Ayrılma akçesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5009 E. 2023/721 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayrılma akçesi↗ maktu vekâlet ücreti↗ haklı nedenle fesih↗ ortaklıktan çıkma↗ limited şirket ortaklığı↗ i̇i̇k 308/b↗ terditli dava↗ haklı sebep↗ ortaklıktan çıkarılma↗ takipsizlik kararı↗ şirketin feshi↗ kişilik hakları↗ malvarlığına ilişkin dava↗ şirket müdürü↗ vekâlet ücreti↗ şikayet↗ şirket zararı↗ fesih↗ ihtar↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticari defter↗ havale↗ esastan ret↗ ıslah↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ avans faizi↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının şirketin haklı nedenle feshine ilişkin iddialarını ispatlayamadığı, şirketin feshini gerektirecek haklı bir sebep bulunmasının tespiti hâlinde, fesih yerine davacı ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebileceği, şirketin feshini gerektirir durumu ispatlayamayan davacının şirket ortaklığından çıkmayı da isteyemeyeceği, fesih davalarının şirkete yöneltilebileceği, ortaklara husumet düşmeyeceği, kısa hükümde ortaklar yönünden davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi sehven unutulduğundan davalı ortaklar yönünden maktu vekâlet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hatalı olduğunu, davanın yanlış yorumlandığını, davalıların en azından müvekkilinin şirketten çıkmasını kabul ettiklerini, yasada haklı nedenler açıkça belirtilmemiş ise de, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelik ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığını, ortaklık amacının gerçekleşmesi olanağının bulunmadığı durumların varlığı hâlinde, haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerektiğini, limited şirketler ortaklık yapısı itibariyle diğer şirket türlerinden bazı önemli noktalarda ayrıldığını, davalılardan Yücel’in müvekkilini takipsizlikle sonuçlanan savcılığa şikayetinin dahi anlaşmazlığı gösterdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarında şirketin bilerek zarara uğratıldığına ve şirketin zarar içerisinde olduğuna dair tespit yapılmadığı gibi şirketin zararda olmadığının da belirlendiği, feshi gerektirecek haklı bir sebep bulunması hâlinde, fesih yerine davacı ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebileceği, şirketin feshini gerektirir durumu ispatlayamayan davacının şirket ortaklığından çıkma talebinin de reddine karar verildiği yönündeki Mahkeme kararının ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirketin idare ve temsil yetkisinin kullanılmasında basiretsizlik ve ağır ihmallerin bulunmasının, şirketin ortaklık faaliyetinin 6102 sayılı Kanun'a uygun yürütülmemesinin, ticari defterlerin ve mali kayıtların düzgün şekilde şirket müdürü ve muhasebesi tarafından tutulmamasının, davacıya işlemler ve borçlanmalar hakkında bilgi verilmemesinin, şirket ortaklarının şirkete verdiği borcu alamamalarının, genel kurulun dahi yapılmamasının, kayıtların Ankara’da tutulmasının, müdürün Ankara’da ikamet etmesinin, çiftliğin Çorum’da olmasının, besi ve süt çiftliğinin uzaktan idare edilememesinin, ortaklar arasındaki anlaşmazlığın had safhada olmasının, ortaklar arasında uyumsuzluk ve husumetin süreklileşmesinin sebebi olduğunu, şirket faaliyetlerinin durma noktasına geldiğinin göz önüne alınmadığını, şirketin her yıl sürekli zarar ettiğini, en azından kar marjının düşmesi nedeniyle müvekkilinin hiçbir alacağını alamadığını, davacının dışlanıp şirkete alınmadığının en önemli ispatının davalıların da müvekkilinin şirketten çıkmasını kabul etmeleri olduğunu, terditli talepte bulunduklarını, şirketin kâr marjının sürekli düştüğünü, davalılardan ... ’in müvekkilini kişilik haklarına ve onuruna yönelik sebeplerle savcılığa şikayetinin takipsizlikle sonuçlandığını, bu hususun anlaşmazlığı gösterdiğini, müvekkilinin şirkete alınmadığını, şirket müdürünün aktarması gerektiği hâlde bir kısım paraları şirkete aktarmadığını, gerekçesini de izah etmediğini, genel kurulların yapılmadığını, taleplerinin terditli olduğunu, davanın yanlış yorumlandığını, şirketin her geçen gün kötüye gittiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin haklı nedenle fesih şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının şirketten ayrılma payını da alarak çıkıp çıkamayacağı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 636 ve 638 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 308 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, davalı şirketin haklı nedenle feshi ve fesih talebinin kabul edilmemesi hâlinde şirketten çıkma istemine ilişkindir.
2.Davacı dava dilekçesinde açıkça, fesih için haklı nedenlerin oluştuğunu ileri sürerek davalı şirketin feshini istemiş, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacının terditli ikinci istemi 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen çıkma talebi niteliğindedir. Davalı şirket de cevap dilekçesinde fesih istemine karşı çıkmakla birlikte davacının ortaklıktan çıkarılmasına ve şirket özvarlığının tespit edilerek davacıya yasalara uygun bir ayrılma akçesi verilmesine karar verilmesini istemiştir.
3.6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca Mahkemenin ortağın çıkmasına karar verilebilmesi için öncelikle şirketin feshi için haklı nedenlerin ispatlanması gerektiği yönündeki gerekçesi yerindeyse de 638 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamındaki çıkma istemi yönünden taraflar serbestçe tasarrufta bulunabilirler. Davalı şirket de cevap dilekçesinde çıkma istemini kabul ettiğinden davacının 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında açmış olduğu şirket ortaklığından çıkma davasının 6100 sayılı Kanun'un 308 inci maddesi gereğince kabul nedeniyle kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklıktan çıkmaya izin (ttk 638/2)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15623 E. 2015/11122 K.
Ortak:ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · haklı sebep · şirketin feshi · limited şirket · kâr payı · dava şartı
İncelediğiniz kararda… l çıkarların ön plana çıktığını, ortaklık amacının gerçekleşmesi olanağının bulunmadığı durumların varlığı hâlinde, haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerektiğini, «limited şirketler ortaklık» yapısı itibariyle diğer şirket türlerinden bazı önemli noktalarda ayrıldığını, davalılardan Yücel’in müvekkilini «takipsizlikle» sonuçlanan savcılığa «şikayetinin» dahi anlaşmazlığı gösterdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarında şirketin bilerek zarara uğratıldığına ve «şirketin zarar» içerisinde olduğuna dair tespit yapılmadığı gibi şirketin zararda olmadığının da belirlendiği, feshi gerektirecek haklı bir sebep bulunması hâlinde, «fesih» yerine davacı ortağın «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilebileceği, «şirketin feshini» gerektirir durumu ispatlayamayan davacının şirket «ortaklığından çıkma» talebinin de reddine karar verildiği yönündeki Mahkeme kararının ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun e …
3.6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden «şirketin feshini» isteyebileceği, mahkemenin istem yerine, davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda… tifinin pasifinden fazla bulunduğu, öz kaynak toplamının 203.854 TL olup şirketin ödenmiş sermayesi olan 50.000 TL'nin öz kaynak içinde fazlasıyla korunduğu, davalı «limited şirketin feshini» gerektirecek haklı nedenlerin bulunmadığı, ancak ortaklar arasındaki geçimsizlik gözetildiğinde davalı şirketin feshi yerine davacı ortağın, «payının» gerçek değerinin ödenmesi suretiyle şirketten çıkmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, davacının ortaklık payının değerinin bilirkişi aracılığıyla tespit edildiği gerekçesiyle davalı şirketin feshine ilişkin talebin reddine, «ortaklıktan çıkma» isteğinin kabulüne, davacının payının gerçek değerini oluşturan 23.298,11 TL'nin davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı şirket ortakları hakkındaki davanın «sıfat yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
2-Davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, haklı nedenlerle «limited şirket ortaklığından» çıkmaya izin verilmesi veya «şirketin feshi» istemlerine ilişkindir.
Zaman itibariyle somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nun 549/4. maddesinde, «limited şirketlerin» haklı sebeplerden dolayı mahkeme kararıyla fesholunabileceği düzenlenmiş, aynı Kanun'un 551/2. maddesinde de, her ortağın, haklı sebeplere dayanmak şartıyla şirketten çıkmasına izin verilmesini veya «şirketin feshini» mahkemeden talep edebileceği hüküm altına alınmış ancak, haklı neden kavramı her iki maddede de tanımlanmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirketin feshi · sıfat yokluğu · alacak davası · hukuki yarar
Benzer bu kararda… tifinin pasifinden fazla bulunduğu, öz kaynak toplamının 203.854 TL olup şirketin ödenmiş sermayesi olan 50.000 TL'nin öz kaynak içinde fazlasıyla korunduğu, davalı «limited şirketin feshini» gerektirecek haklı nedenlerin bulunmadığı, ancak ortaklar arasındaki geçimsizlik gözetildiğinde davalı şirketin feshi yerine davacı ortağın, «payının» gerçek değerinin ödenmesi suretiyle şirketten çıkmasına izin verilmesinin uygun görüldüğü, davacının ortaklık payının değerinin bilirkişi aracılığıyla tespit edildiği gerekçesiyle davalı şirketin feshine ilişkin talebin reddine, «ortaklıktan çıkma» isteğinin kabulüne, davacının payının gerçek değerini oluşturan 23.298,11 TL'nin davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı şirket ortakları hakkındaki davanın «sıfat yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
D.. aleyhine açılan dava, mahkemece «sıfat yokluğu» nedeniyle reddedilmiş olup anılan davalılar vekilince de ret gerekçesine yönelik bir temyiz itirazında bulunulmaması karşısında, davalılar B..
D.. vekilinin temyiz isteminin, kararı temyizde «hukuki yararının» bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Ayrıca davacı tarafça, şirketin kötü yönetilmesi ve gereğinden fazla borçlandırılması ile şirkete karşı açtığı «alacak davası» işbu davaya dayanak yapılmış ise de dosyada mübrez bilirkişi raporundan şirketin kötü yönetilmediğinin ve aşırı borçlandırılmadığının anlaşılması karşısında geriye yalnızca davacı ile şirket arasındaki alacak davası kalmış olup bu durumda tek başına şirketten çıkma için haklı neden olarak kabul edilemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6787 E. 2016/871 K.
Ortak:ortaklıktan çıkma · terditli dava · fesih · kâr payı · dava sebebi · temsil · husumet · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirketin idare ve «temsil» «yetkisinin» kullanılmasında basiretsizlik ve ağır ihmallerin bulunmasının, şirketin ortaklık faaliyetinin 6102 sayılı Kanun'a uygun yürütülmemesinin, «ticari defterlerin» ve mali kayıtların düzgün şekilde «şirket müdürü» ve muhasebesi tarafından tutulmamasının, davacıya işlemler ve borçlanmalar hakkında bilgi verilmemesinin, şirket ortaklarının şirkete verdiği borcu alamamalarının, genel kurulun dahi yapılmamasının, kayıtların Ankara’da tutulmasının, müdürün Ankara’da ikamet etmesinin, çiftliğin Çorum’da olmasının, besi ve süt çiftliğinin uzaktan idare edilememesinin, ortaklar arasındaki anlaşmazlığın had safhada olmasının, ortaklar arasında uyumsuzluk ve «husumetin» süreklileşmesinin «sebebi» olduğunu, şirket faaliyetlerinin durma noktasına geldiğinin göz önüne alınmadığını, şirketin her yıl sürekli zarar ettiğini, en azından kar marjının düşmesi nedeniyle müvekkilinin hiçbir alacağını alamadığını, davacının dışlanıp şirkete alınmadığının en önemli ispatının davalıların da müvekkilinin şirketten çıkmasını kabul etmeleri olduğunu, «terditli» talepte bulunduklarını, şirketin kâr marjının sürekli düştüğünü, davalılardan ... ’in müvekkilini «kişilik haklarına» ve onuruna yönelik sebeplerle savcılığa «şikayetinin» «takipsizlikle» sonuçlandığını, bu hususun anlaşmazlığı gösterdiğini, müvekkilinin şirkete alınmadığını, şirket müdürünün aktarması gerektiği hâlde bir kısım paraları şirkete akta …
… AHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının şirketin haklı nedenle feshine ilişkin iddialarını ispatlayamadığı, «şirketin feshini» gerektirecek haklı bir sebep bulunmasının tespiti hâlinde, «fesih» yerine davacı ortağın «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilebileceği, şirketin feshini gerektirir durumu ispatlayamayan davacının şirket ortaklığından çıkmayı da isteyemeyeceği, fesih davalarının şirkete yöneltilebileceği, ortaklara «husumet» düşmeyeceği, kısa hükümde ortaklar yönünden davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi sehven unutulduğundan davalı ortaklar yönünden maktu vekâlet ücretin …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarında şirketin bilerek zarara uğratıldığına ve «şirketin zarar» içerisinde olduğuna dair tespit yapılmadığı gibi şirketin zararda olmadığının da belirlendiği, feshi gerektirecek haklı bir sebep bulunması hâlinde, «fesih» yerine davacı ortağın «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilebileceği, «şirketin feshini» gerektirir durumu ispatlayamayan davacının şirket «ortaklığından çıkma» talebinin de reddine karar verildiği yönündeki Mahkeme kararının ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun e …
Benzer bu kararda2- Diğer yandan, davacının «ortaklıktan çıkma» «sebebi» olarak gösterdiği; diğer davalı ortağın kötü yönetimi sonucu şirketi borca batık hale getirdiği, bu güne kadar «kar payı dağıtımının» yapılmadığı ve davalı ortağın şahsi borçları nedeniyle şirket hisselerine «haciz» konulduğu gibi hususlarla ilgili olarak şirket «defter» ve kayıtları ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda bahsi geçen icra dosyaları getirtilmeden, salt şirketin sicil kayıtları üzerinden yapılan inceleme ile davacının ortaklıktan ayrılmayı talep etmekte haklı sebeplerin bulunduğunun kabulü ile, «eksik inceleme» sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ortağı olan diğer davalının kendi şahsi borçlarından dolayı şirketteki hisselerine «haciz» konulduğu, davalı şirketin kuruluşundan itibaren ortaklar kurulunun toplanmadığı, «kar dağıtılmadığı» dolayısıyla şirketin kuruluşuna yol açan sebeplerden olan kar elde edilmesinin ve şirketin işletme amacını yerine getirmesinin imkansız hale geldiği, ortaklıktan ayrılmayı talep etmekte haklı sebeplerin bulunduğu, davacının ilk «terditli» talebi «ortaklıktan çıkma» olduğundan ve diğer davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesini istemediğinden öncelikle davacının ilk terditli talebi yönünden karar verilmesi gerektiği, davacının çıkma payına ilişkin talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, çıkma payına ilişkin talebin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... kendi adına asaleten, diğer davalı şirketi «temsilen» temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı dağıtımı · kar dağıtımı · kâr payı dağıtımı · kar payı · husumet yokluğu · kâr dağıtımı · feragat · haciz
Benzer bu kararda2- Diğer yandan, davacının «ortaklıktan çıkma» «sebebi» olarak gösterdiği; diğer davalı ortağın kötü yönetimi sonucu şirketi borca batık hale getirdiği, bu güne kadar «kar payı dağıtımının» yapılmadığı ve davalı ortağın şahsi borçları nedeniyle şirket hisselerine «haciz» konulduğu gibi hususlarla ilgili olarak şirket «defter» ve kayıtları ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda bahsi geçen icra dosyaları getirtilmeden, salt şirketin sicil kayıtları üzerinden yapılan inceleme ile davacının ortaklıktan ayrılmayı talep etmekte haklı sebeplerin bulunduğunun kabulü ile, «eksik inceleme» sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ortağı olan diğer davalının kendi şahsi borçlarından dolayı şirketteki hisselerine «haciz» konulduğu, davalı şirketin kuruluşundan itibaren ortaklar kurulunun toplanmadığı, «kar dağıtılmadığı» dolayısıyla şirketin kuruluşuna yol açan sebeplerden olan kar elde edilmesinin ve şirketin işletme amacını yerine getirmesinin imkansız hale geldiği, ortaklıktan ayrılmayı talep etmekte haklı sebeplerin bulunduğu, davacının ilk «terditli» talebi «ortaklıktan çıkma» olduğundan ve diğer davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesini istemediğinden öncelikle davacının ilk terditli talebi yönünden karar verilmesi gerektiği, davacının çıkma payına ilişkin talebinden «feragat» ettiği gerekçesiyle davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, çıkma payına ilişkin talebin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle, davalı ... aleyhine açılan davanın «husumet yokluğundan» reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5009 E. , 2023/721 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki şirketin feshi, şirket ortaklığından çıkma ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.02.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı ... ve ... vekili Avukat ... ile davalı şirket vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin %25 oranında hissedarı olan müvekkilinin üzerine düşen sermayeyi ödediği gibi yurtdışında elde ettiği tüm birikimi de şirkete harcadığını, üçüncü kişilere olan borçları ödediğini, bunlar için yakınlarından maddi destek aldığını, 10.06.2014 tarihli sözleşme kapsamında 570.711,15 Avusturalya doları havale edildiğini, bu paradan davalı şirket için davalı müdür ...’e 206.471,15 Avusturalya doları gönderdiğini, şirketin idare ve temsil yetkisinin kullanılmasında basiretsizlik ve ağır ihmal bulunduğunu, ortaklık faaliyetinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) uygun yürütülmediğini, mali kayıtların düzgün tutulmadığını, davacıya şirketle ilgili bilgilerin verilmediğini, müvekkilinin şirketten dışlanıp ortaklık hakkından yoksun bırakılmaya başlandığını, ortaklar arasında husumet ve uyumsuzluğun süreklileştiğini, şirketin sürekli zarar ettiğini ileri sürerek davalı şirketin haklı nedenle feshini, bu talebin kabul görmemesi hâlinde müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına izin verilmesini, şimdilik 300.000,00 TL’nin noter ihtar tarihi olan 15.12.2017 tarihinden itibaren, 2.224,50 TL tespit gideri, 289,75 TL ihtar giderinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini, davacının ortaklık ayrılma payının tespiti ile şirket malvarlığından ödenmesini, son üç yıllık reel kârın tespiti ile hissesi oranında müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 14.01.2021 tarihli dilekçesi ile davalı şirketin öz kaynakları içindeki payı için 520.768,38 TL'den talep edilen 150.000,00 TL düşüldükten sonra 370.768,38 TL ve şirket kayıtlarında görülen şirketin ortaklara olan borcu için 721.380,60 TL'den talep edilen 150.000,00 TL düşüldükten sonra 571.380,60 TL olmak üzere toplamda 942.148,98 TL artırdıklarını belirtip artırılan miktara 15.12.2017 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini, Mahkemenin aksi kanaatte olması hâlinde artırılan miktarlar üzerinden ıslah edilmesini, bu alacak yönünden 15.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; şirket için tüm paraların başarılı bir iş adamı olan müvekkili ...tarafından gönderildiğini, davacının müvekkillerine borç verdiğine dair bir belgenin sunulmadığını, kuruluşta belli bir işi bulunmayan davacının iddia ettiği parayı gönderemeyeceğini, şirketin sürekli zarar ettiği ve faaliyetini durdurduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının bilgi edinme hususunda bir talepte bulunmadığını, defterlerin yasaya uygun tutulduğunu, diğer iki ortağın şirketin devamını istediğini savunarak fesih talebinin reddini, şirket özvarlığının tespiti ile davacının çıkmasına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının şirketin haklı nedenle feshine ilişkin iddialarını ispatlayamadığı, şirketin feshini gerektirecek haklı bir sebep bulunmasının tespiti hâlinde, fesih yerine davacı ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebileceği, şirketin feshini gerektirir durumu ispatlayamayan davacının şirket ortaklığından çıkmayı da isteyemeyeceği, fesih davalarının şirkete yöneltilebileceği, ortaklara husumet düşmeyeceği, kısa hükümde ortaklar yönünden davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi sehven unutulduğundan davalı ortaklar yönünden maktu vekâlet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hatalı olduğunu, davanın yanlış yorumlandığını, davalıların en azından müvekkilinin şirketten çıkmasını kabul ettiklerini, yasada haklı nedenler açıkça belirtilmemiş ise de, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelik ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığını, ortaklık amacının gerçekleşmesi olanağının bulunmadığı durumların varlığı hâlinde, haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerektiğini, limited şirketler ortaklık yapısı itibariyle diğer şirket türlerinden bazı önemli noktalarda ayrıldığını, davalılardan Yücel’in müvekkilini takipsizlikle sonuçlanan savcılığa şikayetinin dahi anlaşmazlığı gösterdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarında şirketin bilerek zarara uğratıldığına ve şirketin zarar içerisinde olduğuna dair tespit yapılmadığı gibi şirketin zararda olmadığının da belirlendiği, feshi gerektirecek haklı bir sebep bulunması hâlinde, fesih yerine davacı ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebileceği, şirketin feshini gerektirir durumu ispatlayamayan davacının şirket ortaklığından çıkma talebinin de reddine karar verildiği yönündeki Mahkeme kararının ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirketin idare ve temsil yetkisinin kullanılmasında basiretsizlik ve ağır ihmallerin bulunmasının, şirketin ortaklık faaliyetinin 6102 sayılı Kanun'a uygun yürütülmemesinin, ticari defterlerin ve mali kayıtların düzgün şekilde şirket müdürü ve muhasebesi tarafından tutulmamasının, davacıya işlemler ve borçlanmalar hakkında bilgi verilmemesinin, şirket ortaklarının şirkete verdiği borcu alamamalarının, genel kurulun dahi yapılmamasının, kayıtların Ankara’da tutulmasının, müdürün Ankara’da ikamet etmesinin, çiftliğin Çorum’da olmasının, besi ve süt çiftliğinin uzaktan idare edilememesinin, ortaklar arasındaki anlaşmazlığın had safhada olmasının, ortaklar arasında uyumsuzluk ve husumetin süreklileşmesinin sebebi olduğunu, şirket faaliyetlerinin durma noktasına geldiğinin göz önüne alınmadığını, şirketin her yıl sürekli zarar ettiğini, en azından kar marjının düşmesi nedeniyle müvekkilinin hiçbir alacağını alamadığını, davacının dışlanıp şirkete alınmadığının en önemli ispatının davalıların da müvekkilinin şirketten çıkmasını kabul etmeleri olduğunu, terditli talepte bulunduklarını, şirketin kâr marjının sürekli düştüğünü, davalılardan ...
’in müvekkilini kişilik haklarına ve onuruna yönelik sebeplerle savcılığa şikayetinin takipsizlikle sonuçlandığını, bu hususun anlaşmazlığı gösterdiğini, müvekkilinin şirkete alınmadığını, şirket müdürünün aktarması gerektiği hâlde bir kısım paraları şirkete aktarmadığını, gerekçesini de izah etmediğini, genel kurulların yapılmadığını, taleplerinin terditli olduğunu, davanın yanlış yorumlandığını, şirketin her geçen gün kötüye gittiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin haklı nedenle fesih şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının şirketten ayrılma payını da alarak çıkıp çıkamayacağı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 636 ve 638 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 308 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, davalı şirketin haklı nedenle feshi ve fesih talebinin kabul edilmemesi hâlinde şirketten çıkma istemine ilişkindir.
2.Davacı dava dilekçesinde açıkça, fesih için haklı nedenlerin oluştuğunu ileri sürerek davalı şirketin feshini istemiş, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacının terditli ikinci istemi 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen çıkma talebi niteliğindedir. Davalı şirket de cevap dilekçesinde fesih istemine karşı çıkmakla birlikte davacının ortaklıktan çıkarılmasına ve şirket özvarlığının tespit edilerek davacıya yasalara uygun bir ayrılma akçesi verilmesine karar verilmesini istemiştir.
3.6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca Mahkemenin ortağın çıkmasına karar verilebilmesi için öncelikle şirketin feshi için haklı nedenlerin ispatlanması gerektiği yönündeki gerekçesi yerindeyse de 638 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamındaki çıkma istemi yönünden taraflar serbestçe tasarrufta bulunabilirler. Davalı şirket de cevap dilekçesinde çıkma istemini kabul ettiğinden davacının 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında açmış olduğu şirket ortaklığından çıkma davasının 6100 sayılı Kanun'un 308 inci maddesi gereğince kabul nedeniyle kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/895878400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz