İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1006 E. 2023/4146 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taşıyana izafeten dava↗ akdi taşıyan↗ taşıyan sıfatı↗ navlun faturası↗ nakliyat sigortası↗ konişmento↗ izafeten dava↗ rücu hakkı↗ pasif husumet ehliyeti↗ rücuen tahsil↗ acente↗ navlun↗ husumet ehliyeti↗ pasif husumet yokluğu↗ acentelik↗ zayi↗ icra takibine itiraz↗ taşıma sözleşmesi↗ rücu↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ taraf ehliyeti↗ taşıyıcı↗ usulden reddi↗ esastan ret↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Denizcilik'in dava konusu taşımayı üstlendiğine ilişkin bir delilin dosyada bulunmadığı, davalı tarafın konişmentoyu acente sıfatıyla imzaladığı, davalı acentenin 6102 sayılı Kanun'un 1238 inci maddesi gereğince taşıyan sayılamayacağı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi uyarınca acenteye ancak taşıyana izafeten dava yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hasarın davalı tarafça kusurlu olarak gerçekleştirilen taşıma işinden kaynaklandığını, 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi kapsamında davalı şirkete rücu hakkı bulunduğunu, konişmentoyu davalının imzaladığını, navlun faturasının Catoni Deniz İşleri A.Ş. tarafından bizzat kendi adına düzenlendiğini, 6102 sayılı Kanun'un 1138 nci maddesi anlamında taşıma sözleşmesinin dava dışı sigortalı ile davalı firma arasında kurulduğunun sabit olduğunu, akdi taşıyan sıfatının bulunduğunu, bir an için taşıma işinin Neil Dutch firması tarafından yapıldığı düşünülse dahi davalının Neil Dutch firmasını temsile yetkili olduğu hususlarının davalı tarafça kabul edildiğini belirterek kararın ve ek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan konişmentoya göre dava konusu taşımanın Mersin Limanı'ndan Malabo Limanına gemi ile yapıldığı, konişmentonun taşıyıcı firma Nile Dutch adına acente sıfatıyla davalı ...Ş. tarafından imzalandığı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre davalı aleyhine ancak taşıyana izafeten dava açılabileceği, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü de dikkate alınarak doğrudan acenteye yönelik bir kişisel kusur ileri sürülüp kanıtlanmadığı ve davanın gerçek sorumlu olana yöneltilmediği, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereğince ödediği hasar tazminatını davalı şirkete rücu hakkının bulunduğunu, davalının pasif husumet ehliyetinin bulunduğunu, davalının konişmentoyu imzaladığını, bu nedenle akdi taşıyan vasfını haiz olduğunu, davanın doğrudan acenteye açılması halinde mevcut olay ve dosya kapsamında davalının acente olduğu hususunun kabul edilebildiği halde acentenin taraf sıfatının kabulü ile yargılamaya devam edilmesi gerektiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen arabuuculuk ücretinin kabulünün de mümkün bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı ... şirketine nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın davalının sorumluluğunda taşınması sırasında oluştuğu iddia edilen emtiadaki hasar nedeni ile davacının sigortalıya ödediği hasar bedelinin 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereği davalıdan rücuen tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7066 E. 2022/1499 K.
Ortak:konişmento · izafeten dava · acente · acentelik · taşıma sözleşmesi · usulden reddi · taşıyan · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan «konişmentoya» göre dava konusu taşımanın Mersin Limanı'ndan Malabo Limanına gemi ile yapıldığı, konişmentonun «taşıyıcı» firma Nile Dutch adına «acente» sıfatıyla davalı ...Ş. tarafından imzalandığı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre davalı aleyhine ancak «taşıyana izafeten» dava açılabileceği, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü de dikkate alınarak doğrudan «acenteye» yönelik bir kişisel «kusur» ileri sürülüp kanıtlanmadığı ve davanın gerçek sorumlu olana yöneltilmediği, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Denizcilik'in dava konusu taşımayı üstlendiğine ilişkin bir delilin dosyada bulunmadığı, davalı tarafın «konişmentoyu» «acente» sıfatıyla imzaladığı, davalı «acentenin» 6102 sayılı Kanun'un 1238 inci maddesi gereğince «taşıyan» sayılamayacağı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi uyarınca acenteye ancak «taşıyana izafeten» dava yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereğince ödediği «hasar» tazminatını davalı şirkete «rücu hakkının» bulunduğunu, davalının «pasif husumet ehliyetinin» bulunduğunu, davalının «konişmentoyu» imzaladığını, bu nedenle «akdi taşıyan» vasfını haiz olduğunu, davanın doğrudan «acenteye» açılması halinde mevcut olay ve dosya kapsamında davalının «acente» olduğu hususunun kabul edilebildiği halde acentenin taraf sıfatının kabulü ile yargılamaya devam edilmesi gerektiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen arabuuculuk üc …
Benzer bu karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki itirazı · milletlerarası yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · nakliyat emtia sigortası · yerleşim yeri · konşimento
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3418 E. 2016/1186 K.
Ortak:taşıyan sıfatı · konişmento · izafeten dava · acente · husumet ehliyeti · acentelik · taraf ehliyeti · taşıyıcı · dava şartı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan «konişmentoya» göre dava konusu taşımanın Mersin Limanı'ndan Malabo Limanına gemi ile yapıldığı, konişmentonun «taşıyıcı» firma Nile Dutch adına «acente» sıfatıyla davalı ...Ş. tarafından imzalandığı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre davalı aleyhine ancak «taşıyana izafeten» dava açılabileceği, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü de dikkate alınarak doğrudan «acenteye» yönelik bir kişisel «kusur» ileri sürülüp kanıtlanmadığı ve davanın gerçek sorumlu olana yöneltilmediği, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereğince ödediği «hasar» tazminatını davalı şirkete «rücu hakkının» bulunduğunu, davalının «pasif husumet ehliyetinin» bulunduğunu, davalının «konişmentoyu» imzaladığını, bu nedenle «akdi taşıyan» vasfını haiz olduğunu, davanın doğrudan «acenteye» açılması halinde mevcut olay ve dosya kapsamında davalının «acente» olduğu hususunun kabul edilebildiği halde acentenin taraf sıfatının kabulü ile yargılamaya devam edilmesi gerektiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen arabuuculuk üc …
Denizcilik'in dava konusu taşımayı üstlendiğine ilişkin bir delilin dosyada bulunmadığı, davalı tarafın «konişmentoyu» «acente» sıfatıyla imzaladığı, davalı «acentenin» 6102 sayılı Kanun'un 1238 inci maddesi gereğince «taşıyan» sayılamayacağı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi uyarınca acenteye ancak «taşıyana izafeten» dava yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirkete «izafeten» başlattığı icra takibine konu alacağın dayanağını teşkil eden iki adet faturanın davacı şirket tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı TTK'nın 926. maddesi uyarınca bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve bu nedenle «taşıyıcı» sayılması gerektiği, her ne kadar davacı taraf söz konusu faturalarda, taşımaya ilişkin «konişmentolara» atıf yapıldığı ve bu konişmentolarda kendisinin «acente» sıfatıyla yer aldığı ileri sürülmüş ise de anılan faturaların içeriğinde yer alan ibarelerin, davacının «taşıyan sıfatına» sahip olmasına engel teşkil etmediği, dolayısıyla davacının doğrudan kendi adına takip yapması gerektiği halde acente sıfatıyla takip yaptığından «aktif husumet ehliyetine» sahip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «demuraj» alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, icra takibine dayanak teşkil eden faturaların davacı tarafından düzenlendiği, bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve «taşıyıcı» sayılması gerektiği, taşıyıcı sayılan davacının kendi adına icra takibi yapması gerekirken «acente» sıfatıyla takip başlattığı gerekçesiyle «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Söz konusu faturalarda atıf yapılan «konişmentolardan», davalı şirketin yükleten, kendisine «izafeten» dava açılan şirketin ise «taşıyıcı» olduğu, ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:demuraj · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet
Benzer bu karardaDava, «demuraj» alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, icra takibine dayanak teşkil eden faturaların davacı tarafından düzenlendiği, bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve «taşıyıcı» sayılması gerektiği, taşıyıcı sayılan davacının kendi adına icra takibi yapması gerekirken «acente» sıfatıyla takip başlattığı gerekçesiyle «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirkete «izafeten» başlattığı icra takibine konu alacağın dayanağını teşkil eden iki adet faturanın davacı şirket tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı TTK'nın 926. maddesi uyarınca bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve bu nedenle «taşıyıcı» sayılması gerektiği, her ne kadar davacı taraf söz konusu faturalarda, taşımaya ilişkin «konişmentolara» atıf yapıldığı ve bu konişmentolarda kendisinin «acente» sıfatıyla yer aldığı ileri sürülmüş ise de anılan faturaların içeriğinde yer alan ibarelerin, davacının «taşıyan sıfatına» sahip olmasına engel teşkil etmediği, dolayısıyla davacının doğrudan kendi adına takip yapması gerektiği halde acente sıfatıyla takip yaptığından «aktif husumet ehliyetine» sahip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, icra takibine dayanak faturalarda, açıkca «demuraj» alacağının doğduğu iddia olunan taşımaya ilişkin bilgiler yer aldığı gibi «konişmentolara» da atıf yapılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4699 E. 2013/20383 K.
Ortak:izafeten dava · acente · acentelik · taşıma sözleşmesi · hasar · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDenizcilik'in dava konusu taşımayı üstlendiğine ilişkin bir delilin dosyada bulunmadığı, davalı tarafın «konişmentoyu» «acente» sıfatıyla imzaladığı, davalı «acentenin» 6102 sayılı Kanun'un 1238 inci maddesi gereğince «taşıyan» sayılamayacağı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi uyarınca acenteye ancak «taşıyana izafeten» dava yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan «konişmentoya» göre dava konusu taşımanın Mersin Limanı'ndan Malabo Limanına gemi ile yapıldığı, konişmentonun «taşıyıcı» firma Nile Dutch adına «acente» sıfatıyla davalı ...Ş. tarafından imzalandığı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre davalı aleyhine ancak «taşıyana izafeten» dava açılabileceği, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü de dikkate alınarak doğrudan «acenteye» yönelik bir kişisel «kusur» ileri sürülüp kanıtlanmadığı ve davanın gerçek sorumlu olana yöneltilmediği, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereğince ödediği «hasar» tazminatını davalı şirkete «rücu hakkının» bulunduğunu, davalının «pasif husumet ehliyetinin» bulunduğunu, davalının «konişmentoyu» imzaladığını, bu nedenle «akdi taşıyan» vasfını haiz olduğunu, davanın doğrudan «acenteye» açılması halinde mevcut olay ve dosya kapsamında davalının «acente» olduğu hususunun kabul edilebildiği halde acentenin taraf sıfatının kabulü ile yargılamaya devam edilmesi gerektiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen arabuuculuk üc …
Benzer bu karardaŞti olduğu dolayısıyla «izafeten» davalı gösterilen şirketin hem «taşıma sözleşmesine» aracılık yaptığı hem de boşaltma limanında fiilen «acentelik» görevini üstlendiği, bu nedenlerle davanın «donatana» izafeten davalıya yöneltilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, «hasarın» taşıma sırasında meydana geldiği ve «donatanın sorumlu» olduğu, ekspertiz incelemesi sonucunda belirlenen hasar bedelinin bilirkişiler tarafından da uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, «donatan» aleyhine açılan bu davada ona «izafeten» «acentesi» sıfatıyla LMB'nin gösterilmesi doğru olmayıp, davada ki taraf teşkilinin davacı yanın seçimine göre doğrudan doğruya davalı asile davetiye tebliği suretiyle ve/veya donatana izafeten acentesi olduğu bildirilen Botros Şirketi'ne «tebligat» yapılmak suretiyle sağlanması ve bundan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde LMB'nin davalı donatanın acentesi olduğunun kabulüyle işin esasına girilmesi doğru olmamış, «izafeten husumet» yöneltilen «acente» vekilinin husumete ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1-Davada «husumet» Herman Hesse Classica gemisi «donatanına» yöneltilmiş ve donatanın «acentesi» olarak gösterilen LMB Limited Şirketi de donatan acentesi olmadığını, konteyner acentesi olduğunu bu taşımayla ilgili olarak sadece konteyner acentesi olarak hareket ettiğini savunmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:izafeten husumet · donatanın sorumluluğu · konşimento · donatan · tebligat
Benzer bu karardaBu durumda, «donatan» aleyhine açılan bu davada ona «izafeten» «acentesi» sıfatıyla LMB'nin gösterilmesi doğru olmayıp, davada ki taraf teşkilinin davacı yanın seçimine göre doğrudan doğruya davalı asile davetiye tebliği suretiyle ve/veya donatana izafeten acentesi olduğu bildirilen Botros Şirketi'ne «tebligat» yapılmak suretiyle sağlanması ve bundan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde LMB'nin davalı donatanın acentesi olduğunun kabulüyle işin esasına girilmesi doğru olmamış, «izafeten husumet» yöneltilen «acente» vekilinin husumete ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Şti olduğu dolayısıyla «izafeten» davalı gösterilen şirketin hem «taşıma sözleşmesine» aracılık yaptığı hem de boşaltma limanında fiilen «acentelik» görevini üstlendiği, bu nedenlerle davanın «donatana» izafeten davalıya yöneltilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, «hasarın» taşıma sırasında meydana geldiği ve «donatanın sorumlu» olduğu, ekspertiz incelemesi sonucunda belirlenen hasar bedelinin bilirkişiler tarafından da uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre,«konşimentonun» ön kısmında LMB Taşımacılık Turizm İnşaat Ticaret Ltd.
1-Davada «husumet» Herman Hesse Classica gemisi «donatanına» yöneltilmiş ve donatanın «acentesi» olarak gösterilen LMB Limited Şirketi de donatan acentesi olmadığını, konteyner acentesi olduğunu bu taşımayla ilgili olarak sadece konteyner acentesi olarak hareket ettiğini savunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1006 E. , 2023/4146 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; sigortalı dava dışı Oba Food..A.Ş. ile müvekkili şirket arasında ihracat sevkiyatlarının sigortalanması için 16.02.2018-2019 tarihli Sigorta Poliçesinin imzalandığını, sigortalının emtiaların Mersin Limanı'ndan Malabo'ya kadar taşınması için 3 adet konteyneri davalıya teslim ettiğini, konteynerlerin 20.03.2018 tarihinde gemiye yüklendiğini, geminin 29.05.2018 tarihinde Malabo'ya vardığında konteynerlerden birinin içindeki emtiaların ıslak olduğunun görüldüğünü, akabinde alınan ekspertiz raporunda ve survey raporunda konteynerlerde oluşan deliklerden sızan sular nedeniyle 2340 koli makarnanın ıslanarak zayi olduğunun tespit edildiğini, sigortalıya 06.07.2018 tarihinde ödenen 11.995,38 USD'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1472 nci maddesi gereği müvekkiline ödenmesi talebinin davalı şirket tarafından red edildiğini, müvekkili tarafından başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taşımayı fiilen gerçekleştiren Nile Dutch firmasının acentesi olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın taşıyana izafeten açılması gerektiğini savunarak davanın öncelikle husumet yokluğundan reddini, aksi halde davanın esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Denizcilik'in dava konusu taşımayı üstlendiğine ilişkin bir delilin dosyada bulunmadığı, davalı tarafın konişmentoyu acente sıfatıyla imzaladığı, davalı acentenin 6102 sayılı Kanun'un 1238 inci maddesi gereğince taşıyan sayılamayacağı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi uyarınca acenteye ancak taşıyana izafeten dava yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hasarın davalı tarafça kusurlu olarak gerçekleştirilen taşıma işinden kaynaklandığını, 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi kapsamında davalı şirkete rücu hakkı bulunduğunu, konişmentoyu davalının imzaladığını, navlun faturasının Catoni Deniz İşleri A.Ş. tarafından bizzat kendi adına düzenlendiğini, 6102 sayılı Kanun'un 1138 nci maddesi anlamında taşıma sözleşmesinin dava dışı sigortalı ile davalı firma arasında kurulduğunun sabit olduğunu, akdi taşıyan sıfatının bulunduğunu, bir an için taşıma işinin Neil Dutch firması tarafından yapıldığı düşünülse dahi davalının Neil Dutch firmasını temsile yetkili olduğu hususlarının davalı tarafça kabul edildiğini belirterek kararın ve ek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan konişmentoya göre dava konusu taşımanın Mersin Limanı'ndan Malabo Limanına gemi ile yapıldığı, konişmentonun taşıyıcı firma Nile Dutch adına acente sıfatıyla davalı ...Ş. tarafından imzalandığı, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre davalı aleyhine ancak taşıyana izafeten dava açılabileceği, 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü de dikkate alınarak doğrudan acenteye yönelik bir kişisel kusur ileri sürülüp kanıtlanmadığı ve davanın gerçek sorumlu olana yöneltilmediği, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereğince ödediği hasar tazminatını davalı şirkete rücu hakkının bulunduğunu, davalının pasif husumet ehliyetinin bulunduğunu, davalının konişmentoyu imzaladığını, bu nedenle akdi taşıyan vasfını haiz olduğunu, davanın doğrudan acenteye açılması halinde mevcut olay ve dosya kapsamında davalının acente olduğu hususunun kabul edilebildiği halde acentenin taraf sıfatının kabulü ile yargılamaya devam edilmesi gerektiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen arabuuculuk ücretinin kabulünün de mümkün bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı ... şirketine nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın davalının sorumluluğunda taşınması sırasında oluştuğu iddia edilen emtiadaki hasar nedeni ile davacının sigortalıya ödediği hasar bedelinin 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereği davalıdan rücuen tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920415800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz