Limited şirket müdürünün azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4864 E. 2022/8919 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması↗ müdürün azli↗ ttk 630↗ temsil yetkisinin kaldırılması↗ limited şirket müdürü↗ hukuki menfaat↗ şirket müdürlüğü↗ şirket müdürü↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yetkisizlik kararı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davada, davalının müdürlükten azli ile şirketi yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması istemi açısından davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, TTK'nın 618. ve 620. maddeleri uyarınca şirket ana sözleşmesini değiştirme ve müdürleri görevden alma yetkisine haiz olduğu, bu durumda davacının kanunen elindeki yetkiyi kullanarak davalıyı şirket müdürlüğü görevinden almak, şirket ana sözleşmesini değiştirmek ve şirketi temsile yetkili kişiyi belirleme konusunda yetkiye sahip olduğu halde iş bu davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın HMK'nın 114/h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; 6102 sayılı TTK'nın 620. maddesinde, kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararlarının toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı hükme bağlandığı, somut olayda davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, TTK'nın 630/1. maddesi uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın doğrudan müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin olarak işbu asıl ve birleşen davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı anlaşıldığından (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15/05/2019 tarih ve 2018/1514 E., 2019/3755 K. sayılı kararı da bu yöndedir.) taraf vekillerinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, limited şirket müdürlerinin azli talebine ilişkindir.
Dosya kapsamında, dava açıldıktan sonra 10.07.2019 tarihinde yapılan şirket genel kurulunda şirkete davalı dışında davalı yerine yeni bir müdür tayin edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davanın açılışından sonra yapılan bu genel kurul ile davacının, davalının şirket müdürlüğünden azli istemine ilişkin davaların konusuz kalıp kalmadığı hususu değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5055 E. 2024/2219 K.
Ortak:müdürün azli · temsil yetkisinin kaldırılması · limited şirket müdürü · hukuki menfaat · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · limited şirket · hukuki yarar · dava şartı · Limited şirket müdürünün azli
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, «limited şirket müdürlerinin azli» talebine ilişkindir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davada, davalının müdürlükten azli ile şirketi yönetim ve «temsil yetkisinin kaldırılması» istemi açısından davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, TTK'nın 618. ve 620. maddeleri uyarınca şirket ana sözleşmesini değiştirme ve müdürleri görevden alma yetkisine haiz olduğu, bu durumda davacının kanunen elindeki yetkiyi kullanarak davalıyı «şirket müdürlüğü» görevinden almak, şirket ana sözleşmesini değiştirmek ve şirketi temsile yetkili kişiyi belirleme konusunda yetkiye sahip olduğu halde iş bu davayı açmasında «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın HMK'nın 114/h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı taraf …
… ce; 6102 sayılı TTK'nın 620. maddesinde, kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararlarının toplantıda «temsil» edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı hükme bağlandığı, somut olayda davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, TTK'nın 630/1. maddesi uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın doğrudan müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin olarak işbu asıl ve birleşen davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunmadığı anlaşıldığından (Yargıtay 11.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, «limited şirket müdürlerinin azli» talebine ilişkindir.
… ARI İlk Derece Mahkemesinin 24.01.2020 tarih, 2018/242 E. ve 2020/56 K. sayılı kararıyla; asıl ve birleşen davada, davalının müdürlükten azli ile şirketi yönetim ve «temsil yetkisinin kaldırılması» istemi açısından davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 618 inci ve 620 nci maddeleri uyarınca şirket ana sözleşmesini değiştirme ve müdürleri görevden alma yetkisine haiz olduğu, bu durumda davacının kanunen elindeki yetkiyi kullanarak davalıyı «şirket müdürlüğü» görevinden almak, şirket ana sözleşmesini değiştirmek ve şirketi temsile yetkili kişiyi belirleme konusunda yetkiye sahip olduğu halde iş bu davayı açmasında «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesi uyarınca hukuki yarar yokl …
… 00 TL’nin müvekkiline, 10 paya karşılık 10.000,00 TL’nin ise şirket ortağı olan davalı ...'ye pay edildiğini, şirketin ana sözleşmesinin 8 inci maddesinde davalının «şirket müdürü» sıfatıyla şirketi tek başına «temsile» yetkili olduğunun belirlendiğini, şirket ana sözleşmesinin imza tarihinden itibaren şirket müdürü olarak görevde bulunan davalının şirket yönetimi konusunda gerekli liyakatının bulunmadığının ve asli görevlerini aksattığının açık olduğunu, şirketi münferiden temsil, ilzam ve ahzu kabza yetkili şirket müdürü davalının görevini özen göstererek yerine getirmediğini, şirketin menfaatlerini «dürüstlük kuralı» çerçevesinde gözetmediğini, şirketin ve şirket ortağı müvekkilinin menfaatlerini haksız ve kötü niyetli bir şekilde ihlal ettiğini, başta görevi kötüye kullanma ve müvekkilini «dolandırma» olmak üzere suç teşkil eden eylemlerde bulunduğunu belirterek dava sonuna kadar davalının müdürlük görevinin ve yetkilerinin tedbiren durdurulmasını ve yargılama s …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün azli · haklılık durumu · şirket müdürünün azli · davanın konusuz kalması · kayyım atanması · kayyım · davanın konusu · dürüstlük kuralı
Benzer bu karardaŞti.’nin en kıymetli taşınmazını kaybetmesi ve telafisi imkansız zararların ortaya çıkmaması için şirkete «kayyım atanmasını», bu talebin kabul edilmemesi halinde müvekkiline şirket çıkarları doğrultusunda davalar açması ve cevaplar vermesi için adli makamlar önünde şirketi «temsilde» «yetki» verilmesini ve davalının şirketi «temsil yetkisinin kaldırılmasını» talep etmiştir.
… kendileriyle ortaklık yapmaya zorlaması ve doğru olmayan bilgiler aktarmaları sebebiyle davalıya her şeye karşı çıkarak bir baskı oluşturmaya başladığını, şirketin «taahhüt» ettiği bazı işlerin yerine getirilmesini ise önceden kararlaştırılmış ödemeleri yapmayarak engellemeye çalıştığını, şirketi zora sokmaya başladığını, davacının davalıyı dayanaksız iddialarla şirket dışına atıp şirkete tek başına hakim olma çalışmalarına rağmen halen tek başına şirketi kurtarmaya çalıştığını, davacı tarafından davalının müdürlükten azli ve «kayyım atanması» için davalar açılıp tedbir talep edildiğini ancak mahkemece tedbir taleplerinin reddedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Değerlendirme Asıl ve birleşen dava, «limited şirketin müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece şirket müdürünün yapılan genel kurulda değiştiği gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına», «yargılama giderinin» davacı üzerinde bırakılmasına, vekâlet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece «davanın konusuz kalması» nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» hükmedilmesi halinde «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» ilişkin olarak dava tarihindeki tarafların «haklılık durumu» ve kazanılmış hakları korunmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir.
-
Müdürün azli | Kayyım atanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3070 E. 2015/9972 K.
Ortak:müdürün azli · limited şirket müdürü · hukuki menfaat · şirket müdürü · limited şirket · temsil · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, «limited şirket müdürlerinin azli» talebine ilişkindir.
… ce; 6102 sayılı TTK'nın 620. maddesinde, kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararlarının toplantıda «temsil» edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı hükme bağlandığı, somut olayda davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, TTK'nın 630/1. maddesi uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın doğrudan müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin olarak işbu asıl ve birleşen davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunmadığı anlaşıldığından (Yargıtay 11.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davada, davalının müdürlükten azli ile şirketi yönetim ve «temsil yetkisinin kaldırılması» istemi açısından davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, TTK'nın 618. ve 620. maddeleri uyarınca şirket ana sözleşmesini değiştirme ve müdürleri görevden alma yetkisine haiz olduğu, bu durumda davacının kanunen elindeki yetkiyi kullanarak davalıyı «şirket müdürlüğü» görevinden almak, şirket ana sözleşmesini değiştirmek ve şirketi temsile yetkili kişiyi belirleme konusunda yetkiye sahip olduğu halde iş bu davayı açmasında «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın HMK'nın 114/h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı taraf …
Benzer bu karardaDava, «limited şirkette müdürün azli» ve şirkete «kayyım atanması» istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile şirket müdürünü görevden alabilecekleri, dava açmakta hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle davann reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirket nezdindeki hissesinin %66,67 olduğu, TTK'nın 616/1-b ve 630/1.madde hükmüne göre davacıların genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı «şirketin müdürü» S..
A..'un görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, davacıların sözü edilen yola başvurmaksızın işbu davanın açılmasında «hukuki menfaati» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · kayyım atanması · kayyım
Benzer bu karardaAyrıca davacıların «şirket müdürünün azli» dışında şirkete «kayyım atanması» talebi de mevcuttur.
Dava, «limited şirkette müdürün azli» ve şirkete «kayyım atanması» istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile şirket müdürünü görevden alabilecekleri, dava açmakta hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle davann reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece TTK'nın 630/2. maddesinde düzenlenen dava hakkının her ortağa tanınmış yasadan kaynaklanan bir hak olduğu gözetilmeden ve «kayyım atanması» talepli bir davada bu hususa ilişkin talep de değerlendirilmeden yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 630/2 maddesinde ''Her ortak, haklı sebeblerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkınının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir'' hükmü düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4408 E. 2020/1355 K.
Ortak:şirket müdürlüğü
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davada, davalının müdürlükten azli ile şirketi yönetim ve «temsil yetkisinin kaldırılması» istemi açısından davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, TTK'nın 618. ve 620. maddeleri uyarınca şirket ana sözleşmesini değiştirme ve müdürleri görevden alma yetkisine haiz olduğu, bu durumda davacının kanunen elindeki yetkiyi kullanarak davalıyı «şirket müdürlüğü» görevinden almak, şirket ana sözleşmesini değiştirmek ve şirketi temsile yetkili kişiyi belirleme konusunda yetkiye sahip olduğu halde iş bu davayı açmasında «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın HMK'nın 114/h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı taraf …
Buna göre, davanın açılışından sonra yapılan bu genel kurul ile davacının, davalının «şirket müdürlüğünden» azli istemine ilişkin davaların konusuz kalıp kalmadığı hususu değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün azli · zayi · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1597 E. 2019/3235 K.
Ortak:şirket müdürlüğü · limited şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davada, davalının müdürlükten azli ile şirketi yönetim ve «temsil yetkisinin kaldırılması» istemi açısından davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, TTK'nın 618. ve 620. maddeleri uyarınca şirket ana sözleşmesini değiştirme ve müdürleri görevden alma yetkisine haiz olduğu, bu durumda davacının kanunen elindeki yetkiyi kullanarak davalıyı «şirket müdürlüğü» görevinden almak, şirket ana sözleşmesini değiştirmek ve şirketi temsile yetkili kişiyi belirleme konusunda yetkiye sahip olduğu halde iş bu davayı açmasında «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın HMK'nın 114/h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı taraf …
1- Asıl ve birleşen dava, «limited şirket müdürlerinin azli» talebine ilişkindir.
Buna göre, davanın açılışından sonra yapılan bu genel kurul ile davacının, davalının «şirket müdürlüğünden» azli istemine ilişkin davaların konusuz kalıp kalmadığı hususu değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda… madan müdür olarak görev yaptığı, As Elektronik Şti.'nin ana sözleşmesinde, rekabet konusunda izin verildiğine dair maddenin bulunmadığı, bu açıdan davalının anılan «şirketteki müdürlük» görevinden azli için haklı nedenin oluştuğu, ancak müdürlükten azli istenen şirketin davalı olarak gösterilmediğinden, davanın «usulden reddinin» gerektiği, davanın "«tasfiye» memurunun azli" davası olarak kabul edilmesi halinde ise «tasfiye memuru» olarak davalının azlini gerektiren haklı bir nedenin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalının müdürlüğünden azli istenen şirkete «husumet» yöneltilmediğinden davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Oysa, «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunlu değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · tasfiye memuru · usulden reddi · ek tasfiye · husumet
Benzer bu karardaDava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalının müdürlüğünden azli istenen şirkete «husumet» yöneltilmediğinden davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… madan müdür olarak görev yaptığı, As Elektronik Şti.'nin ana sözleşmesinde, rekabet konusunda izin verildiğine dair maddenin bulunmadığı, bu açıdan davalının anılan «şirketteki müdürlük» görevinden azli için haklı nedenin oluştuğu, ancak müdürlükten azli istenen şirketin davalı olarak gösterilmediğinden, davanın «usulden reddinin» gerektiği, davanın "«tasfiye» memurunun azli" davası olarak kabul edilmesi halinde ise «tasfiye memuru» olarak davalının azlini gerektiren haklı bir nedenin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Oysa, «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunlu değildir.
Bu nedenle mahkemece, işin esasına girilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın «usulden reddine» karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4864 E. , 2022/8919 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.01.2020 tarih ve 2018/242 E. - 2020/56 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.01.2021 tarih ve 2020/603 E. - 2021/60 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 06/08/2014 tarihinde inşaat alanında faaliyet gösteren Namora İnş. Taah. Teks. Gıda Takı Teknolojileri İth. İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti’ni kurduğunu, 06/08/2014 tarihinde imzalanan şirket ana sözleşmesinde sermayenin 100.000,00 TL olarak 100 paya ayrıldığını ve 90 paya karşılık olan 90.000,00 TL’nin müvekkiline, 10 paya karşılık 10.000,00 TL’nin ise şirket ortağı olan davalı ...'ye pay edildiğini, şirketin ana sözleşmesinin 8. maddesinde davalının şirket müdürü sıfatıyla şirketi tek başına temsile yetkili olduğunun belirlendiğini, şirket ana sözleşmesinin imza tarihi olan 06/08/2014 tarihinden itibaren şirket müdürü olarak görevde bulunan davalının şirket yönetimi konusunda gerekli liyakatı ve asli görevlerini aksattığının açık olduğunu, şirketi münferiden temsil, ilzam ve ahzu kabza yetkili şirket müdürü davalının görevini özen göstererek yerine getirmediğini, şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmediğini, şirketin ve şirket ortağı müvekkilinin menfaatlerini haksız ve kötü niyetli bir şekilde ihlal ettiğini, başta görevi kötüye kullanma ve müvekkilini dolandırma olmak üzere suç teşkil eden eylemlerde bulunduğunu, şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal ettiğini, dört yılın sonunda bilançosunda 177.893,42 USD zarar görüldüğünü belirterek dava sonuna kadar davalının müdürlük görevinin ve yetkilerinin tedbiren durdurulmasını ve yargılama sonunda haklı sebeple görevden alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı asıl davaya süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili beyan dilekçelerinde ve duruşmadaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili; asıl davadaki beyanlarını tekrar ederek Namora İnş. Taah. Teks. Gıda Takı Teknolojileri İth. İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti’nin en kıymetli taşınmazını kaybetmesi ve telafisi imkansız zararların ortaya çıkmaması için şirkete kayyım atanmasını, bu talebin kabul edilmemesi halinde müvekkiline şirket çıkarları doğrultusunda davalar açması ve cevaplar vermesi için adli makamlar önünde şirketi temsilde yetki verilmesini ve davalının şirketi temsil yetkisinin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili birleşen davada; müvekkilinin Namora Şirketi'nin %10'luk hissesini sahibi ve aynı zamanda şirket müdürü olduğunu, şirketin varlığının 30 milyon lira civarında olduğunu, kuruluşundan bu yana şirketin tüm işlerini fiilen yürüten ve şirket için doğru yatırımlar ve çalışmalar yaparak bu günkü seviyesine ulaştıranın müvekkili olduğunu, davacının ise yurt dışında yaşadığını, Türkiye'ye çok az geldiğini, şirket işleri gayet muntazam ilerlerken ve şirketin mal varlığı ve değerinin 30.000.000,00 TL'ye ulaştığı sırada, davacının başkalarının kendileriyle ortaklık yapmaya zorlaması ve doğru olmayan bilgiler aktarmaları sebebiyle davalıya her şeye karşı çıkarak bir baskı oluşturmaya başladığını, şirketin taahhüt ettiği bazı işlerin yerine getirilmesini ise önceden kararlaştırılmış ödemeleri yapmayarak engellemeye çalıştığını, şirketi zora sokmaya başladığını, bu sebeple şirketin bazı inşaat çalışmalarını zorunlu olarak durdurduğunu, davalının halen görevinin başında olduğunu, şirketin çalışmalarını tek başına yürütmeye devam ettiğini, davacının davalıyı dayanaksız iddialarla şirket dışına atıp şirkete tek başına hakim olma çalışmalarına rağmen halen tek başına şirketi kurtarmaya çalıştığını, davacı tarafından davalının müdürlükten azli ve kayyım atanması için davalar açılıp tedbir talep edildiğini ancak mahkemece tedbir taleplerinin reddedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davada, davalının müdürlükten azli ile şirketi yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması istemi açısından davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, TTK'nın 618. ve 620. maddeleri uyarınca şirket ana sözleşmesini değiştirme ve müdürleri görevden alma yetkisine haiz olduğu, bu durumda davacının kanunen elindeki yetkiyi kullanarak davalıyı şirket müdürlüğü görevinden almak, şirket ana sözleşmesini değiştirmek ve şirketi temsile yetkili kişiyi belirleme konusunda yetkiye sahip olduğu halde iş bu davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın HMK'nın 114/h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; 6102 sayılı TTK'nın 620. maddesinde, kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararlarının toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı hükme bağlandığı, somut olayda davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, TTK'nın 630/1. maddesi uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın doğrudan müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin olarak işbu asıl ve birleşen davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı anlaşıldığından (Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi'nin 15/05/2019 tarih ve 2018/1514 E., 2019/3755 K. sayılı kararı da bu yöndedir.) taraf vekillerinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, limited şirket müdürlerinin azli talebine ilişkindir.
Dosya kapsamında, dava açıldıktan sonra 10.07.2019 tarihinde yapılan şirket genel kurulunda şirkete davalı dışında davalı yerine yeni bir müdür tayin edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davanın açılışından sonra yapılan bu genel kurul ile davacının, davalının şirket müdürlüğünden azli istemine ilişkin davaların konusuz kalıp kalmadığı hususu değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/871564700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz