Sözleşme | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9135 E. 2023/655 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminat mektubu komisyonu↗ akdi faiz oranı↗ katılma yoluyla istinaf↗ akdi faiz↗ bsmv↗ 3095 sayılı kanun↗ ticari dava niteliği↗ temerrüt tarihi↗ teminat mektubu↗ depo kararı↗ müteselsil kefil↗ muacceliyet↗ kesin süre↗ istinaf incelemesi↗ kefalet↗ kazanılmış hak↗ olumsuz oy↗ genel kredi sözleşmesi↗ komisyon↗ işlemiş faiz↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ kredi sözleşmesi↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ teminat↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.11.2017 tarih, 2015/948 E. ve 2017/790 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde bir kısım davalılar ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.06.2020 tarih, 2019/227 E. ve 2020/566 K. sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, bir kısım davalıların istinaf başvurunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1- Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2- Dairemizin 26.04.2021 tarih, 2020/6137 E. ve 2021/4046 K., sayılı kararı ile “Bölge Adliye Mahkemesince, esas hakkında yeniden karar verilmiş ise de davalı Aksiyon...A.Ş. hakkında olumlu olumsuz bir hüküm tesis edilmediği, bu durumun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 359 uncu maddesine aykırı olduğu gibi hükmün infazında da tereddüt oluşturabileceği” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile teminat mektubu bedelinin depo edilmesine yönelik olarak asıl borçlu şirkete yöneltilen talebin uygun olduğu ancak davalı kefillerin teminat mektubuna dayanak olan 29.11.2007 tarihli genel kredi sözleşmesine kefaletlerinin bulunmadığı, 04.06.2010 tarihli genel kredi sözleşmesine kefil oldukları, anılan sözleşmenin 54 üncü maddesi hükmünün davalı kefillerin sorumluluğuna gidilmesini gerektirmediği, bunun yanında davalıların kefil olarak imza ettikleri sözleşmede kefillerin teminat mektubu bedelinin depo edilmesine yönelik talepten sorumlu olduklarına ilişkin açık bir hüküm de bulunmadığı, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, davacı bankaya müzekkere yazılarak, temerrüt tarihi itibariyle ticari kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının ve sözleşmede kararlaştırılan akdi faizin bildirilmesinin istenildiği, davacının verilen kesin süreye rağmen herhangi bir faiz oranı bildirmediği, bu nedenle temerrüt tarihinde geçerli olan avans faizi oranı üzerinden hesaplama yapıldığı, uyulan bozma ilamının gereği olarak istinaf yoluna başvurmayan davalı Aksiyon...A.Ş hakkında da hüküm tesis edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, istinafa başvuran davalıların istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davanın asıl borçlu İştur... A.Ş. ve Aksiyon...A.Ş bakımından kısmen kabulüyle 1.451,20 TL teminat komisyonu asıl alacağı, 69,61 TL işlemiş faiz, 3,48 TL Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) ve 1.474,15 TL noter masrafı olmak üzere toplam 2.998,44 TL'nin adı geçen davalılardan asıl alacağa dava tarihinden işletilecek olan avans faizi ile birlikte tahsiline, teminat mektubu bedelinin adı geçen davalılar tarafından banka nezdinde açılacak bir hesaba depo edilmesine, davalı kefiller Hatko Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş, ... ve ... yönünden açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bir kısım davalıların müteselsil kefil olarak imza ettiği 04.06.2010 tarihli GKS’nin 54 üncü maddesiyle, bankanın eski sözleşmelere dayalı olarak açmış olduğu ve ileride açabileceği kredilerin bundan böyle işbu sözleşme hükümlerine tabi olacağının açıkça kararlaştırıldığını, bu nedenle kefil olan davalıların teminat mektubundan sorumlu olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin aksine GKS’de kefillerin teminat mektubu bedelinin depo edilmesinden sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiğini, talep edilen temerrüt faizinin sözleşmeyle kararlaştırıldığını ve taraflar açısından bağlayıcı olduğunu, mahkemenin sözleşme hükmüne rağmen avans faizi uygulamasının yasal bir dayanağı bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davacı bankanın genel kredi sözleşmesinin asıl borçlusu ve kefilleri olan davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, sözleşmeye istinaden verilen teminat mektubu bedelinin depo edilmesinden kefillerin sorumlu olup olmadığı ve uygulanması gereken temerrüt faizi oranının ne olduğu hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 88 ve 120 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 8 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının aşağıda belirtilen hususlar dışında bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçeyle Merkez Bankasınca mevzuat hükümlerine göre belirlenen temerrüt faiz oranları üzerinden karar verilmiş ise de 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2/1 maddesi uyarınca temerrüt faizi sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ticari işlerde temerrüt faiz oranı avans faiz oranına göre belirlenir. Oysa somut olayda, temerrüt faizi taraflar arasında akdedilen GKS’nin 45 inci maddesiyle kararlaştırılmış olup, anılan hükümle, temerrüt faizinin, bankanın mevzuat gereği tespit ettiği ve Merkez Bankası'na bildirdiği kredi faiz oranlarından temerrüt tarihindeki en yüksek kredi faiz oranına bu oranın %50’sinin ilavesiyle belirleneceği düzenleme altına alınmıştır.
3.6102 sayılı Kanun’un 8 inci maddesine göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı serbestçe belirlenebilir. Taraflar arasında akdedilen GKS ticari iş niteliğinde olduğuna göre sözleşmenin temerrüt faizine ilişkin hükmü taraflar bakımından bağlayıcıdır ve uygulanması gereken temerrüt faizinin bu hüküm gözetilerek belirlenmesi gerekir.
4.Bu hale göre, Bölge Adliye Mahkemesince, banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davacı bankanın temerrüt tarihinde aynı tür ticari kredilere fiilen uyguladığı en yüksek akdi faiz oranı belirlenip, bu oran bankanın Merkez Bankası'na bildirdiği faiz oranından düşük ise bu orana aksi halde Merkez Bankası'na bildirilen akdi faiz oranı esas alınarak bu orana %50 fazlası ilave edilmek suretiyle borçlunun sorumlu olduğu temerrüt faizi miktarı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi Ve Depo Edilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6137 E. 2021/4046 K.
Ortak:akdi faiz · temerrüt tarihi · teminat mektubu · depo kararı · müteselsil kefil · kesin süre · kefalet · olumsuz oy
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «teminat mektubu» bedelinin «depo» edilmesine yönelik olarak asıl borçlu şirkete yöneltilen talebin uygun olduğu ancak davalı kefillerin teminat mektubuna dayanak olan 29.11.2007 tarihli «genel kredi sözleşmesine» «kefaletlerinin» bulunmadığı, 04.06.2010 tarihli genel kredi sözleşmesine «kefil» oldukları, anılan sözleşmenin 54 üncü maddesi hükmünün davalı kefillerin sorumluluğuna gidilmesini gerektirmediği, bunun yanında davalıların kefil olarak imza ettikleri sözleşmede kefillerin teminat mektubu bedelinin depo edilmesine yönelik talepten sorumlu olduklarına ilişkin açık bir hüküm de bulunmadığı, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, davacı bankaya müzekkere yazılarak, «temerrüt tarihi» itibariyle ticari kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının ve sözleşmede kararlaştırılan «akdi faizin» bildirilmesinin istenildiği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen herhangi bir faiz oranı bildirmediği, bu nedenle temerrüt tarihinde geçerli olan «avans faizi» oranı üzerinden hesaplama yapıldığı, uyulan bozma ilamının gereği olarak «istinaf yoluna başvurmayan» davalı Aksiyon...A.Ş hakkında da hüküm tesis edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, istinafa başvuran davalıların istinaf baş …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bir kısım davalıların «müteselsil kefil» olarak imza ettiği 04.06.2010 tarihli GKS’nin 54 üncü maddesiyle, bankanın eski sözleşmelere dayalı olarak açmış olduğu ve ileride açabileceği kredilerin bundan böyle işbu sözleşme hükümlerine tabi olacağının açıkça kararlaştırıldığını, bu nedenle kefil olan davalıların «teminat mektubundan» sorumlu olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin aksine GKS’de kefillerin teminat mektubu bedelinin «depo» edilmesinden sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiğini, talep edilen «temerrüt faizinin» sözleşmeyle kararlaştırıldığını ve taraflar açısından bağlayıcı olduğunu, mahkemenin sözleşme hükmüne rağmen «avans faizi» uygulamasının yasal bir dayanağı bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
A.Ş. ve Aksiyon...A.Ş bakımından kısmen kabulüyle 1.451,20 TL «teminat» «komisyonu» asıl alacağı, 69,61 TL «işlemiş faiz», 3,48 TL Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) ve 1.474,15 TL noter «masrafı» olmak üzere toplam 2.998,44 TL'nin adı geçen davalılardan asıl alacağa dava tarihinden işletilecek olan «avans faizi» ile birlikte tahsiline, «teminat mektubu» bedelinin adı geçen davalılar tarafından banka nezdinde açılacak bir hesaba «depo» edilmesine, davalı «kefiller» Hatko Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş, ... ve ... yönünden açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, «teminat mektubu» bedelinin «depo» edilmesine yönelik olarak asıl borçlu şirkete yöneltilen talebin uygun olduğu ancak davalı kefillerin teminat mektubuna dayanak olan 29.11.2007 tarihli «genel kredi sözleşmesine» «kefaletlerinin» bulunmadığı, 04/06/2010 tarihli genel kredi sözleşmesine «kefil» oldukları, anılan sözleşmenin 54. maddesi hükmünün davalı kefillerin sorumluluğuna gidilmesini gerektirmediği, bunun yanında davalıların kefil olarak imza ettikleri sözleşmede kefillerin teminat mektubu bedelinin depo edilmesine yönelik talepten sorumlu olduklarına ilişkin açık bir hüküm de bulunmadığı, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, davacı bankaya müzekkere yazılarak, «temerrüt tarihi» itibariyle ticari kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının ve sözleşmede kararlaştırılan «akdi faizin» bildirilmesinin istenildiği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen herhangi bir faiz oranı bildirmediği, bu nedenle temerrüt tarihinde geçerli olan «avans faizi» oranı üzerinden hesaplama yapıldığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, istinafa başvuran davalıların istinaf başvurusunun ise kab …
… kişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 04/06/2010 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi'nin 1. maddesinde, "...işbu genel kredi ve «teminat» sözleşmesi hükümlerinin bu sözleşmenin imzalandığı tarihten önce ve sonra açılmış ve açılacak her türlü kredi için geçerli olacağının, 13. maddesinde, "Banka bu sözleşmeye dayalı olarak müşteri lehine düzenlenen «teminat mektubu»...nedeniyle Banka'nın da sorumlu olduğu tutarların «depo» edilmesini talep etmeye her zaman ve herhangi bir neden gösterilmeksizin yetkili olacağı"nın, 36.maddesinde, "...«müteselsil kefiller», Banka ile müşteri arasındaki «kredi sözleşmelerinin»/«taahhütnamelerinin», «kefaletin» niteliğine aykırı olmayan maddelerinin tamamının kendileri hakkında da aynen uygulanmasını kabul ile bu maddelerde yer alan hususları aynen taahhüt ettiklerini, bu hükümler uyarınca, davacı bankanın 412.800,00 TL tutarlı teminat mektubu bedelini nezdinde açılacak bir hesaba teminat olarak depo edilmesini davalılardan talep etme hakkına sahip bulunduğu, sözleşme hükümlerine göre, devre «komisyonu alacağı» ile yıllık %76,50 oranında «temerrüt faizi» ve bu faizin %5'i nispetinde BSMV talep edilebileceği, ancak dava tarihinden sonra teminat mektuplarının nakit olarak depo edilmesini ya da tazmin edilmesine kadar geçecek süre içerisinde tahakkuk edecek devre komisyonlarının talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 1.451,20 TL teminat komisyonu asıl alacağı, 342,12 TL işlemiş temerrüt faizi, 17,10 TL BSMV ve 1.474,15 TL noter «masrafı» olmak üzere toplam 3.284,47 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 1.451,20 TL asıl alacağa 17.04.2015 dava tarihinden itibar …
Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanlığı'na verilen meri 14.03.2008 tarihli, 081210000707/6218 nolu «teminat mektubu» bedeli olan 412.800,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen davacı bankada borçlu şirket adına açılan bir hesapta «depo» edilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon alacağı · infaz · taahhütname · taşıyan
Benzer bu kararda… kişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 04/06/2010 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi'nin 1. maddesinde, "...işbu genel kredi ve «teminat» sözleşmesi hükümlerinin bu sözleşmenin imzalandığı tarihten önce ve sonra açılmış ve açılacak her türlü kredi için geçerli olacağının, 13. maddesinde, "Banka bu sözleşmeye dayalı olarak müşteri lehine düzenlenen «teminat mektubu»...nedeniyle Banka'nın da sorumlu olduğu tutarların «depo» edilmesini talep etmeye her zaman ve herhangi bir neden gösterilmeksizin yetkili olacağı"nın, 36.maddesinde, "...«müteselsil kefiller», Banka ile müşteri arasındaki «kredi sözleşmelerinin»/«taahhütnamelerinin», «kefaletin» niteliğine aykırı olmayan maddelerinin tamamının kendileri hakkında da aynen uygulanmasını kabul ile bu maddelerde yer alan hususları aynen taahhüt ettiklerini, bu hükümler uyarınca, davacı bankanın 412.800,00 TL tutarlı teminat mektubu bedelini nezdinde açılacak bir hesaba teminat olarak depo edilmesini davalılardan talep etme hakkına sahip bulunduğu, sözleşme hükümlerine göre, devre «komisyonu alacağı» ile yıllık %76,50 oranında «temerrüt faizi» ve bu faizin %5'i nispetinde BSMV talep edilebileceği, ancak dava tarihinden sonra teminat mektuplarının nakit olarak depo edilmesini ya da tazmin edilmesine kadar geçecek süre içerisinde tahakkuk edecek devre komisyonlarının talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 1.451,20 TL teminat komisyonu asıl alacağı, 342,12 TL işlemiş temerrüt faizi, 17,10 TL BSMV ve 1.474,15 TL noter «masrafı» olmak üzere toplam 3.284,47 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 1.451,20 TL asıl alacağa 17.04.2015 dava tarihinden itibar …
Bölge adliye mahkemesince anılan Yasa hükmüne göre esas hakkında yeniden verilen hükmün ise aynı Kanunun “Karar ve tebliği” başlığını «taşıyan» 359. maddesi hükmünde yer alan tüm unsurları taşıması gerektiği aşikar olup, anılan maddenin 2. fıkrası; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tek …
Somut olayda objektif dava birleşmesi olsa da kurulacak müteselsilen tahsil hükmünün «infaz» aşamasında dikkate alınacağı tabidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6681 E. 2023/1188 K.
Ortak:temerrüt faizi · avans faizi · temerrüt · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «teminat mektubu» bedelinin «depo» edilmesine yönelik olarak asıl borçlu şirkete yöneltilen talebin uygun olduğu ancak davalı kefillerin teminat mektubuna dayanak olan 29.11.2007 tarihli «genel kredi sözleşmesine» «kefaletlerinin» bulunmadığı, 04.06.2010 tarihli genel kredi sözleşmesine «kefil» oldukları, anılan sözleşmenin 54 üncü maddesi hükmünün davalı kefillerin sorumluluğuna gidilmesini gerektirmediği, bunun yanında davalıların kefil olarak imza ettikleri sözleşmede kefillerin teminat mektubu bedelinin depo edilmesine yönelik talepten sorumlu olduklarına ilişkin açık bir hüküm de bulunmadığı, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, davacı bankaya müzekkere yazılarak, «temerrüt tarihi» itibariyle ticari kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının ve sözleşmede kararlaştırılan «akdi faizin» bildirilmesinin istenildiği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen herhangi bir faiz oranı bildirmediği, bu nedenle temerrüt tarihinde geçerli olan «avans faizi» oranı üzerinden hesaplama yapıldığı, uyulan bozma ilamının gereği olarak «istinaf yoluna başvurmayan» davalı Aksiyon...A.Ş hakkında da hüküm tesis edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, istinafa başvuran davalıların istinaf baş …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bir kısım davalıların «müteselsil kefil» olarak imza ettiği 04.06.2010 tarihli GKS’nin 54 üncü maddesiyle, bankanın eski sözleşmelere dayalı olarak açmış olduğu ve ileride açabileceği kredilerin bundan böyle işbu sözleşme hükümlerine tabi olacağının açıkça kararlaştırıldığını, bu nedenle kefil olan davalıların «teminat mektubundan» sorumlu olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin aksine GKS’de kefillerin teminat mektubu bedelinin «depo» edilmesinden sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiğini, talep edilen «temerrüt faizinin» sözleşmeyle kararlaştırıldığını ve taraflar açısından bağlayıcı olduğunu, mahkemenin sözleşme hükmüne rağmen «avans faizi» uygulamasının yasal bir dayanağı bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçeyle Merkez Bankasınca mevzuat hükümlerine göre belirlenen «temerrüt faiz» oranları üzerinden karar verilmiş ise de 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2/1 maddesi uyarınca temerrüt faizi sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ticari işlerde temerrüt faiz oranı «avans faiz» oranına göre belirlenir.
Benzer bu kararda… Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak Mahkemece davalıların «temerrüde» düştüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı, bunun yanında mahkemece, davalı Aksiyon...A.Ş. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan reddedilmesinin doğru olmadığı, belirtilen hususun «kamu düzenine» ilişkin olmakla resen gözetildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı Aksiyon...A.Ş hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 USD'nin davalının temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin davalıların temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar ... ve İştur..
A.Ş'ye gönderdiği «ihtarnameyle» sözleşmeyi feshederek ödediği tutarların iadesini talep ettiğini ancak netice alamadığını, ayrıca davalılar hakkında suç duyurusunda da bulunduğunu ancak yapılan soruşturma neticesinde «takipsizlik» kararı verildiğini, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerden, yapılan tüm işlemlerin davalı Aksiyon...A.Ş'nin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığının anlaşıldığını, bu nedenle zikredilen davalının da müvekkillerince yapılan ödemelerin iadesinden sorumlu olduğunu, sözleşmeyle ödemelerin USD üzerinden yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketçe yapılan ödemeler TL bazında yapılmışsa da ödenecek miktarın ödeme günündeki USD kuru baz alınarak yapıldığını, davalıların yapılan ödemelerin dava tarihindeki USD kuru üzerinden belirlenen TL karşılığını müvekkillerine iadesini gerektiğini ileri sürerek 848.865,00 TL'nin ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… a uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin dava tarihi olan 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar ... ve İştur...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:faiz başlangıç tarihi · tebliğ tarihi · takipsizlik kararı · ortaklık sözleşmesi · bedel iadesi · müteselsil sorumluluk · pasif husumet yokluğu · hisse devri
Benzer bu karardaA.Ş. ödenen hisse devir «bedelinin iadesi» için Aksiyon A.Ş'.ye «husumet» yöneltilip yöneltilemeyeceği, ödemelerden anılan şirketin de sorumlu tutulup tutulamayacağı, varsa yapılan ödemelerin döviz cinsinden mi yoksa TL üzerinden mi talep edilebileceği ve «faiz başlangıç tarihinin» hangi tarih olduğu hususlarında toplanmaktadır.
A.Ş'ye gönderdiği «ihtarnameyle» sözleşmeyi feshederek ödediği tutarların iadesini talep ettiğini ancak netice alamadığını, ayrıca davalılar hakkında suç duyurusunda da bulunduğunu ancak yapılan soruşturma neticesinde «takipsizlik» kararı verildiğini, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerden, yapılan tüm işlemlerin davalı Aksiyon...A.Ş'nin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığının anlaşıldığını, bu nedenle zikredilen davalının da müvekkillerince yapılan ödemelerin iadesinden sorumlu olduğunu, sözleşmeyle ödemelerin USD üzerinden yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketçe yapılan ödemeler TL bazında yapılmışsa da ödenecek miktarın ödeme günündeki USD kuru baz alınarak yapıldığını, davalıların yapılan ödemelerin dava tarihindeki USD kuru üzerinden belirlenen TL karşılığını müvekkillerine iadesini gerektiğini ileri sürerek 848.865,00 TL'nin ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… n ...'a ödendiğini, kalan tutarların da USD olarak değişik tarihlerde ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak davacı taraf ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden «hisse devri» yapılamadığını, davacı tarafça eksik ödeme yapıldığını, İştur A.Ş'ye gönderilen paraların Aksiyon A.Ş'nin sahibi ...'ye ödenmek üzere ...'a verildiğini, ... tarafı …
… ortaklığının ve hissesinin bulunmadığı, kayden var olmayan hisselerin devri konusunda davacı ... ile davalı ... arasında 21.09.2012 tarihli sözleşmenin akdedildiği, «ifa» amacıyla davacı ... tarafından davalı ...'a 50.000,00 USD'nin sözleşmenin imzalanması esnasında peşin olarak verildiği, davacı şirketin hesabından davalı İştur...A.Ş'nin hesabına farklı tarihlerde toplam 697.500,00 TL'nin «havale» edildiği, sözleşme konusu «hisse devrinin» yapılmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşmenin «geçersiz» olduğu, davacı tarafın ödediği tutarların iadesini davalılar ... ve İştur ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2990 E. 2023/2523 K.
Ortak:teminat mektubu · müteselsil kefil · kefalet · kazanılmış hak · genel kredi sözleşmesi · kefil · ihtar · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «teminat mektubu» bedelinin «depo» edilmesine yönelik olarak asıl borçlu şirkete yöneltilen talebin uygun olduğu ancak davalı kefillerin teminat mektubuna dayanak olan 29.11.2007 tarihli «genel kredi sözleşmesine» «kefaletlerinin» bulunmadığı, 04.06.2010 tarihli genel kredi sözleşmesine «kefil» oldukları, anılan sözleşmenin 54 üncü maddesi hükmünün davalı kefillerin sorumluluğuna gidilmesini gerektirmediği, bunun yanında davalıların kefil olarak imza ettikleri sözleşmede kefillerin teminat mektubu bedelinin depo edilmesine yönelik talepten sorumlu olduklarına ilişkin açık bir hüküm de bulunmadığı, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, davacı bankaya müzekkere yazılarak, «temerrüt tarihi» itibariyle ticari kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının ve sözleşmede kararlaştırılan «akdi faizin» bildirilmesinin istenildiği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen herhangi bir faiz oranı bildirmediği, bu nedenle temerrüt tarihinde geçerli olan «avans faizi» oranı üzerinden hesaplama yapıldığı, uyulan bozma ilamının gereği olarak «istinaf yoluna başvurmayan» davalı Aksiyon...A.Ş hakkında da hüküm tesis edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, istinafa başvuran davalıların istinaf baş …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bir kısım davalıların «müteselsil kefil» olarak imza ettiği 04.06.2010 tarihli GKS’nin 54 üncü maddesiyle, bankanın eski sözleşmelere dayalı olarak açmış olduğu ve ileride açabileceği kredilerin bundan böyle işbu sözleşme hükümlerine tabi olacağının açıkça kararlaştırıldığını, bu nedenle kefil olan davalıların «teminat mektubundan» sorumlu olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin aksine GKS’de kefillerin teminat mektubu bedelinin «depo» edilmesinden sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiğini, talep edilen «temerrüt faizinin» sözleşmeyle kararlaştırıldığını ve taraflar açısından bağlayıcı olduğunu, mahkemenin sözleşme hükmüne rağmen «avans faizi» uygulamasının yasal bir dayanağı bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davacı bankanın «genel kredi sözleşmesinin» asıl borçlusu ve kefilleri olan davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, sözleşmeye istinaden verilen «teminat mektubu» bedelinin «depo» edilmesinden kefillerin sorumlu olup olmadığı ve uygulanması gereken «temerrüt faizi» oranının ne olduğu hususlarında toplanmaktadır.
Benzer bu kararda… h, 2017/1078 E. ve 2019/72 K. sayılı kararıyla; davacı bankayla dava dışı Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş. arasında 25.05.2010 tarihinde 500.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesi» imzalandığı, davalıların da kabulünde olduğu üzere söz konusu sözleşmeyi dava dışı Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş.'nin 28.11.2007 tarihinde 492.160,00 TL tutarlı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na verilen «kesin» «teminat mektubu» için «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, dava dışı şirketin davalıların şirket hisselerini devrettikleri tarihinden önce sözleşme kapsamında 492.160,00 TL bedelli teminat mektubu verildiği, davalıların «ihtarın» çekildiği tarih ve takip tarihi itibariyle herhangi bir geri ödemenin mevcut olmadığı, kredi kullandırılarak «kefalet» sorumluluğu başlamasından sonra kefillikten dönülemeyeceği gerekçesiyle davalıların istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılm …
Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların «teminat mektubunun» dayanağı olan 28.11.2007 tarihli «genel kredi sözleşmesi» kapsamında herhangi bir «kefaletlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaya yönelik davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak, asıl ve …
Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 20008 yılında düzenlenen «teminat mektubu» riskine karşılık davalılar tarafından 2010 yılında imzalanan «kredi sözleşmesi» ile «kefalet» verildiğini, kefaletlerinin geçerli ve süresiz olduğunu, davalılarının mevcut teminat mektubu riskine «kefil» olduğunu, 2010 tarihli sözleşmenin imzalandığı tarihte de teminat mektubunun mer'i olduğunu, yeni sözleşmelerin kurulmasının süresiz kefaletleri sona erdirmediğini …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubunun nakde çevrilmesi · kefalet sözleşmesi · icra takibine itiraz
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalıların «teminat mektubunun nakde çevrilmesi» nedeniyle sorumlu olup olmadığı, teminat mektubunun riskine karşılık «kefil» oldukları «kredi sözleşmesinin» bulunup bulunmadığı, «icra takibine itirazın» iptalinin gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.03.2017 tarih, 2014/1457 E. ve 2017/153 K. sayılı kararıyla;davacı banka tarafından taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle verilen «teminat mektubunun nakde çevrildiği», davalıların sözleşmede «kefil» sıfatıyla yer aldıkları ve sözleşme çerçevesinde söz konusu borçtan dolayı sorumlu oldukları gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizin 22.12.2021 tarih, 2021/3031 E ve 2021/7312 K. sayılı kararıyla davacı bankanın nakde çevrilmesi nedeniyle tahsilini talep ettiği «teminat mektubu» 28.11.2007 tarihli olup banka ile asıl borçlu arasında yapılan 28.11.2007 tarihli sözleşme gereğince düzenlendiği, bu sözleşmede davalıların «kefaletinin» bulunmadığı, mahkemece tarafların tüm beyanları, sözleşme hükümleri ve teminat mektubunun hangi sözleşme nedeniyle verildiği hususları incelenerek bir karar verilmesi gerekirken bu yönde hiç bir inceleme yapmaksızın teminat mektubunun «kefalet sözleşmesi» nedeniyle verildiğinin kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3031 E. 2021/7312 K.
Ortak:teminat mektubu · müteselsil kefil · kefalet · genel kredi sözleşmesi · işlemiş faiz · kefil · temerrüt faizi · ihtar
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «teminat mektubu» bedelinin «depo» edilmesine yönelik olarak asıl borçlu şirkete yöneltilen talebin uygun olduğu ancak davalı kefillerin teminat mektubuna dayanak olan 29.11.2007 tarihli «genel kredi sözleşmesine» «kefaletlerinin» bulunmadığı, 04.06.2010 tarihli genel kredi sözleşmesine «kefil» oldukları, anılan sözleşmenin 54 üncü maddesi hükmünün davalı kefillerin sorumluluğuna gidilmesini gerektirmediği, bunun yanında davalıların kefil olarak imza ettikleri sözleşmede kefillerin teminat mektubu bedelinin depo edilmesine yönelik talepten sorumlu olduklarına ilişkin açık bir hüküm de bulunmadığı, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, davacı bankaya müzekkere yazılarak, «temerrüt tarihi» itibariyle ticari kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının ve sözleşmede kararlaştırılan «akdi faizin» bildirilmesinin istenildiği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen herhangi bir faiz oranı bildirmediği, bu nedenle temerrüt tarihinde geçerli olan «avans faizi» oranı üzerinden hesaplama yapıldığı, uyulan bozma ilamının gereği olarak «istinaf yoluna başvurmayan» davalı Aksiyon...A.Ş hakkında da hüküm tesis edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, istinafa başvuran davalıların istinaf baş …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bir kısım davalıların «müteselsil kefil» olarak imza ettiği 04.06.2010 tarihli GKS’nin 54 üncü maddesiyle, bankanın eski sözleşmelere dayalı olarak açmış olduğu ve ileride açabileceği kredilerin bundan böyle işbu sözleşme hükümlerine tabi olacağının açıkça kararlaştırıldığını, bu nedenle kefil olan davalıların «teminat mektubundan» sorumlu olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin aksine GKS’de kefillerin teminat mektubu bedelinin «depo» edilmesinden sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiğini, talep edilen «temerrüt faizinin» sözleşmeyle kararlaştırıldığını ve taraflar açısından bağlayıcı olduğunu, mahkemenin sözleşme hükmüne rağmen «avans faizi» uygulamasının yasal bir dayanağı bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
A.Ş. ve Aksiyon...A.Ş bakımından kısmen kabulüyle 1.451,20 TL «teminat» «komisyonu» asıl alacağı, 69,61 TL «işlemiş faiz», 3,48 TL Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) ve 1.474,15 TL noter «masrafı» olmak üzere toplam 2.998,44 TL'nin adı geçen davalılardan asıl alacağa dava tarihinden işletilecek olan «avans faizi» ile birlikte tahsiline, «teminat mektubu» bedelinin adı geçen davalılar tarafından banka nezdinde açılacak bir hesaba «depo» edilmesine, davalı «kefiller» Hatko Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş, ... ve ... yönünden açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş’nin ise 497.133,89 TL «asıl alacak», 13.222,10 TL «işlemiş faiz», 661,10-TL BSMV, 2.117,98 TL «masraf» olmak üzere toplam 513.135,07 TL miktarında borçlu olduğu, davacı bankayla dava dışı Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş arasında 25/05/2010 tarihinde 500.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesi» imzalandığı, davalıların da kabulünde olduğu üzere söz konusu sözleşmeyi dava dışı Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş'nin 28/11/2007 tarihinde 492.160,00 TL tutarlı EPDK'ya verilen «kesin» «teminat mektubu» için «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, dava dışı şirketin davalıların şirket hisselerini devrettikleri tarihinden önce yani 28/11/2007 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında 492.160,00 TL bedelli teminat mektubu verildiği, davalıların «ihtarın» çekildiği tarih ve takip tarihi itibariyle herhangi bir geri ödemenin mevcut olmadığı, kredi kullandırılarak «kefalet» sorumluluğu başlamasından sonra kefillikten dönülemeyeceği, Türk Borçlar Kanunu'nun 599. maddesi gereğince kefaletten dönmeye ilişkin koşulların oluşmadığı, gerekç …
Asıl ve birleşen davada davalılar 25.05.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinde» «müşterek borçlu müteselsil kefil» olup diğer sözleşmelerde «kefaletleri» bulunmamaktadır.
Asıl davada davalılar davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında yeni bir «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını, bu nedenle sorumluluklarının kalmadığını, birleşen dava davalısı ise asıl borçlu şirkette hisse değişikliği olduğu, bu hisse devrinden önceki sözleşme ve «kefaletlerden» dolayı şirketin sorumluluğunun olmadığını belirtmekle birlikte «teminat mektubunun» 2007 yılında verildiğini, ancak bankanın 2010 tarihli genel kredi sözleşmesine dayanarak alacak talebinde bulunduğunu beyan etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubunun nakde çevrilmesi · kefalet sözleşmesi · müşterek borçlu müteselsil kefil · taahhütname · asıl alacak
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı banka tarafından taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle verilen «teminat mektubunun nakde çevrildiği», davalıların sözleşmede «kefil» sıfatıyla yer aldıkları ve sözleşme çerçevesinde söz konusu borçtan dolayı sorumlu oldukları gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş …
Bölge Adliye Mahkemesince, dava dışı şirketin hesabına fiilen tatbik edilen %24,24 oranının «temerrüt faiz» oranının tespitine esas alınarak temerrüt faizinin %50 fazlasının %36,36 olduğu, bu oranlar üzerinden yapılan hesaplamaya göre takip tarihi itibariyle davalılar ..., ... ve ...Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş’nin 497.133,89 TL «asıl alacak», 12.887,35 TL «işlemiş faiz», 644,36-TL BSMV, 2.117,98 TL «masraf» olmak üzere toplam 512.783,58 TL, davalı İştur Enerji Elektrik Üretim ve İnş.
A.Ş’nin ise 497.133,89 TL «asıl alacak», 13.222,10 TL «işlemiş faiz», 661,10-TL BSMV, 2.117,98 TL «masraf» olmak üzere toplam 513.135,07 TL miktarında borçlu olduğu, davacı bankayla dava dışı Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş arasında 25/05/2010 tarihinde 500.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesi» imzalandığı, davalıların da kabulünde olduğu üzere söz konusu sözleşmeyi dava dışı Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş'nin 28/11/2007 tarihinde 492.160,00 TL tutarlı EPDK'ya verilen «kesin» «teminat mektubu» için «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, dava dışı şirketin davalıların şirket hisselerini devrettikleri tarihinden önce yani 28/11/2007 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında 492.160,00 TL bedelli teminat mektubu verildiği, davalıların «ihtarın» çekildiği tarih ve takip tarihi itibariyle herhangi bir geri ödemenin mevcut olmadığı, kredi kullandırılarak «kefalet» sorumluluğu başlamasından sonra kefillikten dönülemeyeceği, Türk Borçlar Kanunu'nun 599. maddesi gereğince kefaletten dönmeye ilişkin koşulların oluşmadığı, gerekç …
Asıl ve birleşen davada davalılar 25.05.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinde» «müşterek borçlu müteselsil kefil» olup diğer sözleşmelerde «kefaletleri» bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2819 E. 2018/5204 K.
Ortak:kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «teminat mektubu» bedelinin «depo» edilmesine yönelik olarak asıl borçlu şirkete yöneltilen talebin uygun olduğu ancak davalı kefillerin teminat mektubuna dayanak olan 29.11.2007 tarihli «genel kredi sözleşmesine» «kefaletlerinin» bulunmadığı, 04.06.2010 tarihli genel kredi sözleşmesine «kefil» oldukları, anılan sözleşmenin 54 üncü maddesi hükmünün davalı kefillerin sorumluluğuna gidilmesini gerektirmediği, bunun yanında davalıların kefil olarak imza ettikleri sözleşmede kefillerin teminat mektubu bedelinin depo edilmesine yönelik talepten sorumlu olduklarına ilişkin açık bir hüküm de bulunmadığı, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, davacı bankaya müzekkere yazılarak, «temerrüt tarihi» itibariyle ticari kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının ve sözleşmede kararlaştırılan «akdi faizin» bildirilmesinin istenildiği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen herhangi bir faiz oranı bildirmediği, bu nedenle temerrüt tarihinde geçerli olan «avans faizi» oranı üzerinden hesaplama yapıldığı, uyulan bozma ilamının gereği olarak «istinaf yoluna başvurmayan» davalı Aksiyon...A.Ş hakkında da hüküm tesis edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, istinafa başvuran davalıların istinaf baş …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davacı bankanın «genel kredi sözleşmesinin» asıl borçlusu ve kefilleri olan davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, sözleşmeye istinaden verilen «teminat mektubu» bedelinin «depo» edilmesinden kefillerin sorumlu olup olmadığı ve uygulanması gereken «temerrüt faizi» oranının ne olduğu hususlarında toplanmaktadır.
A.Ş. ve Aksiyon...A.Ş bakımından kısmen kabulüyle 1.451,20 TL «teminat» «komisyonu» asıl alacağı, 69,61 TL «işlemiş faiz», 3,48 TL Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) ve 1.474,15 TL noter «masrafı» olmak üzere toplam 2.998,44 TL'nin adı geçen davalılardan asıl alacağa dava tarihinden işletilecek olan «avans faizi» ile birlikte tahsiline, «teminat mektubu» bedelinin adı geçen davalılar tarafından banka nezdinde açılacak bir hesaba «depo» edilmesine, davalı «kefiller» Hatko Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş, ... ve ... yönünden açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, borçluların ilk sözleşmede «kefil» olduğu, ikinci sözleşme ile kullandırılan kredi borcu için kefilliklerinin bulunmadığı ve kefil olduğu «kredi sözleşmesi» ile kullandırılan kredi borcunun ödendiği ve bu suretle «kefalet» borcunun sonra erdiği, keza 6102 sayılı ...
Mahkemece, banka ile dava dışı asıl borçlu arasında «cari hesap ilişkisi» olduğu, bu nedenle GKS ödemeyle borcun sıfırlanması, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça «çerçeve sözleşme» niteliğindeki GKS'ni ve bu sözleşmedeki «kefilin» sorumluluğunu sona erdirmeyeceği ve kefil olan borçluların kefilliklerini geri aldıklarını ispat edemedikleri, sözleşmede «kefaletin» ... yıl olduğu anlaşılmakla «ihtiyati haciz» kararına itiraz nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna varılarak itirazın reddine kararı verilmiştir.
Ancak, «kredi sözleşmesinden» sonra bankaca ....07.2012 tarihinde ....500.000,00 TL bedelli ikinci bir «genel kredi sözleşmesi» düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap ilişkisi · çerçeve sözleşme · ihtiyati hacze itiraz · cari hesap · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, banka ile dava dışı asıl borçlu arasında «cari hesap ilişkisi» olduğu, bu nedenle GKS ödemeyle borcun sıfırlanması, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça «çerçeve sözleşme» niteliğindeki GKS'ni ve bu sözleşmedeki «kefilin» sorumluluğunu sona erdirmeyeceği ve kefil olan borçluların kefilliklerini geri aldıklarını ispat edemedikleri, sözleşmede «kefaletin» ... yıl olduğu anlaşılmakla «ihtiyati haciz» kararına itiraz nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna varılarak itirazın reddine kararı verilmiştir.
89 vd. maddelerine uygun bir cari hesabın varlığına ilişkin delil sunulmaması karşısında «ihtiyati hacze itirazın» kabulü ile «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Gerek borçluların itirazı, gerekse de alacaklı bankanın kabulüne göre, borçluların «kefil» olduğu sözleşme nedeniyle verilen kredi borcu kapatılmış olup, «ihtiyati hacizde» istenilen miktar ise ikinci «kredi sözleşmesi» ile kullandırılan kredi miktarı kadardır.
Kararı «ihtiyati hacze itiraz» edenler vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/9135 E. , 2023/655 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı İştur Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş. arasında 04.06.2010 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi (GKS) imzalandığını ve diğer davalıların da bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, bu sözleşme gereğince asıl borçlu lehine 14.03.2008 tarihli ve 412.800,00 TL bedelli teminat mektubu verildiğini, teminat mektubunun halen meri olduğunu, davalı borçlunun sair kredilerden kaynaklanan borçlarını ve teminat mektubu komisyon ücretlerini ödememesi üzerine kredi hesabının kat edildiğini ve davalılara gönderilen ihbarnameyle, komisyon ücretlerinin ödenmesinin ve teminat mektubu bedelinin depo edilmesinin istenildiğini, davalıların bu ihtara rağmen ödeme yapmadıklarını ileri sürerek dava tarihi itibariyle ödenmeyen devre komisyonlarından ve masraflardan oluşan 3.284,47 TL muaccel alacağın asıl alacağa dava tarihinden itibaren işletilecek 76,50 temerrüt faizi ile davalılardan tahsiline, teminat mektuplarının tazmin edilmesine kadar geçecek süre içerisinde sözleşme hükümleri çerçevesinde her üç ayda bir tahakkuk edecek olan devre komisyonlarının tespit edilerek davalılardan tahsiline ve teminat mektubu bedeli olan 412.800,00 TL'nin banka nezdinde açılacak bir hesaba depo edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar İştur Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş., ... ve ... vekilleri cevap dilekçesinde; teminat mektubunun banka ile kredi borçlusu şirket arasında 2007 yılında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden verildiğini, bu sözleşmelere kefâlet vermediklerinden sorumluluklarının bulunmadığını ve davacı banka tarafından talep edilen temerrüt faizinin fahiş ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Hatko Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını ve talep edilen temerrüt faizinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalı Aksiyon Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş., cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.11.2017 tarih, 2015/948 E. ve 2017/790 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde bir kısım davalılar ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.06.2020 tarih, 2019/227 E. ve 2020/566 K. sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, bir kısım davalıların istinaf başvurunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1- Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2- Dairemizin 26.04.2021 tarih, 2020/6137 E. ve 2021/4046 K., sayılı kararı ile “Bölge Adliye Mahkemesince, esas hakkında yeniden karar verilmiş ise de davalı Aksiyon...A.Ş. hakkında olumlu olumsuz bir hüküm tesis edilmediği, bu durumun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 359 uncu maddesine aykırı olduğu gibi hükmün infazında da tereddüt oluşturabileceği” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile teminat mektubu bedelinin depo edilmesine yönelik olarak asıl borçlu şirkete yöneltilen talebin uygun olduğu ancak davalı kefillerin teminat mektubuna dayanak olan 29.11.2007 tarihli genel kredi sözleşmesine kefaletlerinin bulunmadığı, 04.06.2010 tarihli genel kredi sözleşmesine kefil oldukları, anılan sözleşmenin 54 üncü maddesi hükmünün davalı kefillerin sorumluluğuna gidilmesini gerektirmediği, bunun yanında davalıların kefil olarak imza ettikleri sözleşmede kefillerin teminat mektubu bedelinin depo edilmesine yönelik talepten sorumlu olduklarına ilişkin açık bir hüküm de bulunmadığı, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceği, davacı bankaya müzekkere yazılarak, temerrüt tarihi itibariyle ticari kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının ve sözleşmede kararlaştırılan akdi faizin bildirilmesinin istenildiği, davacının verilen kesin süreye rağmen herhangi bir faiz oranı bildirmediği, bu nedenle temerrüt tarihinde geçerli olan avans faizi oranı üzerinden hesaplama yapıldığı, uyulan bozma ilamının gereği olarak istinaf yoluna başvurmayan davalı Aksiyon...A.Ş hakkında da hüküm tesis edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, istinafa başvuran davalıların istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davanın asıl borçlu İştur...
A.Ş. ve Aksiyon...A.Ş bakımından kısmen kabulüyle 1.451,20 TL teminat komisyonu asıl alacağı, 69,61 TL işlemiş faiz, 3,48 TL Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) ve 1.474,15 TL noter masrafı olmak üzere toplam 2.998,44 TL'nin adı geçen davalılardan asıl alacağa dava tarihinden işletilecek olan avans faizi ile birlikte tahsiline, teminat mektubu bedelinin adı geçen davalılar tarafından banka nezdinde açılacak bir hesaba depo edilmesine, davalı kefiller Hatko Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş, ... ve ... yönünden açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bir kısım davalıların müteselsil kefil olarak imza ettiği 04.06.2010 tarihli GKS’nin 54 üncü maddesiyle, bankanın eski sözleşmelere dayalı olarak açmış olduğu ve ileride açabileceği kredilerin bundan böyle işbu sözleşme hükümlerine tabi olacağının açıkça kararlaştırıldığını, bu nedenle kefil olan davalıların teminat mektubundan sorumlu olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin aksine GKS’de kefillerin teminat mektubu bedelinin depo edilmesinden sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiğini, talep edilen temerrüt faizinin sözleşmeyle kararlaştırıldığını ve taraflar açısından bağlayıcı olduğunu, mahkemenin sözleşme hükmüne rağmen avans faizi uygulamasının yasal bir dayanağı bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davacı bankanın genel kredi sözleşmesinin asıl borçlusu ve kefilleri olan davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, sözleşmeye istinaden verilen teminat mektubu bedelinin depo edilmesinden kefillerin sorumlu olup olmadığı ve uygulanması gereken temerrüt faizi oranının ne olduğu hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 88 ve 120 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 8 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının aşağıda belirtilen hususlar dışında bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçeyle Merkez Bankasınca mevzuat hükümlerine göre belirlenen temerrüt faiz oranları üzerinden karar verilmiş ise de 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2/1 maddesi uyarınca temerrüt faizi sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ticari işlerde temerrüt faiz oranı avans faiz oranına göre belirlenir. Oysa somut olayda, temerrüt faizi taraflar arasında akdedilen GKS’nin 45 inci maddesiyle kararlaştırılmış olup, anılan hükümle, temerrüt faizinin, bankanın mevzuat gereği tespit ettiği ve Merkez Bankası'na bildirdiği kredi faiz oranlarından temerrüt tarihindeki en yüksek kredi faiz oranına bu oranın %50’sinin ilavesiyle belirleneceği düzenleme altına alınmıştır.
3.6102 sayılı Kanun’un 8 inci maddesine göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı serbestçe belirlenebilir. Taraflar arasında akdedilen GKS ticari iş niteliğinde olduğuna göre sözleşmenin temerrüt faizine ilişkin hükmü taraflar bakımından bağlayıcıdır ve uygulanması gereken temerrüt faizinin bu hüküm gözetilerek belirlenmesi gerekir.
4.Bu hale göre, Bölge Adliye Mahkemesince, banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davacı bankanın temerrüt tarihinde aynı tür ticari kredilere fiilen uyguladığı en yüksek akdi faiz oranı belirlenip, bu oran bankanın Merkez Bankası'na bildirdiği faiz oranından düşük ise bu orana aksi halde Merkez Bankası'na bildirilen akdi faiz oranı esas alınarak bu orana %50 fazlası ilave edilmek suretiyle borçlunun sorumlu olduğu temerrüt faizi miktarı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920338100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz