kim olursa olsun Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası olduğunu, davacının oda başkanının değiştiği ve bu sebeple vekâletlerinin hükümsüz kaldığına veya yeni oda başkanına vekâlet vermedikleri için odaya verdikleri ilk vekâletin hükümsüz kaldığına ilişkin iddiaların hukukilikten uzak olduğunu, bu hususun oda ile davacının iç ilişkisi olduğunu, bir usulsüzlük iddiası varsa davacının bunu davalı firmaya değil odaya dava açarak odaya yöneltmesi gerektiğini, bugüne kadar davacı tarafça odayı vekâletten azlettiğine yahut odaya üyelik bağıyla bağlı olmadığına veya üyelikten ayrıldığına ilişkin olarak davalı firmaya hiçbir bildirimde bulunmadığını, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedeli adındaki bedelin davalı şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi maddelerinde yer alan «hak ediş» bedeli olduğunu, davacının iddia ettiği gibi hiçbir şekilde herhangi bir kanun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, tamamen ilgili sözleşmede tanımlanan hak ediş metodunda yer alan bu diğer yolculuk bedelinin pandemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesi kaynaklı hesaplanmadığını ve taşımacıların «temsilcisi» olan oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, yolcu sayısına bağlı bir ödeme yönteminin otobüs işletmecilerinin sabit ve değişken giderlerini ödeyebilmesini olanaksız hale getirdiğini, bu sebeple sözleşmesel olarak taşımacıların temsilcisi olan oda ile yolcu gelirine değil tamamen sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme üzerinde uzanıldığını ve bu göre hesaplama yapıldığını, bu durumun da özel halk otobüsü işletmecilerinin lehine olduğu için yapılmış bir düzenleme olduğunu, ileride davacının iddialarına karşı beyan ve delil bildirme hakkı saklı kalmak kaydıyla yapılacak inceleme ile sair bilcümle hakların mahfuziyeti kaydıyla haksız davanın reddine karar verilmesini, «yargılama giderleri», vekâlet ücreti ve tüm «masrafların» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dosyaya davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplan 350,00 TL alacaklarının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, sözleşmelerin Oda ile imzalandığını, imzalanan sözleşmelerden 01.08.2017 tarihli sözleşmenin maddelerine göre sözleşmenin bağlayıcılığı için üyelik yahut vekâletname ilişkisinin arandığını, Oda Yönetimince davacıdan vekalet alınmadan sözleşme yapıldığı yönündeki iddianın tarafların iç ilişkisine ait bir husus olduğunu, usulsüzlük var ise davanın Odaya yönetilmesi gerektiğini, davacının Oda Yönetimini azlettiği yahut vekâleten bağlı olmadığına ilişkin bir beyanı taraflarına sunmadığını, yapılan ek «protokolün» 01.08.2017 tarihli ek protokole uygun olduğunu, davacı tarafın faydalandığı 27.08.2019 tarihli ek sözleşmenin de davacı tarafından yetkilendirilmediği iddia olunan …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faturaya itiraz · ticari temerrüt faizi · temerrüt faizi · geçersizlik · dava sebebi
Benzer bu kararda… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplan 350,00 TL alacaklarının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir tüzel kişinin değil gerçek kişinin «temsilci» olarak atandığını, atanan kişinin ise işbu ek «protokolü» yapma yetkisi bulunmadığını, zira bu sözleşmenin artış için yapılmadığını, davalı şirketin Belediyenin kendilerine verdikleri yetkiyi herkese karşı eşit şekilde kullanmadıklarını, yapılan kesintilerin usule uygun olup olmadığının denetlenmediğini, rapora itirazlarının karşılanmadığını, müvekkillerinin pandemi döneminde «faturaya itiraz» gibi ekonomik güçlerinin bulunmadığını, mahkemenin dava konusu vekâletnameleri getirtmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «yetkisiz temsilci» tarafından imzalanan sözleşmenin «geçersizliği» iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2705 E. 2024/5208 K.
Ortak:yetkisiz temsil · hak ediş · ihtirazi kayıt · yemin delili · ispat külfeti · yemin · hizmet sözleşmesi · taşıma sözleşmesi · Alacak
İncelediğiniz kararda… ve Ayrılma" başlıklı 20 nci maddesi kapsamında vekâletname şartının bir kereye mahsus arandığı, davacı tarafından dosya kapsamında dava dışı Oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleriyle neden olduğunu «ispat külfeti» altında olduğu, davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığından davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istina …
… de yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği'nde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından (KBB) davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı yönetmeliğin 33 üncü maddede öngörülen «hak ediş» türlerinin terkibinden müteşekkil bir «taşıma sözleşmesi» yapılmak üzere davacıyı ve diğer Özel Halk Otobüsü işletmecilerini «temsilen» kendisine o dönem noterden vekâletname çıkarılmak suretiyle hususi olarak yetkilendirilmiş vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» adı altında bir taşıma sözleşmesinin akdedildiğini, mezkur sözleşme ile Kayseri sınırları içerisinde toplu taşıma yapacak olan özel halk otobüsü sahiplerinin hak ve borçlarının neler olduğu ile hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, akabinde yapılan bir çok ek sözleşmeler ile asıl sözleşmede öngörülen hesaba esas birim bedellerin sözleşmeye göre yeniden değerlemeleri ve benzeri düzenlemeleri yapıldığını, davacının önceki başkan olan dava dışı...’a vekâlet verdiğini ve taşıma sözleşmesi ve eklerini kabul ettiğini, ancak ilerleyen dönemde Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah Şahin’e vekâletname verilmediğini, yeni oda başkanı kendisine vekâletname olmadığını bildiğini, davalı Kayseri Ulaşım’ın da basiretli bir «tacir» gibi bu hususu araştırmalı, Oda başkanının kimlerin vekili olarak hareket ettiğini tespit etmesi ve yapılan sözleşmenin vekil edenlerin vekâletname verme iradesine uygun olup olmayacağını göz önüne alması gerekirken, tamamen davalı şirketin menfaatine uygun kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden ve davalı şirketin tabi olduğu özel hukuk hükümlerine hiçe sayıp bir kamu «tüzel kişiliği» gibi davacının bağlamadığı halde bağlıyor gibi uymaya icbar ettiği 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi oda başkanı ile akdettiğini ve bu hukuksuz sözleşme ile davacının ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, ek sözleşmenin 4 üncü maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümler askıya alındığını, 2 nci maddesinde ise ödemeye esas 11 kalem alacak türü belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan ek sözleşmenin ilk olarak davacı yönünden bağlayıcı olmadığını, davacının covid salgını döneminde şehirler arası seyahat yasaklarına rağmen mezkur kooperatifin hak edişinde hiçbir kesintiye gidilmediğini, ek sözleşme yapma ihtiyacı dahi duyulmadığını, mezkur dönemde davacının 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken tam yolculuk bedeli, diğer yolculuk bedeli, aktarma yolculuk bedeli, sabit gelir bedeli, kayıp kilometre bedeli, performans bedeli, taahhütlü kilometre bedeli alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tam yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, diğer yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, aktarma yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, sabit gelir bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, kayıp kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, performans bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin ve taahhütlü kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL olmak üzere toplam 350,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle tahsiline, «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Borçlar Hukuku'nun en temel ilkelerinden olan «ahde vefa ilkesi» uyarınca davacının itiraz ettiği sözleşme ve ek sözleşmelerle bağlı olduğu, kaldı ki itiraz edilen sözleşmeler kapsamında davacının «fatura» düzenleyip «hak edişler» aldığı, söz konusu hak edişlere karşı herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının serbest iradesi ile bu sözleşmeler kapsamına çıkarak otobüs işletmeciliğini yapmasının mümkün olmasına rağmen bu yolu seçmediği, tarafların karşılıklı «ticari defter» ve kayıtlarında davacının davalıdan alacağının görünmediği gerekçesiyle tüm taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dosyaya davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile müvekkilinin ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplan 350,00 TL alacaklarının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «yetkisiz temsilci» tarafından imzalanan sözleşmenin «geçersizliği» iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faturaya itiraz · ticari temerrüt faizi · temerrüt faizi · geçersizlik · dava sebebi
Benzer bu kararda… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile müvekkilinin ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplan 350,00 TL alacaklarının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir tüzel kişinin değil gerçek kişinin «temsilci» olarak atandığını, atanan kişinin ise işbu ek «protokolü» yapma yetkisi bulunmadığını, zira bu sözleşmenin artış için yapılmadığını, davalı şirketin Belediyenin kendilerine verdikleri yetkiyi herkese karşı eşit şekilde kullanmadıklarını, yapılan kesintilerin usule uygun olup olmadığının denetlenmediğini, rapora itirazlarının karşılanmadığını, müvekkillerinin pandemi döneminde «faturaya itiraz» gibi ekonomik güçlerinin bulunmadığını, mahkemenin dava konusu vekâletnameleri getirtmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «yetkisiz temsilci» tarafından imzalanan sözleşmenin «geçersizliği» iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2706 E. 2024/5808 K.
Ortak:yetkisiz temsil · hak ediş · ihtirazi kayıt · yemin delili · ispat külfeti · yemin · zamanaşımı def'i · hizmet sözleşmesi · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… ve Ayrılma" başlıklı 20 nci maddesi kapsamında vekâletname şartının bir kereye mahsus arandığı, davacı tarafından dosya kapsamında dava dışı Oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleriyle neden olduğunu «ispat külfeti» altında olduğu, davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığından davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istina …
… de yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği'nde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından (KBB) davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı yönetmeliğin 33 üncü maddede öngörülen «hak ediş» türlerinin terkibinden müteşekkil bir «taşıma sözleşmesi» yapılmak üzere davacıyı ve diğer Özel Halk Otobüsü işletmecilerini «temsilen» kendisine o dönem noterden vekâletname çıkarılmak suretiyle hususi olarak yetkilendirilmiş vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» adı altında bir taşıma sözleşmesinin akdedildiğini, mezkur sözleşme ile Kayseri sınırları içerisinde toplu taşıma yapacak olan özel halk otobüsü sahiplerinin hak ve borçlarının neler olduğu ile hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, akabinde yapılan bir çok ek sözleşmeler ile asıl sözleşmede öngörülen hesaba esas birim bedellerin sözleşmeye göre yeniden değerlemeleri ve benzeri düzenlemeleri yapıldığını, davacının önceki başkan olan dava dışı...’a vekâlet verdiğini ve taşıma sözleşmesi ve eklerini kabul ettiğini, ancak ilerleyen dönemde Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah Şahin’e vekâletname verilmediğini, yeni oda başkanı kendisine vekâletname olmadığını bildiğini, davalı Kayseri Ulaşım’ın da basiretli bir «tacir» gibi bu hususu araştırmalı, Oda başkanının kimlerin vekili olarak hareket ettiğini tespit etmesi ve yapılan sözleşmenin vekil edenlerin vekâletname verme iradesine uygun olup olmayacağını göz önüne alması gerekirken, tamamen davalı şirketin menfaatine uygun kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden ve davalı şirketin tabi olduğu özel hukuk hükümlerine hiçe sayıp bir kamu «tüzel kişiliği» gibi davacının bağlamadığı halde bağlıyor gibi uymaya icbar ettiği 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi oda başkanı ile akdettiğini ve bu hukuksuz sözleşme ile davacının ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, ek sözleşmenin 4 üncü maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümler askıya alındığını, 2 nci maddesinde ise ödemeye esas 11 kalem alacak türü belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan ek sözleşmenin ilk olarak davacı yönünden bağlayıcı olmadığını, davacının covid salgını döneminde şehirler arası seyahat yasaklarına rağmen mezkur kooperatifin hak edişinde hiçbir kesintiye gidilmediğini, ek sözleşme yapma ihtiyacı dahi duyulmadığını, mezkur dönemde davacının 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken tam yolculuk bedeli, diğer yolculuk bedeli, aktarma yolculuk bedeli, sabit gelir bedeli, kayıp kilometre bedeli, performans bedeli, taahhütlü kilometre bedeli alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tam yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, diğer yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, aktarma yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, sabit gelir bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, kayıp kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, performans bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin ve taahhütlü kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL olmak üzere toplam 350,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle tahsiline, «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
… EVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu hususların hukuki hiçbir dayanağının bulunmadığını, tüm taleplere ilişkin olarak «zamanaşımı def»'inde bulunduklarını, davacının ileri sürdüğü şekilde 07.01.2020 tarihinde davalı şirket tarafından imzalanmış hiçbir ek «protokol» bulunmadığını, davalı ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi'nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokolünde hükme alınan maddelerinin içerikleri incelendiğinde davalı ile tüzelkişiliği bulunan Oda arasında imzalanan sözleşmenin ve ek sözleşmelerin bu davanın davacısı da «dahil» olmak üzere taraflar açısından bağlayıcı olabilmesi için odaya üyelik bağı olan veya vekâlet yöntemi ile bağ kuran ifadesinde görüleceği üzere özel halk otobüsü işletmecileri için sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi açısından vekâlet zorunluluğunun getirilmediğini, davalı şirketin bu sözleşmelerin akdedilmesinde muhatabının «tüzel kişiliği» bulunan oda olması sebebiyle davacı yanın vekâletnamesi veya üyeliğinin olup olmamasının davalı şirketin oda ile sözleşme ve ek sözleşmeler yapmasını engellemediğini, davacının tüm bu süreçte lehine olan birçok ek sözleşme ve düzenlemeden faydalandığını ve kendisine çok ciddi kazanımlar elde ettiğini, davalı firmanın tüm bu sözleşmeleri ve ek sözleşmeleri davacı ile değil oda ile akdettiğini, oda başkanının değişmesinin odanın tüzelkişiliğini ortadan kaldırmayacağı gibi davacı firmanın muhatabı odanın başkanının kim olursa olsun Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası olduğunu, davacının oda başkanının değiştiği ve bu sebeple vekâletlerinin hükümsüz kaldığına veya yeni oda başkanına vekâlet vermedikleri için odaya verdikleri ilk vekâletin hükümsüz kaldığına ilişkin iddiaların hukukilikten uzak olduğunu, bu hususun oda ile davacının iç ilişkisi olduğunu, bir usulsüzlük iddiası varsa davacının bunu davalı firmaya değil odaya dava açarak odaya yöneltmesi gerektiğini, bugüne kadar davacı tarafça odayı vekâletten azlettiğine yahut odaya üyelik bağıyla bağlı olmadığına veya üyelikten ayrıldığına ilişkin olarak davalı firmaya hiçbir bildirimde bulunmadığını, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedeli adındaki bedelin davalı şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi maddelerinde yer alan «hak ediş» bedeli olduğunu, davacının iddia ettiği gibi hiçbir şekilde herhangi bir kanun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, tamamen ilgili sözleşmede tanımlanan hak ediş metodunda yer alan bu diğer yolculuk bedelinin pandemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesi kaynaklı hesaplanmadığını ve taşımacıların «temsilcisi» olan oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, yolcu sayısına bağlı bir ödeme yönteminin otobüs işletmecilerinin sabit ve değişken giderlerini ödeyebilmesini olanaksız hale getirdiğini, bu sebeple sözleşmesel olarak taşımacıların temsilcisi olan oda ile yolcu gelirine değil tamamen sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme üzerinde uzanıldığını ve bu göre hesaplama yapıldığını, bu durumun da özel halk otobüsü işletmecilerinin lehine olduğu için yapılmış bir düzenleme olduğunu, ileride davacının iddialarına karşı beyan ve delil bildirme hakkı saklı kalmak kaydıyla yapılacak inceleme ile sair bilcümle hakların mahfuziyeti kaydıyla haksız davanın reddine karar verilmesini, «yargılama giderleri», vekâlet ücreti ve tüm «masrafların» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dosyaya davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme ile özel halk otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile davacının ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplam 350,00 TL alacağının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, sözleşmelerin Oda ile imzalandığını, imzalanan sözleşmelerden 01.08.2017 tarihli sözleşmenin maddelerine göre sözleşmenin bağlayıcılığı için üyelik yahut vekâletname ilişkisinin arandığını, Oda Yönetimince davacıdan vekalet alınmadan sözleşme yapıldığı yönündeki iddianın tarafların iç ilişkisine ait bir husus olduğunu, usulsüzlük var ise davanın Odaya yönetilmesi gerektiğini, davacının Oda Yönetimini azlettiği yahut vekâleten bağlı olmadığına ilişkin bir beyanı taraflarına sunmadığını, yapılan ek «protokolün» 01.08.2017 tarihli ek protokole uygun olduğunu, davacı tarafın faydalandığı 27.08.2019 tarihli ek sözleşmenin de davacı tarafından yetkilendirilmediği iddia olunan …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faturaya itiraz · ticari temerrüt faizi · temerrüt faizi · geçersizlik · dava sebebi
Benzer bu kararda… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme ile özel halk otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile davacının ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplam 350,00 TL alacağının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir tüzel kişinin değil gerçek kişinin «temsilci» olarak atandığını, atanan kişinin ise işbu ek «protokolü» yapma yetkisi bulunmadığını, zira bu sözleşmenin artış için yapılmadığını, davalı şirketin Belediyenin kendilerine verdikleri yetkiyi herkese karşı eşit şekilde kullanmadıklarını, yapılan kesintilerin usule uygun olup olmadığının denetlenmediğini, rapora itirazlarının karşılanmadığını, müvekkillerinin pandemi döneminde «faturaya itiraz» gibi ekonomik güçlerinin bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesinin dava konusu vekâletnameleri getirtmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak dav …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «yetkisiz temsilci» tarafından imzalanan sözleşmenin «geçersizliği» iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1158 E. 2023/3918 K.
Ortak:hak ediş · protokol · yetki · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… EVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu hususların hukuki hiçbir dayanağının bulunmadığını, tüm taleplere ilişkin olarak «zamanaşımı def»'inde bulunduklarını, davacının ileri sürdüğü şekilde 07.01.2020 tarihinde davalı şirket tarafından imzalanmış hiçbir ek «protokol» bulunmadığını, davalı ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi'nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokolünde hükme alınan maddelerinin içerikleri incelendiğinde davalı ile tüzelkişiliği bulunan Oda arasında imzalanan sözleşmenin ve ek sözleşmelerin bu davanın davacısı da «dahil» olmak üzere taraflar açısından bağlayıcı olabilmesi için odaya üyelik bağı olan veya vekâlet yöntemi ile bağ kuran ifadesinde görüleceği üzere özel halk otobüsü işletmecileri için sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi açısından vekâlet zorunluluğunun getirilmediğini, davalı şirketin bu sözleşmelerin akdedilmesinde muhatabının «tüzel kişiliği» bulunan oda olması sebebiyle davacı yanın vekâletnamesi veya üyeliğinin olup olmamasının davalı şirketin oda ile sözleşme ve ek sözleşmeler yapmasını engellemediğini, davacının tüm bu süreçte lehine olan birçok ek sözleşme ve düzenlemeden faydalandığını ve kendisine çok ciddi kazanımlar elde ettiğini, davalı firmanın tüm bu sözleşmeleri ve ek sözleşmeleri davacı ile değil oda ile akdettiğini, oda başkanının değişmesinin odanın tüzelkişiliğini ortadan kaldırmayacağı gibi davacı firmanın muhatabı odanın başkanının kim olursa olsun Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası olduğunu, davacının oda başkanının değiştiği ve bu sebeple vekâletlerinin hükümsüz kaldığına veya yeni oda başkanına vekâlet vermedikleri için odaya verdikleri ilk vekâletin hükümsüz kaldığına ilişkin iddiaların hukukilikten uzak olduğunu, bu hususun oda ile davacının iç ilişkisi olduğunu, bir usulsüzlük iddiası varsa davacının bunu davalı firmaya değil odaya dava açarak odaya yöneltmesi gerektiğini, bugüne kadar davacı tarafça odayı vekâletten azlettiğine yahut odaya üyelik bağıyla bağlı olmadığına veya üyelikten ayrıldığına ilişkin olarak davalı firmaya hiçbir bildirimde bulunmadığını, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedeli adındaki bedelin davalı şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi maddelerinde yer alan «hak ediş» bedeli olduğunu, davacının iddia ettiği gibi hiçbir şekilde herhangi bir kanun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, tamamen ilgili sözleşmede tanımlanan hak ediş metodunda yer alan bu diğer yolculuk bedelinin pandemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesi kaynaklı hesaplanmadığını ve taşımacıların «temsilcisi» olan oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, yolcu sayısına bağlı bir ödeme yönteminin otobüs işletmecilerinin sabit ve değişken giderlerini ödeyebilmesini olanaksız hale getirdiğini, bu sebeple sözleşmesel olarak taşımacıların temsilcisi olan oda ile yolcu gelirine değil tamamen sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme üzerinde uzanıldığını ve bu göre hesaplama yapıldığını, bu durumun da özel halk otobüsü işletmecilerinin lehine olduğu için yapılmış bir düzenleme olduğunu, ileride davacının iddialarına karşı beyan ve delil bildirme hakkı saklı kalmak kaydıyla yapılacak inceleme ile sair bilcümle hakların mahfuziyeti kaydıyla haksız davanın reddine karar verilmesini, «yargılama giderleri», vekâlet ücreti ve tüm «masrafların» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
… Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin 12.10.2015 tarih ve 904 sayılı meclis kararına istinaden davalı şirket ile dava dışı KBB arasında 28.12.2015 tarihinde imzalarının «protokol» kapsamında kent içi toplu taşıma hizmeti yönünden «yetkinin» davalı şirkete verilmiş olduğu, davalı şirket ile dava dışı Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olduğu, bu sözleşmenin akabinde değişen şartlar doğrultusunda muhtelif tarihlerde ek sözleşmeler yapıldığı, ek sözleşmeler ile ödemeye esas hesaplama yöntemlerinde değişiklikler meydana geldiğinin görüldüğü, ana sözleşmeye bakıldığında, Oda'nın üyeleri veya vekâlet varan taşımacılar adına davalı şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdetmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) «temsilcisi» olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu, bu doğrultuda davacı tarafını 07.01.2020 tarihti ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacının ilk sözleşme sırasında, Oda yönetimine vekâlet vermiş olduğunu, daha sonrasında Oda yönetiminin değiştiğini ve yeni yönetime vekâlet vermemiş olduğunu, Oda yönetiminin vekâletsiz iş görerek davalı Şirket İle ek sözleşme yapmış olduğunu, 07.01.2020 tarihli sözleşmenin tarafını bağlayıcı nitelikte olmadığını ileri sürmüş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20 nci maddesine bakıldığında, vekâlet şartının sadece ilk «hak ediş» öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekâlet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8 inci maddesinin ikinci bendinde Oda üyesi olanların vekâlet verme zorunluluğunun da bulunmadığı, tarafların «ticari defter» ve kayıtlarında yapılan incelemeler neticesinde, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında «fatura» tanzim ederek 2020 Mart ayı ve sonrasında hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı «kaydın» bulunmadığı, davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığının tespit edildiği, (Uygulamada, davacı otobüs işletmecisinin, davalı şirket adına fatura tanzim …
… de yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği'nde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından (KBB) davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı yönetmeliğin 33 üncü maddede öngörülen «hak ediş» türlerinin terkibinden müteşekkil bir «taşıma sözleşmesi» yapılmak üzere davacıyı ve diğer Özel Halk Otobüsü işletmecilerini «temsilen» kendisine o dönem noterden vekâletname çıkarılmak suretiyle hususi olarak yetkilendirilmiş vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» adı altında bir taşıma sözleşmesinin akdedildiğini, mezkur sözleşme ile Kayseri sınırları içerisinde toplu taşıma yapacak olan özel halk otobüsü sahiplerinin hak ve borçlarının neler olduğu ile hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, akabinde yapılan bir çok ek sözleşmeler ile asıl sözleşmede öngörülen hesaba esas birim bedellerin sözleşmeye göre yeniden değerlemeleri ve benzeri düzenlemeleri yapıldığını, davacının önceki başkan olan dava dışı...’a vekâlet verdiğini ve taşıma sözleşmesi ve eklerini kabul ettiğini, ancak ilerleyen dönemde Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah Şahin’e vekâletname verilmediğini, yeni oda başkanı kendisine vekâletname olmadığını bildiğini, davalı Kayseri Ulaşım’ın da basiretli bir «tacir» gibi bu hususu araştırmalı, Oda başkanının kimlerin vekili olarak hareket ettiğini tespit etmesi ve yapılan sözleşmenin vekil edenlerin vekâletname verme iradesine uygun olup olmayacağını göz önüne alması gerekirken, tamamen davalı şirketin menfaatine uygun kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden ve davalı şirketin tabi olduğu özel hukuk hükümlerine hiçe sayıp bir kamu «tüzel kişiliği» gibi davacının bağlamadığı halde bağlıyor gibi uymaya icbar ettiği 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi oda başkanı ile akdettiğini ve bu hukuksuz sözleşme ile davacının ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, ek sözleşmenin 4 üncü maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümler askıya alındığını, 2 nci maddesinde ise ödemeye esas 11 kalem alacak türü belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan ek sözleşmenin ilk olarak davacı yönünden bağlayıcı olmadığını, davacının covid salgını döneminde şehirler arası seyahat yasaklarına rağmen mezkur kooperatifin hak edişinde hiçbir kesintiye gidilmediğini, ek sözleşme yapma ihtiyacı dahi duyulmadığını, mezkur dönemde davacının 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken tam yolculuk bedeli, diğer yolculuk bedeli, aktarma yolculuk bedeli, sabit gelir bedeli, kayıp kilometre bedeli, performans bedeli, taahhütlü kilometre bedeli alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tam yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, diğer yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, aktarma yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, sabit gelir bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, kayıp kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, performans bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin ve taahhütlü kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL olmak üzere toplam 350,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle tahsiline, «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… plu taşıma hizmetlerinin verilmesi ve organize edilmesine dair yetkilerin davalı şirkete devredildiğini ve KKB ile davalı şirket arasında yapılan 28.12.2015 tarihli «protokol» ile KBB sınırları içerisinde yapılacak olan tüm lastik tekerlekli, raylı sistem banliyo işletmeciliği ve ücret toplama işini yapmak veya yaptırmak üzere davalı şirketin yetkili kılındığını, akabinde yapılan ek protokol ile de elektronik ücret toplama sisteminin 10.05.2017 tarihinden itibaren davalı şirket tarafından işletilmeye başlatılacağının kararlaştırıldığını ve bu tarihten itibaren Kayseri ilinde yolcu taşımacılığı hizmetleriyle ilgili tüm ödemeler, «hak edişler» ve bu doğrultuda ücret toplama sistemi işletimi, bilet gelirlerinin toplanması gibi tüm işlerin davalıya devredildiğini, belirtilen tarihten önce KBB tarafından taşımacıların tahakkuk eden hak edişlerin Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası'na, bu kurum tarafından taşımacılara ödenmekte olduğunu, belirtilen ek protokolün imzalanmasıyla birlikte ise KBB tarafından hak ediş ödemelerin Oda'ya yapılması uygulamasının sonra erdiğini ve tüm hak ediş ödemelerin davalı şirkete yapılmaya başlanıldığını, Belediye Meclisi'nin 12.05.2017 tarih ve 221 sayılı kararıyla; 10.05.2017 tarihinden itibaren hak ediş ödemelerinin davalı şirkete yapılacağı gözetilerek ilave destek ödemesinin taşımacılara ödenmek üzere davalı şirkete yapılmasına karar verildiğini ve akabinde alınan 09.04.2018 tarih ve 176 sayılı kararla ise ilave ödemelerin türlerinde ve miktarlarında değişiklik yapıldığını, davalı şirketin 10.05.2017 tarihinden itibaren 12.05.2017 tarihli kararla, ilave ödemesinin taşımacılara değil bizzat kendisine yapılacağının kararlaştırıldığından bahisle müvekkillerine destek/ilave ödemesi yapmadığını ancak zikredilen Belediye Meclisi kararlarıyla amaçlananın toplu taşımacılık hizmetleri kapsamında bir takım ek maliyetlere katlanan taşımacıların desteklenmesi olduğunun açık olduğunu, nitekim bizzat Belediye Başkanı tarafından çeşitli basın yayın organlarına verilen demeçlerde de taşımacılara destek ödemesi yapıldığının ifade edildiğini, öte yandan davalı şirketle Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan sözleşmeyle; taşımacılara yapılacak ödemeler bakımından sözleşmeyi kabul eden ve etmeyen taşımacılar şeklinde bir ayrıma gidildiğini ve sözleşmeyi kabul eden taşımacılara, sözleşmede belirlenen karma ödeme modeliyle ödeme yapılacağının, sözleşmeyi kabul etmeyen taşımacıların ise sözleşmeyle belirlenen ödeme yönteminden faydalanamayacağının, bu taşımacılara sadece taşıdıkları yolcu sayısına tekabül eden ücretin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkillerinin sözleşmeyi kabul etmediğini ancak bu durumun ilave ödemeden yararlandırılmayacaklarını anlamına gelmeyeceğini, müvekkillerine taşıdıkları ücretsiz ve indirimli yolcuların sayısı belirlenerek ilave destek ödemesi yapılması gerektiğini, esasen davalı şirketin sözleşmeyi kabul eden taşımacılara "Diğer Yolcu Bedeli" adı altında ilave destek ödemesi yaptığını, sözleşmeyi kabul eden taşımacılara yapılan ödemenin müvekkillerine yapılmamasının «hakkaniyete» aykırı olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL ilave destek ödemesinin davalıdan tahsiline karar verilmesini …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin «zamanaşımına» uğradığını, davacı yanın, KBB'nin, ilave destek ödemelerini taşımacılara ödenmek üzere müvekkile şirkete ödediği şeklindeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava …
… şirkete verdiği destekleme ödemelerinin davalı şirket tarafından belirlediği kriterlere göre ve kendisine bağlı özel halk otobüsü işletmecilerine ödeme yapılmasının «münhasıran» bu şirketin «yetki» ve tasarrufunda olduğu, ödeme yapmak zorunluluğunun bulunmadığı dolayısı ile davacıların olağan taşıma faaliyetleri neticesinde hak ettikleri gelirin dışında ayrıc …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maktu vekalet ücreti · münhasırlık · hakkaniyet · denetime elverişlilik · eksik inceleme · vekalet ücreti · kesin hüküm
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz ve «denetime elverişsiz» olduğunu, rapora yönelik ciddi mahiyetteki itirazlarının karşılanmadığını, «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verildiğini, davacıların olağan taşıma faaliyetleri neticesinde hak ettikleri gelirlerinin taşıdıkları yolcu gelirlerine dayandığını, taşıdıkları yolcu gelirlerinin ise taşıdıkları yolcu sayısına göre belirlendiğini, taşıdıkları yolcuların içerisinde normal ücretli/biletli yolcu olduğu gibi aynı zamanda destek/ilave ödemesine konu yolcuların (Ücretsiz,65 yaş üstü,şehit gazi, indirimli vs) bulunduğunu, KKB'nin bu ücretsiz yolcu grubu için her ay davalıya ilave destek ödemesi yaptığını ancak davalının bu ödemeleri uhdesinde tutup müvekkillerine vermediğini, davalının bu tutumunun müvekkillerini her ay binlerce kişiyi ücretsiz olarak taşımak zorunda bıraktığını, İlk Derece Mahkemesince, davalarına dayanak yaptıkları Belediye Meclis kararlarının amacının ve ruhunun gözden kaçırıldığını, söz konusu kararlardan açıkça anlaşıldığı üzere ilave destek ödemesinin amacının, toplu taşıma hizmetleri kapsamında çeşitli maliyetlere katlanan taşımacıların desteklenmesi olduğunu, bu amaç doğrultunda ilave destek ödemesinin taşımacılara ödenmek üzere davalıya ödendiğini, davalının bu ödemeleri uhdesinde tutup müvekkillerine ödememesinin söz konusu kararların özüne aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin, Belediye Meclisinin 09.04.2018 tarihli 176 sayılı kararıyla; daha önce alınan 101 ve 221 sayılı meclis kararlarının iptal edildiği ve bu nedenle ilâve destek ödeme sisteminin ortadan kaldırıldığı şeklindeki tespitinin gerçeği yansıtmadığını, bu kararla, ilave ödeme sisteminin ortadan kaldırılmayıp fiyat ve yolcu grupları bakımından güncellendiğini, KBB'nin davalıya ilave ödemesi yapmaya devam ettiğini, nitekim bilirkişi raporuyla da bu hususun tespit edildiğini, esasen davalının sözleşmeyi kabul eden taşımacılara çeşitli isimler adı altında ilave destek ödemesi yaptığını, dolayısıyla yine aynı şekilde KBB taşıma vs tüm işlerini devrettiği davalıya, ilave ödemeleri ödemeye devam ettiğini, davalının keyfi bir tutum sergileyerek bir kısım taşımacıya yaptığı ödemeyi müvekkillerine yapmadığını, İlk Derece Mahkemesinin, ilave ödemeleri hususundaki tasarrufun davalıya ait olduğu şeklindeki gerekçesinin Belediye Meclisi kararlarının amacına ve ruhuna aykırı olduğunu ve müvekkillerine aleyhine hükmedilen «vekalet ücretinin» hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… lmadığı ancak İlk Derece Mahkemesince, davalı yararına karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre «maktu vekalet ücretine» hükmedilmişse de aynı hükmün ikinci fıkrasına göre davanın reddi halinde hükmedilen vekalet ücretinin reddedilen miktarı geçemeyeceği, dava değeri 1.000,00 TL olup …
… plu taşıma hizmetlerinin verilmesi ve organize edilmesine dair yetkilerin davalı şirkete devredildiğini ve KKB ile davalı şirket arasında yapılan 28.12.2015 tarihli «protokol» ile KBB sınırları içerisinde yapılacak olan tüm lastik tekerlekli, raylı sistem banliyo işletmeciliği ve ücret toplama işini yapmak veya yaptırmak üzere davalı şirketin yetkili kılındığını, akabinde yapılan ek protokol ile de elektronik ücret toplama sisteminin 10.05.2017 tarihinden itibaren davalı şirket tarafından işletilmeye başlatılacağının kararlaştırıldığını ve bu tarihten itibaren Kayseri ilinde yolcu taşımacılığı hizmetleriyle ilgili tüm ödemeler, «hak edişler» ve bu doğrultuda ücret toplama sistemi işletimi, bilet gelirlerinin toplanması gibi tüm işlerin davalıya devredildiğini, belirtilen tarihten önce KBB tarafından taşımacıların tahakkuk eden hak edişlerin Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası'na, bu kurum tarafından taşımacılara ödenmekte olduğunu, belirtilen ek protokolün imzalanmasıyla birlikte ise KBB tarafından hak ediş ödemelerin Oda'ya yapılması uygulamasının sonra erdiğini ve tüm hak ediş ödemelerin davalı şirkete yapılmaya başlanıldığını, Belediye Meclisi'nin 12.05.2017 tarih ve 221 sayılı kararıyla; 10.05.2017 tarihinden itibaren hak ediş ödemelerinin davalı şirkete yapılacağı gözetilerek ilave destek ödemesinin taşımacılara ödenmek üzere davalı şirkete yapılmasına karar verildiğini ve akabinde alınan 09.04.2018 tarih ve 176 sayılı kararla ise ilave ödemelerin türlerinde ve miktarlarında değişiklik yapıldığını, davalı şirketin 10.05.2017 tarihinden itibaren 12.05.2017 tarihli kararla, ilave ödemesinin taşımacılara değil bizzat kendisine yapılacağının kararlaştırıldığından bahisle müvekkillerine destek/ilave ödemesi yapmadığını ancak zikredilen Belediye Meclisi kararlarıyla amaçlananın toplu taşımacılık hizmetleri kapsamında bir takım ek maliyetlere katlanan taşımacıların desteklenmesi olduğunun açık olduğunu, nitekim bizzat Belediye Başkanı tarafından çeşitli basın yayın organlarına verilen demeçlerde de taşımacılara destek ödemesi yapıldığının ifade edildiğini, öte yandan davalı şirketle Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan sözleşmeyle; taşımacılara yapılacak ödemeler bakımından sözleşmeyi kabul eden ve etmeyen taşımacılar şeklinde bir ayrıma gidildiğini ve sözleşmeyi kabul eden taşımacılara, sözleşmede belirlenen karma ödeme modeliyle ödeme yapılacağının, sözleşmeyi kabul etmeyen taşımacıların ise sözleşmeyle belirlenen ödeme yönteminden faydalanamayacağının, bu taşımacılara sadece taşıdıkları yolcu sayısına tekabül eden ücretin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkillerinin sözleşmeyi kabul etmediğini ancak bu durumun ilave ödemeden yararlandırılmayacaklarını anlamına gelmeyeceğini, müvekkillerine taşıdıkları ücretsiz ve indirimli yolcuların sayısı belirlenerek ilave destek ödemesi yapılması gerektiğini, esasen davalı şirketin sözleşmeyi kabul eden taşımacılara "Diğer Yolcu Bedeli" adı altında ilave destek ödemesi yaptığını, sözleşmeyi kabul eden taşımacılara yapılan ödemenin müvekkillerine yapılmamasının «hakkaniyete» aykırı olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL ilave destek ödemesinin davalıdan tahsiline karar verilmesini …
… şirkete verdiği destekleme ödemelerinin davalı şirket tarafından belirlediği kriterlere göre ve kendisine bağlı özel halk otobüsü işletmecilerine ödeme yapılmasının «münhasıran» bu şirketin «yetki» ve tasarrufunda olduğu, ödeme yapmak zorunluluğunun bulunmadığı dolayısı ile davacıların olağan taşıma faaliyetleri neticesinde hak ettikleri gelirin dışında ayrıc …
-
Birden fazla protokol imzalandığını ve protokolle tarafların idari yargıda açtıkları
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10363 E. 2018/1595 K.
Ortak:esnaf · vade · protokol · yetki · yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz kararda… de yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği'nde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından (KBB) davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı yönetmeliğin 33 üncü maddede öngörülen «hak ediş» türlerinin terkibinden müteşekkil bir «taşıma sözleşmesi» yapılmak üzere davacıyı ve diğer Özel Halk Otobüsü işletmecilerini «temsilen» kendisine o dönem noterden vekâletname çıkarılmak suretiyle hususi olarak yetkilendirilmiş vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» adı altında bir taşıma sözleşmesinin akdedildiğini, mezkur sözleşme ile Kayseri sınırları içerisinde toplu taşıma yapacak olan özel halk otobüsü sahiplerinin hak ve borçlarının neler olduğu ile hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, akabinde yapılan bir çok ek sözleşmeler ile asıl sözleşmede öngörülen hesaba esas birim bedellerin sözleşmeye göre yeniden değerlemeleri ve benzeri düzenlemeleri yapıldığını, davacının önceki başkan olan dava dışı...’a vekâlet verdiğini ve taşıma sözleşmesi ve eklerini kabul ettiğini, ancak ilerleyen dönemde Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah Şahin’e vekâletname verilmediğini, yeni oda başkanı kendisine vekâletname olmadığını bildiğini, davalı Kayseri Ulaşım’ın da basiretli bir «tacir» gibi bu hususu araştırmalı, Oda başkanının kimlerin vekili olarak hareket ettiğini tespit etmesi ve yapılan sözleşmenin vekil edenlerin vekâletname verme iradesine uygun olup olmayacağını göz önüne alması gerekirken, tamamen davalı şirketin menfaatine uygun kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden ve davalı şirketin tabi olduğu özel hukuk hükümlerine hiçe sayıp bir kamu «tüzel kişiliği» gibi davacının bağlamadığı halde bağlıyor gibi uymaya icbar ettiği 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi oda başkanı ile akdettiğini ve bu hukuksuz sözleşme ile davacının ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, ek sözleşmenin 4 üncü maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümler askıya alındığını, 2 nci maddesinde ise ödemeye esas 11 kalem alacak türü belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan ek sözleşmenin ilk olarak davacı yönünden bağlayıcı olmadığını, davacının covid salgını döneminde şehirler arası seyahat yasaklarına rağmen mezkur kooperatifin hak edişinde hiçbir kesintiye gidilmediğini, ek sözleşme yapma ihtiyacı dahi duyulmadığını, mezkur dönemde davacının 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken tam yolculuk bedeli, diğer yolculuk bedeli, aktarma yolculuk bedeli, sabit gelir bedeli, kayıp kilometre bedeli, performans bedeli, taahhütlü kilometre bedeli alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tam yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, diğer yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, aktarma yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, sabit gelir bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, kayıp kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, performans bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin ve taahhütlü kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL olmak üzere toplam 350,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle tahsiline, «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
… Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin 12.10.2015 tarih ve 904 sayılı meclis kararına istinaden davalı şirket ile dava dışı KBB arasında 28.12.2015 tarihinde imzalarının «protokol» kapsamında kent içi toplu taşıma hizmeti yönünden «yetkinin» davalı şirkete verilmiş olduğu, davalı şirket ile dava dışı Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olduğu, bu sözleşmenin akabinde değişen şartlar doğrultusunda muhtelif tarihlerde ek sözleşmeler yapıldığı, ek sözleşmeler ile ödemeye esas hesaplama yöntemlerinde değişiklikler meydana geldiğinin görüldüğü, ana sözleşmeye bakıldığında, Oda'nın üyeleri veya vekâlet varan taşımacılar adına davalı şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdetmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) «temsilcisi» olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu, bu doğrultuda davacı tarafını 07.01.2020 tarihti ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacının ilk sözleşme sırasında, Oda yönetimine vekâlet vermiş olduğunu, daha sonrasında Oda yönetiminin değiştiğini ve yeni yönetime vekâlet vermemiş olduğunu, Oda yönetiminin vekâletsiz iş görerek davalı Şirket İle ek sözleşme yapmış olduğunu, 07.01.2020 tarihli sözleşmenin tarafını bağlayıcı nitelikte olmadığını ileri sürmüş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20 nci maddesine bakıldığında, vekâlet şartının sadece ilk «hak ediş» öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekâlet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8 inci maddesinin ikinci bendinde Oda üyesi olanların vekâlet verme zorunluluğunun da bulunmadığı, tarafların «ticari defter» ve kayıtlarında yapılan incelemeler neticesinde, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında «fatura» tanzim ederek 2020 Mart ayı ve sonrasında hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı «kaydın» bulunmadığı, davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığının tespit edildiği, (Uygulamada, davacı otobüs işletmecisinin, davalı şirket adına fatura tanzim …
… EVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu hususların hukuki hiçbir dayanağının bulunmadığını, tüm taleplere ilişkin olarak «zamanaşımı def»'inde bulunduklarını, davacının ileri sürdüğü şekilde 07.01.2020 tarihinde davalı şirket tarafından imzalanmış hiçbir ek «protokol» bulunmadığını, davalı ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi'nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokolünde hükme alınan maddelerinin içerikleri incelendiğinde davalı ile tüzelkişiliği bulunan Oda arasında imzalanan sözleşmenin ve ek sözleşmelerin bu davanın davacısı da «dahil» olmak üzere taraflar açısından bağlayıcı olabilmesi için odaya üyelik bağı olan veya vekâlet yöntemi ile bağ kuran ifadesinde görüleceği üzere özel halk otobüsü işletmecileri için sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi açısından vekâlet zorunluluğunun getirilmediğini, davalı şirketin bu sözleşmelerin akdedilmesinde muhatabının «tüzel kişiliği» bulunan oda olması sebebiyle davacı yanın vekâletnamesi veya üyeliğinin olup olmamasının davalı şirketin oda ile sözleşme ve ek sözleşmeler yapmasını engellemediğini, davacının tüm bu süreçte lehine olan birçok ek sözleşme ve düzenlemeden faydalandığını ve kendisine çok ciddi kazanımlar elde ettiğini, davalı firmanın tüm bu sözleşmeleri ve ek sözleşmeleri davacı ile değil oda ile akdettiğini, oda başkanının değişmesinin odanın tüzelkişiliğini ortadan kaldırmayacağı gibi davacı firmanın muhatabı odanın başkanının kim olursa olsun Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası olduğunu, davacının oda başkanının değiştiği ve bu sebeple vekâletlerinin hükümsüz kaldığına veya yeni oda başkanına vekâlet vermedikleri için odaya verdikleri ilk vekâletin hükümsüz kaldığına ilişkin iddiaların hukukilikten uzak olduğunu, bu hususun oda ile davacının iç ilişkisi olduğunu, bir usulsüzlük iddiası varsa davacının bunu davalı firmaya değil odaya dava açarak odaya yöneltmesi gerektiğini, bugüne kadar davacı tarafça odayı vekâletten azlettiğine yahut odaya üyelik bağıyla bağlı olmadığına veya üyelikten ayrıldığına ilişkin olarak davalı firmaya hiçbir bildirimde bulunmadığını, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedeli adındaki bedelin davalı şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi maddelerinde yer alan «hak ediş» bedeli olduğunu, davacının iddia ettiği gibi hiçbir şekilde herhangi bir kanun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, tamamen ilgili sözleşmede tanımlanan hak ediş metodunda yer alan bu diğer yolculuk bedelinin pandemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesi kaynaklı hesaplanmadığını ve taşımacıların «temsilcisi» olan oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, yolcu sayısına bağlı bir ödeme yönteminin otobüs işletmecilerinin sabit ve değişken giderlerini ödeyebilmesini olanaksız hale getirdiğini, bu sebeple sözleşmesel olarak taşımacıların temsilcisi olan oda ile yolcu gelirine değil tamamen sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme üzerinde uzanıldığını ve bu göre hesaplama yapıldığını, bu durumun da özel halk otobüsü işletmecilerinin lehine olduğu için yapılmış bir düzenleme olduğunu, ileride davacının iddialarına karşı beyan ve delil bildirme hakkı saklı kalmak kaydıyla yapılacak inceleme ile sair bilcümle hakların mahfuziyeti kaydıyla haksız davanın reddine karar verilmesini, «yargılama giderleri», vekâlet ücreti ve tüm «masrafların» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu senedin kooperatif üyelerine «teslim» edilmek üzere kooperatif yönetimine verildiği, davalı kooperatife yapılmış bir ödeme bulunmadığından kooperatif yönünden davanın «husumetten» reddi gerektiği, "M" plakalı 14+1 kapasiteli araçların "AN" plakasına dönüştürülerek 18+1+9 kapasiteli araçlarla çalışmaya başlamaları yönünde alınan UKOME kararının iptali için kooperatif üyeleri tarafından dava açılması ve «taşıyıcı» «esnafı» arasında gerginlik yaşanması üzerine kooperatif yetkilileri ile oda yetkililerinin görüşmelere başladıkları, bu kapsamda davaya konu «protokollerin» imzalandığı, bu sözleşmelerin genel kuruldan alınan bir «yetki» üzerine imzalanmış sözleşmeler olmadığından esnaf odası ve kooperatif üyelerini bağlayıcı nitelikte olmadığı ancak, her iki kuruluş üyelerinden büyük çoğunluğun bu protokolleri benimseyerek protokoller kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiği, Ömer Aydoğmuş ve Ali Mıh tarafından idari yargıda açılan davalardan «feragat» edildiği, ...
… le aynı anda toplu taşıma hizmeti verilmeye başlandığı, ancak Koordinasyon Kurulu'nun almış olduğu bu karara karşı 2011 yılında davalı Kooperatif üyeleri tarafından «iptal davası» açıldığı, bunun üzerine davacı ...'ın da üyesi olduğu dava dışı Esnaf Odası ile davalı Kooperatif arasında bir dizi sözleşme ve «protokoller» düzenlendiği, diğer davacı ...'un da bu protokoller gereğince 38.100,00 TL bedelli senedi, davalı Kooperatif üyesi olan diğer davalı adına düzenlediği ve dava dışı Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kooperatif yetkilisi arasında düzenlenen 28.05.2011 tarihli tutanak ile davacı ... tarafından düzenlenen senedin davalı Kooperatife «teslim» edildiği, daha sonra «vadesi» gelen senetlerin davalı Kooperatif ödenerek dava dışı Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kooperatif yetkilisi arasında düzenlenen 05.05.2011 tarihli protokol gereğince …
Otobüsçüler Esnaf Odası kurularak sözleşmelere onay veren kişilerin bu odaya üye olduğu, davacının da «icazet» verdiği sözleşmede minibüsçüler kapasite artırımından dolayı halk otobüsü işletenlerin zarara uğradıkları ve bu zararın giderimi amacıyla 38.1000 TL ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı, bu kapsamda davacı tarafından ödeme yapıldığı, UKOME kararının idare mahkemesince iptal edilmesine rağmen dava tarihi itibariyle davacının fiilen kapasitesi artırılmış araçla halk otobüsleriyle aynı koşullarda çalışmaya devam ettiği, kapasite artırmak istemeyen minibüsçülerin halen 14+1 kapasiteli araçlar ile çalışmaya devam ettikleri, «sebepsiz zenginleşmenin» söz konusu olmadığı ayrıca, toplu taşıma araçların çalışacakları güzergahların ve çalışma şartlarının belirlenmesi «yetkisinin» UKOME’ye ait olduğu, yaptığı iş gereği davacının bu durumu bilerek sözleşmeye icazet verdiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:geçersiz sözleşme · icazet · lehtar · aktif husumet · sebepsiz zenginleşme · iptal davası · istirdat · taşıyıcı
Benzer bu karardaOtobüsçüler Esnaf Odası kurularak sözleşmelere onay veren kişilerin bu odaya üye olduğu, davacının da «icazet» verdiği sözleşmede minibüsçüler kapasite artırımından dolayı halk otobüsü işletenlerin zarara uğradıkları ve bu zararın giderimi amacıyla 38.1000 TL ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı, bu kapsamda davacı tarafından ödeme yapıldığı, UKOME kararının idare mahkemesince iptal edilmesine rağmen dava tarihi itibariyle davacının fiilen kapasitesi artırılmış araçla halk otobüsleriyle aynı koşullarda çalışmaya devam ettiği, kapasite artırmak istemeyen minibüsçülerin halen 14+1 kapasiteli araçlar ile çalışmaya devam ettikleri, «sebepsiz zenginleşmenin» söz konusu olmadığı ayrıca, toplu taşıma araçların çalışacakları güzergahların ve çalışma şartlarının belirlenmesi «yetkisinin» UKOME’ye ait olduğu, yaptığı iş gereği davacının bu durumu bilerek sözleşmeye icazet verdiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… ddine karar vermek gerekmiştir. ...- Dava, davacı ...'ın üyesi olduğu Esnaf Odası ile davalının üyesi olduğu diğer davalı Kooperatif arasında düzenlenen sözleşme ve «protokollerin» «geçersizliğine» dayalı olarak «geçersiz sözleşme» uyarınca ödenen senet bedelinin «istirdatı» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, dava konusu senedin Kooperatif üyelerine «teslim» edilmek üzere Kooperatif yönetimine verildiği, davalı Kooperatife yapılmış bir ödeme bulunmadığı gerekçesiyle, davalı Kooperatif yönünden davanın «husumetten», diğer davalı yönünden ise, esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu senedin kooperatif üyelerine «teslim» edilmek üzere kooperatif yönetimine verildiği, davalı kooperatife yapılmış bir ödeme bulunmadığından kooperatif yönünden davanın «husumetten» reddi gerektiği, "M" plakalı 14+1 kapasiteli araçların "AN" plakasına dönüştürülerek 18+1+9 kapasiteli araçlarla çalışmaya başlamaları yönünde alınan UKOME kararının iptali için kooperatif üyeleri tarafından dava açılması ve «taşıyıcı» «esnafı» arasında gerginlik yaşanması üzerine kooperatif yetkilileri ile oda yetkililerinin görüşmelere başladıkları, bu kapsamda davaya konu «protokollerin» imzalandığı, bu sözleşmelerin genel kuruldan alınan bir «yetki» üzerine imzalanmış sözleşmeler olmadığından esnaf odası ve kooperatif üyelerini bağlayıcı nitelikte olmadığı ancak, her iki kuruluş üyelerinden büyük çoğunluğun bu protokolleri benimseyerek protokoller kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiği, Ömer Aydoğmuş ve Ali Mıh tarafından idari yargıda açılan davalardan «feragat» edildiği, ...
… le aynı anda toplu taşıma hizmeti verilmeye başlandığı, ancak Koordinasyon Kurulu'nun almış olduğu bu karara karşı 2011 yılında davalı Kooperatif üyeleri tarafından «iptal davası» açıldığı, bunun üzerine davacı ...'ın da üyesi olduğu dava dışı Esnaf Odası ile davalı Kooperatif arasında bir dizi sözleşme ve «protokoller» düzenlendiği, diğer davacı ...'un da bu protokoller gereğince 38.100,00 TL bedelli senedi, davalı Kooperatif üyesi olan diğer davalı adına düzenlediği ve dava dışı Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kooperatif yetkilisi arasında düzenlenen 28.05.2011 tarihli tutanak ile davacı ... tarafından düzenlenen senedin davalı Kooperatife «teslim» edildiği, daha sonra «vadesi» gelen senetlerin davalı Kooperatif ödenerek dava dışı Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kooperatif yetkilisi arasında düzenlenen 05.05.2011 tarihli protokol gereğince …
-
Birden fazla protokol imzalandığını ve protokolle tarafların idari yargıda açtıkları
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12018 E. 2018/1590 K.
Ortak:esnaf · vade · protokol · yetki · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz kararda… de yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği'nde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından (KBB) davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı yönetmeliğin 33 üncü maddede öngörülen «hak ediş» türlerinin terkibinden müteşekkil bir «taşıma sözleşmesi» yapılmak üzere davacıyı ve diğer Özel Halk Otobüsü işletmecilerini «temsilen» kendisine o dönem noterden vekâletname çıkarılmak suretiyle hususi olarak yetkilendirilmiş vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» adı altında bir taşıma sözleşmesinin akdedildiğini, mezkur sözleşme ile Kayseri sınırları içerisinde toplu taşıma yapacak olan özel halk otobüsü sahiplerinin hak ve borçlarının neler olduğu ile hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, akabinde yapılan bir çok ek sözleşmeler ile asıl sözleşmede öngörülen hesaba esas birim bedellerin sözleşmeye göre yeniden değerlemeleri ve benzeri düzenlemeleri yapıldığını, davacının önceki başkan olan dava dışı...’a vekâlet verdiğini ve taşıma sözleşmesi ve eklerini kabul ettiğini, ancak ilerleyen dönemde Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah Şahin’e vekâletname verilmediğini, yeni oda başkanı kendisine vekâletname olmadığını bildiğini, davalı Kayseri Ulaşım’ın da basiretli bir «tacir» gibi bu hususu araştırmalı, Oda başkanının kimlerin vekili olarak hareket ettiğini tespit etmesi ve yapılan sözleşmenin vekil edenlerin vekâletname verme iradesine uygun olup olmayacağını göz önüne alması gerekirken, tamamen davalı şirketin menfaatine uygun kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden ve davalı şirketin tabi olduğu özel hukuk hükümlerine hiçe sayıp bir kamu «tüzel kişiliği» gibi davacının bağlamadığı halde bağlıyor gibi uymaya icbar ettiği 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi oda başkanı ile akdettiğini ve bu hukuksuz sözleşme ile davacının ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, ek sözleşmenin 4 üncü maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümler askıya alındığını, 2 nci maddesinde ise ödemeye esas 11 kalem alacak türü belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan ek sözleşmenin ilk olarak davacı yönünden bağlayıcı olmadığını, davacının covid salgını döneminde şehirler arası seyahat yasaklarına rağmen mezkur kooperatifin hak edişinde hiçbir kesintiye gidilmediğini, ek sözleşme yapma ihtiyacı dahi duyulmadığını, mezkur dönemde davacının 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken tam yolculuk bedeli, diğer yolculuk bedeli, aktarma yolculuk bedeli, sabit gelir bedeli, kayıp kilometre bedeli, performans bedeli, taahhütlü kilometre bedeli alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tam yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, diğer yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, aktarma yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, sabit gelir bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, kayıp kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, performans bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin ve taahhütlü kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL olmak üzere toplam 350,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle tahsiline, «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
… Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin 12.10.2015 tarih ve 904 sayılı meclis kararına istinaden davalı şirket ile dava dışı KBB arasında 28.12.2015 tarihinde imzalarının «protokol» kapsamında kent içi toplu taşıma hizmeti yönünden «yetkinin» davalı şirkete verilmiş olduğu, davalı şirket ile dava dışı Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olduğu, bu sözleşmenin akabinde değişen şartlar doğrultusunda muhtelif tarihlerde ek sözleşmeler yapıldığı, ek sözleşmeler ile ödemeye esas hesaplama yöntemlerinde değişiklikler meydana geldiğinin görüldüğü, ana sözleşmeye bakıldığında, Oda'nın üyeleri veya vekâlet varan taşımacılar adına davalı şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdetmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) «temsilcisi» olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu, bu doğrultuda davacı tarafını 07.01.2020 tarihti ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacının ilk sözleşme sırasında, Oda yönetimine vekâlet vermiş olduğunu, daha sonrasında Oda yönetiminin değiştiğini ve yeni yönetime vekâlet vermemiş olduğunu, Oda yönetiminin vekâletsiz iş görerek davalı Şirket İle ek sözleşme yapmış olduğunu, 07.01.2020 tarihli sözleşmenin tarafını bağlayıcı nitelikte olmadığını ileri sürmüş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20 nci maddesine bakıldığında, vekâlet şartının sadece ilk «hak ediş» öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekâlet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8 inci maddesinin ikinci bendinde Oda üyesi olanların vekâlet verme zorunluluğunun da bulunmadığı, tarafların «ticari defter» ve kayıtlarında yapılan incelemeler neticesinde, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında «fatura» tanzim ederek 2020 Mart ayı ve sonrasında hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı «kaydın» bulunmadığı, davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığının tespit edildiği, (Uygulamada, davacı otobüs işletmecisinin, davalı şirket adına fatura tanzim …
… EVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu hususların hukuki hiçbir dayanağının bulunmadığını, tüm taleplere ilişkin olarak «zamanaşımı def»'inde bulunduklarını, davacının ileri sürdüğü şekilde 07.01.2020 tarihinde davalı şirket tarafından imzalanmış hiçbir ek «protokol» bulunmadığını, davalı ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi'nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokolünde hükme alınan maddelerinin içerikleri incelendiğinde davalı ile tüzelkişiliği bulunan Oda arasında imzalanan sözleşmenin ve ek sözleşmelerin bu davanın davacısı da «dahil» olmak üzere taraflar açısından bağlayıcı olabilmesi için odaya üyelik bağı olan veya vekâlet yöntemi ile bağ kuran ifadesinde görüleceği üzere özel halk otobüsü işletmecileri için sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi açısından vekâlet zorunluluğunun getirilmediğini, davalı şirketin bu sözleşmelerin akdedilmesinde muhatabının «tüzel kişiliği» bulunan oda olması sebebiyle davacı yanın vekâletnamesi veya üyeliğinin olup olmamasının davalı şirketin oda ile sözleşme ve ek sözleşmeler yapmasını engellemediğini, davacının tüm bu süreçte lehine olan birçok ek sözleşme ve düzenlemeden faydalandığını ve kendisine çok ciddi kazanımlar elde ettiğini, davalı firmanın tüm bu sözleşmeleri ve ek sözleşmeleri davacı ile değil oda ile akdettiğini, oda başkanının değişmesinin odanın tüzelkişiliğini ortadan kaldırmayacağı gibi davacı firmanın muhatabı odanın başkanının kim olursa olsun Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası olduğunu, davacının oda başkanının değiştiği ve bu sebeple vekâletlerinin hükümsüz kaldığına veya yeni oda başkanına vekâlet vermedikleri için odaya verdikleri ilk vekâletin hükümsüz kaldığına ilişkin iddiaların hukukilikten uzak olduğunu, bu hususun oda ile davacının iç ilişkisi olduğunu, bir usulsüzlük iddiası varsa davacının bunu davalı firmaya değil odaya dava açarak odaya yöneltmesi gerektiğini, bugüne kadar davacı tarafça odayı vekâletten azlettiğine yahut odaya üyelik bağıyla bağlı olmadığına veya üyelikten ayrıldığına ilişkin olarak davalı firmaya hiçbir bildirimde bulunmadığını, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedeli adındaki bedelin davalı şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi maddelerinde yer alan «hak ediş» bedeli olduğunu, davacının iddia ettiği gibi hiçbir şekilde herhangi bir kanun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, tamamen ilgili sözleşmede tanımlanan hak ediş metodunda yer alan bu diğer yolculuk bedelinin pandemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesi kaynaklı hesaplanmadığını ve taşımacıların «temsilcisi» olan oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, yolcu sayısına bağlı bir ödeme yönteminin otobüs işletmecilerinin sabit ve değişken giderlerini ödeyebilmesini olanaksız hale getirdiğini, bu sebeple sözleşmesel olarak taşımacıların temsilcisi olan oda ile yolcu gelirine değil tamamen sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme üzerinde uzanıldığını ve bu göre hesaplama yapıldığını, bu durumun da özel halk otobüsü işletmecilerinin lehine olduğu için yapılmış bir düzenleme olduğunu, ileride davacının iddialarına karşı beyan ve delil bildirme hakkı saklı kalmak kaydıyla yapılacak inceleme ile sair bilcümle hakların mahfuziyeti kaydıyla haksız davanın reddine karar verilmesini, «yargılama giderleri», vekâlet ücreti ve tüm «masrafların» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu senedin kooperatif üyelerine «teslim» edilmek üzere kooperatif yönetimine verildiği, davalı kooperatife yapılmış bir ödeme bulunmadığından kooperatif yönünden davanın «husumetten» reddi gerektiği, "M" plakalı 14+1 kapasiteli araçların "AN" plakasına dönüştürülerek 18+1+9 kapasiteli araçlarla çalışmaya başlamaları yönünde alınan UKOME kararının iptali için kooperatif üyeleri tarafından dava açılması ve «taşıyıcı» «esnafı» arasında gerginlik yaşanması üzerine kooperatif yetkilileri ile oda yetkililerinin görüşmelere başladıkları, bu kapsamda davaya konu «protokollerin» imzalandığı, bu sözleşmelerin genel kuruldan alınan bir «yetki» üzerine imzalanmış sözleşmeler olmadığından esnaf odası ve kooperatif üyelerini bağlayıcı nitelikte olmadığı ancak, her iki kuruluş üyelerinden büyük çoğunluğun bu protokolleri benimseyerek protokoller kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiği, Ömer Aydoğmuş ve Ali Mıh tarafından idari yargıda açılan davalardan «feragat» edildiği, ...
… le aynı anda toplu taşıma hizmeti verilmeye başlandığı, ancak Koordinasyon Kurulu’nun almış olduğu bu karara karşı 2011 yılında davalı kooperatif üyeleri tarafından «iptal davası» açıldığı, bunun üzerine davacının da üyesi olduğu dava dışı Esnaf Odası ile davalı Kooperatif arasında bir dizi sözleşme ve «protokoller» düzenlendiği, davacının da bu protokoller gereğince 38.100,00 TL bedelli senedi davalı Kooperatif üyesi olan diğer davalı adına düzenlediği ve dava dışı Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kooperatif yetkilisi arasında düzenlenen 28.05.2011 tarihli tutanak ile davacı tarafından düzenlenen senedin davalı kooperatife «teslim» edildiği, daha sonra «vadesi» gelen senetlerin davalı Kooperatife ödenerek dava dışı Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kooperatif yetkilisi arasında düzenlenen 05.05.2011 tarihli protokol gereğinc …
Otobüsçüler Esnaf Odası kurularak sözleşmelere onay veren kişilerin bu odaya üye olduğu, davacının da «icazet» verdiği sözleşmede minibüsçüler kapasite artırımından dolayı halk otobüsü işletenlerin zarara uğradıkları ve bu zararın giderimi amacıyla 38.100 TL ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı, bu kapsamda davacı tarafından ödeme yapıldığı, UKOME kararının idare mahkemesince iptal edilmesine rağmen dava tarihi itibariyle davacının fiilen kapasitesi artırılmış araçla halk otobüsleriyle aynı koşullarda çalışmaya devam ettiği, kapasite artırmak istemeyen minibüsçülerin halen 14+1 kapasiteli araçlar ile çalışmaya devam ettikleri, «sebepsiz zenginleşmenin» söz konusu olmadığı ayrıca, toplu taşıma araçların çalışacakları güzergahların ve çalışma şartlarının belirlenmesi «yetkisinin» UKOME’ye ait olduğu, yaptığı iş gereği davacının bu durumu bilerek sözleşmeye icazet verdiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:geçersiz sözleşme · icazet · lehtar · sebepsiz zenginleşme · iptal davası · taşıyıcı · istirdat · feragat
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu senedin kooperatif üyelerine «teslim» edilmek üzere kooperatif yönetimine verildiği, davalı kooperatife yapılmış bir ödeme bulunmadığından kooperatif yönünden davanın «husumetten» reddi gerektiği, "M" plakalı 14+1 kapasiteli araçların "AN" plakasına dönüştürülerek 18+1+9 kapasiteli araçlarla çalışmaya başlamaları yönünde alınan UKOME kararının iptali için kooperatif üyeleri tarafından dava açılması ve «taşıyıcı» «esnafı» arasında gerginlik yaşanması üzerine kooperatif yetkilileri ile oda yetkililerinin görüşmelere başladıkları, bu kapsamda davaya konu «protokollerin» imzalandığı, bu sözleşmelerin genel kuruldan alınan bir «yetki» üzerine imzalanmış sözleşmeler olmadığından esnaf odası ve kooperatif üyelerini bağlayıcı nitelikte olmadığı ancak, her iki kuruluş üyelerinden büyük çoğunluğun bu protokolleri benimseyerek protokoller kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiği, Ömer Aydoğmuş ve Ali Mıh tarafından idari yargıda açılan davalardan «feragat» edildiği, ...
Otobüsçüler Esnaf Odası kurularak sözleşmelere onay veren kişilerin bu odaya üye olduğu, davacının da «icazet» verdiği sözleşmede minibüsçüler kapasite artırımından dolayı halk otobüsü işletenlerin zarara uğradıkları ve bu zararın giderimi amacıyla 38.100 TL ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı, bu kapsamda davacı tarafından ödeme yapıldığı, UKOME kararının idare mahkemesince iptal edilmesine rağmen dava tarihi itibariyle davacının fiilen kapasitesi artırılmış araçla halk otobüsleriyle aynı koşullarda çalışmaya devam ettiği, kapasite artırmak istemeyen minibüsçülerin halen 14+1 kapasiteli araçlar ile çalışmaya devam ettikleri, «sebepsiz zenginleşmenin» söz konusu olmadığı ayrıca, toplu taşıma araçların çalışacakları güzergahların ve çalışma şartlarının belirlenmesi «yetkisinin» UKOME’ye ait olduğu, yaptığı iş gereği davacının bu durumu bilerek sözleşmeye icazet verdiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… n reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Dava, davacının üyesi olduğu Esnaf Odası ile davalının üyesi olduğu diğer davalı Kooperatif arasında düzenlenen sözleşme ve «protokollerin» «geçersizliğine» dayalı olarak «geçersiz sözleşme» uyarınca ödenen senet bedelinin «istirdatı» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde, dava konusu senedin kooperatif üyelerine «teslim» edilmek üzere kooperatif yönetimine verildiği, davalı kooperatife yapılmış bir ödeme bulunmadığı gerekçesiyle, davalı kooperatif yönünden davanın «husumetten», diğer davalı yönünden ise, esastan reddine karar verilmiştir.
… le aynı anda toplu taşıma hizmeti verilmeye başlandığı, ancak Koordinasyon Kurulu’nun almış olduğu bu karara karşı 2011 yılında davalı kooperatif üyeleri tarafından «iptal davası» açıldığı, bunun üzerine davacının da üyesi olduğu dava dışı Esnaf Odası ile davalı Kooperatif arasında bir dizi sözleşme ve «protokoller» düzenlendiği, davacının da bu protokoller gereğince 38.100,00 TL bedelli senedi davalı Kooperatif üyesi olan diğer davalı adına düzenlediği ve dava dışı Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kooperatif yetkilisi arasında düzenlenen 28.05.2011 tarihli tutanak ile davacı tarafından düzenlenen senedin davalı kooperatife «teslim» edildiği, daha sonra «vadesi» gelen senetlerin davalı Kooperatife ödenerek dava dışı Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kooperatif yetkilisi arasında düzenlenen 05.05.2011 tarihli protokol gereğinc …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7386 E. , 2024/3515 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1838 Esas, 2022/2025 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/398 E., 2022/540K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının mülkiyeti ve her türlü işletme hakkı kendisine ait olan .... .... plakalı özel halk otobüsü ile Kayseri sınırları içerisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği'nde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından (KBB) davalı şirkete devredilen yetki ile aynı yönetmeliğin 33 üncü maddede öngörülen hak ediş türlerinin terkibinden müteşekkil bir taşıma sözleşmesi yapılmak üzere davacıyı ve diğer Özel Halk Otobüsü işletmecilerini temsilen kendisine o dönem noterden vekâletname çıkarılmak suretiyle hususi olarak yetkilendirilmiş vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş.
arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı hizmet sözleşmesi adı altında bir taşıma sözleşmesinin akdedildiğini, mezkur sözleşme ile Kayseri sınırları içerisinde toplu taşıma yapacak olan özel halk otobüsü sahiplerinin hak ve borçlarının neler olduğu ile hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, akabinde yapılan bir çok ek sözleşmeler ile asıl sözleşmede öngörülen hesaba esas birim bedellerin sözleşmeye göre yeniden değerlemeleri ve benzeri düzenlemeleri yapıldığını, davacının önceki başkan olan dava dışı...’a vekâlet verdiğini ve taşıma sözleşmesi ve eklerini kabul ettiğini, ancak ilerleyen dönemde Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah Şahin’e vekâletname verilmediğini, yeni oda başkanı kendisine vekâletname olmadığını bildiğini, davalı Kayseri Ulaşım’ın da basiretli bir tacir gibi bu hususu araştırmalı, Oda başkanının kimlerin vekili olarak hareket ettiğini tespit etmesi ve yapılan sözleşmenin vekil edenlerin vekâletname verme iradesine uygun olup olmayacağını göz önüne alması gerekirken, tamamen davalı şirketin menfaatine uygun kişilerin sözleşme serbestisini ihlal eden ve davalı şirketin tabi olduğu özel hukuk hükümlerine hiçe sayıp bir kamu tüzel kişiliği gibi davacının bağlamadığı halde bağlıyor gibi uymaya icbar ettiği 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi oda başkanı ile akdettiğini ve bu hukuksuz sözleşme ile davacının ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, ek sözleşmenin 4 üncü maddesi ile hak ediş ödemelerinde taahhütlü km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümler askıya alındığını, 2 nci maddesinde ise ödemeye esas 11 kalem alacak türü belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan ek sözleşmenin ilk olarak davacı yönünden bağlayıcı olmadığını, davacının covid salgını döneminde şehirler arası seyahat yasaklarına rağmen mezkur kooperatifin hak edişinde hiçbir kesintiye gidilmediğini, ek sözleşme yapma ihtiyacı dahi duyulmadığını, mezkur dönemde davacının 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken tam yolculuk bedeli, diğer yolculuk bedeli, aktarma yolculuk bedeli, sabit gelir bedeli, kayıp kilometre bedeli, performans bedeli, taahhütlü kilometre bedeli alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tam yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, diğer yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, aktarma yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, sabit gelir bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, kayıp kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, performans bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin ve taahhütlü kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL olmak üzere toplam 350,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen vade tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu hususların hukuki hiçbir dayanağının bulunmadığını, tüm taleplere ilişkin olarak zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının ileri sürdüğü şekilde 07.01.2020 tarihinde davalı şirket tarafından imzalanmış hiçbir ek protokol bulunmadığını, davalı ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi'nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokolünde hükme alınan maddelerinin içerikleri incelendiğinde davalı ile tüzelkişiliği bulunan Oda arasında imzalanan sözleşmenin ve ek sözleşmelerin bu davanın davacısı da dahil olmak üzere taraflar açısından bağlayıcı olabilmesi için odaya üyelik bağı olan veya vekâlet yöntemi ile bağ kuran ifadesinde görüleceği üzere özel halk otobüsü işletmecileri için sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi açısından vekâlet zorunluluğunun getirilmediğini, davalı şirketin bu sözleşmelerin akdedilmesinde muhatabının tüzel kişiliği bulunan oda olması sebebiyle davacı yanın vekâletnamesi veya üyeliğinin olup olmamasının davalı şirketin oda ile sözleşme ve ek sözleşmeler yapmasını engellemediğini, davacının tüm bu süreçte lehine olan birçok ek sözleşme ve düzenlemeden faydalandığını ve kendisine çok ciddi kazanımlar elde ettiğini, davalı firmanın tüm bu sözleşmeleri ve ek sözleşmeleri davacı ile değil oda ile akdettiğini, oda başkanının değişmesinin odanın tüzelkişiliğini ortadan kaldırmayacağı gibi davacı firmanın muhatabı odanın başkanının kim olursa olsun Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası olduğunu, davacının oda başkanının değiştiği ve bu sebeple vekâletlerinin hükümsüz kaldığına veya yeni oda başkanına vekâlet vermedikleri için odaya verdikleri ilk vekâletin hükümsüz kaldığına ilişkin iddiaların hukukilikten uzak olduğunu, bu hususun oda ile davacının iç ilişkisi olduğunu, bir usulsüzlük iddiası varsa davacının bunu davalı firmaya değil odaya dava açarak odaya yöneltmesi gerektiğini, bugüne kadar davacı tarafça odayı vekâletten azlettiğine yahut odaya üyelik bağıyla bağlı olmadığına veya üyelikten ayrıldığına ilişkin olarak davalı firmaya hiçbir bildirimde bulunmadığını, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedeli adındaki bedelin davalı şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi maddelerinde yer alan hak ediş bedeli olduğunu, davacının iddia ettiği gibi hiçbir şekilde herhangi bir kanun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, tamamen ilgili sözleşmede tanımlanan hak ediş metodunda yer alan bu diğer yolculuk bedelinin pandemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesi kaynaklı hesaplanmadığını ve taşımacıların temsilcisi olan oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, yolcu sayısına bağlı bir ödeme yönteminin otobüs işletmecilerinin sabit ve değişken giderlerini ödeyebilmesini olanaksız hale getirdiğini, bu sebeple sözleşmesel olarak taşımacıların temsilcisi olan oda ile yolcu gelirine değil tamamen sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme üzerinde uzanıldığını ve bu göre hesaplama yapıldığını, bu durumun da özel halk otobüsü işletmecilerinin lehine olduğu için yapılmış bir düzenleme olduğunu, ileride davacının iddialarına karşı beyan ve delil bildirme hakkı saklı kalmak kaydıyla yapılacak inceleme ile sair bilcümle hakların mahfuziyeti kaydıyla haksız davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri, vekâlet ücreti ve tüm masrafların karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kayseri Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin 12.10.2015 tarih ve 904 sayılı meclis kararına istinaden davalı şirket ile dava dışı KBB arasında 28.12.2015 tarihinde imzalarının protokol kapsamında kent içi toplu taşıma hizmeti yönünden yetkinin davalı şirkete verilmiş olduğu, davalı şirket ile dava dışı Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olduğu, bu sözleşmenin akabinde değişen şartlar doğrultusunda muhtelif tarihlerde ek sözleşmeler yapıldığı, ek sözleşmeler ile ödemeye esas hesaplama yöntemlerinde değişiklikler meydana geldiğinin görüldüğü, ana sözleşmeye bakıldığında, Oda'nın üyeleri veya vekâlet varan taşımacılar adına davalı şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdetmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) temsilcisi olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu, bu doğrultuda davacı tarafını 07.01.2020 tarihti ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacının ilk sözleşme sırasında, Oda yönetimine vekâlet vermiş olduğunu, daha sonrasında Oda yönetiminin değiştiğini ve yeni yönetime vekâlet vermemiş olduğunu, Oda yönetiminin vekâletsiz iş görerek davalı Şirket İle ek sözleşme yapmış olduğunu, 07.01.2020 tarihli sözleşmenin tarafını bağlayıcı nitelikte olmadığını ileri sürmüş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20 nci maddesine bakıldığında, vekâlet şartının sadece ilk hak ediş öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekâlet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8 inci maddesinin ikinci bendinde Oda üyesi olanların vekâlet verme zorunluluğunun da bulunmadığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarında yapılan incelemeler neticesinde, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında fatura tanzim ederek 2020 Mart ayı ve sonrasında hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı kaydın bulunmadığı, davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığının tespit edildiği, (Uygulamada, davacı otobüs işletmecisinin, davalı şirket adına fatura tanzim etmekte olduğu, davalı şirket tarafından dava dışı Oda'ya ödeme yapıldığı, ilgili ödemelerin Oda tarafından otobüs işletmecilerine aktarılmakta olduğu anlaşılmıştır).
Taraflar arasındaki sözleşmeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Borçlar Hukuku'nun en temel ilkelerinden olan ahde vefa ilkesi uyarınca davacının itiraz ettiği sözleşme ve ek sözleşmelerle bağlı olduğu, kaldı ki itiraz edilen sözleşmeler kapsamında davacının fatura düzenleyip hak edişler aldığı, söz konusu hak edişlere karşı herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği, davacının serbest iradesi ile bu sözleşmeler kapsamına çıkarak otobüs işletmeciliğini yapmasının mümkün olmasına rağmen bu yolu seçmediği, tarafların karşılıklı ticari defter ve kayıtlarında davacının davalıdan alacağının görünmediği gerekçesiyle tüm taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının son sözleşmeye imza atan başkana böyle bir sözleşme yapma yetkisi tanıyıp tanımadığı, bunun davalı şirket tarafından basiretli bir tacir gibi araştırılıp araştırılmadığı ve delillerin toplanıp toplanmadığı, davalı şirketin Kayseri Büyükşehir Belediyesinin kendisine devrettiği yetkiyi benzer konumda olan kişilere eşit şartlarda uygulayıp uygulamadığı, dosya içerisindeki delilleri değerlendirip değerlendirmediği, yapılan kesintilerin, pandemi döneminde insanların çalışmaya devam etmesi, tam bir kapanmanın asla olmaması, yetkili merciilerin toplu taşıma araçlarının yarım dolulukta çalışmasına karar vermesi hususları değerlendirilerek gerçekten gerekli olup olmadığı ve gerekli bile olsa benzer konumda olan kişilere aynı usulün uygulandığının tespit edilip edilmediği, bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli olup olmadığı, itirazları ve taraf taleplerini karşılayıp karşılamadığının değerlendirilip değerlendirilmediği hususlarının hiç tartışılmadığı ve delilleri toplanmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan 10.05.2017 tarihli ana sözleşmenin "sözleşme Kapsamına Girme, Çıkarılma ve Ayrılma" başlıklı 20 nci maddesi kapsamında vekâletname şartının bir kereye mahsus arandığı, davacı tarafından dosya kapsamında dava dışı Oda yönetimine verdiği temsil yetkisini geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği, somut olayda zarar uğradığını bu zararın yetkisiz temsilci ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleriyle neden olduğunu ispat külfeti altında olduğu, davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça yemin delilinin hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığından davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mülkiyeti kendisine ait olan Özel Halk Otobüsleriyle Kayseri sınırları içerisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği gereğince davalı şirkete devredilen yetki ve aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince hak edişler için taşıma sözleşmesi yapmak üzere Noterden vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas birim bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapılmış olduğunu, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, hukuka aykırı şekilde imzalanan bu sözleşme ile ciddi zarara uğradığını, Oda yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname vermediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını bu sebeple zarara uğradığını ileri sürerek, istinaf nedenleri kapsamında kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen yetki ve aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince hak edişler için taşıma sözleşmesi yapmak üzere Noterden vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı ... Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, davacının anılan sözleşmeye vekâlet verdiği ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında imzalanan 07.01.2020 tarihli ek sözleşme için oda yönetimine vekâlet vermediğini ve bu sözleşmenin kendisini ciddi zarara uğratıp uğratmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Dava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 42, 47 maddesinde.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1044961400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz