Marka Kurum kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1175 E. 2024/4503 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
re'sen inceleme↗ müktesep hak↗ pasif husumet yokluğu↗ derdestlik↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/359 E., 2020/81 K.
Taraflar arasındaki davalı TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “KARACA” ve “KARACA HOME” markalarının tanınmış marka statüsüne ulaşmış olduğunu, müvekkilinin bu tanınmış markalarının 07, 14, 20, 21, 24, 25 ve 27. sınıflara giren emtiada sıklıkla kullanıldığını, müvekkilinin kullanımının 1993 yılından beri devam ettiğini ve dünya çapında kullanım olduğunu, davalı şirketin ise 138892, 166068 ve 166309 numaralar ile tescilli “KARACA” ibareli markalarının tescilli oldukları 14, 24 ve 25. sınıflarda 5 yılı aşkın bir süredir kullanmadığını, bu konuda açılmış olan hükümsüzlük davasının İstanbul 2. FSHHM’nin 2019/186 E. sayılı dosyasında halen derdest olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre kullanılmayan markalara dayalı yapılan itirazların reddedilmesi gerektiğini, davacının “KARACA” ve “KARACA HOME” ibareli markalarının seri marka olduğunu ve davacının bu seri markalarını geliştirmeye devam etme niyetinde olduğunu, bu meyanda dava konusu edilen 2019/03744 sayılı marka müracaatında bulunduğunu, davalının kısmi redde mesnet alınan markaları ile bu marka başvurusunun görsel, fonetik ve anlamsal açılardan benzemediğini, davacının markasının tüketici nezdinde oluşturacağı global izlenime göre ele alınması gerektiğini, tarafların tamamen farklı iştigal alanlarında faaliyet gösterdiklerini ileri sürerek YİDK’nın 2019-M-7808 sayılı kararının iptalini ve müvekkili şirketin 2019/03744 sayılı markasının başvurulan tüm sınıflarda tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzediğini, aynı zamanda markaların kapsadığı/tescilli olduğu emtianın da aynı bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde bahsi geçen kanun hükmünün ancak ve sadece aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre yapılan itirazlarda başvuru sahibine tanınmış bir hak olduğunu, Kurumun yaptığı re’sen incelemelerde esas alınarak inceleme yapılması gereken bir itiraz olmadığını, davacının davalı firmanın markalarının kullanılmaması nedeniyle açmış olduğu hükümsüzlük davasının halen kesinleşmiş bir karara bağlanmadığını, davacının, davalı firmanın ilana yönelik itirazlarının bu aşamada ele alınmadığını, davacının kötüniyete dayalı iddialarının da ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1917 yılından beri tekstil sektöründe “KARACA” markası altında üretim ve mağazacılık faaliyetlerini yürüttüğünü, bu markanın müvekkili adına 22 değişik şekilde tescilli olduğunu, aynı zamanda T/02390 kod numarası tahtında tanınmış marka statüsünde tescil edildiğini, davacının ise mutfak eşyaları alanında yeni yeni tanınmaya başlayan ve “KRC” ana markası ile faaliyetlerini yürüten bir firma olduğunu, davalının markalarının davacıdan önceki tarihlerde tescil edilmiş olduğunu ve markaların aynı/aynı tür emtia için tescil edilmek istendiğini, müvekkili tarafından davacının marka başvurusu veya YİDK kararı aşamasında herhangi bir itiraz dilekçesi sunulmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karşılaştırılan markaların emtia listesinde birebir aynı sınıfa (24. sınıfa) giren emtianın mevcut olduğu, davacının marka başvurusu “Karaca” ibaresini tek başına ihtiva eden, şekil unsurundan yoksun olan, düz yazım karakterinde siyah harflerle yazılmış bir kelime markası olduğu, davalı şirketin redde mesnet markalarının hepsinde de stilize edilmiş harflerle yazılmış “KARACA” ibaresinin tek kelime unsuru olduğu, sadece bir tanesi (markası) şekil unsuru da ihtiva ettiği, ancak bu şekil unsurunun da markada geçen “KARACA” ibaresinin büyük puntolarda yazılmış ve ilk anda göze çarpan unsur olması gerçeği gözetildiğinde, markada ayırt edici niteliği yüksek olan unsur olmadığı, bu nedenlerle; karşılaştırılan markaların esas unsurlarının birebir aynı kelime (karaca) olması ve markaların genel görünüm itibariyle, şekil unsurunun yokluğu/baskın olmaması sebepleriyle, somut olayda karşılaştırılan markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca benzerlik olduğu, davacı vekili her ne kadar redde mesnet alınan markaların kullanılmadığını, kullanmama nedeniyle iptali davasına konu olduklarını ve bu davanın derdest olduğunu belirtse de, YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet alınan markaların tescilli oldukları, tescilli markaların kullanılmadığı iddiasının yapılacak mutlak ret değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, davacının müktesep hakkının olmadığı, bu nedenle davacının müktesep hak iddiası yerinde bulunmadığı, davanı davalı Kurum tarafından yapılan işlemin ve akabinde nihai olarak oluşturulan YİDK kararının iptali istemine ilişkin olduğu için davalı şirketin pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine, davalı şirkete yöneltilen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin redde mesnet markalarına ilişkin 20.06.2019 tarihinde açılan iptal davasında düzenlenen bilirkişi raporunda davalının ilgili markalarını kullanmadığını ortaya konulduğunu, iş bu iptal davasının sonucu beklenmeksizin verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, zira verilecek iptal kararının 26.06.2019 tarihinden itibaren etkili olacağını, taraf markalarının farklı olduğunun ilk bakışta farkedilebileceğini, müvekkilinin markasını kullanım yoluyla ayırt edici kıldığını, maruf hale getirdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının başvurusuna konu yaptığı “KARACA” ibaresinin kapsamında bulunan emtia ile davalı Kurumun redde mesnet aldığı “KARACA” ibareli markaların emtia listesinde birebir aynı sınıfa (24. sınıfa) giren emtianın mevcut olduğu, karşılaştırılan markaların esas unsurlarının birebir aynı kelime “KARACA” olması ve markaların genel görünüm itibariyle, şekil unsurunun yokluğu/baskın olmaması sebepleriyle 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında benzerlik bulunduğu, YİDK karar tarihinden sonra açılan iptal davasının sonucunun beklenmesinin eldeki davaya bir katkısının bulunmayacağı, zira YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet alınan markaların tescilli oldukları ve hukuki denetimin bu tarihteki şartlara göre yapılacağı, markaların kullanılmadığı iddiasının mutlak ret nedenleri çerçevesinde yapılacak değerlendirmede dikkate alınamayacağı, davacının müktesep hakkının olmadığı, zira müktesep hak teşkil ettiği ileri sürülen markanın dava konusu edilen YİDK kararının verildiği tarihte henüz tescilli dahi olmadığı, eldeki davada davalı şirketin pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirket aleyhine açılan kullanmama nedeniyle iptal davasının sonuçlandığını, bu davanın sonucu beklenmeden karar verilemeyeceğini, anılan iptal kararının dava tarihinden itibaren etkili olacağını, iptal davasının YİDK karar tarihinden önce açıldığını, taraf markalarının farklı olduğunun ilk bakışta farkedilebileceğini, müvekkilinin markasını kullanım yoluyla ayırt edici kıldığını, maruf hale getirdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 5 inci, 19 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7643 E. 2010/7061 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık
Benzer bu karardaDavacı «mirasçısı» Meral Karaca vekili, bu kez karar düzeltme talep etmiştir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı «mirasçısı» Meral Karaca vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1089 E. 2021/805 K.
Ortak:kötüniyet
İncelediğiniz karardaCEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların «ortalama tüketici» nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzediğini, aynı zamanda markaların kapsadığı/tescilli olduğu emtianın da aynı bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde bahsi geçen kanun hükmünün ancak ve sadece aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre yapılan itirazlarda başvuru sahibine tanınmış bir hak olduğunu, Kurumun yaptığı re’«sen incelemelerde» esas alınarak inceleme yapılması gereken bir itiraz olmadığını, davacının davalı firmanın markalarının kullanılmaması nedeniyle açmış olduğu hükümsüzlük davasının halen kesinleşmiş bir karara bağlanmadığını, davacının, davalı firmanın «ilana» yönelik itirazlarının bu aşamada ele alınmadığını, davacının «kötüniyete» dayalı iddialarının da ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda8/5 hükmüne göre de davacının davalı karşısında öncelik hakkı bulunmadığı, davacının "KARACA" ibaresinin ayakkabı ve çanta mallarında tanınmışlığın ispatı bakımından yeterli bilgi ve belge sunmadığı, davalının «kötüniyetli» olduğu yönündeki iddiaların ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacının 115482 sayılı "KARACA" markasının YİDK kararı tarihinden önce hükümsüz kılınarak «sicilden terkin» edilmiş olması nedeniyle 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında dikkate alınamayacağı, davacının davalı karşısında öncelik hakkının bulunmadığı, davalının «kötüniyetli» olduğu yönündeki iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmişti …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · ticaret unvanı · terkin · iltibas · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… örsel ve anlamsal benzerlik söz konusu ise de, davacının itirazına esas teşkil eden 115482 sayılı "KARACA" markasının YİDK kararı tarihinden önce hükümsüz kılınarak «sicilden terkin» edildiği dikkate alındığında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında benzerlik ve «iltibas» değerlendirmesi yapmanın mümkün bulunmadığı, dava konusu "KARACA" markası için 1990 yılında başvuru yapıldığı, ancak "KARACA ÇANTA" unvanının ilk kez 1966 yılında kullanıldığı, 1968 ve 1982 yıllarına ilişkin açılış davetiyelerinin firmanın yeni KARACA ÇANTA mağazalarının açılışlarına ilişkin olduğu, sunulan 2008-2014 yıllarına ait faturalar, Z raporları, gün sonu faturalarından bu yıllarda "KARACA ÇANTA" unvanının kullanımının devam ettiği, markayı 2010 yılında devralan davacının en «son» 2015 yılında markanın lisans yoluyla kullanılmasını sürdürdüğü ve fakat bu kullanımlarım mağazacılık hizmetlerine ilişkin olduğu, her ne kadar davacının faaliyet a …
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacının 115482 sayılı "KARACA" markasının YİDK kararı tarihinden önce hükümsüz kılınarak «sicilden terkin» edilmiş olması nedeniyle 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında dikkate alınamayacağı, davacının davalı karşısında öncelik hakkının bulunmadığı, davalının «kötüniyetli» olduğu yönündeki iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmişti …
8/5 kapsamında bir «ticaret unvanına» dayanarak bir tescilin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının tescilli olması gerektiği, KHK m.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8757 E. 2013/8119 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · temel ilişki · ticari defter incelemesi · yemin teklifi · lehtar · yemin · acentelik · keşideci
Benzer bu karardaDavacı, -takip konusu belgede «lehtar» Karaca Nakliyat olduğu için, «çek» niteliğinde bulunmayan belgeye dayalı olarak ve «temel ilişki» nedeniyle «haciz» yolu ile takip yapmış olup, iş bu itirazın iptali davasında da taraflar arasındaki «acentelik ilişkisine» dayanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının takibe konu çekin «keşidecisi» olmadığı gibi, «çek» süresi içerisinde «ibraz» edildiğinden ve «zamanaşımı» süresi de dolmadığından ...'nın 644. maddesinin uygulama yerinin bulunmadığı, öte yandan, taraflar arasında acentalık sözleşmesi bulunmasının ve takibe konu çekin davacının «defterlerinde» kayıtlı olmasının tek başına alacağın varlığını göstermediği, «yemin teklif» etme hakkını da kullanmayan davacının temel ilişkiye dayalı alacağını ispatlayanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin içerisine girilerek 6762 sayılı ...'nın 82. vd. maddeleri uyarınca tarafların «ticari defterlerinin incelenip», sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. .../...
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5296 E. 2019/7184 K.
Ortak:kötüniyet · ilan
İncelediğiniz karardaCEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların «ortalama tüketici» nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzediğini, aynı zamanda markaların kapsadığı/tescilli olduğu emtianın da aynı bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde bahsi geçen kanun hükmünün ancak ve sadece aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre yapılan itirazlarda başvuru sahibine tanınmış bir hak olduğunu, Kurumun yaptığı re’«sen incelemelerde» esas alınarak inceleme yapılması gereken bir itiraz olmadığını, davacının davalı firmanın markalarının kullanılmaması nedeniyle açmış olduğu hükümsüzlük davasının halen kesinleşmiş bir karara bağlanmadığını, davacının, davalı firmanın «ilana» yönelik itirazlarının bu aşamada ele alınmadığını, davacının «kötüniyete» dayalı iddialarının da ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaLtd.Şti.” markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve diğer talepleri olan davalının «ticaret unvanına» ve alan adına yönelik tecavüz ve «haksız rekabetin» önlenmesine, unvandan karaca kelimesinin «terkini» ile alan adının yasaklanmasına, hükmün «ilanının» reddine karar verilmiştir.
Şti." markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalının “karacasan” ibaresinin internet alan adında ve internet sitesinde kullanımının «haksız rekabet» ve «ticaret unvanına tecavüz» teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, davalının "Karacasan" ibaresini internet alan adında ve site içeriğinde markasal biçimde kullanmasının yasaklanmasına, karar özetinin «ilanına» ve ticaret unvanından “Karacan” ibaresinin «terkini» talebiyle davalı tarafın yerinde görülmeyen «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dava tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK’nın 9. maddesi kapsamında her ne kadar markanın hükümsüzlüğüne karar verilmişse de davalının tescilli markasını kullanması «kötüniyetli» olduğunun kanıtlanamaması karşısında «marka hakkına tecavüz» oluştuğunun kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanına tecavüz · istinaf başvurusunun reddi · sicilden terkin · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · terkin · haksız rekabet
Benzer bu karardaŞti." markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalının “karacasan” ibaresinin internet alan adında ve internet sitesinde kullanımının «haksız rekabet» ve «ticaret unvanına tecavüz» teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, davalının "Karacasan" ibaresini internet alan adında ve site içeriğinde markasal biçimde kullanmasının yasaklanmasına, karar özetinin «ilanına» ve ticaret unvanından “Karacan” ibaresinin «terkini» talebiyle davalı tarafın yerinde görülmeyen «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Ltd.Şti.” markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve diğer talepleri olan davalının «ticaret unvanına» ve alan adına yönelik tecavüz ve «haksız rekabetin» önlenmesine, unvandan karaca kelimesinin «terkini» ile alan adının yasaklanmasına, hükmün «ilanının» reddine karar verilmiştir.
… kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. (2) Dava, marka hükümsüzlüğü ve markanın «sicilden terkini»; ticaret unvanıyla alan adına yönelik tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, unvan terkini ve alan adının iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dava tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK’nın 9. maddesi kapsamında her ne kadar markanın hükümsüzlüğüne karar verilmişse de davalının tescilli markasını kullanması «kötüniyetli» olduğunun kanıtlanamaması karşısında «marka hakkına tecavüz» oluştuğunun kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1175 E. , 2024/4503 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/63 Esas, 2022/1540 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/359 E., 2020/81 K.
Taraflar arasındaki davalı TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “KARACA” ve “KARACA HOME” markalarının tanınmış marka statüsüne ulaşmış olduğunu, müvekkilinin bu tanınmış markalarının 07, 14, 20, 21, 24, 25 ve 27. sınıflara giren emtiada sıklıkla kullanıldığını, müvekkilinin kullanımının 1993 yılından beri devam ettiğini ve dünya çapında kullanım olduğunu, davalı şirketin ise 138892, 166068 ve 166309 numaralar ile tescilli “KARACA” ibareli markalarının tescilli oldukları 14, 24 ve 25. sınıflarda 5 yılı aşkın bir süredir kullanmadığını, bu konuda açılmış olan hükümsüzlük davasının İstanbul 2. FSHHM’nin 2019/186 E. sayılı dosyasında halen derdest olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre kullanılmayan markalara dayalı yapılan itirazların reddedilmesi gerektiğini, davacının “KARACA” ve “KARACA HOME” ibareli markalarının seri marka olduğunu ve davacının bu seri markalarını geliştirmeye devam etme niyetinde olduğunu, bu meyanda dava konusu edilen 2019/03744 sayılı marka müracaatında bulunduğunu, davalının kısmi redde mesnet alınan markaları ile bu marka başvurusunun görsel, fonetik ve anlamsal açılardan benzemediğini, davacının markasının tüketici nezdinde oluşturacağı global izlenime göre ele alınması gerektiğini, tarafların tamamen farklı iştigal alanlarında faaliyet gösterdiklerini ileri sürerek YİDK’nın 2019-M-7808 sayılı kararının iptalini ve müvekkili şirketin 2019/03744 sayılı markasının başvurulan tüm sınıflarda tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzediğini, aynı zamanda markaların kapsadığı/tescilli olduğu emtianın da aynı bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde bahsi geçen kanun hükmünün ancak ve sadece aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre yapılan itirazlarda başvuru sahibine tanınmış bir hak olduğunu, Kurumun yaptığı re’sen incelemelerde esas alınarak inceleme yapılması gereken bir itiraz olmadığını, davacının davalı firmanın markalarının kullanılmaması nedeniyle açmış olduğu hükümsüzlük davasının halen kesinleşmiş bir karara bağlanmadığını, davacının, davalı firmanın ilana yönelik itirazlarının bu aşamada ele alınmadığını, davacının kötüniyete dayalı iddialarının da ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1917 yılından beri tekstil sektöründe “KARACA” markası altında üretim ve mağazacılık faaliyetlerini yürüttüğünü, bu markanın müvekkili adına 22 değişik şekilde tescilli olduğunu, aynı zamanda T/02390 kod numarası tahtında tanınmış marka statüsünde tescil edildiğini, davacının ise mutfak eşyaları alanında yeni yeni tanınmaya başlayan ve “KRC” ana markası ile faaliyetlerini yürüten bir firma olduğunu, davalının markalarının davacıdan önceki tarihlerde tescil edilmiş olduğunu ve markaların aynı/aynı tür emtia için tescil edilmek istendiğini, müvekkili tarafından davacının marka başvurusu veya YİDK kararı aşamasında herhangi bir itiraz dilekçesi sunulmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karşılaştırılan markaların emtia listesinde birebir aynı sınıfa (24. sınıfa) giren emtianın mevcut olduğu, davacının marka başvurusu “Karaca” ibaresini tek başına ihtiva eden, şekil unsurundan yoksun olan, düz yazım karakterinde siyah harflerle yazılmış bir kelime markası olduğu, davalı şirketin redde mesnet markalarının hepsinde de stilize edilmiş harflerle yazılmış “KARACA” ibaresinin tek kelime unsuru olduğu, sadece bir tanesi (markası) şekil unsuru da ihtiva ettiği, ancak bu şekil unsurunun da markada geçen “KARACA” ibaresinin büyük puntolarda yazılmış ve ilk anda göze çarpan unsur olması gerçeği gözetildiğinde, markada ayırt edici niteliği yüksek olan unsur olmadığı, bu nedenlerle;
karşılaştırılan markaların esas unsurlarının birebir aynı kelime (karaca) olması ve markaların genel görünüm itibariyle, şekil unsurunun yokluğu/baskın olmaması sebepleriyle, somut olayda karşılaştırılan markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca benzerlik olduğu, davacı vekili her ne kadar redde mesnet alınan markaların kullanılmadığını, kullanmama nedeniyle iptali davasına konu olduklarını ve bu davanın derdest olduğunu belirtse de, YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet alınan markaların tescilli oldukları, tescilli markaların kullanılmadığı iddiasının yapılacak mutlak ret değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, davacının müktesep hakkının olmadığı, bu nedenle davacının müktesep hak iddiası yerinde bulunmadığı, davanı davalı Kurum tarafından yapılan işlemin ve akabinde nihai olarak oluşturulan YİDK kararının iptali istemine ilişkin olduğu için davalı şirketin pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine, davalı şirkete yöneltilen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin redde mesnet markalarına ilişkin 20.06.2019 tarihinde açılan iptal davasında düzenlenen bilirkişi raporunda davalının ilgili markalarını kullanmadığını ortaya konulduğunu, iş bu iptal davasının sonucu beklenmeksizin verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, zira verilecek iptal kararının 26.06.2019 tarihinden itibaren etkili olacağını, taraf markalarının farklı olduğunun ilk bakışta farkedilebileceğini, müvekkilinin markasını kullanım yoluyla ayırt edici kıldığını, maruf hale getirdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının başvurusuna konu yaptığı “KARACA” ibaresinin kapsamında bulunan emtia ile davalı Kurumun redde mesnet aldığı “KARACA” ibareli markaların emtia listesinde birebir aynı sınıfa (24. sınıfa) giren emtianın mevcut olduğu, karşılaştırılan markaların esas unsurlarının birebir aynı kelime “KARACA” olması ve markaların genel görünüm itibariyle, şekil unsurunun yokluğu/baskın olmaması sebepleriyle 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında benzerlik bulunduğu, YİDK karar tarihinden sonra açılan iptal davasının sonucunun beklenmesinin eldeki davaya bir katkısının bulunmayacağı, zira YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet alınan markaların tescilli oldukları ve hukuki denetimin bu tarihteki şartlara göre yapılacağı, markaların kullanılmadığı iddiasının mutlak ret nedenleri çerçevesinde yapılacak değerlendirmede dikkate alınamayacağı, davacının müktesep hakkının olmadığı, zira müktesep hak teşkil ettiği ileri sürülen markanın dava konusu edilen YİDK kararının verildiği tarihte henüz tescilli dahi olmadığı, eldeki davada davalı şirketin pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirket aleyhine açılan kullanmama nedeniyle iptal davasının sonuçlandığını, bu davanın sonucu beklenmeden karar verilemeyeceğini, anılan iptal kararının dava tarihinden itibaren etkili olacağını, iptal davasının YİDK karar tarihinden önce açıldığını, taraf markalarının farklı olduğunun ilk bakışta farkedilebileceğini, müvekkilinin markasını kullanım yoluyla ayırt edici kıldığını, maruf hale getirdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 5 inci, 19 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062580200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz