Muavin defter
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/1208 E. 2012/7477 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muavin defter↗ ticari defter ibrazı↗ yazılı delille ispat↗ delil niteliği↗ ticari defter ve kayıtlar↗ tasdik kararı↗ ticari defter↗ yönetim kurulu kararı↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının şirket bilançosunun 17.05.2005 tarihinde oy birliğiyle onaylanmış olmasını delil olarak gösterdiği ancak bilançonun şirketin mali durumunu yansıtan bir belge olup bilançoyu oluşturan alacak ve borçlar hakkında borçlar hukuku anlamında bir sonuç doğurmayıp ticaret hukuku bakımından TTK'nun 380. maddesi anlamında sonuç doğuracağı, davacı şirketin 2004 ve 2006 yılı ticari defterleri ibraz edilmediğinden incelenemediği, ibraz olunan 2005 yılı ticari defter kayıtlarına göre ortaklardan alacaklar başlığı altında cari dönem alacağı olarak 108.733,78 TL kayıtlı ise de bu kayıtta alacaklı olunan ortağın kimliğinin belirtilmediği, davacının iddiasını somut başkaca yazılı delillerle de ispat edemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava; davalının, davacı şirketin yönetim kurulu başkanlığı döneminde şirketten kullandığı nakit kredinin iadesine ilişkin alacak davasıdır. Mahkemece, 2 bilirkişi raporu alınmış olup 26/06/2006 tarihli bilirkişi raporunda, 2005 yılı yevmiye defterinin açılış ve kapanış maddesine göre davalı ...'ün borçlu olduğu belirtilmiş, her iki raporda da davalı hesabını borçlandırıcı işlemin 2005 yılından önce yapıldığı, ancak 2004 yılına ait defter ve belge ibraz edilmemesi nedeniyle işlemin hangi tarihte olduğunun tespit edilemediği ve 2005 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdiki olmadığından davacı lehine delil niteliğinde olmadığı belirtilmiştir. Ancak davalı ...'ün 2005 yılında yönetim kurulu üyesi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır ve TTK'nun 325. ve 336/3. maddelerine göre defter tutmakla sorumlu olan yönetim kurulu üyesi hakkında, aleyhe kayıt bulunan defterlerin kapanış tasdikinin olmaması, davalı yönetim kurulu üyesinin aleyhine olan defter kaydından sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu nedenle mahkemece bu hususun değerlendirilmemesi yerinde olmadığı gibi dosya içerisinde bulunan davalı ...'e ait ve muavin defterinden alındığı anlaşılan hesap özetlerine göre davalının hesabında borçlandırıcı işlemlerin yer aldığı anlaşılmakla mahkemece muavin defter kayıtları ve yevmiye defter kayıtlarının birlikte nazar alınarak sonuca varılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15682 E. 2016/517 K.
Ortak:ticari defter ve kayıtlar · tasdik kararı · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz kararda… hakkında borçlar hukuku anlamında bir sonuç doğurmayıp ticaret hukuku bakımından TTK'nun 380. maddesi anlamında sonuç doğuracağı, davacı şirketin 2004 ve 2006 yılı «ticari defterleri ibraz» edilmediğinden incelenemediği, ibraz olunan 2005 yılı «ticari defter kayıtlarına» göre ortaklardan alacaklar başlığı altında cari dönem alacağı olarak 108.733,78 TL kayıtlı ise de bu kayıtta alacaklı olunan ortağın kimliğinin belirtilmediği, dav …
Mahkemece, 2 bilirkişi raporu alınmış olup 26/06/2006 tarihli bilirkişi raporunda, 2005 yılı yevmiye «defterinin» açılış ve kapanış maddesine göre davalı ...'ün borçlu olduğu belirtilmiş, her iki raporda da davalı hesabını borçlandırıcı işlemin 2005 yılından önce yapıldığı, ancak 2004 yılına ait defter ve belge «ibraz» edilmemesi nedeniyle işlemin hangi tarihte olduğunun tespit edilemediği ve 2005 yılı yevmiye defterinin kapanış «tasdiki» olmadığından davacı lehine «delil niteliğinde» olmadığı belirtilmiştir.
Ancak davalı ...'ün 2005 yılında «yönetim kurulu» üyesi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır ve TTK'nun 325. ve 336/3. maddelerine göre «defter» tutmakla sorumlu olan yönetim kurulu üyesi hakkında, aleyhe kayıt bulunan defterlerin kapanış «tasdikinin» olmaması, davalı yönetim kurulu üyesinin aleyhine olan defter kaydından sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça tutulması gereken yasal «ticari defterlerin» açılış ve kapanış «tasdikleri» yasal süresinde yaptırılmış olmakla birlikte, bu ticari defterlerde yer alan kayıtların Tek Düzen Hesap Planı Genel Tebliği'ne göre tutulmadığı yine, sunulan muavin kayıtları ile yasal «ticari defter kayıtlarının» birebir teyit edilemediği, 2012 yılı yevmiye defter kaydında ise, davalı adına herhangi bir hesap koduna ve ismine yer verilmediği, davacı tarafından sunulan ticar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:prim alacağı · acentelik sözleşmesi · acentelik · ek prim · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan «prim alacağının» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı tarafça bilirkişi raporlarına ciddi itirazlarda bulunulmuş olması karşısında, bu itirazları karşılayan, içlerinde sigorta şirketlerine ilişkin muhasebe konusunda uzman bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacının itirazlarını karşılayan bilirkişi raporu aldırılıp, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Ticaret sicilinden re'sen terkin
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6999 E. 2016/9748 K.
Ortak:tasdik kararı · ticari defter · yönetim kurulu kararı · e-defter
İncelediğiniz karardaAncak davalı ...'ün 2005 yılında «yönetim kurulu» üyesi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır ve TTK'nun 325. ve 336/3. maddelerine göre «defter» tutmakla sorumlu olan yönetim kurulu üyesi hakkında, aleyhe kayıt bulunan defterlerin kapanış «tasdikinin» olmaması, davalı yönetim kurulu üyesinin aleyhine olan defter kaydından sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
… hakkında borçlar hukuku anlamında bir sonuç doğurmayıp ticaret hukuku bakımından TTK'nun 380. maddesi anlamında sonuç doğuracağı, davacı şirketin 2004 ve 2006 yılı «ticari defterleri ibraz» edilmediğinden incelenemediği, ibraz olunan 2005 yılı «ticari defter kayıtlarına» göre ortaklardan alacaklar başlığı altında cari dönem alacağı olarak 108.733,78 TL kayıtlı ise de bu kayıtta alacaklı olunan ortağın kimliğinin belirtilmediği, dav …
Mahkemece, 2 bilirkişi raporu alınmış olup 26/06/2006 tarihli bilirkişi raporunda, 2005 yılı yevmiye «defterinin» açılış ve kapanış maddesine göre davalı ...'ün borçlu olduğu belirtilmiş, her iki raporda da davalı hesabını borçlandırıcı işlemin 2005 yılından önce yapıldığı, ancak 2004 yılına ait defter ve belge «ibraz» edilmemesi nedeniyle işlemin hangi tarihte olduğunun tespit edilemediği ve 2005 yılı yevmiye defterinin kapanış «tasdiki» olmadığından davacı lehine «delil niteliğinde» olmadığı belirtilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı şirketin «yönetim kurulu» başkanlığını yaptığı, davacının 2005 yılına kadar davalıdan 87.837.78 TL alacaklı olduğu yani, davalının davacı şirketin şahsi hesabından bu kadar borç para aldığı ve alacağın şirketin muavin kayıtlarında yer aldığı, muavin kayıtları ile «ticari defterlerin» birbirini teyit elliği, davalının bu tarihte davacı şirketin yetkilisi olduğu, TTK'nın 325. ve 336/3. m. göre defter tutmakla sorumlu olan kişinin aleyhine kayıt oluşturacak defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmaması, bu kişinin aleyhine olan defter kaydından sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, dolayısıyla davacı şirketin davalıdan alacaklı olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda faiz hesaplaması yapılmış ise de. «ihtarnamenin» 01/04/2008 tarihinde davalıya tebliğ edilerek 3 gün süre verildiği, böylece davalının 05/04/2008 tarihinde «temerrüte» düştüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile.
1- Dava; davalının, davacı şirketin «yönetim kurulu» başkanlığı döneminde şirketten kullandığı nakit kredinin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen terkin · temerrüt tarihi · şirketin ihyası · ihya · tüzel kişilik · terkin · ihtarname · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaAncak, davacı şirketin dosya içerisinde bulunan sicil «kaydı» uyarınca karar tarihinden önce 09/10/2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğinin anlaşılması karşısında, davacı «şirketin ihyası» yoluna gidilmeksizin yargılamaya devamla sicilden kaydı silinen ve «tüzel kişiliği» sona eren şirket hakkında hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı şirketin «yönetim kurulu» başkanlığını yaptığı, davacının 2005 yılına kadar davalıdan 87.837.78 TL alacaklı olduğu yani, davalının davacı şirketin şahsi hesabından bu kadar borç para aldığı ve alacağın şirketin muavin kayıtlarında yer aldığı, muavin kayıtları ile «ticari defterlerin» birbirini teyit elliği, davalının bu tarihte davacı şirketin yetkilisi olduğu, TTK'nın 325. ve 336/3. m. göre defter tutmakla sorumlu olan kişinin aleyhine kayıt oluşturacak defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmaması, bu kişinin aleyhine olan defter kaydından sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, dolayısıyla davacı şirketin davalıdan alacaklı olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda faiz hesaplaması yapılmış ise de. «ihtarnamenin» 01/04/2008 tarihinde davalıya tebliğ edilerek 3 gün süre verildiği, böylece davalının 05/04/2008 tarihinde «temerrüte» düştüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile.
87.837.78 TL'nin «temerrüt tarihi» olan 05/04/2008 tarihinden itibaren 3095 s.
-
İtirazın iptali | Takibin devamı | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10749 E. 2010/1689 K.
Ortak:tasdik kararı · ticari defter · ibraz · e-defter
İncelediğiniz kararda… hakkında borçlar hukuku anlamında bir sonuç doğurmayıp ticaret hukuku bakımından TTK'nun 380. maddesi anlamında sonuç doğuracağı, davacı şirketin 2004 ve 2006 yılı «ticari defterleri ibraz» edilmediğinden incelenemediği, ibraz olunan 2005 yılı «ticari defter kayıtlarına» göre ortaklardan alacaklar başlığı altında cari dönem alacağı olarak 108.733,78 TL kayıtlı ise de bu kayıtta alacaklı olunan ortağın kimliğinin belirtilmediği, dav …
Mahkemece, 2 bilirkişi raporu alınmış olup 26/06/2006 tarihli bilirkişi raporunda, 2005 yılı yevmiye «defterinin» açılış ve kapanış maddesine göre davalı ...'ün borçlu olduğu belirtilmiş, her iki raporda da davalı hesabını borçlandırıcı işlemin 2005 yılından önce yapıldığı, ancak 2004 yılına ait defter ve belge «ibraz» edilmemesi nedeniyle işlemin hangi tarihte olduğunun tespit edilemediği ve 2005 yılı yevmiye defterinin kapanış «tasdiki» olmadığından davacı lehine «delil niteliğinde» olmadığı belirtilmiştir.
Ancak davalı ...'ün 2005 yılında «yönetim kurulu» üyesi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır ve TTK'nun 325. ve 336/3. maddelerine göre «defter» tutmakla sorumlu olan yönetim kurulu üyesi hakkında, aleyhe kayıt bulunan defterlerin kapanış «tasdikinin» olmaması, davalı yönetim kurulu üyesinin aleyhine olan defter kaydından sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, takibin dayanağı olan faturanın davacıya ait «ticari defterlerde kayıtlı» olduğu, ancak bu defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, kapanış tasdiki bulunmayan ticari defterin TTK hükümlerine göre usulüne uygun olarak tutulmadığı, bu nedenle defterin sahibi lehine delil teşkil etmeyeceği, sadece faturaya dayanan iddianın kanıtlanamadığı, «yemin deliline» başvurma hakkı hatırlatılmasına rağmen davacının yemin deliline de başvurmadığı, sadece davacı tarafça düzenlenmiş açık faturaya dayalı olan iddianın kanıtlanamadı …
Ancak davacı vekili, 08.05.2008 tarihli duruşmadaki beyanında ve temyiz dilekçesinde bilirkişi raporunda her ne kadar müvekkiline ait «ticari defterlerin» kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de müvekkiline ait ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin bulunduğunu ileri sürerek, temyiz dilekçesi ekinde İzmir 31.
Noterliği’nin 18.01.2008 tarih ve 01891 ve 01892 yevmiye nolu kapanış «tasdiki» fotokopilerini «ibraz» etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tacirler arası uyuşmazlık · tacirler arası dava · yemin delili · ticari defter kayıtları · yemin · tebligat · tacir
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, takibin dayanağı olan faturanın davacıya ait «ticari defterlerde kayıtlı» olduğu, ancak bu defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, kapanış tasdiki bulunmayan ticari defterin TTK hükümlerine göre usulüne uygun olarak tutulmadığı, bu nedenle defterin sahibi lehine delil teşkil etmeyeceği, sadece faturaya dayanan iddianın kanıtlanamadığı, «yemin deliline» başvurma hakkı hatırlatılmasına rağmen davacının yemin deliline de başvurmadığı, sadece davacı tarafça düzenlenmiş açık faturaya dayalı olan iddianın kanıtlanamadı …
Yine «tacirler arası uyuşmazlıkta» davacı tacir sadece kendi «defterlerine» dayanmış olsa bile, TTK'nun 82. maddesi uyarınca iki tarafın defterleri incelenmeden uyuşmazlık çözümlenemez.
Dava konusu olayda davalı da «tacir» olduğuna göre, duruşmalara gelmese bile, sadece davacı «defterleri» incelenerek karar verilemez.
Bu durumda; davalıya açıklamalı «tebligat» yapılarak, «defterinin» «ibrazının» istenmesi ve defterlerin ibrazı halinde her iki taraf defterleri incelenmeli, davalı taraf defter ibraz etmediği takdirde davacı defterleri incelenerek karar verilmesi gerekir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11613 E. 2013/11866 K.
Ortak:tasdik kararı · ibraz · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, 2 bilirkişi raporu alınmış olup 26/06/2006 tarihli bilirkişi raporunda, 2005 yılı yevmiye «defterinin» açılış ve kapanış maddesine göre davalı ...'ün borçlu olduğu belirtilmiş, her iki raporda da davalı hesabını borçlandırıcı işlemin 2005 yılından önce yapıldığı, ancak 2004 yılına ait defter ve belge «ibraz» edilmemesi nedeniyle işlemin hangi tarihte olduğunun tespit edilemediği ve 2005 yılı yevmiye defterinin kapanış «tasdiki» olmadığından davacı lehine «delil niteliğinde» olmadığı belirtilmiştir.
… hakkında borçlar hukuku anlamında bir sonuç doğurmayıp ticaret hukuku bakımından TTK'nun 380. maddesi anlamında sonuç doğuracağı, davacı şirketin 2004 ve 2006 yılı «ticari defterleri ibraz» edilmediğinden incelenemediği, ibraz olunan 2005 yılı «ticari defter kayıtlarına» göre ortaklardan alacaklar başlığı altında cari dönem alacağı olarak 108.733,78 TL kayıtlı ise de bu kayıtta alacaklı olunan ortağın kimliğinin belirtilmediği, dav …
Ancak davalı ...'ün 2005 yılında «yönetim kurulu» üyesi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır ve TTK'nun 325. ve 336/3. maddelerine göre «defter» tutmakla sorumlu olan yönetim kurulu üyesi hakkında, aleyhe kayıt bulunan defterlerin kapanış «tasdikinin» olmaması, davalı yönetim kurulu üyesinin aleyhine olan defter kaydından sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Benzer bu karardaDava, alacak istemine ilişkin olup, davalı yan taraflarca imzalanan «cari hesap mutabakat metnini» «ibraz» ederek yapılan mutabakata göre, davacıya borçlu olmadığının savunmuş, davacı ise delil olarak kendi «defterlerine» dayanmış ve mahkemece taraf defterleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak yazılı şekilde karar verilmiştir.
Ancak, itibar edilerek hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davacının yevmiye «defterlerinin» kapanış «tasdiki» mevcut ise de, diğer defterlerin kapanış tasdiki bulunmadığından, usulüne uygun tutulmamıştır.
Bu durumda, davalının yevmiye «defteri» usulüne uygun olmasa dahi «aleyhe delil» teşkil etmekte ise de, bu defterde aleyhe delil olmayıp davacı tarafın yevmiye defterleri dışındaki defterleri usulüne uygun tutulmadığından ve davalının «ibraz» ettiği «mutabakat metninin» aksi de ispat edilmediğinden, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap mutabakatı · mutabakat metni · hesap mutabakatı · aleyhe delil · mutabakat · cari hesap · bilirkişi incelemesi · yasal faiz
Benzer bu karardaDava, alacak istemine ilişkin olup, davalı yan taraflarca imzalanan «cari hesap mutabakat metnini» «ibraz» ederek yapılan mutabakata göre, davacıya borçlu olmadığının savunmuş, davacı ise delil olarak kendi «defterlerine» dayanmış ve mahkemece taraf defterleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak yazılı şekilde karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve benimsenen kök ve ek bilirkişi raporlarına göre, davacı «defterlerinin» usulüne uygun tutulduğu, davalı yevmiye defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, «cari hesap mutabakat» kartının geçerli olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 85.630,47 TL'nin «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda, davalının yevmiye «defteri» usulüne uygun olmasa dahi «aleyhe delil» teşkil etmekte ise de, bu defterde aleyhe delil olmayıp davacı tarafın yevmiye defterleri dışındaki defterleri usulüne uygun tutulmadığından ve davalının «ibraz» ettiği «mutabakat metninin» aksi de ispat edilmediğinden, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazl …
-
İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12752 E. 2010/4096 K.
Ortak:tasdik kararı · ticari defter · ibraz · e-defter
İncelediğiniz kararda… hakkında borçlar hukuku anlamında bir sonuç doğurmayıp ticaret hukuku bakımından TTK'nun 380. maddesi anlamında sonuç doğuracağı, davacı şirketin 2004 ve 2006 yılı «ticari defterleri ibraz» edilmediğinden incelenemediği, ibraz olunan 2005 yılı «ticari defter kayıtlarına» göre ortaklardan alacaklar başlığı altında cari dönem alacağı olarak 108.733,78 TL kayıtlı ise de bu kayıtta alacaklı olunan ortağın kimliğinin belirtilmediği, dav …
Mahkemece, 2 bilirkişi raporu alınmış olup 26/06/2006 tarihli bilirkişi raporunda, 2005 yılı yevmiye «defterinin» açılış ve kapanış maddesine göre davalı ...'ün borçlu olduğu belirtilmiş, her iki raporda da davalı hesabını borçlandırıcı işlemin 2005 yılından önce yapıldığı, ancak 2004 yılına ait defter ve belge «ibraz» edilmemesi nedeniyle işlemin hangi tarihte olduğunun tespit edilemediği ve 2005 yılı yevmiye defterinin kapanış «tasdiki» olmadığından davacı lehine «delil niteliğinde» olmadığı belirtilmiştir.
Ancak davalı ...'ün 2005 yılında «yönetim kurulu» üyesi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır ve TTK'nun 325. ve 336/3. maddelerine göre «defter» tutmakla sorumlu olan yönetim kurulu üyesi hakkında, aleyhe kayıt bulunan defterlerin kapanış «tasdikinin» olmaması, davalı yönetim kurulu üyesinin aleyhine olan defter kaydından sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Benzer bu karardaOysa dosyaya sunulan belgelere göre davacı «ticari defterlerinin» kapanış «tasdiklerinin» yapıldığı anlaşıldığı gibi davacı yan tüm defterlerini «ibraz» etmeye usulünce davet de edilmemiştir.
Ticari «defterlerdeki» kayıtların, bu defterlere dayanan taraf lehine delil olabilmeleri için, bu tarafın tüm «ticari defter» ve belgelerini incelemeye sunması, bütün defterlerin birbirini teyit etmesi, «tasdike» tabi olanların açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunması gerekir.
Somut olayda davalı «ticari defterlerini» sonuçları açıklanan meşruhatlı davetiyeye rağmen «ibraz» etmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:konişmento · taşıma sözleşmesi · eksik inceleme · kesin hüküm
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, davacı «ticari defterleri» usulünce «ibraz» ettirilerek incelenmesi, dava konusu taşımanın gerçekleştirildiğinin kanıtı olarak sunulan «konişmentolar» ile taşımaya ilişkin olduğu iddia edilen faturalar tüm delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davaya konu taşıma işinin yapıldığının ve alacağın mevcut olduğunun «kesin» delilerle ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava; «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı taraf, bu ispatı sağlamak için taşımaya ilişkin «konişmentoları», faturaları ve «ticari defterlerini» göstermiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/1208 E. , 2012/7477 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/10/2010 tarih ve 2008/339-2010/789 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 22.04.2005 tarihli olağan genel kurul toplantısına kadar müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanlığını tam yetki ile ve tek imza ile şirketi ilzam edecek şekilde yürüttüğünü, şirketin büyük hissedarı ve şirketi tek imza ile ilzam edecek tek yetkili olması sebebiyle davalının şirket kaynaklarından muhtelif tarihlerde nakit kullandığını, nakitlerin toplamının 2004 yılı sonu itibariyle 87.837,78 TL'na ulaştığını, bu tutarın 2004 yılı bilançosunda ortaklardan alacaklar kısmında görüldüğünü, davalının şirkete borcunu ödememesi nedeniyle borcun bir sonraki yıla devrettiğini ve borcun kanun gereği işletilen adat faizi ile birlikte 141.848,40 TL'na ulaştığını, davalıya 13.02.2008 tarihinde Beyoğlu 30.
Noterliğinden 01562 yevmiye nolu ihtarname çekilerek borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, ancak davalının hiçbir ödeme yapmadığını ileri sürerek, 141.848,40 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya hiçbir nam ve ad altında borcu bulunmadığı gibi, hiçbir şekilde belirtilen anlamda borcunun da doğmadığını, davacıya Beyoğlu 35. Noterliğince çekilen 08.04.2008 tarih 20614 sayılı ihtarname ile yanıt verilerek borcun bulunmadığının bildirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının şirket bilançosunun 17.05.2005 tarihinde oy birliğiyle onaylanmış olmasını delil olarak gösterdiği ancak bilançonun şirketin mali durumunu yansıtan bir belge olup bilançoyu oluşturan alacak ve borçlar hakkında borçlar hukuku anlamında bir sonuç doğurmayıp ticaret hukuku bakımından TTK'nun 380. maddesi anlamında sonuç doğuracağı, davacı şirketin 2004 ve 2006 yılı ticari defterleri ibraz edilmediğinden incelenemediği, ibraz olunan 2005 yılı ticari defter kayıtlarına göre ortaklardan alacaklar başlığı altında cari dönem alacağı olarak 108.733,78 TL kayıtlı ise de bu kayıtta alacaklı olunan ortağın kimliğinin belirtilmediği, davacının iddiasını somut başkaca yazılı delillerle de ispat edemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava; davalının, davacı şirketin yönetim kurulu başkanlığı döneminde şirketten kullandığı nakit kredinin iadesine ilişkin alacak davasıdır. Mahkemece, 2 bilirkişi raporu alınmış olup 26/06/2006 tarihli bilirkişi raporunda, 2005 yılı yevmiye defterinin açılış ve kapanış maddesine göre davalı ...'ün borçlu olduğu belirtilmiş, her iki raporda da davalı hesabını borçlandırıcı işlemin 2005 yılından önce yapıldığı, ancak 2004 yılına ait defter ve belge ibraz edilmemesi nedeniyle işlemin hangi tarihte olduğunun tespit edilemediği ve 2005 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdiki olmadığından davacı lehine delil niteliğinde olmadığı belirtilmiştir. Ancak davalı ...'ün 2005 yılında yönetim kurulu üyesi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır ve TTK'nun 325.
ve 336/3. maddelerine göre defter tutmakla sorumlu olan yönetim kurulu üyesi hakkında, aleyhe kayıt bulunan defterlerin kapanış tasdikinin olmaması, davalı yönetim kurulu üyesinin aleyhine olan defter kaydından sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu nedenle mahkemece bu hususun değerlendirilmemesi yerinde olmadığı gibi dosya içerisinde bulunan davalı ...'e ait ve muavin defterinden alındığı anlaşılan hesap özetlerine göre davalının hesabında borçlandırıcı işlemlerin yer aldığı anlaşılmakla mahkemece muavin defter kayıtları ve yevmiye defter kayıtlarının birlikte nazar alınarak sonuca varılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın ihtiyati davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1058420200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz