Ttk 394
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3181 E. 2022/8502 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 394↗ istinaf süresi↗ istinaf başvuru süresi↗ imza yetkisi↗ huzur hakkı↗ esas sözleşme↗ ticari işletme↗ ek prim↗ yetki↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ yasal faiz↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma,bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı şirketin, süre ve ücretin belirlendiği iddia olunan 22.01.2014 tarihli sözleşmede taraf olmadığı bu nedenle sözleşmenin ücret alacağına esas alınamayacağı, davacının 30.04.2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile genel müdür olarak seçildiği, ücret kararlaştırılmadığı, 15/09/2014 tarihinde de yönetim kurulu kararı ile görevine son verildiği, davacının toplam olarak 4 ay 5 gün davalı şirkette görevde bulunduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kıyaslanmaya emsal ücret bulunmadığı ancak 25.000.- TL ücretin dosya kapsamı itibariyle uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 104.166,70 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı vekilince istinaf süresi geçirildikten sonra istinaf kanun yoluna başvurduğundan, istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, davalının istinafı yönünden ise, 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesinde, yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla, huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceğinin hükme bağlandığı, ancak davalı şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerine ve genel müdüre ücret (maaş) verilmesine ilişkin düzenleme bulunmadığı gibi, bu yönde alınmış bir genel kurulu kararı da bulunmadığı, mahkeme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 346. ve 352. maddeleri uyarınca süre yönünden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel müdür aylık ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının 4 ay 5 gün süre ile davalı şirkette genel müdürlük görevinde bulunduğu, emsale göre davacının aylık 25.000.-TL ücret alabileceği takdir edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafça istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince 6102 sayılı TTK 394. maddesi uyarınca davalı şirketin ana sözleşmesinde ücret ödenmesine ilişkin bir hüküm olmadığı, bu yönde alınmış bir genel kurul kararı da bulunmadığı gerekçesiyle mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının, davalı şirketin 30.04.2014 tarihli yönetim kurulu kararıyla genel müdürlüğe seçildiği,şirketi temsil ve imza yetkisi verildiği, davacıya ödenecek herhangi bir ücret kararlaştırılmadığı, 15.09.2014 tarihli yönetim kurulu kararıyla da görevine son verildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 394. maddesi gereğince tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı, ikramiye, prim, yıllık kârdan pay ve ücret ödenebilir. TTK'nın 370/2. maddesi uyarınca yönetim kurulu tarafından yönetim yetkisinin müdür olarak üçüncü kişilere devri mümkün olup, şirket yönetimince şirkete genel müdür atanması durumunda da, sözleşmede açıkca öngörülmese de şirket genel müdürlerine de aynı şekilde anılan mali hakların ödenmesi mümkündür. T.C. Anayasası’nın 18. maddesine göre angarya yasaktır. Böylece, yönetim ve temsile dair yetki ve görevlerini yerine getirirken şirket yöneticilerine emeklerine karşı ödeme ve kazandırmalarda bulunulmaktadır. O halde, davacının genel müdür olarak çalışmasından dolayı genel kurulca alınmış bir hüküm olmasa bile davacı için uygun bir ücret tayin ve takdir olunarak bu tutarın tahsiline karar verilmelidir (Yargıtay 11. HD. 04.03.1991 1991/9421 E.-1464 K., G. Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler Hukuku, 3. Baskı, Cilt 2, s:1919 vd.). Bu durumda işin mahiyeti, sarf edilen emek ve mesai, genel müdürün vasıfları ve davalı şirketin koşulları da nazara alınarak emsale göre davacının ücret alacağının hesaplanması gerekirken, bölge adliye mahkemesince yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1175 E. 2021/194 K.
Ortak:huzur hakkı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı vekilince «istinaf süresi» geçirildikten sonra istinaf kanun yoluna başvurduğundan, «istinaf başvurusunun süre» yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, davalının istinafı yönünden ise, 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerine, tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla, «huzur hakkı», ücret, ikramiye, «prim» ve yıllık kârdan pay ödenebileceğinin hükme bağlandığı, ancak davalı şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerine ve genel müdüre ücret (maaş) verilmesine ili …
6102 sayılı TTK'nın 394. maddesi gereğince tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla «yönetim kurulu» üyelerine «huzur hakkı», ikramiye, «prim», yıllık kârdan pay ve ücret ödenebilir.
… retin belirlendiği iddia olunan 22.01.2014 tarihli sözleşmede taraf olmadığı bu nedenle sözleşmenin ücret alacağına esas alınamayacağı, davacının 30.04.2014 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile genel müdür olarak seçildiği, ücret kararlaştırılmadığı, 15/09/2014 tarihinde de yönetim kurulu kararı ile görevine «son» verildiği, davacının toplam olarak 4 ay 5 gün davalı şirkette görevde bulunduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kıyaslanmaya emsal ücret bulunmadığı ancak 25.000.- TL ücretin dosya kapsamı itibariyle uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 104.166,70 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alacak talebinin davalı şirketin 29.06.2006 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan «yönetim kurulu» üyelerine yıllık 24.000 YTL «huzur hakkı» ücreti verilmesine ilişkin 13. maddesine dayandığı, ancak anılan maddenin mahkemece iptal edildiği ve ilgili kararın kesinleştiği, bu nedenle davacının talebinde haklı olmadığı, davacının dava açmasında «kötüniyetli» olmadığının anlaşılması karşısında davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin de yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
O halde, «huzur hakkı» bakımından genel kurulca alınmış bir hüküm olmasa bile davacı «yönetim kurulu» üyesi için uygun bir ücret veya huzur hakkı tayin ve takdir olunarak bu tutarın tahsiline karar verilmelidir (Yargıtay 11.
Dava, «huzur hakkı» alacağının tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyeliği · genel kurul kararının iptali · kötüniyet tazminatı · ifa · kötüniyet · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alacak talebinin davalı şirketin 29.06.2006 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan «yönetim kurulu» üyelerine yıllık 24.000 YTL «huzur hakkı» ücreti verilmesine ilişkin 13. maddesine dayandığı, ancak anılan maddenin mahkemece iptal edildiği ve ilgili kararın kesinleştiği, bu nedenle davacının talebinde haklı olmadığı, davacının dava açmasında «kötüniyetli» olmadığının anlaşılması karşısında davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin de yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak davacının «yönetim kurulu üyeliğini» «ifa» ettiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Mahkemece, davacının «huzur hakkı» alacağına dayanak «genel kurul kararının iptal» edildiğinden bahisle huzur hakkı alacağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda işin mahiyeti, davalı şirketin koşulları da nazara alınarak gerekirse bilirkişi aracılığıyla davacının ne kadar ücrete hak kazandığının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3253 E. 2017/7015 K.
Ortak:huzur hakkı · esas sözleşme · ek prim · yönetim kurulu kararı · temsil
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı vekilince «istinaf süresi» geçirildikten sonra istinaf kanun yoluna başvurduğundan, «istinaf başvurusunun süre» yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, davalının istinafı yönünden ise, 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerine, tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla, «huzur hakkı», ücret, ikramiye, «prim» ve yıllık kârdan pay ödenebileceğinin hükme bağlandığı, ancak davalı şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerine ve genel müdüre ücret (maaş) verilmesine ili …
6102 sayılı TTK'nın 394. maddesi gereğince tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla «yönetim kurulu» üyelerine «huzur hakkı», ikramiye, «prim», yıllık kârdan pay ve ücret ödenebilir.
Davacının, davalı şirketin 30.04.2014 tarihli «yönetim kurulu» kararıyla genel müdürlüğe seçildiği,şirketi «temsil» ve «imza yetkisi» verildiği, davacıya ödenecek herhangi bir ücret kararlaştırılmadığı, 15.09.2014 tarihli yönetim kurulu kararıyla da görevine «son» verildiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaDava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerine tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla «huzur hakkı», ücret, ikramiye, «prim» ve yıllık kârdan pay ödenebileceği hükmü düzenlenmiştir.
… ia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; bilançonun gerçeği yansıtmaması, bazı konuların bilançoda bulunmaması nedeniyle dava konusu genel kurulun «finansal tabloların onaylanmasına» ilişkin 3 numaralı gündem maddesinin ve «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin 4 numaralı gündem maddesinin iptali koşullarının oluştuğu, önemli miktarda şirket varlığının satışına ilişkin alınan kararın pay sahiplerinin % 60'ının olumlu oyu ile alındığı, bu oranın Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 22/12. bendinde belirtilen % 75'lik pay çoğunluğunu karşılamadığı, bu suretle önemli miktardaki şirket mal varlığının satışına ilişkin 15 numaralı gündem maddesinin iptali koşullarının oluştuğu, yönetim kurulu üyeleri için öngörülen ücretin makul miktarda olmadığı, bunun da «dürüstlük kuralına» aykırı bulunduğu, bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin seçimi ile aylık ücretlerinin belirlenmesine ilişkin 14 numaralı gündem maddesinin yönetim kurulu üyelerinin …
Soğuk Hava Tesisleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin 21/06/2013 tarihli genel kurulunun 3, 4 ve 15 numaralı gündem maddelerinde alınan kararların tamamının, aynı genel kurulun 14. gündem maddesinde alınan «yönetim kurulu» üyelerinin ücretlerinin 3.000,00 TL olarak belirlenmesine ilişkin bölümünün iptaline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:finansal tabloların onaylanması · toplantı tutanağı · tavzih · dürüstlük kuralı · olumsuz oy · iptal davası · cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu karardaKararların iptalini düzenleyen anılan madde hükümlerine göre toplantıda hazır bulunup da alınan karara «olumsuz» oy veren ve bu muhalefetini «toplantı tutanağına» geçiren ortağın söz konusu kararlara karşı «iptal davası» açma hakkının olduğu belirtilmiştir.
… ia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; bilançonun gerçeği yansıtmaması, bazı konuların bilançoda bulunmaması nedeniyle dava konusu genel kurulun «finansal tabloların onaylanmasına» ilişkin 3 numaralı gündem maddesinin ve «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin 4 numaralı gündem maddesinin iptali koşullarının oluştuğu, önemli miktarda şirket varlığının satışına ilişkin alınan kararın pay sahiplerinin % 60'ının olumlu oyu ile alındığı, bu oranın Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 22/12. bendinde belirtilen % 75'lik pay çoğunluğunu karşılamadığı, bu suretle önemli miktardaki şirket mal varlığının satışına ilişkin 15 numaralı gündem maddesinin iptali koşullarının oluştuğu, yönetim kurulu üyeleri için öngörülen ücretin makul miktarda olmadığı, bunun da «dürüstlük kuralına» aykırı bulunduğu, bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin seçimi ile aylık ücretlerinin belirlenmesine ilişkin 14 numaralı gündem maddesinin yönetim kurulu üyelerinin …
Tarafların hükmün «tavzihi» talepleri mahkemece ek kararla reddedilmiştir.
Asıl kararı taraflar, «tavzih» talebinin reddine ilişkin ek kararı ise davalı vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/336 E. 2019/8055 K.
Ortak:huzur hakkı · esas sözleşme · ek prim · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı vekilince «istinaf süresi» geçirildikten sonra istinaf kanun yoluna başvurduğundan, «istinaf başvurusunun süre» yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, davalının istinafı yönünden ise, 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerine, tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla, «huzur hakkı», ücret, ikramiye, «prim» ve yıllık kârdan pay ödenebileceğinin hükme bağlandığı, ancak davalı şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerine ve genel müdüre ücret (maaş) verilmesine ili …
6102 sayılı TTK'nın 394. maddesi gereğince tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla «yönetim kurulu» üyelerine «huzur hakkı», ikramiye, «prim», yıllık kârdan pay ve ücret ödenebilir.
… retin belirlendiği iddia olunan 22.01.2014 tarihli sözleşmede taraf olmadığı bu nedenle sözleşmenin ücret alacağına esas alınamayacağı, davacının 30.04.2014 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile genel müdür olarak seçildiği, ücret kararlaştırılmadığı, 15/09/2014 tarihinde de yönetim kurulu kararı ile görevine «son» verildiği, davacının toplam olarak 4 ay 5 gün davalı şirkette görevde bulunduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kıyaslanmaya emsal ücret bulunmadığı ancak 25.000.- TL ücretin dosya kapsamı itibariyle uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 104.166,70 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerine tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla «huzur hakkı», ücret, ikramiye, «prim» ve yıllık kârdan pay ödenebileceği hükmü düzenlenmiştir.
… yer verilmediği, bilanço ve gelir tablosunun gerçekçi olmadığı ve fiili durumu yansıtmadığı, fiktif rakamlar içerdiği, usulüne uygun olmayan bilançoya dayalı olarak «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasının yersiz olduğu, davacı ortağın «yönetim kurulu üyeliğine» ücret almadan talip olması hususunun değerlendirilmeden ve faaliyeti bulunmayan, sürekli zarar eden bir şirket için 3.000.- TL «huzur hakkının» da yerinde olmadığı, yönetim kurulunun seçimine ilişkin 6 numaralı gündem ile alınan kararın iptali de talep edilmişse de yönetim kurulu üyelerinin seçiminin 1200 red oyuna karşılık 3600 kabul oyu ile belirlendiği, söz konusu yönetim kurulu üyelerinin yasaya uygun çoğunlukla seçildiği, yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin iptal isteminin yersiz olduğu, davalı şirketin yasal çoğunlukla seçilmiş yönetim organının bulunduğu, «kayyım atanmasını» gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı gerekçesiyle dava konusu 3, 4, 5 ve 7 numaralı gündem maddeleri yönünden davanın kabulüne, 6 numaralı gündem maddesi ve …
3- Dava konusu davalı şirket genel kurul toplantısında alınan «yönetim kurulu» üyelerinin ücretlerinin toplam aylık 3.000,00 TL olarak belirlenmesine ilişkin 7. maddenin de davacı ortağın ücret almaksızın yönetime talip olması hususu değerlendirilmeksizin alındığı ve şirketin ekonomik durumu nazara alındığında makul olmadığı gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet raporu · yönetim kurulu üyeliği · kayyım atanması · kayyım · genel kurul kararının iptali · ibra · cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu kararda… yer verilmediği, bilanço ve gelir tablosunun gerçekçi olmadığı ve fiili durumu yansıtmadığı, fiktif rakamlar içerdiği, usulüne uygun olmayan bilançoya dayalı olarak «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasının yersiz olduğu, davacı ortağın «yönetim kurulu üyeliğine» ücret almadan talip olması hususunun değerlendirilmeden ve faaliyeti bulunmayan, sürekli zarar eden bir şirket için 3.000.- TL «huzur hakkının» da yerinde olmadığı, yönetim kurulunun seçimine ilişkin 6 numaralı gündem ile alınan kararın iptali de talep edilmişse de yönetim kurulu üyelerinin seçiminin 1200 red oyuna karşılık 3600 kabul oyu ile belirlendiği, söz konusu yönetim kurulu üyelerinin yasaya uygun çoğunlukla seçildiği, yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin iptal isteminin yersiz olduğu, davalı şirketin yasal çoğunlukla seçilmiş yönetim organının bulunduğu, «kayyım atanmasını» gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı gerekçesiyle dava konusu 3, 4, 5 ve 7 numaralı gündem maddeleri yönünden davanın kabulüne, 6 numaralı gündem maddesi ve …
Bu durumda, mahkemece bilançonun ve faaliyet raporunun nasıl ve hangi yönlerden gerçeği yansıtmadığı belirlenmeksizin «eksik incelemeyle» yazılı şekilde dava konusu şirket genel kurulunda 3 ve 4 numaralı maddelerde alınan kararların iptaline ve buna bağlı olarak da 5. madde olan yönetim kurulunun «ibra» edilmesine ilişkin kararın iptal edilmesine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Ancak, mahkemece alınan 19.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda, «faaliyet raporu» ve bilançonun usulüne uygun olduğu, gerçek durumu yansıttığı, fiktif kayıtlar içermediği ifade edilmiş, davacı tarafın itirazları üzerine başka bir bilirkişiden al …
2 benzer karar daha
-
Huzur hakkının fahişliği emsal ücret araştırılmadan salt gerekçeyle iptal edilemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/974 E. 2024/4679 K.
Ortak:huzur hakkı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı vekilince «istinaf süresi» geçirildikten sonra istinaf kanun yoluna başvurduğundan, «istinaf başvurusunun süre» yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, davalının istinafı yönünden ise, 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerine, tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla, «huzur hakkı», ücret, ikramiye, «prim» ve yıllık kârdan pay ödenebileceğinin hükme bağlandığı, ancak davalı şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerine ve genel müdüre ücret (maaş) verilmesine ili …
6102 sayılı TTK'nın 394. maddesi gereğince tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla «yönetim kurulu» üyelerine «huzur hakkı», ikramiye, «prim», yıllık kârdan pay ve ücret ödenebilir.
Benzer bu kararda… 03.2018 tarihinde davalı şirketin olağan genel kurulunun yapıldığını, müvekkilinin genel kurula katılarak kararlara muhalefet ettiğini, toplantının 7 nci maddesinde «kar dağıtımı» yapılmamasına karar verildiğini, şirketin 10 yıldır kar dağıtmayarak müvekkilini mağdur ettiğini, gündemin 8 inci maddesinde şirket sermayesinin artırılmasına, gündemin 9 uncu maddesinde ise şirketin «yönetim kurulu» üyelerine aylık 10.000,00 TL «huzur hakkı» ödenmesine karar verildiğini, alınan kararların kanun, «esas sözleşme» ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu ileri sürerek 28.03.2018 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 7, 8 ve 9 numaralı kararların iptalini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; her ne kadar «sermaye artırımı» kararı alınmışsa da bu karardan dönüldüğünü ve sermaye artırımının gerçekleşmediğini, bu hususun «ticaret sicil» gazetesinde yapılan «ilanda» da görüleceğini, «huzur hakkının», yönetim kurulunun kanundan doğan bir hakkı olduğunu, kar etme şartının, huzur hakkı ya da «prim» verilmesi için geçerli olmadığını, huzur hakkı ödemesi için şirketin kar etmiş olmasına dahi gerek olmadığını, şirketin kuruluşundan bu yana profesyonel yönetici istihdam etmediğini, iptali talep edilen huzur hakkı bedelinin 2012 yılında tespit edilen rakam ile aynı olduğunu, hissedarlara «kar payı» ödenmeyerek banka borçlarının artmasının önlendiğini ve şirketin sermaye yapısının güçlendirildiğini, şirketin borçlanmasını önlemek ve karlılığını sağlamak amacı ile «kar payı dağıtımı» yapılmamasının tüm ortakların yararına olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… alı şirketin genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara muhalif kaldığı, bu nedenle dava konusu kararlar bakımından dava açma şartının gerçekleştiği, kârın «dağıtılıp» dağıtılmayacağı ve dağıtılacaksa ne ölçüde dağıtılacağı hususunda genel kurulun geniş takdir «yetkisinin» bulunduğu, ancak bu «yetkinin» kullanılmasının keyfiyete bağlı olamayacağı, bilirkişi raporunda davalı şirketin çok riskli bir finansal yapısının bulunduğu, varlık ve kaynak dengesinin yüksek oranda borçlu bir mali yapıyı gösterdiği, şirketin özkaynak artışına ihtiyacının olduğu, ortaklara kâr dağıtımı yapılması durumunda ise şirketin özkaynaklarının daha da azalacağı ve finansal risklerinin çok daha fazla artacağı yönünde tespitte bulunduğu, buna göre kârın dağıtılmamasına ilişkin alınan kararın iptali şartlarının oluşmadığı, sermayenin artırılmasına ilişkin gündemin 8 nci maddesiyle alınan kararın tescil edilmediği ve Ticaret Sicili Gazetesi'nde de «ilan» edilmediği, «anonim şirket» genel kurulunda alınan kararların bir kısmının tescil ve ilanı zorunlu iken («sermaye artırımı» kararı ve yönetim kurulunun seçimine dair karar gibi) bazı kararların tescil ve ilan koşulu bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 456 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereğince sermaye artırımı kararı üç ay içerisinde tescil ve ilan edilmedikçe «geçersiz» hâle geleceği, somut olayda da sermaye artırımına ilişkin kararın üç ay içerisinde tescil ve ilan edilmediği için geçersiz hâle geldiği, bu durumda 8 inci maddenin iptali istemi yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar vermek gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesinde «yönetim kurulu» üyelerine tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla «huzur hakkı», ücret, ikramiye, «prim» ve yıllık kârdan pay ödenebileceğinin düzenlendiği, davalı şirketin riskli bir mali yapısı bulunması nedeniyle kâr dağıtımı yapmamasının haklı olduğu yönünde varıl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme · kâr dağıtımı
Benzer bu kararda… 03.2018 tarihinde davalı şirketin olağan genel kurulunun yapıldığını, müvekkilinin genel kurula katılarak kararlara muhalefet ettiğini, toplantının 7 nci maddesinde «kar dağıtımı» yapılmamasına karar verildiğini, şirketin 10 yıldır kar dağıtmayarak müvekkilini mağdur ettiğini, gündemin 8 inci maddesinde şirket sermayesinin artırılmasına, gündemin 9 uncu maddesinde ise şirketin «yönetim kurulu» üyelerine aylık 10.000,00 TL «huzur hakkı» ödenmesine karar verildiğini, alınan kararların kanun, «esas sözleşme» ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu ileri sürerek 28.03.2018 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 7, 8 ve 9 numaralı kararların iptalini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; her ne kadar «sermaye artırımı» kararı alınmışsa da bu karardan dönüldüğünü ve sermaye artırımının gerçekleşmediğini, bu hususun «ticaret sicil» gazetesinde yapılan «ilanda» da görüleceğini, «huzur hakkının», yönetim kurulunun kanundan doğan bir hakkı olduğunu, kar etme şartının, huzur hakkı ya da «prim» verilmesi için geçerli olmadığını, huzur hakkı ödemesi için şirketin kar etmiş olmasına dahi gerek olmadığını, şirketin kuruluşundan bu yana profesyonel yönetici istihdam etmediğini, iptali talep edilen huzur hakkı bedelinin 2012 yılında tespit edilen rakam ile aynı olduğunu, hissedarlara «kar payı» ödenmeyerek banka borçlarının artmasının önlendiğini ve şirketin sermaye yapısının güçlendirildiğini, şirketin borçlanmasını önlemek ve karlılığını sağlamak amacı ile «kar payı dağıtımı» yapılmamasının tüm ortakların yararına olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… alı şirketin genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara muhalif kaldığı, bu nedenle dava konusu kararlar bakımından dava açma şartının gerçekleştiği, kârın «dağıtılıp» dağıtılmayacağı ve dağıtılacaksa ne ölçüde dağıtılacağı hususunda genel kurulun geniş takdir «yetkisinin» bulunduğu, ancak bu «yetkinin» kullanılmasının keyfiyete bağlı olamayacağı, bilirkişi raporunda davalı şirketin çok riskli bir finansal yapısının bulunduğu, varlık ve kaynak dengesinin yüksek oranda borçlu bir mali yapıyı gösterdiği, şirketin özkaynak artışına ihtiyacının olduğu, ortaklara kâr dağıtımı yapılması durumunda ise şirketin özkaynaklarının daha da azalacağı ve finansal risklerinin çok daha fazla artacağı yönünde tespitte bulunduğu, buna göre kârın dağıtılmamasına ilişkin alınan kararın iptali şartlarının oluşmadığı, sermayenin artırılmasına ilişkin gündemin 8 nci maddesiyle alınan kararın tescil edilmediği ve Ticaret Sicili Gazetesi'nde de «ilan» edilmediği, «anonim şirket» genel kurulunda alınan kararların bir kısmının tescil ve ilanı zorunlu iken («sermaye artırımı» kararı ve yönetim kurulunun seçimine dair karar gibi) bazı kararların tescil ve ilan koşulu bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 456 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereğince sermaye artırımı kararı üç ay içerisinde tescil ve ilan edilmedikçe «geçersiz» hâle geleceği, somut olayda da sermaye artırımına ilişkin kararın üç ay içerisinde tescil ve ilan edilmediği için geçersiz hâle geldiği, bu durumda 8 inci maddenin iptali istemi yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar vermek gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesinde «yönetim kurulu» üyelerine tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla «huzur hakkı», ücret, ikramiye, «prim» ve yıllık kârdan pay ödenebileceğinin düzenlendiği, davalı şirketin riskli bir mali yapısı bulunması nedeniyle kâr dağıtımı yapmamasının haklı olduğu yönünde varıl …
… K. sayılı kararı ile reddedildiğini ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, aradan geçen sürede enflasyon vs hususlar da gözetildiğinde yine aynı meblağda «huzur hakkı» ödemesine ilişkin bu defa davalı şirketin 28.03.2018 tarihli olağan genel kurulunda alınan kararın yerel mahkemece iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu, huzur hakkı ödemesinin davalı «şirketi zarara» uğratacağına ilişkin iddianın mesnetsiz kaldığını, mahkemece yönetim kurulunun şirketin borçlarına şahsi «kefil» olmalarını hiç irdelemediğini, pay sahiplerinin arasında taşıdıkları sorumluluk açısından eşitlik bulunmadığını, davacının hiçbir riski yokken, diğer pay sahibi «yönetim kurulu» üyelerinin tüm «malvarlıklarının» risk altında olduğunu, mahkemece bu husustaki itirazlarının da dikkate alınmadığını, huzur hakkının yönetim kurulunun kanundan doğan bir hakkı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun «eksik incelemeye» dayalı olduğunu, «delillerin toplanmadan», deliller arasında yer alan emsal ücret araştırmaları yapılmadan dosyanın bilirkişiye verildiğini, mahkemece davacının «kötü niyetine» ilişkin hiçbir tespit, yorum yapılmadığını, açıkça «azlık hakkının kötüye kullanıldığını» belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1419 E. 2020/164 K.
Ortak:huzur hakkı · esas sözleşme · ek prim · yönetim kurulu kararı · temsil
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı vekilince «istinaf süresi» geçirildikten sonra istinaf kanun yoluna başvurduğundan, «istinaf başvurusunun süre» yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, davalının istinafı yönünden ise, 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerine, tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla, «huzur hakkı», ücret, ikramiye, «prim» ve yıllık kârdan pay ödenebileceğinin hükme bağlandığı, ancak davalı şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerine ve genel müdüre ücret (maaş) verilmesine ili …
6102 sayılı TTK'nın 394. maddesi gereğince tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla «yönetim kurulu» üyelerine «huzur hakkı», ikramiye, «prim», yıllık kârdan pay ve ücret ödenebilir.
Davacının, davalı şirketin 30.04.2014 tarihli «yönetim kurulu» kararıyla genel müdürlüğe seçildiği,şirketi «temsil» ve «imza yetkisi» verildiği, davacıya ödenecek herhangi bir ücret kararlaştırılmadığı, 15.09.2014 tarihli yönetim kurulu kararıyla da görevine «son» verildiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaDava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerine tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla «huzur hakkı», ücret, ikramiye, «prim» ve yıllık kârdan pay ödenebileceği hükmü düzenlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; toplantı başkanlığına ...'ın oybirliği ile seçildiği, davacıların gündemin 5. maddesine muhalif kaldıkları ve «muhalefet şerhlerini» ayrı bir tutanak ile divan başkanlığına verdikleri, davalı şirket genel kurulunda alınan karaların TTK'da «emredici» ağırlaştırılmış «nisap» öngören kararlardan olmayıp, bu hususta şirket «esas sözleşmesinde» de özel bir nisap öngörülmediği, toplantıda alınan kararlar «esas sözleşme değişikliği» gerektirmediğinden toplantı karar «nisabının» TTK'nın 418. maddesine istinaden belirleneceği, davacıların şirketteki pay oranının %20 olduğu dikkate alındığında bütün pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» hazır olduğu toplantıda toplantı ve karar yeter sayılarına aykırılık dolayısıyla iptal koşullarının oluşmadığı gibi «toplantı tutanağının» sadece divan başkanı tarafından imzalanması yeterli olduğu, davacıların ...'ın divan başkanlığına seçilirken oylama yapılmadığına ilişkin iddialarını ispat edemedikleri ve buna göre «butlan» koşullarının oluşmadığı, davalı şirket genel kurulunun iptali talep edilen 5 nolu gündem maddesinin müdür seçimine ilişkin olduğu, yapılan seçim kanuna, esas sözleşmeye veya «dürüstlük kuralına aykırılık» içermediğinden iptal koşullarının bu madde bakımından oluşmadığı, 5 nolu gündem maddesi müdür seçimi yanında müdür ...'a aylık 10.000,00 TL ücret ödenmesine ilişkin olup daha önceki genel kurul toplantılarında «şirket müdürü» için herhangi bir ücret belirlenmediği, 20/09/2016 tarih Ortaklar Kurulu Toplantısında ortak olmayan şirket müdürü için tayin edilen ücretin şirketin mali durumu dikkate alındığında münasip olmadığı, kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık içerdiğinden iptal koşullarının oluştuğu, «limited şirket» genel kurul toplantısının nasıl yapılacağı, gündemin nasıl belirlenip toplantının nasıl icra edileceği kanunda açık olup gündemde yer almadığı için görüşülmeyen ve …
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; «yokluk» ve «butlan» koşullarının somut olayda oluşmadığı, dava konusu genel kurulunun 5 numaralı gündem maddesinde karara bağlanan müdür seçimi yönünden «esas sözleşmeye» veya «dürüstlük kuralına aykırılık» içermediğinden iptal koşulları bu madde bakımından oluşmamış ise de aynı maddede yer alan müdür ... için tayin edilen 10.000,00 TL ücretin, şirketin mali yapısı ve durumu gözönünde tutulduğunda münasip olmadığı, kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık içerdiğinden iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı şirkete ait taşınmaz malların, şirketin leh ve aleyhinde tasarrufta bulunulabilmesi için oybirliği şartı aranmasına ilişkin kararın genel kurul «toplantı tutanağına» eklenmesini talep edilmiş ise de gündemde yer almadığı için görüşülmeyen veya gündeme madde olarak eklenerek görüşülüp oylanmayan ve genel kurul tutanağında yer al …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme değişikliği · nisap · dürüstlük kuralına aykırılık · karar nisabı · toplantı tutanağı · muhalefet şerhi · butlan · yokluk
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; toplantı başkanlığına ...'ın oybirliği ile seçildiği, davacıların gündemin 5. maddesine muhalif kaldıkları ve «muhalefet şerhlerini» ayrı bir tutanak ile divan başkanlığına verdikleri, davalı şirket genel kurulunda alınan karaların TTK'da «emredici» ağırlaştırılmış «nisap» öngören kararlardan olmayıp, bu hususta şirket «esas sözleşmesinde» de özel bir nisap öngörülmediği, toplantıda alınan kararlar «esas sözleşme değişikliği» gerektirmediğinden toplantı karar «nisabının» TTK'nın 418. maddesine istinaden belirleneceği, davacıların şirketteki pay oranının %20 olduğu dikkate alındığında bütün pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» hazır olduğu toplantıda toplantı ve karar yeter sayılarına aykırılık dolayısıyla iptal koşullarının oluşmadığı gibi «toplantı tutanağının» sadece divan başkanı tarafından imzalanması yeterli olduğu, davacıların ...'ın divan başkanlığına seçilirken oylama yapılmadığına ilişkin iddialarını ispat edemedikleri ve buna göre «butlan» koşullarının oluşmadığı, davalı şirket genel kurulunun iptali talep edilen 5 nolu gündem maddesinin müdür seçimine ilişkin olduğu, yapılan seçim kanuna, esas sözleşmeye veya «dürüstlük kuralına aykırılık» içermediğinden iptal koşullarının bu madde bakımından oluşmadığı, 5 nolu gündem maddesi müdür seçimi yanında müdür ...'a aylık 10.000,00 TL ücret ödenmesine ilişkin olup daha önceki genel kurul toplantılarında «şirket müdürü» için herhangi bir ücret belirlenmediği, 20/09/2016 tarih Ortaklar Kurulu Toplantısında ortak olmayan şirket müdürü için tayin edilen ücretin şirketin mali durumu dikkate alındığında münasip olmadığı, kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık içerdiğinden iptal koşullarının oluştuğu, «limited şirket» genel kurul toplantısının nasıl yapılacağı, gündemin nasıl belirlenip toplantının nasıl icra edileceği kanunda açık olup gündemde yer almadığı için görüşülmeyen ve …
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; «yokluk» ve «butlan» koşullarının somut olayda oluşmadığı, dava konusu genel kurulunun 5 numaralı gündem maddesinde karara bağlanan müdür seçimi yönünden «esas sözleşmeye» veya «dürüstlük kuralına aykırılık» içermediğinden iptal koşulları bu madde bakımından oluşmamış ise de aynı maddede yer alan müdür ... için tayin edilen 10.000,00 TL ücretin, şirketin mali yapısı ve durumu gözönünde tutulduğunda münasip olmadığı, kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık içerdiğinden iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı şirkete ait taşınmaz malların, şirketin leh ve aleyhinde tasarrufta bulunulabilmesi için oybirliği şartı aranmasına ilişkin kararın genel kurul «toplantı tutanağına» eklenmesini talep edilmiş ise de gündemde yer almadığı için görüşülmeyen veya gündeme madde olarak eklenerek görüşülüp oylanmayan ve genel kurul tutanağında yer al …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3181 E. , 2022/8502 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.02.2018 tarih ve 2015/53 E. - 2018/201 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin süre yönünden reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 21.01.2021 tarih ve 2019/127 E. - 2021/62 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette genel müdür olarak çalıştığını, aynı zamanda davalı şirketin %40 oranında hissedarı olduğunu, genel müdürlük görevini sürdürmekteyken, davalı şirketçe 18.09.2014 tarihli ihtarnameyle yönetim kurulunun 05.09.2014 tarihli kararı ile genel müdürlük görevine son verildiğinin bildirildiğini, haksız ve hukuka aykırı olarak işten çıkarıldığını, 22.01.2014 tarihli hissedarlar sözleşmesi ile genel müdürlük görevini ifa ettiğini ileri sürerek 22.01.2014- 05.09.2014 tarihleri arasında işlemiş aylık ücretler ve belirli süreli iş akdinin sona erdiği tarihe kadar olan aylık ücret alacağı olan 900.000.- TL ile milli ve dini bayram, hafta sonu tatil ücreti, yıllık izin ücreti 1.000.- TL olmak üzere toplam 901.000.- TL’nin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili şirketin halihazırda hisselerinin %40’ı davacıya, %55'i dava dışı Kayı Medikale, %5'lik kısmı ise Hollanda menşeli Kayı […]V. şirketine ait olduğunu, davacının, davalı şirkette 30.04.2014 ile 05.09.2014 tarihleri arasında genel müdürlük yaptığını, davacının, müvekkili şirket yönetim kurulunun 30.04.2014 tarihli kararı ile genel müdürlüğe seçildiğini, genel müdürlükten doğan yetkilerini kötüye kullanarak müvekkili şirkete ve pay sahiplerine zarar verdiğinin tespiti üzerine de genel müdürlük görevine son verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma,bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı şirketin, süre ve ücretin belirlendiği iddia olunan 22.01.2014 tarihli sözleşmede taraf olmadığı bu nedenle sözleşmenin ücret alacağına esas alınamayacağı, davacının 30.04.2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile genel müdür olarak seçildiği, ücret kararlaştırılmadığı, 15/09/2014 tarihinde de yönetim kurulu kararı ile görevine son verildiği, davacının toplam olarak 4 ay 5 gün davalı şirkette görevde bulunduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kıyaslanmaya emsal ücret bulunmadığı ancak 25.000.- TL ücretin dosya kapsamı itibariyle uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 104.166,70 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı vekilince istinaf süresi geçirildikten sonra istinaf kanun yoluna başvurduğundan, istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, davalının istinafı yönünden ise, 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesinde, yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla, huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceğinin hükme bağlandığı, ancak davalı şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerine ve genel müdüre ücret (maaş) verilmesine ilişkin düzenleme bulunmadığı gibi, bu yönde alınmış bir genel kurulu kararı da bulunmadığı, mahkeme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 346.
ve 352. maddeleri uyarınca süre yönünden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel müdür aylık ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının 4 ay 5 gün süre ile davalı şirkette genel müdürlük görevinde bulunduğu, emsale göre davacının aylık 25.000.-TL ücret alabileceği takdir edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafça istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince 6102 sayılı TTK 394. maddesi uyarınca davalı şirketin ana sözleşmesinde ücret ödenmesine ilişkin bir hüküm olmadığı, bu yönde alınmış bir genel kurul kararı da bulunmadığı gerekçesiyle mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının, davalı şirketin 30.04.2014 tarihli yönetim kurulu kararıyla genel müdürlüğe seçildiği,şirketi temsil ve imza yetkisi verildiği, davacıya ödenecek herhangi bir ücret kararlaştırılmadığı, 15.09.2014 tarihli yönetim kurulu kararıyla da görevine son verildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 394. maddesi gereğince tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı, ikramiye, prim, yıllık kârdan pay ve ücret ödenebilir. TTK'nın 370/2. maddesi uyarınca yönetim kurulu tarafından yönetim yetkisinin müdür olarak üçüncü kişilere devri mümkün olup, şirket yönetimince şirkete genel müdür atanması durumunda da, sözleşmede açıkca öngörülmese de şirket genel müdürlerine de aynı şekilde anılan mali hakların ödenmesi mümkündür. T.C. Anayasası’nın 18. maddesine göre angarya yasaktır. Böylece, yönetim ve temsile dair yetki ve görevlerini yerine getirirken şirket yöneticilerine emeklerine karşı ödeme ve kazandırmalarda bulunulmaktadır.
O halde, davacının genel müdür olarak çalışmasından dolayı genel kurulca alınmış bir hüküm olmasa bile davacı için uygun bir ücret tayin ve takdir olunarak bu tutarın tahsiline karar verilmelidir (Yargıtay 11. HD.
04. 03.1991 1991/9421 E.-1464 K., G. Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler Hukuku, 3. Baskı, Cilt 2, s:1919 vd.). Bu durumda işin mahiyeti, sarf edilen emek ve mesai, genel müdürün vasıfları ve davalı şirketin koşulları da nazara alınarak emsale göre davacının ücret alacağının hesaplanması gerekirken, bölge adliye mahkemesince yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30.11.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, davacının davalı şirket nezdinde genel müdür olarak çalıştığı döneme ilişkin aylık ücretlerin davalı şirketten tahsili istemine ilişkin olup Bölge Adliye Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine dair karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesi gereğince şirket esas sözleşmesinde genel müdüre ücret-maaş verilmesine ilişkin düzenleme bulunmadığı, ayrıca bu hususta genel kurulda herhangi bir karar alınmadığı gözetildiğinde davanın reddine karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve kanuna uygun olduğundan hükmün bozulması gerektiği yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
30. 11.2022
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/866104300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz