İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/868 E. 2023/4320 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fatura delili↗ proforma fatura↗ kur farkı↗ itiraz süresi↗ cari hesap ekstresi↗ fatura alacağı↗ faturaya itiraz↗ ba/bs formları↗ birim fiyat↗ çerçeve sözleşme↗ iade faturası↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ ihtirazi kayıt↗ karine↗ icra inkâr tazminatı↗ irsaliye↗ mutabakat↗ cari hesap↗ ticari defter kayıtları↗ satım sözleşmesi↗ kötü niyet tazminatı↗ işlemiş faiz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ fatura↗ iflas↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ avans faizi↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/18 E., 2019/805 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari iş ilişki olduğunu, taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme olmadığını, başlangıçtaki proforma faturanın çerçeve bir sözleşme olduğunu ancak süreç içinde proforma faturada talep edilen ürün miktarlarının her kalemde artış gösterdiğini yani davalı şirkete proforma faturada belirlenenden daha fazla ürün teslim edildiğini, bu ürün artışıyla nakliye ve ithalat bedelleri ile kur artışları gibi ürün dışı giderler neticesinde davalının belirttiği bedelin üstünde faturaların ortaya çıktığını, tüm bunların davalı ile mutabakat ile gerçekleştiğini, davalının faturalara itiraz etmediğini, davacını toplamda 887.612,29 TL tutarında fatura kestiğini, davalının ise 792.525,93 TL ödeme yaptığını, bakiye 95.086,35 TL'nin ödenmediğini ileri sürerek cari hesap ekstresindeki alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinde müvekkilinin inşaatında kullanacağı bir kısım emtiayı davalıdan satın aldığını, bu kapsamda davacı tarafından düzenlenen 16.08.2014 tarihli proforma fatura ile fiyat ve şartların teklif edildiğini, müvekkilinin de faturayı imzalayarak belirtilen şartlarda satımı kabul ettiğini, faturada "Shipment Cost" denilen nakliye ve antrepo giderleri için 5.3000,00 euro, emtia için 223.960,00 euro, ithalat gideri için 11.198,00 euro olmak üzere toplam 235.185,00 euro+KDV üzerinden anlaşma sağlandığını, proforma faturada, fatura tarihindeki merkez bankası efektif kurunun esas alınacağı, teslimin partiler halinde yapılacağı ve teslim yerinin şantiyede araç üstü olacağı, ödemenin teslimde yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin teslim sırasında oluşan sözleşme bedeli ile diğer giderleri ödediğini, davacının bakiye alacak gösterdiği miktarın sözleşme ile belirlenen shipment cost bedelini ve ithalat giderini fazla istemesinden ve yanlış alınan kurdan kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından proforma fatura ile teklif edilen miktarın davalı tarafça fatura imzalanmak suretiyle kabul edilerek sözleşme ilişkisinin başladığı, faturada ürün bedelleri nakliye ve antrepo giderleri, ithalat gider vergisi ve KDV'nin ayrı ayrı gösterilerek toplam sözleşme bedelinin 270.486,44 euro olarak belirlendiği, taraflarca faturanın kabul edilmesi nedeniyle faturanın sözleşme niteliğinde olduğu, davacı tarafça değişik tarihlerde satım konusu emtianın davalıya teslim edildiği, proforma faturada teslimin partiler halinde yapılacağı, teslim yerinin davalının şantiyesi olacağı, ödemelerin her parti malın teslimi tarihinde nakit olarak yapılacağı ve döviz kurunun fatura tarihindeki merkez bankası efektif döviz satış kuru olacağının düzenlendiği, davalının ödemelerini sözleşmede belirlenen bedel üzerinden yaptığı, davacının da özellikle giderler yönünden faturada belirlenen bedelleri talep etmesi gerektiği, bilirkişi raporunda davalı tarafından yapılan ödemelerin sözleşmeye uygun olduğu, davacının özellikle shipment cost bedelini sözleşmeye aykırı şekilde faturalandırdığı, sözleşmede tarafların 5.300,00 euro bedel öngörmesine rağmen her fatura için ayrı ayrı fazladan shipment cost bedeli ve ithalat giderinin faturalandırıldığı, oluşan farkın bu iki kalemden kaynaklandığı ve sözleşme kapsamında davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında sözleşme olarak kabul edilebilecek nitelikte her iki tarafça yazıya dökülüp imzalanmış bir evrak bulunmadığını, üzerinde kimin parafı olduğu bilinmeyen bir kağıt çıktısının delil olarak mahkemeye kabul ettirildiğini, proforma faturanın müvekkili şirket yetkilisince imzalanmadığını, bu faturanın teklif niteliğinde olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin sürekli sözlü mutabakatlarla revize edildiğini, bunlara göre ithalat, nakliye ve teslimatlar yapılarak maliyetlerin faturalandırıldığını, davalının malların hepsi teslim edilene kadar itiraz etmediğini, yıl sonu mutabakatlarında dahi herhangi bir itirazi kayıt konulmadığını, fatura bedellerinin itirazsız tahsil olunduğunu, davalının proforma faturada yazılanın üzerinde siparişleri ve teslim aldığı malları müvekkili şirkete iade etmediğini, proforma fatura delil olarak kabul edilse dahi bu faturada yazılı olan ürün adetinden fazlasının davalı şirkete teslim edilip faturalandırıldığını, bu durumun bilirkişi raporlarında sabit olduğunu, alış verişteki bu artışın tüm giderleri aynı nispette artırdığını, buna shipment coastın da dahil olduğunu, ürün birim fiyatı ile adetin çarpımı şeklinde artan fatura bedelinin de yükseldiğini, uzun bir sürece yayılan ve taraflar arasında BA-BS formları ile karşılıklı olarak mutabık kalınan bir ticari ilişkide, itirazın ticari ilişkinin sonrasında yapılması, burada yazılı bir sözleşmenin olmadığına ve değişen şartlar ve maliyetlere göre sözlü anlaşmalar yapılarak mutabık kalındığına karine olarak kabul edilmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesinin aksi yönde tespitlerinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile proforma faturada davacı tarafından davalıya satılacak ürün adedi toplamı 16.400 adet olduğu halde davacı tarafından davalı adına kesilen ve irsaliye ile teslim edilen fatura içeriği ürün adedinin 16.795 adet olduğu, buna göre proforma fatura içeriğinden fazla miktarda mal satıldığı, proforma faturada ödeme şeklinin her parti mal tesliminde teslim edilen miktarın karşılığı nakit olarak ödeneceği düzenlendiği halde somut olayda davalı tarafından ödemelere ait sunulan ödeme dekontlarına göre ödemelerin mal tesliminde hemen yapılmayıp teslim tarihlerinden çok sonra banka havalesiyle yapıldığı, ayrıca davacı tarafından düzenlenen faturaların ve irsaliyelerin herhangi bir çekince konulmadan davalı tarafından kabul edilip ticari defterlerine işlendiği, ek bilirkişi raporunda belirtildiği üzere Eylül 2014, Ocak 2015, Şubat 2015 dönemlerinin faturalarına ilişkin davalı tarafından düzenlenen BA-BS mutabakat formunun davacı şirkete gönderildiği, bu tesbitlere göre somut olayda, başlangıçta proforme faturanın taraflarca uygulandığı, sonradan fiili uygulama ile revize edildiği ve davalı tarafça da ihtirazi kayıt koyulmadan faturalanın kabul edildiği, davalı herhangi bir çekince koymadan kabul ettiği faturaları ticari defterlerine işledikten sonra itiraz süresi geçtikten ve taraflar arasındaki satış sona erdikten sonra 24.07.2015 tarihli, fiyat farkı açıklamalı ve 94.310,87 TL iade faturası düzenleyerek davacıya gönderdiği, davacının da bu faturayı iade ettiği, ayrıca davalı defterlerinde kayıtlı olup davacı defterlerinde kayıtlı olmayan kur farkı geliri açıklamalı 775,49 TL tutarlı kaydın dayanağının olmadığı, bu tesbitlere göre davalının kendi ticari defter kayıtlarında gözüküp davacı ticari defter ve kayıtlarında yer almayan toplam 95.086,35 TL'lik davacı alacağından düşülen kaydın dosya kapsamına uygun olmadığı, davacının davalıdan 95.086,35 TL alacaklı olduğu, davacının icra takibinden önce davalıyı temerrüde düşürmediği, işlemiş faiz şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, Bakırköy 11. İcra Müdürlüğünün 2016/8472 sayılı icra dosyasına davalı itirazının kısmen iptaline, takibin 95.086,35 TL asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yıllık %10,5 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen miktar yönünden şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilişkinin proforma faturada belirlenen şartlarla kurulan sözleşme olduğunu, müvekkilinin ek sipariş vermesinin proforma faturanın sözleşme niteliğini ortadan kaldırmadığını, ilave siparişlerin proforma faturaya tabi olduğunu, yeni bir sözleşme imzalanmadığını, proforma faturada ek sipariş verilemeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığını, bu halde ek sipariş yönünden piyasa rayicinin esas alınmasının gerektiğini, ödemelerin gecikmesinin de proforma faturanın sözleşme niteliğini ortadan kaldırmadığını, zira proforma faturada geç ödeme halinin de düzenlendiğini, proforma faturanın 395 adet ek sipariş yönünden sözleşme niteliğinde olmadığının kabulü halinde dahi sadece bu miktar için hesap yapılması gerektiğini, ancak istinaf mahkemesince davacının talebi olduğu gibi kabul edilerek proforma fatura yok sayılarak 16.795 ürünün tamamı için nakliye, antrepo, ithalat giderleri ve kur farkının hesaplandığını, sözleşme miktarı 16.400 adet ürün karşılığı toplam 277.486,44 euroyu aşan miktar ve bedel ile ilgilil hesaplama yapılarak sonuca varılması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bakiye fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6795 E. 2010/12877 K.
Ortak:fatura
İncelediğiniz kararda… ak süreç içinde proforma faturada talep edilen ürün miktarlarının her kalemde artış gösterdiğini yani davalı şirkete proforma faturada belirlenenden daha fazla ürün «teslim» edildiğini, bu ürün artışıyla nakliye ve ithalat bedelleri ile kur artışları gibi ürün dışı giderler neticesinde davalının belirttiği bedelin üstünde faturaların ortaya çıktığını, tüm bunların davalı ile «mutabakat» ile gerçekleştiğini, davalının «faturalara itiraz» etmediğini, davacını toplamda 887.612,29 TL tutarında «fatura» kestiğini, davalının ise 792.525,93 TL ödeme yaptığını, bakiye 95.086,35 TL'nin ödenmediğini ileri sürerek «cari hesap ekstresindeki» alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının itirazının iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki «satım sözleşmesi» ilişkisinde müvekkilinin inşaatında kullanacağı bir kısım emtiayı davalıdan satın aldığını, bu kapsamda davacı tarafından düzenlenen 16.08.2014 tarihli «proforma fatura» ile fiyat ve şartların teklif edildiğini, müvekkilinin de faturayı imzalayarak belirtilen şartlarda satımı kabul ettiğini, faturada "Shipment Cost" denilen nakliye ve antrepo giderleri için 5.3000,00 euro, emtia için 223.960,00 euro, ithalat gideri için 11.198,00 euro olmak üzere toplam 235.185,00 euro+KDV üzerinden anlaşma sağlandığını, proforma faturada, fatura tarihindeki merkez bankası efektif kurunun esas alınacağı, «teslimin» partiler halinde yapılacağı ve teslim yerinin şantiyede araç üstü olacağı, ödemenin teslimde yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin teslim sırasında oluşa …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından «proforma fatura» ile teklif edilen miktarın davalı tarafça fatura imzalanmak suretiyle kabul edilerek sözleşme ilişkisinin başladığı, faturada ürün bedelleri nakliye ve antrepo giderleri, ithalat gider vergisi ve KDV'nin ayrı ayrı gösterilerek toplam sözleşme bedelinin 270.486,44 euro olarak belirlendiği, taraflarca faturanın kabul edilmesi nedeniyle faturanın sözleşme niteliğinde olduğu, davacı tarafça değişik tarihlerde satım konusu emtianın davalıya «teslim» edildiği, proforma faturada teslimin partiler halinde yapılacağı, teslim yerinin davalının şantiyesi olacağı, ödemelerin her parti malın teslimi tarihinde nakit olarak yapılacağı ve döviz kurunun fatura tarihindeki merkez bankası efektif döviz satış kuru olacağının düzenlendiği, davalının ödemelerini sözleşmede belirlenen bedel üzerinden yaptığı, davacının da özellikle giderler yönünden faturada belirlenen bedelleri talep etmesi gerektiği, bilirkişi raporunda davalı tarafından yapılan ödemelerin sözleşmeye uygun olduğu, davacının özellikle shipment cost bedelini sözleşmeye aykırı şekilde faturalandırdığı, sözleşmede tarafların 5.300,00 euro bedel öngörmesine rağmen her fatura için ayrı ayrı fazladan shipment cost bedeli ve ithalat giderinin faturalandırıldığı, oluşan farkın bu iki kalemden kaynaklandığı ve sözleşme kapsamında davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, «gümrük beyannamesi» verebilmesi için kendisine davacı tarafından orijinal «fatura» ile birlikte proforma faturanın da verildiği, orijinal faturada yer alan bedelin proforma faturasında yazılı miktardan düşük olmasının vergi «kaybına» neden olduğu, Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu beyanının verilmesinde ise davalının «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 35.127 TL'nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:gümrük beyannamesi · tacirler arası hizmet sözleşmesi · ba beyannamesi · tacirler arası dava · rücuen tazminat · hizmet sözleşmesi · kâr kaybı · tacir
Benzer bu karardaDava, «tacirler arası hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup dosya içeriğinden, davacı şirkete kesilen vergi cezalarının , ithalatı yapılan malların satış faturası ile proforma faturalarında yer alan bedelleri arasındaki farktan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, «gümrük beyannamesi» verebilmesi için kendisine davacı tarafından orijinal «fatura» ile birlikte proforma faturanın da verildiği, orijinal faturada yer alan bedelin proforma faturasında yazılı miktardan düşük olmasının vergi «kaybına» neden olduğu, Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu beyanının verilmesinde ise davalının «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 35.127 TL'nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı şirketin, gümrük idaresince yapılan bu uygulamanın, kanuna aykırılığını iddia edip proforma faturaların, «gümrük beyannamesine» esas alınamayacağına dair sunduğu Danıştay kararı da göz önüne alındığında, davacının öncelikle, idari yargı yoluna başvurarak, ilgili vergi cezasına ilişkin karar …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4470 E. 2013/6047 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:acente · reeskont faizi · marka hakkına tecavüz · maddi ve manevi tazminat · maddi tazminat · eksik inceleme
Benzer bu kararda… anmak suretiyle tecavüz ettiği, birleşen davada davalının hizmet markasını kullanımının devam ettiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının davacının «marka hakkına tecavüzünün» durdurulmasına ve yasaklanmasına, 1.086,71 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
… kırı bir yön bulunmamasına göre, davalı birleşen dosya davacısı vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Asıl dava, «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi, «maddi, manevi tazminat» ve itibar tazminatının davalıdan tahsiline, birleşen dava ise davacıya ait markanın kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, davalının, müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış ve 1.000 TL «maddi tazminat», ....000 TL manevi tazminat ve ....000 TL itibar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulü ile 1.086,71 TL maddi tazminat hüküm altına alınmıştır.
Buna karşın davacının «maddi tazminat» istemi yukarıda da değinildiği üzere 1.000 TL’den ibaret olup mahkemece maddi tazminat istemi yönünden talep aşılarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. ...- Öte yandan, davalı birleşen dosya davacısı tarafından, davacı birleşen dosya davalısı hakkında açılan kullanmama nedenine dayalı hükümsüzlük davasına konu markanın “ithalat, ihracat, «acente» hizmetleri” yönünden de tescilli olduğu, buna karşın mahkemece yapılan inceleme ve değerlendirmede bu hususa yer verilmediği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/663 E. 2023/3397 K.
Ortak:proforma fatura · ticari defter kayıtları · kaldırma ve yeniden hüküm · ticari defter · fatura · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · İtirazın iptali
İncelediğiniz kararda… ı belirtilen kararı ile proforma faturada davacı tarafından davalıya satılacak ürün adedi toplamı 16.400 adet olduğu halde davacı tarafından davalı adına kesilen ve «irsaliye» ile «teslim» edilen «fatura» içeriği ürün adedinin 16.795 adet olduğu, buna göre «proforma fatura» içeriğinden fazla miktarda mal satıldığı, proforma faturada ödeme şeklinin her parti mal tesliminde teslim edilen miktarın karşılığı nakit olarak ödeneceği düzenlendiği halde somut olayda davalı tarafından ödemelere ait sunulan ödeme dekontlarına göre ödemelerin mal tesliminde hemen yapılmayıp teslim tarihlerinden çok sonra banka havalesiyle yapıldığı, ayrıca davacı tarafından düzenlenen faturaların ve irsaliyelerin herhangi bir çekince konulmadan davalı tarafından kabul edilip «ticari defterlerine» işlendiği, ek bilirkişi raporunda belirtildiği üzere Eylül 2014, Ocak 2015, Şubat 2015 dönemlerinin faturalarına ilişkin davalı tarafından düzenlenen BA-BS «mutabakat» formunun davacı şirkete gönderildiği, bu tesbitlere göre somut olayda, başlangıçta proforme faturanın taraflarca uygulandığı, sonradan fiili uygulama ile revize edildiği ve davalı tarafça da «ihtirazi kayıt» koyulmadan faturalanın kabul edildiği, davalı herhangi bir çekince koymadan kabul ettiği faturaları ticari defterlerine işledikten sonra «itiraz süresi» geçtikten ve taraflar arasındaki satış sona erdikten sonra 24.07.2015 tarihli, fiyat farkı açıklamalı ve 94.310,87 TL «iade faturası» düzenleyerek davacıya gönderdiği, davacının da bu faturayı iade ettiği, ayrıca davalı defterlerinde kayıtlı olup davacı defterlerinde kayıtlı olmayan «kur farkı» geliri açıklamalı 775,49 TL tutarlı «kaydın» dayanağının olmadığı, bu tesbitlere göre davalının kendi «ticari defter kayıtlarında» gözüküp davacı ticari defter ve kayıtlarında yer almayan toplam 95.086,35 TL'lik davacı alacağından düşülen kaydın dosya kapsamına uygun olmadığı, davacının davalıdan 95.086,35 TL alacaklı olduğu, davacının icra takibinden önce davalıyı «temerrüde» düşürmediği, «işlemiş faiz» şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, Bakırköy 11.
… ak süreç içinde proforma faturada talep edilen ürün miktarlarının her kalemde artış gösterdiğini yani davalı şirkete proforma faturada belirlenenden daha fazla ürün «teslim» edildiğini, bu ürün artışıyla nakliye ve ithalat bedelleri ile kur artışları gibi ürün dışı giderler neticesinde davalının belirttiği bedelin üstünde faturaların ortaya çıktığını, tüm bunların davalı ile «mutabakat» ile gerçekleştiğini, davalının «faturalara itiraz» etmediğini, davacını toplamda 887.612,29 TL tutarında «fatura» kestiğini, davalının ise 792.525,93 TL ödeme yaptığını, bakiye 95.086,35 TL'nin ödenmediğini ileri sürerek «cari hesap ekstresindeki» alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının itirazının iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki «satım sözleşmesi» ilişkisinde müvekkilinin inşaatında kullanacağı bir kısım emtiayı davalıdan satın aldığını, bu kapsamda davacı tarafından düzenlenen 16.08.2014 tarihli «proforma fatura» ile fiyat ve şartların teklif edildiğini, müvekkilinin de faturayı imzalayarak belirtilen şartlarda satımı kabul ettiğini, faturada "Shipment Cost" denilen nakliye ve antrepo giderleri için 5.3000,00 euro, emtia için 223.960,00 euro, ithalat gideri için 11.198,00 euro olmak üzere toplam 235.185,00 euro+KDV üzerinden anlaşma sağlandığını, proforma faturada, fatura tarihindeki merkez bankası efektif kurunun esas alınacağı, «teslimin» partiler halinde yapılacağı ve teslim yerinin şantiyede araç üstü olacağı, ödemenin teslimde yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin teslim sırasında oluşa …
Benzer bu kararda… nda davalı tarafından verilen siparişler nedeniyle proforma faturalar düzenlendiğini, 10.03.2017 tarih ve 21.099,82 euro tutarlı "Tanita Tikaram" lenslerine ilişkin «proforma fatura» bedelinden 10.099,82 euro bakiye tutarın ödenmediğini, 09.09.2017 tarih ve 23.850,00 euro tutarlı "Mina Mia" lenslerine ilişkin proforma fatura bedelinin de ödenmediğini, Clisol Solüsyonları için verilmiş siparişi de hazır ederek 03.03.2017 tarihli 29.850,00 euro tutarlı proforma faturayı davalıya ilettiğini, davalı tarafça hiçbir sebep gösterilmeden tek taraflı olarak sipariş iptal edildiğinden müvekkilinin üretici firmalara karşı itibarının zedelendiğini ve zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davalının takibe itirazının iptaline, takibin aynen devamına, takip talebinde belirtildiği şekli ile euro cinsinden gösterilen «asıl alacak» kalemlerine takip tarihinden itibaren kamu bankalarınca bir yıl vadeli euro mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile tahsil tarihindeki Türk Lirası karşılığının tahsili ile Türk Lirası cinsi asıl alacak kalemlerine ise takip tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte tahsiline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… rarı ile taraflar arasında 01.08.2015 tarihli Özel Marka Üretim Sözleşmesi ile ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından davalı için üretilen 10.03.2017 tarihli «fatura» konusu ürünlerin davalıya «teslim» edildiği, takip konusu bedelden 10.099,82 euro'nun bu faturadan kaynaklandığı, davalı tarafından her ne kadar bu faturaya ilişkin ürünlerde «ayıp» olduğu iddia edilmiş ise dava açıldıktan sonra ayıbın davalı tarafından ispatlanması gerektiği halde herhangi bir delil sunulmadığı bakiye fatura miktarı olan bu miktardan sorumlu bulunduğu, takip konusu yapılan 09.09.2017 tarihli 23.850,00 euro tutarlı fatura yönünden üretimin davacı tarafından gerçekleştirildiği ve davalıya teslime hazır hale getirildiği, dosyada bulunan mail yazışmalarından davalı şirket tarafından davacı şirkete gönderilen yazışmada teslim edilen ürün fatura bakiyesi ve teslim edilmeyen Mina Mia kontak lensleri fatura tutarı toplamı 33.950,00 euro'nun ödeneceğinin de bildirildiği, davacının sair taleplerinin «yargılama gideri» olmadığı, davacının kendi insiyatifi ile yapmış olduğu giderler olup kendisi tarafından katlanılması gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davacı elinde bulunan «proforma fatura» konusu ürünlerin davalıya teslimi şartı ile davalının takibe itirazının 33.949,82 euro «asıl alacak» üzerinden iptali ile takibin devamına, takip tarihinden itibaren bu döviz cinsine kamu bankalarının bir yıllık mevduata uyguladığı en yüksek faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının şartları bulunmayan «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 10.03.2017 ve 09.09.2017 tarihli «proforma fatura» alacakları ve sair giderlerin icra takibine konu edildiği, 10.03.2017 proforma faturada yer alan ürünler yönünden süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığından ayıba yönelik savunma sebeplerinin dinlenilmesinin mümkün olmadığı, 10.099,82 euro bakiye borçtan davalının sorumlu olduğu, 09.09.2017 tarihli proforma faturadaki emtianın ise davalı tarafından kabul edilmediği, proforma fatura şeklinde düzenlenen faturanın icap niteliğinde olduğu, ancak davalı tarafından kabul edildiğinin ispatlanmadığı, davacının 09.09.2017 tarihli proforma fatura yönünden borçluyu takip hakkının bulunmadığı gerekçesiyle her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak, davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine, davanın kısmen kabulü ile takibe itirazın kısmen iptaliyle 10.099,82 euro alacağın, icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak «temerrüt faizi» ile birlikte, tahsil tarihindeki Merkez bankası efektif satış kuru TL karşılığının tahsili için takibin devamına; fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, davacı yararına kabul edilen miktarın takdiren %20'si oranında hesaplanmış olan 10.520,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödemezlik defi · ayıp ihbarı · ayıp · depo kararı · ihbar · temerrüt faizi · yargılama gideri · dosya masrafı
Benzer bu karardaDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya özel üretim yapıldığını, ancak davalı tarafından «fatura» bedellerinin ödenmediğini, «ayıp ihbarı» yada «ödemezlik definin» de ileri sürülmediğini, üretilen malların «depoda» beklediğini, başkasına satılamayacağını, davalıyla görüşme yapmak üzere şirket yetkililerinin İstanbul'a geldiğini ve seyahat ve konaklama «masrafı» yaptıklarını, ayrıca hukuki yardım aldığına dair avukatlık serbest meslek makbuzu aldığını, bu kapsamda tüm zararlarının karşılanması gerektiğini beyan ederek kara …
… rarı ile taraflar arasında 01.08.2015 tarihli Özel Marka Üretim Sözleşmesi ile ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından davalı için üretilen 10.03.2017 tarihli «fatura» konusu ürünlerin davalıya «teslim» edildiği, takip konusu bedelden 10.099,82 euro'nun bu faturadan kaynaklandığı, davalı tarafından her ne kadar bu faturaya ilişkin ürünlerde «ayıp» olduğu iddia edilmiş ise dava açıldıktan sonra ayıbın davalı tarafından ispatlanması gerektiği halde herhangi bir delil sunulmadığı bakiye fatura miktarı olan bu miktardan sorumlu bulunduğu, takip konusu yapılan 09.09.2017 tarihli 23.850,00 euro tutarlı fatura yönünden üretimin davacı tarafından gerçekleştirildiği ve davalıya teslime hazır hale getirildiği, dosyada bulunan mail yazışmalarından davalı şirket tarafından davacı şirkete gönderilen yazışmada teslim edilen ürün fatura bakiyesi ve teslim edilmeyen Mina Mia kontak lensleri fatura tutarı toplamı 33.950,00 euro'nun ödeneceğinin de bildirildiği, davacının sair taleplerinin «yargılama gideri» olmadığı, davacının kendi insiyatifi ile yapmış olduğu giderler olup kendisi tarafından katlanılması gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davacı elinde bulunan «proforma fatura» konusu ürünlerin davalıya teslimi şartı ile davalının takibe itirazının 33.949,82 euro «asıl alacak» üzerinden iptali ile takibin devamına, takip tarihinden itibaren bu döviz cinsine kamu bankalarının bir yıllık mevduata uyguladığı en yüksek faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının şartları bulunmayan «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 10.03.2017 ve 09.09.2017 tarihli «proforma fatura» alacakları ve sair giderlerin icra takibine konu edildiği, 10.03.2017 proforma faturada yer alan ürünler yönünden süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığından ayıba yönelik savunma sebeplerinin dinlenilmesinin mümkün olmadığı, 10.099,82 euro bakiye borçtan davalının sorumlu olduğu, 09.09.2017 tarihli proforma faturadaki emtianın ise davalı tarafından kabul edilmediği, proforma fatura şeklinde düzenlenen faturanın icap niteliğinde olduğu, ancak davalı tarafından kabul edildiğinin ispatlanmadığı, davacının 09.09.2017 tarihli proforma fatura yönünden borçluyu takip hakkının bulunmadığı gerekçesiyle her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak, davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine, davanın kısmen kabulü ile takibe itirazın kısmen iptaliyle 10.099,82 euro alacağın, icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak «temerrüt faizi» ile birlikte, tahsil tarihindeki Merkez bankası efektif satış kuru TL karşılığının tahsili için takibin devamına; fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, davacı yararına kabul edilen miktarın takdiren %20'si oranında hesaplanmış olan 10.520,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının mail yazışmaları ile ödeme yapacağını bildirdiğini ancak yapmadığını, «ayıp» ihbarında da bulunmadığını, üretimlerin davalı için yapıldığını ve üçüncü kişilere satılamayacağını, görüşme için şirket yetkililerinin İstanbul'a gelmek zorunda kaldıklarını, bu «masrafları» da talep etme hakkının olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2919 E. 2012/9098 K.
Ortak:fatura
İncelediğiniz kararda… ak süreç içinde proforma faturada talep edilen ürün miktarlarının her kalemde artış gösterdiğini yani davalı şirkete proforma faturada belirlenenden daha fazla ürün «teslim» edildiğini, bu ürün artışıyla nakliye ve ithalat bedelleri ile kur artışları gibi ürün dışı giderler neticesinde davalının belirttiği bedelin üstünde faturaların ortaya çıktığını, tüm bunların davalı ile «mutabakat» ile gerçekleştiğini, davalının «faturalara itiraz» etmediğini, davacını toplamda 887.612,29 TL tutarında «fatura» kestiğini, davalının ise 792.525,93 TL ödeme yaptığını, bakiye 95.086,35 TL'nin ödenmediğini ileri sürerek «cari hesap ekstresindeki» alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının itirazının iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki «satım sözleşmesi» ilişkisinde müvekkilinin inşaatında kullanacağı bir kısım emtiayı davalıdan satın aldığını, bu kapsamda davacı tarafından düzenlenen 16.08.2014 tarihli «proforma fatura» ile fiyat ve şartların teklif edildiğini, müvekkilinin de faturayı imzalayarak belirtilen şartlarda satımı kabul ettiğini, faturada "Shipment Cost" denilen nakliye ve antrepo giderleri için 5.3000,00 euro, emtia için 223.960,00 euro, ithalat gideri için 11.198,00 euro olmak üzere toplam 235.185,00 euro+KDV üzerinden anlaşma sağlandığını, proforma faturada, fatura tarihindeki merkez bankası efektif kurunun esas alınacağı, «teslimin» partiler halinde yapılacağı ve teslim yerinin şantiyede araç üstü olacağı, ödemenin teslimde yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin teslim sırasında oluşa …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından «proforma fatura» ile teklif edilen miktarın davalı tarafça fatura imzalanmak suretiyle kabul edilerek sözleşme ilişkisinin başladığı, faturada ürün bedelleri nakliye ve antrepo giderleri, ithalat gider vergisi ve KDV'nin ayrı ayrı gösterilerek toplam sözleşme bedelinin 270.486,44 euro olarak belirlendiği, taraflarca faturanın kabul edilmesi nedeniyle faturanın sözleşme niteliğinde olduğu, davacı tarafça değişik tarihlerde satım konusu emtianın davalıya «teslim» edildiği, proforma faturada teslimin partiler halinde yapılacağı, teslim yerinin davalının şantiyesi olacağı, ödemelerin her parti malın teslimi tarihinde nakit olarak yapılacağı ve döviz kurunun fatura tarihindeki merkez bankası efektif döviz satış kuru olacağının düzenlendiği, davalının ödemelerini sözleşmede belirlenen bedel üzerinden yaptığı, davacının da özellikle giderler yönünden faturada belirlenen bedelleri talep etmesi gerektiği, bilirkişi raporunda davalı tarafından yapılan ödemelerin sözleşmeye uygun olduğu, davacının özellikle shipment cost bedelini sözleşmeye aykırı şekilde faturalandırdığı, sözleşmede tarafların 5.300,00 euro bedel öngörmesine rağmen her fatura için ayrı ayrı fazladan shipment cost bedeli ve ithalat giderinin faturalandırıldığı, oluşan farkın bu iki kalemden kaynaklandığı ve sözleşme kapsamında davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ın gönderildiği, proforma faturanın ön bilgi veya teklif amaçlı bir belge niteliği taşıdığı, davacı şirket tarafından bu proforma faturaya istinaden swift mesajında «fatura» numarası ve tutarının da yazıldığı ve gönderilen tutarın ihracat bedeli olduğu, dava dışı ihracatçı şirket tarafından bunun ihracat bedeli olmadığı ve sehven o şekilde yazıldığı ileri sürülmüş ise de bu beyanın hem swift mesajı ile uyumlu olmadığı, hem de bankanın yapacağı değerlendirme ile bu bedelin niteliğini tespit etmesine mani olmadığı, esasen böyle bir bedelin ancak ihracatçı tarafından döviz beyan tutanağının «ibrazı» ile ödenmesi gerektiği, döviz beyan tutanağı olmaksızın 50.000,00 USD'yi aşan bir ihracat bedelinin bir başka hesaba aktarılmasının kanuni düzenlemelere aykırılık …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu kararda… ın gönderildiği, proforma faturanın ön bilgi veya teklif amaçlı bir belge niteliği taşıdığı, davacı şirket tarafından bu proforma faturaya istinaden swift mesajında «fatura» numarası ve tutarının da yazıldığı ve gönderilen tutarın ihracat bedeli olduğu, dava dışı ihracatçı şirket tarafından bunun ihracat bedeli olmadığı ve sehven o şekilde yazıldığı ileri sürülmüş ise de bu beyanın hem swift mesajı ile uyumlu olmadığı, hem de bankanın yapacağı değerlendirme ile bu bedelin niteliğini tespit etmesine mani olmadığı, esasen böyle bir bedelin ancak ihracatçı tarafından döviz beyan tutanağının «ibrazı» ile ödenmesi gerektiği, döviz beyan tutanağı olmaksızın 50.000,00 USD'yi aşan bir ihracat bedelinin bir başka hesaba aktarılmasının kanuni düzenlemelere aykırılık …
Davalı taraf «bozma sonrası» alınan rapora karşı özel bilgiye ilişkin olarak ciddi itirazlar ileri sürmüştür.
Bu durumda, mahkemece davalının itirazlarının karşılanması için bilirkişilerden ek rapor alınarak neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/868 E. , 2023/4320 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2229 Esas, 2021/1562 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/18 E., 2019/805 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari iş ilişki olduğunu, taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme olmadığını, başlangıçtaki proforma faturanın çerçeve bir sözleşme olduğunu ancak süreç içinde proforma faturada talep edilen ürün miktarlarının her kalemde artış gösterdiğini yani davalı şirkete proforma faturada belirlenenden daha fazla ürün teslim edildiğini, bu ürün artışıyla nakliye ve ithalat bedelleri ile kur artışları gibi ürün dışı giderler neticesinde davalının belirttiği bedelin üstünde faturaların ortaya çıktığını, tüm bunların davalı ile mutabakat ile gerçekleştiğini, davalının faturalara itiraz etmediğini, davacını toplamda 887.612,29 TL tutarında fatura kestiğini, davalının ise 792.525,93 TL ödeme yaptığını, bakiye 95.086,35 TL'nin ödenmediğini ileri sürerek cari hesap ekstresindeki alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinde müvekkilinin inşaatında kullanacağı bir kısım emtiayı davalıdan satın aldığını, bu kapsamda davacı tarafından düzenlenen 16.08.2014 tarihli proforma fatura ile fiyat ve şartların teklif edildiğini, müvekkilinin de faturayı imzalayarak belirtilen şartlarda satımı kabul ettiğini, faturada "Shipment Cost" denilen nakliye ve antrepo giderleri için 5.3000,00 euro, emtia için 223.960,00 euro, ithalat gideri için 11.198,00 euro olmak üzere toplam 235.185,00 euro+KDV üzerinden anlaşma sağlandığını, proforma faturada, fatura tarihindeki merkez bankası efektif kurunun esas alınacağı, teslimin partiler halinde yapılacağı ve teslim yerinin şantiyede araç üstü olacağı, ödemenin teslimde yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin teslim sırasında oluşan sözleşme bedeli ile diğer giderleri ödediğini, davacının bakiye alacak gösterdiği miktarın sözleşme ile belirlenen shipment cost bedelini ve ithalat giderini fazla istemesinden ve yanlış alınan kurdan kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından proforma fatura ile teklif edilen miktarın davalı tarafça fatura imzalanmak suretiyle kabul edilerek sözleşme ilişkisinin başladığı, faturada ürün bedelleri nakliye ve antrepo giderleri, ithalat gider vergisi ve KDV'nin ayrı ayrı gösterilerek toplam sözleşme bedelinin 270.486,44 euro olarak belirlendiği, taraflarca faturanın kabul edilmesi nedeniyle faturanın sözleşme niteliğinde olduğu, davacı tarafça değişik tarihlerde satım konusu emtianın davalıya teslim edildiği, proforma faturada teslimin partiler halinde yapılacağı, teslim yerinin davalının şantiyesi olacağı, ödemelerin her parti malın teslimi tarihinde nakit olarak yapılacağı ve döviz kurunun fatura tarihindeki merkez bankası efektif döviz satış kuru olacağının düzenlendiği, davalının ödemelerini sözleşmede belirlenen bedel üzerinden yaptığı, davacının da özellikle giderler yönünden faturada belirlenen bedelleri talep etmesi gerektiği, bilirkişi raporunda davalı tarafından yapılan ödemelerin sözleşmeye uygun olduğu, davacının özellikle shipment cost bedelini sözleşmeye aykırı şekilde faturalandırdığı, sözleşmede tarafların 5.300,00 euro bedel öngörmesine rağmen her fatura için ayrı ayrı fazladan shipment cost bedeli ve ithalat giderinin faturalandırıldığı, oluşan farkın bu iki kalemden kaynaklandığı ve sözleşme kapsamında davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında sözleşme olarak kabul edilebilecek nitelikte her iki tarafça yazıya dökülüp imzalanmış bir evrak bulunmadığını, üzerinde kimin parafı olduğu bilinmeyen bir kağıt çıktısının delil olarak mahkemeye kabul ettirildiğini, proforma faturanın müvekkili şirket yetkilisince imzalanmadığını, bu faturanın teklif niteliğinde olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin sürekli sözlü mutabakatlarla revize edildiğini, bunlara göre ithalat, nakliye ve teslimatlar yapılarak maliyetlerin faturalandırıldığını, davalının malların hepsi teslim edilene kadar itiraz etmediğini, yıl sonu mutabakatlarında dahi herhangi bir itirazi kayıt konulmadığını, fatura bedellerinin itirazsız tahsil olunduğunu, davalının proforma faturada yazılanın üzerinde siparişleri ve teslim aldığı malları müvekkili şirkete iade etmediğini, proforma fatura delil olarak kabul edilse dahi bu faturada yazılı olan ürün adetinden fazlasının davalı şirkete teslim edilip faturalandırıldığını, bu durumun bilirkişi raporlarında sabit olduğunu, alış verişteki bu artışın tüm giderleri aynı nispette artırdığını, buna shipment coastın da dahil olduğunu, ürün birim fiyatı ile adetin çarpımı şeklinde artan fatura bedelinin de yükseldiğini, uzun bir sürece yayılan ve taraflar arasında BA-BS formları ile karşılıklı olarak mutabık kalınan bir ticari ilişkide, itirazın ticari ilişkinin sonrasında yapılması, burada yazılı bir sözleşmenin olmadığına ve değişen şartlar ve maliyetlere göre sözlü anlaşmalar yapılarak mutabık kalındığına karine olarak kabul edilmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesinin aksi yönde tespitlerinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile proforma faturada davacı tarafından davalıya satılacak ürün adedi toplamı 16.400 adet olduğu halde davacı tarafından davalı adına kesilen ve irsaliye ile teslim edilen fatura içeriği ürün adedinin 16.795 adet olduğu, buna göre proforma fatura içeriğinden fazla miktarda mal satıldığı, proforma faturada ödeme şeklinin her parti mal tesliminde teslim edilen miktarın karşılığı nakit olarak ödeneceği düzenlendiği halde somut olayda davalı tarafından ödemelere ait sunulan ödeme dekontlarına göre ödemelerin mal tesliminde hemen yapılmayıp teslim tarihlerinden çok sonra banka havalesiyle yapıldığı, ayrıca davacı tarafından düzenlenen faturaların ve irsaliyelerin herhangi bir çekince konulmadan davalı tarafından kabul edilip ticari defterlerine işlendiği, ek bilirkişi raporunda belirtildiği üzere Eylül 2014, Ocak 2015, Şubat 2015 dönemlerinin faturalarına ilişkin davalı tarafından düzenlenen BA-BS mutabakat formunun davacı şirkete gönderildiği, bu tesbitlere göre somut olayda, başlangıçta proforme faturanın taraflarca uygulandığı, sonradan fiili uygulama ile revize edildiği ve davalı tarafça da ihtirazi kayıt koyulmadan faturalanın kabul edildiği, davalı herhangi bir çekince koymadan kabul ettiği faturaları ticari defterlerine işledikten sonra itiraz süresi geçtikten ve taraflar arasındaki satış sona erdikten sonra 24.07.2015 tarihli, fiyat farkı açıklamalı ve 94.310,87 TL iade faturası düzenleyerek davacıya gönderdiği, davacının da bu faturayı iade ettiği, ayrıca davalı defterlerinde kayıtlı olup davacı defterlerinde kayıtlı olmayan kur farkı geliri açıklamalı 775,49 TL tutarlı kaydın dayanağının olmadığı, bu tesbitlere göre davalının kendi ticari defter kayıtlarında gözüküp davacı ticari defter ve kayıtlarında yer almayan toplam 95.086,35 TL'lik davacı alacağından düşülen kaydın dosya kapsamına uygun olmadığı, davacının davalıdan 95.086,35 TL alacaklı olduğu, davacının icra takibinden önce davalıyı temerrüde düşürmediği, işlemiş faiz şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, Bakırköy 11.
İcra Müdürlüğünün 2016/8472 sayılı icra dosyasına davalı itirazının kısmen iptaline, takibin 95.086,35 TL asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yıllık %10,5 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen miktar yönünden şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilişkinin proforma faturada belirlenen şartlarla kurulan sözleşme olduğunu, müvekkilinin ek sipariş vermesinin proforma faturanın sözleşme niteliğini ortadan kaldırmadığını, ilave siparişlerin proforma faturaya tabi olduğunu, yeni bir sözleşme imzalanmadığını, proforma faturada ek sipariş verilemeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığını, bu halde ek sipariş yönünden piyasa rayicinin esas alınmasının gerektiğini, ödemelerin gecikmesinin de proforma faturanın sözleşme niteliğini ortadan kaldırmadığını, zira proforma faturada geç ödeme halinin de düzenlendiğini, proforma faturanın 395 adet ek sipariş yönünden sözleşme niteliğinde olmadığının kabulü halinde dahi sadece bu miktar için hesap yapılması gerektiğini, ancak istinaf mahkemesince davacının talebi olduğu gibi kabul edilerek proforma fatura yok sayılarak 16.795 ürünün tamamı için nakliye, antrepo, ithalat giderleri ve kur farkının hesaplandığını, sözleşme miktarı 16.400 adet ürün karşılığı toplam 277.486,44 euroyu aşan miktar ve bedel ile ilgilil hesaplama yapılarak sonuca varılması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bakiye fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/946970400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz