Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1150 E. 2023/1367 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aşırı yararlanma↗ tahsil harcı↗ icra takibinin kesinleşmesi↗ takibin kesinleşmesi↗ ticari avans faizi↗ nispi vekalet ücreti↗ menfi tespit davası↗ ziya↗ maktu vekalet ücreti↗ tespit davası↗ alacak davası↗ vade↗ feragat↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ geçersizlik↗ iflas↗ taahhütname↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 12.03.2013 tarih, 2011/63 E. ve 2013/134 K. sayılı kararı ile dava tarihinden sonra davacının borcu kalmış ise de davalı tarafça 02.05.2011 tarihindeki son tahsilattan sonra geri kalan alacaklarından feragat edildiğinin bildirildiği, icra dosyası sebebiyle davalı alacaklının bakiye bir alacağının ise kalmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. (Birinci) Bozma Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 30.09.2013 tarih, 2013/9085 E. ve 2013/14918 K. sayılı kararıyla mahkemece öncelikle takip konusu 54.000,00 TL 'lik borç yönünden takipten önceki ödeme, daha sonra takipten sonraki ödemeler ve son olarak da dava sırasında yapılan ödeme belirlenerek son ödeme tarihi ile davanın menfi tespit davası olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği, bu yönlerin gözetilmediği gerekçesi ile bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 11.06.2015 tarih, 2014/29 E. ve 2015/511 K. sayılı kararı ile davalı asilin asıl davayı kabul beyanları dikkate alındığında kabulün kesin hükmün sonuçlarını doğuran bir işlem olduğu, davalının kabulü doğrultusunda davacının açtığı asıl davanın kabulü gerektiği, birleşen dosyada ise davalı asilin mahkeme önünde takibe konu senetler yönünden davacıdan bir alacağının olmadığını beyan ettiği, 10.000,00 TL avukata verilen parayı ise almadığını belirtmiş ise de bu paranın davacı tarafından avukata verildiğinin subut bulduğu, bu şekilde birleşen davanın da 10.000,00 TL yönünden kabulüne karar verilmesi gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
D. (İkinci) Bozma Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 17.03.2016 tarih, 2015/12326 E. ve 2016/4714 K. sayılı kararıyla mahkemece yapılacak işin birleşen davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu' nun (6098 sayılı Kanun) 28 inci maddesi çerçevesinde değerlendirilip, anılan hükmün ikinci fıkrasındaki süreler yönünden de değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece (İkinci) Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 09.01.2018 tarih, 2017/475 E. ve 2018/23 K. sayılı kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre ayni ve nakdi ödemeler karşılığında davacının borçlu olmadığı anlaşılmış olmakla menfi tespit davasının kabulüne karar vermek gerektiği, birleşen dava açısından ise; davanın aşırı yararlanma hukuksal nedenine bağlı olarak açıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 1 ve 5 yıllık sürelerin öngörüldüğü, 1 yıllık sürenin düşüncesizlik ve deneyimsizliği öğrenme, zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalkmasından itibaren başladığı, 5 yıllık sürenin ise sözleşmenin kurulmasından itibaren başlayacaği, her ne kadar birleşen dava davacısı yapılan son ödemenin 02.05.2011 tarihinde yapılmış olduğunu bu itibarla kanuni sürelerin geçmemiş olduğunu savunmuş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin kurulma tarihi 2006 olup bu tarih itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği, gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davacının Manisa 1. İcra Müdürlüğünün 2009/191 E. sayılı takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacının %40 tazminat talebinin reddine, birleşen davanın süresinde açılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada mahkemece aldırılan bilirkişi raporları ile ayni ve nakdi ödemeler sonucu davacının borçlu olmayıp davalının icra takibi yapmakta kötü niyetli olduğunun anlaşıldığını, birleşen davada ise aşırı yararlanmaya ilişkin son ödeme tarihinin, sözleşme yapılmasından ziyade şartlarının yerine getirilmesinin zaman aşımının başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, birleşen davanın 6098 sayılı Kanun' un yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen yeni zaman aşımı süresinde açıldığını, bu nedenle mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zaman aşımı sebebi ile tazminat isteminin reddi halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekli iken nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın açılmasına davalının sebebiyet vermeyip yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının tahsil harcını ödeyerek icra dosyasını kapatabilecekken ve davacının borcunu ödediği iki tarafında kabulünde iken borçlu olmadığının tespitini talep etmekte hukuki yararı olmadığını, yargılama esnasında davacının dava açtığı tarih itibari ile borçlu olup olmadığı miktarların tespit edildiğini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin tespit edilen bu rakamlar üzerinden hesaplanması gerektiğini, davacının %40 tazminat talebinin reddedilmesine rağmen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, reddedilen birleşen davada vekalet ücretinin eksik hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Uyuşmazlık, asıl davada davacının aleyhine başlatılan icra takibi nedeni ile borçlu olmadığının tespiti ile birleşen davada aşırı yararlanma nedeniyle akdin geçersiz sayılması ve alacak istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6098 sayılı Kanun' un 28 inci maddesi.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Hisse Devir Sözleşmesinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5276 E. 2020/3414 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2610 E. 2015/7349 K.
Ortak:vekalet ücreti
İncelediğiniz kararda… irkişi raporları ile ayni ve nakdi ödemeler sonucu davacının borçlu olmayıp davalının icra takibi yapmakta kötü niyetli olduğunun anlaşıldığını, birleşen davada ise «aşırı yararlanmaya» ilişkin «son» ödeme tarihinin, sözleşme yapılmasından «ziyade» şartlarının yerine getirilmesinin zaman aşımının başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, birleşen davanın 6098 sayılı Kanun' un yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen yeni zaman aşımı süresinde açıldığını, bu nedenle mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zaman aşımı «sebebi» ile tazminat isteminin reddi halinde «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekli iken «nispi vekalet ücretine» hükmedilmiş olmasının yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın açılmasına davalının sebebiyet vermeyip «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının «tahsil harcını» ödeyerek icra dosyasını kapatabilecekken ve davacının borcunu ödediği iki tarafında kabulünde iken borçlu olmadığının tespitini talep etmekte «hukuki yararı» olmadığını, yargılama esnasında davacının dava açtığı tarih itibari ile borçlu olup olmadığı miktarların tespit edildiğini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin tespit edilen bu rakamlar üzerinden hesaplanması gerektiğini, davacının %40 tazminat talebinin reddedilmesine rağmen davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmediğini, reddedilen birleşen davada vekalet ücretinin eksik hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaAncak mahkemenin gerekçeli kararında davalılardan K.Finans A.Ş. lehine iki sefer «vekalet ücreti takdir» edilmesine rağmen diğer davalı temyiz eden A.
Şti. lehine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı A.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · mazeret · ticari kredi · işlemden kaldırma · vekalet ücreti takdiri · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
Benzer bu karardaŞirketi vekilinin duruşmaya katıldığı, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davayı takip etmek istemediklerini belirttiği, diğer davalıların da duruşmaya katılmadıkları, dosyanın 17/07/2014 tarihinde «işlemden kaldırıldığı», yasal süresi içerisinde «yenileme» talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava, «ticari kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının 02/07/2014 tarihli duruşmaya katıldığı, 17/07/2014 tarihli duruşmadan haberdar olduğu ve 17/07/2014 tarihli duruşmaya katılmadığı, «mazeret» bildirmediği ve kendisini de bir vekille «temsil» ettirmediği, davalı A.
Ancak mahkemenin gerekçeli kararında davalılardan K.Finans A.Ş. lehine iki sefer «vekalet ücreti takdir» edilmesine rağmen diğer davalı temyiz eden A.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4897 E. 2021/1424 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:garanti süresi · bedel iadesi · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · şikayet · garantörlük · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu traktörün «garanti süresi» içinde toplam altı kez farklı «şikayetle» servise götürüldüğü, traktördeki arızaların traktörden faydalanamamayı sürekli hale getirdiği, traktörün ayıplı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafa «ihbar» yapılmamış olmakla birlikte dava konusu traktör için yetkili servisine garanti süreleri içinde bir çok kez aynı şikayetlerle başvurulmasının ihbar niteliğinde olduğu, bu nedenle traktörün «bedelinin iadesi» şartları ile arızalar nedeniyle kiralanan traktör bedelinin davalılardan tahsili şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın davacı ... yönünden kısmen kabulü ile traktörün iadesine, traktörü dava tarihinden önce satıp devreden diğer davacı ... yönünden ise davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3834 E. 2022/1230 K.
Ortak:avans faizi · dava şartı
Benzer bu kararda… ına uyularak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, traktörü dava tarihinden önce satıp devreden davacı ... yönünden davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine, davanın davacı ... yönünden kısmen kabulü ile traktör bedeli olan 62.920,00 TL'nin davalı ......Şti.'ine «teslim» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, traktörü kullanamamaktan doğan zarar miktarı olan 14.840,00 TL'nin faizi ile …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · teslim · husumet
Benzer bu kararda… ına uyularak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, traktörü dava tarihinden önce satıp devreden davacı ... yönünden davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle reddine, davanın davacı ... yönünden kısmen kabulü ile traktör bedeli olan 62.920,00 TL'nin davalı ......Şti.'ine «teslim» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, traktörü kullanamamaktan doğan zarar miktarı olan 14.840,00 TL'nin faizi ile …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3588 E. 2021/681 K.
Ortak:vekalet ücreti
İncelediğiniz kararda… irkişi raporları ile ayni ve nakdi ödemeler sonucu davacının borçlu olmayıp davalının icra takibi yapmakta kötü niyetli olduğunun anlaşıldığını, birleşen davada ise «aşırı yararlanmaya» ilişkin «son» ödeme tarihinin, sözleşme yapılmasından «ziyade» şartlarının yerine getirilmesinin zaman aşımının başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, birleşen davanın 6098 sayılı Kanun' un yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen yeni zaman aşımı süresinde açıldığını, bu nedenle mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zaman aşımı «sebebi» ile tazminat isteminin reddi halinde «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekli iken «nispi vekalet ücretine» hükmedilmiş olmasının yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın açılmasına davalının sebebiyet vermeyip «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının «tahsil harcını» ödeyerek icra dosyasını kapatabilecekken ve davacının borcunu ödediği iki tarafında kabulünde iken borçlu olmadığının tespitini talep etmekte «hukuki yararı» olmadığını, yargılama esnasında davacının dava açtığı tarih itibari ile borçlu olup olmadığı miktarların tespit edildiğini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin tespit edilen bu rakamlar üzerinden hesaplanması gerektiğini, davacının %40 tazminat talebinin reddedilmesine rağmen davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmediğini, reddedilen birleşen davada vekalet ücretinin eksik hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaKarar, davacı vekili tarafından davalı lehine takdir edilen «vekalet ücreti» ve lehlerine «icra inkar tazminatına» hükmedilmemesi sebepleriyle temyiz edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava dilekçesinin tebliği · istifa · satış sözleşmesi · rehin · satım sözleşmesi · işlemiş faiz · fatura · icra inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı ile davalı arasında traktör «satış sözleşmesinin» akdedildiği, satışa konu traktörün davalıya «teslim» edildiği,... plaka ile tescil edildiği, söz konusu araç için davalı tarafından kredi başvurusu yapılarak araç üzerine dava dışı Ziraat Bankası lehine «rehin» tesis edildiği, fakat davalının krediyi kullanmadığı, banka tarafından dava konusu traktör için davacı firmaya ödeme yapılmadığı, davalının edimlerini yerine getirmediği, faturanın davalıya teslim edildiğine ilişkin bir hususun bulanmaması nedeniyle «temerrüd» gerçekleşmediğinden takip öncesi «işlemiş faizin» doğru olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili, karar tarihinden önce vekillikten «istifa» ettiğine dair 03.07.2018 tarihli dilekçe vererek istifa dilekçesinin davalı asile tebliğini talep etmiş olup, mahkemece HMK’nın 82. maddesi uyarınca istifa dilekçesinin asile ihtaren bildirilmesi gerekirken istifa «dilekçesi tebliğ» edilmeksizin hüküm kurulması ve gerekçeli karar ile davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalı asile doğrudan tebliği usul ve yasaya aykırı olup bu husus bozmayı gerektirdiği gibi kabule göre de dava konusu alacak likit olduğu halde hükmolunan miktar üzerinden davacı lehine «icra inkar tazminatına» karar verilmemesi de yerinde görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava araç «satım sözleşmesine» istinaden kesilen «fatura» bedelinin ödenmediği iddiasına dayalı icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Karar, davacı vekili tarafından davalı lehine takdir edilen «vekalet ücreti» ve lehlerine «icra inkar tazminatına» hükmedilmemesi sebepleriyle temyiz edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1150 E. , 2023/1367 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/475 Esas, 2018/23 Karar
HÜKÜM
Asıl dava kabul, birleşen dava ret
BİRLEŞEN DAVA
Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/336 Esas sayılı dosyası
Taraflar arasındaki menfi tespit ve alacak davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı ... dava dilekçesinde; davacının davalıdan 2006 yılında 54.000,00 TL fiyatlı traktörü satın aldığını, bunun 10.000,00 TL' sini peşin ödediğini, geriye kalan kısım için iki adet 18.000,00 TL bedelli senet verdiğini, senedin vadesi geldiğinde ödeyemediğini, bunun yerine başka bir traktörü ve 10 dekar tarlayı verdiğini tarlanın o günkü değerinin 40.000,00 TL olduğunu, traktörün ise 30.000,00 TL olarak kabul edilip davalıya toplam olarak 70.000,00 TL ödediğini, ayrıca satın aldığı traktörü davalıya verdiğini, davalı tarafından ödemiş olduğu senetlere karşılık taahhüt alındığını ve halen 99.517,84 TL borçlu gösterildiğini, hakkında takip başlatıldığını, davalıya böyle bir borcunun olmadığını ileri sürerek borcun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
2-Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan satın aldığı traktörün karşılığı olarak davalıya 23.000,00 TL nakit ödeme yaptığını ayrıca müvekkiline ait traktör ve tarlanın davalıya intikalinin gerçekleştirildiğini, davalı tarafın müvekkiline satılan traktörün geri alındığını, hileli satış ve aşırı yararlanma nedeni ile edimler arasında nispetsizlik olduğunu ileri sürerek davalının edim yokluğu nazara alınarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 64.000,00 TL alacağın ticari avans faiz oranı ile davalı tarafından davacıya ödenmesi ile akdin geçersiz sayılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, menfi tespit davalarının icra takibinin kesinleşmesinden sonra l yıl içinde açılması gerektiğini, icra takibi kesinleşeli 2 yıl olduğunu savuarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı taraf birleşen davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
Mahkemece 12.03.2013 tarih, 2011/63 E. ve 2013/134 K. sayılı kararı ile dava tarihinden sonra davacının borcu kalmış ise de davalı tarafça 02.05.2011 tarihindeki son tahsilattan sonra geri kalan alacaklarından feragat edildiğinin bildirildiği, icra dosyası sebebiyle davalı alacaklının bakiye bir alacağının ise kalmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. (Birinci) Bozma Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 30.09.2013 tarih, 2013/9085 E. ve 2013/14918 K. sayılı kararıyla mahkemece öncelikle takip konusu 54.000,00 TL 'lik borç yönünden takipten önceki ödeme, daha sonra takipten sonraki ödemeler ve son olarak da dava sırasında yapılan ödeme belirlenerek son ödeme tarihi ile davanın menfi tespit davası olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği, bu yönlerin gözetilmediği gerekçesi ile bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 11.06.2015 tarih, 2014/29 E. ve 2015/511 K. sayılı kararı ile davalı asilin asıl davayı kabul beyanları dikkate alındığında kabulün kesin hükmün sonuçlarını doğuran bir işlem olduğu, davalının kabulü doğrultusunda davacının açtığı asıl davanın kabulü gerektiği, birleşen dosyada ise davalı asilin mahkeme önünde takibe konu senetler yönünden davacıdan bir alacağının olmadığını beyan ettiği, 10.000,00 TL avukata verilen parayı ise almadığını belirtmiş ise de bu paranın davacı tarafından avukata verildiğinin subut bulduğu, bu şekilde birleşen davanın da 10.000,00 TL yönünden kabulüne karar verilmesi gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
D. (İkinci) Bozma Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 17.03.2016 tarih, 2015/12326 E. ve 2016/4714 K. sayılı kararıyla mahkemece yapılacak işin birleşen davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu' nun (6098 sayılı Kanun) 28 inci maddesi çerçevesinde değerlendirilip, anılan hükmün ikinci fıkrasındaki süreler yönünden de değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece (İkinci) Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 09.01.2018 tarih, 2017/475 E. ve 2018/23 K. sayılı kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre ayni ve nakdi ödemeler karşılığında davacının borçlu olmadığı anlaşılmış olmakla menfi tespit davasının kabulüne karar vermek gerektiği, birleşen dava açısından ise; davanın aşırı yararlanma hukuksal nedenine bağlı olarak açıldığı, 6098 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 1 ve 5 yıllık sürelerin öngörüldüğü, 1 yıllık sürenin düşüncesizlik ve deneyimsizliği öğrenme, zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalkmasından itibaren başladığı, 5 yıllık sürenin ise sözleşmenin kurulmasından itibaren başlayacaği, her ne kadar birleşen dava davacısı yapılan son ödemenin 02.05.2011 tarihinde yapılmış olduğunu bu itibarla kanuni sürelerin geçmemiş olduğunu savunmuş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin kurulma tarihi 2006 olup bu tarih itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği, gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davacının Manisa 1.
İcra Müdürlüğünün 2009/191 E. sayılı takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacının %40 tazminat talebinin reddine, birleşen davanın süresinde açılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada mahkemece aldırılan bilirkişi raporları ile ayni ve nakdi ödemeler sonucu davacının borçlu olmayıp davalının icra takibi yapmakta kötü niyetli olduğunun anlaşıldığını, birleşen davada ise aşırı yararlanmaya ilişkin son ödeme tarihinin, sözleşme yapılmasından ziyade şartlarının yerine getirilmesinin zaman aşımının başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, birleşen davanın 6098 sayılı Kanun' un yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen yeni zaman aşımı süresinde açıldığını, bu nedenle mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zaman aşımı sebebi ile tazminat isteminin reddi halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekli iken nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın açılmasına davalının sebebiyet vermeyip yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının tahsil harcını ödeyerek icra dosyasını kapatabilecekken ve davacının borcunu ödediği iki tarafında kabulünde iken borçlu olmadığının tespitini talep etmekte hukuki yararı olmadığını, yargılama esnasında davacının dava açtığı tarih itibari ile borçlu olup olmadığı miktarların tespit edildiğini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin tespit edilen bu rakamlar üzerinden hesaplanması gerektiğini, davacının %40 tazminat talebinin reddedilmesine rağmen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, reddedilen birleşen davada vekalet ücretinin eksik hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Uyuşmazlık, asıl davada davacının aleyhine başlatılan icra takibi nedeni ile borçlu olmadığının tespiti ile birleşen davada aşırı yararlanma nedeniyle akdin geçersiz sayılması ve alacak istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6098 sayılı Kanun' un 28 inci maddesi.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931149400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz