Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1089 E. 2021/805 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sicilden terkin↗ ticaret unvanı↗ terkin↗ kötüniyet↗ iltibas↗ hmk 353(1)b-2↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu marka işaretleri arasında ortak "KARACA" ibaresi sebebiyle işitsel, görsel ve anlamsal benzerlik söz konusu ise de, davacının itirazına esas teşkil eden 115482 sayılı "KARACA" markasının YİDK kararı tarihinden önce hükümsüz kılınarak sicilden terkin edildiği dikkate alındığında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında benzerlik ve iltibas değerlendirmesi yapmanın mümkün bulunmadığı, dava konusu "KARACA" markası için 1990 yılında başvuru yapıldığı, ancak "KARACA ÇANTA" unvanının ilk kez 1966 yılında kullanıldığı, 1968 ve 1982 yıllarına ilişkin açılış davetiyelerinin firmanın yeni KARACA ÇANTA mağazalarının açılışlarına ilişkin olduğu, sunulan 2008-2014 yıllarına ait faturalar, Z raporları, gün sonu faturalarından bu yıllarda "KARACA ÇANTA" unvanının kullanımının devam ettiği, markayı 2010 yılında devralan davacının en son 2015 yılında markanın lisans yoluyla kullanılmasını sürdürdüğü ve fakat bu kullanımlarım mağazacılık hizmetlerine ilişkin olduğu, her ne kadar davacının faaliyet alanının ayakkabı ve çanta olduğu (2012-2013-2014 yıllarındaki satışlarda sadece çantadır) anlaşılmakta ise de KARACA ibaresinin doğrudan ayakkabı ve çantalar üzerinde kullanıldığına ilişkin delil sunulmadığı, lisans sözleşmelerinde "KARACA" markasının ayakkabı ve çanta mallarında kullanılacağı kabul edilmişse de mevcut kullanımlarının tamamının geçmişten bugüne geldiği haliyle mağazacılık hizmetlerine ilişkin olduğu, ayakkabı ve çanta malları bakımından davalı karşısında öncelik hakkı bulunmadığı, KHK m. 8/5 kapsamında bir ticaret unvanına dayanarak bir tescilin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının tescilli olması gerektiği, KHK m. 8/5 hükmüne göre de davacının davalı karşısında öncelik hakkı bulunmadığı, davacının "KARACA" ibaresinin ayakkabı ve çanta mallarında tanınmışlığın ispatı bakımından yeterli bilgi ve belge sunmadığı, davalının kötüniyetli olduğu yönündeki iddiaların ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacının 115482 sayılı "KARACA" markasının YİDK kararı tarihinden önce hükümsüz kılınarak sicilden terkin edilmiş olması nedeniyle 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında dikkate alınamayacağı, davacının davalı karşısında öncelik hakkının bulunmadığı, davalının kötüniyetli olduğu yönündeki iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7643 E. 2010/7061 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık
Benzer bu karardaDavacı «mirasçısı» Meral Karaca vekili, bu kez karar düzeltme talep etmiştir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı «mirasçısı» Meral Karaca vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8757 E. 2013/8119 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · temel ilişki · ticari defter incelemesi · yemin teklifi · lehtar · yemin · acentelik · keşideci
Benzer bu karardaDavacı, -takip konusu belgede «lehtar» Karaca Nakliyat olduğu için, «çek» niteliğinde bulunmayan belgeye dayalı olarak ve «temel ilişki» nedeniyle «haciz» yolu ile takip yapmış olup, iş bu itirazın iptali davasında da taraflar arasındaki «acentelik ilişkisine» dayanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının takibe konu çekin «keşidecisi» olmadığı gibi, «çek» süresi içerisinde «ibraz» edildiğinden ve «zamanaşımı» süresi de dolmadığından ...'nın 644. maddesinin uygulama yerinin bulunmadığı, öte yandan, taraflar arasında acentalık sözleşmesi bulunmasının ve takibe konu çekin davacının «defterlerinde» kayıtlı olmasının tek başına alacağın varlığını göstermediği, «yemin teklif» etme hakkını da kullanmayan davacının temel ilişkiye dayalı alacağını ispatlayanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin içerisine girilerek 6762 sayılı ...'nın 82. vd. maddeleri uyarınca tarafların «ticari defterlerinin incelenip», sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. .../...
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5296 E. 2019/7184 K.
Ortak:sicilden terkin · ticaret unvanı · terkin · kötüniyet
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davacının 115482 sayılı "KARACA" markasının YİDK kararı tarihinden önce hükümsüz kılınarak «sicilden terkin» edilmiş olması nedeniyle 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında dikkate alınamayacağı, davacının davalı karşısında öncelik hakkının bulunmadığı, davalının «kötüniyetli» olduğu yönündeki iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmişti …
… örsel ve anlamsal benzerlik söz konusu ise de, davacının itirazına esas teşkil eden 115482 sayılı "KARACA" markasının YİDK kararı tarihinden önce hükümsüz kılınarak «sicilden terkin» edildiği dikkate alındığında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında benzerlik ve «iltibas» değerlendirmesi yapmanın mümkün bulunmadığı, dava konusu "KARACA" markası için 1990 yılında başvuru yapıldığı, ancak "KARACA ÇANTA" unvanının ilk kez 1966 yılında kullanıldığı, 1968 ve 1982 yıllarına ilişkin açılış davetiyelerinin firmanın yeni KARACA ÇANTA mağazalarının açılışlarına ilişkin olduğu, sunulan 2008-2014 yıllarına ait faturalar, Z raporları, gün sonu faturalarından bu yıllarda "KARACA ÇANTA" unvanının kullanımının devam ettiği, markayı 2010 yılında devralan davacının en «son» 2015 yılında markanın lisans yoluyla kullanılmasını sürdürdüğü ve fakat bu kullanımlarım mağazacılık hizmetlerine ilişkin olduğu, her ne kadar davacının faaliyet a …
8/5 kapsamında bir «ticaret unvanına» dayanarak bir tescilin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının tescilli olması gerektiği, KHK m.
Benzer bu karardaLtd.Şti.” markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve diğer talepleri olan davalının «ticaret unvanına» ve alan adına yönelik tecavüz ve «haksız rekabetin» önlenmesine, unvandan karaca kelimesinin «terkini» ile alan adının yasaklanmasına, hükmün «ilanının» reddine karar verilmiştir.
Şti." markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalının “karacasan” ibaresinin internet alan adında ve internet sitesinde kullanımının «haksız rekabet» ve «ticaret unvanına tecavüz» teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, davalının "Karacasan" ibaresini internet alan adında ve site içeriğinde markasal biçimde kullanmasının yasaklanmasına, karar özetinin «ilanına» ve ticaret unvanından “Karacan” ibaresinin «terkini» talebiyle davalı tarafın yerinde görülmeyen «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
… kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. (2) Dava, marka hükümsüzlüğü ve markanın «sicilden terkini»; ticaret unvanıyla alan adına yönelik tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, unvan terkini ve alan adının iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanına tecavüz · istinaf başvurusunun reddi · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaŞti." markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalının “karacasan” ibaresinin internet alan adında ve internet sitesinde kullanımının «haksız rekabet» ve «ticaret unvanına tecavüz» teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, davalının "Karacasan" ibaresini internet alan adında ve site içeriğinde markasal biçimde kullanmasının yasaklanmasına, karar özetinin «ilanına» ve ticaret unvanından “Karacan” ibaresinin «terkini» talebiyle davalı tarafın yerinde görülmeyen «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Ltd.Şti.” markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve diğer talepleri olan davalının «ticaret unvanına» ve alan adına yönelik tecavüz ve «haksız rekabetin» önlenmesine, unvandan karaca kelimesinin «terkini» ile alan adının yasaklanmasına, hükmün «ilanının» reddine karar verilmiştir.
… kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. (2) Dava, marka hükümsüzlüğü ve markanın «sicilden terkini»; ticaret unvanıyla alan adına yönelik tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, unvan terkini ve alan adının iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dava tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK’nın 9. maddesi kapsamında her ne kadar markanın hükümsüzlüğüne karar verilmişse de davalının tescilli markasını kullanması «kötüniyetli» olduğunun kanıtlanamaması karşısında «marka hakkına tecavüz» oluştuğunun kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1089 E. , 2021/805 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13.07.2017 tarih ve 2016/365 E- 2017/332 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 06/12/2019 tarih ve 2018/1697 E- 2019/1253 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 2013/100640 sayılı "KARACA+şekil" ibareli marka başvurusuna müvekkilinin 115482 sayılı "KARACA+şekil" ibareli markasını mesnet göstererek yaptığı itirazın öncelikle Markalar Dairesi nihai olarak da TPMK YİDK tarafından reddedildiğini, davacıya ait “KARACA” ibareli markanın 1960’lı yıllardan beri kesintisiz olarak her türlü ticari faaliyetinde, çanta ve ayakkabı emtialarında kullanıldığını, lisans sözleşmesi ile 3. kişilere markanın kullanımını sağladığını, dolayısıyla "KARACA" markasının gerçek hak sahibinin müvekkili davacı olduğunu, başvuru markası ile müvekkili markası arasında 556 sayılı KHK 8/1-b anlamında benzerlik ve tescili talep edilen emtialar bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davacının “KARACA” markasının tanınmış olduğunu, davalı tarafın kötüniyetli bir şekilde başvuruda bulunduğunu ileri sürerek dava konusu YİDK kararının iptaline ve başvuru konusu işaret tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacı tarafın "KARACA" ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olmadığını, dava dışı KARACA ÇANTA A.Ş.’ye ait ayakkabı ve çanta gibi emtialarda tescilli "KARACA" markasının davalı şirket tarafından ikame edilen kullanmamaya dayalı iptal davası sonucu hükümsüz kılındığını ve kararın kesinleştiğini, "KARACA" markasını meşhur ve maruf hale getirenin müvekkili şirket olup TPMK nezdinde de tanınmış marka statüsünün mevcut olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu marka işaretleri arasında ortak "KARACA" ibaresi sebebiyle işitsel, görsel ve anlamsal benzerlik söz konusu ise de, davacının itirazına esas teşkil eden 115482 sayılı "KARACA" markasının YİDK kararı tarihinden önce hükümsüz kılınarak sicilden terkin edildiği dikkate alındığında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında benzerlik ve iltibas değerlendirmesi yapmanın mümkün bulunmadığı, dava konusu "KARACA" markası için 1990 yılında başvuru yapıldığı, ancak "KARACA ÇANTA" unvanının ilk kez 1966 yılında kullanıldığı, 1968 ve 1982 yıllarına ilişkin açılış davetiyelerinin firmanın yeni KARACA ÇANTA mağazalarının açılışlarına ilişkin olduğu, sunulan 2008-2014 yıllarına ait faturalar, Z raporları, gün sonu faturalarından bu yıllarda "KARACA ÇANTA" unvanının kullanımının devam ettiği, markayı 2010 yılında devralan davacının en son 2015 yılında markanın lisans yoluyla kullanılmasını sürdürdüğü ve fakat bu kullanımlarım mağazacılık hizmetlerine ilişkin olduğu, her ne kadar davacının faaliyet alanının ayakkabı ve çanta olduğu (2012-2013-2014 yıllarındaki satışlarda sadece çantadır) anlaşılmakta ise de KARACA ibaresinin doğrudan ayakkabı ve çantalar üzerinde kullanıldığına ilişkin delil sunulmadığı, lisans sözleşmelerinde "KARACA" markasının ayakkabı ve çanta mallarında kullanılacağı kabul edilmişse de mevcut kullanımlarının tamamının geçmişten bugüne geldiği haliyle mağazacılık hizmetlerine ilişkin olduğu, ayakkabı ve çanta malları bakımından davalı karşısında öncelik hakkı bulunmadığı, KHK m.
8/5 kapsamında bir ticaret unvanına dayanarak bir tescilin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının tescilli olması gerektiği, KHK m. 8/5 hükmüne göre de davacının davalı karşısında öncelik hakkı bulunmadığı, davacının "KARACA" ibaresinin ayakkabı ve çanta mallarında tanınmışlığın ispatı bakımından yeterli bilgi ve belge sunmadığı, davalının kötüniyetli olduğu yönündeki iddiaların ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacının 115482 sayılı "KARACA" markasının YİDK kararı tarihinden önce hükümsüz kılınarak sicilden terkin edilmiş olması nedeniyle 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında dikkate alınamayacağı, davacının davalı karşısında öncelik hakkının bulunmadığı, davalının kötüniyetli olduğu yönündeki iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 03.02.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Dava, marka tescil başvurusuna vaki itirazın reddine ilişkin kurum kararının iptali ile tescili halinde markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı gerek davalıya ait “Karaca+şekil” şeklindeki davalı başvurusuna vaki itirazında ve gerekse de işbu davada daha önceden tescilli “Karaca” ibareli tescilli markasına ve gerekse de mezkur Karaca ibaresi üze-rindeki öncelik hakkına dayanmıştır.
Gerek İlk Derece Mahkemesince ve gerekse de davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar veren Bölge Adliye Mahkemesince, davacının dayanağı tescilli markanın hükümsüz kılınması nedeniyle 556 sayılı KHK’nın 8/1b maddesi kapsamında benzerlik ve iltibas değerlendirmesi yapılamayacağına ilişkin olarak ortaya konulan gerekçede usul ve yasaya herhangi bir aykırılık bulunmamakta olup bu yöndeki kabul dosyadaki bilgi-belgeler uyarınca yerindedir.
Ancak, her iki mahkemece davacının “Karaca” ibaresi üzerinde mağazacılık hizmetleri bakımından bir öncelik hakkının varlığı kabul olunmuş ise de bu ibarenin doğrudan ayakkabı ve çanta emtiası üzerinde kullanıldığını davacı yanın ispatlayamadığı cihetindeki değerlendirmelerin yerinde olmadığını düşünmekteyim. Davacının, "Karaca" ibaresini davalı markasının başvuru tarihinden çok daha önceki bir tarihten beri var olan mağazada ve bizatihi ayakkabı-çanta ürünleri üzerinde markasal olarak kullandığına, bu kullanımının mağazanın bulunduğu lokasyon ile sınırlı kalmayıp geniş bir çerçevede gerçekleştiğine ilişkin ilişkin iddiasını dosyaya ibraz edilen ürün örnekleri ve münhasıran ayakkabı-çanta mağazacılığının geçmişten günümüze ülkemizdeki tezahür biçimi olarak tanımlanabilecek “hayatın olağan akışı” ile tüm dosya kapsamı çerçevesinde ispatladığı, bu anlamda belirtilen ürünler bakımından davalıya nazaran ibare üzerinde öncelik hakkının varlığının kabulü gerektiği, davalının bu durumun aksini ispatlayamamış olması nedeniyle oluşan maddi ve hukuki durumun davalının marka başvurusu bakımından 556 sayılı KHK’nın 8/3.
maddesi uyarınca nisbi red sebebi olarak yorumlanması gerektiği kanısındayım. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulması gerektiği inancıyla Daire çoğunluğunun onama düşüncesine katılamıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/635383600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz