Haksız rekabetin tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8677 E. 2023/2689 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısmi kabul↗ fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması↗ ticari faiz↗ hakkaniyet↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ feragat↗ haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ havale↗ ıslah↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ kusur↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ temerrüt↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/396 E., 2019/313 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1987 yılından bu yana bayilikleri vasıtasıyla eğitim ve öğretim araçlarını üreterek piyasaya arz ettiğini, KARACA ibaresini ticaret unvanı, işletme adı ve marka olarak tescil ettiren müvekkilinin sektörde tanınmış olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının müvekkiline ait marka hakkına tecavüz edecek şekilde 2008/36174 numaralı 16. sınıfta bulunan eğitim ve öğretim araçları üreterek KARACA YAYINLARI ibaresini kullanarak satışa arz ettiğini, davalı eylemlerinin haksız rekabete ve marka hakkına tecavüze yol açtığını ileri sürerek davalı eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, tecavüz men'i, ref'ine 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 30.04.2019 havale tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 68.374,04 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ...- Karaca Yayınevi Kırtasiye ve Hediyelik Eşya ticaret ünvanı ile ticari faaliyette bulunduğunu, davacıya ait olmayan 3 farklı logo ile ilköğretim grubu için yayıncılık faaliyeti sürdürdüğünü, davalının ise farklı tüketiciye hitap ettiğini ve açık öğretim açık öğretim lise düzeyinde faaliyet gösterdiğini, davacı markasını KARACA olarak kullanırken müvekkilinin ...- Karaca Yayınları şeklinde kullandığını, müvekkilinin kusuru ve kötü niyeti olmaksızın kendi soy ismi olan KARACA ibaresini unvanda geçecek şekilde kullandığını, davacı tarafın tazminat taleplerinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından dava konusu ürünler üzerinde ve internet ortamında kullanılan Karaca markası ile davacı adına 2008/36174 ve 2011/44987 sayılarla tescilli Karaca markaları arasında güçlü bir benzerlik bulunduğu, davalı tarafından KARACA markası altında sunulan malların davacı markasının tescil kapsamında bulunan mallarla aynı olduğu, ortalama dikkate sahip tüketiciler nezdinde markalar arasında ilişkilendirme ve karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu, davalı kullanımının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında değerlendirilebileceği ve aynı Kanun'un 29 uncu maddesi uyarınca davacının tescilli markalarından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği, davalı kullanımlarının haksız rekabet teşkil eden fiillerden olduğu, bu nedenle maddi ve manevi tazminat istenebileceği, davacının dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tutmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, muhtemel tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına, davalının ürettiği piyasaya sürdüğü davacı şirketin tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden tüm ürünlerin piyasadan toplatılmasına ve imhasına, 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin işlendiği tarih olan 27.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 109 uncu maddesi uyarınca kısmi dava olarak açıldığını, mahkemece dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması nedeniyle dava dilekçesindeki taleple bağlı olarak maddi tazminata hükmedilmiş ise de açıkça feragat edilmediği takdirde ıslahla talebin artırılabileceğini, takdir edilen manevi tazminatın düşük olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kültür Bakanlığı'ndan aldığı isim ve soy isminden oluşan ... firma isimli, sertifikalı ve bandrollü olarak, ticaret odası nezdinde kayıtlı unvanı altında faaliyet gösterdiğini, davacı ile müvekkilinin faaliyet alanlarının farklı olduğunu, farklı tüketici kesimlerine hitap ettiklerini, müvekkilinin dürüstçe kendi soy ismini kullandığını, bu nedenlerle markaya tecavüz bulunmadığından maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı davacı adına tescilli KARACA ibareli markalarla, davalının KARACA YAYINLARI ibareli markasal kullanımları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu, davalının söz konusu ibareyi üzerinde kullandığı malların da davacı markalarının kapsamlarında yer aldığı, davalı kullanımının tescilli işletme adı biçiminde olmadığı, aksine KARACA ibaresinin ön plana çıkarılarak markasal biçimde kullanıldığı, bu şekilde bir kullanımın, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin beşinci fıkrasının (a) bendi kapsamında dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içine bir kullanım olarak da değerlendirilemeyeceği, bu itibarla davacının 2008/36174 sayılı markasına tecavüzün ve haksız rekabetin gerçekleştiği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat koşullarının da oluştuğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı; davalı vekilinin istinaf başvurusuna gelince, İlk Derece Mahkemesince davacının dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı gerekçesiyle 5.000,00 TL maddi tazminatın hüküm altına alındığı ancak 6100 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinde talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceğinin hüküm altına alındığı, maddenin son fıkrasında dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında kısmi dava açılmasının talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceği düzenlemesine yer verildiği, somut olayda davacı tarafça dava dilekçesinde, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmediği ve davacının davasını maddi tazminat talebi yönünden ıslah ettiği dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince davanın kısmi dava olarak kabulü ile davacının ıslah talebinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olup 151 inci maddede ise hak sahibinin uğradığı zararın ne şekilde hesaplanacağının açıklandığı, davacı tarafın 28.03.2018 tarihli dilekçesi ile yoksun kaldığı kazancını hangi seçeneğe göre istediğinin belirtildiği, 6769 sayılı Kanun'da mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinden farklı olarak sınai mülkiyet hakkının elde edilen kazanca katkısının dikkate alınmayacağı, zira eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6769 sayılı Kanun hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiği, bu sebeple bilirkişi raporunda alternatif olarak mülga 556 sayılı Kanun dikkate alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilmediği, davacının marka hakkının ihlali nedeniyle 6769 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine dayalı olarak manevi tazminat talep hakkının olduğu, somut uyuşmazlıkta manevi tazminat koşullarının davacı yararına gerçekleştiği yönündeki İlk Derece Mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik yok ise de hükmedilen manevi tazminat tutarının olayın oluş şekli, ihlalin süresi ve boyutu, olay tarihindeki paranın satın alma gücü gözetildiğinde hakkaniyete uygun görülmediği, 10.000,00 TL manevi tazminatın somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, muhtemel tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına, davalının ürettiği ve piyasaya sürdüğü davacı şirketin tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden tüm ürünlerin piyasadan toplatılmasına ve imhasına, 68.374,04 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin işlendiği tarih olan 27.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yinelemiş ilaveten davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmaksızın kısmi dava olarak açıldığını, ıslah talebinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir tespit olmadığı halde 2013 yılından itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca ıslah edilen miktar için de 2013 yılından itibaren faize hükmedilemeyeceğini, kabule karar verilecekse de mülga 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapılan hesaba itibar edilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinini birinci fıkrasının (a) bendi, 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 29 uncu maddesi, 150 ve 151 inci maddeleri.
2.6100 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7643 E. 2010/7061 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık
Benzer bu karardaDavacı «mirasçısı» Meral Karaca vekili, bu kez karar düzeltme talep etmiştir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı «mirasçısı» Meral Karaca vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1089 E. 2021/805 K.
Ortak:ticaret unvanı · iltibas · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… sul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı davacı adına tescilli KARACA ibareli markalarla, davalının KARACA YAYINLARI ibareli markasal kullanımları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu, davalının söz konusu ibareyi üzerinde kullandığı malların da davacı markalarının kapsamlarında yer aldığı, davalı kullanımının tescilli işletme adı biçiminde olmadığı, aksine KARACA ibaresinin ön plana çıkarılarak markasal biçimde kullanıldığı, bu şekilde bir kullanımın, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin beşinci fıkrasının (a) bendi kapsamında dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içine bir kullanım olarak da değerlendirilemeyeceği, bu itibarla davacının 2008/36174 sayılı markasına tecavüzün ve «haksız rekabetin» gerçekleştiği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat koşullarının da oluştuğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı; davalı vekilinin istinaf başvurusuna gelince, İlk Derece Mahkemesince davacının dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı gerekçesiyle 5.000,00 TL «maddi tazminatın» hüküm altına alındığı ancak 6100 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinde talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceğinin hüküm altına alındığı, maddenin «son» fıkrasında dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça «feragat» edilmiş olması hâli dışında kısmi dava açılmasının talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceği düzenlemesine yer verildiği, somut olayda davacı tarafça dava dilekçesinde, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmediği ve davacının davasını maddi tazminat talebi yönünden «ıslah» ettiği dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince davanın kısmi dava olarak kabulü ile davacının ıslah talebinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olup 151 inci maddede ise hak sahibinin uğradığı zararın ne şekilde hesaplanacağının açıklandığı, davacı tarafın 28.03.2018 tarihli dilekçesi ile yoksun kaldığı kazancını hangi seçeneğe göre istediğinin belirtildiği, 6769 sayılı Kanun'da mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinden farklı olarak sınai mülkiyet hakkının elde edilen kazanca katkısının dikkate alınmayacağı, zira eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6769 sayılı Kanun hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiği, bu sebeple bilirkişi raporunda alternatif olarak mülga 556 sayılı Kanun dikkate alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilmediği, davacının marka hakkının ihlali nedeniyle 6769 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine dayalı olarak manevi tazminat talep hakkının olduğu, somut uyuşmazlıkta manevi tazminat koşullarının davacı yararına gerçekleştiği yönündeki İlk Derece Mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik yok ise de hükmedilen manevi tazminat tutarının olayın oluş şekli, ihlalin süresi ve boyutu, olay tarihindeki paranın satın alma gücü gözetildiğinde «hakkaniyete» uygun görülmediği, 10.000,00 TL manevi tazminatın somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, muhtemel tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına, davalının ürettiği ve piyasaya sürdüğü davacı şirketin tescilli «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet teşkil eden tüm ürünlerin piyasadan toplatılmasına ve imhasına, 68.374,04 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın «haksız fiilin» işlendiği tarih olan 27.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… li dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1987 yılından bu yana bayilikleri vasıtasıyla eğitim ve öğretim araçlarını üreterek piyasaya arz ettiğini, KARACA ibaresini «ticaret unvanı», işletme adı ve marka olarak tescil ettiren müvekkilinin sektörde tanınmış olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının müvekkiline ait «marka hakkına tecavüz» edecek şekilde 2008/36174 numaralı 16. sınıfta bulunan eğitim ve öğretim araçları üreterek KARACA YAYINLARI ibaresini kullanarak satışa arz ettiğini, davalı eylemlerinin «haksız rekabete» ve marka hakkına tecavüze yol açtığını ileri sürerek davalı eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, tecavüz men'i, ref'ine 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın «haksız fiil» tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 30.04.2019 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesi ile «maddi tazminat» talebini 68.374,04 TL'ye yükseltmiştir.
Benzer bu kararda… örsel ve anlamsal benzerlik söz konusu ise de, davacının itirazına esas teşkil eden 115482 sayılı "KARACA" markasının YİDK kararı tarihinden önce hükümsüz kılınarak «sicilden terkin» edildiği dikkate alındığında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında benzerlik ve «iltibas» değerlendirmesi yapmanın mümkün bulunmadığı, dava konusu "KARACA" markası için 1990 yılında başvuru yapıldığı, ancak "KARACA ÇANTA" unvanının ilk kez 1966 yılında kullanıldığı, 1968 ve 1982 yıllarına ilişkin açılış davetiyelerinin firmanın yeni KARACA ÇANTA mağazalarının açılışlarına ilişkin olduğu, sunulan 2008-2014 yıllarına ait faturalar, Z raporları, gün sonu faturalarından bu yıllarda "KARACA ÇANTA" unvanının kullanımının devam ettiği, markayı 2010 yılında devralan davacının en «son» 2015 yılında markanın lisans yoluyla kullanılmasını sürdürdüğü ve fakat bu kullanımlarım mağazacılık hizmetlerine ilişkin olduğu, her ne kadar davacının faaliyet a …
8/5 kapsamında bir «ticaret unvanına» dayanarak bir tescilin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının tescilli olması gerektiği, KHK m.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · terkin · kötüniyet
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davacının 115482 sayılı "KARACA" markasının YİDK kararı tarihinden önce hükümsüz kılınarak «sicilden terkin» edilmiş olması nedeniyle 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında dikkate alınamayacağı, davacının davalı karşısında öncelik hakkının bulunmadığı, davalının «kötüniyetli» olduğu yönündeki iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmişti …
… örsel ve anlamsal benzerlik söz konusu ise de, davacının itirazına esas teşkil eden 115482 sayılı "KARACA" markasının YİDK kararı tarihinden önce hükümsüz kılınarak «sicilden terkin» edildiği dikkate alındığında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında benzerlik ve «iltibas» değerlendirmesi yapmanın mümkün bulunmadığı, dava konusu "KARACA" markası için 1990 yılında başvuru yapıldığı, ancak "KARACA ÇANTA" unvanının ilk kez 1966 yılında kullanıldığı, 1968 ve 1982 yıllarına ilişkin açılış davetiyelerinin firmanın yeni KARACA ÇANTA mağazalarının açılışlarına ilişkin olduğu, sunulan 2008-2014 yıllarına ait faturalar, Z raporları, gün sonu faturalarından bu yıllarda "KARACA ÇANTA" unvanının kullanımının devam ettiği, markayı 2010 yılında devralan davacının en «son» 2015 yılında markanın lisans yoluyla kullanılmasını sürdürdüğü ve fakat bu kullanımlarım mağazacılık hizmetlerine ilişkin olduğu, her ne kadar davacının faaliyet a …
8/5 hükmüne göre de davacının davalı karşısında öncelik hakkı bulunmadığı, davacının "KARACA" ibaresinin ayakkabı ve çanta mallarında tanınmışlığın ispatı bakımından yeterli bilgi ve belge sunmadığı, davalının «kötüniyetli» olduğu yönündeki iddiaların ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8757 E. 2013/8119 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · temel ilişki · ticari defter incelemesi · yemin teklifi · lehtar · yemin · acentelik · keşideci
Benzer bu karardaDavacı, -takip konusu belgede «lehtar» Karaca Nakliyat olduğu için, «çek» niteliğinde bulunmayan belgeye dayalı olarak ve «temel ilişki» nedeniyle «haciz» yolu ile takip yapmış olup, iş bu itirazın iptali davasında da taraflar arasındaki «acentelik ilişkisine» dayanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının takibe konu çekin «keşidecisi» olmadığı gibi, «çek» süresi içerisinde «ibraz» edildiğinden ve «zamanaşımı» süresi de dolmadığından ...'nın 644. maddesinin uygulama yerinin bulunmadığı, öte yandan, taraflar arasında acentalık sözleşmesi bulunmasının ve takibe konu çekin davacının «defterlerinde» kayıtlı olmasının tek başına alacağın varlığını göstermediği, «yemin teklif» etme hakkını da kullanmayan davacının temel ilişkiye dayalı alacağını ispatlayanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin içerisine girilerek 6762 sayılı ...'nın 82. vd. maddeleri uyarınca tarafların «ticari defterlerinin incelenip», sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. .../...
2 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5296 E. 2019/7184 K.
Ortak:ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… li dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1987 yılından bu yana bayilikleri vasıtasıyla eğitim ve öğretim araçlarını üreterek piyasaya arz ettiğini, KARACA ibaresini «ticaret unvanı», işletme adı ve marka olarak tescil ettiren müvekkilinin sektörde tanınmış olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının müvekkiline ait «marka hakkına tecavüz» edecek şekilde 2008/36174 numaralı 16. sınıfta bulunan eğitim ve öğretim araçları üreterek KARACA YAYINLARI ibaresini kullanarak satışa arz ettiğini, davalı eylemlerinin «haksız rekabete» ve marka hakkına tecavüze yol açtığını ileri sürerek davalı eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, tecavüz men'i, ref'ine 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın «haksız fiil» tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 30.04.2019 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesi ile «maddi tazminat» talebini 68.374,04 TL'ye yükseltmiştir.
… ında değerlendirilebileceği ve aynı Kanun'un 29 uncu maddesi uyarınca davacının tescilli markalarından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği, davalı kullanımlarının «haksız rekabet» teşkil eden fiillerden olduğu, bu nedenle maddi ve manevi tazminat istenebileceği, davacının dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tutmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, muhtemel tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına, davalının ürettiği piyasaya sürdüğü davacı şirketin tescilli «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet teşkil eden tüm ürünlerin piyasadan toplatılmasına ve imhasına, 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın «haksız fiilin» işlendiği tarih olan 27.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… sul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı davacı adına tescilli KARACA ibareli markalarla, davalının KARACA YAYINLARI ibareli markasal kullanımları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu, davalının söz konusu ibareyi üzerinde kullandığı malların da davacı markalarının kapsamlarında yer aldığı, davalı kullanımının tescilli işletme adı biçiminde olmadığı, aksine KARACA ibaresinin ön plana çıkarılarak markasal biçimde kullanıldığı, bu şekilde bir kullanımın, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin beşinci fıkrasının (a) bendi kapsamında dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içine bir kullanım olarak da değerlendirilemeyeceği, bu itibarla davacının 2008/36174 sayılı markasına tecavüzün ve «haksız rekabetin» gerçekleştiği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat koşullarının da oluştuğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı; davalı vekilinin istinaf başvurusuna gelince, İlk Derece Mahkemesince davacının dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı gerekçesiyle 5.000,00 TL «maddi tazminatın» hüküm altına alındığı ancak 6100 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinde talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceğinin hüküm altına alındığı, maddenin «son» fıkrasında dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça «feragat» edilmiş olması hâli dışında kısmi dava açılmasının talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceği düzenlemesine yer verildiği, somut olayda davacı tarafça dava dilekçesinde, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmediği ve davacının davasını maddi tazminat talebi yönünden «ıslah» ettiği dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince davanın kısmi dava olarak kabulü ile davacının ıslah talebinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olup 151 inci maddede ise hak sahibinin uğradığı zararın ne şekilde hesaplanacağının açıklandığı, davacı tarafın 28.03.2018 tarihli dilekçesi ile yoksun kaldığı kazancını hangi seçeneğe göre istediğinin belirtildiği, 6769 sayılı Kanun'da mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinden farklı olarak sınai mülkiyet hakkının elde edilen kazanca katkısının dikkate alınmayacağı, zira eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6769 sayılı Kanun hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiği, bu sebeple bilirkişi raporunda alternatif olarak mülga 556 sayılı Kanun dikkate alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilmediği, davacının marka hakkının ihlali nedeniyle 6769 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine dayalı olarak manevi tazminat talep hakkının olduğu, somut uyuşmazlıkta manevi tazminat koşullarının davacı yararına gerçekleştiği yönündeki İlk Derece Mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik yok ise de hükmedilen manevi tazminat tutarının olayın oluş şekli, ihlalin süresi ve boyutu, olay tarihindeki paranın satın alma gücü gözetildiğinde «hakkaniyete» uygun görülmediği, 10.000,00 TL manevi tazminatın somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, muhtemel tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına, davalının ürettiği ve piyasaya sürdüğü davacı şirketin tescilli «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet teşkil eden tüm ürünlerin piyasadan toplatılmasına ve imhasına, 68.374,04 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın «haksız fiilin» işlendiği tarih olan 27.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaLtd.Şti.” markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve diğer talepleri olan davalının «ticaret unvanına» ve alan adına yönelik tecavüz ve «haksız rekabetin» önlenmesine, unvandan karaca kelimesinin «terkini» ile alan adının yasaklanmasına, hükmün «ilanının» reddine karar verilmiştir.
Şti." markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalının “karacasan” ibaresinin internet alan adında ve internet sitesinde kullanımının «haksız rekabet» ve «ticaret unvanına tecavüz» teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, davalının "Karacasan" ibaresini internet alan adında ve site içeriğinde markasal biçimde kullanmasının yasaklanmasına, karar özetinin «ilanına» ve ticaret unvanından “Karacan” ibaresinin «terkini» talebiyle davalı tarafın yerinde görülmeyen «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
… kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. (2) Dava, marka hükümsüzlüğü ve markanın «sicilden terkini»; ticaret unvanıyla alan adına yönelik tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, unvan terkini ve alan adının iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanına tecavüz · istinaf başvurusunun reddi · sicilden terkin · terkin · kötüniyet · ilan
Benzer bu karardaŞti." markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalının “karacasan” ibaresinin internet alan adında ve internet sitesinde kullanımının «haksız rekabet» ve «ticaret unvanına tecavüz» teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, davalının "Karacasan" ibaresini internet alan adında ve site içeriğinde markasal biçimde kullanmasının yasaklanmasına, karar özetinin «ilanına» ve ticaret unvanından “Karacan” ibaresinin «terkini» talebiyle davalı tarafın yerinde görülmeyen «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Ltd.Şti.” markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve diğer talepleri olan davalının «ticaret unvanına» ve alan adına yönelik tecavüz ve «haksız rekabetin» önlenmesine, unvandan karaca kelimesinin «terkini» ile alan adının yasaklanmasına, hükmün «ilanının» reddine karar verilmiştir.
… kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. (2) Dava, marka hükümsüzlüğü ve markanın «sicilden terkini»; ticaret unvanıyla alan adına yönelik tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, unvan terkini ve alan adının iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dava tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK’nın 9. maddesi kapsamında her ne kadar markanın hükümsüzlüğüne karar verilmişse de davalının tescilli markasını kullanması «kötüniyetli» olduğunun kanıtlanamaması karşısında «marka hakkına tecavüz» oluştuğunun kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1175 E. 2024/4503 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen inceleme · müktesep hak · pasif husumet yokluğu · derdestlik · pasif husumet · husumet yokluğu · ortalama tüketici · kötüniyet
Benzer bu kararda… ca benzerlik olduğu, davacı vekili her ne kadar redde mesnet alınan markaların kullanılmadığını, kullanmama nedeniyle iptali davasına konu olduklarını ve bu davanın «derdest» olduğunu belirtse de, YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet alınan markaların tescilli oldukları, tescilli markaların kullanılmadığı iddiasının yapılacak mutlak ret değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, davacının müktesep hakkının olmadığı, bu nedenle davacının «müktesep hak» iddiası yerinde bulunmadığı, davanı davalı Kurum tarafından yapılan işlemin ve akabinde nihai olarak oluşturulan YİDK kararının iptali istemine ilişkin olduğu için davalı şirketin «pasif husumetinin» bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine, davalı şirkete yöneltilen davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların «ortalama tüketici» nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzediğini, aynı zamanda markaların kapsadığı/tescilli olduğu emtianın da aynı bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde bahsi geçen kanun hükmünün ancak ve sadece aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre yapılan itirazlarda başvuru sahibine tanınmış bir hak olduğunu, Kurumun yaptığı re’«sen incelemelerde» esas alınarak inceleme yapılması gereken bir itiraz olmadığını, davacının davalı firmanın markalarının kullanılmaması nedeniyle açmış olduğu hükümsüzlük davasının halen kesinleşmiş bir karara bağlanmadığını, davacının, davalı firmanın «ilana» yönelik itirazlarının bu aşamada ele alınmadığını, davacının «kötüniyete» dayalı iddialarının da ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… , markaların kullanılmadığı iddiasının mutlak ret nedenleri çerçevesinde yapılacak değerlendirmede dikkate alınamayacağı, davacının müktesep hakkının olmadığı, zira «müktesep hak» teşkil ettiği ileri sürülen markanın dava konusu edilen YİDK kararının verildiği tarihte henüz tescilli dahi olmadığı, eldeki davada davalı şirketin «pasif husumetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
FSHHM’nin 2019/186 E. sayılı dosyasında halen «derdest» olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre kullanılmayan markalara dayalı yapılan itirazların reddedilmesi gerektiğin …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8677 E. , 2023/2689 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1116 Esas, 2021/1068 Karar
HÜKÜM
Yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/396 E., 2019/313 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1987 yılından bu yana bayilikleri vasıtasıyla eğitim ve öğretim araçlarını üreterek piyasaya arz ettiğini, KARACA ibaresini ticaret unvanı, işletme adı ve marka olarak tescil ettiren müvekkilinin sektörde tanınmış olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının müvekkiline ait marka hakkına tecavüz edecek şekilde 2008/36174 numaralı 16. sınıfta bulunan eğitim ve öğretim araçları üreterek KARACA YAYINLARI ibaresini kullanarak satışa arz ettiğini, davalı eylemlerinin haksız rekabete ve marka hakkına tecavüze yol açtığını ileri sürerek davalı eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, tecavüz men'i, ref'ine 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 30.04.2019 havale tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 68.374,04 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ...- Karaca Yayınevi Kırtasiye ve Hediyelik Eşya ticaret ünvanı ile ticari faaliyette bulunduğunu, davacıya ait olmayan 3 farklı logo ile ilköğretim grubu için yayıncılık faaliyeti sürdürdüğünü, davalının ise farklı tüketiciye hitap ettiğini ve açık öğretim açık öğretim lise düzeyinde faaliyet gösterdiğini, davacı markasını KARACA olarak kullanırken müvekkilinin ...- Karaca Yayınları şeklinde kullandığını, müvekkilinin kusuru ve kötü niyeti olmaksızın kendi soy ismi olan KARACA ibaresini unvanda geçecek şekilde kullandığını, davacı tarafın tazminat taleplerinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından dava konusu ürünler üzerinde ve internet ortamında kullanılan Karaca markası ile davacı adına 2008/36174 ve 2011/44987 sayılarla tescilli Karaca markaları arasında güçlü bir benzerlik bulunduğu, davalı tarafından KARACA markası altında sunulan malların davacı markasının tescil kapsamında bulunan mallarla aynı olduğu, ortalama dikkate sahip tüketiciler nezdinde markalar arasında ilişkilendirme ve karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu, davalı kullanımının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında değerlendirilebileceği ve aynı Kanun'un 29 uncu maddesi uyarınca davacının tescilli markalarından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği, davalı kullanımlarının haksız rekabet teşkil eden fiillerden olduğu, bu nedenle maddi ve manevi tazminat istenebileceği, davacının dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tutmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, muhtemel tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına, davalının ürettiği piyasaya sürdüğü davacı şirketin tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden tüm ürünlerin piyasadan toplatılmasına ve imhasına, 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin işlendiği tarih olan 27.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 109 uncu maddesi uyarınca kısmi dava olarak açıldığını, mahkemece dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması nedeniyle dava dilekçesindeki taleple bağlı olarak maddi tazminata hükmedilmiş ise de açıkça feragat edilmediği takdirde ıslahla talebin artırılabileceğini, takdir edilen manevi tazminatın düşük olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kültür Bakanlığı'ndan aldığı isim ve soy isminden oluşan ... firma isimli, sertifikalı ve bandrollü olarak, ticaret odası nezdinde kayıtlı unvanı altında faaliyet gösterdiğini, davacı ile müvekkilinin faaliyet alanlarının farklı olduğunu, farklı tüketici kesimlerine hitap ettiklerini, müvekkilinin dürüstçe kendi soy ismini kullandığını, bu nedenlerle markaya tecavüz bulunmadığından maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı davacı adına tescilli KARACA ibareli markalarla, davalının KARACA YAYINLARI ibareli markasal kullanımları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu, davalının söz konusu ibareyi üzerinde kullandığı malların da davacı markalarının kapsamlarında yer aldığı, davalı kullanımının tescilli işletme adı biçiminde olmadığı, aksine KARACA ibaresinin ön plana çıkarılarak markasal biçimde kullanıldığı, bu şekilde bir kullanımın, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin beşinci fıkrasının (a) bendi kapsamında dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içine bir kullanım olarak da değerlendirilemeyeceği, bu itibarla davacının 2008/36174 sayılı markasına tecavüzün ve haksız rekabetin gerçekleştiği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat koşullarının da oluştuğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı;
davalı vekilinin istinaf başvurusuna gelince, İlk Derece Mahkemesince davacının dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı gerekçesiyle 5.000,00 TL maddi tazminatın hüküm altına alındığı ancak 6100 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinde talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceğinin hüküm altına alındığı, maddenin son fıkrasında dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında kısmi dava açılmasının talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceği düzenlemesine yer verildiği, somut olayda davacı tarafça dava dilekçesinde, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmediği ve davacının davasını maddi tazminat talebi yönünden ıslah ettiği dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince davanın kısmi dava olarak kabulü ile davacının ıslah talebinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olup 151 inci maddede ise hak sahibinin uğradığı zararın ne şekilde hesaplanacağının açıklandığı, davacı tarafın 28.03.2018 tarihli dilekçesi ile yoksun kaldığı kazancını hangi seçeneğe göre istediğinin belirtildiği, 6769 sayılı Kanun'da mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinden farklı olarak sınai mülkiyet hakkının elde edilen kazanca katkısının dikkate alınmayacağı, zira eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6769 sayılı Kanun hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiği, bu sebeple bilirkişi raporunda alternatif olarak mülga 556 sayılı Kanun dikkate alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilmediği, davacının marka hakkının ihlali nedeniyle 6769 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine dayalı olarak manevi tazminat talep hakkının olduğu, somut uyuşmazlıkta manevi tazminat koşullarının davacı yararına gerçekleştiği yönündeki İlk Derece Mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik yok ise de hükmedilen manevi tazminat tutarının olayın oluş şekli, ihlalin süresi ve boyutu, olay tarihindeki paranın satın alma gücü gözetildiğinde hakkaniyete uygun görülmediği, 10.000,00 TL manevi tazminatın somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, muhtemel tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına, davalının ürettiği ve piyasaya sürdüğü davacı şirketin tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden tüm ürünlerin piyasadan toplatılmasına ve imhasına, 68.374,04 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin işlendiği tarih olan 27.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yinelemiş ilaveten davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmaksızın kısmi dava olarak açıldığını, ıslah talebinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir tespit olmadığı halde 2013 yılından itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca ıslah edilen miktar için de 2013 yılından itibaren faize hükmedilemeyeceğini, kabule karar verilecekse de mülga 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapılan hesaba itibar edilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinini birinci fıkrasının (a) bendi, 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 29 uncu maddesi, 150 ve 151 inci maddeleri.
2.6100 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933249500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz