Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2737 E. 2023/3420 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5174 sayılı kanun↗ yargılama giderinden sorumluluk↗ zorunlu hasım↗ hakdüşürücü süre↗ sınırlı ihya↗ kıdem tazminatı↗ ticaret sicili tescil ve ilan↗ münfesihlik↗ re'sen terkin↗ ek tasfiye işlemleri↗ ihya davası↗ hukuki menfaat↗ rücuen alacak↗ yasal hasım↗ tebligat kanunu m.35↗ şirketin tasfiyesi↗ ticaret sicili tescili↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ derdestlik↗ ihya↗ kesin süre↗ tasfiye memuru↗ rücu↗ tüzel kişilik↗ hak düşürücü süre↗ alacak davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ harç↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ kusur↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/674 E., 2021/529 K.
Taraflar arasındaki limited şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Başkanlığının 3624 sayılı Kanun ile kurulmuş kamu tüzel kişiliği olup KOBİ'lere devlet desteği sağladığını, dava dışı AYTEM Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımacılık Turizm Danışmanlık Tic. Ltd. Şti. elemanı olarak ... Çorum Müdürlüğünde çalışan ...'in emekli olması nedeniyle kıdem tazminatı ödendiğini, ödenen işçilik haklarının geri tahsili için açılan rücu davasında sicilden kaydının silindiği anlaşılan şirketin ihyası davası açmak için 2 haftalık kesin süre verildiğini ileri sürerek Aytem Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımacılık Turizm Danışmanlık Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; şirket kendisine bildirilen iki aylık sürede münfesih olmadığını belgeleyen hiçbir evrak ibraz etmediğinden 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, bu hususun 28.01.2014 tarih 8495 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve ilan edildiğini, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, şirketin usûle ve hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davada şirketin terkin tarihi 23.01.2014 iken ihya davasının açılış tarihi 29.12.2020 olduğundan 5 yıllık zamanaşımının geçtiğini, mahkeme re'sen terkinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddedeki düzenlemeye göre terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getiriyorsa şirketin ihyasına karar vermesi gerektiğini, ek tasfiyeye karar verilmeyip şirketin ihyası gerektiğini, re'sen terkinin hukuka uygun olduğuna kanaat getiriliyorsa, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanması gerektiğini savunarak davanın reddini, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasını, müdürlük yasal (zorunlu) hasım olduğundan aleyhe vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce 5174 sayılı Odalar ve Borsalar Kanunu (5174 sayılı Kanun) gereğince oda kaydının silinmesi nedeniyle 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaydının re'sen silindiği, ancak 5174 sayılı 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında oda kaydı silinmesinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında terkin sebebi olarak yer almadığını, dolayısıyla dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 7 nci maddenin on beşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicli Müdürlüğünün 151181 sicil numarasında kayıtlı olan Aytem Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımacılık Turizm Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi’nin ihyasına, davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; şirketin son adresine yapılan tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilanın 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) uyarınca yapılmış tebligat sayılacağından ihtarın hukuka uygun olduğunu, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının alacağı sebebiyle ihya davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, mahkemece ihyaya hükmedilirken 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasının göz ardı edilerek ek tasfiye kararı verilerek tasfiye memuru atanmamasının hukuka aykırı olduğunu, şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi bulunmadığını, alacak davasıyla sınırlı olarak ihya kararı verilmesi gerektiğini, terkinde müdürlüğün kusuru bulunmadığını, yasadan doğan yasal hasım olduklarını, aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile sicilden silinmesi hususunun kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamına tabi olmayan sebebe dayalı terkin işlemi yapıldığından 5 ve 10 yıllık hak düşürücü sürelerde uygulama imkanı bulunmadığı, davacının ihyası istenen şirket aleyhine Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/619 E. sayılı dosyasında rücuen alacak davası açtığı, dosyanın derdest olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte hukuki menfaatinin bulunduğu, ancak ihyası istenen Aytem Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımacılık Turizm Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesi yanında ticaret siciline tescil ve ilanına da karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde 151181 sicilinde kayıtlı Aytem Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımacılık Turizm Danışmanlık Ticaret Limited Şirketinin ihyasına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesini tekrarla şirketin terkin tarihi ve işbu dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası hükmü kapsamında 5 yıllık hakdüşürücü sürenin dolmuş olduğunu, hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği, ayrıca şirketin terkin tarihinde hakkındaki davaların, alacak ve borçlarının müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında usulünce terkin edildiğini, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için ihya kararının ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olarak verilmesi gerektiğini ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere tasfiye memuru atanması gerektiğini, yine müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve yasal hasım olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca terkin edilmiş olan şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/257 E. 2024/1352 K.
Ortak:kıdem tazminatı · münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı cevap dilekçesinde; şirket kendisine bildirilen iki aylık sürede «münfesih» olmadığını belgeleyen hiçbir evrak «ibraz» etmediğinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, bu hususun 28.01.2014 tarih 8495 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve «ilan» edildiğini, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, şirketin usûle ve hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davada şirketin terkin tarihi 23.01.2014 iken «ihya» davasının açılış tarihi 29.12.2020 olduğundan 5 yıllık «zamanaşımının» geçtiğini, mahkeme re'sen terkinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddedeki düzenlemeye göre terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getiriyorsa şirketin ihyasına karar vermesi gerektiğini, ek tasfiyeye karar verilmeyip «şirketin ihyası» gerektiğini, re'sen terkinin hukuka uygun olduğuna kanaat getiriliyorsa, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanması» gerektiğini savunarak davanın reddini, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasını, müdürlük yasal («zorunlu) hasım» olduğundan aleyhe vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmemesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; şirketin «son» adresine yapılan «tebligat» ulaşmasa dahi yapılan «ilanın» 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) uyarınca yapılmış tebligat sayılacağından «ihtarın» hukuka uygun olduğunu, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, dava tarihi itibarıyla 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, mahkemece ihyaya hükmedilirken 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasının göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilerek «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi bulunmadığını, alacak davasıyla sınırlı olarak ihya kararı verilmesi gerektiğini, terkinde müdürlüğün «kusuru» bulunmadığını, yasadan doğan «yasal hasım» olduklarını, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesini tekrarla şirketin «terkin» tarihi ve işbu dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası hükmü kapsamında 5 yıllık «hakdüşürücü sürenin» dolmuş olduğunu, «hak düşürücü sürenin» dolmuş olması nedeniyle davanın «usulden reddi» gerektiği, ayrıca şirketin terkin tarihinde hakkındaki davaların, alacak ve borçlarının müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını, davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında usulünce terkin edildiğini, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak verilmesi gerektiğini ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, yine müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve «yasal hasım» olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, «terkin» edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · rücuen tahsil · yargılama giderleri · üçüncü kişi · yetki · yönetim kurulu kararı · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaCEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabul edildiğini, buna rağmen lehlerine «vekalet ücretine» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının «yargılama giderleri» ve vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünce 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiği, nitekim ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, öte yandan terkin işleminin 5174 Kanun’un 10 ncu maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü bendi kapsamında yapıldığı, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından dava konusu terkin işleminin de hukuka uygun olmadığı, davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, şirketin hukuka aykırı olarak terkin edildiğinden dava açılmasına sebebiyet veren kurum aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı «temsilcisi» tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1405 E. 2023/1369 K.
Ortak:sınırlı ihya · ihya davası · rücuen alacak · yasal hasım · şirketin ihyası · ihya · tüzel kişilik · alacak davası · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaÇorum Müdürlüğünde çalışan ...'in emekli olması nedeniyle «kıdem tazminatı» ödendiğini, ödenen işçilik haklarının geri tahsili için açılan «rücu» davasında sicilden «kaydının» silindiği anlaşılan «şirketin ihyası davası» açmak için 2 haftalık «kesin süre» verildiğini ileri sürerek Aytem Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımacılık Turizm Danışmanlık Tic.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; şirketin «son» adresine yapılan «tebligat» ulaşmasa dahi yapılan «ilanın» 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) uyarınca yapılmış tebligat sayılacağından «ihtarın» hukuka uygun olduğunu, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, dava tarihi itibarıyla 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, mahkemece ihyaya hükmedilirken 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasının göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilerek «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi bulunmadığını, alacak davasıyla sınırlı olarak ihya kararı verilmesi gerektiğini, terkinde müdürlüğün «kusuru» bulunmadığını, yasadan doğan «yasal hasım» olduklarını, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/619 E. sayılı dosyasında «rücuen alacak davası» açtığı, dosyanın «derdest» olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte «hukuki menfaatinin» bulunduğu, ancak «ihyası» istenen Aytem Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımacılık Turizm Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesi yanında «ticaret siciline tescil» ve «ilanına» da karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde 151181 sicilinde kayıtlı Aytem Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımac …
Benzer bu karardaŞti. ve diğer şirketler aleyhine 28.05.2019 tarihinde «rücuen alacak davası» açıldığı, «ihyası» talep olunan şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiği, 28.01.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» edildiği, şirketin dava tarihi olan 22.10.2021 tarihinde şirketin faal olmadığı anlaşılmakta ise de Ankara 5.
İstinaf Sebepleri Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, anılan şirketin açılan başka bir davada ihyasına karar verildiğini, verilen kararın kesinleşmesi üzerine şirketin sicile tescil edilerek «ilan» edildiğini, şirketin «tüzel kişilik» kazandığını, müvekkilinin «yasal hasım» olduğunu, aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Şti.'nin dava dosyası ile «sınırlı ihya» kararının Bölge Adliye Mahkemesince yapılan «istinaf incelemesi» sonucu kaldırılarak anılan şirketin herhangi bir sınırlama içermeden ihyasına karar verildiği, verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek bu dosyanın karar tarihi olan 02.03.2022 tarihinden önce 28.02.2022'de kesinleştiği ve karar tarihinden sonra 05.05.2022 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve «ilan» edildiği, bu durumda Mahkemece, karar tarihi olan 02.03.2022 tarihinden önce söz konusu şirketin ihyasına ilişkin kesinleşen karar bulunduğu, her iki dosyanın davacısının da ... olduğu, «hukuki yarar» dava şartının yargılamanın devamı boyunca bulunması gerektiğiİ; ancak karar tarihinden önce davacının bu davayı açmakta hukuki yararının ortadan kalktığı gözetilerek davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · dava şartı yokluğu · yargılama giderleri · istinaf incelemesi
Benzer bu karardaŞti.'nin dava dosyası ile «sınırlı ihya» kararının Bölge Adliye Mahkemesince yapılan «istinaf incelemesi» sonucu kaldırılarak anılan şirketin herhangi bir sınırlama içermeden ihyasına karar verildiği, verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek bu dosyanın karar tarihi olan 02.03.2022 tarihinden önce 28.02.2022'de kesinleştiği ve karar tarihinden sonra 05.05.2022 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve «ilan» edildiği, bu durumda Mahkemece, karar tarihi olan 02.03.2022 tarihinden önce söz konusu şirketin ihyasına ilişkin kesinleşen karar bulunduğu, her iki dosyanın davacısının da ... olduğu, «hukuki yarar» dava şartının yargılamanın devamı boyunca bulunması gerektiğiİ; ancak karar tarihinden önce davacının bu davayı açmakta hukuki yararının ortadan kalktığı gözetilerek davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ...
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin «ihya davası» açmada «hukuki yararının» bulunduğunu, Mahkemece dava şartlarının yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekmekte ise de bu hususta müvekkilinin bir «kusuru» bulunmadığından «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının hatalı olduğunu belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
Şti. ve diğer şirketler aleyhine 28.05.2019 tarihinde «rücuen alacak davası» açıldığı, «ihyası» talep olunan şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiği, 28.01.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» edildiği, şirketin dava tarihi olan 22.10.2021 tarihinde şirketin faal olmadığı anlaşılmakta ise de Ankara 5.
Sicil Müdürlüğünün istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın «hukuki yarar» dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6185 E. 2023/7038 K.
Ortak:sınırlı ihya · münfesihlik · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · hukuki menfaat · yasal hasım · şirketin tasfiyesi · şirketin ihyası · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı cevap dilekçesinde; şirket kendisine bildirilen iki aylık sürede «münfesih» olmadığını belgeleyen hiçbir evrak «ibraz» etmediğinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, bu hususun 28.01.2014 tarih 8495 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve «ilan» edildiğini, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, şirketin usûle ve hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davada şirketin terkin tarihi 23.01.2014 iken «ihya» davasının açılış tarihi 29.12.2020 olduğundan 5 yıllık «zamanaşımının» geçtiğini, mahkeme re'sen terkinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddedeki düzenlemeye göre terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getiriyorsa şirketin ihyasına karar vermesi gerektiğini, ek tasfiyeye karar verilmeyip «şirketin ihyası» gerektiğini, re'sen terkinin hukuka uygun olduğuna kanaat getiriliyorsa, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanması» gerektiğini savunarak davanın reddini, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasını, müdürlük yasal («zorunlu) hasım» olduğundan aleyhe vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmemesini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesini tekrarla şirketin «terkin» tarihi ve işbu dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası hükmü kapsamında 5 yıllık «hakdüşürücü sürenin» dolmuş olduğunu, «hak düşürücü sürenin» dolmuş olması nedeniyle davanın «usulden reddi» gerektiği, ayrıca şirketin terkin tarihinde hakkındaki davaların, alacak ve borçlarının müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını, davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında usulünce terkin edildiğini, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak verilmesi gerektiğini ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, yine müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve «yasal hasım» olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «limited şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... plakalı aracın malikinin, 23.10.2014 tarihinde «tasfiye» aşaması gerçekleştirilmeksizin resen «sicilden terkin» edilen «ihyası» istenen şirket olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan şirketlere ilişkin olarak aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi yetkili kimselere yapılması gereken «ihtaratın» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığından terkin işleminin hatalı olduğu, yine aynı maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketin ortaya çıkabilecek «malvarlığının», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği, ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde Mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, ihyası istenilen şirketin «münfesihliğe» ilişkin durumunun ortadan kalkmamış olması ve mevcut olayda ihyası istenen şirketin mal varlığı bulunduğundan 10 yıllık sürenin de geçmediği hususu dikkate alındığında, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sadece şirketin üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere «şirketin ihyası» gerektiği, davalı ...
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 ... maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde; "01.07.2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki «tasfiye» usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen «şirketin tasfiyesinin» 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceğinin belirtildiği, dolayısıyla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran ... bir tasfiye yöntemi getirildiği, tadadi nitelikteki bu haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacağı, kanunda sayılan haller dışında bir «sebebe» dayalı re'«sen terkin» işlemi yapılamayacağından terkin işleminin hukuka aykırı olduğundan tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ancak davacı talebinin şirket adına kayıtlı aracın tasfiyesiyle «sınırlı ihya» ve ek tasfiye talep ettiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, şirket üzerinde mal varlığı bulunması halinde 10 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanacağı, şirketin terkin tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında bu sürenin geçmediği, aksi olsa dahi geçici 7 nci madde kapsamında olmayan şirket hakkında hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · infisah · yediemin · ihtarat · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · malvarlığına ilişkin dava · sicilden terkin
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... plakalı aracın malikinin, 23.10.2014 tarihinde «tasfiye» aşaması gerçekleştirilmeksizin resen «sicilden terkin» edilen «ihyası» istenen şirket olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan şirketlere ilişkin olarak aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi yetkili kimselere yapılması gereken «ihtaratın» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığından terkin işleminin hatalı olduğu, yine aynı maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketin ortaya çıkabilecek «malvarlığının», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği, ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde Mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, ihyası istenilen şirketin «münfesihliğe» ilişkin durumunun ortadan kalkmamış olması ve mevcut olayda ihyası istenen şirketin mal varlığı bulunduğundan 10 yıllık sürenin de geçmediği hususu dikkate alındığında, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sadece şirketin üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere «şirketin ihyası» gerektiği, davalı ...
Şti.nin «tasfiye işlemleri» aşamasında firma adına kayıtlı aracın «yedieminde» bulunduğunu, şirket hakkında «resen terk» işlemi uygulandığından araçla ilgili herhangi bir işlem yapılamadığını, halen şirket adına kayıtlı aracın yedieminden çıkarılması ve tasarrufta bulunulabilmesi için sicilden resen terkin edilen şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması gerektiğini belirterek Logart Yazılım Danışmanlık Ltd.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin, «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve «ilan» üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «infisah» «sebebinin» 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 ... maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin «yetkisine» tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle «ihtarının usule» aykırı olduğundan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının resen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ticaret sicilinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «resen terkin» edilen şirketin, üzerinde «malvarlığı» bulunduğundan bahisle «ihyası» talebine ilişkindir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6857 E. 2022/8914 K.
Ortak:re'sen terkin · ihya davası · hukuki menfaat · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · rücu · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; şirketin «son» adresine yapılan «tebligat» ulaşmasa dahi yapılan «ilanın» 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) uyarınca yapılmış tebligat sayılacağından «ihtarın» hukuka uygun olduğunu, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, dava tarihi itibarıyla 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, mahkemece ihyaya hükmedilirken 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasının göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilerek «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi bulunmadığını, alacak davasıyla sınırlı olarak ihya kararı verilmesi gerektiğini, terkinde müdürlüğün «kusuru» bulunmadığını, yasadan doğan «yasal hasım» olduklarını, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; şirket kendisine bildirilen iki aylık sürede «münfesih» olmadığını belgeleyen hiçbir evrak «ibraz» etmediğinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, bu hususun 28.01.2014 tarih 8495 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve «ilan» edildiğini, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, şirketin usûle ve hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davada şirketin terkin tarihi 23.01.2014 iken «ihya» davasının açılış tarihi 29.12.2020 olduğundan 5 yıllık «zamanaşımının» geçtiğini, mahkeme re'sen terkinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddedeki düzenlemeye göre terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getiriyorsa şirketin ihyasına karar vermesi gerektiğini, ek tasfiyeye karar verilmeyip «şirketin ihyası» gerektiğini, re'sen terkinin hukuka uygun olduğuna kanaat getiriliyorsa, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanması» gerektiğini savunarak davanın reddini, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasını, müdürlük yasal («zorunlu) hasım» olduğundan aleyhe vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmemesini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesini tekrarla şirketin «terkin» tarihi ve işbu dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası hükmü kapsamında 5 yıllık «hakdüşürücü sürenin» dolmuş olduğunu, «hak düşürücü sürenin» dolmuş olması nedeniyle davanın «usulden reddi» gerektiği, ayrıca şirketin terkin tarihinde hakkındaki davaların, alacak ve borçlarının müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını, davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında usulünce terkin edildiğini, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak verilmesi gerektiğini ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, yine müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve «yasal hasım» olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaİş Mahkemesinin 2020/118 esası üzerinden 20/07/2020 tarihinde «ihyası» istenen şirkete yönelik açılan «rücu davası» sebebiyle «hukuki menfaati» bulunan davacı tarafından eldeki davanın 30/09/2021 tarihinde açıldığı, ihyası istenen şirkete ait «ticaret sicil» kayıtlarına göre şirketin 13/08/2015 tarihinde sicilden «resen terkin» edildiği, bu halde, mahkemece ihya istemine yönelik davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmaması nedeniyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, «tasfiye» memurunun ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, …
Ancak, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» suretiyle yapılması usule aykırı olmakla birlikte, davalı ...'nce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu da kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmamaktadır.
Kimlik No ...) «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye usulü · rücu davası · resen terkin · sicilden terkin
Benzer bu karardaİş Mahkemesinin 2020/118 esası üzerinden 20/07/2020 tarihinde «ihyası» istenen şirkete yönelik açılan «rücu davası» sebebiyle «hukuki menfaati» bulunan davacı tarafından eldeki davanın 30/09/2021 tarihinde açıldığı, ihyası istenen şirkete ait «ticaret sicil» kayıtlarına göre şirketin 13/08/2015 tarihinde sicilden «resen terkin» edildiği, bu halde, mahkemece ihya istemine yönelik davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmaması nedeniyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, «tasfiye» memurunun ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, …
5174 Sayılı TOBB Kanununa göre oda «kaydının» silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir «tasfiye usulü» olup, TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen «sicilden terkin» işlemine uygulanamaz.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1203 E. 2023/1370 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · ihya davası · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı cevap dilekçesinde; şirket kendisine bildirilen iki aylık sürede «münfesih» olmadığını belgeleyen hiçbir evrak «ibraz» etmediğinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, bu hususun 28.01.2014 tarih 8495 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve «ilan» edildiğini, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, şirketin usûle ve hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davada şirketin terkin tarihi 23.01.2014 iken «ihya» davasının açılış tarihi 29.12.2020 olduğundan 5 yıllık «zamanaşımının» geçtiğini, mahkeme re'sen terkinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddedeki düzenlemeye göre terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getiriyorsa şirketin ihyasına karar vermesi gerektiğini, ek tasfiyeye karar verilmeyip «şirketin ihyası» gerektiğini, re'sen terkinin hukuka uygun olduğuna kanaat getiriliyorsa, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanması» gerektiğini savunarak davanın reddini, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasını, müdürlük yasal («zorunlu) hasım» olduğundan aleyhe vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmemesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; şirketin «son» adresine yapılan «tebligat» ulaşmasa dahi yapılan «ilanın» 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) uyarınca yapılmış tebligat sayılacağından «ihtarın» hukuka uygun olduğunu, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, dava tarihi itibarıyla 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, mahkemece ihyaya hükmedilirken 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasının göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilerek «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi bulunmadığını, alacak davasıyla sınırlı olarak ihya kararı verilmesi gerektiğini, terkinde müdürlüğün «kusuru» bulunmadığını, yasadan doğan «yasal hasım» olduklarını, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Çorum Müdürlüğünde çalışan ...'in emekli olması nedeniyle «kıdem tazminatı» ödendiğini, ödenen işçilik haklarının geri tahsili için açılan «rücu» davasında sicilden «kaydının» silindiği anlaşılan «şirketin ihyası davası» açmak için 2 haftalık «kesin süre» verildiğini ileri sürerek Aytem Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımacılık Turizm Danışmanlık Tic.
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, terkin işlemi usul ve yasaya aykırı olduğundan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda aranmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, ihya «sebebine» göre «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, ihyası istenen şirketin terkininde davalı kusurlu olup bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesinde belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 16.09.2021 tarihinde açıldığı, ne var ki terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun gözetilmediği, «münfesih şirketin» 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odadan «kaydının» silinmesi «sebebi» ile 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen «ticaret sicil» kaydının silindiği, davalı Sicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkininin anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin de aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı Sicil aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin yerinde görüldüğü; ancak İlk Derece Mahkemesince, şirketin icra takip dosyası ile sınırlı olarak ihyasına ilişkin verilen kararın yerinde görülmedi …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münfesih şirket · ticaret sicilinden resen terkin · tüzel kişiliğin ihyası · rehnin paraya çevrilmesi · ödeme emri tebliği · hesap kat ihtarı · takibin kesinleşmesi · resen terkin
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünce borçlu şirketin «terkin» olarak görülmesi nedeniyle şirketin ihyasının gerektiğinden talebin reddedildiğini, «ticaret sicilinden resen terkin» edilerek, taraf «ehliyetini» ve «tüzel kişiliğini» kaybeden borçlu şirket açısından «takibin kesinleştirmesi» ve icra takip işlemlerine devam edilmesinin mümkün olmadığını, Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine dayalı işlemi sonucu borçlu şirketin müvekkili bankaya borcu bulunmasına rağmen tüzel kişiliğinin sona erdirildiğini, «tüzel kişiliğinin ihyası» için kanunda her ne kadar 5 yıl içerisinde ihya davasını açılabileceği belirtilmişse de borçlu şirketin mal varlığının terkin tarihinden itibaren on yıl içerisinde hazineye intikal edecek olması ve bu durumda dava dışı borçlu şirketten alacağı bulunan müvekkili bankanın hak «kaybına» uğrayacak olması nedeniyle müvekkili bankanın, terkin tarihinden itibaren on yıl içerisinde ihya davasını ikame edebileceği, dava dışı borçlu Adım Yemek Gıda Temiz …
Şti.'nin müvekkili bankadan kullandığı kredilerin «hesap kat ihtarına» rağmen ödenmemesi üzerine borçlu şirket hakkında «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takipler başlatıldığını, rehnin konusu araçların bir kısmının satışının yapıldığını ancak bir aracın satışının sağlanamadığını ve takibin hali hazırda «derdest» olduğunu, takip kapsamında borçlu Adım Yemek Gıda Temizlik Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti.'nin adresine «ödeme emri tebliğ» edilemediğini, Ankara 3.
Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini, Müdürlüğün, bu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak öncelikle davanın süre yönünden reddine karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanunun 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasını» istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2737 E. , 2023/3420 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/2046 Esas, 2023/219 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/674 E., 2021/529 K.
Taraflar arasındaki limited şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Başkanlığının 3624 sayılı Kanun ile kurulmuş kamu tüzel kişiliği olup KOBİ'lere devlet desteği sağladığını, dava dışı AYTEM Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımacılık Turizm Danışmanlık Tic. Ltd. Şti. elemanı olarak ... Çorum Müdürlüğünde çalışan ...'in emekli olması nedeniyle kıdem tazminatı ödendiğini, ödenen işçilik haklarının geri tahsili için açılan rücu davasında sicilden kaydının silindiği anlaşılan şirketin ihyası davası açmak için 2 haftalık kesin süre verildiğini ileri sürerek Aytem Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımacılık Turizm Danışmanlık Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; şirket kendisine bildirilen iki aylık sürede münfesih olmadığını belgeleyen hiçbir evrak ibraz etmediğinden 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, bu hususun 28.01.2014 tarih 8495 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve ilan edildiğini, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, şirketin usûle ve hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davada şirketin terkin tarihi 23.01.2014 iken ihya davasının açılış tarihi 29.12.2020 olduğundan 5 yıllık zamanaşımının geçtiğini, mahkeme re'sen terkinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddedeki düzenlemeye göre terkin edilmemesi gerektiğine kanaat getiriyorsa şirketin ihyasına karar vermesi gerektiğini, ek tasfiyeye karar verilmeyip şirketin ihyası gerektiğini, re'sen terkinin hukuka uygun olduğuna kanaat getiriliyorsa, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanması gerektiğini savunarak davanın reddini, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasını, müdürlük yasal (zorunlu) hasım olduğundan aleyhe vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce 5174 sayılı Odalar ve Borsalar Kanunu (5174 sayılı Kanun) gereğince oda kaydının silinmesi nedeniyle 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaydının re'sen silindiği, ancak 5174 sayılı 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında oda kaydı silinmesinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında terkin sebebi olarak yer almadığını, dolayısıyla dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 7 nci maddenin on beşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicli Müdürlüğünün 151181 sicil numarasında kayıtlı olan Aytem Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımacılık Turizm Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi’nin ihyasına, davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; şirketin son adresine yapılan tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilanın 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) uyarınca yapılmış tebligat sayılacağından ihtarın hukuka uygun olduğunu, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının alacağı sebebiyle ihya davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, mahkemece ihyaya hükmedilirken 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasının göz ardı edilerek ek tasfiye kararı verilerek tasfiye memuru atanmamasının hukuka aykırı olduğunu, şirketin aktif ticari hayata dönme gayesi bulunmadığını, alacak davasıyla sınırlı olarak ihya kararı verilmesi gerektiğini, terkinde müdürlüğün kusuru bulunmadığını, yasadan doğan yasal hasım olduklarını, aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile sicilden silinmesi hususunun kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamına tabi olmayan sebebe dayalı terkin işlemi yapıldığından 5 ve 10 yıllık hak düşürücü sürelerde uygulama imkanı bulunmadığı, davacının ihyası istenen şirket aleyhine Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/619 E. sayılı dosyasında rücuen alacak davası açtığı, dosyanın derdest olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte hukuki menfaatinin bulunduğu, ancak ihyası istenen Aytem Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımacılık Turizm Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesi yanında ticaret siciline tescil ve ilanına da karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde 151181 sicilinde kayıtlı Aytem Medikal İnşaat Güvenlik Temizlik Gıda Taşımacılık Turizm Danışmanlık Ticaret Limited Şirketinin ihyasına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesini tekrarla şirketin terkin tarihi ve işbu dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası hükmü kapsamında 5 yıllık hakdüşürücü sürenin dolmuş olduğunu, hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği, ayrıca şirketin terkin tarihinde hakkındaki davaların, alacak ve borçlarının müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında usulünce terkin edildiğini, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için ihya kararının ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olarak verilmesi gerektiğini ve re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere tasfiye memuru atanması gerektiğini, yine müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve yasal hasım olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca terkin edilmiş olan şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933222500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz