İhtiyati haciz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2819 E. 2018/5204 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cari hesap ilişkisi↗ çerçeve sözleşme↗ ihtiyati hacze itiraz↗ cari hesap↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ ihtiyati haciz↗ kefil↗ haciz↗ kredi sözleşmesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, banka ile dava dışı asıl borçlu arasında cari hesap ilişkisi olduğu, bu nedenle GKS ödemeyle borcun sıfırlanması, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça çerçeve sözleşme niteliğindeki GKS'ni ve bu sözleşmedeki kefilin sorumluluğunu sona erdirmeyeceği ve kefil olan borçluların kefilliklerini geri aldıklarını ispat edemedikleri, sözleşmede kefaletin ... yıl olduğu anlaşılmakla ihtiyati haciz kararına itiraz nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna varılarak itirazın reddine kararı verilmiştir.
Kararı ihtiyati hacze itiraz edenler vekili temyiz etmiştir.
Talep, mahkemece verilen ihtiyati hacze yapılan itiraza ilişkindir. Borçlular, dava dışı şirketin bankadan kullandığı .../07/2009 tarihli 5.000.000,00 TL bedelli kredi sözleşmesinin kefilidir. Ancak, kredi sözleşmesinden sonra bankaca ....07.2012 tarihinde ....500.000,00 TL bedelli ikinci bir genel kredi sözleşmesi düzenlenmiştir. Borçlular söz konusu ikinci kez kullanılan genel kredi sözleşmesinin kefilleri değildir. Gerek borçluların itirazı, gerekse de alacaklı bankanın kabulüne göre, borçluların kefil olduğu sözleşme nedeniyle verilen kredi borcu kapatılmış olup, ihtiyati hacizde istenilen miktar ise ikinci kredi sözleşmesi ile kullandırılan kredi miktarı kadardır. Bu durumda, borçluların ilk sözleşmede kefil olduğu, ikinci sözleşme ile kullandırılan kredi borcu için kefilliklerinin bulunmadığı ve kefil olduğu kredi sözleşmesi ile kullandırılan kredi borcunun ödendiği ve bu suretle kefalet borcunun sonra erdiği, keza 6102 sayılı ... 89 vd. maddelerine uygun bir cari hesabın varlığına ilişkin delil sunulmaması karşısında ihtiyati hacze itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16408 E. 2013/20759 K.
Ortak:kefalet · ihtiyati haciz · kefil · haciz · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, banka ile dava dışı asıl borçlu arasında «cari hesap ilişkisi» olduğu, bu nedenle GKS ödemeyle borcun sıfırlanması, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça «çerçeve sözleşme» niteliğindeki GKS'ni ve bu sözleşmedeki «kefilin» sorumluluğunu sona erdirmeyeceği ve kefil olan borçluların kefilliklerini geri aldıklarını ispat edemedikleri, sözleşmede «kefaletin» ... yıl olduğu anlaşılmakla «ihtiyati haciz» kararına itiraz nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna varılarak itirazın reddine kararı verilmiştir.
Gerek borçluların itirazı, gerekse de alacaklı bankanın kabulüne göre, borçluların «kefil» olduğu sözleşme nedeniyle verilen kredi borcu kapatılmış olup, «ihtiyati hacizde» istenilen miktar ise ikinci «kredi sözleşmesi» ile kullandırılan kredi miktarı kadardır.
Bu durumda, borçluların ilk sözleşmede «kefil» olduğu, ikinci sözleşme ile kullandırılan kredi borcu için kefilliklerinin bulunmadığı ve kefil olduğu «kredi sözleşmesi» ile kullandırılan kredi borcunun ödendiği ve bu suretle «kefalet» borcunun sonra erdiği, keza 6102 sayılı ...
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · ipotek · teminat
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; ...'ın borca karşılık «ipotek» verdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi ve Depo Edilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/471 E. 2023/3524 K.
Ortak:kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaBu durumda, borçluların ilk sözleşmede «kefil» olduğu, ikinci sözleşme ile kullandırılan kredi borcu için kefilliklerinin bulunmadığı ve kefil olduğu «kredi sözleşmesi» ile kullandırılan kredi borcunun ödendiği ve bu suretle «kefalet» borcunun sonra erdiği, keza 6102 sayılı ...
Mahkemece, banka ile dava dışı asıl borçlu arasında «cari hesap ilişkisi» olduğu, bu nedenle GKS ödemeyle borcun sıfırlanması, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça «çerçeve sözleşme» niteliğindeki GKS'ni ve bu sözleşmedeki «kefilin» sorumluluğunu sona erdirmeyeceği ve kefil olan borçluların kefilliklerini geri aldıklarını ispat edemedikleri, sözleşmede «kefaletin» ... yıl olduğu anlaşılmakla «ihtiyati haciz» kararına itiraz nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna varılarak itirazın reddine kararı verilmiştir.
Ancak, «kredi sözleşmesinden» sonra bankaca ....07.2012 tarihinde ....500.000,00 TL bedelli ikinci bir «genel kredi sözleşmesi» düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı şirket arasında «genel kredi sözleşmesi» (GKS) akdedildiğini, diğer davalının sözleşmeyi «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığını, GKS'ye istinaden asıl borçlu lehine ve Devlet Su İşleri Kahramanmaraş Bölge Müdürlüğüne hitaben 810.000,00 TL tutarlı, «kesin» «teminat mektubu» verildiğini, teminat mektubunun halen meri olduğunu, ayrıca yine GKS kapsamında asıl borçlu davalı şirkete «çek karnesi» verildiğini, asıl borçlu şirketin GKS'den kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine müvekkili tarafından kredi «hesaplarının kat» edildiğini ve davalılara hitaben gönderilen «ihtarnameyle»; teminat mektubu bedelinin ve asıl borçlunun elinde bulunan çeklerden kaynaklı yasal sorumluluk bedelinin müvekkili banka nezdinde «depo» edilmesinin talep edildiğini ancak davalılarca «depo talebinin» yerine getirilmediğini ileri sürerek 810.000,00 TL teminat mektubu ve 43.710,00 TL «çek yasal sorumluluk bedelinin» müvekkili banka nezdinde açılacak faiz getirisi olmayan bir hesapta depo edilmesine, belirtilen gayri nakdi alacakların dava sürecinde tazmin suretiyle nakdi alacağa dönüşmesi halinde ise bedellerinin tazmin tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile bilirlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında akdedilen GKS'de, «çek» deposuna ilişkin ve davalı «kefili», «teminat mektubu» bedelinin «depo» edilmesinden sorumlu tutan açık bir hüküm bulunmadığı belirtilmiş ise de GKS'nin 11/4. maddesi ve "Kefalet" başlığını «taşıyan» 12. maddesinde; kefillerin iş bu sözleşmede yer alan ve «kefaletin» niteliğine aykırı olmayan maddeleri kabul ve «taahhüt» ettiklerinin belirtildiğini, bu nedenle asıl borçlu ve kefilin hem çek hem de teminat mektubu bedellerinin depo edilmesinden sorumlu olduğu, bu yönde Yargıtay içtihatları bulunduğunu, davalılara gönderilen «ihtarnameyle», nakdi risklerin yanında gayri nakdi risklerin de «muaccel» hale getirildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Hukuk Dairesinin 07.06.2016 tarih, 2015/16459 E. ve 2016/10246 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu, keza davanın «depo» talebiyle açıldığı gözetildiğinde çeklerden bir kısmından kaynaklanan alacağın davadan önce nakdi alacağa dönüşmesinin de sonuca etkili olmadığı, taraflar arasında akdedilen GKS ile asıl borçlunun «teminat mektubu» bedelinin depo edilmesinden sorumlu tutulduğu, davacı bankanın GKS kapsamında riski de bulunduğu gözetildiğinde asıl borçluya yönelik «depo talebinin» yerinde olduğu, davacı «banka, teminat mektubu» bedeline ilişkin depo talebinden davalı «kefilin» de sorumlu olduğunu iddia etmişse de GKS'de bu yönde açık bir hüküm bulunmadığından davalı kefilin depo isteminden sorumlu olmadığı gerekçesiyle davacının davalılara yönelik «çek» depo talebinin reddine, davacının davalı kefile yönelik teminat mektubu depo talebinin reddine, asıl borçlu şirkete yönelik teminat mektubu bedelinin depo edilmesi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:çek yasal sorumluluk bedeli · depo talebi · banka teminat mektubu · çek karnesi · hesap kat · teminat mektubu · depo kararı · müteselsil kefil
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı şirket arasında «genel kredi sözleşmesi» (GKS) akdedildiğini, diğer davalının sözleşmeyi «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığını, GKS'ye istinaden asıl borçlu lehine ve Devlet Su İşleri Kahramanmaraş Bölge Müdürlüğüne hitaben 810.000,00 TL tutarlı, «kesin» «teminat mektubu» verildiğini, teminat mektubunun halen meri olduğunu, ayrıca yine GKS kapsamında asıl borçlu davalı şirkete «çek karnesi» verildiğini, asıl borçlu şirketin GKS'den kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine müvekkili tarafından kredi «hesaplarının kat» edildiğini ve davalılara hitaben gönderilen «ihtarnameyle»; teminat mektubu bedelinin ve asıl borçlunun elinde bulunan çeklerden kaynaklı yasal sorumluluk bedelinin müvekkili banka nezdinde «depo» edilmesinin talep edildiğini ancak davalılarca «depo talebinin» yerine getirilmediğini ileri sürerek 810.000,00 TL teminat mektubu ve 43.710,00 TL «çek yasal sorumluluk bedelinin» müvekkili banka nezdinde açılacak faiz getirisi olmayan bir hesapta depo edilmesine, belirtilen gayri nakdi alacakların dava sürecinde tazmin suretiyle nakdi alacağa dönüşmesi halinde ise bedellerinin tazmin tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile bilirlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Hukuk Dairesinin 07.06.2016 tarih, 2015/16459 E. ve 2016/10246 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu, keza davanın «depo» talebiyle açıldığı gözetildiğinde çeklerden bir kısmından kaynaklanan alacağın davadan önce nakdi alacağa dönüşmesinin de sonuca etkili olmadığı, taraflar arasında akdedilen GKS ile asıl borçlunun «teminat mektubu» bedelinin depo edilmesinden sorumlu tutulduğu, davacı bankanın GKS kapsamında riski de bulunduğu gözetildiğinde asıl borçluya yönelik «depo talebinin» yerinde olduğu, davacı «banka, teminat mektubu» bedeline ilişkin depo talebinden davalı «kefilin» de sorumlu olduğunu iddia etmişse de GKS'de bu yönde açık bir hüküm bulunmadığından davalı kefilin depo isteminden sorumlu olmadığı gerekçesiyle davacının davalılara yönelik «çek» depo talebinin reddine, davacının davalı kefile yönelik teminat mektubu depo talebinin reddine, asıl borçlu şirkete yönelik teminat mektubu bedelinin depo edilmesi …
Taraflar arasındaki «teminat mektubu» ve «çek» yaprağı yasal sorumluluk bedelinin «depo» edilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… den kaynaklanan gayri nakdi alacağın bir kısmının davadan önce bir kısmının ise davadan sonra bu suretle nakdi alacağa dönüştüğü, taraflar arasında akdedilen GKS'de «çek» deposuna yönelik herhangi bir hüküm bulunmadığı gözetildiğinde «depo talebinin» dava tarihi itibariyle haksız olduğu, bu nedenle çeklerden bir kısmından kaynaklanan alacağın davadan sonra nakdi alacağa dönüşmesi sebebiyle davalıların sorumlulu …
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9103 E. 2023/3920 K.
Ortak:cari hesap · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, banka ile dava dışı asıl borçlu arasında «cari hesap ilişkisi» olduğu, bu nedenle GKS ödemeyle borcun sıfırlanması, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça «çerçeve sözleşme» niteliğindeki GKS'ni ve bu sözleşmedeki «kefilin» sorumluluğunu sona erdirmeyeceği ve kefil olan borçluların kefilliklerini geri aldıklarını ispat edemedikleri, sözleşmede «kefaletin» ... yıl olduğu anlaşılmakla «ihtiyati haciz» kararına itiraz nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna varılarak itirazın reddine kararı verilmiştir.
Bu durumda, borçluların ilk sözleşmede «kefil» olduğu, ikinci sözleşme ile kullandırılan kredi borcu için kefilliklerinin bulunmadığı ve kefil olduğu «kredi sözleşmesi» ile kullandırılan kredi borcunun ödendiği ve bu suretle «kefalet» borcunun sonra erdiği, keza 6102 sayılı ...
Ancak, «kredi sözleşmesinden» sonra bankaca ....07.2012 tarihinde ....500.000,00 TL bedelli ikinci bir «genel kredi sözleşmesi» düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kefillerin «kefaletlerinin» şeklen geçerli olduğu, davacı banka tarafından «genel kredi sözleşmesine» göre kullandırılan kredi türünün bilirkişi tarafından da tespit edildiği üzere, «cari hesap» şeklinde işleyen BCH kredisi olduğu, bu tip kredilerin üçer aylık dönemler halinde kredi faizlerinin tahakkuk ettirilip tahsil edildiği, faize faiz işletilmeyeceği kuralının istisnası olan rotatif krediler olduğu, davalıların davacı banka tarafından «ihbar» edilen bu faiz türlerine itiraz etmedikleri, «hisse devri» nedeniyle veya cayma nedeniyle kefilliğinin sona erdiğini gösteren herhangi bir ihtarları bulunmadığı, asıl borçlu şirketin ortaklığından ayrılmanın «kefilin» sorumluluğunu sona erdiren bir neden olmadığından kefillerin sorumluluklarının devam ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak toplam 122.000,00 TL üzerinden takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %29,025 ve değişen oranlarda işleyecek «temerrüt faizi» ve faizin %5 i oranında BSMV ile takibin devamına karar verilmiştir.
Şti. arasında muhtelif tarihlerde 4 adet «genel kredi sözleşmesi» (GKS) akdedildiğini, diğer davalıların bu sözleşmeleri «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığını, müvekkili bankanın sözü edilen GKS'lere istinaden asıl borçlu şirkete «cari hesap» şeklinde çalışan krediler kullandırdığını, asıl borçlunun kredi borçlarını ödememesi üzerine kredi hesapları kat edilerek davalılar hakkında «ilamsız icra takibi» başlatıldığını, takibin davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP 1.Davalı şahıslar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirketteki hisselerini devrettiklerini, o dönemde borçların kapatıldığını ve yeni düzenlenen sözleşmeleri «kefil» olarak devralan kişilerin imzaladığını, yeni açılan krediden sorumluluğunun kabul edilemeyeceğini, «kefaletlerin» şekil olarak da geçerli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:akdi faiz oranı · kat ihtarnamesi · kefalet limiti · akdi faiz · kefalet sözleşmesi · tahkikat · usulüne uygun tebliğ · müktesep hak
Benzer bu kararda… leşmeden kaynaklı olduğu tespiti yapılmadığından ve mevcut haliyle kefillerin kredi borcundan sorumlu olup olmadıkları değerlendirilemeyeceğinden bu hususta yeniden «tahkikat» yapıldığı ve bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi raporunda, BCH şeklinde çalışan dava konusu U2010041200629 nolu kredinin 12.04.2010 tarihli 250.000,00 TL limitli GKS'ye istinaden kullandırıldığı, BCH Kredi türünün özelliğinden kaynaklı olarak 13.04.2010-20.10.2015 tarihleri arasında kredi hesabının hiç kapatılmadan canlı olarak devam ettiği, hiçbir zaman limit olan 250.000,00 TL'yi aşmadığı, GKS limiti dahilinde kaldığı, kredi devam ederken «temlik» eden banka ile davalı borçlu şirket arasında 3 adet GKS akdedildiği, kefillerin kredi borcundan sorumluluklarının mahkemenin takdirinde olduğu belirtilip, «akdi faiz oranının» %17,50, «temerrüt faiz» oranının %35 kabul edilmesi hali için ayrı, akdi faiz oranının %17,50, temerrüt faiz oranının %29,025 kabul edilmesi hali için ayrı olacak şekilde hesaplama yapıldığı, bilirkişi raporuna göre, dava konusu U2010041200629 nolu kredinin 12.04.2010 tarihli 250.000,00 TL limitli GKS'ye istinaden kullandırıldığı, bu sözleşmeye davalı kefillerden yalnızca ... ve ...'in «kefil» olduğu, sözleşme tarihi itibariyle mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) uygulanması gerektiği, 818 sayılı Kanun'da «kefaletin» geçerli olması için eş «rızası» aranmadığından adı geçen kefillerin kefaletinin geçerli olduğu, kefilin, kefaleti bulunan sözleşmeden dolayı «kefalet limiti» ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğu, borcun bir aşamada sıfırlanmış olmasının kefaleti kendiliğinden sona erdirmeyeceği, öte yandan asıl borçlu şirk …
… karşılar nitelikte olmadığını, GKS'nin borçlular tarafından 3 kez kapatıldığını, sağlanan yeni kredilerle tekrar borç oluşturulduğunu, kapanan bir kredi nedeni ile «kefilin» sorumlu olmayacağını, «kefalet sözleşmesi» sırasında evli olan ... ve ...'ın eşlerinin rızasının alınmadığını, imzalanan sözleşmelerde eş «rızası» kefalet sözleşmesinin asli unsuru olduğunu, bu hususun bilirkişi raporunda tespit edildiğini ancak Yerel Mahkeme'nin bu hususa değinmediğini, gerçek kişilerin borçlu şirketteki hisselerini noterde yapılan sözleşmelerle devrettiklerini, Ticaret Sicil Memurluğu'ndaki kayıtlara bu durumu işlettiklerini, hissesini devreden kişilerin devirden sonra doğan kredi borçlarından sorumlu olmayacağını, ...'ın şirketteki paylarını kredi çekilmeden çok önce devrettiğini, kefaletine dair hususların bu nedenle de dayanaksız ve kanunsuz olduğunu, GKS'nin hukuka ve yasaya uygun hazırlanmadığını, yasanın öngördüğü şartları taşımadığını, borç ödenmesine rağmen kapatılıp yeniden açılan borç nedeni ile halen eski kefilleri, eski şirket ortaklarını sorumlu tutmaya devam ettiğini, davacı lehine hükmedilen «vekalet ücretinin» haksız olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçeyle bir kısım «kefiller» hakkındaki davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, bu kefillerin «kefaleti» süresiz olduğu gibi sözleşmenin ilgili maddeleriyle de asıl borçlunun bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarına kefil olduklarını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bir kısım kefillere gönderilen «kat ihtarnamesinin» tebliğ edilmediğinden bahisle takip tarihi itibariyle «temerrüte» düştükleri sonucuna ulaşıp buna göre hesaplama yapılmış ise de «temlik» eden bankanın, kat ihtarnamesini sözleşmede belirlenen adrese gönderdiğini, adres değişikliği temlik eden bankaya bildirilmediğinden temerrüdün kat ihtarnamesinin …
Ancak davalı şirketlerin «usulüne uygun tebliğe» rağmen kararı istinaf etmemeleri sebebiyle belirtilen yanlışlık bozma «sebebi» yapılmamış eleştirilmekle yetinilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/2819 E. , 2018/5204 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
...
6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/04/2016 tarih ve 2013/594-2013/594 D. İş sayılı ek kararın Yargıtayca incelenmesinin ihtiyati hacze itiraz edenler (borçlular) vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz kararına itiraz edenler vekili, mahkemenin 30/.../2013 tarih ve 2013/594 D.İş sayılı dosyasından müvekkilleri hakkında verilen ihtiyati haciz kararının, ...
28. İcra Müdürlüğünün 2013/19249 sayılı icra dosyasında takibe konulduğunu, müvekkilleri hakkında 08/05/2015 tarihinde yapılan ihtiyati haciz sonucu ihtiyati haciz kararından haberdar olunduğunu, müvekkilleri açısından ihtiyati hacze konu ... adet Genel Kredi Sözleşmesi bulunmadığını, asıl borçlu olan dava dışı ... A.Ş. ile davalı ...A.Ş. arasında .../07/2009 tarih ve 5.000.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, müvekkillerinin bu sözleşmenin kefili olduğunu, kullanılan krediye ilişkin .../07/2009 tarihli ... sonlandırıldığını, daha sonra dava dışı şirket ile davalı arasında .../07/2012 tarihli ....500.000,00 TL yeni bir GKS imzalandığını, imzalanan bu sözleşmede müvekkillerinin kefilliğinin bulunmadığını, o nedenle müvekkillerinin borçtan sorumlu olmadığını, ana para borcunun hangi sözleşmeden kaynaklandığının da belli olmadığını ileri sürerek, verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Alacaklı vekili, davalıların 2009 tarihli sözleşmede imzalarının bulunduğunu, bankadan alınmış bir ibraname olmadan kredinin sıfırlanmasının söz konusu olmayacağını, daha sonraki sözleşmede müvekkillerinin imzasının bulunmamasının önceki sözleşmedeki kefalet yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını, genel kredi sözleşmesinin çerçeve niteliğinde
sözleşme olduğunu ve imzalanan ikinci sözleşmenin de ilk sözleşmenin bir parçası olduğunu, geçerli bir kefalet ilişkisi kurulduktan sonra kefilin tek taraflı olarak kefaletini geri alamayacağını, kefaletten vazgeçme beyanında bulunduğu tarihte cari hesap ilişkisinde bakiyenin sıfır olmasının da sonuca etkili olmadığı, bu tarihten sonra yeni kredi kullandırılmasının da yeni bir borç ilişkisi olarak kabul edilemeyeceği kabul edildiğinden verilen ihtiyati haciz kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davalıların ihtiyati haciz kararına itirazının reddini istemiştir.
Mahkemece, banka ile dava dışı asıl borçlu arasında cari hesap ilişkisi olduğu, bu nedenle GKS ödemeyle borcun sıfırlanması, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça çerçeve sözleşme niteliğindeki GKS'ni ve bu sözleşmedeki kefilin sorumluluğunu sona erdirmeyeceği ve kefil olan borçluların kefilliklerini geri aldıklarını ispat edemedikleri, sözleşmede kefaletin ... yıl olduğu anlaşılmakla ihtiyati haciz kararına itiraz nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna varılarak itirazın reddine kararı verilmiştir.
Kararı ihtiyati hacze itiraz edenler vekili temyiz etmiştir.
Talep, mahkemece verilen ihtiyati hacze yapılan itiraza ilişkindir. Borçlular, dava dışı şirketin bankadan kullandığı .../07/2009 tarihli 5.000.000,00 TL bedelli kredi sözleşmesinin kefilidir. Ancak, kredi sözleşmesinden sonra bankaca ....07.2012 tarihinde ....500.000,00 TL bedelli ikinci bir genel kredi sözleşmesi düzenlenmiştir. Borçlular söz konusu ikinci kez kullanılan genel kredi sözleşmesinin kefilleri değildir. Gerek borçluların itirazı, gerekse de alacaklı bankanın kabulüne göre, borçluların kefil olduğu sözleşme nedeniyle verilen kredi borcu kapatılmış olup, ihtiyati hacizde istenilen miktar ise ikinci kredi sözleşmesi ile kullandırılan kredi miktarı kadardır. Bu durumda, borçluların ilk sözleşmede kefil olduğu, ikinci sözleşme ile kullandırılan kredi borcu için kefilliklerinin bulunmadığı ve kefil olduğu kredi sözleşmesi ile kullandırılan kredi borcunun ödendiği ve bu suretle kefalet borcunun sonra erdiği, keza 6102 sayılı ...
89 vd. maddelerine uygun bir cari hesabın varlığına ilişkin delil sunulmaması karşısında ihtiyati hacze itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ihtiyati hacze itiraz edenler (borçlular) vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden ihtiyati hacze itiraz edenlere iadesine, .../09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/452137500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz