Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8660 E. 2023/2904 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dikkat ve özen yükümlülüğü↗ muavin defter↗ ticari teamül↗ ticari defter ibrazı↗ tacir sıfatı↗ ihtarat↗ güveni kötüye kullanma↗ teamül↗ icazet↗ özen yükümlülüğü↗ tasdik kararı↗ feri müdahil↗ vekâlet ücreti↗ basiretli tacir↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ ticari defter↗ yetki↗ geçersizlik↗ ıslah↗ ihtarname↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ maddi tazminat↗ kusur↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 21.03.2018 tarih, 2016/76 E. ve 2018/115 K. sayılı kararı ile; davacının 2005, 2006 ve 2007 yıllarında yevmiye defterinin incelenmesi sonucunda ... tarafından davalı şirketin Ziraat Bankası'ndan bulunan hesabından çekilen paraların tamamının şirketin yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirketin ticari defterleri ve davalı banka hesapları ekstreleri üzerinde yapılan incelemelerde, davacının 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ait yevmiye defterlerinin Noter açılış tastiklerinin süresinde yapıldığı, noter kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, çekilen paraların tamamının şirket 100 Kasa hesabına işlenmiş olduğu, 2005 yılındaki ... tarafından yapılan ödemelerin her ne kadar bilirkişi raporuna göre yanlış muhasebeleştirilmiş olsa da, yine şirket kayıtlarına geçtiği, sonraki yıllara ait yine ... tarafından davacı şirket namına bankadan tahsilatlarının yapıldığı ve bunların şirket hesabına geçtiği, böylelikle banka nezdinde, şirket tarafından ... için bir güven oluşturulduğu, para transferlerinin bu şekilde yazılı talimat olmaksızın yapılmasının banka ile şirket arasında teamül haline geldiği, banka müşteri ilişkilerinin oluşturulan bu güven çerçeveside yürütüldüğü, davalı bankaya kusur izafe edilemeyeceği, ...'ın güveni kötüye kullanma hali söz konusu olsa bile bu hususu davacı şirket tarafından ...'a karşı ileri sürülebileceği, davalı bankaya izafe edilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B.Bozma Kararı
Dairenin 09.09.2019 tarih, 2018/3159 E. ve 2019/5147 K. sayılı ilamıyla usulden resen bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 09.09.2021 tarih, 2019/785 E. ve 2021/406 K. sayılı kararı ile; davacı yana ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrası hükmünün tarafı açısından hüküm ifade edeceği ihtaratı yapılmasına rağmen, davacı yanca 2005 yılına ait defteri kebir ve muavin defter ile envanter defterlerini dosyaya ibraz etmediği, davacı yevmiye defterlerinin açılışının yapılmış olması rağmen kapanışlarının yapılmadığı, dolayısı ile davalının davacı yana ait ticari defterlere dayandığı da nazara alınarak, davacıya ait yevmiye defterleri içeriğindeki kayıtların davacı lehe delil olma özelliğine haiz bulunmadığı ve davalı lehine delil olacağı da mahkememizce kabul edilmiş, yine bu kapsamda, davacı yanın yevmiye defterlerinde 100 KASA ve 120 ALICILAR hesabına işlendiği tespit edilen, usulsüz ve geçerli bir yetkiye dayanmadan ... tarafından çekildiği iddia edilen tüm paraların davacı yanca kasasına alındığı, davacının da kabulünde olduğu üzere, feri müdahil ... dışında davacı yanında çalışan 3 personel tarafından da davalı bankada bulunan hesaptan çekim yapıldığı, geçerli bir yetki söz konusu olmadığını iddia etmesine rağmen ...’ın yetkilerden azledildiğine ilişkin davalı bankaya ihtarname çekildiği, bu durumun davacı yanın davalı ile arasında ticari teamül haline getirilmiş bankadan talimatla para çekme işlemlerine zımnen onay verdiği anlamına geldiği, yine davacının tacir sıfatı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiği, bu anlamda 2005 yılı ve devamı 2 yıl itibari ile, iddia edilen tarihlerde usulsüz çekildiği iddia edilen paranın ekonomik değeri, davacı için ifade ettiği ekonomik anlam ve 2.000.000,00 TL üzerinde bir para girişinin mevcut olmadığının uzun yıllar, yani dava tarihine kadar fark edilmemesinin davacı şirketin bilirkişi raporları ile tespit edilen yıl içi ekonomik hesap hareketleri nazara alındığında hayatın olağan akışına aykırı olduğu, neticeten usulsüz ve geçersiz talimatlar ile Halil tarafından davalı bankadan çekildiği iddia edilen paraların davacı kasasına girdiğinin davacıya ait yevmiye defteri kayıtları ile sabit olduğunun bilirkişi kurul raporları ile sübut bulduğu, dolayısı ile davacının bir zararından söz edilemeyeceği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... tarafından para çekme işlemlerinin yetkiye dayanmadığının sabit olduğunu, 2005 yılında çekilen paraların şirket defterlerine işlenmediğini, defterlerdeki kayıtların tarih ve yevmiye numaralarının olmadığını, bankanın dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ... hakkında ceza davalarının bulunduğunu, bu kişinin şirketten ayrıldıkta sonra çok sayıda taşınmaz edindiğini, tüm defterlerin mahkemeye sunulduğunu, eksik inceleme yapıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bankanın sorumluluğundan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 60, 63 üncü maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 55 inci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3159 E. 2019/5147 K.
Ortak:güveni kötüye kullanma · teamül · tasdik kararı · ticari defter · ıslah · kusur · e-defter · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece 21.03.2018 tarih, 2016/76 E. ve 2018/115 K. sayılı kararı ile; davacının 2005, 2006 ve 2007 yıllarında yevmiye «defterinin» incelenmesi sonucunda ... tarafından davalı şirketin Ziraat Bankası'ndan bulunan hesabından çekilen paraların tamamının şirketin yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirketin «ticari defterleri» ve davalı banka hesapları ekstreleri üzerinde yapılan incelemelerde, davacının 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ait yevmiye defterlerinin Noter açılış tastiklerinin süresinde yapıldığı, noter kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, çekilen paraların tamamının şirket 100 Kasa hesabına işlenmiş olduğu, 2005 yılındaki ... tarafından yapılan ödemelerin her ne kadar bilirkişi raporuna göre yanlış muhasebeleştirilmiş olsa da, yine şirket kayıtlarına geçtiği, sonraki yıllara ait yine ... tarafından davacı şirket namına bankadan tahsilatlarının yapıldığı ve bunların şirket hesabına geçtiği, böylelikle banka nezdinde, şirket tarafından ... için bir güven oluşturulduğu, para transferlerinin bu şekilde yazılı talimat olmaksızın yapılmasının banka ile şirket arasında «teamül» haline geldiği, banka müşteri ilişkilerinin oluşturulan bu güven çerçeveside yürütüldüğü, davalı bankaya «kusur» izafe edilemeyeceği, ...'ın «güveni kötüye kullanma» hali söz konusu olsa bile bu hususu davacı şirket tarafından ...'a karşı ileri sürülebileceği, davalı bankaya izafe edilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle d …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 09.09.2021 tarih, 2019/785 E. ve 2021/406 K. sayılı kararı ile; davacı yana «ticari defterlerini ibraz» etmemesi halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrası hükmünün tarafı açısından hüküm ifade edeceği «ihtaratı» yapılmasına rağmen, davacı yanca 2005 yılına ait defteri kebir ve «muavin defter» ile envanter defterlerini dosyaya ibraz etmediği, davacı yevmiye defterlerinin açılışının yapılmış olması rağmen kapanışlarının yapılmadığı, dolayısı ile davalının davacı yana ait ticari defterlere dayandığı da nazara alınarak, davacıya ait yevmiye defterleri içeriğindeki kayıtların davacı lehe delil olma özelliğine haiz bulunmadığı ve davalı lehine delil olacağı da mahkememizce kabul edilmiş, yine bu kapsamda, davacı yanın yevmiye defterlerinde 100 KASA ve 120 ALICILAR hesabına işlendiği tespit edilen, usulsüz ve geçerli bir yetkiye dayanmadan ... tarafından çekildiği iddia edilen tüm paraların davacı yanca kasasına alındığı, davacının da kabulünde olduğu üzere, «feri müdahil» ... dışında davacı yanında çalışan 3 personel tarafından da davalı bankada bulunan hesaptan çekim yapıldığı, geçerli bir «yetki» söz konusu olmadığını iddia etmesine rağmen ...’ın yetkilerden azledildiğine ilişkin davalı bankaya «ihtarname» çekildiği, bu durumun davacı yanın davalı ile arasında «ticari teamül» haline getirilmiş bankadan talimatla para çekme işlemlerine zımnen onay verdiği anlamına geldiği, yine davacının «tacir sıfatı» ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiği, bu anlamda 2005 yılı ve devamı 2 yıl itibari ile, iddia edilen tarihlerde usulsüz çekildiği iddia edilen paranın ekonomik değeri, davacı için ifade ettiği ekonomik anlam ve 2.000.000,00 TL üzerinde bir para girişinin mevcut olmadığının uzun yıllar, yani dava tarihine kadar fark edilmemesinin davacı şirketin bilirkişi raporları ile tespit edilen yıl içi ekonomik hesap hareketleri nazara alındığında hayatın olağan akışına aykırı olduğu, neticeten usulsüz ve «geçersiz» talimatlar ile Halil tarafından davalı bankadan çekildiği iddia edilen paraların davacı kasasına girdiğinin davacıya ait yevmiye defteri kayıtları ile sabit olduğu …
… epleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... tarafından para çekme işlemlerinin yetkiye dayanmadığının sabit olduğunu, 2005 yılında çekilen paraların şirket «defterlerine» işlenmediğini, defterlerdeki kayıtların tarih ve yevmiye numaralarının olmadığını, bankanın dikkat ve «özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, ... hakkında ceza davalarının bulunduğunu, bu kişinin şirketten ayrıldıkta sonra çok sayıda taşınmaz edindiğini, tüm defterlerin mahkemeye sunulduğunu, «eksik inceleme» yapıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… emece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; bilirkişi raporları ve tüm bilgi ve belgeler dikkat alınarak davacının 2005, 2006 ve 2007 yıllarında yevmiye «defterinin» incelenmesi sonucunda ... tarafından davalı şirketin Ziraat Bankası'ndan bulunan hesabından çekilen paraların tamamının şirketin yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirketin «ticari defterleri» ve davalı banka hesapları ekstreleri üzerinde yapılan incelemelerde, davacının 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ait yevmiye defterlerinin Noter açılış tastiklerinin süresinde yapıldığı, noter kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, çekilen paraların tamamının şirket 100 Kasa hesabına işlenmiş olduğu, 2005 yılındaki ... tarafından yapılan ödemelerin her ne kadar bilirkişi raporuna göre yanlış muhasebeleştirilmiş olsa da, yine şirket kayıtlarına geçtiği, sonraki yıllara ait yine ... tarafından davacı şirket namına bankadan tahsilatlarının yapıldığı ve bunların şirket hesabına geçtiği, böylelikle banka nezdinde, şirket tarafından ... için bir güven oluşturulduğu, para transferlerinin bu şekilde yazılı talimat olmaksızın yapılmasının banka ile şirket arasında «teamül» haline geldiği, banka müşteri ilişkilerinin oluşturulan bu güven çerçeveside yürütüldüğü, davalı bankaya «kusur» izafe edilemeyeceği, ...'ın «güveni kötüye kullanma» hali söz konusu olsa bile bu hususu davacı şirket tarafından ...'a karşı ileri sürülebileceği, davalı bankaya izafe edilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle a …
Davacı tarafça, asıl davada «ıslah» beyanıyla 852.322,31 TL’nin, birleşen Kahramanmaraş 2.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · tavzih · infaz · olumsuz oy · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaDavalı vekili de birleşen dava hakkında hüküm kurulmamasının «infazda tereddüte» sebebiyet vereceğini ileri sürerek «tavzih» talebinde bulunması üzerine mahkemece verilen ek kararla; bu hususun temyizen ileri sürülebileceği gerekçesiyle talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/260 Esas sayılı davasında ise 421.844,00 TL’nin tahsili talep ve dava edilmiş olmasına rağmen birleşen dava karar başlığında yer almadığı gibi mahkemece asıl davanın reddine karar verilmekle yetinilerek birleşen dava hakkında olumlu ya da «olumsuz» hüküm kurulmaması doğru olmamış, kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
-
Ticari defter ve belgelerin zayi olduğunun tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4800 E. 2013/21054 K.
Ortak:tasdik kararı · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece 21.03.2018 tarih, 2016/76 E. ve 2018/115 K. sayılı kararı ile; davacının 2005, 2006 ve 2007 yıllarında yevmiye «defterinin» incelenmesi sonucunda ... tarafından davalı şirketin Ziraat Bankası'ndan bulunan hesabından çekilen paraların tamamının şirketin yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirketin «ticari defterleri» ve davalı banka hesapları ekstreleri üzerinde yapılan incelemelerde, davacının 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ait yevmiye defterlerinin Noter açılış tastiklerinin süresinde yapıldığı, noter kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, çekilen paraların tamamının şirket 100 Kasa hesabına işlenmiş olduğu, 2005 yılındaki ... tarafından yapılan ödemelerin her ne kadar bilirkişi raporuna göre yanlış muhasebeleştirilmiş olsa da, yine şirket kayıtlarına geçtiği, sonraki yıllara ait yine ... tarafından davacı şirket namına bankadan tahsilatlarının yapıldığı ve bunların şirket hesabına geçtiği, böylelikle banka nezdinde, şirket tarafından ... için bir güven oluşturulduğu, para transferlerinin bu şekilde yazılı talimat olmaksızın yapılmasının banka ile şirket arasında «teamül» haline geldiği, banka müşteri ilişkilerinin oluşturulan bu güven çerçeveside yürütüldüğü, davalı bankaya «kusur» izafe edilemeyeceği, ...'ın «güveni kötüye kullanma» hali söz konusu olsa bile bu hususu davacı şirket tarafından ...'a karşı ileri sürülebileceği, davalı bankaya izafe edilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle d …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 09.09.2021 tarih, 2019/785 E. ve 2021/406 K. sayılı kararı ile; davacı yana «ticari defterlerini ibraz» etmemesi halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrası hükmünün tarafı açısından hüküm ifade edeceği «ihtaratı» yapılmasına rağmen, davacı yanca 2005 yılına ait defteri kebir ve «muavin defter» ile envanter defterlerini dosyaya ibraz etmediği, davacı yevmiye defterlerinin açılışının yapılmış olması rağmen kapanışlarının yapılmadığı, dolayısı ile davalının davacı yana ait ticari defterlere dayandığı da nazara alınarak, davacıya ait yevmiye defterleri içeriğindeki kayıtların davacı lehe delil olma özelliğine haiz bulunmadığı ve davalı lehine delil olacağı da mahkememizce kabul edilmiş, yine bu kapsamda, davacı yanın yevmiye defterlerinde 100 KASA ve 120 ALICILAR hesabına işlendiği tespit edilen, usulsüz ve geçerli bir yetkiye dayanmadan ... tarafından çekildiği iddia edilen tüm paraların davacı yanca kasasına alındığı, davacının da kabulünde olduğu üzere, «feri müdahil» ... dışında davacı yanında çalışan 3 personel tarafından da davalı bankada bulunan hesaptan çekim yapıldığı, geçerli bir «yetki» söz konusu olmadığını iddia etmesine rağmen ...’ın yetkilerden azledildiğine ilişkin davalı bankaya «ihtarname» çekildiği, bu durumun davacı yanın davalı ile arasında «ticari teamül» haline getirilmiş bankadan talimatla para çekme işlemlerine zımnen onay verdiği anlamına geldiği, yine davacının «tacir sıfatı» ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiği, bu anlamda 2005 yılı ve devamı 2 yıl itibari ile, iddia edilen tarihlerde usulsüz çekildiği iddia edilen paranın ekonomik değeri, davacı için ifade ettiği ekonomik anlam ve 2.000.000,00 TL üzerinde bir para girişinin mevcut olmadığının uzun yıllar, yani dava tarihine kadar fark edilmemesinin davacı şirketin bilirkişi raporları ile tespit edilen yıl içi ekonomik hesap hareketleri nazara alındığında hayatın olağan akışına aykırı olduğu, neticeten usulsüz ve «geçersiz» talimatlar ile Halil tarafından davalı bankadan çekildiği iddia edilen paraların davacı kasasına girdiğinin davacıya ait yevmiye defteri kayıtları ile sabit olduğu …
… epleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... tarafından para çekme işlemlerinin yetkiye dayanmadığının sabit olduğunu, 2005 yılında çekilen paraların şirket «defterlerine» işlenmediğini, defterlerdeki kayıtların tarih ve yevmiye numaralarının olmadığını, bankanın dikkat ve «özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, ... hakkında ceza davalarının bulunduğunu, bu kişinin şirketten ayrıldıkta sonra çok sayıda taşınmaz edindiğini, tüm defterlerin mahkemeye sunulduğunu, «eksik inceleme» yapıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaDava, 6762 sayılı Yasa'nın 68/4. maddesi gereğince, «ticari defter» ve belgelerin «zayi» olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, bir kısım «defterler» yönünden defterlerin usulüne uygun «tasdiklerinin» yapılmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, defterlerin açılış tasdiki bulunup, kapanış tasdikinin bulunmaması defterlerin delil mahiyetiyle ilgili olup, defterlerin kapanış tasdikinin olmaması «zayi belgesi» davasının konusu değildir.
Bu nedenle mahkemece, açılış «tasdiki» olduğu halde, kapanış tasdiki bulunmayan «defterler» yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · zayi · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, dava konusu 2010 yılına ait yevmiye «defteri» ve 2009 yılına ait yevmiye defteri, A-3751'den A-4250'e kadar olan (bu numaralar «dahil») seri ve sıra nolu faturalar, A-13001'den A-13500'e kadar olan (bu numaralar dahil) seri ve sıra nolu faturalar, A-18251'den A-18415'e kadar olan (bu numaralar dahil) seri ve sıra nolu faturaların «zayi» nedeni ile iptaline, dava konusu 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait yevmiye, kebir ve envanter defterleri ile 2009 ve 2010 yıllarına ait kebir ve envanter defterleri …
Mahkemece, bir kısım «defterler» yönünden defterlerin usulüne uygun «tasdiklerinin» yapılmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, defterlerin açılış tasdiki bulunup, kapanış tasdikinin bulunmaması defterlerin delil mahiyetiyle ilgili olup, defterlerin kapanış tasdikinin olmaması «zayi belgesi» davasının konusu değildir.
Dava, 6762 sayılı Yasa'nın 68/4. maddesi gereğince, «ticari defter» ve belgelerin «zayi» olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Kooperatif ortaklığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14126 E. 2010/11763 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sıfatı · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · hisse devir sözleşmesi · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, davacının «aktif husumet ehliyeti» bulunup bulunmadığı konusunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Ancak, davalı «temsilcisi» temyiz itirazlarında davacının hissesini 11.04.2006 tarihinde dava dışı ...’a devrettiğini, «ortaklık sıfatı» kalmadığını ileri sürmüştür.
Temyiz aşamasında dosya arasına alınan Havran Noterliği’nin 11.04.2006 tarih 01170 yevmiye nolu “kooperatif «hisse devir sözleşmesi»” ile davacı ...’nın davalı kooperatifte sahip olduğu hissesini dava dışı ...’a devrettiği anlaşılmıştır.
Davalı kooperatif «yönetim kurulu» 25.04.2006 tarihli kararı ile bu devir sözleşmesini benimseyerek davacı ...’nın ortaklığının düşürülmesine, ...’ın ortaklığa kabulüne karar vermiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1208 E. 2012/7477 K.
Ortak:muavin defter · ticari defter ibrazı · tasdik kararı · ticari defter · ibraz · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 09.09.2021 tarih, 2019/785 E. ve 2021/406 K. sayılı kararı ile; davacı yana «ticari defterlerini ibraz» etmemesi halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrası hükmünün tarafı açısından hüküm ifade edeceği «ihtaratı» yapılmasına rağmen, davacı yanca 2005 yılına ait defteri kebir ve «muavin defter» ile envanter defterlerini dosyaya ibraz etmediği, davacı yevmiye defterlerinin açılışının yapılmış olması rağmen kapanışlarının yapılmadığı, dolayısı ile davalının davacı yana ait ticari defterlere dayandığı da nazara alınarak, davacıya ait yevmiye defterleri içeriğindeki kayıtların davacı lehe delil olma özelliğine haiz bulunmadığı ve davalı lehine delil olacağı da mahkememizce kabul edilmiş, yine bu kapsamda, davacı yanın yevmiye defterlerinde 100 KASA ve 120 ALICILAR hesabına işlendiği tespit edilen, usulsüz ve geçerli bir yetkiye dayanmadan ... tarafından çekildiği iddia edilen tüm paraların davacı yanca kasasına alındığı, davacının da kabulünde olduğu üzere, «feri müdahil» ... dışında davacı yanında çalışan 3 personel tarafından da davalı bankada bulunan hesaptan çekim yapıldığı, geçerli bir «yetki» söz konusu olmadığını iddia etmesine rağmen ...’ın yetkilerden azledildiğine ilişkin davalı bankaya «ihtarname» çekildiği, bu durumun davacı yanın davalı ile arasında «ticari teamül» haline getirilmiş bankadan talimatla para çekme işlemlerine zımnen onay verdiği anlamına geldiği, yine davacının «tacir sıfatı» ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiği, bu anlamda 2005 yılı ve devamı 2 yıl itibari ile, iddia edilen tarihlerde usulsüz çekildiği iddia edilen paranın ekonomik değeri, davacı için ifade ettiği ekonomik anlam ve 2.000.000,00 TL üzerinde bir para girişinin mevcut olmadığının uzun yıllar, yani dava tarihine kadar fark edilmemesinin davacı şirketin bilirkişi raporları ile tespit edilen yıl içi ekonomik hesap hareketleri nazara alındığında hayatın olağan akışına aykırı olduğu, neticeten usulsüz ve «geçersiz» talimatlar ile Halil tarafından davalı bankadan çekildiği iddia edilen paraların davacı kasasına girdiğinin davacıya ait yevmiye defteri kayıtları ile sabit olduğu …
Mahkemece 21.03.2018 tarih, 2016/76 E. ve 2018/115 K. sayılı kararı ile; davacının 2005, 2006 ve 2007 yıllarında yevmiye «defterinin» incelenmesi sonucunda ... tarafından davalı şirketin Ziraat Bankası'ndan bulunan hesabından çekilen paraların tamamının şirketin yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirketin «ticari defterleri» ve davalı banka hesapları ekstreleri üzerinde yapılan incelemelerde, davacının 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ait yevmiye defterlerinin Noter açılış tastiklerinin süresinde yapıldığı, noter kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, çekilen paraların tamamının şirket 100 Kasa hesabına işlenmiş olduğu, 2005 yılındaki ... tarafından yapılan ödemelerin her ne kadar bilirkişi raporuna göre yanlış muhasebeleştirilmiş olsa da, yine şirket kayıtlarına geçtiği, sonraki yıllara ait yine ... tarafından davacı şirket namına bankadan tahsilatlarının yapıldığı ve bunların şirket hesabına geçtiği, böylelikle banka nezdinde, şirket tarafından ... için bir güven oluşturulduğu, para transferlerinin bu şekilde yazılı talimat olmaksızın yapılmasının banka ile şirket arasında «teamül» haline geldiği, banka müşteri ilişkilerinin oluşturulan bu güven çerçeveside yürütüldüğü, davalı bankaya «kusur» izafe edilemeyeceği, ...'ın «güveni kötüye kullanma» hali söz konusu olsa bile bu hususu davacı şirket tarafından ...'a karşı ileri sürülebileceği, davalı bankaya izafe edilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle d …
… epleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... tarafından para çekme işlemlerinin yetkiye dayanmadığının sabit olduğunu, 2005 yılında çekilen paraların şirket «defterlerine» işlenmediğini, defterlerdeki kayıtların tarih ve yevmiye numaralarının olmadığını, bankanın dikkat ve «özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, ... hakkında ceza davalarının bulunduğunu, bu kişinin şirketten ayrıldıkta sonra çok sayıda taşınmaz edindiğini, tüm defterlerin mahkemeye sunulduğunu, «eksik inceleme» yapıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… hakkında borçlar hukuku anlamında bir sonuç doğurmayıp ticaret hukuku bakımından TTK'nun 380. maddesi anlamında sonuç doğuracağı, davacı şirketin 2004 ve 2006 yılı «ticari defterleri ibraz» edilmediğinden incelenemediği, ibraz olunan 2005 yılı «ticari defter kayıtlarına» göre ortaklardan alacaklar başlığı altında cari dönem alacağı olarak 108.733,78 TL kayıtlı ise de bu kayıtta alacaklı olunan ortağın kimliğinin belirtilmediği, dav …
Mahkemece, 2 bilirkişi raporu alınmış olup 26/06/2006 tarihli bilirkişi raporunda, 2005 yılı yevmiye «defterinin» açılış ve kapanış maddesine göre davalı ...'ün borçlu olduğu belirtilmiş, her iki raporda da davalı hesabını borçlandırıcı işlemin 2005 yılından önce yapıldığı, ancak 2004 yılına ait defter ve belge «ibraz» edilmemesi nedeniyle işlemin hangi tarihte olduğunun tespit edilemediği ve 2005 yılı yevmiye defterinin kapanış «tasdiki» olmadığından davacı lehine «delil niteliğinde» olmadığı belirtilmiştir.
Ancak davalı ...'ün 2005 yılında «yönetim kurulu» üyesi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır ve TTK'nun 325. ve 336/3. maddelerine göre «defter» tutmakla sorumlu olan yönetim kurulu üyesi hakkında, aleyhe kayıt bulunan defterlerin kapanış «tasdikinin» olmaması, davalı yönetim kurulu üyesinin aleyhine olan defter kaydından sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:delil niteliği · ticari defter ve kayıtlar · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… hakkında borçlar hukuku anlamında bir sonuç doğurmayıp ticaret hukuku bakımından TTK'nun 380. maddesi anlamında sonuç doğuracağı, davacı şirketin 2004 ve 2006 yılı «ticari defterleri ibraz» edilmediğinden incelenemediği, ibraz olunan 2005 yılı «ticari defter kayıtlarına» göre ortaklardan alacaklar başlığı altında cari dönem alacağı olarak 108.733,78 TL kayıtlı ise de bu kayıtta alacaklı olunan ortağın kimliğinin belirtilmediği, dav …
Dava; davalının, davacı şirketin «yönetim kurulu» başkanlığı döneminde şirketten kullandığı nakit kredinin iadesine ilişkin alacak davasıdır.
Mahkemece, 2 bilirkişi raporu alınmış olup 26/06/2006 tarihli bilirkişi raporunda, 2005 yılı yevmiye «defterinin» açılış ve kapanış maddesine göre davalı ...'ün borçlu olduğu belirtilmiş, her iki raporda da davalı hesabını borçlandırıcı işlemin 2005 yılından önce yapıldığı, ancak 2004 yılına ait defter ve belge «ibraz» edilmemesi nedeniyle işlemin hangi tarihte olduğunun tespit edilemediği ve 2005 yılı yevmiye defterinin kapanış «tasdiki» olmadığından davacı lehine «delil niteliğinde» olmadığı belirtilmiştir.
Ancak davalı ...'ün 2005 yılında «yönetim kurulu» üyesi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır ve TTK'nun 325. ve 336/3. maddelerine göre «defter» tutmakla sorumlu olan yönetim kurulu üyesi hakkında, aleyhe kayıt bulunan defterlerin kapanış «tasdikinin» olmaması, davalı yönetim kurulu üyesinin aleyhine olan defter kaydından sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8660 E. , 2023/2904 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2019/785 Esas, 2021/406 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.05.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılmış olup, hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı T.C. Ziraat Bankası vekili Av...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından 2005 yılında şirket yetkililerinin bilgisi dışında talimat alınmaksızın ve geçerli bir vekâlet bulunmaksızın yapılan işlemlerle usulsüz olarak para çekildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL’nin çekildiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 851.322,31 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu edilen işlemlerin davacı tarafından yetkili kılınan kişilerce yapıldığını, davacı şirket hesabından para çeken ...'ın davacı tarafından 12.01.2009 tarihinde azledildiğini, bu tarihten önceki yapılan işlemlerde yetkisinin bulunduğunu, adı geçen kişinin devam eden yıllarda da şirket hesabından para çektiğini, ancak bu yıllara ait dönemin dava konusu yapılmamasının davacı tarafça yapılan bütün işlemlere icazet verdiğinin kanıtı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 21.03.2018 tarih, 2016/76 E. ve 2018/115 K. sayılı kararı ile; davacının 2005, 2006 ve 2007 yıllarında yevmiye defterinin incelenmesi sonucunda ... tarafından davalı şirketin Ziraat Bankası'ndan bulunan hesabından çekilen paraların tamamının şirketin yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirketin ticari defterleri ve davalı banka hesapları ekstreleri üzerinde yapılan incelemelerde, davacının 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ait yevmiye defterlerinin Noter açılış tastiklerinin süresinde yapıldığı, noter kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, çekilen paraların tamamının şirket 100 Kasa hesabına işlenmiş olduğu, 2005 yılındaki ... tarafından yapılan ödemelerin her ne kadar bilirkişi raporuna göre yanlış muhasebeleştirilmiş olsa da, yine şirket kayıtlarına geçtiği, sonraki yıllara ait yine ...
tarafından davacı şirket namına bankadan tahsilatlarının yapıldığı ve bunların şirket hesabına geçtiği, böylelikle banka nezdinde, şirket tarafından ... için bir güven oluşturulduğu, para transferlerinin bu şekilde yazılı talimat olmaksızın yapılmasının banka ile şirket arasında teamül haline geldiği, banka müşteri ilişkilerinin oluşturulan bu güven çerçeveside yürütüldüğü, davalı bankaya kusur izafe edilemeyeceği, ...'ın güveni kötüye kullanma hali söz konusu olsa bile bu hususu davacı şirket tarafından ...'a karşı ileri sürülebileceği, davalı bankaya izafe edilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B.Bozma Kararı
Dairenin 09.09.2019 tarih, 2018/3159 E. ve 2019/5147 K. sayılı ilamıyla usulden resen bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 09.09.2021 tarih, 2019/785 E. ve 2021/406 K. sayılı kararı ile; davacı yana ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrası hükmünün tarafı açısından hüküm ifade edeceği ihtaratı yapılmasına rağmen, davacı yanca 2005 yılına ait defteri kebir ve muavin defter ile envanter defterlerini dosyaya ibraz etmediği, davacı yevmiye defterlerinin açılışının yapılmış olması rağmen kapanışlarının yapılmadığı, dolayısı ile davalının davacı yana ait ticari defterlere dayandığı da nazara alınarak, davacıya ait yevmiye defterleri içeriğindeki kayıtların davacı lehe delil olma özelliğine haiz bulunmadığı ve davalı lehine delil olacağı da mahkememizce kabul edilmiş, yine bu kapsamda, davacı yanın yevmiye defterlerinde 100 KASA ve 120 ALICILAR hesabına işlendiği tespit edilen, usulsüz ve geçerli bir yetkiye dayanmadan ...
tarafından çekildiği iddia edilen tüm paraların davacı yanca kasasına alındığı, davacının da kabulünde olduğu üzere, feri müdahil ... dışında davacı yanında çalışan 3 personel tarafından da davalı bankada bulunan hesaptan çekim yapıldığı, geçerli bir yetki söz konusu olmadığını iddia etmesine rağmen ...’ın yetkilerden azledildiğine ilişkin davalı bankaya ihtarname çekildiği, bu durumun davacı yanın davalı ile arasında ticari teamül haline getirilmiş bankadan talimatla para çekme işlemlerine zımnen onay verdiği anlamına geldiği, yine davacının tacir sıfatı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiği, bu anlamda 2005 yılı ve devamı 2 yıl itibari ile, iddia edilen tarihlerde usulsüz çekildiği iddia edilen paranın ekonomik değeri, davacı için ifade ettiği ekonomik anlam ve 2.000.000,00 TL üzerinde bir para girişinin mevcut olmadığının uzun yıllar, yani dava tarihine kadar fark edilmemesinin davacı şirketin bilirkişi raporları ile tespit edilen yıl içi ekonomik hesap hareketleri nazara alındığında hayatın olağan akışına aykırı olduğu, neticeten usulsüz ve geçersiz talimatlar ile Halil tarafından davalı bankadan çekildiği iddia edilen paraların davacı kasasına girdiğinin davacıya ait yevmiye defteri kayıtları ile sabit olduğunun bilirkişi kurul raporları ile sübut bulduğu, dolayısı ile davacının bir zararından söz edilemeyeceği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... tarafından para çekme işlemlerinin yetkiye dayanmadığının sabit olduğunu, 2005 yılında çekilen paraların şirket defterlerine işlenmediğini, defterlerdeki kayıtların tarih ve yevmiye numaralarının olmadığını, bankanın dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ... hakkında ceza davalarının bulunduğunu, bu kişinin şirketten ayrıldıkta sonra çok sayıda taşınmaz edindiğini, tüm defterlerin mahkemeye sunulduğunu, eksik inceleme yapıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bankanın sorumluluğundan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 60, 63 üncü maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 55 inci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933008000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz