Ek tasfiye
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7387 E. 2022/2230 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 555↗ istinaf kanun yolu↗ ttk 547↗ ek tasfiye işlemleri↗ yasal hasım↗ sorumluluk davası↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ kanun yolu↗ şirket zararı↗ ara karar↗ sicilden terkin↗ derdestlik↗ ihya↗ infaz↗ tasfiye memuru↗ fesih↗ usulden reddi↗ bilirkişi incelemesi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ek tasfiye↗ terkin↗ dosya masrafı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/644 Esas sayılı dava dosyasında, ... tarafından, ... hakkında şirket zararının tahsili istemiyle sorumluluk davası açıldığı ve mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılması konusunda ara kararı verildiği ve henüz rapor aldırılmadığının tespit edildiği, HMK’nın 114/1-h maddesi gereğince hukuki yararın dava şartı olduğu, hukuki yararın dava açıldığı sırada doğmuş ve güncel olması gerektiği, TTK’nın 555/1. maddesi gereğince şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği ve pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceği, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 Esas sayılı dosyasında görülen dava, ihyası istenen şirketin % 25 pay sahibi olan davacı ... tarafından şirkete zarar verdiği ileri sürülen yönetici ... hakkında açılmış bir sorumluluk davası olduğu, şirketin bu davada taraf olmadığından, davada temsil sorunu bulunmadığını, şirket zararının varlığı ya da yokluğunun yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu belirleneceği ve mahkeme kararı ile ortaya konulabileceği, bu durumda, henüz, eldeki davanın ve birleşen davanın açıldığı tarihte doğmuş ve belirlenmiş bir zarar bulunmayıp, İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 Esas sayılı dosyasında, davanın kabul edilmesi durumunda zararın varlığı netlik kazanarak, şirkete ödenmesi söz konusu olabileceğinden, korunmaya değer bir hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle, davaların usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; kesinleşen, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/803 Esas ve 2015/1090 Karar sayılı dosyasında, şirket ortağı olan davacı ...'in, ihyası istenen Ege Mavi Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi hakkında “şirketin fesih ve tasfiyesi “istemiyle 23.07.2015 tarihinde dava açtığı, yargılama sonunda, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilerek, tasfiye memuru olarak ...’in seçildiği, kararın 21.01.2016 tarihinde kesinleştği, tasfiye memurunun, tasfiyeyi sonuçlandırdığını 09.12.2016 tarihinde bildirmesi üzerine, ...’nün, terkin işlemini yaptığı, fesih ve tasfiyeden sonra ihya kararı verilmesini isteyen davacının, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 sayılı dosyasında, 07.06.2017 tarihinde, feshedilen şirketin ortağı olarak, şirketin yönetici ortağı ... hakkında, şirketi zarara uğrattığı iddasıyla, sorumluluk davası açarak, zararın davacıya veya şirkete ödenmesinin istendiği, ihya kararının görülmekte olan bu davayla sınırlı olmak üzere talep edildiği, henüz şirketin yönetici tarafından zarara uğratılıp uğratılmadığının belirsiz olması, derdest olan davada şirketin zarara uğratılmadığının belirlenmesi halinde, şirketin ihya kararı uygulanamayacağından, gereksiz yere ihya işlemi ve masraflarının yapılması durumunun ortaya çıkacak olması, derdest davada yapılan yargılamada şirketin zarara uğratıldığının belirlenmesi ve davacının açıkça zararın şirkete ödenmesini istemesi durumunda, terkin edilen şirkete zararın ödetilmesine ilişkin kesinleşmiş hükmün infazı için ihya kararının sonradan istenebilecek olması gerekçeleriyle ilk derece mahkemesince davaların usulden reddine karar verilmesi doğru olup, davacı vekilinin davanın kabulü gerektiğine ilişkin istinaf itirazlarının reddiyle Sicil Memurluğu'nun yasal hasım olması nedeniyle, ihya kararı kabul ile sonuçlandığında, sicil memurluğu aleyhine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilemeyecek olup, yasal hasım hakkında açılan dava red edildiğinde, davanın haksız açılması nedeniyle, davacı aleyhine, yasal hasım lehine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesince, davacı aleyhine davalı yararına vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesi de yerinde görülerek davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının da esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, 6102 sayılı TTK 547 maddesinde düzenlenen ek tasfiye istemine ilişkindir.
Davacının, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/803 esas sayılı dosyasında açtığı dava sonucunda, mahkemenin 2015/1090 sayı ve 11.12.2015 tarihli kesinleşmiş kararı ile şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak da davalı ...'in atanmasına karar verilmiş olup, tasfiye işlemlerinde adı geçen davalı tarafından tamamlanarak şirket sicilden terkin edilmiştir.
Bu kez davacı, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 esas sayılı dosyasında, şirket yöneticisi olan diğer ortak aleyhine TTK 555 maddesine istinaden sorumluluk davası açmış olup, pay sahiplerine şirketin organlarına karşı sorumluluk davası açılmış olması TTK 547 maddesinde düzenlenen ek tasfiye nedenlerindendir.
Bu halde, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın reddedilmesi ve davacının istinaf kanun yolu başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-) Davacının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2319 E. 2023/2491 K.
Ortak:ek tasfiye işlemleri · yasal hasım · sorumluluk davası · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 sayılı dosyasında, 07.06.2017 tarihinde, feshedilen şirketin ortağı olarak, şirketin yönetici ortağı ... hakkında, «şirketi zarara» uğrattığı iddasıyla, «sorumluluk davası» açarak, zararın davacıya veya şirkete ödenmesinin istendiği, «ihya» kararının görülmekte olan bu davayla sınırlı olmak üzere talep edildiği, henüz şirketin yönetici tarafından zarara uğratılıp uğratılmadığının belirsiz olması, «derdest» olan davada şirketin zarara uğratılmadığının belirlenmesi halinde, «şirketin ihya» kararı uygulanamayacağından, gereksiz yere ihya işlemi ve «masraflarının» yapılması durumunun ortaya çıkacak olması, derdest davada yapılan yargılamada şirketin zarara uğratıldığının belirlenmesi ve davacının açıkça zararın şirkete ödenmesini istemesi durumunda, «terkin» edilen şirkete zararın ödetilmesine ilişkin kesinleşmiş hükmün «infazı» için ihya kararının sonradan istenebilecek olması gerekçeleriyle ilk derece mahkemesince davaların «usulden reddine» karar verilmesi doğru olup, davacı vekilinin davanın kabulü gerektiğine ilişkin istinaf itirazlarının reddiyle Sicil Memurluğu'nun «yasal hasım» olması nedeniyle, ihya kararı kabul ile sonuçlandığında, sicil memurluğu aleyhine «vekalet ücreti» ile «yargılama giderine» hükmedilemeyecek olup, yasal hasım hakkında açılan dava red edildiğinde, davanın haksız açılması nedeniyle, davacı aleyhine, yasal hasım lehine vekalet ücreti ile …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/803 esas sayılı dosyasında açtığı dava sonucunda, mahkemenin 2015/1090 sayı ve 11.12.2015 tarihli kesinleşmiş kararı ile şirketin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru» olarak da davalı ...'in atanmasına karar verilmiş olup, «tasfiye işlemlerinde» adı geçen davalı tarafından tamamlanarak şirket «sicilden terkin» edilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 Esas sayılı dosyasında görülen dava, «ihyası» istenen şirketin % 25 pay sahibi olan davacı ... tarafından «şirkete zarar» verdiği ileri sürülen yönetici ... hakkında açılmış bir «sorumluluk davası» olduğu, şirketin bu davada taraf olmadığından, davada «temsil» sorunu bulunmadığını, şirket zararının varlığı ya da yokluğunun yaptırılacak «bilirkişi incelemesi» sonucu belirleneceği ve mahkeme kararı ile ortaya konulabileceği, bu durumda, henüz, eldeki davanın ve birleşen davanın açıldığı tarihte doğmuş ve belirlenmiş bir zarar bulunmayıp, İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 Esas sayılı dosyasında, davanın kabul edilmesi durumunda zararın varlığı netlik kazanarak, şirkete ödenmesi söz konusu olabileceğinden, korunmaya değer bir «hukuki yararın» bulunmadığı gerekçesiyle, davaların «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirket «sicilden terkin» edildikten sonra davacı tarafından şirket yöneticisi olan diğer ortak aleyhine 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesine dayalı «sorumluluk davası» açıldığı, «pay sahipleri» tarafından şirketin organlarına karşı sorumluluk davası açılmış olmasının 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» nedenlerinden olduğu, bu durumda davacının eldeki bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, ayrıca davanın niteliği gereği davalı ...'nün “«yasal hasım»” konumunda olması nedeniyle İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» karar verilmeyeceği, yine sorumluluk davasının açılma tarihinin 03.06.2017 olması karşısında «tasfiye işlemleri» sırasında açılmış bir sorumluluk davasının bulunmaması ve tasfiye memurunun ileride böyle bir davanın açılmasını öngöremeyeceği, dolayısıyla terkin işleminde kusurunun bulunmadığı, bu nedenle davalı «tasfiye memuru» aleyhine de vekalet ücreti ve yargılama giderine karar verilmeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile dava dışı ...
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/644 E. sayılı dava dosyası ile ve sonrasında ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olmak üzere ihyasına, ek tasfiye işlemlerini yapması için şirkete «tasfiye memuru» olarak davalı ...'in atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına, «şirketin ihya» edildiği ve tasfiye memuru atandığı hususunun Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine, davacı tarafın yapmış olduğu «yargılama giderlerinin» kendisi üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
CEVAP 1.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre «ihya» davasının açılması bir zorunluluk hali olmakla birlikte, bunun sınırının bulunduğunu, «hukuki yararın» varlığının dava dilekçesinde belirtilmediğini, «tasfiye işlemlerinden» tasfiye kurulu sorumlu olup, bu tür davalarda Ticaret Sicil Müdürlüğünün sadece «yasal hasım» konumunda olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle müvekkili aleyhine «harç», «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi durumunda da sadece ilgili şirketin ihyasına karar verilebileceğini, «idari işlem» niteliğindeki yeniden sicile yazı yazılmasına karar verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari işlem · yeniden tescil · şirketin feshi · pay sahipliği · kazanılmış hak · harç · kusur · dava sebebi
Benzer bu karardaCEVAP 1.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre «ihya» davasının açılması bir zorunluluk hali olmakla birlikte, bunun sınırının bulunduğunu, «hukuki yararın» varlığının dava dilekçesinde belirtilmediğini, «tasfiye işlemlerinden» tasfiye kurulu sorumlu olup, bu tür davalarda Ticaret Sicil Müdürlüğünün sadece «yasal hasım» konumunda olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle müvekkili aleyhine «harç», «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi durumunda da sadece ilgili şirketin ihyasına karar verilebileceğini, «idari işlem» niteliğindeki yeniden sicile yazı yazılmasına karar verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Şti.'nin %25 pay, diğer ortak Erkan Bilsev'in de %75 pay ile ortak olduğunu, müvekkili tarafından 23.07.2015 tarihinde «şirketin feshi» için dava açıldığını ve diğer ortağın «fesih» isteğini kabul etmesi üzerine İzmir 1.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ek tasfiyesi için «yeniden tesciline», şirketin davada «temsili» için ve şirketin ek «tasfiye» işlemlerinin yapılması için şirkete «tasfiye memuru atanmasına», önceki tasfiye memuru ... ile müvekkili arasında «husumet» bulunduğundan ve bu kişi hakkında hukuki ve cezai yollara başvurulacağından bu kişinin tasfiye memuru olarak seçilmemesine, tasfiye memurunun ücretinin şirketteki …
Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi’ne «tasfiye memuru» olarak «görevlendirildiğini», tasfiyeyi yasa ve mevzuata uygun olarak yürüttüğünü ve sonuçlandırdığını, ortada «ihya» «sebebinin» bulunmadığını, davada «hukuki yararın» olmadığını, davanın 6102 sayılı Kanun'un 560 ıncı maddesine göre «zamanaşımına» uğradığını, müvekkiline «husumet» yöneltilemeyeceğini ek tasfiye gerektiren bir durum ve ihya kararı verilmesinde de bir aciliyetin olmadığını, sorumluluk davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, ihya kararı verilir ve «sorumluluk davası» reddedilirse, mahkemenin gereksiz ihya kararı vermiş olacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13408 E. 2012/4558 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sebepsiz zenginleşme · çek · temerrüt · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı tarafın dava konusu «çek» nedeniyle TTK 644 maddesi uyarınca «sebepsiz zenginleşmediğine» dair delil «ibraz» edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2) Dava, TTK’nun 644. maddesi uyarınca «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilerek 5.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren % 70 oranında «temerrüt» faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7387 E. , 2022/2230 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUKDAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.12.2019 tarih ve 2018/1310 E- 2019/1493 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 21.09.2020 tarih ve 2020/1103 E- 2020/751 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, esas ve birleşen dava dosyasında, müvekkilinin dava dışı Ege Mavi Paz. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin % 25 pay, diğer ortak ...'in de % 75 pay ile ortak olduğunu, müvekkili tarafından 23.07.2015 tarihinde şirketin feshi için dava açıldığını ve diğer ortağın fesih isteğini kabul etmesi üzerine İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından “şirketin fesih ve tasfiyesine” ilişkin 10.12.2015 tarihli, 2015/803 Esas ve 2015/1090 Karar sayılı kararın verildiğini, sonrasında şirket yöneticisi ... hakkında İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2017/644 Esas sayılı dosyada, sorumluluk davasının açıldığını, bu dava sırasında şirketin, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından terkin edildiğini, bu nedenle de davayı Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açtıklarını, ortada gerçek anlamda bir tasfiyenin bulunmadığını, açtıkları davada hükmolunacak tazminat TTK'nın 555.
maddesi gereğince şirkete verileceğinden ve sorumluluk davasında şirketin temsili gerektiğini ileri sürerek, Ege Mavi Paz. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ek tasfiyesi için yeniden tesciline, şirketin davada temsili için ve şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması için şirkete tasfiye memuru atanmasına, önceki tasfiye memuru ... ile müvekkili arasında husumet bulunduğundan ve bu kişi hakkında hukuki ve cezai yollara başvurulacağından bu kişinin tasfiye memuru olarak seçilmemesine, tasfiye memurunun ücretinin şirketteki payları oranında şirket ortaklarına yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dosyada davalı ... vekili, TTK’nın 547. maddesine göre ihya davasının açılması bir zorunluluk hali olmakla birlikte, bunun sınırının bulunduğunu, hukuki yararın varlığının dava dilekçesinde belirtilmediğini, tasfiye işlemlerinden tasfiye kurulu sorumlu olup, bu tür davalarda Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün sadece yasal hasım konumunda olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle müvekkili aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi durumunda da sadece ilgili şirketin ihyasına karar verilebileceğini, idari işlem niteliğindeki yeniden sicile yazı yazılmasına karar verilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı tasfiye memuru ... vekili, müvekkilinin İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 11.12.2015 tarihli, 2015/803 Esas ve 2015/1090 Karar sayılı kararı ile tasfiye kararı verilen Ege Mavi Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi’ne tasfiye memuru olarak görevlendirildiğini, tasfiyeyi yasa ve mevzuata uygun olarak yürüttüğünü ve sonuçlandırdığını, ortada ihya sebebinin bulunmadığını, davada hukuki yararın olmadığını, davanın TTK’nın 560. maddesine göre zamanaşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini ek tasfiye gerektiren bir durum ve ihya kararı verilmesinde de bir aciliyetin olmadığını, sorumluluk davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, ihya kararı verilir ve sorumluluk davası reddedilirse, mahkemenin gereksiz ihya kararı vermiş olacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/644 Esas sayılı dava dosyasında, ... tarafından, ... hakkında şirket zararının tahsili istemiyle sorumluluk davası açıldığı ve mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılması konusunda ara kararı verildiği ve henüz rapor aldırılmadığının tespit edildiği, HMK’nın 114/1-h maddesi gereğince hukuki yararın dava şartı olduğu, hukuki yararın dava açıldığı sırada doğmuş ve güncel olması gerektiği, TTK’nın 555/1. maddesi gereğince şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği ve pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceği, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 Esas sayılı dosyasında görülen dava, ihyası istenen şirketin % 25 pay sahibi olan davacı ...
tarafından şirkete zarar verdiği ileri sürülen yönetici ... hakkında açılmış bir sorumluluk davası olduğu, şirketin bu davada taraf olmadığından, davada temsil sorunu bulunmadığını, şirket zararının varlığı ya da yokluğunun yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu belirleneceği ve mahkeme kararı ile ortaya konulabileceği, bu durumda, henüz, eldeki davanın ve birleşen davanın açıldığı tarihte doğmuş ve belirlenmiş bir zarar bulunmayıp, İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 Esas sayılı dosyasında, davanın kabul edilmesi durumunda zararın varlığı netlik kazanarak, şirkete ödenmesi söz konusu olabileceğinden, korunmaya değer bir hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle, davaların usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; kesinleşen, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/803 Esas ve 2015/1090 Karar sayılı dosyasında, şirket ortağı olan davacı ...'in, ihyası istenen Ege Mavi Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi hakkında “şirketin fesih ve tasfiyesi “istemiyle 23.07.2015 tarihinde dava açtığı, yargılama sonunda, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilerek, tasfiye memuru olarak ...’in seçildiği, kararın 21.01.2016 tarihinde kesinleştği, tasfiye memurunun, tasfiyeyi sonuçlandırdığını 09.12.2016 tarihinde bildirmesi üzerine, ...’nün, terkin işlemini yaptığı, fesih ve tasfiyeden sonra ihya kararı verilmesini isteyen davacının, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 sayılı dosyasında, 07.06.2017 tarihinde, feshedilen şirketin ortağı olarak, şirketin yönetici ortağı ...
hakkında, şirketi zarara uğrattığı iddasıyla, sorumluluk davası açarak, zararın davacıya veya şirkete ödenmesinin istendiği, ihya kararının görülmekte olan bu davayla sınırlı olmak üzere talep edildiği, henüz şirketin yönetici tarafından zarara uğratılıp uğratılmadığının belirsiz olması, derdest olan davada şirketin zarara uğratılmadığının belirlenmesi halinde, şirketin ihya kararı uygulanamayacağından, gereksiz yere ihya işlemi ve masraflarının yapılması durumunun ortaya çıkacak olması, derdest davada yapılan yargılamada şirketin zarara uğratıldığının belirlenmesi ve davacının açıkça zararın şirkete ödenmesini istemesi durumunda, terkin edilen şirkete zararın ödetilmesine ilişkin kesinleşmiş hükmün infazı için ihya kararının sonradan istenebilecek olması gerekçeleriyle ilk derece mahkemesince davaların usulden reddine karar verilmesi doğru olup, davacı vekilinin davanın kabulü gerektiğine ilişkin istinaf itirazlarının reddiyle Sicil Memurluğu'nun yasal hasım olması nedeniyle, ihya kararı kabul ile sonuçlandığında, sicil memurluğu aleyhine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilemeyecek olup, yasal hasım hakkında açılan dava red edildiğinde, davanın haksız açılması nedeniyle, davacı aleyhine, yasal hasım lehine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesince, davacı aleyhine davalı yararına vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesi de yerinde görülerek davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının da esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, 6102 sayılı TTK 547 maddesinde düzenlenen ek tasfiye istemine ilişkindir.
Davacının, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/803 esas sayılı dosyasında açtığı dava sonucunda, mahkemenin 2015/1090 sayı ve 11.12.2015 tarihli kesinleşmiş kararı ile şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak da davalı ...'in atanmasına karar verilmiş olup, tasfiye işlemlerinde adı geçen davalı tarafından tamamlanarak şirket sicilden terkin edilmiştir.
Bu kez davacı, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 esas sayılı dosyasında, şirket yöneticisi olan diğer ortak aleyhine TTK 555 maddesine istinaden sorumluluk davası açmış olup, pay sahiplerine şirketin organlarına karşı sorumluluk davası açılmış olması TTK 547 maddesinde düzenlenen ek tasfiye nedenlerindendir.
Bu halde, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın reddedilmesi ve davacının istinaf kanun yolu başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-) Davacının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulüyle hükmün davacı lehine BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/769352000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz