Ticaret sicil memurluğu kararına itiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/134 E. 2024/4364 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
normlar hiyerarşisi↗ istinaf kanun yolu↗ davanın konusuz kalması↗ olağanüstü genel kurul↗ kanun yolu↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ tüzel kişilik↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ anonim şirket↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ yetki↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ yükleten (shipper)↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ ibraz↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/1147 E., 2019/639 K.
Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memurluğu kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı ... Siciline kayıtlı özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, 07.08.2019 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığını, genel kurulun tescili için 20.08.2019 tarihinde davalıya başvuruda bulunulduğunu, başvurunun davalı tarafından tüzel kişi tarafından belirlenecek gerçek kişinin seçiminin belediye meclisi tarafından yapılması gerektiğinden bahisle reddedildiğini, yetkinin belediye başkanında olduğunu belirterek 07.08.2019 tarihli olağanüstü genel kurulun tescil ve ilan talebinin reddine ilişkin kararının iptaline, genel kurulunun tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kararda hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı şirketin birden fazla ortaklı bir anonim şirket olduğunu, 07.08.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni temsilen ...'in katıldığını, belediye tüzel kişiliğini temsilen gerçek kişinin görevlendirilmesine dair herhangi bir meclis kararı bulunmadığını, Belediye tüzel kişiliği tarafından temsilci görevlendirilme yetkisinin Belediyenin karar organı olan Belediye Meclisinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüzel kişi adına gerçek kişiyi belirleme yetkisinin belediye başkanının yetkisinde olduğu, kanun hükümlerinin genelge veya düzenleyici işlemler ile kaldırılamayacağı, davalının öncelikle kanun hükümlerini uygulamakla yükümlü olduğu, bu nedenle red kararının ilgili Kanun ve normlar hiyerarşisine aykırı bulunduğu belirtilerek davanın kabulü ile davacı şirketin 07.08.2019 tarihli genel kurulunun tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; belediye şirketlerinin genel kurulunda belediye ve bağlı kuruluşunu temsil etmek üzere belediye başkanı, belediye meclis üyesi, belediye çalışanı veya belediye dışında kişi/kişileri belirlemesi zorunlu olup belirlenecek gerçek kişinin seçiminin belediye meclisi tarafından yapılması gerektiğini, yetkinin belediye meclisine ait olduğunu, ret kararı üzerine İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 16.10.2019 tarihli kararı ile ilgili kişinin belediyeyi temsilen yetkilendirildiği, eksikliğin bu şekilde giderilmesi üzerine kararın 23.10.2019 tarihinde tescil edildiğini, davanın konusuz kaldığını, belirterek; kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olan belediye başkanının belirlemiş olduğu temsilcisinin genel kurulda belediyeyi temsil kabiliyeti bulunduğu, normlar hiyerarşisi çerçevesinde uyuşmazlığın çözümünde öncelikle 5393 sayılı Belediye Kanunu (5393 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu itibarla davacının tescil talebinin yerinde olduğu, tarafların kabulünde olduğu üzere davaya konu genel kurul kararının davalı ... tarafından karar tarihinden sonra 23.10.2019 tarihinde tescil ve ilan edildiği, esasen istinaf kanun yolu aşamasında davacının davasının konusuz kaldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedileceği, davacının davasının konusuz kalmış olması nedeni ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı, davanın açılmasına davalı neden olduğundan davacı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki hususları tekrarlayarak belediye meclisi kararının ibraz edildiğini, eksikliğin tamamlanması üzerine kararın tescil edildiğini, davanın açılmasına neden olmadığını, aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasınu istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescil işleminin reddine dair kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5393 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi.
3. Yargıtay 11. Hukuk […] 2020/449, K. 2020/5811 sayılı, 10.12.2020 tarihli kararı.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına itiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6955 E. 2024/3277 K.
Ortak:normlar hiyerarşisi · olağanüstü genel kurul · ticaret sicili müdürlüğü · tüzel kişilik · yargılama gideri · ticaret sicili · yetki · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kararda hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı şirketin birden fazla ortaklı bir «anonim şirket» olduğunu, 07.08.2019 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısına İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni «temsilen» ...'in katıldığını, belediye «tüzel kişiliğini» temsilen gerçek kişinin «görevlendirilmesine» dair herhangi bir meclis kararı bulunmadığını, Belediye tüzel kişiliği tarafından temsilci görevlendirilme «yetkisinin» Belediyenin karar organı olan Belediye Meclisinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile belediye «tüzel kişiliğinin» «temsilcisi» olan belediye başkanının belirlemiş olduğu temsilcisinin genel kurulda belediyeyi temsil kabiliyeti bulunduğu, «normlar hiyerarşisi» çerçevesinde uyuşmazlığın çözümünde öncelikle 5393 sayılı Belediye Kanunu (5393 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu itibarla davacının tescil talebinin yerinde olduğu, tarafların kabulünde olduğu üzere davaya konu genel kurul kararının davalı ... tarafından karar tarihinden sonra 23.10.2019 tarihinde tescil ve «ilan» edildiği, esasen «istinaf kanun yolu» aşamasında davacının davasının konusuz kaldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince «davanın konusuz kalması» sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre «yargılama giderlerine» hükmedileceği, davacının davasının konusuz kalmış olması nedeni ile davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığı», davanın açılmasına davalı neden olduğundan davacı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle davacının is …
Siciline kayıtlı özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, 07.08.2019 tarihinde «olağanüstü genel kurul» toplantısının yapıldığını, genel kurulun tescili için 20.08.2019 tarihinde davalıya başvuruda bulunulduğunu, başvurunun davalı tarafından tüzel kişi tarafından belirlenecek gerçek kişinin seçiminin belediye meclisi tarafından yapılması gerektiğinden bahisle reddedildiğini, «yetkinin» belediye başkanında olduğunu belirterek 07.08.2019 tarihli olağanüstü genel kurulun tescil ve «ilan» talebinin reddine ilişkin kararının iptaline, genel kurulunun tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… n 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun (6102 sayılı Kanun) 478 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sermayesinin tamamı Maltepe Belediye Başkanlığı'na ait kamu «tüzel kişiliğine» sahip, yasa kapsamında özel hukuk hükümlerine tabi bir belediye iktisadi teşebbüsü olduğunu, özel hukuk yönünden bir ticari şirket olması sebebiyle İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı olduğunu, şirketin 08.10.2019 tarihli «olağanüstü genel kurulu» kararının tescil ve «ilanı» talebinin davalı tarafından usul ve yasaya aykırı şekilde reddedildiğini, davalı tarafça başvuru sürecinde 08.10.2019 tarihli genel kurulda, belediyenin kimin tarafından «temsil» edileceğine ilişkin belediye meclis kararının «ibrazı» istenmişse de tescil ve ilanı istenilen hususlara ilişkin karar alma «yetkisinin» belediye başkanında olduğunu, belediye meclisinin karar alma sürecinde görev ve yetkisinin bulunmadığını, 5393 sayılı Belediye Kanunu'ndaki şartların oluştuğunu, davalının «normlar hiyerarşisine» aykırı olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü yazısına istinaden talebi reddettiğini beyanla açık ve ağır aykırılıktan dolayı «geçici tescil» talebinin kabulüne, davalı ...
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, davada «görevli» yargı yerinin idari yargı olduğunu, dava konusu edilen genel kurul kararının tescili talebinin, belediye adına hareket edecek gerçek kişinin, (mahiyeti itibariyle düzenleyici işlemde) yer aldığı şekilde belediye meclisi tarafından belirlenmesi gerektiği için iade edildiğini, müvekkilinin idarenin herhangi bir talimatını veya düzenleyici işlemini sorgulama yetkisi bulunmadığını, mahkeme gibi hareket etmesi ve dava konusu düzenleyici işlemin hukukiliğini değerlendirmesinin kendisinden beklenemeyeceğini, 6102 sayılı Kanun'da, dava konusu olaydaki gibi bir şirkette «yönetim kurulu» üyesi seçilen belediyeler adına hareket edecek gerçek kişinin saptanmasına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığından, konun belediyeler hakkındaki özel düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği şekilde, belediye başkanının, belediye idaresinin «tüzel kişiliğinin» «temsilcisi» olmasına ilişkin 5393 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin, dava konusu olayda doğrudan uygulanabilir hüküm olmadığını, dava konusu olayda belediye tarafından kurulan bir şirketin genel kurulu ile ilgili işlem yapılmak istenmiş olup şirket kurmak ve dolayısıyla, kurulan şirketin yönetim kurulunda yer almak, belediyelerin temel ve genel görevleri arasında bulunmayan ve aslında, belediyelerin özel düzenlemelerle yetkili kılındığı bir özel alan olduğundan dava konusu olayda, karara yetkili organın belirlenmesinde özel düzenlemelerin de değerlendirilmesi gerektiğini, her ne kadar tescili reddedilen husus «sermaye artırımı» tescili ile ilgili olsa ve buna meclis onayı verilmiş bulunsa da sermaye artırımı kararı ile genel kurulda belediyenin temsili için bir kişinin belirlenmesi hususlarının birbirinden farklı olduklarını ve ayrı şekilde karar gerektirdiklerini; söz konusu sermaye artırımı kararına onay veren meclis kararında da, belediyenin temsiline ilişkin herhangi bir «yetki» verilmediğini, yerel mahkeme kararının yerinde olmadığını, davacının davadaki «geçici tescil» talebinin hukuka aykırı olduğunu, başka bir deyişle; «ticaret sicil» müdürü kararı ile reddinde tereddüt olmayan ve red kararı verilen herhangi bir hususun geçici tescile elverişli olmadığını, red kararı yazılan herhangi bir hususun …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlığa dair Maltepe Belediye Meclisinin karar alma «yetkisinin» yalnızca davacı şirketin sermaye artışına ilişkin bulunduğu, bu hususta 04.09.2019 tarihli meclis kararının da dosyaya «ibraz» edildiği, tescile konu hususların yasal şartları taşıdığı, belediye «tüzel kişiliğini» «temsil» edecek temsilciyi atama yetkisinin belediye başkanında olduğunun yasal düzenlemelerden anlaşıldığı, davalının «normlar hiyerarşisine» aykırı olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü'nün 13.05.2019 tarih ve 103708 sayılı bakanlık görüşü doğrultusunda belediye meclis ka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geçici tescil · tasdik kararı · sermaye artırımı · ortaklar kurulu kararı · yönetim kurulu kararı · taşıyan · vekalet ücreti
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, davada «görevli» yargı yerinin idari yargı olduğunu, dava konusu edilen genel kurul kararının tescili talebinin, belediye adına hareket edecek gerçek kişinin, (mahiyeti itibariyle düzenleyici işlemde) yer aldığı şekilde belediye meclisi tarafından belirlenmesi gerektiği için iade edildiğini, müvekkilinin idarenin herhangi bir talimatını veya düzenleyici işlemini sorgulama yetkisi bulunmadığını, mahkeme gibi hareket etmesi ve dava konusu düzenleyici işlemin hukukiliğini değerlendirmesinin kendisinden beklenemeyeceğini, 6102 sayılı Kanun'da, dava konusu olaydaki gibi bir şirkette «yönetim kurulu» üyesi seçilen belediyeler adına hareket edecek gerçek kişinin saptanmasına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığından, konun belediyeler hakkındaki özel düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği şekilde, belediye başkanının, belediye idaresinin «tüzel kişiliğinin» «temsilcisi» olmasına ilişkin 5393 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin, dava konusu olayda doğrudan uygulanabilir hüküm olmadığını, dava konusu olayda belediye tarafından kurulan bir şirketin genel kurulu ile ilgili işlem yapılmak istenmiş olup şirket kurmak ve dolayısıyla, kurulan şirketin yönetim kurulunda yer almak, belediyelerin temel ve genel görevleri arasında bulunmayan ve aslında, belediyelerin özel düzenlemelerle yetkili kılındığı bir özel alan olduğundan dava konusu olayda, karara yetkili organın belirlenmesinde özel düzenlemelerin de değerlendirilmesi gerektiğini, her ne kadar tescili reddedilen husus «sermaye artırımı» tescili ile ilgili olsa ve buna meclis onayı verilmiş bulunsa da sermaye artırımı kararı ile genel kurulda belediyenin temsili için bir kişinin belirlenmesi hususlarının birbirinden farklı olduklarını ve ayrı şekilde karar gerektirdiklerini; söz konusu sermaye artırımı kararına onay veren meclis kararında da, belediyenin temsiline ilişkin herhangi bir «yetki» verilmediğini, yerel mahkeme kararının yerinde olmadığını, davacının davadaki «geçici tescil» talebinin hukuka aykırı olduğunu, başka bir deyişle; «ticaret sicil» müdürü kararı ile reddinde tereddüt olmayan ve red kararı verilen herhangi bir hususun geçici tescile elverişli olmadığını, red kararı yazılan herhangi bir hususun …
… lı Kanun'un belediye meclisinin görev ve yetkilerini sınırlı olarak saydığı, aynı Kanun'da belediye meclisine karar alma yetkisi verilmeyen her türlü konudaki görev «yetkinin» belediye başkanına ait olduğunun anlaşıldığı, bu durumda belediye «tüzel kişiliğinin» ortağı ve «yönetim kurulu» üyesi olduğu şirketlerde, yönetim kurulunda belediye tüzel kişiliğini «temsile» yetkili kişiyi belirleme «yetkisinin» belediye başkanına ait olduğunun kabulü gerektiği, davalı ... müdürlüğünce davaya konu «ortaklar kurulu» kararının tescili talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi, yani tescilden kaçınılmasının yasal düzenlemeye aykırı olduğu, davanın kab …
… n 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun (6102 sayılı Kanun) 478 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sermayesinin tamamı Maltepe Belediye Başkanlığı'na ait kamu «tüzel kişiliğine» sahip, yasa kapsamında özel hukuk hükümlerine tabi bir belediye iktisadi teşebbüsü olduğunu, özel hukuk yönünden bir ticari şirket olması sebebiyle İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı olduğunu, şirketin 08.10.2019 tarihli «olağanüstü genel kurulu» kararının tescil ve «ilanı» talebinin davalı tarafından usul ve yasaya aykırı şekilde reddedildiğini, davalı tarafça başvuru sürecinde 08.10.2019 tarihli genel kurulda, belediyenin kimin tarafından «temsil» edileceğine ilişkin belediye meclis kararının «ibrazı» istenmişse de tescil ve ilanı istenilen hususlara ilişkin karar alma «yetkisinin» belediye başkanında olduğunu, belediye meclisinin karar alma sürecinde görev ve yetkisinin bulunmadığını, 5393 sayılı Belediye Kanunu'ndaki şartların oluştuğunu, davalının «normlar hiyerarşisine» aykırı olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü yazısına istinaden talebi reddettiğini beyanla açık ve ağır aykırılıktan dolayı «geçici tescil» talebinin kabulüne, davalı ...
Müdürlüğü'nün açık ve ağır bir aykırılık «taşıyan» 17.12.2019 tarih ve 84329644/144344-261706 sayılı tescil red işleminin iptaline ve Beyoğlu 1.
-
Menfi tespit | Menfi tespit | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4643 E. 2023/6535 K.
Ortak:yetki · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaSiciline kayıtlı özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, 07.08.2019 tarihinde «olağanüstü genel kurul» toplantısının yapıldığını, genel kurulun tescili için 20.08.2019 tarihinde davalıya başvuruda bulunulduğunu, başvurunun davalı tarafından tüzel kişi tarafından belirlenecek gerçek kişinin seçiminin belediye meclisi tarafından yapılması gerektiğinden bahisle reddedildiğini, «yetkinin» belediye başkanında olduğunu belirterek 07.08.2019 tarihli olağanüstü genel kurulun tescil ve «ilan» talebinin reddine ilişkin kararının iptaline, genel kurulunun tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kararda hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı şirketin birden fazla ortaklı bir «anonim şirket» olduğunu, 07.08.2019 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısına İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni «temsilen» ...'in katıldığını, belediye «tüzel kişiliğini» temsilen gerçek kişinin «görevlendirilmesine» dair herhangi bir meclis kararı bulunmadığını, Belediye tüzel kişiliği tarafından temsilci görevlendirilme «yetkisinin» Belediyenin karar organı olan Belediye Meclisinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüzel kişi adına gerçek kişiyi belirleme «yetkisinin» belediye başkanının yetkisinde olduğu, kanun hükümlerinin genelge veya düzenleyici işlemler ile kaldırılamayacağı, davalının öncelikle kanun hükümlerini uygulamakla yükümlü olduğu, bu nedenle red kararının ilgili Kanun ve «normlar hiyerarşisine» aykırı bulunduğu belirtilerek davanın kabulü ile davacı şirketin 07.08.2019 tarihli genel kurulunun tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBelediyesi Başkanlığı gösterilmiş olan «kredi sözleşmesi» bulunduğunu, hesabın kat edildiğini, müşterek ve «müteselsil kefil» olarak imzası bulunan müvekkilinin sorumlu olduğunun belirtildiğini, ... adına «yetkisiz» bir biçimde ve hukuken «geçersiz» bir imza olduğundan müvekkilinin «ihtarnamede» belirtilen borçtan hukuken bir sorumluluğunun bulunmadığını, adı geçen şirket borcuna kefil olacağına ilişkin alınmış bir Belediye Meclisi kararının da olmadığını …
Şti.nin kullanacağı kredi ile ilgili her türlü işlemi yapması için Belediye Başkanına «yetki» verildiğini, bu yetkiye istinaden davacı ... tarafından imzalanan «kefalet sözleşmesinin» geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'nin bir kamu tüzel kişisi olup «yetki» ve görevlerinin özel kanunlarda tanımlandığını, kamu tüzel kişilerinin ancak kanunla açıkça yetkili kılındığı takdirde «kefil» olma «ehliyetlerinin» bulunduğu, yasal mevzuatta davalı ...'nin kefil olabileceğine ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, bu hususta yetki veren bir Belediye Meclis kararının da olmadığı, «kefaletin» geçerli olmadığı, öte yandan davalının «basiretli tacir» olup, davacının kefalet ehliyetinin araştırarak buna göre hareket etmesinin gerektiği nazara alınarak beyan ve savunmalarına itibar edilmediği gerekçesiyle davalı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefalet sözleşmesi · hakkın kötüye kullanılması · müteselsil kefil · basiretli tacir · kefalet · oy yasağı · dürüstlük kuralı · kefil
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Belediyelerin mali özerklik kapsamında borçlanma usulüne uyarak borçlanabileceği ve hatta «kefil» olabileceğini, davacı tarafından «kefaletin» «geçersiz» olduğunun ileri sürülmesinin «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'nin bir kamu tüzel kişisi olup «yetki» ve görevlerinin özel kanunlarda tanımlandığını, kamu tüzel kişilerinin ancak kanunla açıkça yetkili kılındığı takdirde «kefil» olma «ehliyetlerinin» bulunduğu, yasal mevzuatta davalı ...'nin kefil olabileceğine ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, bu hususta yetki veren bir Belediye Meclis kararının da olmadığı, «kefaletin» geçerli olmadığı, öte yandan davalının «basiretli tacir» olup, davacının kefalet ehliyetinin araştırarak buna göre hareket etmesinin gerektiği nazara alınarak beyan ve savunmalarına itibar edilmediği gerekçesiyle davalı …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 05.05.2017 tarihli Belediye Meclis kararıyla sözleşme yapabilmesi hususunda belediye başkanına «yetki» verildiğini, artık belediye başkanının attığı imza ile «kefalet» borcunun doğduğunu, yasal mevzuatta açıkça kefalet «yasağı» getirilmediğini, kefaletin de bir tür borçlanma olduğunu ve belediyelerin de borçlanmasının mümkün olduğunu, 5393 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinde öngörülen borçlanma limitlerinin aşılmadığını, Belediye'nin kefalet sorumluluğunu inkar etmesinin iyi niyet ve «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Belediyesi Başkanlığı gösterilmiş olan «kredi sözleşmesi» bulunduğunu, hesabın kat edildiğini, müşterek ve «müteselsil kefil» olarak imzası bulunan müvekkilinin sorumlu olduğunun belirtildiğini, ... adına «yetkisiz» bir biçimde ve hukuken «geçersiz» bir imza olduğundan müvekkilinin «ihtarnamede» belirtilen borçtan hukuken bir sorumluluğunun bulunmadığını, adı geçen şirket borcuna kefil olacağına ilişkin alınmış bir Belediye Meclisi kararının da olmadığını …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/134 E. , 2024/4364 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/3279 E., 2022/1556 K.
HÜKÜM
Karar verilmesine yer olmadığı kararı
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/1147 E., 2019/639 K.
Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memurluğu kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı ... Siciline kayıtlı özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, 07.08.2019 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığını, genel kurulun tescili için 20.08.2019 tarihinde davalıya başvuruda bulunulduğunu, başvurunun davalı tarafından tüzel kişi tarafından belirlenecek gerçek kişinin seçiminin belediye meclisi tarafından yapılması gerektiğinden bahisle reddedildiğini, yetkinin belediye başkanında olduğunu belirterek 07.08.2019 tarihli olağanüstü genel kurulun tescil ve ilan talebinin reddine ilişkin kararının iptaline, genel kurulunun tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kararda hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı şirketin birden fazla ortaklı bir anonim şirket olduğunu, 07.08.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni temsilen ...'in katıldığını, belediye tüzel kişiliğini temsilen gerçek kişinin görevlendirilmesine dair herhangi bir meclis kararı bulunmadığını, Belediye tüzel kişiliği tarafından temsilci görevlendirilme yetkisinin Belediyenin karar organı olan Belediye Meclisinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüzel kişi adına gerçek kişiyi belirleme yetkisinin belediye başkanının yetkisinde olduğu, kanun hükümlerinin genelge veya düzenleyici işlemler ile kaldırılamayacağı, davalının öncelikle kanun hükümlerini uygulamakla yükümlü olduğu, bu nedenle red kararının ilgili Kanun ve normlar hiyerarşisine aykırı bulunduğu belirtilerek davanın kabulü ile davacı şirketin 07.08.2019 tarihli genel kurulunun tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; belediye şirketlerinin genel kurulunda belediye ve bağlı kuruluşunu temsil etmek üzere belediye başkanı, belediye meclis üyesi, belediye çalışanı veya belediye dışında kişi/kişileri belirlemesi zorunlu olup belirlenecek gerçek kişinin seçiminin belediye meclisi tarafından yapılması gerektiğini, yetkinin belediye meclisine ait olduğunu, ret kararı üzerine İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 16.10.2019 tarihli kararı ile ilgili kişinin belediyeyi temsilen yetkilendirildiği, eksikliğin bu şekilde giderilmesi üzerine kararın 23.10.2019 tarihinde tescil edildiğini, davanın konusuz kaldığını, belirterek; kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olan belediye başkanının belirlemiş olduğu temsilcisinin genel kurulda belediyeyi temsil kabiliyeti bulunduğu, normlar hiyerarşisi çerçevesinde uyuşmazlığın çözümünde öncelikle 5393 sayılı Belediye Kanunu (5393 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu itibarla davacının tescil talebinin yerinde olduğu, tarafların kabulünde olduğu üzere davaya konu genel kurul kararının davalı ... tarafından karar tarihinden sonra 23.10.2019 tarihinde tescil ve ilan edildiği, esasen istinaf kanun yolu aşamasında davacının davasının konusuz kaldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedileceği, davacının davasının konusuz kalmış olması nedeni ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı, davanın açılmasına davalı neden olduğundan davacı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki hususları tekrarlayarak belediye meclisi kararının ibraz edildiğini, eksikliğin tamamlanması üzerine kararın tescil edildiğini, davanın açılmasına neden olmadığını, aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasınu istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescil işleminin reddine dair kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5393 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi.
3. Yargıtay 11. Hukuk […] 2020/449, K. 2020/5811 sayılı, 10.12.2020 tarihli kararı.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060361300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz