Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6384 E. 2023/1606 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dürüstlük ilkesi↗ akaryakıt bayilik sözleşmesi↗ ariyet↗ faturaya itiraz↗ yediemin↗ ihtirazi kayıt↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ yazılı delil↗ depo kararı↗ bayilik sözleşmesi↗ iyiniyet↗ vekâlet ücreti↗ ticari faiz↗ ihtiyati tedbir↗ dürüstlük kuralı↗ ispat yükü↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ protokol↗ ticari defter↗ yargılama gideri↗ geçersizlik↗ fatura↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/187 E., 2019/395 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ve ekinde bu sözleşme ile ilişkilendirilen protokol bulunduğunu, buna göre akaryakıt satışında İzmir rafineri fiyatlarının esas alınması gerekirken davalının Mersin rafineri fiyatlarını esas alarak fatura düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin payına düşen kâr miktarının eksik hesaplandığını, ayrıca 5 yıllık sözleşme sonunda ariyetlerin müvekkilinde kalacağına dair anlaşma varken protokolün bu maddesinin üzerinin davalı tarafça tek taraflı olarak çizildiğini ve davalının anlaşmaya aykırı davrandığını ileri sürerek şimdilik 50.000,00 TL'nin ihtarname tarihi olan 20.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, ariyet malzemenin mülkiyetinin müvekkiline aidiyetinin tespitini, bunun talepleri kabul görmez ise ariyet malzemenin bedeli olan 10.000,00 TL'nin sonradan bakiye harçları ikmal edilmek şartı ile artırılmak üzere ticari faizi ile beraber tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini, protokolün 3. 2. 2 nci maddesinde belirtilen ariyet ve demirbaş eşyaların dava sonuna kadar müvekkilin kullanımında kalması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; işbu davanın taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, protokol hükmünün sonradan çizildiği konusundaki iddianın gerçek dışı olduğunu, protokolün zaten bu şekilde imzalandığını, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 27 nci maddesinde ariyet konusu ürünlerin davacıya yediemin olarak bırakıldığı ve talep edildiği an müvekkiline iade edilmesi gerektiğinin de açıkça hüküm altına alındığını, davacının sözleşme süresince hiçbir itirazda bulunmayarak müvekkilinden mal alımına devam ettiğini, faturalara itiraz etmediğini ve ticari ilişkiyi ve fiyatları benimsediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen ve çekişmesiz olan bayilik sözleşmesi ve eki protokolün 3.2.3 üncü maddesi uyarınca İzmir Tüpraş depo satış fiyatlarının uygulanmasının gerektiğine dair anlaşmaya varıldığı, bayilik sözleşmesi ve eki protokolün 3.2.2. nci maddesi uyarınca taraflar arasında ariyete ilişkin 5 yıllık sözleşme sonunda ariyet olarak verilen demirbaşların davacı bayinin mülkiyetine geçeceği hususunun taraflarca serbest iradeleri ile kararlaştırıldığı, bu madde metninin paraflanmadan üzerinin çizildiği, bu haliyle çizilen maddenin kimin tarafından çizildiğinin anlaşılamaması karşısında hükmün geçerliliğinin devam ettiği, aksinin dürüstlük ilkesi ve hukukun genel ilkelerine aykırı olacağı gerekçesiyle davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tek taraflı değişiklik yapma hakkı bulunmakla beraber, davacı yan bu değişiklik yapma hakkını kabul ettiği gibi, müvekkilince yapılan uygulamaya sessiz kalarak zımnen benimsediği, ayrıca itiraz edilmeyen satış faturaları kesinleştiğini, 5 yıl boyunca da bu şekilde devam ettiğini, üstü çizilen bir hükmün çizeni belirli olmaması sebebiyle geçerli kılınmasının kabulü mümkün olmadığını, kararın gerekçesinin noksan olduğunu, protokolün işbu maddesinin son cümlesi üstü çizilmek sureti ile taraflarca imzalandığı, bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından, satış karşılığında kesilen faturalardan, protokolde kararlaştırılan birim fiyattan yüksek bedel uygulanarak fazla tahsilat yapılmış ise de, davacının bu faturaları ticari defterlerine kaydettiği, ihtirazi kayıt koymadan davalıya ödediği, faturalara 8 gün içerisinde itiraz etmediği, bu durumda davalıdan fazla ödemenin iadesini isteyemeyeceği, mahkemece, bu talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, ariyet konusu mallarla ilgili Protokolün 3. 2. 2 nci maddesindeki ''5 Yıllık sözleşme sonunda ariyet olarak verilen demirbaşlar bayinin mülkiyetine geçecektir.'' ibaresinin üzerinin bilgi ve rızaları dışında sonradan çizildiğini iddia eden davacı tarafça yazılı delil mahiyetindeki bu delilin aksinin aynı kuvvette yazılı delille ispatlanması gerektiği, çizilen yazının aynı yazıyla yazılıp bilgisayarda çizildiği, sonradan elle çizilmediği, çizilen kısmın hemen altında tarafların imzalarının olduğu, mevcut delil durumuna göre davacının iddiasını ispatlayamadığı, mahkemece ariyet olarak verilen demirbaşların mülkiyetinin davacıya ait olduğuna yönelik talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin bayilik sözleşmesini ve eki protokolü imzalayıp davalı tarafa gönderildiğini, davalının ise protokolün imzalı halini yaklaşık beş yıl sonra gönderdiğini, böylelikle ariyete ilişkin maddenin üzerinin çizilmiş olduğunu gördüklerini, çizilen maddenin yanında paraf bulunmadığını, bu sebeple geçersiz olduğunu, protokolün 3. 2. 2 nci maddesine göre ariyet konusu malların mülkiyetinin 5 yılın sonunda müvekkiline geçmiş olduğunu, aksini ispat yükünün davalıda olduğunu, davalının sözleşmeye uygun fiyatlar üzerinden fatura düzenlemediğinin anlaşıldığını, bu durumda fatura içeriğini kabul etmiş sayılamayacaklarını, davalının iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, sözleşme hükümlerinde değişiklik yapmış ise bunu bildirmesi gerektiğini, istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi ve eki protokolden kaynaklı alacağın ve ariyet malzemelerinin mülkiyetinin kime ait olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ( 6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21 inci maddesinin 2 nci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3775 E. 2021/2265 K.
Ortak:ariyet · bayilik sözleşmesi · ticari defter · e-defter · Alacak
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından, satış karşılığında kesilen faturalardan, «protokolde» kararlaştırılan birim fiyattan yüksek bedel uygulanarak fazla tahsilat yapılmış ise de, davacının bu faturaları «ticari defterlerine» kaydettiği, «ihtirazi kayıt» koymadan davalıya ödediği, faturalara 8 gün içerisinde itiraz etmediği, bu durumda davalıdan fazla ödemenin iadesini isteyemeyeceği, mahkemece, bu talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, «ariyet» konusu mallarla ilgili Protokolün 3.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.09.2010 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve ekinde bu sözleşme ile ilişkilendirilen «protokol» bulunduğunu, buna göre akaryakıt satışında İzmir rafineri fiyatlarının esas alınması gerekirken davalının Mersin rafineri fiyatlarını esas alarak «fatura» düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin payına düşen kâr miktarının eksik hesaplandığını, ayrıca 5 yıllık sözleşme sonunda «ariyetlerin» müvekkilinde kalacağına dair anlaşma varken protokolün bu maddesinin üzerinin davalı tarafça tek taraflı olarak çizildiğini ve davalının anlaşmaya aykırı davrandığını ileri sürerek şimdilik 50.000,00 TL'nin «ihtarname» tarihi olan 20.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, ariyet malzemenin mülkiyetinin müvekkiline aidiyetinin tespitini, bunun talepleri kabul görmez ise ariyet malzemenin bedeli olan 10.000,00 TL'nin sonradan bakiye harçları ikmal edilmek şartı ile artırılmak üzere «ticari faizi» ile beraber tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini, protokolün 3.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; işbu davanın taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, «protokol» hükmünün sonradan çizildiği konusundaki iddianın gerçek dışı olduğunu, protokolün zaten bu şekilde imzalandığını, taraflar arasında imzalanan «bayilik sözleşmesinin» 27 nci maddesinde «ariyet» konusu ürünlerin davacıya «yediemin» olarak bırakıldığı ve talep edildiği an müvekkiline iade edilmesi gerektiğinin de açıkça hüküm altına alındığını, davacının sözleşme süresince hiçbir itirazda bulunmayarak müvekkilinden mal alımına devam ettiğini, «faturalara itiraz» etmediğini ve ticari ilişkiyi ve fiyatları benimsediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaAyrıca davacının «ticari defterleri incelenmiş» olup davalının kayıtlarının da incelenmesi gerekir.
Mahkemece «ariyet sözleşmesinin» eki «teslim» tesellüm tutanağının «ibrazının» sağlanarak dava konusu faturaların teslim edilen ariyet malzeme ve teçhizata ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ariyet sözleşmesi · ticari defter incelemesi · husumet itirazı · ikrar · tüzel kişilik · avans faizi · ibraz · teslim
Benzer bu karardaMahkemece «ariyet sözleşmesinin» eki «teslim» tesellüm tutanağının «ibrazının» sağlanarak dava konusu faturaların teslim edilen ariyet malzeme ve teçhizata ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Belediyesi’ne devredildiğinden davalı tarafın «husumet itirazının» reddine, davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 67.544,93 TL'nin dava tarihinden işleyecek «avans faizi» ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Belediyesi’nin 06.07.2018 tarihli cevabi yazısı kapsamında Kayapa Belediyesi’nin «tüzel kişiliğinin» sona erdiği ve ...
Belediyesi’nin 06.07.2018 tarihli cevabi yazısı «ikrar» mahiyetinde olmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3157 E. 2021/4856 K.
Ortak:akaryakıt bayilik sözleşmesi · ariyet · bayilik sözleşmesi · protokol · ihtarname
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.09.2010 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve ekinde bu sözleşme ile ilişkilendirilen «protokol» bulunduğunu, buna göre akaryakıt satışında İzmir rafineri fiyatlarının esas alınması gerekirken davalının Mersin rafineri fiyatlarını esas alarak «fatura» düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin payına düşen kâr miktarının eksik hesaplandığını, ayrıca 5 yıllık sözleşme sonunda «ariyetlerin» müvekkilinde kalacağına dair anlaşma varken protokolün bu maddesinin üzerinin davalı tarafça tek taraflı olarak çizildiğini ve davalının anlaşmaya aykırı davrandığını ileri sürerek şimdilik 50.000,00 TL'nin «ihtarname» tarihi olan 20.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, ariyet malzemenin mülkiyetinin müvekkiline aidiyetinin tespitini, bunun talepleri kabul görmez ise ariyet malzemenin bedeli olan 10.000,00 TL'nin sonradan bakiye harçları ikmal edilmek şartı ile artırılmak üzere «ticari faizi» ile beraber tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini, protokolün 3.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve eki «protokolden» kaynaklı alacağın ve «ariyet» malzemelerinin mülkiyetinin kime ait olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; işbu davanın taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, «protokol» hükmünün sonradan çizildiği konusundaki iddianın gerçek dışı olduğunu, protokolün zaten bu şekilde imzalandığını, taraflar arasında imzalanan «bayilik sözleşmesinin» 27 nci maddesinde «ariyet» konusu ürünlerin davacıya «yediemin» olarak bırakıldığı ve talep edildiği an müvekkiline iade edilmesi gerektiğinin de açıkça hüküm altına alındığını, davacının sözleşme süresince hiçbir itirazda bulunmayarak müvekkilinden mal alımına devam ettiğini, «faturalara itiraz» etmediğini ve ticari ilişkiyi ve fiyatları benimsediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve «protokolün» feshi nedeniyle davalıya «ariyet» olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde «bedelin iadesi» istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde «sözleşmenin feshi» halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen «rayiç bedelin» ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «ihtarnamede» miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece «temerrüt» yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince t …
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, «sözleşmenin feshi» halinde, bayinin, TP tarafından «ariyet» olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen «rayiç bedellerini» ödemeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, sözleşmenin bu maddesinin «delil sözleşmesi» niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «fesih» «ihtarnamesinde», dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle «temerrüde» esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
3-Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemece bilirkişi tarafından tespit edilen «ariyet» bedeline hükmedilmesi gerekirken, davacının ne şekilde tespit ettiği bilinmeyen ariyet bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:delil sözleşmesi · rayiç bedel · bedel iadesi · sözleşmenin feshi · fesih · taahhütname · avans faizi · temerrüt
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, «sözleşmenin feshi» halinde, bayinin, TP tarafından «ariyet» olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen «rayiç bedellerini» ödemeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, sözleşmenin bu maddesinin «delil sözleşmesi» niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «fesih» «ihtarnamesinde», dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle «temerrüde» esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve «protokolün» feshi nedeniyle davalıya «ariyet» olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde «bedelin iadesi» istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde «sözleşmenin feshi» halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen «rayiç bedelin» ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «ihtarnamede» miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece «temerrüt» yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince t …
-
Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2335 E. 2023/4680 K.
Ortak:ariyet · bayilik sözleşmesi · protokol
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.09.2010 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve ekinde bu sözleşme ile ilişkilendirilen «protokol» bulunduğunu, buna göre akaryakıt satışında İzmir rafineri fiyatlarının esas alınması gerekirken davalının Mersin rafineri fiyatlarını esas alarak «fatura» düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin payına düşen kâr miktarının eksik hesaplandığını, ayrıca 5 yıllık sözleşme sonunda «ariyetlerin» müvekkilinde kalacağına dair anlaşma varken protokolün bu maddesinin üzerinin davalı tarafça tek taraflı olarak çizildiğini ve davalının anlaşmaya aykırı davrandığını ileri sürerek şimdilik 50.000,00 TL'nin «ihtarname» tarihi olan 20.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, ariyet malzemenin mülkiyetinin müvekkiline aidiyetinin tespitini, bunun talepleri kabul görmez ise ariyet malzemenin bedeli olan 10.000,00 TL'nin sonradan bakiye harçları ikmal edilmek şartı ile artırılmak üzere «ticari faizi» ile beraber tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini, protokolün 3.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; işbu davanın taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, «protokol» hükmünün sonradan çizildiği konusundaki iddianın gerçek dışı olduğunu, protokolün zaten bu şekilde imzalandığını, taraflar arasında imzalanan «bayilik sözleşmesinin» 27 nci maddesinde «ariyet» konusu ürünlerin davacıya «yediemin» olarak bırakıldığı ve talep edildiği an müvekkiline iade edilmesi gerektiğinin de açıkça hüküm altına alındığını, davacının sözleşme süresince hiçbir itirazda bulunmayarak müvekkilinden mal alımına devam ettiğini, «faturalara itiraz» etmediğini ve ticari ilişkiyi ve fiyatları benimsediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen ve çekişmesiz olan «bayilik sözleşmesi» ve eki «protokolün» 3.2.3 üncü maddesi uyarınca İzmir Tüpraş «depo» satış fiyatlarının uygulanmasının gerektiğine dair anlaşmaya varıldığı, bayilik sözleşmesi ve eki protokolün 3.2.2. nci maddesi uyarınca taraflar arasında «ariyete» ilişkin 5 yıllık sözleşme sonunda ariyet olarak verilen demirbaşların davacı bayinin mülkiyetine geçeceği hususunun taraflarca serbest iradeleri ile kararlaştırıldığı, bu madde metninin paraflanmadan üzerinin çizildiği, bu haliyle çizilen maddenin kimin tarafından çizildiğinin anlaşılamaması karşısında hükmün geçerliliğinin devam ettiği, aksinin «dürüstlük ilkesi» ve hukukun genel ilkelerine aykırı olacağı gerekçesiyle davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık, «bayilik sözleşmesinden» kaynaklı alacak ve «ariyetlerin» iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6384 E. , 2023/1606 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1659 Esas, 2021/875 Karar
DAVA TARİHİ 13.10.2015
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/187 E., 2019/395 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ve ekinde bu sözleşme ile ilişkilendirilen protokol bulunduğunu, buna göre akaryakıt satışında İzmir rafineri fiyatlarının esas alınması gerekirken davalının Mersin rafineri fiyatlarını esas alarak fatura düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin payına düşen kâr miktarının eksik hesaplandığını, ayrıca 5 yıllık sözleşme sonunda ariyetlerin müvekkilinde kalacağına dair anlaşma varken protokolün bu maddesinin üzerinin davalı tarafça tek taraflı olarak çizildiğini ve davalının anlaşmaya aykırı davrandığını ileri sürerek şimdilik 50.000,00 TL'nin ihtarname tarihi olan 20.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, ariyet malzemenin mülkiyetinin müvekkiline aidiyetinin tespitini, bunun talepleri kabul görmez ise ariyet malzemenin bedeli olan 10.000,00 TL'nin sonradan bakiye harçları ikmal edilmek şartı ile artırılmak üzere ticari faizi ile beraber tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini, protokolün 3.
2. 2 nci maddesinde belirtilen ariyet ve demirbaş eşyaların dava sonuna kadar müvekkilin kullanımında kalması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; işbu davanın taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, protokol hükmünün sonradan çizildiği konusundaki iddianın gerçek dışı olduğunu, protokolün zaten bu şekilde imzalandığını, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 27 nci maddesinde ariyet konusu ürünlerin davacıya yediemin olarak bırakıldığı ve talep edildiği an müvekkiline iade edilmesi gerektiğinin de açıkça hüküm altına alındığını, davacının sözleşme süresince hiçbir itirazda bulunmayarak müvekkilinden mal alımına devam ettiğini, faturalara itiraz etmediğini ve ticari ilişkiyi ve fiyatları benimsediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen ve çekişmesiz olan bayilik sözleşmesi ve eki protokolün 3.2.3 üncü maddesi uyarınca İzmir Tüpraş depo satış fiyatlarının uygulanmasının gerektiğine dair anlaşmaya varıldığı, bayilik sözleşmesi ve eki protokolün 3.2.2. nci maddesi uyarınca taraflar arasında ariyete ilişkin 5 yıllık sözleşme sonunda ariyet olarak verilen demirbaşların davacı bayinin mülkiyetine geçeceği hususunun taraflarca serbest iradeleri ile kararlaştırıldığı, bu madde metninin paraflanmadan üzerinin çizildiği, bu haliyle çizilen maddenin kimin tarafından çizildiğinin anlaşılamaması karşısında hükmün geçerliliğinin devam ettiği, aksinin dürüstlük ilkesi ve hukukun genel ilkelerine aykırı olacağı gerekçesiyle davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tek taraflı değişiklik yapma hakkı bulunmakla beraber, davacı yan bu değişiklik yapma hakkını kabul ettiği gibi, müvekkilince yapılan uygulamaya sessiz kalarak zımnen benimsediği, ayrıca itiraz edilmeyen satış faturaları kesinleştiğini, 5 yıl boyunca da bu şekilde devam ettiğini, üstü çizilen bir hükmün çizeni belirli olmaması sebebiyle geçerli kılınmasının kabulü mümkün olmadığını, kararın gerekçesinin noksan olduğunu, protokolün işbu maddesinin son cümlesi üstü çizilmek sureti ile taraflarca imzalandığı, bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından, satış karşılığında kesilen faturalardan, protokolde kararlaştırılan birim fiyattan yüksek bedel uygulanarak fazla tahsilat yapılmış ise de, davacının bu faturaları ticari defterlerine kaydettiği, ihtirazi kayıt koymadan davalıya ödediği, faturalara 8 gün içerisinde itiraz etmediği, bu durumda davalıdan fazla ödemenin iadesini isteyemeyeceği, mahkemece, bu talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, ariyet konusu mallarla ilgili Protokolün 3.
2. 2 nci maddesindeki ''5 Yıllık sözleşme sonunda ariyet olarak verilen demirbaşlar bayinin mülkiyetine geçecektir.'' ibaresinin üzerinin bilgi ve rızaları dışında sonradan çizildiğini iddia eden davacı tarafça yazılı delil mahiyetindeki bu delilin aksinin aynı kuvvette yazılı delille ispatlanması gerektiği, çizilen yazının aynı yazıyla yazılıp bilgisayarda çizildiği, sonradan elle çizilmediği, çizilen kısmın hemen altında tarafların imzalarının olduğu, mevcut delil durumuna göre davacının iddiasını ispatlayamadığı, mahkemece ariyet olarak verilen demirbaşların mülkiyetinin davacıya ait olduğuna yönelik talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin bayilik sözleşmesini ve eki protokolü imzalayıp davalı tarafa gönderildiğini, davalının ise protokolün imzalı halini yaklaşık beş yıl sonra gönderdiğini, böylelikle ariyete ilişkin maddenin üzerinin çizilmiş olduğunu gördüklerini, çizilen maddenin yanında paraf bulunmadığını, bu sebeple geçersiz olduğunu, protokolün 3.
2. 2 nci maddesine göre ariyet konusu malların mülkiyetinin 5 yılın sonunda müvekkiline geçmiş olduğunu, aksini ispat yükünün davalıda olduğunu, davalının sözleşmeye uygun fiyatlar üzerinden fatura düzenlemediğinin anlaşıldığını, bu durumda fatura içeriğini kabul etmiş sayılamayacaklarını, davalının iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, sözleşme hükümlerinde değişiklik yapmış ise bunu bildirmesi gerektiğini, istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi ve eki protokolden kaynaklı alacağın ve ariyet malzemelerinin mülkiyetinin kime ait olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ( 6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21 inci maddesinin 2 nci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936341200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz