İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2140 E. 2023/1965 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
takas defi↗ ticari defter kaydı↗ fiyat farkı faturası↗ cari hesap ekstresi↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ cari hesap ilişkisi↗ denetime elverişli rapor↗ hizmet bedeli↗ kesin delil↗ takas↗ icra inkâr tazminatı↗ cari hesap↗ ticari defter kayıtları↗ denetime elverişlilik↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ fatura↗ iflas↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 17.01.2014 tarih, 2013/209 E. ve 2014/9 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin 17.03.2011 tarihli sözleşmeye istinaden yürütüldüğü, davacı defterlerine göre davacının davalıdan 12.798,38 TL alacaklı olduğu, davalı cari hesap ekstresine göre davalının davacıdan 140,05 TL alacaklı olduğu, davalı tarafça davacı tarafa düzenlenmiş olan 12.657,92 TL bedelli 5 adet faturanın davacı taraf ticari defterlerinde gözükmediği, söz konusu 5 adet faturanın davacıya tebliğ edildiği hususunun da davalı tarafça ispat edilemediği, icra takibinden önce de davalının temerrüdünün oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 12.657,92 TL asıl alacak üzerinden iptaline, karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 22.09.2014 tarih, 2014/10250 E. ve 2014/13943 K. sayılı kararıyla bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden itiraza uğramış olan ilk bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan konusunda uzman bir bilirkişi veya bilirkişi heyetinden önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek ve itirazları da karşılayacak biçimde ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 11.03.2016 tarih, 2015/35 E. ve 2016/204 K. sayılı kararı ile yaptırılan bilirkişi incelemesiyle; taraflar arasında 17.03.2011 tarihli sözleşmeye istinaden ticari ilişki bulunduğu, ticari ilişki kapsamında takip tarihi itibariyle davacının bakiye alacağının bulunduğu, davalının düzenlemiş olduğu toplam bedelleri 2.037,92 TL tutarında olan fiyat farkı faturalarının davacı tarafa tebliğ edilmediği ve davacı tarafından da kabul edilmediği, dolayısıyla bu faturaların dikkate alınmaması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 28.05.2019 tarih, 2018/25 E. ve 2019/3562 K. sayılı kararıyla davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ancak davalı tarafından davacıya kesilen faturalardaki katılım bedeli, hizmet bedeline ilişkin edimlerin yerine getirildiğinin davalı tarafından dayanak belgelerle ispatı gerekmekte olduğu, bilirkişinin salt davalının ticari defter ve kayıtları esas alınarak davalı tarafından davacıdan hizmet bedeli, katılım bedelinin talep edilebileceği yönündeki görüşünün doğru olmadığı, Mahkemece tüm bu hususlar değerlendirilerek yeni bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen tarafların incelenen defterlerine göre 12.658,33 TL cari hesap farkının olduğu, bunun sebebinin ise davalı tarafından, davacı tarafa düzenlenen 12.09.2011 tarihli 87989 numaralı aksiyon bedeli açıklamalı 4.425,00 TL'lik fatura, 08.10.2011 tarihli 89313 numaralı aksiyon bedeli açıklamalı 4.425,00 TL'lik fatura, 13.10.2011 tarihli 89412 numaralı fiyat farkı açıklamalı 234,32 TL'lik fatura, 13.10.2011 tarihli 89413 numaralı fiyat farkı açıklamalı 1.803,60 TL'lik fatura ve 13.10.2011 tarihli 89414 numaralı katılım bedeli açıklamalı 1.770,00 TL'lik toplamda 12.657,92 TL faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, faturaların davalı tarafından, davacı tarafa tebliğ edildiğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir belgenin bulunmadığı, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ancak davalı tarafından davacı adına düzenlenen bu faturalardaki katılım bedeli, hizmet bedeline ilişkin edimlerin yerine getirildiğine ilişkin davalı tarafından dayanak belgelerin de sunulmadığı, bu haliyle davalı tarafın üzerine düşen ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği, buna göre salt davalının ticari defter ve kayıtları esas alınarak davalı tarafından davacıdan hizmet bedeli, katılım bedelinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 12.797,97 TL'ye yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin 12.797,97 TL üzerinden devamına ve icra inkâr tazminatın karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ile davalı taraf arasında 17.03.2011 tarihli sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeye göre davacının davalıya katılım bedeli ve aksiyon bedeli adı altında belirli edimleri sözleşmede belirtilen şartlarla ödemeyi kabul ettiğini, sözleşme taraflarca feshedilmemiş olduğundan sözleşmede kararlaştırılan sona erme tarihi olan 31.12.2011 tarihinin sözleşme sona erme tarihi olarak kabulü gerektiğini, davacı ile davalı şirketin cari hesapları incelendiğinde sözleşme ile kararlaştırılmış bir kısım ödemelerin hem davalı hem de davacı cari hesaplarına işlendiği; hesaplara işlenen aksiyon bedeli faturaları toplamının 17.700,00 TL, katılım bedeli faturaları toplamı 12.390,00 TL olduğu bilirkişi tarafından tespit edildiğini, toplamı 12.657,92 TL olan faturaların ise haksız ve kötü niyetli olarak davacı şirketçe cari hesaba işlenmediği ve ticari defterlerine kaydı yapılmadığını, davacı, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklanan bakiye borcunu ifadan kaçınmak amacı ile kötü niyetli olarak böyle bir yol izlediğini, ticari defterlerine işlemediği bu faturalar için de müvekkil aleyhine haksız icra takibi başlattığını, taraflar arasındaki yazılı sözleşmede katılım bedeli ve aksiyon bedeli borcu düzenlendiği için, sözleşmenin, katılım bedeli ve aksiyon bedeli yönünden kesin delil olduğunu, bilirkişi raporunda özellikle sözleşmenin feshedilmediği ve bu nedenle sözleşme süresi dikkate alındığında davalının alacaklı olduğu açıkça tespit edildiğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının takas defi olarak ileri sürdüğü davacının defterlerinde kayıtlı olmayan katılım bedeli, aksiyon bedeli ve fiyat farkı faturalarından dolayı davacıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 inci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2990 E. 2023/2523 K.
Ortak:kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… rihi olarak kabulü gerektiğini, davacı ile davalı şirketin cari hesapları incelendiğinde sözleşme ile kararlaştırılmış bir kısım ödemelerin hem davalı hem de davacı «cari hesaplarına» işlendiği; hesaplara işlenen aksiyon bedeli faturaları toplamının 17.700,00 TL, katılım bedeli faturaları toplamı 12.390,00 TL olduğu bilirkişi tarafından tespit edildiğini, toplamı 12.657,92 TL olan faturaların ise haksız ve kötü niyetli olarak davacı şirketçe cari hesaba işlenmediği ve «ticari defterlerine kaydı» yapılmadığını, davacı, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklanan bakiye borcunu ifadan kaçınmak amacı ile kötü niyetli olarak böyle bir yol izlediğini, ticari defterlerine işlemediği bu faturalar için de müvekkil aleyhine haksız icra takibi başlattığını, taraflar arasındaki yazılı sözleşmede katılım bedeli ve aksiyon bedeli borcu düzenlendiği için, sözleşmenin, katılım bedeli ve aksiyon bedeli yönünden «kesin delil» olduğunu, bilirkişi raporunda özellikle sözleşmenin feshedilmediği ve bu nedenle sözleşme süresi dikkate alındığında davalının alacaklı olduğu açıkça tespit edildi …
Benzer bu kararda… h, 2017/1078 E. ve 2019/72 K. sayılı kararıyla; davacı bankayla dava dışı Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş. arasında 25.05.2010 tarihinde 500.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesi» imzalandığı, davalıların da kabulünde olduğu üzere söz konusu sözleşmeyi dava dışı Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş.'nin 28.11.2007 tarihinde 492.160,00 TL tutarlı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na verilen «kesin» «teminat mektubu» için «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, dava dışı şirketin davalıların şirket hisselerini devrettikleri tarihinden önce sözleşme kapsamında 492.160,00 TL bedelli teminat mektubu verildiği, davalıların «ihtarın» çekildiği tarih ve takip tarihi itibariyle herhangi bir geri ödemenin mevcut olmadığı, kredi kullandırılarak «kefalet» sorumluluğu başlamasından sonra kefillikten dönülemeyeceği gerekçesiyle davalıların istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubunun nakde çevrilmesi · kefalet sözleşmesi · teminat mektubu · müteselsil kefil · icra takibine itiraz · kefalet · kazanılmış hak · genel kredi sözleşmesi
Benzer bu kararda… h, 2017/1078 E. ve 2019/72 K. sayılı kararıyla; davacı bankayla dava dışı Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş. arasında 25.05.2010 tarihinde 500.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesi» imzalandığı, davalıların da kabulünde olduğu üzere söz konusu sözleşmeyi dava dışı Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş.'nin 28.11.2007 tarihinde 492.160,00 TL tutarlı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na verilen «kesin» «teminat mektubu» için «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, dava dışı şirketin davalıların şirket hisselerini devrettikleri tarihinden önce sözleşme kapsamında 492.160,00 TL bedelli teminat mektubu verildiği, davalıların «ihtarın» çekildiği tarih ve takip tarihi itibariyle herhangi bir geri ödemenin mevcut olmadığı, kredi kullandırılarak «kefalet» sorumluluğu başlamasından sonra kefillikten dönülemeyeceği gerekçesiyle davalıların istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılm …
Dairemizin 22.12.2021 tarih, 2021/3031 E ve 2021/7312 K. sayılı kararıyla davacı bankanın nakde çevrilmesi nedeniyle tahsilini talep ettiği «teminat mektubu» 28.11.2007 tarihli olup banka ile asıl borçlu arasında yapılan 28.11.2007 tarihli sözleşme gereğince düzenlendiği, bu sözleşmede davalıların «kefaletinin» bulunmadığı, mahkemece tarafların tüm beyanları, sözleşme hükümleri ve teminat mektubunun hangi sözleşme nedeniyle verildiği hususları incelenerek bir karar verilmesi gerekirken bu yönde hiç bir inceleme yapmaksızın teminat mektubunun «kefalet sözleşmesi» nedeniyle verildiğinin kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların «teminat mektubunun» dayanağı olan 28.11.2007 tarihli «genel kredi sözleşmesi» kapsamında herhangi bir «kefaletlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaya yönelik davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak, asıl ve …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalıların «teminat mektubunun nakde çevrilmesi» nedeniyle sorumlu olup olmadığı, teminat mektubunun riskine karşılık «kefil» oldukları «kredi sözleşmesinin» bulunup bulunmadığı, «icra takibine itirazın» iptalinin gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6681 E. 2023/1188 K.
Ortak:dava sebebi · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece 17.01.2014 tarih, 2013/209 E. ve 2014/9 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki «cari hesap ilişkisinin» 17.03.2011 tarihli sözleşmeye istinaden yürütüldüğü, davacı «defterlerine» göre davacının davalıdan 12.798,38 TL alacaklı olduğu, davalı «cari hesap ekstresine» göre davalının davacıdan 140,05 TL alacaklı olduğu, davalı tarafça davacı tarafa düzenlenmiş olan 12.657,92 TL bedelli 5 adet faturanın davacı taraf «ticari defterlerinde» gözükmediği, söz konusu 5 adet faturanın davacıya tebliğ edildiği hususunun da davalı tarafça ispat edilemediği, icra takibinden önce de davalının «temerrüdünün» oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 12.657,92 TL «asıl alacak» üzerinden iptaline, karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen tarafların incelenen «defterlerine» göre 12.658,33 TL «cari hesap» farkının olduğu, bunun «sebebinin» ise davalı tarafından, davacı tarafa düzenlenen 12.09.2011 tarihli 87989 numaralı aksiyon bedeli açıklamalı 4.425,00 TL'lik «fatura», 08.10.2011 tarihli 89313 numaralı aksiyon bedeli açıklamalı 4.425,00 TL'lik fatura, 13.10.2011 tarihli 89412 numaralı fiyat farkı açıklamalı 234,32 TL'lik fatura, 13.10.2011 tarihli 89413 numaralı fiyat farkı açıklamalı 1.803,60 TL'lik fatura ve 13.10.2011 tarihli 89414 numaralı katılım bedeli açıklamalı 1.770,00 TL'lik toplamda 12.657,92 TL faturanın davacı «ticari defterlerinde kayıtlı» olmamasından kaynaklandığı, faturaların davalı tarafından, davacı tarafa tebliğ edildiğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir belgenin bulunmadığı, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ancak davalı tarafından davacı adına düzenlenen bu faturalardaki katılım bedeli, «hizmet bedeline» ilişkin edimlerin yerine getirildiğine ilişkin davalı tarafından dayanak belgelerin de sunulmadığı, bu haliyle davalı tarafın üzerine düşen ispat yükümlülüğünü yer …
Benzer bu kararda… Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak Mahkemece davalıların «temerrüde» düştüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı, bunun yanında mahkemece, davalı Aksiyon...A.Ş. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan reddedilmesinin doğru olmadığı, belirtilen hususun «kamu düzenine» ilişkin olmakla resen gözetildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı Aksiyon...A.Ş hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 USD'nin davalının temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, 697.500,00 TL'nin davalıların temerrüde düşürüldüğü 12.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar ... ve İştur..
Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı Aksiyon...A.Ş. hakkındaki davanın «pasif husumet» nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, hükmedilen tüm tutarlardan davalıların tamamının «müteselsilen sorumlu» tutulması gerektiğini, alacağın tamamına USD cinsinden hükmedilmesi gerekirken büyük bir kısmına TL üzerinden hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın «sebepsiz zenginleşme» hukuki «sebebine» dayandığını, bu nedenle ödeme tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde «ihtarnamenin» tebliğ tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faiz başlangıç tarihi · tebliğ tarihi · takipsizlik kararı · ortaklık sözleşmesi · bedel iadesi · müteselsil sorumluluk · pasif husumet yokluğu · hisse devri
Benzer bu karardaA.Ş. ödenen hisse devir «bedelinin iadesi» için Aksiyon A.Ş'.ye «husumet» yöneltilip yöneltilemeyeceği, ödemelerden anılan şirketin de sorumlu tutulup tutulamayacağı, varsa yapılan ödemelerin döviz cinsinden mi yoksa TL üzerinden mi talep edilebileceği ve «faiz başlangıç tarihinin» hangi tarih olduğu hususlarında toplanmaktadır.
A.Ş'ye gönderdiği «ihtarnameyle» sözleşmeyi feshederek ödediği tutarların iadesini talep ettiğini ancak netice alamadığını, ayrıca davalılar hakkında suç duyurusunda da bulunduğunu ancak yapılan soruşturma neticesinde «takipsizlik» kararı verildiğini, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerden, yapılan tüm işlemlerin davalı Aksiyon...A.Ş'nin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığının anlaşıldığını, bu nedenle zikredilen davalının da müvekkillerince yapılan ödemelerin iadesinden sorumlu olduğunu, sözleşmeyle ödemelerin USD üzerinden yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketçe yapılan ödemeler TL bazında yapılmışsa da ödenecek miktarın ödeme günündeki USD kuru baz alınarak yapıldığını, davalıların yapılan ödemelerin dava tarihindeki USD kuru üzerinden belirlenen TL karşılığını müvekkillerine iadesini gerektiğini ileri sürerek 848.865,00 TL'nin ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… n ...'a ödendiğini, kalan tutarların da USD olarak değişik tarihlerde ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak davacı taraf ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden «hisse devri» yapılamadığını, davacı tarafça eksik ödeme yapıldığını, İştur A.Ş'ye gönderilen paraların Aksiyon A.Ş'nin sahibi ...'ye ödenmek üzere ...'a verildiğini, ... tarafı …
… ortaklığının ve hissesinin bulunmadığı, kayden var olmayan hisselerin devri konusunda davacı ... ile davalı ... arasında 21.09.2012 tarihli sözleşmenin akdedildiği, «ifa» amacıyla davacı ... tarafından davalı ...'a 50.000,00 USD'nin sözleşmenin imzalanması esnasında peşin olarak verildiği, davacı şirketin hesabından davalı İştur...A.Ş'nin hesabına farklı tarihlerde toplam 697.500,00 TL'nin «havale» edildiği, sözleşme konusu «hisse devrinin» yapılmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşmenin «geçersiz» olduğu, davacı tarafın ödediği tutarların iadesini davalılar ... ve İştur ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2140 E. , 2023/1965 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/988 Esas, 2021/617 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının cari hesaptan kaynaklanan alacağını tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının davacıya borcunun olmadığını hatta davacıdan alacaklı olduğunu, muhtemelen davalının taraflar arasındaki 17.03.2021 tarihli sözleşme uyarınca düzenlediği ve gönderdiği faturaların davacı tarafça defterlerine işlenmediğini, takas definde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 17.01.2014 tarih, 2013/209 E. ve 2014/9 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin 17.03.2011 tarihli sözleşmeye istinaden yürütüldüğü, davacı defterlerine göre davacının davalıdan 12.798,38 TL alacaklı olduğu, davalı cari hesap ekstresine göre davalının davacıdan 140,05 TL alacaklı olduğu, davalı tarafça davacı tarafa düzenlenmiş olan 12.657,92 TL bedelli 5 adet faturanın davacı taraf ticari defterlerinde gözükmediği, söz konusu 5 adet faturanın davacıya tebliğ edildiği hususunun da davalı tarafça ispat edilemediği, icra takibinden önce de davalının temerrüdünün oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 12.657,92 TL asıl alacak üzerinden iptaline, karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 22.09.2014 tarih, 2014/10250 E. ve 2014/13943 K. sayılı kararıyla bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden itiraza uğramış olan ilk bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan konusunda uzman bir bilirkişi veya bilirkişi heyetinden önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek ve itirazları da karşılayacak biçimde ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 11.03.2016 tarih, 2015/35 E. ve 2016/204 K. sayılı kararı ile yaptırılan bilirkişi incelemesiyle; taraflar arasında 17.03.2011 tarihli sözleşmeye istinaden ticari ilişki bulunduğu, ticari ilişki kapsamında takip tarihi itibariyle davacının bakiye alacağının bulunduğu, davalının düzenlemiş olduğu toplam bedelleri 2.037,92 TL tutarında olan fiyat farkı faturalarının davacı tarafa tebliğ edilmediği ve davacı tarafından da kabul edilmediği, dolayısıyla bu faturaların dikkate alınmaması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 28.05.2019 tarih, 2018/25 E. ve 2019/3562 K. sayılı kararıyla davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ancak davalı tarafından davacıya kesilen faturalardaki katılım bedeli, hizmet bedeline ilişkin edimlerin yerine getirildiğinin davalı tarafından dayanak belgelerle ispatı gerekmekte olduğu, bilirkişinin salt davalının ticari defter ve kayıtları esas alınarak davalı tarafından davacıdan hizmet bedeli, katılım bedelinin talep edilebileceği yönündeki görüşünün doğru olmadığı, Mahkemece tüm bu hususlar değerlendirilerek yeni bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen tarafların incelenen defterlerine göre 12.658,33 TL cari hesap farkının olduğu, bunun sebebinin ise davalı tarafından, davacı tarafa düzenlenen 12.09.2011 tarihli 87989 numaralı aksiyon bedeli açıklamalı 4.425,00 TL'lik fatura, 08.10.2011 tarihli 89313 numaralı aksiyon bedeli açıklamalı 4.425,00 TL'lik fatura, 13.10.2011 tarihli 89412 numaralı fiyat farkı açıklamalı 234,32 TL'lik fatura, 13.10.2011 tarihli 89413 numaralı fiyat farkı açıklamalı 1.803,60 TL'lik fatura ve 13.10.2011 tarihli 89414 numaralı katılım bedeli açıklamalı 1.770,00 TL'lik toplamda 12.657,92 TL faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, faturaların davalı tarafından, davacı tarafa tebliğ edildiğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir belgenin bulunmadığı, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ancak davalı tarafından davacı adına düzenlenen bu faturalardaki katılım bedeli, hizmet bedeline ilişkin edimlerin yerine getirildiğine ilişkin davalı tarafından dayanak belgelerin de sunulmadığı, bu haliyle davalı tarafın üzerine düşen ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği, buna göre salt davalının ticari defter ve kayıtları esas alınarak davalı tarafından davacıdan hizmet bedeli, katılım bedelinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 12.797,97 TL'ye yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin 12.797,97 TL üzerinden devamına ve icra inkâr tazminatın karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ile davalı taraf arasında 17.03.2011 tarihli sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeye göre davacının davalıya katılım bedeli ve aksiyon bedeli adı altında belirli edimleri sözleşmede belirtilen şartlarla ödemeyi kabul ettiğini, sözleşme taraflarca feshedilmemiş olduğundan sözleşmede kararlaştırılan sona erme tarihi olan 31.12.2011 tarihinin sözleşme sona erme tarihi olarak kabulü gerektiğini, davacı ile davalı şirketin cari hesapları incelendiğinde sözleşme ile kararlaştırılmış bir kısım ödemelerin hem davalı hem de davacı cari hesaplarına işlendiği; hesaplara işlenen aksiyon bedeli faturaları toplamının 17.700,00 TL, katılım bedeli faturaları toplamı 12.390,00 TL olduğu bilirkişi tarafından tespit edildiğini, toplamı 12.657,92 TL olan faturaların ise haksız ve kötü niyetli olarak davacı şirketçe cari hesaba işlenmediği ve ticari defterlerine kaydı yapılmadığını, davacı, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklanan bakiye borcunu ifadan kaçınmak amacı ile kötü niyetli olarak böyle bir yol izlediğini, ticari defterlerine işlemediği bu faturalar için de müvekkil aleyhine haksız icra takibi başlattığını, taraflar arasındaki yazılı sözleşmede katılım bedeli ve aksiyon bedeli borcu düzenlendiği için, sözleşmenin, katılım bedeli ve aksiyon bedeli yönünden kesin delil olduğunu, bilirkişi raporunda özellikle sözleşmenin feshedilmediği ve bu nedenle sözleşme süresi dikkate alındığında davalının alacaklı olduğu açıkça tespit edildiğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının takas defi olarak ileri sürdüğü davacının defterlerinde kayıtlı olmayan katılım bedeli, aksiyon bedeli ve fiyat farkı faturalarından dolayı davacıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 inci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekillinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931195200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz