Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2706 E. 2024/5808 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetkisiz temsil↗ hak ediş↗ faturaya itiraz↗ ticari temerrüt faizi↗ yapılandırma protokolü↗ esnaf↗ ihtirazi kayıt↗ yemin delili↗ ispat külfeti↗ yemin↗ zamanaşımı def'i↗ hizmet sözleşmesi↗ taşıma sözleşmesi↗ def'i↗ vade↗ protokol↗ temerrüt faizi↗ esastan ret↗ yetki↗ geçersizlik↗ fatura↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/377 E., 2022/554 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mülkiyeti kendisine ait olan özel halk otobüsü ile Kayseri sınırları içerisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen yetki ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince taşıma sözleşmesi yapmak üzere müvekkilini temsil için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı hizmet sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile özel halk otobüsü sahiplerinin hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile davacının ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir sebebe dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplam 350,00 TL alacağının vade tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunmuş, sözleşmelerin Oda ile imzalandığını, imzalanan sözleşmelerden 01.08.2017 tarihli sözleşmenin maddelerine göre sözleşmenin bağlayıcılığı için üyelik yahut vekâletname ilişkisinin arandığını, Oda Yönetimince davacıdan vekalet alınmadan sözleşme yapıldığı yönündeki iddianın tarafların iç ilişkisine ait bir husus olduğunu, usulsüzlük var ise davanın Odaya yönetilmesi gerektiğini, davacının Oda Yönetimini azlettiği yahut vekâleten bağlı olmadığına ilişkin bir beyanı taraflarına sunmadığını, yapılan ek protokolün 01.08.2017 tarihli ek protokole uygun olduğunu, davacı tarafın faydalandığı 27.08.2019 tarihli ek sözleşmenin de davacı tarafından yetkilendirilmediği iddia olunan kişi tarafından imzalandığını, davacının istememesi halinde dava konusu protokolden de faydalanmamasının mümkün olduğunu, davacının itiraz etmeksizin bu protokole dayalı ödemeleri aldığını, davacı beyanlarının asılsız olduğunu, dava konusu protokolün oda üyelerinin mağdur olmaması için yapıldığını, müvekkilinin oda ile davacı arasında aradığı tek vekâletin ödemelere ilişkin olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ilk sözleşme sırasında, Oda yönetimine vekalet vermiş olduğunu, daha sonrasında Oda yönetiminin değiştiğini ve yeni yönetime vekalet vermemiş olduğunu, Oda yönetiminin vekaletsiz iş görerek davalı şirket ile ek sözleşme yapmış olduğunu, 07.01.2020 tarihli sözleşmenin tarafını bağlayıcı nitelikte olmadığını beyan etmiş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20 inci maddesine bakıldığında, vekalet şartının sadece ilk hak ediş öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekalet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8.2 nci maddesinde Oda üyesi olanların vekalet verme zorunluluğunun da bulunmadığı, ana sözleşmeye bakıldığında, Oda'nın üyeleri veya vekalet veren taşımacılar adına davalı şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdedilmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) temsilcisi olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu, davacı tarafın 07.01.2020 tarihli ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında fatura tanzim ederek hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı kaydın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir tüzel kişinin değil gerçek kişinin temsilci olarak atandığını, atanan kişinin ise işbu ek protokolü yapma yetkisi bulunmadığını, zira bu sözleşmenin artış için yapılmadığını, davalı şirketin Belediyenin kendilerine verdikleri yetkiyi herkese karşı eşit şekilde kullanmadıklarını, yapılan kesintilerin usule uygun olup olmadığının denetlenmediğini, rapora itirazlarının karşılanmadığını, müvekkillerinin pandemi döneminde faturaya itiraz gibi ekonomik güçlerinin bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesinin dava konusu vekâletnameleri getirtmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dosyaya davacının dava dışı oda yönetimine verdiği temsil yetkisini geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği, davacının somut olayda zarar uğradığını bu zararın yetkisiz temsilci ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu ispat külfeti altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça yemin delilinin hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yetkisiz temsilci tarafından imzalanan sözleşmenin geçersizliği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 42 ve 47 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7385 E. 2024/3475 K.
Ortak:yetkisiz temsil · hak ediş · faturaya itiraz · ticari temerrüt faizi · ihtirazi kayıt · yemin delili · ispat külfeti · yemin · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dosyaya davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme ile özel halk otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile davacının ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplam 350,00 TL alacağının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
… bağlayıcı nitelikte olmadığını beyan etmiş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20 inci maddesine bakıldığında, vekalet şartının sadece ilk «hak ediş» öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekalet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8.2 nci maddesinde Oda üyesi olanların vekalet verme zorunluluğunun da bulunmadığı, ana sözleşmeye bakıldığında, Oda'nın üyeleri veya vekalet veren taşımacılar adına davalı şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdedilmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) «temsilcisi» olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu, davacı tarafın 07.01.2020 tarihli ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında «fatura» tanzim ederek hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı «kaydın» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dosyaya davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplan 350,00 TL alacaklarının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir tüzel kişinin değil gerçek kişinin «temsilci» olarak atandığını, atanan kişinin ise işbu ek «protokolü» yapma yetkisi bulunmadığını, zira bu sözleşmenin artış için yapılmadığını, davalı şirketin Belediyenin kendilerine verdikleri yetkiyi herkese karşı eşit şekilde kullanmadıklarını, yapılan kesintilerin usule uygun olup olmadığının denetlenmediğini, rapora itirazlarının karşılanmadığını, müvekkillerinin pandemi döneminde «faturaya itiraz» gibi ekonomik güçlerinin bulunmadığını, mahkemenin dava konusu vekâletnameleri getirtmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2705 E. 2024/5208 K.
Ortak:yetkisiz temsil · hak ediş · faturaya itiraz · ticari temerrüt faizi · ihtirazi kayıt · yemin delili · ispat külfeti · yemin · Alacak
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dosyaya davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme ile özel halk otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile davacının ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplam 350,00 TL alacağının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
… bağlayıcı nitelikte olmadığını beyan etmiş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20 inci maddesine bakıldığında, vekalet şartının sadece ilk «hak ediş» öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekalet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8.2 nci maddesinde Oda üyesi olanların vekalet verme zorunluluğunun da bulunmadığı, ana sözleşmeye bakıldığında, Oda'nın üyeleri veya vekalet veren taşımacılar adına davalı şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdedilmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) «temsilcisi» olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu, davacı tarafın 07.01.2020 tarihli ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında «fatura» tanzim ederek hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı «kaydın» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dosyaya davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile müvekkilinin ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplan 350,00 TL alacaklarının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir tüzel kişinin değil gerçek kişinin «temsilci» olarak atandığını, atanan kişinin ise işbu ek «protokolü» yapma yetkisi bulunmadığını, zira bu sözleşmenin artış için yapılmadığını, davalı şirketin Belediyenin kendilerine verdikleri yetkiyi herkese karşı eşit şekilde kullanmadıklarını, yapılan kesintilerin usule uygun olup olmadığının denetlenmediğini, rapora itirazlarının karşılanmadığını, müvekkillerinin pandemi döneminde «faturaya itiraz» gibi ekonomik güçlerinin bulunmadığını, mahkemenin dava konusu vekâletnameleri getirtmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7386 E. 2024/3515 K.
Ortak:yetkisiz temsil · hak ediş · ihtirazi kayıt · yemin delili · ispat külfeti · yemin · zamanaşımı def'i · hizmet sözleşmesi · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dosyaya davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme ile özel halk otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile davacının ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplam 350,00 TL alacağının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «zamanaşımı def»'inde bulunmuş, sözleşmelerin Oda ile imzalandığını, imzalanan sözleşmelerden 01.08.2017 tarihli sözleşmenin maddelerine göre sözleşmenin bağlayıcılığı için üyelik yahut vekâletname ilişkisinin arandığını, Oda Yönetimince davacıdan vekalet alınmadan sözleşme yapıldığı yönündeki iddianın tarafların iç ilişkisine ait bir husus olduğunu, usulsüzlük var ise davanın Odaya yönetilmesi gerektiğini, davacının Oda Yönetimini azlettiği yahut vekâleten bağlı olmadığına ilişkin bir beyanı taraflarına sunmadığını, yapılan ek «protokolün» 01.08.2017 tarihli ek protokole uygun olduğunu, davacı tarafın faydalandığı 27.08.2019 tarihli ek sözleşmenin de davacı tarafından yetkilendirilmediği iddia olunan …
Benzer bu kararda… ve Ayrılma" başlıklı 20 nci maddesi kapsamında vekâletname şartının bir kereye mahsus arandığı, davacı tarafından dosya kapsamında dava dışı Oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleriyle neden olduğunu «ispat külfeti» altında olduğu, davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığından davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istina …
… de yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği'nde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından (KBB) davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı yönetmeliğin 33 üncü maddede öngörülen «hak ediş» türlerinin terkibinden müteşekkil bir «taşıma sözleşmesi» yapılmak üzere davacıyı ve diğer Özel Halk Otobüsü işletmecilerini «temsilen» kendisine o dönem noterden vekâletname çıkarılmak suretiyle hususi olarak yetkilendirilmiş vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» adı altında bir taşıma sözleşmesinin akdedildiğini, mezkur sözleşme ile Kayseri sınırları içerisinde toplu taşıma yapacak olan özel halk otobüsü sahiplerinin hak ve borçlarının neler olduğu ile hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, akabinde yapılan bir çok ek sözleşmeler ile asıl sözleşmede öngörülen hesaba esas birim bedellerin sözleşmeye göre yeniden değerlemeleri ve benzeri düzenlemeleri yapıldığını, davacının önceki başkan olan dava dışı...’a vekâlet verdiğini ve taşıma sözleşmesi ve eklerini kabul ettiğini, ancak ilerleyen dönemde Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah Şahin’e vekâletname verilmediğini, yeni oda başkanı kendisine vekâletname olmadığını bildiğini, davalı Kayseri Ulaşım’ın da basiretli bir «tacir» gibi bu hususu araştırmalı, Oda başkanının kimlerin vekili olarak hareket ettiğini tespit etmesi ve yapılan sözleşmenin vekil edenlerin vekâletname verme iradesine uygun olup olmayacağını göz önüne alması gerekirken, tamamen davalı şirketin menfaatine uygun kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden ve davalı şirketin tabi olduğu özel hukuk hükümlerine hiçe sayıp bir kamu «tüzel kişiliği» gibi davacının bağlamadığı halde bağlıyor gibi uymaya icbar ettiği 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi oda başkanı ile akdettiğini ve bu hukuksuz sözleşme ile davacının ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, ek sözleşmenin 4 üncü maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümler askıya alındığını, 2 nci maddesinde ise ödemeye esas 11 kalem alacak türü belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan ek sözleşmenin ilk olarak davacı yönünden bağlayıcı olmadığını, davacının covid salgını döneminde şehirler arası seyahat yasaklarına rağmen mezkur kooperatifin hak edişinde hiçbir kesintiye gidilmediğini, ek sözleşme yapma ihtiyacı dahi duyulmadığını, mezkur dönemde davacının 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken tam yolculuk bedeli, diğer yolculuk bedeli, aktarma yolculuk bedeli, sabit gelir bedeli, kayıp kilometre bedeli, performans bedeli, taahhütlü kilometre bedeli alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tam yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, diğer yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, aktarma yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, sabit gelir bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, kayıp kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, performans bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin ve taahhütlü kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL olmak üzere toplam 350,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle tahsiline, «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
… EVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu hususların hukuki hiçbir dayanağının bulunmadığını, tüm taleplere ilişkin olarak «zamanaşımı def»'inde bulunduklarını, davacının ileri sürdüğü şekilde 07.01.2020 tarihinde davalı şirket tarafından imzalanmış hiçbir ek «protokol» bulunmadığını, davalı ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi'nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokolünde hükme alınan maddelerinin içerikleri incelendiğinde davalı ile tüzelkişiliği bulunan Oda arasında imzalanan sözleşmenin ve ek sözleşmelerin bu davanın davacısı da «dahil» olmak üzere taraflar açısından bağlayıcı olabilmesi için odaya üyelik bağı olan veya vekâlet yöntemi ile bağ kuran ifadesinde görüleceği üzere özel halk otobüsü işletmecileri için sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi açısından vekâlet zorunluluğunun getirilmediğini, davalı şirketin bu sözleşmelerin akdedilmesinde muhatabının «tüzel kişiliği» bulunan oda olması sebebiyle davacı yanın vekâletnamesi veya üyeliğinin olup olmamasının davalı şirketin oda ile sözleşme ve ek sözleşmeler yapmasını engellemediğini, davacının tüm bu süreçte lehine olan birçok ek sözleşme ve düzenlemeden faydalandığını ve kendisine çok ciddi kazanımlar elde ettiğini, davalı firmanın tüm bu sözleşmeleri ve ek sözleşmeleri davacı ile değil oda ile akdettiğini, oda başkanının değişmesinin odanın tüzelkişiliğini ortadan kaldırmayacağı gibi davacı firmanın muhatabı odanın başkanının kim olursa olsun Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası olduğunu, davacının oda başkanının değiştiği ve bu sebeple vekâletlerinin hükümsüz kaldığına veya yeni oda başkanına vekâlet vermedikleri için odaya verdikleri ilk vekâletin hükümsüz kaldığına ilişkin iddiaların hukukilikten uzak olduğunu, bu hususun oda ile davacının iç ilişkisi olduğunu, bir usulsüzlük iddiası varsa davacının bunu davalı firmaya değil odaya dava açarak odaya yöneltmesi gerektiğini, bugüne kadar davacı tarafça odayı vekâletten azlettiğine yahut odaya üyelik bağıyla bağlı olmadığına veya üyelikten ayrıldığına ilişkin olarak davalı firmaya hiçbir bildirimde bulunmadığını, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedeli adındaki bedelin davalı şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi maddelerinde yer alan «hak ediş» bedeli olduğunu, davacının iddia ettiği gibi hiçbir şekilde herhangi bir kanun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, tamamen ilgili sözleşmede tanımlanan hak ediş metodunda yer alan bu diğer yolculuk bedelinin pandemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesi kaynaklı hesaplanmadığını ve taşımacıların «temsilcisi» olan oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, yolcu sayısına bağlı bir ödeme yönteminin otobüs işletmecilerinin sabit ve değişken giderlerini ödeyebilmesini olanaksız hale getirdiğini, bu sebeple sözleşmesel olarak taşımacıların temsilcisi olan oda ile yolcu gelirine değil tamamen sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme üzerinde uzanıldığını ve bu göre hesaplama yapıldığını, bu durumun da özel halk otobüsü işletmecilerinin lehine olduğu için yapılmış bir düzenleme olduğunu, ileride davacının iddialarına karşı beyan ve delil bildirme hakkı saklı kalmak kaydıyla yapılacak inceleme ile sair bilcümle hakların mahfuziyeti kaydıyla haksız davanın reddine karar verilmesini, «yargılama giderleri», vekâlet ücreti ve tüm «masrafların» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ahde vefa ilkesi · ahde vefa · sözleşme serbestisi · delillerin toplanmaması · yargılama giderleri · tüzel kişilik · ticari defter · taahhütname
Benzer bu kararda… de yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği'nde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından (KBB) davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı yönetmeliğin 33 üncü maddede öngörülen «hak ediş» türlerinin terkibinden müteşekkil bir «taşıma sözleşmesi» yapılmak üzere davacıyı ve diğer Özel Halk Otobüsü işletmecilerini «temsilen» kendisine o dönem noterden vekâletname çıkarılmak suretiyle hususi olarak yetkilendirilmiş vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» adı altında bir taşıma sözleşmesinin akdedildiğini, mezkur sözleşme ile Kayseri sınırları içerisinde toplu taşıma yapacak olan özel halk otobüsü sahiplerinin hak ve borçlarının neler olduğu ile hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, akabinde yapılan bir çok ek sözleşmeler ile asıl sözleşmede öngörülen hesaba esas birim bedellerin sözleşmeye göre yeniden değerlemeleri ve benzeri düzenlemeleri yapıldığını, davacının önceki başkan olan dava dışı...’a vekâlet verdiğini ve taşıma sözleşmesi ve eklerini kabul ettiğini, ancak ilerleyen dönemde Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah Şahin’e vekâletname verilmediğini, yeni oda başkanı kendisine vekâletname olmadığını bildiğini, davalı Kayseri Ulaşım’ın da basiretli bir «tacir» gibi bu hususu araştırmalı, Oda başkanının kimlerin vekili olarak hareket ettiğini tespit etmesi ve yapılan sözleşmenin vekil edenlerin vekâletname verme iradesine uygun olup olmayacağını göz önüne alması gerekirken, tamamen davalı şirketin menfaatine uygun kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden ve davalı şirketin tabi olduğu özel hukuk hükümlerine hiçe sayıp bir kamu «tüzel kişiliği» gibi davacının bağlamadığı halde bağlıyor gibi uymaya icbar ettiği 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi oda başkanı ile akdettiğini ve bu hukuksuz sözleşme ile davacının ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, ek sözleşmenin 4 üncü maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümler askıya alındığını, 2 nci maddesinde ise ödemeye esas 11 kalem alacak türü belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan ek sözleşmenin ilk olarak davacı yönünden bağlayıcı olmadığını, davacının covid salgını döneminde şehirler arası seyahat yasaklarına rağmen mezkur kooperatifin hak edişinde hiçbir kesintiye gidilmediğini, ek sözleşme yapma ihtiyacı dahi duyulmadığını, mezkur dönemde davacının 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken tam yolculuk bedeli, diğer yolculuk bedeli, aktarma yolculuk bedeli, sabit gelir bedeli, kayıp kilometre bedeli, performans bedeli, taahhütlü kilometre bedeli alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tam yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, diğer yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, aktarma yolculuk bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, sabit gelir bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, kayıp kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin, performans bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL’nin ve taahhütlü kilometre bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL olmak üzere toplam 350,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle tahsiline, «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Borçlar Hukuku'nun en temel ilkelerinden olan «ahde vefa ilkesi» uyarınca davacının itiraz ettiği sözleşme ve ek sözleşmelerle bağlı olduğu, kaldı ki itiraz edilen sözleşmeler kapsamında davacının «fatura» düzenleyip «hak edişler» aldığı, söz konusu hak edişlere karşı herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının serbest iradesi ile bu sözleşmeler kapsamına çıkarak otobüs işletmeciliğini yapmasının mümkün olmasına rağmen bu yolu seçmediği, tarafların karşılıklı «ticari defter» ve kayıtlarında davacının davalıdan alacağının görünmediği gerekçesiyle tüm taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
… EVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu hususların hukuki hiçbir dayanağının bulunmadığını, tüm taleplere ilişkin olarak «zamanaşımı def»'inde bulunduklarını, davacının ileri sürdüğü şekilde 07.01.2020 tarihinde davalı şirket tarafından imzalanmış hiçbir ek «protokol» bulunmadığını, davalı ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi'nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokolünde hükme alınan maddelerinin içerikleri incelendiğinde davalı ile tüzelkişiliği bulunan Oda arasında imzalanan sözleşmenin ve ek sözleşmelerin bu davanın davacısı da «dahil» olmak üzere taraflar açısından bağlayıcı olabilmesi için odaya üyelik bağı olan veya vekâlet yöntemi ile bağ kuran ifadesinde görüleceği üzere özel halk otobüsü işletmecileri için sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi açısından vekâlet zorunluluğunun getirilmediğini, davalı şirketin bu sözleşmelerin akdedilmesinde muhatabının «tüzel kişiliği» bulunan oda olması sebebiyle davacı yanın vekâletnamesi veya üyeliğinin olup olmamasının davalı şirketin oda ile sözleşme ve ek sözleşmeler yapmasını engellemediğini, davacının tüm bu süreçte lehine olan birçok ek sözleşme ve düzenlemeden faydalandığını ve kendisine çok ciddi kazanımlar elde ettiğini, davalı firmanın tüm bu sözleşmeleri ve ek sözleşmeleri davacı ile değil oda ile akdettiğini, oda başkanının değişmesinin odanın tüzelkişiliğini ortadan kaldırmayacağı gibi davacı firmanın muhatabı odanın başkanının kim olursa olsun Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası olduğunu, davacının oda başkanının değiştiği ve bu sebeple vekâletlerinin hükümsüz kaldığına veya yeni oda başkanına vekâlet vermedikleri için odaya verdikleri ilk vekâletin hükümsüz kaldığına ilişkin iddiaların hukukilikten uzak olduğunu, bu hususun oda ile davacının iç ilişkisi olduğunu, bir usulsüzlük iddiası varsa davacının bunu davalı firmaya değil odaya dava açarak odaya yöneltmesi gerektiğini, bugüne kadar davacı tarafça odayı vekâletten azlettiğine yahut odaya üyelik bağıyla bağlı olmadığına veya üyelikten ayrıldığına ilişkin olarak davalı firmaya hiçbir bildirimde bulunmadığını, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedeli adındaki bedelin davalı şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi maddelerinde yer alan «hak ediş» bedeli olduğunu, davacının iddia ettiği gibi hiçbir şekilde herhangi bir kanun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, tamamen ilgili sözleşmede tanımlanan hak ediş metodunda yer alan bu diğer yolculuk bedelinin pandemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesi kaynaklı hesaplanmadığını ve taşımacıların «temsilcisi» olan oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, yolcu sayısına bağlı bir ödeme yönteminin otobüs işletmecilerinin sabit ve değişken giderlerini ödeyebilmesini olanaksız hale getirdiğini, bu sebeple sözleşmesel olarak taşımacıların temsilcisi olan oda ile yolcu gelirine değil tamamen sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme üzerinde uzanıldığını ve bu göre hesaplama yapıldığını, bu durumun da özel halk otobüsü işletmecilerinin lehine olduğu için yapılmış bir düzenleme olduğunu, ileride davacının iddialarına karşı beyan ve delil bildirme hakkı saklı kalmak kaydıyla yapılacak inceleme ile sair bilcümle hakların mahfuziyeti kaydıyla haksız davanın reddine karar verilmesini, «yargılama giderleri», vekâlet ücreti ve tüm «masrafların» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
… Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin 12.10.2015 tarih ve 904 sayılı meclis kararına istinaden davalı şirket ile dava dışı KBB arasında 28.12.2015 tarihinde imzalarının «protokol» kapsamında kent içi toplu taşıma hizmeti yönünden «yetkinin» davalı şirkete verilmiş olduğu, davalı şirket ile dava dışı Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olduğu, bu sözleşmenin akabinde değişen şartlar doğrultusunda muhtelif tarihlerde ek sözleşmeler yapıldığı, ek sözleşmeler ile ödemeye esas hesaplama yöntemlerinde değişiklikler meydana geldiğinin görüldüğü, ana sözleşmeye bakıldığında, Oda'nın üyeleri veya vekâlet varan taşımacılar adına davalı şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdetmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) «temsilcisi» olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu, bu doğrultuda davacı tarafını 07.01.2020 tarihti ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacının ilk sözleşme sırasında, Oda yönetimine vekâlet vermiş olduğunu, daha sonrasında Oda yönetiminin değiştiğini ve yeni yönetime vekâlet vermemiş olduğunu, Oda yönetiminin vekâletsiz iş görerek davalı Şirket İle ek sözleşme yapmış olduğunu, 07.01.2020 tarihli sözleşmenin tarafını bağlayıcı nitelikte olmadığını ileri sürmüş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20 nci maddesine bakıldığında, vekâlet şartının sadece ilk «hak ediş» öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekâlet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8 inci maddesinin ikinci bendinde Oda üyesi olanların vekâlet verme zorunluluğunun da bulunmadığı, tarafların «ticari defter» ve kayıtlarında yapılan incelemeler neticesinde, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında «fatura» tanzim ederek 2020 Mart ayı ve sonrasında hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı «kaydın» bulunmadığı, davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığının tespit edildiği, (Uygulamada, davacı otobüs işletmecisinin, davalı şirket adına fatura tanzim …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2701 E. 2024/5558 K.
Ortak:yetkisiz temsil · hak ediş · ticari temerrüt faizi · ihtirazi kayıt · yemin delili · ispat külfeti · yemin · hizmet sözleşmesi · Alacak
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dosyaya davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının somut olayda zarar uğradığını bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… erisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere müvekkilini «temsil» için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı «hizmet sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşme ile özel halk otobüsü sahiplerinin «hak edişlerinin» nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile davacının ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir «sebebe» dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplam 350,00 TL alacağının «vade» tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile tahsilini talep etmiştir.
… bağlayıcı nitelikte olmadığını beyan etmiş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20 inci maddesine bakıldığında, vekalet şartının sadece ilk «hak ediş» öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekalet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8.2 nci maddesinde Oda üyesi olanların vekalet verme zorunluluğunun da bulunmadığı, ana sözleşmeye bakıldığında, Oda'nın üyeleri veya vekalet veren taşımacılar adına davalı şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdedilmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) «temsilcisi» olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu, davacı tarafın 07.01.2020 tarihli ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında «fatura» tanzim ederek hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı «kaydın» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının dava dışı oda yönetimine verdiği «temsil» «yetkisini» geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, bununla birlikte davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacı somut olayda zarara uğradığını, bu zararın «yetkisiz temsilci» ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu «ispat külfeti» altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça «yemin delilinin» hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı ve bu hususun da «kamu düzenine» ilişkin olmadığı görülmekle davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan red …
… Kayseri sınırları içerisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34/1. maddesi gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ve aynı Yönetmeliğin 33. maddesi gereğince «hak edişler» için «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere noterden vekaletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas birim bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapılmış olduğunu, davacılar tarafından önceki başkan ... ...'a vekalet verilmiş olduğunu ve bu sözleşme ve ek sözleşmeler yapıldığını, daha sonrasında Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası başkanının değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah ...'e vekaletname verilmediği halde tamamen davalı şirketin menfaatine uygun, kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden 07.01.2020 tarihli ek sözleşmenin akdedilmiş olduğunu, hukuka uygun olmayan bu sözleşme ile müvekkilinin ciddi zarara uğramasına sebebiyet verildiğini, mezkur ek sözleşmenin 4. maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümlerin askıya alındığını, 2. maddesinde ödemeye esas 11 kalem alacak türünün belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan bu sözleşmenin davacıları bağlayıcı nitelikte olmadığını, sözleşmede belirlenmiş olan alacak kalemlerinden “Diğer Yolculuk Bedeli” alacaklarının sözleşme akdedildiği tarihten bu yana müvekkiline hiç ödenmediğini, mezkur dönemde 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken Tam Yolculuk Bedeli, Diğer Yolculuk Bedeli, Aktarma Yolculuk Bedeli, Sabit Gelir Bedeli, Kayıp Kilometre Bedeli, Performans Bedeli, Taahhütlü Kilometre Bedeli alacaklarının müvekkiline ödenmemiş olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Tam Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Diğer Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Aktarma Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Sabit Gelir Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Kayıp Kilometre Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Performans Bedeli Karşılığı şimdilik 50,00 TL, Taahhütlü Kilometre Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihlerinden işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile birlikte tahsiline, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… ın üyeleri veya vekalet varan taşımacılar adına davalı Şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdetmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) «temsilcisi» olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu anlaşılmakla, bu doğrultuda davacı tarafın 07.01.2020 tarihti ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacı taraf, ilk sözleşme sırasında, Oda yönetimine vekalet vermiş olduğunu, daha sonrasında Oda yönetiminin değiştiğini ve yeni yönetime vekalet vermemiş olduğunu, Oda yönetiminin vekaletsiz iş görerek davalı Şirket ile ek sözleşme yapmış olduğunu, 07.01.2020 tarihli sözleşmenin tarafını bağlayıcı nitelikte olmadığını beyan etmiş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20. maddesine bakıldığında, vekalet şartının sadece ilk «hak ediş» öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekalet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8.2.maddesinde Oda üyesi olanların vekalet verme zorunluluğunun da bulunmadığının anlaşıldığı, tarafların «ticari defter» ve kayıtlarında yapılan incelemeler neticesinde, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında «fatura» tanzim ederek 2020 Mart ayı ve sonrasında hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı «kaydın» bulunmadığı, davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığının tespit edildiği, uygulamada, davacı otobüs işletmecisinin, davalı şirket adına fatura tanzim etmekte olduğu, davalı şirket tarafından dava dışı Oda'ya ödeme yapıldığı, ilgili ödemelerin Oda tarafından otobüs işletmecilerine aktarılmakta olduğu, davacının itiraz ettiği sözleşme ve ek sözleşmelerle bağlı olduğu, kaldı ki itiraz edilen sözleşmeler kapsamında davacının fatura düzenleyip hak edişler aldığı, söz konusu hak edişlere karşı herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmediği, davacının serbest iradesi ile bu sözleşmeler kapsamına çıkarak otobüs işletmeciliğini yapmasının mümkün olmasına rağmen bu yolu seçmediği, tarafla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:devredilemez yetkiler · istihkak · sözleşme serbestisi · vekalet ilişkisi · delillerin toplanmaması · basiretli tacir · yargılama giderleri · muvafakat
Benzer bu kararda… ap dilekçesinde, dava dilekçesinde belirtilen hususların hukuki dayanağı olmadığını, iddia edildiği gibi 07.01.2020 tarihinde davalı tarafından imzalanmış hiçbir ek «protokol» bulunmadığını, davalı şirket ile Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası arasında imzalanan Yolcu Taşıma Hizmeti Sözleşmesi'nin 01.08.2017 tarihinde imzalanan ek protokol içeriğinde taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ve ek sözleşmelerin davacı da «dahil» bağlayıcı olabilmesi için “odaya üyelik bağı olan veya vekalet yöntemi ile bağ kuran” ifadesine yer verildiğini, buna göre özel halk otobüsü işletmecilerinin sözleşmelerdeki haklardan çıkarım sağlayabilmesi için vekalet zorunluluğunun getirilmemiş olduğunu, sözleşmede muhatabın oda olduğunu, davacının odaya üye olup olmamasının veya vekalet verip vermemesinin sözleşme yapılmasını engellemediğini, davalı şirketin sözleşmeleri davacı taraf ile değil oda ile yapmış olduğunu, oda başkanının değişmesinin odanın «tüzel kişiliğini» ortadan kaldırmayacağını, davacı tarafın vekaletsiz işlem yapıldığı iddiasının hukuki dayanağı bulunmadığını, davalı tarafından tüm ödemelerin tek elden odaya yapıldığını, odanın da işletmecilere dağıttığını, davalı firma tarafından ileride iddia edilebilecek “Kötü Ödeme” iddiasının önüne geçmek için odadan işletmeciler adına parayı tahsil edip edemeyeceği yönünde «vekalet ilişkisinin» arandığını, davacının kötü niyetli olduğunu, bugüne kadar lehine olan ek sözleşme ve düzenlemelere itiraz etmezken, aslında aleyhine olmayan ve pandemi sürecinde yine lehine düzenleme yapılan iş bu ek sözleşmeyi “vekaletim yok” bahanesiyle inkar etmesinin kabul edilemez bir yaklaşım olduğunu, Yolcu Taşıma Sözleşmesi 35. maddesi gereğince ek sözleşmelerin yapılmış olduğunu, davacının sözleşme kapsamında kaldığı sürece tüm maddelerden sorumlu olduğunu, Yolcu Taşıma Sözleşmesi'nin 20. maddesi gereğince davacının sözleşme kapsamına girip çıkabileceğini, davacının sözleşme şartları ile bağlı kalmak istememesi halinde yapması gerekenin sözleşmeden faydalanmayarak taşıdıkları yolcu gelirleri oranında pay almaları olduğunu, davacının «basiretli tacir» gibi davranmadığını ve kötü niyetli olduğunu, Oda ile daha önce de ek sözleşmeler yapıldığını, davacının bunlara sessiz kaldığını, davacının işine gelen sözleşmeye uyduğunu, işine gelmeyene itiraz ettiğini, örneğin 27.08.2019 tarihinde yapılan ilk ek sözleşme ile davacının da dahil olduğu tüm otobüs işletmelerinin lehine ciddi kazanımlar olduğunu, davacının bunu kabul ederken, pandemi dönemi ek sözleşmesine itiraz etmesinin kötü niyetli olduğunu, davacının ek sözleşmeye uygun olarak «hak edişlerini» aldığını, bu şekilde «fatura» keserek yaklaşık 1 seneyi aşkın süredir alacaklarını aldığını, davacının zımni şekilde ek sözleşmeye başından beri «muvafakat» etmiş olduğunu, davacının iddia ettiği diğer yolculuk bedelinin Yolcu Taşıma Hizmet Sözleşmesi maddelerinde yer alan hak ediş bedeli olduğunu, bunun herhangi bir kanun veya mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, hak ediş metodunda yer alan diğer yolculuk bedelinin, pandemi dönemi ek sözleşmesinde hak ediş metodunun değişmesinden kaynaklı hesaplanmamış olduğunu ve Oda ile uzlaşılan yöntemlerle hak ediş uygulandığını, Oda ile yolcu gelirine değil, tamamen sabit gelir ve kilometre başı yakıt giderlerine odaklı bir ek sözleşme hususunda anlaşıldığını ve buna göre hesaplama yapılmış olduğunu, bu durumunda pandemi döneminde otobüs işletmecilerinin lehine olduğunu beyan ederek, davanın reddine, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin vekaletnameyi ve vekalet «yetkisini» Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odasına değil o odanın o dönemdeki başkanı olan bir gerçek kişiye verdiğini, o vekaletnamenin hala geçerli olduğunu, mahkemenin sanki bir tüzel kişi «temsilcisi» tayin edilmiş gibi oluşa aykırı yersiz gerekçelerle verdiği kararın hatalı olduğunu, mahkemece «delillerin toplanmamış»; iddiaların irdelenmediğini, sözleşmelerin irdelenmediğini, dava konusu ek sözleşme haricinde yapılan ek sözleşmelerin tamamının 2017 tarihli sözleşmedeki «hak ediş» kat sayılarının ve baz fiyatlarının belirlenmesi ve «taahhütlü» kilometre miktarlarının artırılmasına ilişkin akdedildiğini, zaten Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesinin 35. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere ek sözleşme yapılmasının amacının da bu olduğunu, mahkemece uyuşmazlığın toplandığı yer olan vekaletsiz olarak sözleşme yapılması hususunu aydınlatmaya matuf olarak deliller arasında belirttiği vekaletnameleri getirtilmemiş ve vekaletname olmaksızın yapılan ve müvekkilince de onanmayan sözleşmenin «geçersiz» olacağı yönündeki iddiaların göz ardı edildiğini, davalının iyi niyetli olmayan saiklerle «yetkisiz temsilcinin» imzasını alarak müvekkilinin hak edişlerinin azaltıldığını, ancak davalı şirket kendisine «devredilen yetkiyi» kötüye kullanarak dava dışı kooperatifin «istihkakında» seyahat yasakları olmasına ve hiç çalışılmamasına rağmen bir azaltmaya gitme gereği bile duymadığını, bu şehrin tüm toplu taşıma yükünü çeken, pandemi döneminde dahi çalışan ve hatta yarım dolulukta çalışmaları gerektiği için şehrin toplu taşıma ihtiyacı gözetilerek ek seferlerle daha çok çalıştırılması gereken müvekkilinin hak edişinin kesilip zarar etmesine sebebiyet verildiğini, davalı şirketin fazla kesilen faturaları iade ettiğini, kendi istediği tutar kesilmediği takdirde hiç ödeme yapmadığını, dönemin zorlu koşulları içerisinde karşı çıkmaya ekonomik anlamda takati olmayan müvekkillerinin istediği miktarda «fatura» kesmeye icbar ettiğini, zaten müvekkillerinin sözleşme gereği daha fazlasını hak ettiği izahtan vareste olup kalanı ödendiğinde elbette faturanın kalanını da bugün …
… Kayseri sınırları içerisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34/1. maddesi gereğince davalı şirkete devredilen «yetki» ve aynı Yönetmeliğin 33. maddesi gereğince «hak edişler» için «taşıma sözleşmesi» yapmak üzere noterden vekaletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı ile davalı Kayseri Ulaşım A.Ş. arasında 10.05.2017 tarihli Yolcu Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, bu sözleşme ile Özel Halk Otobüsü sahiplerinin hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas birim bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapılmış olduğunu, davacılar tarafından önceki başkan ... ...'a vekalet verilmiş olduğunu ve bu sözleşme ve ek sözleşmeler yapıldığını, daha sonrasında Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası başkanının değiştiğini ve yeni başkan Hayrullah ...'e vekaletname verilmediği halde tamamen davalı şirketin menfaatine uygun, kişilerin «sözleşme serbestisini» ihlal eden 07.01.2020 tarihli ek sözleşmenin akdedilmiş olduğunu, hukuka uygun olmayan bu sözleşme ile müvekkilinin ciddi zarara uğramasına sebebiyet verildiğini, mezkur ek sözleşmenin 4. maddesi ile hak ediş ödemelerinde «taahhütlü» km bedellerinin hesabı ve ödenmesine ilişkin tüm hükümlerin askıya alındığını, 2. maddesinde ödemeye esas 11 kalem alacak türünün belirsiz bir zamana kadar ortadan kaldırılıp yalnızca yakıt bedeli, diğer gider bedeli ve ek kilometre bedeli adı altında 3 kalem üzerinden ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, yapılan bu sözleşmenin davacıları bağlayıcı nitelikte olmadığını, sözleşmede belirlenmiş olan alacak kalemlerinden “Diğer Yolculuk Bedeli” alacaklarının sözleşme akdedildiği tarihten bu yana müvekkiline hiç ödenmediğini, mezkur dönemde 10.05.2017 tarihli sözleşme ve eklerine göre ödenmesi gereken Tam Yolculuk Bedeli, Diğer Yolculuk Bedeli, Aktarma Yolculuk Bedeli, Sabit Gelir Bedeli, Kayıp Kilometre Bedeli, Performans Bedeli, Taahhütlü Kilometre Bedeli alacaklarının müvekkiline ödenmemiş olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Tam Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Diğer Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Aktarma Yolculuk Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Sabit Gelir Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Kayıp Kilometre Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL, Performans Bedeli Karşılığı şimdilik 50,00 TL, Taahhütlü Kilometre Bedeli karşılığı şimdilik 50,00 TL'nin sözleşme gereği belirlenen «vade» tarihlerinden işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile birlikte tahsiline, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2706 E. , 2024/5808 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/2014 Esas, 2022/2066 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/377 E., 2022/554 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mülkiyeti kendisine ait olan özel halk otobüsü ile Kayseri sınırları içerisinde yolcu taşımacılığı yaptığını, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Yönetmeliği 34 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı şirkete devredilen yetki ile aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesi gereğince taşıma sözleşmesi yapmak üzere müvekkilini temsil için vekâletname çıkartılarak vekil sıfatıyla Kayseri Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanını yetkilendirdiğini, Oda ile davalı arasında 10.05.2017 tarihli yolcu taşımacılığı hizmet sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile özel halk otobüsü sahiplerinin hak edişlerinin nasıl hesaplanıp ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini, akabinde birçok ek sözleşme ile hesaba esas bedellerin yeniden değerlendirilerek düzenlemeler yapıldığını, ancak Oda Yönetimi ile davalı şirket arasında 07.01.2020 tarihli ek sözleşme imzalandığını, imzalanan bu sözleşme ile davacının ciddi zarara uğradığını, Oda Yönetimine 07.01.2020 tarihli ek sözleşmeyi yapması için vekâletname verilmediğini, davalı şirketin bu durumu bile bile Oda yönetimi ile sözleşme imzaladığını, sözleşmenin mücbir sebebe dayanarak revize edildiği hususunun gerçeği yansıtmadığını, 10.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bazı kalemlerin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik toplam 350,00 TL alacağının vade tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunmuş, sözleşmelerin Oda ile imzalandığını, imzalanan sözleşmelerden 01.08.2017 tarihli sözleşmenin maddelerine göre sözleşmenin bağlayıcılığı için üyelik yahut vekâletname ilişkisinin arandığını, Oda Yönetimince davacıdan vekalet alınmadan sözleşme yapıldığı yönündeki iddianın tarafların iç ilişkisine ait bir husus olduğunu, usulsüzlük var ise davanın Odaya yönetilmesi gerektiğini, davacının Oda Yönetimini azlettiği yahut vekâleten bağlı olmadığına ilişkin bir beyanı taraflarına sunmadığını, yapılan ek protokolün 01.08.2017 tarihli ek protokole uygun olduğunu, davacı tarafın faydalandığı 27.08.2019 tarihli ek sözleşmenin de davacı tarafından yetkilendirilmediği iddia olunan kişi tarafından imzalandığını, davacının istememesi halinde dava konusu protokolden de faydalanmamasının mümkün olduğunu, davacının itiraz etmeksizin bu protokole dayalı ödemeleri aldığını, davacı beyanlarının asılsız olduğunu, dava konusu protokolün oda üyelerinin mağdur olmaması için yapıldığını, müvekkilinin oda ile davacı arasında aradığı tek vekâletin ödemelere ilişkin olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ilk sözleşme sırasında, Oda yönetimine vekalet vermiş olduğunu, daha sonrasında Oda yönetiminin değiştiğini ve yeni yönetime vekalet vermemiş olduğunu, Oda yönetiminin vekaletsiz iş görerek davalı şirket ile ek sözleşme yapmış olduğunu, 07.01.2020 tarihli sözleşmenin tarafını bağlayıcı nitelikte olmadığını beyan etmiş ise de Oda ve Şirket arasında akdedilmiş olan ana sözleşmenin 20 inci maddesine bakıldığında, vekalet şartının sadece ilk hak ediş öncesine kadar verilmesi halinde taşımacıların bu sözleşme kapsamında çalışmasının mümkün olacağının belirtildiği ve birinci hak edişten sonraki dönemde bu uygulamanın bir daha yapılmayacağının belirtildiği, yani vekalet şartının bir kereye mahsus arandığı, hatta ana sözleşmenin 8.2 nci maddesinde Oda üyesi olanların vekalet verme zorunluluğunun da bulunmadığı, ana sözleşmeye bakıldığında, Oda'nın üyeleri veya vekalet veren taşımacılar adına davalı şirket ile sözleşme ve ek sözleşmeler akdedilmiş olduğu, Oda'nın burada taşımacıların (otobüs işletmecilerinin) temsilcisi olduğu, Oda'nın Şirket ile yapmış olduğu sözleşme ve ek sözleşmelerin taşımacıları da bağlayıcı nitelikte olduğu, davacı tarafın 07.01.2020 tarihli ek sözleşme ile bir kısım hakların elinden alındığından bahisle ödenmeyen alacak talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, davacının, bağlı olmadığını iddia ettiği sözleşme kapsamında fatura tanzim ederek hak edişlerini davalı şirketten tahsil etmiş olduğu, tahsil edilen bedeller yönünden herhangi bir ihtirazı kaydın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir tüzel kişinin değil gerçek kişinin temsilci olarak atandığını, atanan kişinin ise işbu ek protokolü yapma yetkisi bulunmadığını, zira bu sözleşmenin artış için yapılmadığını, davalı şirketin Belediyenin kendilerine verdikleri yetkiyi herkese karşı eşit şekilde kullanmadıklarını, yapılan kesintilerin usule uygun olup olmadığının denetlenmediğini, rapora itirazlarının karşılanmadığını, müvekkillerinin pandemi döneminde faturaya itiraz gibi ekonomik güçlerinin bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesinin dava konusu vekâletnameleri getirtmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dosyaya davacının dava dışı oda yönetimine verdiği temsil yetkisini geri aldığı ve sınırlandırdığına ilişkin şirkete yöneltilmiş bir beyanı olduğuna dair bir delil sunulmadığı, davacının faturalar tanzim ederek tahsilat yaptığı, tahsilat belgelerinde ve faturalarda herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği, davacının somut olayda zarar uğradığını bu zararın yetkisiz temsilci ile temsilcinin yetkisiz olduğunu bilerek işlem yapan davalının kusurlu eylemleri ile neden olduğunu ispat külfeti altında olup davacının dosyaya bu yönde deliller sunmadığı, istinaf talepleri arasında açıkça yemin delilinin hatırlatılmadığı yönünde bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yetkisiz temsilci tarafından imzalanan sözleşmenin geçersizliği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 42 ve 47 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063802900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz