Tasfiye usulü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6857 E. 2022/8914 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye usulü↗ rücu davası↗ resen terkin↗ ttk 547↗ re'sen terkin↗ ihya davası↗ hukuki menfaat↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ rücu↗ hak düşürücü süre↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, davacının şirketin ihyasını istemekte hukuki yararının bulunduğu, TTK'nın 547/1. maddesindeki yasal koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, TTK' nun 547/1. maddesi gereğince Sakarya Ticaret Sicil Müdürlüğünün 19849 sicil numarasında kayıtlı Yeşil ve Mavi Metal Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin Sakarya 3. İş Mahkemesinin 2020/118 Esas sayılı dosyası ve bu dosyadan verilecek hükmün icrası ile sınırlı olarak ihyasına ve sicile tesciline, şirketin ortağı ve son yetkilisi olduğu anlaşılan ...'in (T.C. Kimlik No ...) tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
Karar, tasfiye memuru tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, Sakarya 3. İş Mahkemesinin 2020/118 esası üzerinden 20/07/2020 tarihinde ihyası istenen şirkete yönelik açılan rücu davası sebebiyle hukuki menfaati bulunan davacı tarafından eldeki davanın 30/09/2021 tarihinde açıldığı, ihyası istenen şirkete ait ticaret sicil kayıtlarına göre şirketin 13/08/2015 tarihinde sicilden resen terkin edildiği, bu halde, mahkemece ihya istemine yönelik davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmaması nedeniyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, tasfiye memurunun ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 5174 Sayılı TOBB kanunu uyarınca oda kaydı silinen ve bu nedenle TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkinine karar verilen şirketin ihyasına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemesince, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılması usule aykırı olmakla birlikte, davalı ...'nce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu da kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmamaktadır. 5174 Sayılı TOBB Kanununa göre oda kaydının silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir tasfiye usulü olup, TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen sicilden terkin işlemine uygulanamaz. Dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 5 yıllık dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ...'nün TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün değildir. Mahkemece bu hususlar göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3754 E. 2023/4746 K.
Ortak:tasfiye usulü · rücu davası · resen terkin · re'sen terkin · ihya davası · hukuki menfaat · sicilden terkin · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaİş Mahkemesinin 2020/118 esası üzerinden 20/07/2020 tarihinde «ihyası» istenen şirkete yönelik açılan «rücu davası» sebebiyle «hukuki menfaati» bulunan davacı tarafından eldeki davanın 30/09/2021 tarihinde açıldığı, ihyası istenen şirkete ait «ticaret sicil» kayıtlarına göre şirketin 13/08/2015 tarihinde sicilden «resen terkin» edildiği, bu halde, mahkemece ihya istemine yönelik davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmaması nedeniyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, «tasfiye» memurunun ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, …
Ancak, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» suretiyle yapılması usule aykırı olmakla birlikte, davalı ...'nce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu da kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmamaktadır.
5174 Sayılı TOBB Kanununa göre oda «kaydının» silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir «tasfiye usulü» olup, TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen «sicilden terkin» işlemine uygulanamaz.
Benzer bu karardaSicili Müdürlüğü'nce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu da Kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmadığı, 5174 sayılı Kanun'a göre oda «kaydının» silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir «tasfiye usulü» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen «sicilden terkin» işlemine uygulanamayacağı, dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 5 yıllık dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ...'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından Kanunda öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanması mümkün olmadığı, davacının «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine, davanın kabulüne şirketin Sakarya 3.
İş Mahkemesinin 2020/118 E. sayılı dosyası üzerinden 20.07.2020 tarihinde «ihyası» istenen şirkete yönelik açılan «rücu davası» sebebiyle «hukuki menfaati» bulunan davacı tarafından eldeki davanın 30.09.2021 tarihinde açıldığı, ihyası istenen şirkete ait «ticaret sicil» kayıtlarına göre şirketin 13.08.2015 tarihinde sicilden «resen terkin» edildiği, bu halde İlk Derece Mahkemesince ihya istemine yönelik davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmaması nedeniyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, «tasfiye» memurunun istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 12.12.2022 tarih, 2022/6857 E. ve 2022/8914 K. sayılı kararıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü maddesinin (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» suretiyle yapılması usule aykırı olmakla birlikte, davalı ...'nce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu da Kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmadığı, 5174 sayılı Kanun'a göre oda «kaydının» silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir «tasfiye usulü» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen «sicilden terkin» işlemine uygulanamayacağı, dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 5 yıllık dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçeli kararın tebliği · kazanılmış hak
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Tasfiye memuru vekili temyiz dilekçesinde özetle; «ihya» davasında basit yargılama usulünün uygulanamayacağını, «tasfiye memuru» müvekkilinin yargılamadan «gerekçeli kararın tebliği» ile haberdar olduğunu, davada savunma yapamadığını, davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, davacının davada «hukuki yararının» bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1394 E. 2023/1520 K.
Ortak:rücu davası · re'sen terkin · hukuki menfaat · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · rücu · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaİş Mahkemesinin 2020/118 esası üzerinden 20/07/2020 tarihinde «ihyası» istenen şirkete yönelik açılan «rücu davası» sebebiyle «hukuki menfaati» bulunan davacı tarafından eldeki davanın 30/09/2021 tarihinde açıldığı, ihyası istenen şirkete ait «ticaret sicil» kayıtlarına göre şirketin 13/08/2015 tarihinde sicilden «resen terkin» edildiği, bu halde, mahkemece ihya istemine yönelik davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmaması nedeniyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, «tasfiye» memurunun ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, …
Ancak, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» suretiyle yapılması usule aykırı olmakla birlikte, davalı ...'nce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu da kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmamaktadır.
Kimlik No ...) «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu Kanun'da tadadi olarak sayılan hâllerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davada 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolmuş ise de davalı ...
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirketin «terkin» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki usule göre gerçekleştirilmediğini, re'«sen terkin» işlemleri sırasında şirket «temsilcisine» «tebligat» çıkarılmadığını, terkin koşullarının oluşmadığını, aynı şirket için açılan başka bir ihya davasında yargılama yapılarak davalının «hak düşürücü süre» yönünden itirazlarının kabul edilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · infisah · münfesihlik · geçici 7. madde · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · dava şartı yokluğu
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep olunan Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve ilân üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde «tasfiye» ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge veya tebligat dosyaya sunulmadığı gibi ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilân suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ticaret sicilinden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve Kanun'un geçici maddesine göre istisnai «tasfiye» usulüne tabi olacağını belirtmediği bir hâlin ikincil bir düzenleme ile «geçici madde» kapsamına alınamayacağı, davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6857 E. , 2022/8914 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.11.2021 tarih ve 2021/539 E- 2021/137 K. sayılı kararın tasfiye memuru ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.06.2022 tarih ve 2022/868 E- 2022/1255 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından dava dışı Yeşil Mavi Ürünleri San Tic Ltd Şti aleyhine rücuen tazminat davasının ikame edildiğini, yargılama sırasında şirketin sicilden terkin edildiğinin anlaşılmasının üzerine mahkemece verilen süre nedeniyle işbu davanın açıldığını belirterek ...'nde kayıtlı iken sicilden terkin edilen Yeşil Mavi Ürünleri San Tic Ltd Şti unvanlı şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı şirketin 5174 sayılı TOBB Kanunu'nun 14. maddesine göre aidat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ayrıca aynı kanuna göre adresini bildirmediği ve gerekli belgeleri de ibraz etmediğini, şirkete oda kaydının silineceğinin ihtarına rağmen her hangi bir müracaatta bulunulmadığını, bu nedenle üyenin kaydının meclis kararıyla silindiğini ve durumun Sicil Müdürlüğüne bildirildiğini, Sicil Müdürlüğünce şirkete yapılan tebligatlardan da sonuç alınamayınca TTK'nın geçici 7. maddesinin verdiği yetkiye istinaden şirketin sicilden kaydının resen terkin edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davacının şirketin ihyasını istemekte hukuki yararının bulunduğu, TTK'nın 547/1. maddesindeki yasal koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, TTK' nun 547/1. maddesi gereğince Sakarya Ticaret Sicil Müdürlüğünün 19849 sicil numarasında kayıtlı Yeşil ve Mavi Metal Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin Sakarya 3. İş Mahkemesinin 2020/118 Esas sayılı dosyası ve bu dosyadan verilecek hükmün icrası ile sınırlı olarak ihyasına ve sicile tesciline, şirketin ortağı ve son yetkilisi olduğu anlaşılan ...'in (T.C. Kimlik No ...) tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
Karar, tasfiye memuru tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, Sakarya 3. İş Mahkemesinin 2020/118 esası üzerinden 20/07/2020 tarihinde ihyası istenen şirkete yönelik açılan rücu davası sebebiyle hukuki menfaati bulunan davacı tarafından eldeki davanın 30/09/2021 tarihinde açıldığı, ihyası istenen şirkete ait ticaret sicil kayıtlarına göre şirketin 13/08/2015 tarihinde sicilden resen terkin edildiği, bu halde, mahkemece ihya istemine yönelik davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmaması nedeniyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, tasfiye memurunun ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 5174 Sayılı TOBB kanunu uyarınca oda kaydı silinen ve bu nedenle TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkinine karar verilen şirketin ihyasına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemesince, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılması usule aykırı olmakla birlikte, davalı ...'nce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu da kanunda tadadi olarak sayılan hallerden bulunmamaktadır. 5174 Sayılı TOBB Kanununa göre oda kaydının silinmesine ilişkin yapılan işlem özel kanunla konulmuş özel bir tasfiye usulü olup, TTK'nın geçici 7.
maddesinde öngörülen sicilden terkin işlemine uygulanamaz. Dolayısıyla, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca 5 yıllık dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ...'nün TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün değildir. Mahkemece bu hususlar göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 12.12.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7. maddesi gereğince sicilden re’sen terkin edilen limited şirketin, terkinden sonra davacı tarafça açılan dava nedeniyle ihyası isteminden ibarettir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7/15.maddesinde "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği,"
Yasa'nın Geçici 7/1-b maddesinde "bu kanunun yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve limited şirketlerin tasfiye ve ticaret sicil kayıtlarının silinmesinin ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde (Geçici 7.) uyarınca yapılacağı"
Yasa'nın Geçici 7/16 maddesinde de "Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın bu maddenin uygulanmasına ilişkin düzenlemeleri yapmaya yetkili" olduğu vaz edilmiş,
Yasa'nın geçici 7/16 maddesinde verilen yetkiye dayanılarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nca çıkarılan ve 30.12.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan "Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve ticaret sicili kayıtlarının silinmesine ilişkin" Tebliğin 5/d maddesinde de "18.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Borsalar Kanunu'nun 10 ve 32. maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tesbit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatiflerin "kapsama giren şirket ve kooperatifler oldukları,
Tebliğin 3. maddesinde de "bu tebliğin, 6102 sayılı Yasa'nın geçici 7. maddesine dayanılarak hazırlandığı" düzenlenmiştir.
Somut olayda, işbu davaya dayanak yapılan Sakarya 3. İş Mahkemesi'nin 2020/118 Esas sayılı dosyasında; davacı tarafından, 20.07.2020 tarihinde şirket aleyhine rücu istemli dava açıldığı, şirketin terkin olduğu anlaşıldığından davacı vekiline ihya davası açması için süre verildiği, eldeki ihya davasının açıldığı anlaşılmaktadır.
İhyasına karar verilmesi istenilen şirket, açıklanan yasal düzenlemelere göre TTK Geçici 7/1-b maddesine göre ticaret sicilinden terkin edilmiş olup terkin nedeni Geçici 7. madde kapsamında bulunduğundan uyuşmazlıkta TTK Geçici 7. madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kararın bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/864443000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz