Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2319 E. 2023/2491 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['6102/560']
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 636/3↗ idari işlem↗ yeniden tescil↗ ttk 547↗ delil değerlendirmesi↗ ek tasfiye işlemleri↗ yasal hasım↗ sorumluluk davası↗ şirketin feshi↗ pay sahipliği↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ ihya↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ tasfiye memuru↗ muvafakat↗ fesih↗ anonim şirket↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ harç↗ kusur↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili esas ve birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... Paz. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin %25 pay, diğer ortak Erkan Bilsev'in de %75 pay ile ortak olduğunu, müvekkili tarafından 23.07.2015 tarihinde şirketin feshi için dava açıldığını ve diğer ortağın fesih isteğini kabul etmesi üzerine İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından “şirketin fesih ve tasfiyesine” ilişkin 10.12.2015 tarih, 2015/803 E. ve 2015/1090 K. sayılı kararın verildiğini, sonrasında şirket yöneticisi Erkan Bilsev hakkında İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2017/644 E. sayılı dosyada, sorumluluk davasının açıldığını, bu dava sırasında şirketin, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından terkin edildiğini, bu nedenle de davayı Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açtıklarını, ortada gerçek anlamda bir tasfiyenin bulunmadığını, açtıkları davada hükmolunacak tazminat 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 555 inci maddesi gereğince şirkete verileceğinden ve sorumluluk davasında şirketin temsili gerektiğini ileri sürerek ... Paz. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ek tasfiyesi için yeniden tesciline, şirketin davada temsili için ve şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması için şirkete tasfiye memuru atanmasına, önceki tasfiye memuru ... ile müvekkili arasında husumet bulunduğundan ve bu kişi hakkında hukuki ve cezai yollara başvurulacağından bu kişinin tasfiye memuru olarak seçilmemesine, tasfiye memurunun ücretinin şirketteki payları oranında şirket ortaklarına yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre ihya davasının açılması bir zorunluluk hali olmakla birlikte, bunun sınırının bulunduğunu, hukuki yararın varlığının dava dilekçesinde belirtilmediğini, tasfiye işlemlerinden tasfiye kurulu sorumlu olup, bu tür davalarda Ticaret Sicil Müdürlüğünün sadece yasal hasım konumunda olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle müvekkili aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi durumunda da sadece ilgili şirketin ihyasına karar verilebileceğini, idari işlem niteliğindeki yeniden sicile yazı yazılmasına karar verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı tasfiye memuru ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 11.12.2015 tarih, 2015/803 E. ve 2015/1090 K. sayılı kararı ile tasfiye kararı verilen ... Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi’ne tasfiye memuru olarak görevlendirildiğini, tasfiyeyi yasa ve mevzuata uygun olarak yürüttüğünü ve sonuçlandırdığını, ortada ihya sebebinin bulunmadığını, davada hukuki yararın olmadığını, davanın 6102 sayılı Kanun'un 560 ıncı maddesine göre zamanaşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini ek tasfiye gerektiren bir durum ve ihya kararı verilmesinde de bir aciliyetin olmadığını, sorumluluk davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, ihya kararı verilir ve sorumluluk davası reddedilirse, mahkemenin gereksiz ihya kararı vermiş olacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2019 tarih, 2018/1310 E. ve 2019/1493 K. sayılı kararıyla; korunmaya değer bir hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle davaların usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.09.2020 tarih, 2020/1103 E. ve 2020/751 K. sayılı kararıyla; davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 22.03.2022 tarih, 2020/7387 E. ve 2022/2230 K. sayılı kararıyla pay sahiplerine ve şirketin organlarına karşı sorumluluk davası açılmış olmasının 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye nedenlerinden olduğu, bu durumda davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirket sicilden terkin edildikten sonra davacı tarafından şirket yöneticisi olan diğer ortak aleyhine 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesine dayalı sorumluluk davası açıldığı, pay sahipleri tarafından şirketin organlarına karşı sorumluluk davası açılmış olmasının 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye nedenlerinden olduğu, bu durumda davacının eldeki bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, ayrıca davanın niteliği gereği davalı ...'nün “yasal hasım” konumunda olması nedeniyle İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine karar verilmeyeceği, yine sorumluluk davasının açılma tarihinin 03.06.2017 olması karşısında tasfiye işlemleri sırasında açılmış bir sorumluluk davasının bulunmaması ve tasfiye memurunun ileride böyle bir davanın açılmasını öngöremeyeceği, dolayısıyla terkin işleminde kusurunun bulunmadığı, bu nedenle davalı tasfiye memuru aleyhine de vekalet ücreti ve yargılama giderine karar verilmeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile dava dışı ... Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi’nin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/644 E. sayılı dava dosyası ile ve sonrasında ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına, ek tasfiye işlemlerini yapması için şirkete tasfiye memuru olarak davalı ...'in atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına, şirketin ihya edildiği ve tasfiye memuru atandığı hususunun Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine, davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tasfiye memuru ile müvekkili arasında şirketin iş ve işlemlerinden kaynaklanan husumet bulunduğunu ve görevini olması gerektiği şekilde yerine getirmediğinden hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, başka bir tasfiye memuru seçilmesi taleplerinin dikkate alınmadığını, davalı tasfiye memurunun kusuru nedeniyle şirketin gerçek anlamda tasfiyesinden zaten söz edilemeyeceğini, kusuru bulunan tasfiye memuru aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bu yönden bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7387 E. 2022/2230 K.
Ortak:ek tasfiye işlemleri · yasal hasım · sorumluluk davası · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirket «sicilden terkin» edildikten sonra davacı tarafından şirket yöneticisi olan diğer ortak aleyhine 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesine dayalı «sorumluluk davası» açıldığı, «pay sahipleri» tarafından şirketin organlarına karşı sorumluluk davası açılmış olmasının 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» nedenlerinden olduğu, bu durumda davacının eldeki bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, ayrıca davanın niteliği gereği davalı ...'nün “«yasal hasım»” konumunda olması nedeniyle İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» karar verilmeyeceği, yine sorumluluk davasının açılma tarihinin 03.06.2017 olması karşısında «tasfiye işlemleri» sırasında açılmış bir sorumluluk davasının bulunmaması ve tasfiye memurunun ileride böyle bir davanın açılmasını öngöremeyeceği, dolayısıyla terkin işleminde kusurunun bulunmadığı, bu nedenle davalı «tasfiye memuru» aleyhine de vekalet ücreti ve yargılama giderine karar verilmeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile dava dışı ...
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/644 E. sayılı dava dosyası ile ve sonrasında ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olmak üzere ihyasına, ek tasfiye işlemlerini yapması için şirkete «tasfiye memuru» olarak davalı ...'in atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına, «şirketin ihya» edildiği ve tasfiye memuru atandığı hususunun Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine, davacı tarafın yapmış olduğu «yargılama giderlerinin» kendisi üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
CEVAP 1.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre «ihya» davasının açılması bir zorunluluk hali olmakla birlikte, bunun sınırının bulunduğunu, «hukuki yararın» varlığının dava dilekçesinde belirtilmediğini, «tasfiye işlemlerinden» tasfiye kurulu sorumlu olup, bu tür davalarda Ticaret Sicil Müdürlüğünün sadece «yasal hasım» konumunda olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle müvekkili aleyhine «harç», «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi durumunda da sadece ilgili şirketin ihyasına karar verilebileceğini, «idari işlem» niteliğindeki yeniden sicile yazı yazılmasına karar verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 sayılı dosyasında, 07.06.2017 tarihinde, feshedilen şirketin ortağı olarak, şirketin yönetici ortağı ... hakkında, «şirketi zarara» uğrattığı iddasıyla, «sorumluluk davası» açarak, zararın davacıya veya şirkete ödenmesinin istendiği, «ihya» kararının görülmekte olan bu davayla sınırlı olmak üzere talep edildiği, henüz şirketin yönetici tarafından zarara uğratılıp uğratılmadığının belirsiz olması, «derdest» olan davada şirketin zarara uğratılmadığının belirlenmesi halinde, «şirketin ihya» kararı uygulanamayacağından, gereksiz yere ihya işlemi ve «masraflarının» yapılması durumunun ortaya çıkacak olması, derdest davada yapılan yargılamada şirketin zarara uğratıldığının belirlenmesi ve davacının açıkça zararın şirkete ödenmesini istemesi durumunda, «terkin» edilen şirkete zararın ödetilmesine ilişkin kesinleşmiş hükmün «infazı» için ihya kararının sonradan istenebilecek olması gerekçeleriyle ilk derece mahkemesince davaların «usulden reddine» karar verilmesi doğru olup, davacı vekilinin davanın kabulü gerektiğine ilişkin istinaf itirazlarının reddiyle Sicil Memurluğu'nun «yasal hasım» olması nedeniyle, ihya kararı kabul ile sonuçlandığında, sicil memurluğu aleyhine «vekalet ücreti» ile «yargılama giderine» hükmedilemeyecek olup, yasal hasım hakkında açılan dava red edildiğinde, davanın haksız açılması nedeniyle, davacı aleyhine, yasal hasım lehine vekalet ücreti ile …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/803 esas sayılı dosyasında açtığı dava sonucunda, mahkemenin 2015/1090 sayı ve 11.12.2015 tarihli kesinleşmiş kararı ile şirketin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru» olarak da davalı ...'in atanmasına karar verilmiş olup, «tasfiye işlemlerinde» adı geçen davalı tarafından tamamlanarak şirket «sicilden terkin» edilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 Esas sayılı dosyasında görülen dava, «ihyası» istenen şirketin % 25 pay sahibi olan davacı ... tarafından «şirkete zarar» verdiği ileri sürülen yönetici ... hakkında açılmış bir «sorumluluk davası» olduğu, şirketin bu davada taraf olmadığından, davada «temsil» sorunu bulunmadığını, şirket zararının varlığı ya da yokluğunun yaptırılacak «bilirkişi incelemesi» sonucu belirleneceği ve mahkeme kararı ile ortaya konulabileceği, bu durumda, henüz, eldeki davanın ve birleşen davanın açıldığı tarihte doğmuş ve belirlenmiş bir zarar bulunmayıp, İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 Esas sayılı dosyasında, davanın kabul edilmesi durumunda zararın varlığı netlik kazanarak, şirkete ödenmesi söz konusu olabileceğinden, korunmaya değer bir «hukuki yararın» bulunmadığı gerekçesiyle, davaların «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf kanun yolu · kanun yolu · şirket zararı · ara karar · derdestlik · infaz · bilirkişi incelemesi · dosya masrafı
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 sayılı dosyasında, 07.06.2017 tarihinde, feshedilen şirketin ortağı olarak, şirketin yönetici ortağı ... hakkında, «şirketi zarara» uğrattığı iddasıyla, «sorumluluk davası» açarak, zararın davacıya veya şirkete ödenmesinin istendiği, «ihya» kararının görülmekte olan bu davayla sınırlı olmak üzere talep edildiği, henüz şirketin yönetici tarafından zarara uğratılıp uğratılmadığının belirsiz olması, «derdest» olan davada şirketin zarara uğratılmadığının belirlenmesi halinde, «şirketin ihya» kararı uygulanamayacağından, gereksiz yere ihya işlemi ve «masraflarının» yapılması durumunun ortaya çıkacak olması, derdest davada yapılan yargılamada şirketin zarara uğratıldığının belirlenmesi ve davacının açıkça zararın şirkete ödenmesini istemesi durumunda, «terkin» edilen şirkete zararın ödetilmesine ilişkin kesinleşmiş hükmün «infazı» için ihya kararının sonradan istenebilecek olması gerekçeleriyle ilk derece mahkemesince davaların «usulden reddine» karar verilmesi doğru olup, davacı vekilinin davanın kabulü gerektiğine ilişkin istinaf itirazlarının reddiyle Sicil Memurluğu'nun «yasal hasım» olması nedeniyle, ihya kararı kabul ile sonuçlandığında, sicil memurluğu aleyhine «vekalet ücreti» ile «yargılama giderine» hükmedilemeyecek olup, yasal hasım hakkında açılan dava red edildiğinde, davanın haksız açılması nedeniyle, davacı aleyhine, yasal hasım lehine vekalet ücreti ile …
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/644 Esas sayılı dava dosyasında, ... tarafından, ... hakkında «şirket zararının» tahsili istemiyle «sorumluluk davası» açıldığı ve mahkemece «bilirkişi incelemesi» yaptırılması konusunda «ara» kararı verildiği ve henüz rapor aldırılmadığının tespit edildiği, HMK’nın 114/1-h maddesi gereğince «hukuki yararın» dava şartı olduğu, hukuki yararın dava açıldığı sırada doğmuş ve güncel olması gerektiği, TTK’nın 555/1. maddesi gereğince şirketin uğradığı zararın tazminini, şir …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 Esas sayılı dosyasında görülen dava, «ihyası» istenen şirketin % 25 pay sahibi olan davacı ... tarafından «şirkete zarar» verdiği ileri sürülen yönetici ... hakkında açılmış bir «sorumluluk davası» olduğu, şirketin bu davada taraf olmadığından, davada «temsil» sorunu bulunmadığını, şirket zararının varlığı ya da yokluğunun yaptırılacak «bilirkişi incelemesi» sonucu belirleneceği ve mahkeme kararı ile ortaya konulabileceği, bu durumda, henüz, eldeki davanın ve birleşen davanın açıldığı tarihte doğmuş ve belirlenmiş bir zarar bulunmayıp, İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 Esas sayılı dosyasında, davanın kabul edilmesi durumunda zararın varlığı netlik kazanarak, şirkete ödenmesi söz konusu olabileceğinden, korunmaya değer bir «hukuki yararın» bulunmadığı gerekçesiyle, davaların «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu halde, davacının eldeki davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın reddedilmesi ve davacının «istinaf kanun yolu» başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14639 E. 2017/130 K.
Ortak:tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · yargılama gideri · ek tasfiye · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirket «sicilden terkin» edildikten sonra davacı tarafından şirket yöneticisi olan diğer ortak aleyhine 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesine dayalı «sorumluluk davası» açıldığı, «pay sahipleri» tarafından şirketin organlarına karşı sorumluluk davası açılmış olmasının 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» nedenlerinden olduğu, bu durumda davacının eldeki bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, ayrıca davanın niteliği gereği davalı ...'nün “«yasal hasım»” konumunda olması nedeniyle İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» karar verilmeyeceği, yine sorumluluk davasının açılma tarihinin 03.06.2017 olması karşısında «tasfiye işlemleri» sırasında açılmış bir sorumluluk davasının bulunmaması ve tasfiye memurunun ileride böyle bir davanın açılmasını öngöremeyeceği, dolayısıyla terkin işleminde kusurunun bulunmadığı, bu nedenle davalı «tasfiye memuru» aleyhine de vekalet ücreti ve yargılama giderine karar verilmeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile dava dışı ...
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ek tasfiyesi için «yeniden tesciline», şirketin davada «temsili» için ve şirketin ek «tasfiye» işlemlerinin yapılması için şirkete «tasfiye memuru atanmasına», önceki tasfiye memuru ... ile müvekkili arasında «husumet» bulunduğundan ve bu kişi hakkında hukuki ve cezai yollara başvurulacağından bu kişinin tasfiye memuru olarak seçilmemesine, tasfiye memurunun ücretinin şirketteki …
CEVAP 1.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre «ihya» davasının açılması bir zorunluluk hali olmakla birlikte, bunun sınırının bulunduğunu, «hukuki yararın» varlığının dava dilekçesinde belirtilmediğini, «tasfiye işlemlerinden» tasfiye kurulu sorumlu olup, bu tür davalarda Ticaret Sicil Müdürlüğünün sadece «yasal hasım» konumunda olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle müvekkili aleyhine «harç», «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi durumunda da sadece ilgili şirketin ihyasına karar verilebileceğini, «idari işlem» niteliğindeki yeniden sicile yazı yazılmasına karar verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece ek «tasfiye» için şirketin ihyasına, tescil ve «ilanına», davalı ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına ve «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece dava kabul edildiğine ve şirketin ihyasına karar verildiğine göre bu tür davalarda «yargılama giderinin» «tasfiye memuru» olan davalı ...'a yüklenmesi gerekmektedir.
Mahkemece, bu yön gözetilmeden «yargılama giderlerinin» ve «vekalet ücretinin» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş olması usul ve yasaya ve davanın niteliğine uygun görülmediğinden mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilan
Benzer bu karardaMahkemece ek «tasfiye» için şirketin ihyasına, tescil ve «ilanına», davalı ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına ve «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2319 E. , 2023/2491 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/605 Esas, 2022/1068 Karar
HÜKÜM
Kabul
BİRLEŞEN DAVA
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/110 Esas
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen şirketin ihyası davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili esas ve birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... Paz. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin %25 pay, diğer ortak Erkan Bilsev'in de %75 pay ile ortak olduğunu, müvekkili tarafından 23.07.2015 tarihinde şirketin feshi için dava açıldığını ve diğer ortağın fesih isteğini kabul etmesi üzerine İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından “şirketin fesih ve tasfiyesine” ilişkin 10.12.2015 tarih, 2015/803 E. ve 2015/1090 K. sayılı kararın verildiğini, sonrasında şirket yöneticisi Erkan Bilsev hakkında İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2017/644 E. sayılı dosyada, sorumluluk davasının açıldığını, bu dava sırasında şirketin, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından terkin edildiğini, bu nedenle de davayı Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açtıklarını, ortada gerçek anlamda bir tasfiyenin bulunmadığını, açtıkları davada hükmolunacak tazminat 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 555 inci maddesi gereğince şirkete verileceğinden ve sorumluluk davasında şirketin temsili gerektiğini ileri sürerek ...
Paz. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ek tasfiyesi için yeniden tesciline, şirketin davada temsili için ve şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması için şirkete tasfiye memuru atanmasına, önceki tasfiye memuru ... ile müvekkili arasında husumet bulunduğundan ve bu kişi hakkında hukuki ve cezai yollara başvurulacağından bu kişinin tasfiye memuru olarak seçilmemesine, tasfiye memurunun ücretinin şirketteki payları oranında şirket ortaklarına yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre ihya davasının açılması bir zorunluluk hali olmakla birlikte, bunun sınırının bulunduğunu, hukuki yararın varlığının dava dilekçesinde belirtilmediğini, tasfiye işlemlerinden tasfiye kurulu sorumlu olup, bu tür davalarda Ticaret Sicil Müdürlüğünün sadece yasal hasım konumunda olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle müvekkili aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi durumunda da sadece ilgili şirketin ihyasına karar verilebileceğini, idari işlem niteliğindeki yeniden sicile yazı yazılmasına karar verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı tasfiye memuru ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 11.12.2015 tarih, 2015/803 E. ve 2015/1090 K. sayılı kararı ile tasfiye kararı verilen ... Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi’ne tasfiye memuru olarak görevlendirildiğini, tasfiyeyi yasa ve mevzuata uygun olarak yürüttüğünü ve sonuçlandırdığını, ortada ihya sebebinin bulunmadığını, davada hukuki yararın olmadığını, davanın 6102 sayılı Kanun'un 560 ıncı maddesine göre zamanaşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini ek tasfiye gerektiren bir durum ve ihya kararı verilmesinde de bir aciliyetin olmadığını, sorumluluk davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, ihya kararı verilir ve sorumluluk davası reddedilirse, mahkemenin gereksiz ihya kararı vermiş olacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2019 tarih, 2018/1310 E. ve 2019/1493 K. sayılı kararıyla; korunmaya değer bir hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle davaların usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.09.2020 tarih, 2020/1103 E. ve 2020/751 K. sayılı kararıyla; davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 22.03.2022 tarih, 2020/7387 E. ve 2022/2230 K. sayılı kararıyla pay sahiplerine ve şirketin organlarına karşı sorumluluk davası açılmış olmasının 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye nedenlerinden olduğu, bu durumda davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirket sicilden terkin edildikten sonra davacı tarafından şirket yöneticisi olan diğer ortak aleyhine 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesine dayalı sorumluluk davası açıldığı, pay sahipleri tarafından şirketin organlarına karşı sorumluluk davası açılmış olmasının 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye nedenlerinden olduğu, bu durumda davacının eldeki bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, ayrıca davanın niteliği gereği davalı ...'nün “yasal hasım” konumunda olması nedeniyle İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine karar verilmeyeceği, yine sorumluluk davasının açılma tarihinin 03.06.2017 olması karşısında tasfiye işlemleri sırasında açılmış bir sorumluluk davasının bulunmaması ve tasfiye memurunun ileride böyle bir davanın açılmasını öngöremeyeceği, dolayısıyla terkin işleminde kusurunun bulunmadığı, bu nedenle davalı tasfiye memuru aleyhine de vekalet ücreti ve yargılama giderine karar verilmeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile dava dışı ...
Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi’nin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/644 E. sayılı dava dosyası ile ve sonrasında ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına, ek tasfiye işlemlerini yapması için şirkete tasfiye memuru olarak davalı ...'in atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına, şirketin ihya edildiği ve tasfiye memuru atandığı hususunun Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine, davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tasfiye memuru ile müvekkili arasında şirketin iş ve işlemlerinden kaynaklanan husumet bulunduğunu ve görevini olması gerektiği şekilde yerine getirmediğinden hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, başka bir tasfiye memuru seçilmesi taleplerinin dikkate alınmadığını, davalı tasfiye memurunun kusuru nedeniyle şirketin gerçek anlamda tasfiyesinden zaten söz edilemeyeceğini, kusuru bulunan tasfiye memuru aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bu yönden bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Asıl ve birleşen dava 6102 sayılı TTK'nın 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye istemine ilişkindir. Davacı taraf, gerek asıl gerekse de birleşen dava dilekçesinde, yeni tasfiye memuru atanmasını önceki tasfiye memuru davalı ... ile aralarında husumet bulunduğunu, yeniden tasfiye memuru olarak atanmasına muvafakatlarının olmadığını belirtmiştir.
Limited şirketlerde, sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı 6102 sayılı TTK m:636/5'de hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanunu'nun anonim şirketlerin "sona erme ve tasfiye" başlıklı Onuncu Bölümünde; m: 537/2'de ise pay sahiplerinden birinin istemiyle ve haklı sebeplerin varlığında, mahkemenin de tasfiyeye memur kişileri görevden alabileceği ve yerlerine yenilerini atayabileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece davacı tarafın, davalı ... 'in tasfiye memuru atanmasına ilişkin talebine yönelik olarak yukarıda belirtilen hükümlerde nazara alınarak davacının sunduğu delillerde değerlendirilmeksizin ve gerekçeye yer verilmeksizin adı geçenin tasfiye memuru olarak atanmasına yönelik kararının bu nedenle bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmamaktayım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932790000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz