Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1203 E. 2023/1370 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5174 sayılı kanun↗ münfesih şirket↗ ticaret sicilinden resen terkin↗ tüzel kişiliğin ihyası↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ rehnin paraya çevrilmesi↗ ödeme emri tebliği↗ hesap kat ihtarı↗ takibin kesinleşmesi↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ kat ihtarı↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ yeniden tescil↗ re'sen terkin↗ ihya davası↗ ödeme emri↗ hesap kat↗ yasal hasım↗ usulüne uygun tebliğ↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ basiretli tacir↗ yargılama giderleri↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ tüzel kişilik↗ hak düşürücü süre↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taraf ehliyeti↗ ihtar↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ harç↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/528 E., 2021/934 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı borçlu Adım Yemek Gıda Temizlik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin müvekkili bankadan kullandığı kredilerin hesap kat ihtarına rağmen ödenmemesi üzerine borçlu şirket hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipler başlatıldığını, rehnin konusu araçların bir kısmının satışının yapıldığını ancak bir aracın satışının sağlanamadığını ve takibin hali hazırda derdest olduğunu, takip kapsamında borçlu Adım Yemek Gıda Temizlik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin adresine ödeme emri tebliğ edilemediğini, Ankara 3. İcra Müdürlüğünce borçlu şirketin terkin olarak görülmesi nedeniyle şirketin ihyasının gerektiğinden talebin reddedildiğini, ticaret sicilinden resen terkin edilerek, taraf ehliyetini ve tüzel kişiliğini kaybeden borçlu şirket açısından takibin kesinleştirmesi ve icra takip işlemlerine devam edilmesinin mümkün olmadığını, Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine dayalı işlemi sonucu borçlu şirketin müvekkili bankaya borcu bulunmasına rağmen tüzel kişiliğinin sona erdirildiğini, tüzel kişiliğinin ihyası için kanunda her ne kadar 5 yıl içerisinde ihya davasını açılabileceği belirtilmişse de borçlu şirketin mal varlığının terkin tarihinden itibaren on yıl içerisinde hazineye intikal edecek olması ve bu durumda dava dışı borçlu şirketten alacağı bulunan müvekkili bankanın hak kaybına uğrayacak olması nedeniyle müvekkili bankanın, terkin tarihinden itibaren on yıl içerisinde ihya davasını ikame edebileceği, dava dışı borçlu Adım Yemek Gıda Temizlik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin ticaret sicilinden re'sen terkin edilmesi işlemi nedeniyle zarar gören müvekkili banka için haklı nedenler bulunduğunu ileri sürerek borçlu şirketin müvekkili banka açısından ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde resen terkin edildiğini, Müdürlüğün, bu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak öncelikle davanın süre yönünden reddine karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanunun 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanmasını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicil kayıtlarına göre yapılan işlemlerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere ihtar gönderilmediği gibi, davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenilen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının ihya davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, terkin işlemi usul ve yasaya aykırı olduğundan 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda aranmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, ihya sebebine göre tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, ihyası istenen şirketin terkininde davalı kusurlu olup bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Sicil Müdürlüğü temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasındaki hükme aykırı bir biçimde İlk Derece Mahkemesince 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmayan davanın reddine karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili tarafından ihyası istenen şirkete ihtarın usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini; ancak ihtarın taşınmış kaydı ile iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, şirketin adres değişikliğine ilişkin tescil zorunluluğunu yerine getirmediğini, basiretli tacir gibi davranmadığını, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının davalı tarafından bilinmesi mümkün olmadığından temsilcisi olduğu Kurumun işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, İlk Derece Mahkemesince ihya kararı Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2021/9390 E. sayılı icra takip dosyası ile sınırlı vermesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası göz ardı edilip şirkete tasfiye memuru atanmadığını, terkinin mevzuat hükümlerine uygun gerçekleştirildiğini, davalı Kurum yasal hasım konumunda olduğundan aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının son cümlesinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 16.09.2021 tarihinde açıldığı, ne var ki terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun gözetilmediği, münfesih şirketin 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odadan kaydının silinmesi sebebi ile 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen ticaret sicil kaydının silindiği, davalı Sicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkininin anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin de aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı Sicil aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde görüldüğü; ancak İlk Derece Mahkemesince, şirketin icra takip dosyası ile sınırlı olarak ihyasına ilişkin verilen kararın yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı ... Sicil Müdürlüğünün istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, resen terkin edilen şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına, ticaret siciline yeniden tescil ve ilan edilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Sicil Müdürlüğü temsilcisi temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkin olup ihya davasının süresinde açılıp açılmadığı ve davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulup tutulmayacağı uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 114 üncü maddenin birinci fıkrasının h bendi, 115 inci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Sicil Müdürlüğü'nün temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/257 E. 2024/1352 K.
Ortak:münfesih şirket · münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · ihya · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesinde belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 16.09.2021 tarihinde açıldığı, ne var ki terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun gözetilmediği, «münfesih şirketin» 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odadan «kaydının» silinmesi «sebebi» ile 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen «ticaret sicil» kaydının silindiği, davalı Sicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkininin anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin de aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı Sicil aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin yerinde görüldüğü; ancak İlk Derece Mahkemesince, şirketin icra takip dosyası ile sınırlı olarak ihyasına ilişkin verilen kararın yerinde görülmedi …
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, terkin işlemi usul ve yasaya aykırı olduğundan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda aranmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, ihya «sebebine» göre «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, ihyası istenen şirketin terkininde davalı kusurlu olup bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup ihya davasının süresinde açılıp açılmadığı ve davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulup tutulmayacağı uyuşmazlık konusudur.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasında yürütülen yargılama sırasında Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketinin «terkin» edildiği bildirilmiş olduğunu, anılan «şirketin ihyası» için gerekli işlemleri yapmak üzere söz konusu Mahkemece taraflarına «yetki» verildiğini ileri sürerek anılan şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · kıdem tazminatı · rücuen tahsil · üçüncü kişi · alacak davası · tebligat · yetki · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünce 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiği, nitekim ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, öte yandan terkin işleminin 5174 Kanun’un 10 ncu maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü bendi kapsamında yapıldığı, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından dava konusu terkin işleminin de hukuka uygun olmadığı, davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, şirketin hukuka aykırı olarak terkin edildiğinden dava açılmasına sebebiyet veren kurum aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi işçilerinden E.B. ve D.T. tarafından «kıdem tazminatı» ve yıllık izin ücreti alacağı için müvekkil idare aleyhine dava açıldığını, D.T. tarafından açılan dava sonucu Ankara 15.
İş Mahkemesinin 05.04.2021 tarih ve 2017/711 E., 2021/364 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, işbu davalar sonucunda müvekkili idare tarafından dava dışı işçilere ödenen miktarın «rücuen tahsili» amacıyla müvekkili tarafından Ankara 21.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasında dava dışı yüklenici Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketinin aleyhine «alacak davası» açıldığını, Ankara 21.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1619 E. 2023/2041 K.
Ortak:münfesih şirket · tüzel kişiliğin ihyası · münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesinde belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 16.09.2021 tarihinde açıldığı, ne var ki terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun gözetilmediği, «münfesih şirketin» 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odadan «kaydının» silinmesi «sebebi» ile 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen «ticaret sicil» kaydının silindiği, davalı Sicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkininin anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin de aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı Sicil aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin yerinde görüldüğü; ancak İlk Derece Mahkemesince, şirketin icra takip dosyası ile sınırlı olarak ihyasına ilişkin verilen kararın yerinde görülmedi …
İcra Müdürlüğünce borçlu şirketin «terkin» olarak görülmesi nedeniyle şirketin ihyasının gerektiğinden talebin reddedildiğini, «ticaret sicilinden resen terkin» edilerek, taraf «ehliyetini» ve «tüzel kişiliğini» kaybeden borçlu şirket açısından «takibin kesinleştirmesi» ve icra takip işlemlerine devam edilmesinin mümkün olmadığını, Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine dayalı işlemi sonucu borçlu şirketin müvekkili bankaya borcu bulunmasına rağmen tüzel kişiliğinin sona erdirildiğini, «tüzel kişiliğinin ihyası» için kanunda her ne kadar 5 yıl içerisinde ihya davasını açılabileceği belirtilmişse de borçlu şirketin mal varlığının terkin tarihinden itibaren on yıl içerisinde hazineye intikal edecek olması ve bu durumda dava dışı borçlu şirketten alacağı bulunan müvekkili bankanın hak «kaybına» uğrayacak olması nedeniyle müvekkili bankanın, terkin tarihinden itibaren on yıl içerisinde ihya davasını ikame edebileceği, dava dışı borçlu Adım Yemek Gıda Temiz …
Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini, Müdürlüğün, bu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak öncelikle davanın süre yönünden reddine karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanunun 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasını» istemiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «limited şirketin ihyası» istemiyle açılan davada, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, bu davanın ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı anlaşılmış ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında «resen terkin» işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı, davalı ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesinde belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 27.06.2022 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolduğu, ancak terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin gözetilmediği, «münfesih şirketin» 5174 sayılı Kanuna göre odadan «kaydı» silinmesi «sebebi» ile 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen «ticaret sicil» kaydının silindiği, İlk Derece Mahkemesince, davacı kurum tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan rücuan alacak davasında taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinden şirketin ihyasının istenilmesinde «hukuki yararının» bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca müdürlük tarafından yapılacak tebliğin şirketin kayıtlı son adresine ve «temsil» ve ilzama yetkili kişilere yapılması gerektiği açıklanmış olmasına rağmen davalı müdürlük tarafından Turelsan Elektronik Tic.
Sicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilerek bu davanın açılmasına sebebiyet vermiş olduğundan davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı iken re'sen terkin edilen Turelsan Elektronik Ticaret Limited Şirketinin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline», bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:amme alacağı · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · ticaret sicili tescili · sicilden terkin · alacak davası · limited şirket
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra davanın açıldığını, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onikinci fıkrası gözetildiğinde davacı kurumun bu «ihya» davasını açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «limited şirket» ortaklarının silinme tarihinden önceki «amme alacağına» ilişkin sorumluluklarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) kapsamında devam ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ihyası istenen şirkete usulüne uygun olarak «ihtarın» şirketin taşınmış olması nedeniyle iade edildiğini, usulüne uygun olarak «ilan» yoluyla ihtarın yapıldığını, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerekirken şirketin ihyasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mevzuat hükümlerine uygun olarak şirketin re'sen «sicilden terkin» edildiğini, «yasal hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «limited şirketin ihyası» istemiyle açılan davada, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, bu davanın ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı anlaşılmış ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında «resen terkin» işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı, davalı ...
Sicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilerek bu davanın açılmasına sebebiyet vermiş olduğundan davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı iken re'sen terkin edilen Turelsan Elektronik Ticaret Limited Şirketinin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline», bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» karar verilmiştir.
Şti.'nin yetkili «temsilcisine» «ihtar» yapılmaksızın kanunda öngörülen usule ve kanunda «terkin» «sebebi» olarak sayılmayan oda «kaydının» silinmesi sebebine istinaden hukuk aykırı olarak «ihyası» istenen «sicilden terkin» edildiğinden şirketin ihyasına karar verildiği ayrıca ihyası istenen şirket aleyhine davacı kurum tarafından, bu şirketin terkin tarihi olan 23.01.2014 tarihinden önce 24.07.2013 tarihinde açıldığı anlaşılan Ankara 25.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1394 E. 2023/1520 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · ihya davası · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, terkin işlemi usul ve yasaya aykırı olduğundan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda aranmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, ihya «sebebine» göre «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, ihyası istenen şirketin terkininde davalı kusurlu olup bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesinde belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 16.09.2021 tarihinde açıldığı, ne var ki terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun gözetilmediği, «münfesih şirketin» 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odadan «kaydının» silinmesi «sebebi» ile 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen «ticaret sicil» kaydının silindiği, davalı Sicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkininin anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin de aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı Sicil aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin yerinde görüldüğü; ancak İlk Derece Mahkemesince, şirketin icra takip dosyası ile sınırlı olarak ihyasına ilişkin verilen kararın yerinde görülmedi …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirketin «terkin» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki usule göre gerçekleştirilmediğini, re'«sen terkin» işlemleri sırasında şirket «temsilcisine» «tebligat» çıkarılmadığını, terkin koşullarının oluşmadığını, aynı şirket için açılan başka bir ihya davasında yargılama yapılarak davalının «hak düşürücü süre» yönünden itirazlarının kabul edilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep olunan Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve ilân üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde «tasfiye» ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge veya tebligat dosyaya sunulmadığı gibi ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilân suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · infisah · geçici 7. madde · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · sicilden terkin · dava şartı yokluğu · usulden reddi
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep olunan Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve ilân üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde «tasfiye» ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge veya tebligat dosyaya sunulmadığı gibi ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilân suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, öte yandan, davacı tarafından daha önce aynı «şirketin ihya» edilmesi talebiyle açtığı davanın kabulüne dair kararın Yargıtay denetiminden henüz geçmediği ve kesinleşmediği dikkate alındığında davacının işbu davada «hukuki yararının» bulunduğu, davalının usulsüz «terkin» işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, İlk Derece Mahkemesinin davanın hak düşürücü süre nedeniyle «usulden reddi» kararında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisine, buna göre davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 61215 sicil numarasında kayıtlı iken «sicilden terkin» edilen Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmiştir.
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve Kanun'un geçici maddesine göre istisnai «tasfiye» usulüne tabi olacağını belirtmediği bir hâlin ikincil bir düzenleme ile «geçici madde» kapsamına alınamayacağı, davalı ...
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6185 E. 2023/7038 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup ihya davasının süresinde açılıp açılmadığı ve davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulup tutulmayacağı uyuşmazlık konusudur.
Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini, Müdürlüğün, bu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak öncelikle davanın süre yönünden reddine karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanunun 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasını» istemiştir.
Sicil Müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, terkin işlemi usul ve yasaya aykırı olduğundan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda aranmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, ihya «sebebine» göre «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, ihyası istenen şirketin terkininde davalı kusurlu olup bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğü her ne kadar «yasal hasım» olsa da «terkin» işlemi usulsüz olduğundan «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Logart Yazılım Danışmanlık Bilgisayar Eğitim Gıda Reklam İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin üzerine kayıtlı ... plakalı araç ile ilgili sınırlı olmak üzere ihyasına, şirkete 40...10 T.C. kimlik numaralı ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... plakalı aracın malikinin, 23.10.2014 tarihinde «tasfiye» aşaması gerçekleştirilmeksizin resen «sicilden terkin» edilen «ihyası» istenen şirket olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan şirketlere ilişkin olarak aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi yetkili kimselere yapılması gereken «ihtaratın» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığından terkin işleminin hatalı olduğu, yine aynı maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketin ortaya çıkabilecek «malvarlığının», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği, ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde Mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, ihyası istenilen şirketin «münfesihliğe» ilişkin durumunun ortadan kalkmamış olması ve mevcut olayda ihyası istenen şirketin mal varlığı bulunduğundan 10 yıllık sürenin de geçmediği hususu dikkate alındığında, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sadece şirketin üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere «şirketin ihyası» gerektiği, davalı ...
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 ... maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde; "01.07.2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki «tasfiye» usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen «şirketin tasfiyesinin» 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceğinin belirtildiği, dolayısıyla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran ... bir tasfiye yöntemi getirildiği, tadadi nitelikteki bu haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacağı, kanunda sayılan haller dışında bir «sebebe» dayalı re'«sen terkin» işlemi yapılamayacağından terkin işleminin hukuka aykırı olduğundan tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ancak davacı talebinin şirket adına kayıtlı aracın tasfiyesiyle «sınırlı ihya» ve ek tasfiye talep ettiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, şirket üzerinde mal varlığı bulunması halinde 10 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanacağı, şirketin terkin tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında bu sürenin geçmediği, aksi olsa dahi geçici 7 nci madde kapsamında olmayan şirket hakkında hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · sınırlı ihya · infisah · yediemin · ihtarat · ek tasfiye işlemleri · hukuki menfaat · şirketin tasfiyesi
Benzer bu karardaŞti.nin «tasfiye işlemleri» aşamasında firma adına kayıtlı aracın «yedieminde» bulunduğunu, şirket hakkında «resen terk» işlemi uygulandığından araçla ilgili herhangi bir işlem yapılamadığını, halen şirket adına kayıtlı aracın yedieminden çıkarılması ve tasarrufta bulunulabilmesi için sicilden resen terkin edilen şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması gerektiğini belirterek Logart Yazılım Danışmanlık Ltd.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... plakalı aracın malikinin, 23.10.2014 tarihinde «tasfiye» aşaması gerçekleştirilmeksizin resen «sicilden terkin» edilen «ihyası» istenen şirket olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan şirketlere ilişkin olarak aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi yetkili kimselere yapılması gereken «ihtaratın» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığından terkin işleminin hatalı olduğu, yine aynı maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketin ortaya çıkabilecek «malvarlığının», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği, ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde Mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, ihyası istenilen şirketin «münfesihliğe» ilişkin durumunun ortadan kalkmamış olması ve mevcut olayda ihyası istenen şirketin mal varlığı bulunduğundan 10 yıllık sürenin de geçmediği hususu dikkate alındığında, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sadece şirketin üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere «şirketin ihyası» gerektiği, davalı ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin, «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve «ilan» üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «infisah» «sebebinin» 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 ... maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin «yetkisine» tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle «ihtarının usule» aykırı olduğundan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının resen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 ... maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde; "01.07.2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki «tasfiye» usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen «şirketin tasfiyesinin» 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceğinin belirtildiği, dolayısıyla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran ... bir tasfiye yöntemi getirildiği, tadadi nitelikteki bu haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacağı, kanunda sayılan haller dışında bir «sebebe» dayalı re'«sen terkin» işlemi yapılamayacağından terkin işleminin hukuka aykırı olduğundan tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ancak davacı talebinin şirket adına kayıtlı aracın tasfiyesiyle «sınırlı ihya» ve ek tasfiye talep ettiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, şirket üzerinde mal varlığı bulunması halinde 10 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanacağı, şirketin terkin tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında bu sürenin geçmediği, aksi olsa dahi geçici 7 nci madde kapsamında olmayan şirket hakkında hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1203 E. , 2023/1370 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/287 Esas, 2022/1556 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/528 E., 2021/934 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı borçlu Adım Yemek Gıda Temizlik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin müvekkili bankadan kullandığı kredilerin hesap kat ihtarına rağmen ödenmemesi üzerine borçlu şirket hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipler başlatıldığını, rehnin konusu araçların bir kısmının satışının yapıldığını ancak bir aracın satışının sağlanamadığını ve takibin hali hazırda derdest olduğunu, takip kapsamında borçlu Adım Yemek Gıda Temizlik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin adresine ödeme emri tebliğ edilemediğini, Ankara 3. İcra Müdürlüğünce borçlu şirketin terkin olarak görülmesi nedeniyle şirketin ihyasının gerektiğinden talebin reddedildiğini, ticaret sicilinden resen terkin edilerek, taraf ehliyetini ve tüzel kişiliğini kaybeden borçlu şirket açısından takibin kesinleştirmesi ve icra takip işlemlerine devam edilmesinin mümkün olmadığını, Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine dayalı işlemi sonucu borçlu şirketin müvekkili bankaya borcu bulunmasına rağmen tüzel kişiliğinin sona erdirildiğini, tüzel kişiliğinin ihyası için kanunda her ne kadar 5 yıl içerisinde ihya davasını açılabileceği belirtilmişse de borçlu şirketin mal varlığının terkin tarihinden itibaren on yıl içerisinde hazineye intikal edecek olması ve bu durumda dava dışı borçlu şirketten alacağı bulunan müvekkili bankanın hak kaybına uğrayacak olması nedeniyle müvekkili bankanın, terkin tarihinden itibaren on yıl içerisinde ihya davasını ikame edebileceği, dava dışı borçlu Adım Yemek Gıda Temizlik Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti.'nin ticaret sicilinden re'sen terkin edilmesi işlemi nedeniyle zarar gören müvekkili banka için haklı nedenler bulunduğunu ileri sürerek borçlu şirketin müvekkili banka açısından ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde resen terkin edildiğini, Müdürlüğün, bu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak öncelikle davanın süre yönünden reddine karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanunun 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanmasını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicil kayıtlarına göre yapılan işlemlerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere ihtar gönderilmediği gibi, davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenilen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının ihya davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, terkin işlemi usul ve yasaya aykırı olduğundan 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda aranmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, ihya sebebine göre tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, ihyası istenen şirketin terkininde davalı kusurlu olup bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Sicil Müdürlüğü temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasındaki hükme aykırı bir biçimde İlk Derece Mahkemesince 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmayan davanın reddine karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili tarafından ihyası istenen şirkete ihtarın usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini; ancak ihtarın taşınmış kaydı ile iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.10.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, şirketin adres değişikliğine ilişkin tescil zorunluluğunu yerine getirmediğini, basiretli tacir gibi davranmadığını, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının davalı tarafından bilinmesi mümkün olmadığından temsilcisi olduğu Kurumun işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, İlk Derece Mahkemesince ihya kararı Ankara 3.
İcra Müdürlüğünün 2021/9390 E. sayılı icra takip dosyası ile sınırlı vermesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası göz ardı edilip şirkete tasfiye memuru atanmadığını, terkinin mevzuat hükümlerine uygun gerçekleştirildiğini, davalı Kurum yasal hasım konumunda olduğundan aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının son cümlesinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 16.09.2021 tarihinde açıldığı, ne var ki terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun gözetilmediği, münfesih şirketin 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odadan kaydının silinmesi sebebi ile 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen ticaret sicil kaydının silindiği, davalı Sicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkininin anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin de aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı Sicil aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde görüldüğü;
ancak İlk Derece Mahkemesince, şirketin icra takip dosyası ile sınırlı olarak ihyasına ilişkin verilen kararın yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı ... Sicil Müdürlüğünün istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, resen terkin edilen şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına, ticaret siciline yeniden tescil ve ilan edilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Sicil Müdürlüğü temsilcisi temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkin olup ihya davasının süresinde açılıp açılmadığı ve davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulup tutulmayacağı uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 114 üncü maddenin birinci fıkrasının h bendi, 115 inci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Sicil Müdürlüğü'nün temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931151800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz