Ayıplı Malın İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/8098 E. 2022/1102 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 200↗ tebligat usulsüzlüğü↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ finansal kiralama sözleşmesi↗ yerleşim yeri↗ finansal kiralama↗ tebligat kanunu m.35↗ sözleşmenin feshi↗ ihtar↗ tebligat↗ ihtarname↗ dava sebebi↗ temerrüt↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında, Beyoğlu 24. Noterliği'nin 18/08/2011 tarih ve 35069 yevmiye nolu ve aynı noterliğin 01/12/2011 tarih ve 50108 yevmiye nolu Finansal Kiralama Sözleşmeleri düzenlendiği, proforma faturada belirtilen makine ve ekipmanların davalıya teslim edildiği, 6361 sayılı Yasa'nın 31. maddesi ve sözleşme şartı gereğince; yasal 60 günlük ve ayrıca verilen süre içerisinde, kira bedellerinin ödenmesi, aksi halde sözleşmenin fesh edilmiş sayılacağına dair Beyoğlu 48. Noterliği'nin 19/07/2012 tarih ve 142940 yevmiye nolu ihtarnamenin davalıya tebliğine rağmen, borcun ödenmediği ve emtianın da iade edilmediğinin anlaşıldığı, davalı tarafından, finansal kiralama bedelini ödediğine veya borcun olmadığına ilişkin MK’nun 6. ve HMK’nun 200 ve izleyen maddeleri hükümleri uyarınca yasal delilleri dosyaya ibraz edilmediği, davalının temerrüde düştüğü ve Finansal Kiralama Kanunu ve Finansal Kiralama Sözleşmesi gereği keşide edilen ihtara rağmen de davalı ediminin yerine getirildiğine dair kanıt ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan malın iadesi davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne dair karar verilmişse de; davalıya çıkarılan tebligatta ‘adreste kimse bulunmaması nedeniyle muhatabın en yakın komşusundan sorularak adresin kapalı olduğu beyanıyla tebligatın muhtarlığa teslim edildiği anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tüzel kişilerin memur ve müstahdemlerine tebligat” başlıklı 21. maddesi, “Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. (2) Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir. (3) Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.” şeklindedir.
Yine Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem başlıklı 30.maddesi “ (1) Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.
(2) Muhatap ölmüşse veya gösterilen adresten sürekli olarak ayrılmış ve yeni adresi de tebliğ memurunca tespit edilememişse tebligat evrakı, tebligatı çıkaran mercie geri gönderilir." hükmünü amirdir. Somut olayda, davalı şirkete gönderilen tebligat mazbatasında adresin kapalı olduğu bilgisi yer almakla birlikte muhatabın adreste bulunmama sebebi, geçici yada sürekli kapalılık durumuna dair bilgi yer almadığından dava dilekçesi yapılan tebligatının usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Bu usulsüzlük ise hukuki dinlenme hakkına aykırılık sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5682 E. 2017/7470 K.
Ortak:tebligat · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tüzel kişilerin memur ve müstahdemlerine «tebligat»” başlıklı 21. maddesi, “Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. (2) Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin «temsilcisinden» sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle «görevlendirilmiş» bir kişi olması gereklidir. (3) Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme y …
Mahkemece davanın kabulüne dair karar verilmişse de; davalıya çıkarılan «tebligatta» ‘adreste kimse bulunmaması nedeniyle muhatabın en yakın komşusundan sorularak adresin kapalı olduğu beyanıyla tebligatın muhtarlığa «teslim» edildiği anlaşılmıştır.
… etmelik’in Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem başlıklı 30.maddesi “ (1) Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Benzer bu karardaAncak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle «tebligatın» muhatabı olan tüzel kişinin «temsilcisinden» sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle «görevlendirilmiş» bir kişi olması gereklidir.
Ancak; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile bu Kanun uyarınca çıkartılan yönetmeliğin 20 ve 21. maddelerinde tüzel kişilere ve «ticari işletmelere» çıkartılan «tebligatların» nasıl yapılması gerektiği hususları düzenlenmiştir.
İlgili yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca tüzel kişi veya işletmelere çıkartılacak «tebligatlar» tüzel kişi veya işletmenin yetkili kişilerine tebliğ edilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz ihbarnamesi · ticari işletme · hak düşürücü süre · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacıya 1. «haciz ihbarnamesinin» 26.11.2013, 2. haciz ihbarnamesinin 27.02.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve 1. ve 2. haciz ihbarnamelerine itirazların bulunmadığı, 3. haciz ihbarnamesinin 08.07.2014 tarihinde tebliğ edildiği, İİK 89/3 maddesindeki 15 günlük sürenin 23.07.2014 tarihinde dolduğu, davanın 08.09.2014 tarihinde açıldığı, İİK 89/3 maddesindeki 15 günlük sürenin İİK’da düzenlenen bir süre olup HMK 104. maddesindeki hükmün İcra İflas Kanunu ve dolayısıyla İİK 89/3'te düzenlenen 15 günlük süre içinde uygulanmasının yasal olarak mümkün olmadığı, davanın en geç 23.07.2014 tarihinde açılmış olmasının gerektiği, 08.09.2014 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle davanın «hak düşürücü süre» yönünden reddine karar verilmiştir.
Buna göre, davacı şirkete 3. «haciz ihbarnamesinin» tebliği usulüne uygun olarak yapılmadığından dava süresinde açılmış olup, süresinde açılmadığı gerekçesiyle «hak düşürücü süre» yönünden reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Somut olayda, davacı şirkete gönderilen 3.«haciz ihbarnamesinin» «tebligat» mazbatasında evrak almaya yetkili olduğunu beyan eden çalışan kişiye tebliğ edildiği belirtilmiştir.
Dava, İİK'nun 89 maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, mahkemece «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10387 E. 2012/1835 K.
Ortak:tebligat · dava sebebi
İncelediğiniz kararda… etmelik’in Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem başlıklı 30.maddesi “ (1) Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Somut olayda, davalı şirkete gönderilen «tebligat» mazbatasında adresin kapalı olduğu bilgisi yer almakla birlikte muhatabın adreste bulunmama «sebebi», geçici yada sürekli kapalılık durumuna dair bilgi yer almadığından dava dilekçesi yapılan «tebligatının usulsüz» olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece davanın kabulüne dair karar verilmişse de; davalıya çıkarılan «tebligatta» ‘adreste kimse bulunmaması nedeniyle muhatabın en yakın komşusundan sorularak adresin kapalı olduğu beyanıyla tebligatın muhtarlığa «teslim» edildiği anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaTebliğe ilişkin mazbataya göre, davalı adresinin mesai saatleri içinde kapalı olması nedeniyle haber kağıdı kapıya yapıştırılmış ve muhtara evrak tebliğ edilmiş, ancak Tebligat Kanununun 21. ve Tebligat Tüzüğünün 28. maddelerine aykırı olarak tebliğ memurunca, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı veya muhtardan «tahkik» ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahkikat · usulüne uygun tebliğ
Benzer bu karardaTebliğe ilişkin mazbataya göre, davalı adresinin mesai saatleri içinde kapalı olması nedeniyle haber kağıdı kapıya yapıştırılmış ve muhtara evrak tebliğ edilmiş, ancak Tebligat Kanununun 21. ve Tebligat Tüzüğünün 28. maddelerine aykırı olarak tebliğ memurunca, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı veya muhtardan «tahkik» ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatılmamıştır.
Bu durumda davalıya, dava dilekçesi ve duruşma gününün «usulüne uygun tebliği» ile hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davaya devam edilip hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9402 E. 2010/1100 K.
Ortak:tebligat · dava sebebi
İncelediğiniz kararda… etmelik’in Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem başlıklı 30.maddesi “ (1) Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Somut olayda, davalı şirkete gönderilen «tebligat» mazbatasında adresin kapalı olduğu bilgisi yer almakla birlikte muhatabın adreste bulunmama «sebebi», geçici yada sürekli kapalılık durumuna dair bilgi yer almadığından dava dilekçesi yapılan «tebligatının usulsüz» olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece davanın kabulüne dair karar verilmişse de; davalıya çıkarılan «tebligatta» ‘adreste kimse bulunmaması nedeniyle muhatabın en yakın komşusundan sorularak adresin kapalı olduğu beyanıyla tebligatın muhtarlığa «teslim» edildiği anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaTebligat Tüzüğünün 28. maddesi hükmüne göre muhatabın adresinde bulunmaması halinde tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir ve memurlarından soruşturarak vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinme halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir.
Davada davalıya yapılan «tebligatta» tüzüğün bu hükümlerine riayet edilmediğinden davalıya yapılan tebligat «geçersiz» olup, bu itibarla HUMK'nun 73 ncü maddesine aykırı olarak verilen kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen alacak · alacak davası · geçersizlik · asıl alacak
Benzer bu kararda1-Dava TTK 1301 maddesi uyarınca açılmış bulunan «rücuen alacak davası» olup davalıya dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiyenin Tebligat Kanununun 21. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre davalı bina malikinin hasardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 1.887.45 YTL «asıl alacak» ve 295,18 YTL faiz alacağı üzerinden kısmen iptaline karar verilmiştir.
Davada davalıya yapılan «tebligatta» tüzüğün bu hükümlerine riayet edilmediğinden davalıya yapılan tebligat «geçersiz» olup, bu itibarla HUMK'nun 73 ncü maddesine aykırı olarak verilen kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1920 E. 2013/20927 K.
Ortak:tebligat usulsüzlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · tebligat · dava sebebi · temerrüt · teslim
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davalı şirkete gönderilen «tebligat» mazbatasında adresin kapalı olduğu bilgisi yer almakla birlikte muhatabın adreste bulunmama «sebebi», geçici yada sürekli kapalılık durumuna dair bilgi yer almadığından dava dilekçesi yapılan «tebligatının usulsüz» olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece davanın kabulüne dair karar verilmişse de; davalıya çıkarılan «tebligatta» ‘adreste kimse bulunmaması nedeniyle muhatabın en yakın komşusundan sorularak adresin kapalı olduğu beyanıyla tebligatın muhtarlığa «teslim» edildiği anlaşılmıştır.
… etmelik’in Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem başlıklı 30.maddesi “ (1) Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davalı ... adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “muhatabın tevziat saatlerinde bulunmaması sebebiyle, tebligatla ilgili evrakın mahalle muhtarlığına imza mukabili «teslim» edildiği, keyfiyeti bildiren ihbarnamenin adresin kapısına asıldığı, durumu muhataba haber vermesi için en yakın komşusu ...'ya haber bırakıldığı” yazılı bulunsa da mazbatada yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırıldığına dair bir «kaydın» bulunmadığı, buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmadığı, imzadan çekinilmesi halinde bu durumun yazılarak tebligat memurunca imzalanmadığı anl …
… Tebligat Kanunun 21., Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30., yürürlükten kaldırılan Tebligat Tüzüğünün ise 28. maddesi hükümlerine göre de, kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şah …
Bu durumda, adı geçen davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulüyle mahkemece davalı tarafın savunması yönündeki «delilleri toplanarak» sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «geçersiz» tebliğe rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkının kısıtlanması · delillerin toplanmaması · usulüne uygun tebliğ · savunma hakkı · kısıtlılık · ciro · bono · istirdat
Benzer bu kararda1- Dava, «bono» bedelinin «istirdatı» istemine ilişkin olup davalı ... vekili, dava dilekçesinin «usulüne uygun tebliğ» edilmediğini, yargılamanın müvekkilinin yokluğunda sonuçlandırılarak, müvekkilinin «savunma hakkının kısıtlandığını» ileri sürmüştür.
Bu durumda, adı geçen davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulüyle mahkemece davalı tarafın savunması yönündeki «delilleri toplanarak» sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «geçersiz» tebliğe rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… tahsil etmek üzere avukatlık bürosuna tevdi edilen emre muharrer senetlerin, avukatlık bürosunda sigortalı olarak çalışan avukat ... tarafından dosyasından alınarak «ciro» yoluyla daha önceden tanıdığı davalılar ... ve ...'a devredildiği gerekçesiyle, dava konusu üç adet 20.000,00 TL bedelli «bononun» bedelinin ... ve ...'tan «temerrüt» faiziyle birlikte alınarak davacıya ödenmesine («istirdadına»), davalı ... hakkındaki davanın «feragat» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6889 E. 2013/6383 K.
Ortak:tebligat · dava sebebi · teslim · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaMahkemece davanın kabulüne dair karar verilmişse de; davalıya çıkarılan «tebligatta» ‘adreste kimse bulunmaması nedeniyle muhatabın en yakın komşusundan sorularak adresin kapalı olduğu beyanıyla tebligatın muhtarlığa «teslim» edildiği anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tüzel kişilerin memur ve müstahdemlerine «tebligat»” başlıklı 21. maddesi, “Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. (2) Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin «temsilcisinden» sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle «görevlendirilmiş» bir kişi olması gereklidir. (3) Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme y …
… etmelik’in Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem başlıklı 30.maddesi “ (1) Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Benzer bu karardaAncak Tebligat Kanunu'nun 21. ve Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
Davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, haber verilen güvenlik «görevlisinin» isim ve imzasının tebliğ tutağında bulunmaması karşısında dava dilekçesinin davalıya «usulüne uygun tebliğ» edildiğinin kabulü mümkün değildir.
1- Mahkemenin gerekçeli kararı davalı şirketin «tebligat» adresine Tebligat Kanunu’nun 21'inci maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahkikat · usulüne uygun tebliğ · ihbar · ıslah
Benzer bu karardaAncak Tebligat Kanunu'nun 21. ve Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ...'nın 434. maddesinde düzenlenen feshe hükmedilmesini gerektiren fiili şartların oluştuğu, şirketin maksadını gerçekleştirmesinin ve «ıslahının» mümkün olmadığı, şirketin sermayesinin tamamen karşılıksız kaldığı, sözleşmede belirtilen amaç ve konusunun gerçekleşmesinin veya yeniden oluşmasının imkansız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, haber verilen güvenlik «görevlisinin» isim ve imzasının tebliğ tutağında bulunmaması karşısında dava dilekçesinin davalıya «usulüne uygun tebliğ» edildiğinin kabulü mümkün değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/8098 E. , 2022/1102 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.09.2013 tarih ve 2012/327 E. - 2013/210 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 18.08.2011 tarihli finansal kiralama sözleşmesi ve 01.12.2011 tarihli finansal kiralama tadil sözleşmesi akdedildiğini, davalı ve kefillerin ödenmeyen kira borçlarının ödenmesi aksi takdirde sözleşmenin feshedileceğine dair ihtarname keşide edildiğini, 60 günlük süreye rağmen davalının edimini yerine getirmediğini belirterek davalı – kiracıdan, mülkiyeti davacı şirkete ait sözleşmeye konu malların aynen iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında, Beyoğlu 24. Noterliği'nin 18/08/2011 tarih ve 35069 yevmiye nolu ve aynı noterliğin 01/12/2011 tarih ve 50108 yevmiye nolu Finansal Kiralama Sözleşmeleri düzenlendiği, proforma faturada belirtilen makine ve ekipmanların davalıya teslim edildiği, 6361 sayılı Yasa'nın 31. maddesi ve sözleşme şartı gereğince; yasal 60 günlük ve ayrıca verilen süre içerisinde, kira bedellerinin ödenmesi, aksi halde sözleşmenin fesh edilmiş sayılacağına dair Beyoğlu 48. Noterliği'nin 19/07/2012 tarih ve 142940 yevmiye nolu ihtarnamenin davalıya tebliğine rağmen, borcun ödenmediği ve emtianın da iade edilmediğinin anlaşıldığı, davalı tarafından, finansal kiralama bedelini ödediğine veya borcun olmadığına ilişkin MK’nun 6.
ve HMK’nun 200 ve izleyen maddeleri hükümleri uyarınca yasal delilleri dosyaya ibraz edilmediği, davalının temerrüde düştüğü ve Finansal Kiralama Kanunu ve Finansal Kiralama Sözleşmesi gereği keşide edilen ihtara rağmen de davalı ediminin yerine getirildiğine dair kanıt ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan malın iadesi davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne dair karar verilmişse de; davalıya çıkarılan tebligatta ‘adreste kimse bulunmaması nedeniyle muhatabın en yakın komşusundan sorularak adresin kapalı olduğu beyanıyla tebligatın muhtarlığa teslim edildiği anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tüzel kişilerin memur ve müstahdemlerine tebligat” başlıklı 21. maddesi, “Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. (2) Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir. (3) Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.” şeklindedir.
Yine Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem başlıklı 30.maddesi “ (1) Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.
(2) Muhatap ölmüşse veya gösterilen adresten sürekli olarak ayrılmış ve yeni adresi de tebliğ memurunca tespit edilememişse tebligat evrakı, tebligatı çıkaran mercie geri gönderilir." hükmünü amirdir. Somut olayda, davalı şirkete gönderilen tebligat mazbatasında adresin kapalı olduğu bilgisi yer almakla birlikte muhatabın adreste bulunmama sebebi, geçici yada sürekli kapalılık durumuna dair bilgi yer almadığından dava dilekçesi yapılan tebligatının usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Bu usulsüzlük ise hukuki dinlenme hakkına aykırılık sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/748873000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz