Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/793 E. 2023/865 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hatır çeki↗ hükmün açıklanmasının geri bırakılması↗ illetten mücerretlik↗ kambiyo senedi vasfı↗ resmi belgede sahtecilik↗ ciro silsilesi↗ keşide tarihi↗ tahrifat↗ mücerretlik↗ güven kurumu↗ lehdar↗ imza incelemesi↗ ciranta↗ sahtecilik↗ tasdik kararı↗ lehtar↗ bedelsizlik↗ basiretli tacir↗ kambiyo senedi↗ ciro↗ denetime elverişlilik↗ üçüncü kişi↗ genel kredi sözleşmesi↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ keşideci↗ kredi sözleşmesi↗ tacir↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ teslim↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 24.11.2011 tarih, 2010/770 E. ve 2011/445 K. sayılı kararı ile keşideci imzasının ve keşide tarihinin düzeltilmesine ilişkin kısımda altta yer alan imzanın davacıya ait olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, çekin kambiyo senedi vasfını taşıdığı, davacının çekin hatır çeki olduğunu iddia ettiği, bu davanın senet borçlusu tarafından sadece senedin lehtarı aleyhine açılabileceği gibi, şartları oluştuğunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 720 nci maddesi uyarınca yalnız hamile veya hamillere yahut da lehtar ile hamil aleyhine birlikte açılabileceği, davanın lehdar aleyhine açılması hâlinde davacının senedin karşılıksız olduğunu kanıtlamakla yükümlü olup lehdarla hamil aleyhine açılması hâlinde ise usûl hükümlerine göre önce lehdara karşı senedin bedelsiz olduğunu ispat etmesi ve bilahare hamile karşı da bedelsiz senedi bile bile kendisinin zararına hareketle iktisap ettiğini kanıtlamasının gerektiği, dava konusu çekin davalı banka tarafından dava dışı Abhaz İnşaat Ltd. Şti.'nin kredi borcunun teminatı olarak alındığının bildirildiği, davalının hamil olduğu, davacının senedin bedelsiz olduğunu kanıtlayamadığı, davalı bankanın bile bile kendisinin zararına hareketle senedi iktisap ettiğini de kanıtlayamadığı, davalının keşide tarihi yanındaki imzaların keşideciye ait olup olmadığını araştırma zorunluluğunun da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 11.02.2019 tarih, 2017/4226 E. ve 2019/780 K. sayılı kararıyla davacı keşidecinin çekin keşide tarihinde yapılan son tahribatla ilgili herhangi bir paraf ve imzasının bulunmadığını ileri sürdüğü, davaya konu çekin incelenmesinde keşide tarihi kısmında iki kez karalama ve düzeltme yapıldığı, son olarak yazıyla keşide tarihinin üst kısmındaki imzanın davacı tarafından kabûl edilmediği gözetilerek keşide tarihinin üst kısmında bulunan imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde davacının imza incelemesine esas olacak keşide tarihine yakın önceki ve sonraki tarihli belge asıllarının resmî kurumlardan istenilerek davacının da mahkeme huzurunda usûlüne uygun yazı ve imza örnekleri alınmak suretiyle tüm deliller toplandıktan sonra grafoloji uzmanı bilirkişi aracılığıyla rapor alınarak şâyet keşide tarihinde düzeltme yapılan yerdeki imza davacıya ait değilse davalının kambiyo senedinden kaynaklanan alacak talebinde bulunamayacağı; ancak 6102 sayılı Kanun’un 732 nci maddesindeki sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca talepte bulunabileceği gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 14.09.2021 tarihli, 2019/277 E. ve 2021/482 K. sayılı kararı ile dava konusu keşide tarihinde tahrifat yapıldığı anlaşılan çekin 27.04.2010 tarihinde dava dışı Ahbaz İnş. Dek. Ltd. Şti. tarafından kredi teminatı olarak ciro yoluyla devralındığı, dava konusu çekin keşide tarihinin iki defa yazılıp karalandıktan sonra en son 10.12.2010 olarak yazıldığı, çekin ilk ve davacı tarafından tanzim edilen tarihinin tespit edilemediği, dava dışı lehdar şirket yetkilisinin Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/439 E. sayılı dosyasında resmi belgede sahtecilik suçundan yargılandığı davada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, dava dışı şirket yetkilisinin ceza dosyasında mahkeme huzurunda alınan beyanlarında dava konusu çeki davacıdan hatır çeki olarak aldığını kabul ettiği, davalının banka ve tacir olduğu, ciro yoluyla dahi olsa devraldığı evrakta açıkça tahrifat olması ya da bu hususta şüphe bulunması halinde basiretli bir tacir, banka ve güven kurumu olarak gerekli araştırma ve incelemeyi yaptırması gerekirken tahrifatlı çeki devraldığı dikkate alındığında çeki iyi niyetle iktisap eden üçüncü kişi olarak kabulünün mümkün olmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin iyi niyetli hamil olmasından dolayı kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, geçerli bir ciro silsilesi ile çeki elinde bulunduran iyi niyetli hamil olduğunu, tarihin keşideci tarafından paraflandığını, bu nedenle ciranta ile birlikte müvekkiline karşı sorumlulukları bulunduğunu, çekin illetten mücerret olduğunu, dayanılan raporun denetime elverişli olmadığını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 780 inci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7576 E. 2013/22430 K.
Ortak:lehdar · keşideci · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaMahkemece 24.11.2011 tarih, 2010/770 E. ve 2011/445 K. sayılı kararı ile «keşideci» imzasının ve «keşide tarihinin» düzeltilmesine ilişkin kısımda altta yer alan imzanın davacıya ait olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, çekin «kambiyo senedi vasfını» taşıdığı, davacının çekin «hatır çeki» olduğunu iddia ettiği, bu davanın senet borçlusu tarafından sadece senedin «lehtarı» aleyhine açılabileceği gibi, şartları oluştuğunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 720 nci maddesi uyarınca yalnız «hamile» veya hamillere yahut da lehtar ile hamil aleyhine birlikte açılabileceği, davanın «lehdar» aleyhine açılması hâlinde davacının senedin karşılıksız olduğunu kanıtlamakla yükümlü olup lehdarla hamil aleyhine açılması hâlinde ise usûl hükümlerine göre önce lehdara karşı senedin «bedelsiz» olduğunu ispat etmesi ve bilahare hamile karşı da bedelsiz senedi bile bile kendisinin zararına hareketle iktisap ettiğini kanıtlamasının gerektiği, dava konusu çe …
Şti.'nin kredi borcunun «teminatı» olarak alındığının bildirildiği, davalının «hamil» olduğu, davacının senedin «bedelsiz» olduğunu kanıtlayamadığı, davalı bankanın bile bile kendisinin zararına hareketle senedi iktisap ettiğini de kanıtlayamadığı, davalının «keşide tarihi» yanındaki imzaların «keşideciye» ait olup olmadığını araştırma zorunluluğunun da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Hukuk Dairesinin 11.02.2019 tarih, 2017/4226 E. ve 2019/780 K. sayılı kararıyla davacı «keşidecinin» çekin keşide tarihinde yapılan «son» tahribatla ilgili herhangi bir paraf ve imzasının bulunmadığını ileri sürdüğü, davaya konu çekin incelenmesinde «keşide tarihi» kısmında iki kez karalama ve düzeltme yapıldığı, son olarak yazıyla keşide tarihinin üst kısmındaki imzanın davacı tarafından kabûl edilmediği gözetilerek keşide tarihinin üst kısmında bulunan imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde davacının «imza incelemesine» esas olacak keşide tarihine yakın önceki ve sonraki tarihli belge asıllarının resmî kurumlardan istenilerek davacının da mahkeme huzurunda usûlüne uygun yazı ve imza örnekleri alınmak suretiyle tüm deliller toplandıktan sonra grafoloji uzmanı bilirkişi aracılığıyla rapor alınarak şâyet keşide tarihinde düzeltme yapılan yerdeki imza davacıya ait değilse davalının kambiyo senedinden kaynaklanan alacak talebinde bulunamayacağı; ancak 6102 sayılı Kanun’un 732 nci maddesindeki «sebepsiz zenginleşme» hükümleri uyarınca talepte bulunabileceği gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, dava «zayi nedeniyle iptal davası» olarak nitelendirilip, «keşidecinin» işbu davayı açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, keşide ettiği çekin «lehdarını» davalı olarak gösterip «çek» karşılığında davalının edimini yerine getirmediğini iddia ederek anılan çekin iptalini istemiştir.
Mahkemece, buna göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dava, «zayi nedeniyle iptal davası» olarak nitelendirilip, «keşidecinin» iş bu davayı açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zayi nedeniyle iptal davası · zayi nedeniyle iptal · zayi · iptal davası · çek
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, dava «zayi nedeniyle iptal davası» olarak nitelendirilip, «keşidecinin» işbu davayı açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, buna göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dava, «zayi nedeniyle iptal davası» olarak nitelendirilip, «keşidecinin» iş bu davayı açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Davacı, keşide ettiği çekin «lehdarını» davalı olarak gösterip «çek» karşılığında davalının edimini yerine getirmediğini iddia ederek anılan çekin iptalini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3982 E. 2023/6371 K.
Ortak:hatır çeki · tahrifat · ciranta · kambiyo senedi · ciro · hamil · sebepsiz zenginleşme · keşideci · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaMahkemece 24.11.2011 tarih, 2010/770 E. ve 2011/445 K. sayılı kararı ile «keşideci» imzasının ve «keşide tarihinin» düzeltilmesine ilişkin kısımda altta yer alan imzanın davacıya ait olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, çekin «kambiyo senedi vasfını» taşıdığı, davacının çekin «hatır çeki» olduğunu iddia ettiği, bu davanın senet borçlusu tarafından sadece senedin «lehtarı» aleyhine açılabileceği gibi, şartları oluştuğunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 720 nci maddesi uyarınca yalnız «hamile» veya hamillere yahut da lehtar ile hamil aleyhine birlikte açılabileceği, davanın «lehdar» aleyhine açılması hâlinde davacının senedin karşılıksız olduğunu kanıtlamakla yükümlü olup lehdarla hamil aleyhine açılması hâlinde ise usûl hükümlerine göre önce lehdara karşı senedin «bedelsiz» olduğunu ispat etmesi ve bilahare hamile karşı da bedelsiz senedi bile bile kendisinin zararına hareketle iktisap ettiğini kanıtlamasının gerektiği, dava konusu çe …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin iyi niyetli «hamil» olmasından dolayı kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini, geçerli bir «ciro silsilesi» ile çeki elinde bulunduran iyi niyetli hamil olduğunu, tarihin «keşideci» tarafından paraflandığını, bu nedenle «ciranta» ile birlikte müvekkiline karşı sorumlulukları bulunduğunu, çekin «illetten mücerret» olduğunu, dayanılan raporun «denetime elverişli» olmadığını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/439 E. sayılı dosyasında «resmi belgede sahtecilik» suçundan yargılandığı davada «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» karar verildiği, dava dışı şirket yetkilisinin ceza dosyasında mahkeme huzurunda alınan beyanlarında dava konusu çeki davacıdan «hatır çeki» olarak aldığını kabul ettiği, davalının banka ve «tacir» olduğu, «ciro» yoluyla dahi olsa devraldığı evrakta açıkça «tahrifat» olması ya da bu hususta şüphe bulunması halinde basiretli bir tacir, banka ve «güven kurumu» olarak gerekli araştırma ve incelemeyi yaptırması gerekirken tahrifatlı çeki devraldığı dikkate alındığında çeki iyi niyetle iktisap eden «üçüncü kişi» olarak kabulünün mümkün olmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çek
Benzer bu karardaUyuşmazlık, takip konusu «çek» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/64 E. 2024/3764 K.
Ortak:kambiyo senedi vasfı · keşide tarihi · tahrifat · lehdar · ciranta · lehtar · bedelsizlik · kambiyo senedi
İncelediğiniz karardaMahkemece 24.11.2011 tarih, 2010/770 E. ve 2011/445 K. sayılı kararı ile «keşideci» imzasının ve «keşide tarihinin» düzeltilmesine ilişkin kısımda altta yer alan imzanın davacıya ait olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, çekin «kambiyo senedi vasfını» taşıdığı, davacının çekin «hatır çeki» olduğunu iddia ettiği, bu davanın senet borçlusu tarafından sadece senedin «lehtarı» aleyhine açılabileceği gibi, şartları oluştuğunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 720 nci maddesi uyarınca yalnız «hamile» veya hamillere yahut da lehtar ile hamil aleyhine birlikte açılabileceği, davanın «lehdar» aleyhine açılması hâlinde davacının senedin karşılıksız olduğunu kanıtlamakla yükümlü olup lehdarla hamil aleyhine açılması hâlinde ise usûl hükümlerine göre önce lehdara karşı senedin «bedelsiz» olduğunu ispat etmesi ve bilahare hamile karşı da bedelsiz senedi bile bile kendisinin zararına hareketle iktisap ettiğini kanıtlamasının gerektiği, dava konusu çe …
Şti.'nin kredi borcunun «teminatı» olarak alındığının bildirildiği, davalının «hamil» olduğu, davacının senedin «bedelsiz» olduğunu kanıtlayamadığı, davalı bankanın bile bile kendisinin zararına hareketle senedi iktisap ettiğini de kanıtlayamadığı, davalının «keşide tarihi» yanındaki imzaların «keşideciye» ait olup olmadığını araştırma zorunluluğunun da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Şti. tarafından kredi «teminatı» olarak «ciro» yoluyla devralındığı, dava konusu çekin «keşide tarihinin» iki defa yazılıp karalandıktan sonra en «son» 10.12.2010 olarak yazıldığı, çekin ilk ve davacı tarafından tanzim edilen tarihinin tespit edilemediği, dava dışı «lehdar» şirket yetkilisinin Kocaeli 1.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 100.000,00 USD bedelli ve 01.02.2012 keşide tarihli bir adet «çek» keşide ettiğini, bu «çekte tahrifat» yapılmak suretiyle «keşide tarihinin» 01.08.2012 yapıldığını, çek keşide edilirken tarihteki gün hanesindeki "12" rakamı paraflanarak "1" olarak değiştirildiğini, çekin bu haliyle «hamile» ödendiğini ancak iade edilmediğini, sonrasında ay hanesinde tahrifat yapıldığının öğrenildiğini, senedin «kambiyo senedi vasfını» kaybettiğini, davalının çekin yetkili ve «meşru hamili» olmadığını, davalının müvekkiline dava konusu çek sebebiyle «ihtiyati haciz» işlemleri başlatacağını bildirdiğini, haciz baskısı altında iş bu dava konusu çek bedelini davalı banka lehine blokeli olarak yatırmak zorunda kaldığını ileri sürerek dava konusu çek yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ihtirazi kayıtla «bloke» altına alınan 100.000,00 USD'nin müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini, ayrıca çek meblağı olarak yatırılan 100.000,00 USD'nin karşılığı 193.560,00 TL'nin ödeme tarihi olan 13.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizinin» müvekkiline ödenmesini ve kötü niyetli davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu «çek» ile ilgili evvelce verilmiş, Yargıtay sürecinden geçerek kesinleşmiş İcra Hukuk Mahkenmesince verilmiş bir karar varken davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu, 08.12.2015 tarihli celsesinde, davacı vekili tarafından, dava konusu çek üzerindeki parafın davacıya ait olduğu «ikrar» edildiğini, bu durum keşide tarihindeki düzeltmelerin davacı tarafından yapıldığını ve ikrar da edilen paraf ile bu düzeltmenin geçerli hale geldiğini gösterdiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2013 tarih, 2021/12-862 E. ve 2013/319 K. sayılı kararının bu yönde olduğunu, «keşideci», «lehdar» ile «ciranta» arasındaki «teminat» veya buna benzer iç ilişkileri takip alacaklısı cirantaya karşı ileri süremeyeceğini, davacının «lehtar» ile arasındaki ilişkiden kaynaklanan defileri ileri sürerek «menfi tespit» talebinde bulunamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yapılan «çekin ibraz» anındaki görüntüsü bankadan getirtilip incelendiğinde Deniz Bank tarafından «ciro» edilerek ibraz edildiği ve ibraz sonrası karşılıksız kaşesi basılarak çekin karşılıksız çıktığının belirtildiği, ancak sonrasında karşılıksız kaşeleri iptal edilerek ve tarih değiştirilmek suretiyle yeniden ibraz edildiği anlaşıldığı, her ne kadar davalı taraf «tahrifatın» davacı tarafından paraf edildiğini beyan etmiş ise de çekin ilk ibraz görüntüsü ile ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinden ilk ibraz görüntüsünde 01.02.2012 tarihinin «keşide tarihi» olarak yazıldığı ve paraf olduğu ancak ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinde 01.02.2012 tarihinin 01.08.2012 tarihi olarak yapıldığı ve böylelikle çekin «zamanaşımına» uğramasının önlendiği anlaşıldığı, yani çekin kambiyo özelliği ortadan kalkmasına rağmen kambiyo özelliği devam ediyormuş gibi davalı tarafça dava dışı «faktoring» şirketine ödeme yapıldığı, kaldı ki söz konusu «çek» ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekte tahrifat · çekin ibrazı · meşru hamil · faktoring · bloke · alacağın temliki · ticari faiz · ikrar
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 100.000,00 USD bedelli ve 01.02.2012 keşide tarihli bir adet «çek» keşide ettiğini, bu «çekte tahrifat» yapılmak suretiyle «keşide tarihinin» 01.08.2012 yapıldığını, çek keşide edilirken tarihteki gün hanesindeki "12" rakamı paraflanarak "1" olarak değiştirildiğini, çekin bu haliyle «hamile» ödendiğini ancak iade edilmediğini, sonrasında ay hanesinde tahrifat yapıldığının öğrenildiğini, senedin «kambiyo senedi vasfını» kaybettiğini, davalının çekin yetkili ve «meşru hamili» olmadığını, davalının müvekkiline dava konusu çek sebebiyle «ihtiyati haciz» işlemleri başlatacağını bildirdiğini, haciz baskısı altında iş bu dava konusu çek bedelini davalı banka lehine blokeli olarak yatırmak zorunda kaldığını ileri sürerek dava konusu çek yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ihtirazi kayıtla «bloke» altına alınan 100.000,00 USD'nin müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini, ayrıca çek meblağı olarak yatırılan 100.000,00 USD'nin karşılığı 193.560,00 TL'nin ödeme tarihi olan 13.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizinin» müvekkiline ödenmesini ve kötü niyetli davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yapılan «çekin ibraz» anındaki görüntüsü bankadan getirtilip incelendiğinde Deniz Bank tarafından «ciro» edilerek ibraz edildiği ve ibraz sonrası karşılıksız kaşesi basılarak çekin karşılıksız çıktığının belirtildiği, ancak sonrasında karşılıksız kaşeleri iptal edilerek ve tarih değiştirilmek suretiyle yeniden ibraz edildiği anlaşıldığı, her ne kadar davalı taraf «tahrifatın» davacı tarafından paraf edildiğini beyan etmiş ise de çekin ilk ibraz görüntüsü ile ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinden ilk ibraz görüntüsünde 01.02.2012 tarihinin «keşide tarihi» olarak yazıldığı ve paraf olduğu ancak ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinde 01.02.2012 tarihinin 01.08.2012 tarihi olarak yapıldığı ve böylelikle çekin «zamanaşımına» uğramasının önlendiği anlaşıldığı, yani çekin kambiyo özelliği ortadan kalkmasına rağmen kambiyo özelliği devam ediyormuş gibi davalı tarafça dava dışı «faktoring» şirketine ödeme yapıldığı, kaldı ki söz konusu «çek» ...
Şti. tarafından «ciro» edilerek ilk karşılıksız kaşesi basıldıktan sonra verildiği, müsteakar Yargıtay İçtihatlarına göre ibrazdan sonra yapılan ciro «alacağın temliki» hükmünde olduğu, dolayısıyla çekin yeni «hamili» esasa ilişkin yapılacak tüm itirazlardan da mesul olduğu, hal böyle olunca «kambiyo senedi» özelliğini yitirmiş çekin icra tehditi altında davalıya 13.08.2012 tarihinde ödendiği anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne 193.560,00 TL'nin davalının ödeme t …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu «çek» ile ilgili evvelce verilmiş, Yargıtay sürecinden geçerek kesinleşmiş İcra Hukuk Mahkenmesince verilmiş bir karar varken davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu, 08.12.2015 tarihli celsesinde, davacı vekili tarafından, dava konusu çek üzerindeki parafın davacıya ait olduğu «ikrar» edildiğini, bu durum keşide tarihindeki düzeltmelerin davacı tarafından yapıldığını ve ikrar da edilen paraf ile bu düzeltmenin geçerli hale geldiğini gösterdiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2013 tarih, 2021/12-862 E. ve 2013/319 K. sayılı kararının bu yönde olduğunu, «keşideci», «lehdar» ile «ciranta» arasındaki «teminat» veya buna benzer iç ilişkileri takip alacaklısı cirantaya karşı ileri süremeyeceğini, davacının «lehtar» ile arasındaki ilişkiden kaynaklanan defileri ileri sürerek «menfi tespit» talebinde bulunamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/793 E. , 2023/865 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava konusu çeki hatır çeki olarak dava dışı ... adlı kişiye verirken ilk keşide tarihinde tarafların anlaşamadığını ve davacının ilk tarihi çizerek kendi imzası ile tasdik edip ikinci tarihi attığını, bu sebeple davacının çekte iki imzasının bulunduğunu, süresi geçen çeki işler hâle getirmek için davacının imzası taklit edilerek tarih bölümünde oynama yapıldığını, ... ya da Abhaz İnşaat Firmasının adını bilmedikleri yetkililerinin çeki sahte tarihle davalı bankaya vererek kredi kullandıklarını ileri sürerek dava konusu çekten dolayı davacının borçlu olmadığının ve çekin sahte olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı Abhaz İnşaat Dekorasyon Ltd. Şti. ile davalı arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi gereği firmaya kredi kullandırıldığını, davaya konu çekin davalı bankaya teslim edildiğini ve kredi borcu teminatına alındığını, davalı bankanın çekin iyi niyetli hamili olduğunu, çekin keşidecisi ve cirantasının bankaya karşı sorumlu olduğunu, çekte yapılan düzeltmeye ilişkin keşideciye ait paraf bulunduğundan bu çekten kaynaklanan borç bulunmadığı iddiasının hukukî dayanağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 24.11.2011 tarih, 2010/770 E. ve 2011/445 K. sayılı kararı ile keşideci imzasının ve keşide tarihinin düzeltilmesine ilişkin kısımda altta yer alan imzanın davacıya ait olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, çekin kambiyo senedi vasfını taşıdığı, davacının çekin hatır çeki olduğunu iddia ettiği, bu davanın senet borçlusu tarafından sadece senedin lehtarı aleyhine açılabileceği gibi, şartları oluştuğunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 720 nci maddesi uyarınca yalnız hamile veya hamillere yahut da lehtar ile hamil aleyhine birlikte açılabileceği, davanın lehdar aleyhine açılması hâlinde davacının senedin karşılıksız olduğunu kanıtlamakla yükümlü olup lehdarla hamil aleyhine açılması hâlinde ise usûl hükümlerine göre önce lehdara karşı senedin bedelsiz olduğunu ispat etmesi ve bilahare hamile karşı da bedelsiz senedi bile bile kendisinin zararına hareketle iktisap ettiğini kanıtlamasının gerektiği, dava konusu çekin davalı banka tarafından dava dışı Abhaz İnşaat Ltd.
Şti.'nin kredi borcunun teminatı olarak alındığının bildirildiği, davalının hamil olduğu, davacının senedin bedelsiz olduğunu kanıtlayamadığı, davalı bankanın bile bile kendisinin zararına hareketle senedi iktisap ettiğini de kanıtlayamadığı, davalının keşide tarihi yanındaki imzaların keşideciye ait olup olmadığını araştırma zorunluluğunun da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 11.02.2019 tarih, 2017/4226 E. ve 2019/780 K. sayılı kararıyla davacı keşidecinin çekin keşide tarihinde yapılan son tahribatla ilgili herhangi bir paraf ve imzasının bulunmadığını ileri sürdüğü, davaya konu çekin incelenmesinde keşide tarihi kısmında iki kez karalama ve düzeltme yapıldığı, son olarak yazıyla keşide tarihinin üst kısmındaki imzanın davacı tarafından kabûl edilmediği gözetilerek keşide tarihinin üst kısmında bulunan imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde davacının imza incelemesine esas olacak keşide tarihine yakın önceki ve sonraki tarihli belge asıllarının resmî kurumlardan istenilerek davacının da mahkeme huzurunda usûlüne uygun yazı ve imza örnekleri alınmak suretiyle tüm deliller toplandıktan sonra grafoloji uzmanı bilirkişi aracılığıyla rapor alınarak şâyet keşide tarihinde düzeltme yapılan yerdeki imza davacıya ait değilse davalının kambiyo senedinden kaynaklanan alacak talebinde bulunamayacağı;
ancak 6102 sayılı Kanun’un 732 nci maddesindeki sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca talepte bulunabileceği gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 14.09.2021 tarihli, 2019/277 E. ve 2021/482 K. sayılı kararı ile dava konusu keşide tarihinde tahrifat yapıldığı anlaşılan çekin 27.04.2010 tarihinde dava dışı Ahbaz İnş. Dek. Ltd. Şti. tarafından kredi teminatı olarak ciro yoluyla devralındığı, dava konusu çekin keşide tarihinin iki defa yazılıp karalandıktan sonra en son 10.12.2010 olarak yazıldığı, çekin ilk ve davacı tarafından tanzim edilen tarihinin tespit edilemediği, dava dışı lehdar şirket yetkilisinin Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/439 E. sayılı dosyasında resmi belgede sahtecilik suçundan yargılandığı davada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, dava dışı şirket yetkilisinin ceza dosyasında mahkeme huzurunda alınan beyanlarında dava konusu çeki davacıdan hatır çeki olarak aldığını kabul ettiği, davalının banka ve tacir olduğu, ciro yoluyla dahi olsa devraldığı evrakta açıkça tahrifat olması ya da bu hususta şüphe bulunması halinde basiretli bir tacir, banka ve güven kurumu olarak gerekli araştırma ve incelemeyi yaptırması gerekirken tahrifatlı çeki devraldığı dikkate alındığında çeki iyi niyetle iktisap eden üçüncü kişi olarak kabulünün mümkün olmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin iyi niyetli hamil olmasından dolayı kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, geçerli bir ciro silsilesi ile çeki elinde bulunduran iyi niyetli hamil olduğunu, tarihin keşideci tarafından paraflandığını, bu nedenle ciranta ile birlikte müvekkiline karşı sorumlulukları bulunduğunu, çekin illetten mücerret olduğunu, dayanılan raporun denetime elverişli olmadığını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 780 inci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
-
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/894594800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz