İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5427 E. 2023/50 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
reasürans sözleşmesi↗ prim iadesi↗ ticari defter ibrazı↗ usulüne uygun tebligat↗ ihtar tebliği↗ ticari defter incelemesi↗ hizmet bedeli↗ sigorta tazminatı↗ tebligat kanunu m.35↗ usulüne uygun tebliğ↗ mutabakat↗ ticari defter ve kayıtlar↗ ticari işletme↗ cari hesap↗ ticari defter kayıtları↗ sözleşmeden doğan dava↗ münhasırlık↗ sigorta sözleşmesi↗ ek prim↗ ifa↗ mahsup↗ ihtar↗ ticari defter↗ tebligat↗ esastan ret↗ haciz↗ ihtarname↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ ibraz↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında bağıtlanan 01.05.2014 tarihli "Seyahat Sigortalarında Reasürans Sözleşmesi" kapsamında davacılar tarafından davalıya reasürans hizmeti sunulduğu, hizmet bedelinin ödenmemesi üzerine e-mail yoluyla davalıya gönderilen hesap muavin bakiyesinin, davalının kabulünde ve mutabık oldukları konusunda davalı şirket adına ... Baltacıoğlu tarafından gönderilen 26.12.2016 tarihli yazışma örneğine göre dava konusu alacağın davalının kabulünde olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrasına uygun şekilde davalıya uyarılı tebligat yapılmasına rağmen ticari defterlerini incelemede hazır bulundurmadığından davacının iddiasını kabul etmiş sayılması gerektiği ve buna göre takip tarihi itibariyle davacıların davalıdan verilen hizmet karşılığında toplam 443.460,44 TL tutarında alacaklı olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün 2017/1819 E. sayılı takip dosyasında davalının itirazının 443.460,44 TL yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip talebindeki koşullarla devamına, davalının %20 (88.692,08 TL) oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, eksik inceleme yapıldığını, davalı tarafından ödenen hasar bedeli ve poliçe iptallerinden kaynaklanan prim iadelerinin mahsup edilmediğini, alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin Mahkemeye sundukları 28.03.2017 tarihli delil beyan listesinde açıkça tek delil olarak münhasıran davalının ticari defterlerine dayandığı, davalıya usulüne uygun ihtarlı davetiye çıkartılmasına rağmen davalı tarafından ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, bu itibarla 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davacıların iddiasını ispatladığının kabul edildiği, ayrıca davaya konu edilen alacağın baştan bilinebilir nitelikte bulunduğu gözetilerek icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediği, davalı vekilinin, davacıların ödemesi gereken bir kısım hasar bedelleri davacılar tarafından ödenmeyip müvekkili şirket tarafından ödendiği ve yine 2016 yılının Temmuz ayından sonra gerçekleşen poliçe iptallerinden kaynaklanan prim iadelerinin oluştuğu, bu sebeple müvekkili şirket tarafından ödenen hasar bedelleri ile prim iptal iadelerinin cari hesap kayıtlarına göre prim tutarından mahsup edilmesi gerektiği istinaf talebi yönünden ise, bu hususun yargılama sırasında ileri sürülmediği ve 6100 sayılı Kanun'un 357 nci maddesine göre İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmanın istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağı hükmüne göre davalının bu yöndeki istinaf itirazının yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların sözleşmeye dayalı olarak davalıdan isteyebileceği bir alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 12 ve 13 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dava, sigorta tazminatının tazmini için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekilinin münhasıran davalının ticari defter ve kayıtlarına dayandığı, davalıya yapılan usulüne uygun ihtara rağmen bu defter ve kayıtların sunulmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince davacının davasını ispatladığının kabul edildiği, Mahkemece yapılan yargılama sırasında ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinaf aşamasında göz önüne alınamayacağı, İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3.Ancak, davalı vekili tarafından tebligatın usulüne uygun tebliğ edilmediği itirazı, hem istinaf hem de temyiz dilekçesinde ileri sürülmüş olmasına rağmen bu husus göz önüne alınmamıştır.
4.7201 sayılı Kanun'un 12 ve 13 üncü maddeleri ile bu Kanun uyarınca çıkartılan Yönetmeliğin 20 ve 21 inci maddelerinde tüzel kişilere ve ticari işletmelere çıkartılan tebligatların nasıl yapılması gerektiği hususları düzenlenmiştir. İlgili Kanun ve Yönetmelik hükümleri uyarınca tüzel kişi veya işletmelere çıkartılacak tebligatlar, tüzel kişi veya işletmenin yetkili kişilerine tebliğ edilir. Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişilerin, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir hâlde olmaları durumunda tebligat, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir. Bu kişilerin de bulunmaması hâlinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.
5.Somut olayda, davalı şirkete gönderilen ticari defterlerin ibrazına ilişkin meşruhatlı ihtarın tebligat mazbatasında "aynı adreste muhatabın daimi çalışanına" tebliğ edildiği belirtilmiştir. Ancak tüzel kişilere yapılacak tebligatların şirketin yetkilisine, onun bulunmaması hâlinde tebliğ almaya yetkili memur veya müstahdemine yapılması gerekmekte olup tebliğ alan kişinin şirkette bu sıfatları haiz olup olmadığı bilinmemektedir. Ayrıca, şirket yetkilisinin veya tebliğ almaya yetkili memur veya müstahdemin adreste bulunmaması hâlinde bu durumun tebligat mazbatasına yazılması gerekirken bu hususta bir açıklamaya yer verilmemiştir. Buna göre, davalı şirkete ilgili ihtarın tebliği usulüne uygun olarak yapılmamasına rağmen Mahkemece yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5682 E. 2017/7470 K.
Ortak:ticari işletme · tebligat · haciz · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaAncak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle «tebligatın» muhatabı olan tüzel kişinin «temsilcisinden» sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle «görevlendirilmiş» bir kişi olması gereklidir.
4.7201 sayılı Kanun'un 12 ve 13 üncü maddeleri ile bu Kanun uyarınca çıkartılan Yönetmeliğin 20 ve 21 inci maddelerinde tüzel kişilere ve «ticari işletmelere» çıkartılan «tebligatların» nasıl yapılması gerektiği hususları düzenlenmiştir.
… acağın davalının kabulünde olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrasına uygun şekilde davalıya uyarılı «tebligat» yapılmasına rağmen «ticari defterlerini incelemede» hazır bulundurmadığından davacının iddiasını kabul etmiş sayılması gerektiği ve buna göre takip tarihi itibariyle davacıların davalıdan verilen hizmet karşılığında …
Benzer bu karardaAncak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle «tebligatın» muhatabı olan tüzel kişinin «temsilcisinden» sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle «görevlendirilmiş» bir kişi olması gereklidir.
Ancak; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile bu Kanun uyarınca çıkartılan yönetmeliğin 20 ve 21. maddelerinde tüzel kişilere ve «ticari işletmelere» çıkartılan «tebligatların» nasıl yapılması gerektiği hususları düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı şirkete gönderilen 3.«haciz ihbarnamesinin» «tebligat» mazbatasında evrak almaya yetkili olduğunu beyan eden çalışan kişiye tebliğ edildiği belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz ihbarnamesi · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacıya 1. «haciz ihbarnamesinin» 26.11.2013, 2. haciz ihbarnamesinin 27.02.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve 1. ve 2. haciz ihbarnamelerine itirazların bulunmadığı, 3. haciz ihbarnamesinin 08.07.2014 tarihinde tebliğ edildiği, İİK 89/3 maddesindeki 15 günlük sürenin 23.07.2014 tarihinde dolduğu, davanın 08.09.2014 tarihinde açıldığı, İİK 89/3 maddesindeki 15 günlük sürenin İİK’da düzenlenen bir süre olup HMK 104. maddesindeki hükmün İcra İflas Kanunu ve dolayısıyla İİK 89/3'te düzenlenen 15 günlük süre içinde uygulanmasının yasal olarak mümkün olmadığı, davanın en geç 23.07.2014 tarihinde açılmış olmasının gerektiği, 08.09.2014 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle davanın «hak düşürücü süre» yönünden reddine karar verilmiştir.
Buna göre, davacı şirkete 3. «haciz ihbarnamesinin» tebliği usulüne uygun olarak yapılmadığından dava süresinde açılmış olup, süresinde açılmadığı gerekçesiyle «hak düşürücü süre» yönünden reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, İİK'nun 89 maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, mahkemece «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı şirkete gönderilen 3.«haciz ihbarnamesinin» «tebligat» mazbatasında evrak almaya yetkili olduğunu beyan eden çalışan kişiye tebliğ edildiği belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8098 E. 2022/1102 K.
Ortak:ihtar · tebligat · ihtarname · dava sebebi · ibraz · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaAncak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle «tebligatın» muhatabı olan tüzel kişinin «temsilcisinden» sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle «görevlendirilmiş» bir kişi olması gereklidir.
5.Somut olayda, davalı şirkete gönderilen «ticari defterlerin ibrazına» ilişkin meşruhatlı «ihtarın» «tebligat» mazbatasında "aynı adreste muhatabın daimi çalışanına" tebliğ edildiği belirtilmiştir.
… acağın davalının kabulünde olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrasına uygun şekilde davalıya uyarılı «tebligat» yapılmasına rağmen «ticari defterlerini incelemede» hazır bulundurmadığından davacının iddiasını kabul etmiş sayılması gerektiği ve buna göre takip tarihi itibariyle davacıların davalıdan verilen hizmet karşılığında …
Benzer bu karardaNoterliği'nin 19/07/2012 tarih ve 142940 yevmiye nolu «ihtarnamenin» davalıya tebliğine rağmen, borcun ödenmediği ve emtianın da iade edilmediğinin anlaşıldığı, davalı tarafından, «finansal kiralama» bedelini ödediğine veya borcun olmadığına ilişkin MK’nun 6. ve HMK’nun 200 ve izleyen maddeleri hükümleri uyarınca yasal delilleri dosyaya «ibraz» edilmediği, davalının «temerrüde» düştüğü ve Finansal Kiralama Kanunu ve Finansal Kiralama Sözleşmesi gereği keşide edilen «ihtara» rağmen de davalı ediminin yerine getirildiğine dair kanıt ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tüzel kişilerin memur ve müstahdemlerine «tebligat»” başlıklı 21. maddesi, “Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. (2) Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin «temsilcisinden» sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle «görevlendirilmiş» bir kişi olması gereklidir. (3) Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme y …
… etmelik’in Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem başlıklı 30.maddesi “ (1) Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · finansal kiralama sözleşmesi · yerleşim yeri · finansal kiralama · sözleşmenin feshi · temerrüt · teslim
Benzer bu karardaNoterliği'nin 18/08/2011 tarih ve 35069 yevmiye nolu ve aynı noterliğin 01/12/2011 tarih ve 50108 yevmiye nolu Finansal Kiralama Sözleşmeleri düzenlendiği, proforma faturada belirtilen makine ve ekipmanların davalıya «teslim» edildiği, 6361 sayılı Yasa'nın 31. maddesi ve sözleşme şartı gereğince; yasal 60 günlük ve ayrıca verilen süre içerisinde, kira bedellerinin ödenmesi, aksi halde «sözleşmenin fesh» edilmiş sayılacağına dair Beyoğlu 48.
Noterliği'nin 19/07/2012 tarih ve 142940 yevmiye nolu «ihtarnamenin» davalıya tebliğine rağmen, borcun ödenmediği ve emtianın da iade edilmediğinin anlaşıldığı, davalı tarafından, «finansal kiralama» bedelini ödediğine veya borcun olmadığına ilişkin MK’nun 6. ve HMK’nun 200 ve izleyen maddeleri hükümleri uyarınca yasal delilleri dosyaya «ibraz» edilmediği, davalının «temerrüde» düştüğü ve Finansal Kiralama Kanunu ve Finansal Kiralama Sözleşmesi gereği keşide edilen «ihtara» rağmen de davalı ediminin yerine getirildiğine dair kanıt ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, «finansal kiralama sözleşmesinden» kaynaklanan malın iadesi davasıdır.
Mahkemece davanın kabulüne dair karar verilmişse de; davalıya çıkarılan «tebligatta» ‘adreste kimse bulunmaması nedeniyle muhatabın en yakın komşusundan sorularak adresin kapalı olduğu beyanıyla tebligatın muhtarlığa «teslim» edildiği anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4830 E. 2011/15704 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz kararda… acağın davalının kabulünde olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrasına uygun şekilde davalıya uyarılı «tebligat» yapılmasına rağmen «ticari defterlerini incelemede» hazır bulundurmadığından davacının iddiasını kabul etmiş sayılması gerektiği ve buna göre takip tarihi itibariyle davacıların davalıdan verilen hizmet karşılığında …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmediğini, «eksik inceleme» yapıldığını, davalı tarafından ödenen «hasar» bedeli ve poliçe iptallerinden kaynaklanan «prim iadelerinin» «mahsup» edilmediğini, alacağın likit olmadığını, bu nedenle «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin Mahkemeye sundukları 28.03.2017 tarihli delil beyan listesinde açıkça tek delil olarak «münhasıran» davalının «ticari defterlerine» dayandığı, davalıya usulüne uygun ihtarlı davetiye çıkartılmasına rağmen davalı tarafından ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, bu itibarla 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davacıların iddiasını ispatladığının kabul edildiği, ayrıca davaya konu edilen alacağın baştan bilinebilir nitelikte bulunduğu gözetilerek «icra inkar tazminatı» talebinin kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediği, davalı vekilinin, davacıların ödemesi gereken bir kısım «hasar» bedelleri davacılar tarafından ödenmeyip müvekkili şirket tarafından ödendiği ve yine 2016 yılının Temmuz ayından sonra gerçekleşen poliçe iptallerinden kaynaklanan «prim iadelerinin» oluştuğu, bu sebeple müvekkili şirket tarafından ödenen hasar bedelleri ile prim iptal iadelerinin «cari hesap» kayıtlarına göre prim tutarından «mahsup» edilmesi gerektiği istinaf talebi yönünden ise, bu hususun yargılama sırasında ileri sürülmediği ve 6100 sayılı Kanun'un 357 nci maddesine göre İlk Derece Mahkemes …
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, «zayii» istenen belgelerin TTK' nun 68. maddesinde sayılan «defter» ve belgelerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, TTK.nun 68 nci maddesi hükmüne dayalı «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkeme kararında denetlemeye elverişli yasal dayanakları da gösterilmeden «müstahsil makbuzlarının» TTK. nun 68 nci maddesi kapsamında sayılan «defter» ve belgelerden olmadığı sonucuna varılması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müstahsil makbuzu · zayi belgesi · zayi
Benzer bu karardaDava, TTK.nun 68 nci maddesi hükmüne dayalı «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkeme kararında denetlemeye elverişli yasal dayanakları da gösterilmeden «müstahsil makbuzlarının» TTK. nun 68 nci maddesi kapsamında sayılan «defter» ve belgelerden olmadığı sonucuna varılması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, «zayii» istenen belgelerin TTK' nun 68. maddesinde sayılan «defter» ve belgelerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12901 E. 2014/19186 K.
Ortak:tebligat
İncelediğiniz kararda… acağın davalının kabulünde olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrasına uygun şekilde davalıya uyarılı «tebligat» yapılmasına rağmen «ticari defterlerini incelemede» hazır bulundurmadığından davacının iddiasını kabul etmiş sayılması gerektiği ve buna göre takip tarihi itibariyle davacıların davalıdan verilen hizmet karşılığında …
3.Ancak, davalı vekili tarafından «tebligatın» «usulüne uygun tebliğ» edilmediği itirazı, hem istinaf hem de temyiz dilekçesinde ileri sürülmüş olmasına rağmen bu husus göz önüne alınmamıştır.
4.7201 sayılı Kanun'un 12 ve 13 üncü maddeleri ile bu Kanun uyarınca çıkartılan Yönetmeliğin 20 ve 21 inci maddelerinde tüzel kişilere ve «ticari işletmelere» çıkartılan «tebligatların» nasıl yapılması gerektiği hususları düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara «tebligat» selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına «tebligatı» kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır buluna …
Bu durumda, dava dilekçesi Y..K..zasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · cy/cy şerhi · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaBu durumda, dava dilekçesi Y..K..zasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına «şerh» edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan «tebligat usulsüzdür».
Şu halde, usulüne uygun olmayan «tebligatlara» dayanılarak, «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenme hakkı» gözetilmeden davalının yokluğunda yargılama yapılıp karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı yanın davacıların hak takibine yetkili olduğu bazı icraları izinsiz kullandığı, davacının mali hakları takip ve tahsil «yetkisinin» bulunduğu, sunulan deliller ile taleplerin uyumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5427 E. , 2023/50 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... ölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı April ile davalı arasında 06.02.2017 tarihli seyahat sigortaları sözleşmesinin imzalandığını, buna göre davalının hizmet alan, davacı April'in asistans hizmeti sunan, davacı Axeria'nın ise reasürör olduğunu, sözleşme süresi boyunca davacıların üzerine düşen edimleri ifa ettiğini, ancak davalının ödemesi gereken hizmet bedelini ifadan imtina ettiğini, bu nedenle davalıya ekinde cari hesaba ilişkin mutabakat yazışmalarıyla birlikte ihtarnamenin gönderildiğini, ancak ödemenin gerçekleşmediğini, bu nedenle sözleşmeden doğan hizmet bedelinin tahsili amacıyla davalıya yönelik genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, ancak davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili usulüne uygun tebligatların yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında bağıtlanan 01.05.2014 tarihli "Seyahat Sigortalarında Reasürans Sözleşmesi" kapsamında davacılar tarafından davalıya reasürans hizmeti sunulduğu, hizmet bedelinin ödenmemesi üzerine e-mail yoluyla davalıya gönderilen hesap muavin bakiyesinin, davalının kabulünde ve mutabık oldukları konusunda davalı şirket adına ... Baltacıoğlu tarafından gönderilen 26.12.2016 tarihli yazışma örneğine göre dava konusu alacağın davalının kabulünde olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrasına uygun şekilde davalıya uyarılı tebligat yapılmasına rağmen ticari defterlerini incelemede hazır bulundurmadığından davacının iddiasını kabul etmiş sayılması gerektiği ve buna göre takip tarihi itibariyle davacıların davalıdan verilen hizmet karşılığında toplam 443.460,44 TL tutarında alacaklı olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul 23.
İcra Müdürlüğünün 2017/1819 E. sayılı takip dosyasında davalının itirazının 443.460,44 TL yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip talebindeki koşullarla devamına, davalının %20 (88.692,08 TL) oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, eksik inceleme yapıldığını, davalı tarafından ödenen hasar bedeli ve poliçe iptallerinden kaynaklanan prim iadelerinin mahsup edilmediğini, alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin Mahkemeye sundukları 28.03.2017 tarihli delil beyan listesinde açıkça tek delil olarak münhasıran davalının ticari defterlerine dayandığı, davalıya usulüne uygun ihtarlı davetiye çıkartılmasına rağmen davalı tarafından ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, bu itibarla 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davacıların iddiasını ispatladığının kabul edildiği, ayrıca davaya konu edilen alacağın baştan bilinebilir nitelikte bulunduğu gözetilerek icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediği, davalı vekilinin, davacıların ödemesi gereken bir kısım hasar bedelleri davacılar tarafından ödenmeyip müvekkili şirket tarafından ödendiği ve yine 2016 yılının Temmuz ayından sonra gerçekleşen poliçe iptallerinden kaynaklanan prim iadelerinin oluştuğu, bu sebeple müvekkili şirket tarafından ödenen hasar bedelleri ile prim iptal iadelerinin cari hesap kayıtlarına göre prim tutarından mahsup edilmesi gerektiği istinaf talebi yönünden ise, bu hususun yargılama sırasında ileri sürülmediği ve 6100 sayılı Kanun'un 357 nci maddesine göre İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmanın istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağı hükmüne göre davalının bu yöndeki istinaf itirazının yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların sözleşmeye dayalı olarak davalıdan isteyebileceği bir alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 12 ve 13 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dava, sigorta tazminatının tazmini için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekilinin münhasıran davalının ticari defter ve kayıtlarına dayandığı, davalıya yapılan usulüne uygun ihtara rağmen bu defter ve kayıtların sunulmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince davacının davasını ispatladığının kabul edildiği, Mahkemece yapılan yargılama sırasında ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinaf aşamasında göz önüne alınamayacağı, İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3.Ancak, davalı vekili tarafından tebligatın usulüne uygun tebliğ edilmediği itirazı, hem istinaf hem de temyiz dilekçesinde ileri sürülmüş olmasına rağmen bu husus göz önüne alınmamıştır.
4.7201 sayılı Kanun'un 12 ve 13 üncü maddeleri ile bu Kanun uyarınca çıkartılan Yönetmeliğin 20 ve 21 inci maddelerinde tüzel kişilere ve ticari işletmelere çıkartılan tebligatların nasıl yapılması gerektiği hususları düzenlenmiştir. İlgili Kanun ve Yönetmelik hükümleri uyarınca tüzel kişi veya işletmelere çıkartılacak tebligatlar, tüzel kişi veya işletmenin yetkili kişilerine tebliğ edilir. Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişilerin, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir hâlde olmaları durumunda tebligat, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir.
Bu kişilerin de bulunmaması hâlinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.
5.Somut olayda, davalı şirkete gönderilen ticari defterlerin ibrazına ilişkin meşruhatlı ihtarın tebligat mazbatasında "aynı adreste muhatabın daimi çalışanına" tebliğ edildiği belirtilmiştir. Ancak tüzel kişilere yapılacak tebligatların şirketin yetkilisine, onun bulunmaması hâlinde tebliğ almaya yetkili memur veya müstahdemine yapılması gerekmekte olup tebliğ alan kişinin şirkette bu sıfatları haiz olup olmadığı bilinmemektedir. Ayrıca, şirket yetkilisinin veya tebliğ almaya yetkili memur veya müstahdemin adreste bulunmaması hâlinde bu durumun tebligat mazbatasına yazılması gerekirken bu hususta bir açıklamaya yer verilmemiştir. Buna göre, davalı şirkete ilgili ihtarın tebliği usulüne uygun olarak yapılmamasına rağmen Mahkemece yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/892515600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz