Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6681 E. 2023/1188 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faiz başlangıç tarihi↗ eft↗ tebliğ tarihi↗ takipsizlik kararı↗ ortaklık sözleşmesi↗ bedel iadesi↗ peşin karar harcı↗ 3095 sayılı kanun↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ müteselsil sorumluluk↗ pasif husumet yokluğu↗ hisse devri↗ ifa↗ pasif husumet↗ sebepsiz zenginleşme↗ kamu düzeni↗ husumet yokluğu↗ vade↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ temerrüt faizi↗ havale↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ ıslah↗ taahhütname↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ avans faizi↗ temerrüt↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/34 E., 2019/405 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılardan ... ile davalılardan ... arasında akdedilen 21.09.2012 tarihli sözleşmeyle, ...'ın davalı Aksiyon... A.Ş.'de sahibi olduğunu bildirdiği hisselerin %50'sinin 2.200.000,00 USD karşılığında ...'ya devredildiğini, sözleşme gereği 50.000,00 USD'nin peşin olarak davalı ...'a ödendiğini, ayrıca davacı şirketin hesabından davalı İştur....A.Ş.'nin hesabına peyderpey toplam 697.500,00 TL havale gönderildiğini, müvekkilinin şüphelenmesi üzerine yaptığı araştırmada; ...'ın davalı şirketlerde resmi olarak bir ortaklığının ve hissesinin bulunmadığını öğrendiğini, bunun üzerine davalılardan ... ve İştur .... A.Ş'ye gönderdiği ihtarnameyle sözleşmeyi feshederek ödediği tutarların iadesini talep ettiğini ancak netice alamadığını, ayrıca davalılar hakkında suç duyurusunda da bulunduğunu ancak yapılan soruşturma neticesinde takipsizlik kararı verildiğini, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerden, yapılan tüm işlemlerin davalı Aksiyon...A.Ş'nin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığının anlaşıldığını, bu nedenle zikredilen davalının da müvekkillerince yapılan ödemelerin iadesinden sorumlu olduğunu, sözleşmeyle ödemelerin USD üzerinden yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketçe yapılan ödemeler TL bazında yapılmışsa da ödenecek miktarın ödeme günündeki USD kuru baz alınarak yapıldığını, davalıların yapılan ödemelerin dava tarihindeki USD kuru üzerinden belirlenen TL karşılığını müvekkillerine iadesini gerektiğini ileri sürerek 848.865,00 TL'nin ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili ıslah dilekçesinde; müvekkillerince yapılan ödemelerin 441.709,96 USD'ye tekabül ettiğini belirterek 441.709,96 USD'nin ödeme gününe kadar işleyecek en yüksek yabancı para faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki rayici üzerinden davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalılardan ... ve İştur...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'ın Aksiyon A.Ş' nin sahibi olan ... adına sözleşme imzalayan M.Fatih Nas ile yapmış olduğu 20.09.2012 tarihli sözleşmeden ve daha önce aynı taraflar arasında imzalanan 28.12.2011 tarihli hisse satma yetkisi içeren sözleşmeden aldığı yetkiye istinaden davacı ... ile 21.09.2012 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, taraflar arasındaki 21.09.2012 tarihli sözleşmede %50 hissenin 2.200.000 USD bedelle ...'ya devredilmesinin kararlaştırıldığını, 50.000,00 USD'nin sözleşme imzalanırken ...'a ödendiğini, kalan tutarların da USD olarak değişik tarihlerde ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak davacı taraf ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden hisse devri yapılamadığını, davacı tarafça eksik ödeme yapıldığını, İştur A.Ş'ye gönderilen paraların Aksiyon A.Ş'nin sahibi ...'ye ödenmek üzere ...'a verildiğini, ... tarafından davacı tarafın ödediği paraların ...'ye aktarıldığını, ödeme dekontlarında paranın niçin verildiği belirtilmediğinden müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Diğer davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünden gelen kayıtlara göre, davalı ...'ın davalı Aksiyon... A.Ş'de bir ortaklığının ve hissesinin bulunmadığı, kayden var olmayan hisselerin devri konusunda davacı ... ile davalı ... arasında 21.09.2012 tarihli sözleşmenin akdedildiği, ifa amacıyla davacı ... tarafından davalı ...'a 50.000,00 USD'nin sözleşmenin imzalanması esnasında peşin olarak verildiği, davacı şirketin hesabından davalı İştur...A.Ş'nin hesabına farklı tarihlerde toplam 697.500,00 TL'nin havale edildiği, sözleşme konusu hisse devrinin yapılmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşmenin geçersiz olduğu, davacı tarafın ödediği tutarların iadesini davalılar ... ve İştur ... A.Ş.'den talep edebileceği, sözleşmede taraf olmayan ve sözleşme uyarınca davacı tarafça herhangi bir ödeme yapılmayan davalı Aksiyon... A.Ş'ne husumet yöneltemeyeceği gerekçesiyle davalı Aksiyon... A.Ş. hakkındaki davanın reddine, davalılar ... ve İştur... A.Ş. hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 USD'nin dava tarihi olan 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin dava tarihi olan 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve İştur... A.Ş.'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Aksiyon..A.Ş.'ye husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, oysa davalı ...'ın oğlu ve her iki şirketin yetkilisi olan ...'ın 14.08.2013 tarihli emniyetteki ifadesinde aynen "... isimli şahıs, ... isimli şahsı Aksiyon Elektrik Üretim AŞ ye ortak etmek amacıyla bizle tanıştırdı. babam ve ... isimli şahıs ortaklık konusunda anlaşınca, babam ... ve ... arasında bir ortaklık sözleşmesi yapılmış. ... ortak olmak amacıyla taahhüt ettiği sermayeyi başta 89.500,00 TL'yi elden babam ...'a vermiş. Daha sonra 697.500 TL parayı kendine ait Halkbankası Şubesi hesabından bize ait olan İştur Enerji AŞ firmasının Halk Bankası Köroğlu Şubesi hesabına havale etmiştir." bu ifadesinde ...'ın davalı Aksiyon şirketinin hisselerinin devri için sözleşme yapıldığını ve paraların İştur şirketinin hesabına gönderildiğini açıkça kabul ettiğini, davalı ...'ın da kendi ifadesinde her iki şirket için çalıştığını ve miktar konusunda yanılsa da paraları aldığını kabul ederek, bu paraların bir kısmını Aksiyon şirketine verdiğini; "... isimli şahıstan aldığı paranın 400.000,00 TL'sini yine Aksiyon isimli firmanın yetkilisi ...'ye verdiğinden dolayı parayı geri ödeyemediğini beyan ettiğini, soruşturma dosyasına sunulan 28.12.2011 tarihli diğer iki sözleşmede ise ...'ın Aksiyon..AŞ'nin gayri resmi ortağı olduğu hisselerinin bulunduğu, şirket adına tam yetkili olarak görüşmeler yapmaya, hisse satmaya yetkili kılındığının açıkça yazıldığını ve Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat AŞ kaşesiyle imzalandığını, bu delillere göre davacı ... ile davalı ... arasında yapılan sözleşme Aksiyon AŞ'nin yetkisi, bilgisi ve onayıyla gerçekleştiğini, hatta alınan bir kısım paraların Aksiyon şirketine verildiğini, dolayısıyla davalı Aksiyon A.Ş.'nin de yapılan ödemelerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen tüm miktarlardan davalıların tümünün müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, alacakların tümüne talepleri gibi dolar cinsinden karar verilmesi gerekirken büyük bir kısmına TL cinsinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, sözleşmede tüm ödemelerin ABD doları üzerinden yazıldığını, kalan ödemelerin de sözleşmede yazan döviz vadelerine karşılık yapıldığını, dava konusu EFT'lerin ödeme gününe göre döviz karşılığı TL olarak gönderildiğini, nitekim ek raporda da müvekkilinin alacağının dolar üzerinden hesaplandığını, faiz başlangıcının ödemelerin yapıldığı günden itibaren olması gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, her halükarda davacının davalılara gönderdiği ve tebliğ ettiği Ankara 50. Noterliğinin 01.04.2014 tarihli ihtarnamesinin tebliğ tarihi olması gerektiğini, ihtarnamenin davalı İştur AŞ ile ...'a 02.04.2013 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak Mahkemece davalıların temerrüde düştüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı, bunun yanında mahkemece, davalı Aksiyon...A.Ş. hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan reddedilmesinin doğru olmadığı, belirtilen hususun kamu düzenine ilişkin olmakla resen gözetildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı Aksiyon...A.Ş hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 USD'nin davalının temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin davalıların temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve İştur.. AŞ.'den müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı Aksiyon...A.Ş. hakkındaki davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, hükmedilen tüm tutarlardan davalıların tamamının müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, alacağın tamamına USD cinsinden hükmedilmesi gerekirken büyük bir kısmına TL üzerinden hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayandığını, bu nedenle ödeme tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı Aksiyon AŞ.'nin %50 hissesinin devralınması karşılığında davacılar ile davalı ... arasında imzalanan sözleşmeye istinaden davalı ... ile İştur... A.Ş. ödenen hisse devir bedelinin iadesi için Aksiyon A.Ş'.ye husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, ödemelerden anılan şirketin de sorumlu tutulup tutulamayacağı, varsa yapılan ödemelerin döviz cinsinden mi yoksa TL üzerinden mi talep edilebileceği ve faiz başlangıç tarihinin hangi tarih olduğu hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9135 E. 2023/655 K.
Ortak:temerrüt faizi · avans faizi · temerrüt · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz kararda… Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak Mahkemece davalıların «temerrüde» düştüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı, bunun yanında mahkemece, davalı Aksiyon...A.Ş. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan reddedilmesinin doğru olmadığı, belirtilen hususun «kamu düzenine» ilişkin olmakla resen gözetildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı Aksiyon...A.Ş hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 USD'nin davalının temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin davalıların temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar ... ve İştur..
A.Ş'ye gönderdiği «ihtarnameyle» sözleşmeyi feshederek ödediği tutarların iadesini talep ettiğini ancak netice alamadığını, ayrıca davalılar hakkında suç duyurusunda da bulunduğunu ancak yapılan soruşturma neticesinde «takipsizlik» kararı verildiğini, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerden, yapılan tüm işlemlerin davalı Aksiyon...A.Ş'nin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığının anlaşıldığını, bu nedenle zikredilen davalının da müvekkillerince yapılan ödemelerin iadesinden sorumlu olduğunu, sözleşmeyle ödemelerin USD üzerinden yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketçe yapılan ödemeler TL bazında yapılmışsa da ödenecek miktarın ödeme günündeki USD kuru baz alınarak yapıldığını, davalıların yapılan ödemelerin dava tarihindeki USD kuru üzerinden belirlenen TL karşılığını müvekkillerine iadesini gerektiğini ileri sürerek 848.865,00 TL'nin ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… a uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin dava tarihi olan 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar ... ve İştur...
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «teminat mektubu» bedelinin «depo» edilmesine yönelik olarak asıl borçlu şirkete yöneltilen talebin uygun olduğu ancak davalı kefillerin teminat mektubuna dayanak olan 29.11.2007 tarihli «genel kredi sözleşmesine» «kefaletlerinin» bulunmadığı, 04.06.2010 tarihli genel kredi sözleşmesine «kefil» oldukları, anılan sözleşmenin 54 üncü maddesi hükmünün davalı kefillerin sorumluluğuna gidilmesini gerektirmediği, bunun yanında davalıların kefil olarak imza ettikleri sözleşmede kefillerin teminat mektubu bedelinin depo edilmesine yönelik talepten sorumlu olduklarına ilişkin açık bir hüküm de bulunmadığı, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, davacı bankaya müzekkere yazılarak, «temerrüt tarihi» itibariyle ticari kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının ve sözleşmede kararlaştırılan «akdi faizin» bildirilmesinin istenildiği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen herhangi bir faiz oranı bildirmediği, bu nedenle temerrüt tarihinde geçerli olan «avans faizi» oranı üzerinden hesaplama yapıldığı, uyulan bozma ilamının gereği olarak «istinaf yoluna başvurmayan» davalı Aksiyon...A.Ş hakkında da hüküm tesis edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, istinafa başvuran davalıların istinaf baş …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bir kısım davalıların «müteselsil kefil» olarak imza ettiği 04.06.2010 tarihli GKS’nin 54 üncü maddesiyle, bankanın eski sözleşmelere dayalı olarak açmış olduğu ve ileride açabileceği kredilerin bundan böyle işbu sözleşme hükümlerine tabi olacağının açıkça kararlaştırıldığını, bu nedenle kefil olan davalıların «teminat mektubundan» sorumlu olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin aksine GKS’de kefillerin teminat mektubu bedelinin «depo» edilmesinden sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiğini, talep edilen «temerrüt faizinin» sözleşmeyle kararlaştırıldığını ve taraflar açısından bağlayıcı olduğunu, mahkemenin sözleşme hükmüne rağmen «avans faizi» uygulamasının yasal bir dayanağı bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçeyle Merkez Bankasınca mevzuat hükümlerine göre belirlenen «temerrüt faiz» oranları üzerinden karar verilmiş ise de 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2/1 maddesi uyarınca temerrüt faizi sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ticari işlerde temerrüt faiz oranı «avans faiz» oranına göre belirlenir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:akdi faiz oranı · akdi faiz · temerrüt tarihi · teminat mektubu · depo kararı · müteselsil kefil · kesin süre · kefalet
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «teminat mektubu» bedelinin «depo» edilmesine yönelik olarak asıl borçlu şirkete yöneltilen talebin uygun olduğu ancak davalı kefillerin teminat mektubuna dayanak olan 29.11.2007 tarihli «genel kredi sözleşmesine» «kefaletlerinin» bulunmadığı, 04.06.2010 tarihli genel kredi sözleşmesine «kefil» oldukları, anılan sözleşmenin 54 üncü maddesi hükmünün davalı kefillerin sorumluluğuna gidilmesini gerektirmediği, bunun yanında davalıların kefil olarak imza ettikleri sözleşmede kefillerin teminat mektubu bedelinin depo edilmesine yönelik talepten sorumlu olduklarına ilişkin açık bir hüküm de bulunmadığı, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, davacı bankaya müzekkere yazılarak, «temerrüt tarihi» itibariyle ticari kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının ve sözleşmede kararlaştırılan «akdi faizin» bildirilmesinin istenildiği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen herhangi bir faiz oranı bildirmediği, bu nedenle temerrüt tarihinde geçerli olan «avans faizi» oranı üzerinden hesaplama yapıldığı, uyulan bozma ilamının gereği olarak «istinaf yoluna başvurmayan» davalı Aksiyon...A.Ş hakkında da hüküm tesis edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, istinafa başvuran davalıların istinaf baş …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bir kısım davalıların «müteselsil kefil» olarak imza ettiği 04.06.2010 tarihli GKS’nin 54 üncü maddesiyle, bankanın eski sözleşmelere dayalı olarak açmış olduğu ve ileride açabileceği kredilerin bundan böyle işbu sözleşme hükümlerine tabi olacağının açıkça kararlaştırıldığını, bu nedenle kefil olan davalıların «teminat mektubundan» sorumlu olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin aksine GKS’de kefillerin teminat mektubu bedelinin «depo» edilmesinden sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiğini, talep edilen «temerrüt faizinin» sözleşmeyle kararlaştırıldığını ve taraflar açısından bağlayıcı olduğunu, mahkemenin sözleşme hükmüne rağmen «avans faizi» uygulamasının yasal bir dayanağı bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
A.Ş. ve Aksiyon...A.Ş bakımından kısmen kabulüyle 1.451,20 TL «teminat» «komisyonu» asıl alacağı, 69,61 TL «işlemiş faiz», 3,48 TL Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) ve 1.474,15 TL noter «masrafı» olmak üzere toplam 2.998,44 TL'nin adı geçen davalılardan asıl alacağa dava tarihinden işletilecek olan «avans faizi» ile birlikte tahsiline, «teminat mektubu» bedelinin adı geçen davalılar tarafından banka nezdinde açılacak bir hesaba «depo» edilmesine, davalı «kefiller» Hatko Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş, ... ve ... yönünden açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davacı bankanın «genel kredi sözleşmesinin» asıl borçlusu ve kefilleri olan davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, sözleşmeye istinaden verilen «teminat mektubu» bedelinin «depo» edilmesinden kefillerin sorumlu olup olmadığı ve uygulanması gereken «temerrüt faizi» oranının ne olduğu hususlarında toplanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3031 E. 2021/7312 K.
Ortak:temerrüt faizi · taahhütname · temerrüt
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Aksiyon..A.Ş.'ye «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, oysa davalı ...'ın oğlu ve her iki şirketin yetkilisi olan ...'ın 14.08.2013 tarihli emniyetteki ifadesinde aynen "... isimli şahıs, ... isimli şahsı Aksiyon Elektrik Üretim AŞ ye ortak etmek amacıyla bizle tanıştırdı. babam ve ... isimli şahıs ortaklık konusunda anlaşınca, babam ... ve ... arasında bir «ortaklık sözleşmesi» yapılmış. ... ortak olmak amacıyla «taahhüt» ettiği sermayeyi başta 89.500,00 TL'yi elden babam ...'a vermiş.
… Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak Mahkemece davalıların «temerrüde» düştüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı, bunun yanında mahkemece, davalı Aksiyon...A.Ş. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan reddedilmesinin doğru olmadığı, belirtilen hususun «kamu düzenine» ilişkin olmakla resen gözetildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı Aksiyon...A.Ş hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 USD'nin davalının temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin davalıların temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar ... ve İştur..
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, dava dışı şirketin hesabına fiilen tatbik edilen %24,24 oranının «temerrüt faiz» oranının tespitine esas alınarak temerrüt faizinin %50 fazlasının %36,36 olduğu, bu oranlar üzerinden yapılan hesaplamaya göre takip tarihi itibariyle davalılar ..., ... ve ...Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş’nin 497.133,89 TL «asıl alacak», 12.887,35 TL «işlemiş faiz», 644,36-TL BSMV, 2.117,98 TL «masraf» olmak üzere toplam 512.783,58 TL, davalı İştur Enerji Elektrik Üretim ve İnş.
Ne var ki davalıların «kefaletlerinin» bulunduğu sözleşmenin 54. maddesinde “müşteri ve «müteselsil kefiller» işbu sözleşmenin daha önce bankaya hitaben imzaladıkları ve ilerde imzalayacakları tüm kredi «taahhütname» ve sözleşmelerin eki ve ayrılmaz parçası olduğunu … kabul ve beyan ederler.” hükmü bulunmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubunun nakde çevrilmesi · kefalet sözleşmesi · müşterek borçlu müteselsil kefil · teminat mektubu · müteselsil kefil · kefalet · genel kredi sözleşmesi · işlemiş faiz
Benzer bu karardaA.Ş’nin ise 497.133,89 TL «asıl alacak», 13.222,10 TL «işlemiş faiz», 661,10-TL BSMV, 2.117,98 TL «masraf» olmak üzere toplam 513.135,07 TL miktarında borçlu olduğu, davacı bankayla dava dışı Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş arasında 25/05/2010 tarihinde 500.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesi» imzalandığı, davalıların da kabulünde olduğu üzere söz konusu sözleşmeyi dava dışı Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş'nin 28/11/2007 tarihinde 492.160,00 TL tutarlı EPDK'ya verilen «kesin» «teminat mektubu» için «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, dava dışı şirketin davalıların şirket hisselerini devrettikleri tarihinden önce yani 28/11/2007 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında 492.160,00 TL bedelli teminat mektubu verildiği, davalıların «ihtarın» çekildiği tarih ve takip tarihi itibariyle herhangi bir geri ödemenin mevcut olmadığı, kredi kullandırılarak «kefalet» sorumluluğu başlamasından sonra kefillikten dönülemeyeceği, Türk Borçlar Kanunu'nun 599. maddesi gereğince kefaletten dönmeye ilişkin koşulların oluşmadığı, gerekç …
Asıl ve birleşen davada davalılar 25.05.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinde» «müşterek borçlu müteselsil kefil» olup diğer sözleşmelerde «kefaletleri» bulunmamaktadır.
Asıl davada davalılar davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında yeni bir «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını, bu nedenle sorumluluklarının kalmadığını, birleşen dava davalısı ise asıl borçlu şirkette hisse değişikliği olduğu, bu hisse devrinden önceki sözleşme ve «kefaletlerden» dolayı şirketin sorumluluğunun olmadığını belirtmekle birlikte «teminat mektubunun» 2007 yılında verildiğini, ancak bankanın 2010 tarihli genel kredi sözleşmesine dayanarak alacak talebinde bulunduğunu beyan etmiştir.
Bu durumda mahkemece tarafların tüm beyanları, sözleşme hükümleri ve «teminat mektubunun» hangi sözleşme nedeniyle verildiği hususları incelenerek bir karar verilmesi gerekirken bu yönde hiç bir inceleme yapmaksızın teminat mektubunun «kefalet sözleşmesi» nedeniyle verildiğinin kabulü doğru olmamıştır.
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi Ve Depo Edilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6137 E. 2021/4046 K.
Ortak:temerrüt faizi · taahhütname · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz kararda… Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak Mahkemece davalıların «temerrüde» düştüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı, bunun yanında mahkemece, davalı Aksiyon...A.Ş. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan reddedilmesinin doğru olmadığı, belirtilen hususun «kamu düzenine» ilişkin olmakla resen gözetildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı Aksiyon...A.Ş hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 USD'nin davalının temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin davalıların temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar ... ve İştur..
A.Ş'ye gönderdiği «ihtarnameyle» sözleşmeyi feshederek ödediği tutarların iadesini talep ettiğini ancak netice alamadığını, ayrıca davalılar hakkında suç duyurusunda da bulunduğunu ancak yapılan soruşturma neticesinde «takipsizlik» kararı verildiğini, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerden, yapılan tüm işlemlerin davalı Aksiyon...A.Ş'nin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığının anlaşıldığını, bu nedenle zikredilen davalının da müvekkillerince yapılan ödemelerin iadesinden sorumlu olduğunu, sözleşmeyle ödemelerin USD üzerinden yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketçe yapılan ödemeler TL bazında yapılmışsa da ödenecek miktarın ödeme günündeki USD kuru baz alınarak yapıldığını, davalıların yapılan ödemelerin dava tarihindeki USD kuru üzerinden belirlenen TL karşılığını müvekkillerine iadesini gerektiğini ileri sürerek 848.865,00 TL'nin ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… a uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin dava tarihi olan 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar ... ve İştur...
Benzer bu kararda… kişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 04/06/2010 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi'nin 1. maddesinde, "...işbu genel kredi ve «teminat» sözleşmesi hükümlerinin bu sözleşmenin imzalandığı tarihten önce ve sonra açılmış ve açılacak her türlü kredi için geçerli olacağının, 13. maddesinde, "Banka bu sözleşmeye dayalı olarak müşteri lehine düzenlenen «teminat mektubu»...nedeniyle Banka'nın da sorumlu olduğu tutarların «depo» edilmesini talep etmeye her zaman ve herhangi bir neden gösterilmeksizin yetkili olacağı"nın, 36.maddesinde, "...«müteselsil kefiller», Banka ile müşteri arasındaki «kredi sözleşmelerinin»/«taahhütnamelerinin», «kefaletin» niteliğine aykırı olmayan maddelerinin tamamının kendileri hakkında da aynen uygulanmasını kabul ile bu maddelerde yer alan hususları aynen taahhüt ettiklerini, bu hükümler uyarınca, davacı bankanın 412.800,00 TL tutarlı teminat mektubu bedelini nezdinde açılacak bir hesaba teminat olarak depo edilmesini davalılardan talep etme hakkına sahip bulunduğu, sözleşme hükümlerine göre, devre «komisyonu alacağı» ile yıllık %76,50 oranında «temerrüt faizi» ve bu faizin %5'i nispetinde BSMV talep edilebileceği, ancak dava tarihinden sonra teminat mektuplarının nakit olarak depo edilmesini ya da tazmin edilmesine kadar geçecek süre içerisinde tahakkuk edecek devre komisyonlarının talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 1.451,20 TL teminat komisyonu asıl alacağı, 342,12 TL işlemiş temerrüt faizi, 17,10 TL BSMV ve 1.474,15 TL noter «masrafı» olmak üzere toplam 3.284,47 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 1.451,20 TL asıl alacağa 17.04.2015 dava tarihinden itibar …
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, «teminat mektubu» bedelinin «depo» edilmesine yönelik olarak asıl borçlu şirkete yöneltilen talebin uygun olduğu ancak davalı kefillerin teminat mektubuna dayanak olan 29.11.2007 tarihli «genel kredi sözleşmesine» «kefaletlerinin» bulunmadığı, 04/06/2010 tarihli genel kredi sözleşmesine «kefil» oldukları, anılan sözleşmenin 54. maddesi hükmünün davalı kefillerin sorumluluğuna gidilmesini gerektirmediği, bunun yanında davalıların kefil olarak imza ettikleri sözleşmede kefillerin teminat mektubu bedelinin depo edilmesine yönelik talepten sorumlu olduklarına ilişkin açık bir hüküm de bulunmadığı, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, davacı bankaya müzekkere yazılarak, «temerrüt tarihi» itibariyle ticari kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının ve sözleşmede kararlaştırılan «akdi faizin» bildirilmesinin istenildiği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen herhangi bir faiz oranı bildirmediği, bu nedenle temerrüt tarihinde geçerli olan «avans faizi» oranı üzerinden hesaplama yapıldığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, istinafa başvuran davalıların istinaf başvurusunun ise kab …
A.Ş. bakımından kısmen kabulüyle, 1.451,20 TL «teminat» «komisyonu» asıl alacağı, 69,61 TL «işlemiş faiz», 3,48 TL BSMV ve 1.474,15 TL noter «masrafı» olmak üzere toplam 2.998,44 TL'nin adı geçen davalıdan asıl alacağa dava tarihinden işletilecek olan «avans faizi» ile birlikte tahsiline, «teminat mektubu» bedelinin adı geçen davalı tarafından banka nezdinde açılacak bir hesaba «depo» edilmesine, davalı «kefiller» Hatko Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş, ... ve ... yönünden açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:komisyon alacağı · akdi faiz · temerrüt tarihi · teminat mektubu · depo kararı · müteselsil kefil · kesin süre · infaz
Benzer bu karardaİstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, «teminat mektubu» bedelinin «depo» edilmesine yönelik olarak asıl borçlu şirkete yöneltilen talebin uygun olduğu ancak davalı kefillerin teminat mektubuna dayanak olan 29.11.2007 tarihli «genel kredi sözleşmesine» «kefaletlerinin» bulunmadığı, 04/06/2010 tarihli genel kredi sözleşmesine «kefil» oldukları, anılan sözleşmenin 54. maddesi hükmünün davalı kefillerin sorumluluğuna gidilmesini gerektirmediği, bunun yanında davalıların kefil olarak imza ettikleri sözleşmede kefillerin teminat mektubu bedelinin depo edilmesine yönelik talepten sorumlu olduklarına ilişkin açık bir hüküm de bulunmadığı, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, davacı bankaya müzekkere yazılarak, «temerrüt tarihi» itibariyle ticari kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının ve sözleşmede kararlaştırılan «akdi faizin» bildirilmesinin istenildiği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen herhangi bir faiz oranı bildirmediği, bu nedenle temerrüt tarihinde geçerli olan «avans faizi» oranı üzerinden hesaplama yapıldığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, istinafa başvuran davalıların istinaf başvurusunun ise kab …
… kişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 04/06/2010 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi'nin 1. maddesinde, "...işbu genel kredi ve «teminat» sözleşmesi hükümlerinin bu sözleşmenin imzalandığı tarihten önce ve sonra açılmış ve açılacak her türlü kredi için geçerli olacağının, 13. maddesinde, "Banka bu sözleşmeye dayalı olarak müşteri lehine düzenlenen «teminat mektubu»...nedeniyle Banka'nın da sorumlu olduğu tutarların «depo» edilmesini talep etmeye her zaman ve herhangi bir neden gösterilmeksizin yetkili olacağı"nın, 36.maddesinde, "...«müteselsil kefiller», Banka ile müşteri arasındaki «kredi sözleşmelerinin»/«taahhütnamelerinin», «kefaletin» niteliğine aykırı olmayan maddelerinin tamamının kendileri hakkında da aynen uygulanmasını kabul ile bu maddelerde yer alan hususları aynen taahhüt ettiklerini, bu hükümler uyarınca, davacı bankanın 412.800,00 TL tutarlı teminat mektubu bedelini nezdinde açılacak bir hesaba teminat olarak depo edilmesini davalılardan talep etme hakkına sahip bulunduğu, sözleşme hükümlerine göre, devre «komisyonu alacağı» ile yıllık %76,50 oranında «temerrüt faizi» ve bu faizin %5'i nispetinde BSMV talep edilebileceği, ancak dava tarihinden sonra teminat mektuplarının nakit olarak depo edilmesini ya da tazmin edilmesine kadar geçecek süre içerisinde tahakkuk edecek devre komisyonlarının talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 1.451,20 TL teminat komisyonu asıl alacağı, 342,12 TL işlemiş temerrüt faizi, 17,10 TL BSMV ve 1.474,15 TL noter «masrafı» olmak üzere toplam 3.284,47 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 1.451,20 TL asıl alacağa 17.04.2015 dava tarihinden itibar …
Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanlığı'na verilen meri 14.03.2008 tarihli, 081210000707/6218 nolu «teminat mektubu» bedeli olan 412.800,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen davacı bankada borçlu şirket adına açılan bir hesapta «depo» edilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
A.Ş. bakımından kısmen kabulüyle, 1.451,20 TL «teminat» «komisyonu» asıl alacağı, 69,61 TL «işlemiş faiz», 3,48 TL BSMV ve 1.474,15 TL noter «masrafı» olmak üzere toplam 2.998,44 TL'nin adı geçen davalıdan asıl alacağa dava tarihinden işletilecek olan «avans faizi» ile birlikte tahsiline, «teminat mektubu» bedelinin adı geçen davalı tarafından banka nezdinde açılacak bir hesaba «depo» edilmesine, davalı «kefiller» Hatko Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş, ... ve ... yönünden açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2134 E. 2012/9520 K.
Ortak:ticaret sicili
Benzer bu kararda… e, dava konusu parsellerin davacının da ortağı bulunduğu İştur Ltd.Şti’ne ait olduğu, tanık olarak dinlenen şirketin diğer ortağı ...’in beyanına göre kardeşi ...’e «temlik» edilen Karşıyaka İcra Müdürlüğü dosyasındaki alacağın gerçekte olmadığı, şirketin ve kendisinin mali durumlarını düzeltmek için böyle bir yol seçtiği, takip dosyasında belirtilen adresin fiilen şirketin adresi olmayıp ... tarafından kasıtlı olarak «ticaret sicil» gazetesine bildirildiği, dava konusu taşınmazları 28.03.2005 tarihinde yapılan ihale sonucu «dahili» davalı ...’in satın alıp aynı gün ihale bedelleri üzerinden davalı ...’e tapuda devrettiği, ...’in ödediği ücretlerin ...’e ne şekilde verildiğinin açıklığa kavuşmadığı, dava devam ederken davacı tarafın «teminat» yatıramaması üzerine tedbir kararının kaldırılması sonucu dava konusu taşınmazların ... tarafından dahili davalı ...’a satıldığı, 2 devir arasında bir yıl olmasına rağmen satış bedelleri arasında fahiş fark bulunduğu, dahili davalı ...’ın ekonomik durumunun bu bedelleri karşılayabilecek durumda olmadığı, «cebri icra» ile yapılan satışa karşı «muvazaa» iddiası ileri sürülemeyecek olsa da Karşıyaka İcra Müdürlüğü’nde yapılan takibin «usulsüz tebliğ» neticesinde kesinleştiği, tapunun ... adına «yolsuz tescil» ile geçtiği, davalıların devir ve temliklerde muvazaalı olarak hareket ettikleri gerekçesiyle davanın kabulü ile 215 parseldeki 384/432 payın ve 831 numaralı parseldeki 2180/2289 payın ... adına olan «kaydın» iptali ile İştur Turizm İşl. ve Tic.Ltd.Şti. adına tesciline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yolsuz tescil · usulsüz tebliğ · eksik harcın tamamlattırılması · vazgeçmiş sayılma · harç tamamlama · cebri icra · eksik harç · harcın tamamlanması
Benzer bu kararda… e, dava konusu parsellerin davacının da ortağı bulunduğu İştur Ltd.Şti’ne ait olduğu, tanık olarak dinlenen şirketin diğer ortağı ...’in beyanına göre kardeşi ...’e «temlik» edilen Karşıyaka İcra Müdürlüğü dosyasındaki alacağın gerçekte olmadığı, şirketin ve kendisinin mali durumlarını düzeltmek için böyle bir yol seçtiği, takip dosyasında belirtilen adresin fiilen şirketin adresi olmayıp ... tarafından kasıtlı olarak «ticaret sicil» gazetesine bildirildiği, dava konusu taşınmazları 28.03.2005 tarihinde yapılan ihale sonucu «dahili» davalı ...’in satın alıp aynı gün ihale bedelleri üzerinden davalı ...’e tapuda devrettiği, ...’in ödediği ücretlerin ...’e ne şekilde verildiğinin açıklığa kavuşmadığı, dava devam ederken davacı tarafın «teminat» yatıramaması üzerine tedbir kararının kaldırılması sonucu dava konusu taşınmazların ... tarafından dahili davalı ...’a satıldığı, 2 devir arasında bir yıl olmasına rağmen satış bedelleri arasında fahiş fark bulunduğu, dahili davalı ...’ın ekonomik durumunun bu bedelleri karşılayabilecek durumda olmadığı, «cebri icra» ile yapılan satışa karşı «muvazaa» iddiası ileri sürülemeyecek olsa da Karşıyaka İcra Müdürlüğü’nde yapılan takibin «usulsüz tebliğ» neticesinde kesinleştiği, tapunun ... adına «yolsuz tescil» ile geçtiği, davalıların devir ve temliklerde muvazaalı olarak hareket ettikleri gerekçesiyle davanın kabulü ile 215 parseldeki 384/432 payın ve 831 numaralı parseldeki 2180/2289 payın ... adına olan «kaydın» iptali ile İştur Turizm İşl. ve Tic.Ltd.Şti. adına tesciline karar verilmiştir.
1-Mahkemece verilen karar «dahili» davalı ... tarafından temyiz edilmiş olmasına rağmen temyiz posta gideri ve «eksik harcın tamamlanması» için verilen 7 günlük sürede eksiklik tamamlanmadığından, 06.01.2011 tarihli ek karar ile HUMK’nun 434/3 maddesi uyarınca temyiz isteminden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilmiş ve bu karar dahili davalı ... tarafından temyiz edilmemiştir.
Temyiz isteminde bulunan «dahili» davalı ... tarafından temyiz posta gideri ve «eksik harç tamamlanmasızın» temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9146 E. 2016/3016 K.
Ortak:avans faizi · Alacak
İncelediğiniz karardaA.Ş'ye gönderdiği «ihtarnameyle» sözleşmeyi feshederek ödediği tutarların iadesini talep ettiğini ancak netice alamadığını, ayrıca davalılar hakkında suç duyurusunda da bulunduğunu ancak yapılan soruşturma neticesinde «takipsizlik» kararı verildiğini, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerden, yapılan tüm işlemlerin davalı Aksiyon...A.Ş'nin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığının anlaşıldığını, bu nedenle zikredilen davalının da müvekkillerince yapılan ödemelerin iadesinden sorumlu olduğunu, sözleşmeyle ödemelerin USD üzerinden yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketçe yapılan ödemeler TL bazında yapılmışsa da ödenecek miktarın ödeme günündeki USD kuru baz alınarak yapıldığını, davalıların yapılan ödemelerin dava tarihindeki USD kuru üzerinden belirlenen TL karşılığını müvekkillerine iadesini gerektiğini ileri sürerek 848.865,00 TL'nin ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… a uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin dava tarihi olan 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar ... ve İştur...
… Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak Mahkemece davalıların «temerrüde» düştüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı, bunun yanında mahkemece, davalı Aksiyon...A.Ş. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan reddedilmesinin doğru olmadığı, belirtilen hususun «kamu düzenine» ilişkin olmakla resen gözetildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı Aksiyon...A.Ş hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 USD'nin davalının temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin davalıların temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar ... ve İştur..
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; 8.000,44 TL'nin dava tarihine kadar işlemiş 48.697,69 faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 8.000,44 TL «asıl alacak» yönünden dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanılmasına dair kararın davalı banka vekili ve fer'i müdahil... vekilince temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:asıl alacak
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; 8.000,44 TL'nin dava tarihine kadar işlemiş 48.697,69 faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 8.000,44 TL «asıl alacak» yönünden dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanılmasına dair kararın davalı banka vekili ve fer'i müdahil... vekilince temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7035 E. 2015/13210 K.
Ortak:avans faizi
İncelediğiniz karardaA.Ş'ye gönderdiği «ihtarnameyle» sözleşmeyi feshederek ödediği tutarların iadesini talep ettiğini ancak netice alamadığını, ayrıca davalılar hakkında suç duyurusunda da bulunduğunu ancak yapılan soruşturma neticesinde «takipsizlik» kararı verildiğini, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerden, yapılan tüm işlemlerin davalı Aksiyon...A.Ş'nin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığının anlaşıldığını, bu nedenle zikredilen davalının da müvekkillerince yapılan ödemelerin iadesinden sorumlu olduğunu, sözleşmeyle ödemelerin USD üzerinden yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketçe yapılan ödemeler TL bazında yapılmışsa da ödenecek miktarın ödeme günündeki USD kuru baz alınarak yapıldığını, davalıların yapılan ödemelerin dava tarihindeki USD kuru üzerinden belirlenen TL karşılığını müvekkillerine iadesini gerektiğini ileri sürerek 848.865,00 TL'nin ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… a uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin dava tarihi olan 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar ... ve İştur...
… Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak Mahkemece davalıların «temerrüde» düştüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı, bunun yanında mahkemece, davalı Aksiyon...A.Ş. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan reddedilmesinin doğru olmadığı, belirtilen hususun «kamu düzenine» ilişkin olmakla resen gözetildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı Aksiyon...A.Ş hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 USD'nin davalının temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin davalıların temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar ... ve İştur..
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne 13.697 TL'nin 20.06.2013 tarihinden işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2140 E. 2023/1965 K.
Ortak:dava sebebi · temerrüt
İncelediğiniz kararda… Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak Mahkemece davalıların «temerrüde» düştüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı, bunun yanında mahkemece, davalı Aksiyon...A.Ş. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan reddedilmesinin doğru olmadığı, belirtilen hususun «kamu düzenine» ilişkin olmakla resen gözetildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı Aksiyon...A.Ş hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 USD'nin davalının temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin davalıların temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar ... ve İştur..
Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı Aksiyon...A.Ş. hakkındaki davanın «pasif husumet» nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, hükmedilen tüm tutarlardan davalıların tamamının «müteselsilen sorumlu» tutulması gerektiğini, alacağın tamamına USD cinsinden hükmedilmesi gerekirken büyük bir kısmına TL üzerinden hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın «sebepsiz zenginleşme» hukuki «sebebine» dayandığını, bu nedenle ödeme tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde «ihtarnamenin» tebliğ tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 17.01.2014 tarih, 2013/209 E. ve 2014/9 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki «cari hesap ilişkisinin» 17.03.2011 tarihli sözleşmeye istinaden yürütüldüğü, davacı «defterlerine» göre davacının davalıdan 12.798,38 TL alacaklı olduğu, davalı «cari hesap ekstresine» göre davalının davacıdan 140,05 TL alacaklı olduğu, davalı tarafça davacı tarafa düzenlenmiş olan 12.657,92 TL bedelli 5 adet faturanın davacı taraf «ticari defterlerinde» gözükmediği, söz konusu 5 adet faturanın davacıya tebliğ edildiği hususunun da davalı tarafça ispat edilemediği, icra takibinden önce de davalının «temerrüdünün» oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 12.657,92 TL «asıl alacak» üzerinden iptaline, karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen tarafların incelenen «defterlerine» göre 12.658,33 TL «cari hesap» farkının olduğu, bunun «sebebinin» ise davalı tarafından, davacı tarafa düzenlenen 12.09.2011 tarihli 87989 numaralı aksiyon bedeli açıklamalı 4.425,00 TL'lik «fatura», 08.10.2011 tarihli 89313 numaralı aksiyon bedeli açıklamalı 4.425,00 TL'lik fatura, 13.10.2011 tarihli 89412 numaralı fiyat farkı açıklamalı 234,32 TL'lik fatura, 13.10.2011 tarihli 89413 numaralı fiyat farkı açıklamalı 1.803,60 TL'lik fatura ve 13.10.2011 tarihli 89414 numaralı katılım bedeli açıklamalı 1.770,00 TL'lik toplamda 12.657,92 TL faturanın davacı «ticari defterlerinde kayıtlı» olmamasından kaynaklandığı, faturaların davalı tarafından, davacı tarafa tebliğ edildiğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir belgenin bulunmadığı, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ancak davalı tarafından davacı adına düzenlenen bu faturalardaki katılım bedeli, «hizmet bedeline» ilişkin edimlerin yerine getirildiğine ilişkin davalı tarafından dayanak belgelerin de sunulmadığı, bu haliyle davalı tarafın üzerine düşen ispat yükümlülüğünü yer …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takas defi · ticari defter kaydı · fiyat farkı faturası · cari hesap ekstresi · bilirkişi raporları arasında çelişki · cari hesap ilişkisi · denetime elverişli rapor · hizmet bedeli
Benzer bu karardaMahkemece 17.01.2014 tarih, 2013/209 E. ve 2014/9 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki «cari hesap ilişkisinin» 17.03.2011 tarihli sözleşmeye istinaden yürütüldüğü, davacı «defterlerine» göre davacının davalıdan 12.798,38 TL alacaklı olduğu, davalı «cari hesap ekstresine» göre davalının davacıdan 140,05 TL alacaklı olduğu, davalı tarafça davacı tarafa düzenlenmiş olan 12.657,92 TL bedelli 5 adet faturanın davacı taraf «ticari defterlerinde» gözükmediği, söz konusu 5 adet faturanın davacıya tebliğ edildiği hususunun da davalı tarafça ispat edilemediği, icra takibinden önce de davalının «temerrüdünün» oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 12.657,92 TL «asıl alacak» üzerinden iptaline, karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Hukuk Dairesinin 22.09.2014 tarih, 2014/10250 E. ve 2014/13943 K. sayılı kararıyla «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderilmeden itiraza uğramış olan ilk bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan konusunda uzman bir bilirkişi veya bilirkişi heyetinden önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek ve itirazları da karşılayacak biçimde ayrıntılı ve Yargıtay «denetimine elverişli rapor» alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının «takas defi» olarak ileri sürdüğü davacının «defterlerinde» kayıtlı olmayan katılım bedeli, aksiyon bedeli ve «fiyat farkı faturalarından» dolayı davacıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 11.03.2016 tarih, 2015/35 E. ve 2016/204 K. sayılı kararı ile yaptırılan «bilirkişi incelemesiyle»; taraflar arasında 17.03.2011 tarihli sözleşmeye istinaden ticari ilişki bulunduğu, ticari ilişki kapsamında takip tarihi itibariyle davacının bakiye alacağının bulunduğu, davalının düzenlemiş olduğu toplam bedelleri 2.037,92 TL tutarında olan «fiyat farkı faturalarının» davacı tarafa tebliğ edilmediği ve davacı tarafından da kabul edilmediği, dolayısıyla bu faturaların dikkate alınmaması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6681 E. , 2023/1188 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1412 Esas, 2021/909 Karar
HÜKÜM
Yeniden esas hakkında hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/34 E., 2019/405 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılardan ... ile davalılardan ... arasında akdedilen 21.09.2012 tarihli sözleşmeyle, ...'ın davalı Aksiyon... A.Ş.'de sahibi olduğunu bildirdiği hisselerin %50'sinin 2.200.000,00 USD karşılığında ...'ya devredildiğini, sözleşme gereği 50.000,00 USD'nin peşin olarak davalı ...'a ödendiğini, ayrıca davacı şirketin hesabından davalı İştur....A.Ş.'nin hesabına peyderpey toplam 697.500,00 TL havale gönderildiğini, müvekkilinin şüphelenmesi üzerine yaptığı araştırmada; ...'ın davalı şirketlerde resmi olarak bir ortaklığının ve hissesinin bulunmadığını öğrendiğini, bunun üzerine davalılardan ... ve İştur .... A.Ş'ye gönderdiği ihtarnameyle sözleşmeyi feshederek ödediği tutarların iadesini talep ettiğini ancak netice alamadığını, ayrıca davalılar hakkında suç duyurusunda da bulunduğunu ancak yapılan soruşturma neticesinde takipsizlik kararı verildiğini, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerden, yapılan tüm işlemlerin davalı Aksiyon...A.Ş'nin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığının anlaşıldığını, bu nedenle zikredilen davalının da müvekkillerince yapılan ödemelerin iadesinden sorumlu olduğunu, sözleşmeyle ödemelerin USD üzerinden yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketçe yapılan ödemeler TL bazında yapılmışsa da ödenecek miktarın ödeme günündeki USD kuru baz alınarak yapıldığını, davalıların yapılan ödemelerin dava tarihindeki USD kuru üzerinden belirlenen TL karşılığını müvekkillerine iadesini gerektiğini ileri sürerek 848.865,00 TL'nin ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili ıslah dilekçesinde; müvekkillerince yapılan ödemelerin 441.709,96 USD'ye tekabül ettiğini belirterek 441.709,96 USD'nin ödeme gününe kadar işleyecek en yüksek yabancı para faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki rayici üzerinden davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalılardan ... ve İştur...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'ın Aksiyon A.Ş' nin sahibi olan ... adına sözleşme imzalayan M.Fatih Nas ile yapmış olduğu 20.09.2012 tarihli sözleşmeden ve daha önce aynı taraflar arasında imzalanan 28.12.2011 tarihli hisse satma yetkisi içeren sözleşmeden aldığı yetkiye istinaden davacı ... ile 21.09.2012 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, taraflar arasındaki 21.09.2012 tarihli sözleşmede %50 hissenin 2.200.000 USD bedelle ...'ya devredilmesinin kararlaştırıldığını, 50.000,00 USD'nin sözleşme imzalanırken ...'a ödendiğini, kalan tutarların da USD olarak değişik tarihlerde ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak davacı taraf ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden hisse devri yapılamadığını, davacı tarafça eksik ödeme yapıldığını, İştur A.Ş'ye gönderilen paraların Aksiyon A.Ş'nin sahibi ...'ye ödenmek üzere ...'a verildiğini, ...
tarafından davacı tarafın ödediği paraların ...'ye aktarıldığını, ödeme dekontlarında paranın niçin verildiği belirtilmediğinden müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Diğer davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünden gelen kayıtlara göre, davalı ...'ın davalı Aksiyon... A.Ş'de bir ortaklığının ve hissesinin bulunmadığı, kayden var olmayan hisselerin devri konusunda davacı ... ile davalı ... arasında 21.09.2012 tarihli sözleşmenin akdedildiği, ifa amacıyla davacı ... tarafından davalı ...'a 50.000,00 USD'nin sözleşmenin imzalanması esnasında peşin olarak verildiği, davacı şirketin hesabından davalı İştur...A.Ş'nin hesabına farklı tarihlerde toplam 697.500,00 TL'nin havale edildiği, sözleşme konusu hisse devrinin yapılmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşmenin geçersiz olduğu, davacı tarafın ödediği tutarların iadesini davalılar ...
ve İştur ... A.Ş.'den talep edebileceği, sözleşmede taraf olmayan ve sözleşme uyarınca davacı tarafça herhangi bir ödeme yapılmayan davalı Aksiyon... A.Ş'ne husumet yöneltemeyeceği gerekçesiyle davalı Aksiyon... A.Ş. hakkındaki davanın reddine, davalılar ... ve İştur... A.Ş. hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 USD'nin dava tarihi olan 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin dava tarihi olan 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ...
ve İştur... A.Ş.'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Aksiyon..A.Ş.'ye husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, oysa davalı ...'ın oğlu ve her iki şirketin yetkilisi olan ...'ın 14.08.2013 tarihli emniyetteki ifadesinde aynen "... isimli şahıs, ... isimli şahsı Aksiyon Elektrik Üretim AŞ ye ortak etmek amacıyla bizle tanıştırdı. babam ve ... isimli şahıs ortaklık konusunda anlaşınca, babam ... ve ... arasında bir ortaklık sözleşmesi yapılmış. ... ortak olmak amacıyla taahhüt ettiği sermayeyi başta 89.500,00 TL'yi elden babam ...'a vermiş. Daha sonra 697.500 TL parayı kendine ait Halkbankası Şubesi hesabından bize ait olan İştur Enerji AŞ firmasının Halk Bankası Köroğlu Şubesi hesabına havale etmiştir." bu ifadesinde ...'ın davalı Aksiyon şirketinin hisselerinin devri için sözleşme yapıldığını ve paraların İştur şirketinin hesabına gönderildiğini açıkça kabul ettiğini, davalı ...'ın da kendi ifadesinde her iki şirket için çalıştığını ve miktar konusunda yanılsa da paraları aldığını kabul ederek, bu paraların bir kısmını Aksiyon şirketine verdiğini;
"... isimli şahıstan aldığı paranın 400.000,00 TL'sini yine Aksiyon isimli firmanın yetkilisi ...'ye verdiğinden dolayı parayı geri ödeyemediğini beyan ettiğini, soruşturma dosyasına sunulan 28.12.2011 tarihli diğer iki sözleşmede ise ...'ın Aksiyon..AŞ'nin gayri resmi ortağı olduğu hisselerinin bulunduğu, şirket adına tam yetkili olarak görüşmeler yapmaya, hisse satmaya yetkili kılındığının açıkça yazıldığını ve Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat AŞ kaşesiyle imzalandığını, bu delillere göre davacı ... ile davalı ... arasında yapılan sözleşme Aksiyon AŞ'nin yetkisi, bilgisi ve onayıyla gerçekleştiğini, hatta alınan bir kısım paraların Aksiyon şirketine verildiğini, dolayısıyla davalı Aksiyon A.Ş.'nin de yapılan ödemelerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen tüm miktarlardan davalıların tümünün müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, alacakların tümüne talepleri gibi dolar cinsinden karar verilmesi gerekirken büyük bir kısmına TL cinsinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, sözleşmede tüm ödemelerin ABD doları üzerinden yazıldığını, kalan ödemelerin de sözleşmede yazan döviz vadelerine karşılık yapıldığını, dava konusu EFT'lerin ödeme gününe göre döviz karşılığı TL olarak gönderildiğini, nitekim ek raporda da müvekkilinin alacağının dolar üzerinden hesaplandığını, faiz başlangıcının ödemelerin yapıldığı günden itibaren olması gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, her halükarda davacının davalılara gönderdiği ve tebliğ ettiği Ankara 50.
Noterliğinin 01.04.2014 tarihli ihtarnamesinin tebliğ tarihi olması gerektiğini, ihtarnamenin davalı İştur AŞ ile ...'a 02.04.2013 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak Mahkemece davalıların temerrüde düştüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı, bunun yanında mahkemece, davalı Aksiyon...A.Ş. hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan reddedilmesinin doğru olmadığı, belirtilen hususun kamu düzenine ilişkin olmakla resen gözetildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı Aksiyon...A.Ş hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 USD'nin davalının temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin davalıların temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ...
ve İştur.. AŞ.'den müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı Aksiyon...A.Ş. hakkındaki davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, hükmedilen tüm tutarlardan davalıların tamamının müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, alacağın tamamına USD cinsinden hükmedilmesi gerekirken büyük bir kısmına TL üzerinden hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayandığını, bu nedenle ödeme tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı Aksiyon AŞ.'nin %50 hissesinin devralınması karşılığında davacılar ile davalı ... arasında imzalanan sözleşmeye istinaden davalı ... ile İştur... A.Ş. ödenen hisse devir bedelinin iadesi için Aksiyon A.Ş'.ye husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, ödemelerden anılan şirketin de sorumlu tutulup tutulamayacağı, varsa yapılan ödemelerin döviz cinsinden mi yoksa TL üzerinden mi talep edilebileceği ve faiz başlangıç tarihinin hangi tarih olduğu hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931049900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz