6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8136 E. 2023/2286 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıplı ifa kesin vade fatura alacağı para alacağı savunma hakkının kısıtlanması ayıp savunma hakkı adli yardım 3095 sayılı kanun kısıtlılık vekâlet ücreti eser sözleşmesi satım sözleşmesi icra takibine itiraz ifa işlemiş faiz vade kaldırma ve yeniden hüküm temerrüt faizi bilirkişi incelemesi fatura asıl alacak icra inkar tazminatı inkar tazminatı ilk derece kararının kaldırılması yükleten (shipper) avans faizi temerrüt teslim kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 474 · HMK · TTK — TTK 21TTK 23

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2014/1250 E., 2018/1330 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.04.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı aleyhine faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın sözleşmeden kaynaklanan edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini, malzeme imalatı ve tedarikini ayıplı olarak ifa ettiğini, emtianın kullanılmaz olduğunun bildirilmesine rağmen zamanında uygun çözüm sunamadığını, müvekkilinin borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fatura içeriğine konu ürünlerde imalattan kaynaklı bir sorun ya da ayıp bulunmadığı, davalı tarafın süresi dahilinde yapılması gereken ayıp iddiasını 6100 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası dahilinde temellendirmediği, bu yönde dosyaya geçerli nitelikte bir delil sunulmadığı, bedele ilişkin herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafça öncesinde yapıldığı bildirilen ödeme düşülmek suretiyle neticeden talep edilebilir ana para alacağının 145.938,18 TL, 6100 sayılı Kanun'un 1530 uncu maddesi dahilinde takip öncesi talep edilebilir faiz miktarının ise 9.020,17 TL olduğu, fatura alacağı kapsamında kabul edilen miktarın likit ve belirlenebilir olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının takibe vaki itirazının 145.938,18 TL asıl alacak, 9.020,17 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 154.958,35 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, alacağın %20 'si oranında 30.991,67 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığını, ihracat işlemleri için fatura düzenlenmesinin zorunlu olduğunu, bu sürede ürünlerin Türkmenistan'a varmasının dahi mümkün olmadığını, bu nedenle faturanın işin tam ve eksiksiz yapıldığına delil teşkil etmediğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın satım sözleşmesinden değil eser sözleşmesinden kaynaklandığını, yüklenicinin sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre çözülmesi gerektiğini, 6098 sayılı Kanun'un 474 üncü maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirebileceğini, sipariş verilen yıkım ataşmanlarının müvekkilin komatsu ekskavatörlerine parça olarak takılarak, müvekkili şirketin Aşkabat'taki şantiyesinde bina yıkım amacıyla kullanılmak üzere davacı firmaya imal ettirilmesi işleminin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, ürünlerdeki ayıpların kullanımla ortaya çıkması nedeniyle derhal davacıya bildirildiğini, takibin dayanağı olan faturanın dava ile ilgili olmadığını, yargılama sırasında alınan ek ve kök rapora yönelik itirazın dikkate alınmadığını, aşamalarda davacı yetkililerinin ayıpları kabul eden yazılarının yanı sıra tüm belgelerin sunulmasına rağmen itirazları doğrultusunda inceleme yapılmadığını, ayıp ve kusurların yazışma ve belgelerle kanıtlandığını, ancak ek raporda bu delillerin değerlendirilmediğini, hangi bilgilerle müvekkilinin araçları kapasitesinin üstünde kullandığı sonucuna varıldığının anlaşılamadığını, bu hususun dahi raporun eksik olduğunun kanıtı olduğunu, Türkiye ile Türkmenistan arasındaki adli yardım anlaşması kapsamında, gerekirse istinabe yoluyla iddialara konu makine ve ataşmanlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmesine rağmen talebin reddedilerek savunma hakkının kısıtlandığını, takip öncesi faiz hesaplanmasının hatalı olduğunu, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını ileri sürerek arz edilen ve resen nazara alınacak sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin değil satım sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu, emtiada satıcının sorumluluğunu gerektirir herhangi bir ayıbın bulunmadığı ve kullanım kaynaklı ayıpların da giderilmiş olduğu, satıcının bakiye sözleşme bedeline hak kazandığı, ancak taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisinde borcun ödenmesi konusunda kesin bir vadenin belirlenmediği, takip tarihinden itibaren temerrüt faizi işleyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin işlemiş faize yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda davanın kısmen kabulü ile takibe vaki itirazın 145.938,18 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi gereğince avans esasına göre faiz uygulanmak suretiyle, takipteki diğer koşullarla takibin devamına; fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan, kabul edilen miktarın %20'si oranındaki 29.187,63 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 474 üncü maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun'a uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetten Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6572 E. 2015/13907 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Faturaya itiraz edilmemesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4319 E. 2015/11426 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/8136 E.  ,  2023/2286 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/903 Esas, 2021/979 Karar

HÜKÜM

Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2014/1250 E., 2018/1330 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.04.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı aleyhine faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın sözleşmeden kaynaklanan edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini, malzeme imalatı ve tedarikini ayıplı olarak ifa ettiğini, emtianın kullanılmaz olduğunun bildirilmesine rağmen zamanında uygun çözüm sunamadığını, müvekkilinin borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fatura içeriğine konu ürünlerde imalattan kaynaklı bir sorun ya da ayıp bulunmadığı, davalı tarafın süresi dahilinde yapılması gereken ayıp iddiasını 6100 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası dahilinde temellendirmediği, bu yönde dosyaya geçerli nitelikte bir delil sunulmadığı, bedele ilişkin herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafça öncesinde yapıldığı bildirilen ödeme düşülmek suretiyle neticeden talep edilebilir ana para alacağının 145.938,18 TL, 6100 sayılı Kanun'un 1530 uncu maddesi dahilinde takip öncesi talep edilebilir faiz miktarının ise 9.020,17 TL olduğu, fatura alacağı kapsamında kabul edilen miktarın likit ve belirlenebilir olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının takibe vaki itirazının 145.938,18 TL asıl alacak, 9.020,17 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 154.958,35 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, alacağın %20 'si oranında 30.991,67 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığını, ihracat işlemleri için fatura düzenlenmesinin zorunlu olduğunu, bu sürede ürünlerin Türkmenistan'a varmasının dahi mümkün olmadığını, bu nedenle faturanın işin tam ve eksiksiz yapıldığına delil teşkil etmediğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın satım sözleşmesinden değil eser sözleşmesinden kaynaklandığını, yüklenicinin sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre çözülmesi gerektiğini, 6098 sayılı Kanun'un 474 üncü maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirebileceğini, sipariş verilen yıkım ataşmanlarının müvekkilin komatsu ekskavatörlerine parça olarak takılarak, müvekkili şirketin Aşkabat'taki şantiyesinde bina yıkım amacıyla kullanılmak üzere davacı firmaya imal ettirilmesi işleminin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, ürünlerdeki ayıpların kullanımla ortaya çıkması nedeniyle derhal davacıya bildirildiğini, takibin dayanağı olan faturanın dava ile ilgili olmadığını, yargılama sırasında alınan ek ve kök rapora yönelik itirazın dikkate alınmadığını, aşamalarda davacı yetkililerinin ayıpları kabul eden yazılarının yanı sıra tüm belgelerin sunulmasına rağmen itirazları doğrultusunda inceleme yapılmadığını, ayıp ve kusurların yazışma ve belgelerle kanıtlandığını, ancak ek raporda bu delillerin değerlendirilmediğini, hangi bilgilerle müvekkilinin araçları kapasitesinin üstünde kullandığı sonucuna varıldığının anlaşılamadığını, bu hususun dahi raporun eksik olduğunun kanıtı olduğunu, Türkiye ile Türkmenistan arasındaki adli yardım anlaşması kapsamında, gerekirse istinabe yoluyla iddialara konu makine ve ataşmanlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmesine rağmen talebin reddedilerek savunma hakkının kısıtlandığını, takip öncesi faiz hesaplanmasının hatalı olduğunu, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını ileri sürerek arz edilen ve resen nazara alınacak sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin değil satım sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu, emtiada satıcının sorumluluğunu gerektirir herhangi bir ayıbın bulunmadığı ve kullanım kaynaklı ayıpların da giderilmiş olduğu, satıcının bakiye sözleşme bedeline hak kazandığı, ancak taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisinde borcun ödenmesi konusunda kesin bir vadenin belirlenmediği, takip tarihinden itibaren temerrüt faizi işleyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin işlemiş faize yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda davanın kısmen kabulü ile takibe vaki itirazın 145.938,18 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2.

maddesi gereğince avans esasına göre faiz uygulanmak suretiyle, takipteki diğer koşullarla takibin devamına; fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan, kabul edilen miktarın %20'si oranındaki 29.187,63 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 474 üncü maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun'a uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/947171200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.