Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8723 E. 2023/3151 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mücerret borç ilişkisi↗ soyut borç ikrarı↗ senedin talili↗ bedel kaydı↗ bono/kambiyo senedi↗ teminat bonosu↗ delil sözleşmesi↗ senede karşı senetle ispat↗ senetle ispat kuralı↗ illetten mücerretlik↗ malen kaydı↗ talil↗ senetle ispat↗ borç ikrarı↗ isticvap↗ temel ilişki↗ yazılı delille ispat↗ keşide tarihi↗ sözlü yargılama↗ ticari defter incelemesi↗ yemin deliline dayanma↗ aldatma (hile)↗ mücerretlik↗ vade tarihi↗ teminat senedi↗ karine↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ yemin delili↗ ticari defter ve kayıtlar↗ yazılı delil↗ hile↗ lehtar↗ bedelsizlik↗ yemin↗ kambiyo senedi↗ ikrar↗ ipotek↗ ispat yükü↗ keşideci↗ bono↗ vade↗ ticari defter↗ tebligat↗ esastan ret↗ iflas↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/860 E., 2018/768 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıdan faizle 100.000,00 TL borç para aldığını, karşılığında davacı adına kayıtlı taşınmaza davalı lehine faizi ile birlikte 130.000,00 TL tutarında ipotek konulduğunu, davalının bu teminatı yeterli görmeyerek aynı borç karşılığı 130.000,00 TL tutarında ayrıca bir teminat bonosu aldığını, ipotek ve bononun düzenleme ve vade tarihlerinin aynı olduğunu, senette malen ibaresi yazsa da davalı ile müvekkili arasında herhangi bir mal alışverişi olmadığından bu durumun gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin davalıya toplam borcu 130.000,00 TL olmasına rağmen davalının hem ipotekli takip yaptığını hem de ipoteğin teminatı olarak verilen bonoyu takibe koyduğunu ileri sürerek Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2016/17143 sayılı takip dosyasına konu bononun bedelsizliğine ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu bonoyu müvekkiline olan borcuna karşılık düzenlediğini, senet üzerinde teminat olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmadığını, bonu üzerindeki malen kaydının, bononun müvekkiline teslim edildiği anda malın davacı tarafından teslim alındığına karine teşkil ettiğini, bono karşılığında mal teslim almadığını ve bononun teminat senedi olduğunu davacının yazılı delille ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kambiyo senetlerinin temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşıdığı ve soyut bir borç ikrarı içerdiği, bu nedenle bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılmasının ihtiyari olduğu, davacının davaya konu bononun teminat senedi olarak verildiğini ileri sürdüğü, menfi tespit davalarında kural olarak davalı alacaklı alacağını ispatla yükümlü ise de takibe konu bononun kambiyo senedi vasfında olup illetten mücerret olduğu, bu durumda bonodan dolayı borçlu olunmadığına dair ispat yükünün davacıda olduğu, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacı borçlunun takip ve dava konusu edilen bononun teminat olarak verildiğini yazılı delille kanıtlaması gerektiği, teminat iddiasının senet metninden anlaşılamadığı, dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/99075 Soruşturma no.lu dosyasında, davalının davaya konu bonoyu davacıya verdiği borç altın ve para karşılığında aldığını belirtmek suretiyle senedi talil ettiği buna göre ispat yükünün davalı üzerinde olduğu düşünülse dahi davaya konu bono üzerinde ''malen'' kaydı yer aldığı, davacının malen kayıtlı bononun davalıdan borç para almak için verdiği teminat bonosu olduğunu belirterek dava dilekçesi ile bono metnini talil ettiği, davalının malen kayıtlı bononun altın karşılığı verildiğini ileri sürmesinin senedin talili niteliğinde olmadığı, davalının bu ifadesi ile bono metnini talil ettiği kabul edilse dahi bu durumda çift taraflı talil olduğu, çift taraflı talil bulunması halinde ise ispat yükünün yer değiştirmeyeceği, buna göre bononun teminat bonosu olduğunu ispat yükümlülüğünün davacıda olduğu, davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bononun teminat olarak verildiğini, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmediğini, davalının bononun düzenlenme nedenini talil ettiğini, ortada hile ve aldatma olduğunu, tanık dinlenmesi taleplerinin reddedildiğini, sözlü yargılama gününün taraflara bildirilmediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senedin keşidecisinin davacı, lehtarının davalı, keşide tarihinin 22.04.2016, vade tarihin 22.07.2016, 130.000,00 TL bedelli malen kayıtlı bono olduğu, davacı tarafın bononun teminat olarak verildiğine ilişkin iddiasını doğrulayacak herhangi bir yazılı delil, sözleşme ya da bononun üzerinde bir kayıt bulunmadığı, bononun teminat olarak verildiğinin yazılı olarak kanıtlanamadığı, davacı tarafın açıkça yemin deliline dayanmaması nedeni ile Mahkemece bu delilin hatırlatılmamasının doğru olduğu, kambiyo senedi ilişkisi mücerret bir borç ilişkisi olduğundan tarafların ticari defter ve kayıtlarının ayrıca incelenmesine somut olayda gerekli görülmediği, davacı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davalı tarafın ceza soruşturmasında ve cevap dilekçesinde vermiş olduğu "altın karşılığında bononun alındığı" beyanının talil niteliğinde olmadığından davacı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerektiği, Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu senedin müvekkilinden hile ile alındığını, davalı tarafa borç ya da mal karşılığı verdiği bir bononun olmadığını, taraflar arasında anlaşılan ipotek tesisi sonrası davalının sahibi olduğu şirket adına, davacının akrabasının hesabına altın alınması açıklamasıyla 70.000,00 TL tutarında para aktardığını, bu senedin hile alındığına dair bu hususun Mahkemece değerlendirilmediğini, davalının bedel kaydını talil ettiği savcılık beyanlarındaki çelişkili ifadelerine rağmen davalı tarafın ticari defterlerinin yazılı delil olduğu da gözetilerek incelenmesi gerekirken bu taleplerinin karşılanmadığını, davalını savcılık aşamasında verdiği ifadelerle davacının akrabasına gönderilen dekont birlikte dikkate alındığında davacı müvekkilinin davalıya altın sattığı ve aynı ün yine davalıdan 130.000,00 TL tutarında altın anlamına geldiğini, bu durumun ise hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını ve senedin davacıdan hile alındığını gösterdiğini, senetteki bedel kaydının davalı tarafça talil edildiği dikkate alınmadan karar verildiğini, davalının isticvabı yönündeki taleplerinin kabul edilmediğini, dava konusu senedin hile ve aldatma yoluyla müvekkilinden alınması sebebiyle senede karşı senetle ispat kuralının geçerli olmadığını, ipotek tesisi ile senet tanzim ve vade tarihlerinin aynı olduğunu, davalının tek bir alacağı varsa bunu hem ipotek hem de senetle bölmesinin olağan akışa aykırı olduğunu, ipotek tesis edilen taşınmazın değeri oldukça yüksek olduğu halde davalının 260.000,00 TL olduğunu iddia ettiği alacağı için 130.000,00 TL ipotek tesis edilmesinin mantıkla bağdaşmadığını, taraflara sözlü yargılama için tebligat çıkarılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, teminat senedi olduğu ileri sürülen kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ve 201 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3092 E. 2021/3951 K.
Ortak:senedin talili · malen kaydı · talil · hile · kambiyo senedi · ispat yükü · bono · cy/cy kaydı
İncelediğiniz kararda… KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kambiyo senetlerinin temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşıdığı ve soyut bir «borç ikrarı» içerdiği, bu nedenle «bono» düzenlenirken «temel ilişkinin» kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da «teminat» olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılmasının ihtiyari olduğu, davacının davaya konu bononun «teminat senedi» olarak verildiğini ileri sürdüğü, «menfi tespit» davalarında kural olarak davalı alacaklı alacağını ispatla yükümlü ise de takibe konu «bononun kambiyo senedi» vasfında olup «illetten mücerret» olduğu, bu durumda bonodan dolayı borçlu olunmadığına dair «ispat yükünün» davacıda olduğu, «senede karşı senetle ispat kuralı» gereğince davacı borçlunun takip ve dava konusu edilen bononun teminat olarak verildiğini yazılı delille kanıtlaması gerektiği, teminat iddiasının senet metninden anlaşılamadığı, dava dilekçesinde «yemin deliline» de dayanılmadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/99075 Soruşturma no.lu dosyasında, davalının davaya konu bonoyu davacıya verdiği borç altın ve para karşılığında aldığını belirtmek suretiyle «senedi talil» ettiği buna göre ispat yükünün davalı üzerinde olduğu düşünülse dahi davaya konu bono üzerinde ''«malen'' kaydı» yer aldığı, davacının malen kayıtlı bononun davalıdan borç para almak için verdiği «teminat bonosu» olduğunu belirterek dava dilekçesi ile bono metnini talil ettiği, davalının malen kayıtlı bononun altın karşılığı verildiğini ileri sürmesinin senedin talili nitel …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu senedin müvekkilinden «hile» ile alındığını, davalı tarafa borç ya da mal karşılığı verdiği bir «bononun» olmadığını, taraflar arasında anlaşılan «ipotek» tesisi sonrası davalının sahibi olduğu şirket adına, davacının akrabasının hesabına altın alınması açıklamasıyla 70.000,00 TL tutarında para aktardığını, bu senedin hile alındığına dair bu hususun Mahkemece değerlendirilmediğini, davalının «bedel kaydını» «talil» ettiği savcılık beyanlarındaki çelişkili ifadelerine rağmen davalı tarafın «ticari defterlerinin» «yazılı delil» olduğu da gözetilerek incelenmesi gerekirken bu taleplerinin karşılanmadığını, davalını savcılık aşamasında verdiği ifadelerle davacının akrabasına gönderilen dekont birlikte dikkate alındığında davacı müvekkilinin davalıya altın sattığı ve aynı ün yine davalıdan 130.000,00 TL tutarında altın anlamına geldiğini, bu durumun ise hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını ve senedin davacıdan hile alındığını gösterdiğini, senetteki bedel kaydının davalı tarafça talil edildiği dikkate alınmadan karar verildiğini, davalının «isticvabı» yönündeki taleplerinin kabul edilmediğini, dava konusu senedin hile ve aldatma yoluyla müvekkilinden alınması sebebiyle «senede karşı senetle ispat kuralının» geçerli olmadığını, ipotek tesisi ile senet tanzim ve «vade tarihlerinin» aynı olduğunu, davalının tek bir alacağı varsa bunu hem ipotek hem de senetle bölmesinin olağan akışa aykırı olduğunu, ipotek tesis edilen taşınmazın değeri oldukça yüksek olduğu halde davalının 260.000,00 TL olduğunu iddia ettiği alacağı için 130.000,00 TL ipotek tesis edilmesinin mantıkla bağdaşmadığını, taraflara «sözlü yargılama» için «tebligat» çıkarılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu bonoyu müvekkiline olan borcuna karşılık düzenlediğini, senet üzerinde «teminat» olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmadığını, bonu üzerindeki «malen kaydının», «bononun» müvekkiline «teslim» edildiği anda malın davacı tarafından teslim alındığına «karine» teşkil ettiğini, bono karşılığında mal teslim almadığını ve bononun «teminat senedi» olduğunu davacının «yazılı delille ispat» etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince, davacının senedin kendisinden «hile» ile alındığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının dava konusu senedin davalıya çekeceği kredinin «teminatı» olarak verdiğini davacının bu hususta kendisini kandırdığını, yani senedin kendisinden hile ile alındığı iddiasını kanıtlayamadığını, senette «malen kaydı» bulunduğu, davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia ettiğinden senette malen kaydının bulunması «senedin talili» niteliğinde olmadığı, bonodaki malen kaydının davalının senedin kira bedeli karşılığı düzenlendiği iddiası ile uyuştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleb …
Davalının beyanı “«malen” kaydı» bulunan «bononun» «talili» niteliğindedir.
… emece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten soyut olsa da alacağın kaynağının 90'lı yıllardaki kira alacağı ve bunun «gecikme tazminatı» olduğu davalı tarafça dile getirilmiş fakat bu alacak talebinin, yakın akrabalar arasında olması ve yaklaşık 15-20 yıl sonra istenmesi MK m.2 ve m.3'e uygun görülmemiş, kira alacağının varlığı yönünde araştırma yapılmasına bu nedenle gerek duyulmamış, yine «malen kaydının» varlığına rağmen senedin kaynağının farklı bir «kira ilişkisinden kaynaklandığı» ifade edilmesi çelişkili görülmüş, aile içinde sonradan ortaya çıkan «husumet» nedeni ile senedin takibe konulduğu kanaati ile TTK, HMK, İİK, BK ve MK normları da dikkate alınarak davalı alacaklının alacağın varlığını ispatlayamadığı gerekçes …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kira ilişkisinden kaynaklanan dava · gecikme tazminatı · kira ilişkisi · delillerin toplanmaması · husumet
Benzer bu kararda… emece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten soyut olsa da alacağın kaynağının 90'lı yıllardaki kira alacağı ve bunun «gecikme tazminatı» olduğu davalı tarafça dile getirilmiş fakat bu alacak talebinin, yakın akrabalar arasında olması ve yaklaşık 15-20 yıl sonra istenmesi MK m.2 ve m.3'e uygun görülmemiş, kira alacağının varlığı yönünde araştırma yapılmasına bu nedenle gerek duyulmamış, yine «malen kaydının» varlığına rağmen senedin kaynağının farklı bir «kira ilişkisinden kaynaklandığı» ifade edilmesi çelişkili görülmüş, aile içinde sonradan ortaya çıkan «husumet» nedeni ile senedin takibe konulduğu kanaati ile TTK, HMK, İİK, BK ve MK normları da dikkate alınarak davalı alacaklının alacağın varlığını ispatlayamadığı gerekçes …
Mahkemece «ispat yükünün» davalıda olduğu gözetilerek davalının bu konudaki «delilleri toplanıp» sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilip davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4881 E. 2019/6631 K.
Ortak:teminat bonosu · malen kaydı · talil · keşide tarihi · yemin deliline dayanma · yemin delili · lehtar · yemin
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senedin «keşidecisinin» davacı, «lehtarının» davalı, «keşide tarihinin» 22.04.2016, «vade tarihin» 22.07.2016, 130.000,00 TL bedelli malen kayıtlı «bono» olduğu, davacı tarafın bononun «teminat» olarak verildiğine ilişkin iddiasını doğrulayacak herhangi bir «yazılı delil, sözleşme» ya da bononun üzerinde bir kayıt bulunmadığı, bononun teminat olarak verildiğinin yazılı olarak kanıtlanamadığı, davacı tarafın açıkça «yemin deliline dayanmaması» nedeni ile Mahkemece bu delilin hatırlatılmamasının doğru olduğu, «kambiyo senedi» ilişkisi «mücerret» bir borç ilişkisi olduğundan tarafların «ticari defter» ve kayıtlarının ayrıca incelenmesine somut olayda gerekli görülmediği, davacı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davalı tarafın ceza soruşturmasında ve cevap dilekçesinde vermiş olduğu "altın karşılığında bononun alındığı" beyanının «talil» niteliğinde olmadığından davacı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerektiği, Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın bulunmadığı …
… KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kambiyo senetlerinin temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşıdığı ve soyut bir «borç ikrarı» içerdiği, bu nedenle «bono» düzenlenirken «temel ilişkinin» kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da «teminat» olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılmasının ihtiyari olduğu, davacının davaya konu bononun «teminat senedi» olarak verildiğini ileri sürdüğü, «menfi tespit» davalarında kural olarak davalı alacaklı alacağını ispatla yükümlü ise de takibe konu «bononun kambiyo senedi» vasfında olup «illetten mücerret» olduğu, bu durumda bonodan dolayı borçlu olunmadığına dair «ispat yükünün» davacıda olduğu, «senede karşı senetle ispat kuralı» gereğince davacı borçlunun takip ve dava konusu edilen bononun teminat olarak verildiğini yazılı delille kanıtlaması gerektiği, teminat iddiasının senet metninden anlaşılamadığı, dava dilekçesinde «yemin deliline» de dayanılmadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/99075 Soruşturma no.lu dosyasında, davalının davaya konu bonoyu davacıya verdiği borç altın ve para karşılığında aldığını belirtmek suretiyle «senedi talil» ettiği buna göre ispat yükünün davalı üzerinde olduğu düşünülse dahi davaya konu bono üzerinde ''«malen'' kaydı» yer aldığı, davacının malen kayıtlı bononun davalıdan borç para almak için verdiği «teminat bonosu» olduğunu belirterek dava dilekçesi ile bono metnini talil ettiği, davalının malen kayıtlı bononun altın karşılığı verildiğini ileri sürmesinin senedin talili nitel …
… ilekçesinde; davalıdan faizle 100.000,00 TL borç para aldığını, karşılığında davacı adına kayıtlı taşınmaza davalı lehine faizi ile birlikte 130.000,00 TL tutarında «ipotek» konulduğunu, davalının bu «teminatı» yeterli görmeyerek aynı borç karşılığı 130.000,00 TL tutarında ayrıca bir «teminat bonosu» aldığını, ipotek ve «bononun» düzenleme ve «vade tarihlerinin» aynı olduğunu, senette malen ibaresi yazsa da davalı ile müvekkili arasında herhangi bir mal alışverişi olmadığından bu durumun gerçeği yansıtmadığını, müvekkilini …
Benzer bu kararda… nce iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacıya nakit para verdiği yönündeki iddialarını yazılı delille ispatlayamadığı ve cevap dilekçesinde «yemin deliline dayanmadığı», davacı tarafça da senet karşılığında söz konusu altın takıların «teslim» edilmediğini yazılı delille ispatlayamadığı, dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı, davalı ...'a yöneltilen «haksız fiil» eyleminin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın; davalı ... bakımından, kısmen kabulü ile 57.647,34 TL’nin ödeme tarihi itibariyle tahsiline, davalı ... bakımından, …
2- Dava, «teminat» bonosunun paraya çevrilmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup davaya konu senet incelendiğinde «keşidecisinin» davacı, «lehtarının» davalı ..., «keşide tarihinin» 10.12.2015, vadesinin ise 10.04.2012 olduğu; yine «bono» üzerinde, “«malen” kaydının» bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı ..., her ne kadar dava konusu «bonoya» kısmen karşılık olacak şekilde nakit para verdiğini söyleyerek senet metnini «talil» etmiş ise de; davacının dava dilekçesinde, üzerinde «malen kaydı» bulunan senedi, «teminat bonosu» olarak nitelendirerek talilde bulunduğunun anlaşılmasına göre, «ispat yükünün» davacı tarafa ait olduğu kabul edilip sonuca ulaşılması gerekirken, hatalı değerlendirme yapılarak hüküm kurulması doğru olmamış kararın anılan nedenle bozulması g …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · usulden reddi · haksız fiil
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davada «pasif husumet ehliyetinin» olmadığı gerekçesiyle davacının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun davalı ... yönünden esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne ve 57.667,34 TL'nin 13/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davanın davalı ... yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… nce iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacıya nakit para verdiği yönündeki iddialarını yazılı delille ispatlayamadığı ve cevap dilekçesinde «yemin deliline dayanmadığı», davacı tarafça da senet karşılığında söz konusu altın takıların «teslim» edilmediğini yazılı delille ispatlayamadığı, dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı, davalı ...'a yöneltilen «haksız fiil» eyleminin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın; davalı ... bakımından, kısmen kabulü ile 57.647,34 TL’nin ödeme tarihi itibariyle tahsiline, davalı ... bakımından, …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11959 E. 2010/2791 K.
Ortak:senedin talili · illetten mücerretlik · malen kaydı · talil · isticvap · mücerretlik · teminat senedi · karine · Menfi tespit
İncelediğiniz kararda… KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kambiyo senetlerinin temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşıdığı ve soyut bir «borç ikrarı» içerdiği, bu nedenle «bono» düzenlenirken «temel ilişkinin» kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da «teminat» olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılmasının ihtiyari olduğu, davacının davaya konu bononun «teminat senedi» olarak verildiğini ileri sürdüğü, «menfi tespit» davalarında kural olarak davalı alacaklı alacağını ispatla yükümlü ise de takibe konu «bononun kambiyo senedi» vasfında olup «illetten mücerret» olduğu, bu durumda bonodan dolayı borçlu olunmadığına dair «ispat yükünün» davacıda olduğu, «senede karşı senetle ispat kuralı» gereğince davacı borçlunun takip ve dava konusu edilen bononun teminat olarak verildiğini yazılı delille kanıtlaması gerektiği, teminat iddiasının senet metninden anlaşılamadığı, dava dilekçesinde «yemin deliline» de dayanılmadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/99075 Soruşturma no.lu dosyasında, davalının davaya konu bonoyu davacıya verdiği borç altın ve para karşılığında aldığını belirtmek suretiyle «senedi talil» ettiği buna göre ispat yükünün davalı üzerinde olduğu düşünülse dahi davaya konu bono üzerinde ''«malen'' kaydı» yer aldığı, davacının malen kayıtlı bononun davalıdan borç para almak için verdiği «teminat bonosu» olduğunu belirterek dava dilekçesi ile bono metnini talil ettiği, davalının malen kayıtlı bononun altın karşılığı verildiğini ileri sürmesinin senedin talili nitel …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu bonoyu müvekkiline olan borcuna karşılık düzenlediğini, senet üzerinde «teminat» olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmadığını, bonu üzerindeki «malen kaydının», «bononun» müvekkiline «teslim» edildiği anda malın davacı tarafından teslim alındığına «karine» teşkil ettiğini, bono karşılığında mal teslim almadığını ve bononun «teminat senedi» olduğunu davacının «yazılı delille ispat» etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senedin «keşidecisinin» davacı, «lehtarının» davalı, «keşide tarihinin» 22.04.2016, «vade tarihin» 22.07.2016, 130.000,00 TL bedelli malen kayıtlı «bono» olduğu, davacı tarafın bononun «teminat» olarak verildiğine ilişkin iddiasını doğrulayacak herhangi bir «yazılı delil, sözleşme» ya da bononun üzerinde bir kayıt bulunmadığı, bononun teminat olarak verildiğinin yazılı olarak kanıtlanamadığı, davacı tarafın açıkça «yemin deliline dayanmaması» nedeni ile Mahkemece bu delilin hatırlatılmamasının doğru olduğu, «kambiyo senedi» ilişkisi «mücerret» bir borç ilişkisi olduğundan tarafların «ticari defter» ve kayıtlarının ayrıca incelenmesine somut olayda gerekli görülmediği, davacı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davalı tarafın ceza soruşturmasında ve cevap dilekçesinde vermiş olduğu "altın karşılığında bononun alındığı" beyanının «talil» niteliğinde olmadığından davacı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerektiği, Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın bulunmadığı …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «isticvaba» rağmen senedin malen alındı ibaresi karşısında davalının bir beyanda bulunmadığı, buna göre «sebebini» «talil» etmiş olduğu, «ispat yükünün» «senedi talil» eden davalıda bulunduğu, «illetten mücerret» borç senedi olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının icra takibine konulan senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalıya ödenen 28.001,00 YTL’nın ödeme tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, «asıl alacak» üzerinden % 40 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekili ile «isticvap» edilen davalı asilin senedin bir borç nedeniyle düzenlendiğini beyan etmeleri «talil» niteliğinde olmadığı gibi borcun nedenini açıklamamaları da «ispat yükünün» davalıya geçtiği sonucunu doğurmaz.
Uyuşmazlığa konu «bononun» «lehtarının» davalı, «keşidecisinin» ise davacı bulunduğu, diğer unsurlarının tam olduğu ve "«malen kaydı»" içerdiği hususları tartışmasızdır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · taşıma sözleşmesi · asıl alacak · kötüniyet · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «isticvaba» rağmen senedin malen alındı ibaresi karşısında davalının bir beyanda bulunmadığı, buna göre «sebebini» «talil» etmiş olduğu, «ispat yükünün» «senedi talil» eden davalıda bulunduğu, «illetten mücerret» borç senedi olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının icra takibine konulan senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalıya ödenen 28.001,00 YTL’nın ödeme tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, «asıl alacak» üzerinden % 40 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalının «kötüniyet tazminatına» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Davacı vekili, «bononun» müvekkili tarafından davalının ortağı firmayla yapılan «taşıma sözleşmesinin» «teminatı» olarak verildiğini, edimini yerine getirdiğini, davalıyla bir ilişkisinin olmadığını iddia etmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4043 E. 2021/3823 K.
Ortak:talil · kambiyo senedi · ispat yükü · menfi tespit
İncelediğiniz kararda… KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kambiyo senetlerinin temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşıdığı ve soyut bir «borç ikrarı» içerdiği, bu nedenle «bono» düzenlenirken «temel ilişkinin» kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da «teminat» olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılmasının ihtiyari olduğu, davacının davaya konu bononun «teminat senedi» olarak verildiğini ileri sürdüğü, «menfi tespit» davalarında kural olarak davalı alacaklı alacağını ispatla yükümlü ise de takibe konu «bononun kambiyo senedi» vasfında olup «illetten mücerret» olduğu, bu durumda bonodan dolayı borçlu olunmadığına dair «ispat yükünün» davacıda olduğu, «senede karşı senetle ispat kuralı» gereğince davacı borçlunun takip ve dava konusu edilen bononun teminat olarak verildiğini yazılı delille kanıtlaması gerektiği, teminat iddiasının senet metninden anlaşılamadığı, dava dilekçesinde «yemin deliline» de dayanılmadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/99075 Soruşturma no.lu dosyasında, davalının davaya konu bonoyu davacıya verdiği borç altın ve para karşılığında aldığını belirtmek suretiyle «senedi talil» ettiği buna göre ispat yükünün davalı üzerinde olduğu düşünülse dahi davaya konu bono üzerinde ''«malen'' kaydı» yer aldığı, davacının malen kayıtlı bononun davalıdan borç para almak için verdiği «teminat bonosu» olduğunu belirterek dava dilekçesi ile bono metnini talil ettiği, davalının malen kayıtlı bononun altın karşılığı verildiğini ileri sürmesinin senedin talili nitel …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senedin «keşidecisinin» davacı, «lehtarının» davalı, «keşide tarihinin» 22.04.2016, «vade tarihin» 22.07.2016, 130.000,00 TL bedelli malen kayıtlı «bono» olduğu, davacı tarafın bononun «teminat» olarak verildiğine ilişkin iddiasını doğrulayacak herhangi bir «yazılı delil, sözleşme» ya da bononun üzerinde bir kayıt bulunmadığı, bononun teminat olarak verildiğinin yazılı olarak kanıtlanamadığı, davacı tarafın açıkça «yemin deliline dayanmaması» nedeni ile Mahkemece bu delilin hatırlatılmamasının doğru olduğu, «kambiyo senedi» ilişkisi «mücerret» bir borç ilişkisi olduğundan tarafların «ticari defter» ve kayıtlarının ayrıca incelenmesine somut olayda gerekli görülmediği, davacı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davalı tarafın ceza soruşturmasında ve cevap dilekçesinde vermiş olduğu "altın karşılığında bononun alındığı" beyanının «talil» niteliğinde olmadığından davacı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerektiği, Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın bulunmadığı …
Taraflar arasındaki «menfi tespit» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak
Benzer bu karardaBu husus davacı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşturduğundan mahkemece davanın, ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken bu davalı yönündende reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8723 E. , 2023/3151 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI 2018/2871 Esas, 2021/1421 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/860 E., 2018/768 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıdan faizle 100.000,00 TL borç para aldığını, karşılığında davacı adına kayıtlı taşınmaza davalı lehine faizi ile birlikte 130.000,00 TL tutarında ipotek konulduğunu, davalının bu teminatı yeterli görmeyerek aynı borç karşılığı 130.000,00 TL tutarında ayrıca bir teminat bonosu aldığını, ipotek ve bononun düzenleme ve vade tarihlerinin aynı olduğunu, senette malen ibaresi yazsa da davalı ile müvekkili arasında herhangi bir mal alışverişi olmadığından bu durumun gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin davalıya toplam borcu 130.000,00 TL olmasına rağmen davalının hem ipotekli takip yaptığını hem de ipoteğin teminatı olarak verilen bonoyu takibe koyduğunu ileri sürerek Ankara 16.
İcra Müdürlüğünün 2016/17143 sayılı takip dosyasına konu bononun bedelsizliğine ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu bonoyu müvekkiline olan borcuna karşılık düzenlediğini, senet üzerinde teminat olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmadığını, bonu üzerindeki malen kaydının, bononun müvekkiline teslim edildiği anda malın davacı tarafından teslim alındığına karine teşkil ettiğini, bono karşılığında mal teslim almadığını ve bononun teminat senedi olduğunu davacının yazılı delille ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kambiyo senetlerinin temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşıdığı ve soyut bir borç ikrarı içerdiği, bu nedenle bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılmasının ihtiyari olduğu, davacının davaya konu bononun teminat senedi olarak verildiğini ileri sürdüğü, menfi tespit davalarında kural olarak davalı alacaklı alacağını ispatla yükümlü ise de takibe konu bononun kambiyo senedi vasfında olup illetten mücerret olduğu, bu durumda bonodan dolayı borçlu olunmadığına dair ispat yükünün davacıda olduğu, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacı borçlunun takip ve dava konusu edilen bononun teminat olarak verildiğini yazılı delille kanıtlaması gerektiği, teminat iddiasının senet metninden anlaşılamadığı, dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/99075 Soruşturma no.lu dosyasında, davalının davaya konu bonoyu davacıya verdiği borç altın ve para karşılığında aldığını belirtmek suretiyle senedi talil ettiği buna göre ispat yükünün davalı üzerinde olduğu düşünülse dahi davaya konu bono üzerinde ''malen'' kaydı yer aldığı, davacının malen kayıtlı bononun davalıdan borç para almak için verdiği teminat bonosu olduğunu belirterek dava dilekçesi ile bono metnini talil ettiği, davalının malen kayıtlı bononun altın karşılığı verildiğini ileri sürmesinin senedin talili niteliğinde olmadığı, davalının bu ifadesi ile bono metnini talil ettiği kabul edilse dahi bu durumda çift taraflı talil olduğu, çift taraflı talil bulunması halinde ise ispat yükünün yer değiştirmeyeceği, buna göre bononun teminat bonosu olduğunu ispat yükümlülüğünün davacıda olduğu, davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bononun teminat olarak verildiğini, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmediğini, davalının bononun düzenlenme nedenini talil ettiğini, ortada hile ve aldatma olduğunu, tanık dinlenmesi taleplerinin reddedildiğini, sözlü yargılama gününün taraflara bildirilmediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senedin keşidecisinin davacı, lehtarının davalı, keşide tarihinin 22.04.2016, vade tarihin 22.07.2016, 130.000,00 TL bedelli malen kayıtlı bono olduğu, davacı tarafın bononun teminat olarak verildiğine ilişkin iddiasını doğrulayacak herhangi bir yazılı delil, sözleşme ya da bononun üzerinde bir kayıt bulunmadığı, bononun teminat olarak verildiğinin yazılı olarak kanıtlanamadığı, davacı tarafın açıkça yemin deliline dayanmaması nedeni ile Mahkemece bu delilin hatırlatılmamasının doğru olduğu, kambiyo senedi ilişkisi mücerret bir borç ilişkisi olduğundan tarafların ticari defter ve kayıtlarının ayrıca incelenmesine somut olayda gerekli görülmediği, davacı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davalı tarafın ceza soruşturmasında ve cevap dilekçesinde vermiş olduğu "altın karşılığında bononun alındığı" beyanının talil niteliğinde olmadığından davacı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerektiği, Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu senedin müvekkilinden hile ile alındığını, davalı tarafa borç ya da mal karşılığı verdiği bir bononun olmadığını, taraflar arasında anlaşılan ipotek tesisi sonrası davalının sahibi olduğu şirket adına, davacının akrabasının hesabına altın alınması açıklamasıyla 70.000,00 TL tutarında para aktardığını, bu senedin hile alındığına dair bu hususun Mahkemece değerlendirilmediğini, davalının bedel kaydını talil ettiği savcılık beyanlarındaki çelişkili ifadelerine rağmen davalı tarafın ticari defterlerinin yazılı delil olduğu da gözetilerek incelenmesi gerekirken bu taleplerinin karşılanmadığını, davalını savcılık aşamasında verdiği ifadelerle davacının akrabasına gönderilen dekont birlikte dikkate alındığında davacı müvekkilinin davalıya altın sattığı ve aynı ün yine davalıdan 130.000,00 TL tutarında altın anlamına geldiğini, bu durumun ise hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını ve senedin davacıdan hile alındığını gösterdiğini, senetteki bedel kaydının davalı tarafça talil edildiği dikkate alınmadan karar verildiğini, davalının isticvabı yönündeki taleplerinin kabul edilmediğini, dava konusu senedin hile ve aldatma yoluyla müvekkilinden alınması sebebiyle senede karşı senetle ispat kuralının geçerli olmadığını, ipotek tesisi ile senet tanzim ve vade tarihlerinin aynı olduğunu, davalının tek bir alacağı varsa bunu hem ipotek hem de senetle bölmesinin olağan akışa aykırı olduğunu, ipotek tesis edilen taşınmazın değeri oldukça yüksek olduğu halde davalının 260.000,00 TL olduğunu iddia ettiği alacağı için 130.000,00 TL ipotek tesis edilmesinin mantıkla bağdaşmadığını, taraflara sözlü yargılama için tebligat çıkarılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, teminat senedi olduğu ileri sürülen kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ve 201 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933275700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz