İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1175 E. 2021/194 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
huzur hakkı↗ yönetim kurulu üyeliği↗ ticari işletme↗ genel kurul kararının iptali↗ kötüniyet tazminatı↗ ifa↗ yönetim kurulu kararı↗ kötüniyet↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alacak talebinin davalı şirketin 29.06.2006 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan yönetim kurulu üyelerine yıllık 24.000 YTL huzur hakkı ücreti verilmesine ilişkin 13. maddesine dayandığı, ancak anılan maddenin mahkemece iptal edildiği ve ilgili kararın kesinleştiği, bu nedenle davacının talebinde haklı olmadığı, davacının dava açmasında kötüniyetli olmadığının anlaşılması karşısında davalının kötüniyet tazminatı talebinin de yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, huzur hakkı alacağının tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının huzur hakkı alacağına dayanak genel kurul kararının iptal edildiğinden bahisle huzur hakkı alacağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Genel kurul kararlarının iptaline ilişkin mahkeme kararları bozucu yenilik doğurucu nitelikte olup icra edilmemiş olmaları halinde geçmişe etkili şekilde sonuç doğurur. Bu itibarla, mahkemece, davacının iptaline karar verilen 29.06.2006 tarihli genel kurul kararı uyarınca belirlenen huzur hakkını talep edemeyeceğine yönelik gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak davacının yönetim kurulu üyeliğini ifa ettiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. T.C. Anayasası’nın 18. maddesine göre angarya yasaktır. O halde, huzur hakkı bakımından genel kurulca alınmış bir hüküm olmasa bile davacı yönetim kurulu üyesi için uygun bir ücret veya huzur hakkı tayin ve takdir olunarak bu tutarın tahsiline karar verilmelidir (Yargıtay 11. HD. 04.03.1991 1991/9421 E.-1464 K., G. Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler Hukuku, 3. Baskı, Cilt 2, s:1919 vd.). Bu durumda işin mahiyeti, davalı şirketin koşulları da nazara alınarak gerekirse bilirkişi aracılığıyla davacının ne kadar ücrete hak kazandığının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3181 E. 2022/8502 K.
Ortak:huzur hakkı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alacak talebinin davalı şirketin 29.06.2006 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan «yönetim kurulu» üyelerine yıllık 24.000 YTL «huzur hakkı» ücreti verilmesine ilişkin 13. maddesine dayandığı, ancak anılan maddenin mahkemece iptal edildiği ve ilgili kararın kesinleştiği, bu nedenle davacının talebinde haklı olmadığı, davacının dava açmasında «kötüniyetli» olmadığının anlaşılması karşısında davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin de yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
O halde, «huzur hakkı» bakımından genel kurulca alınmış bir hüküm olmasa bile davacı «yönetim kurulu» üyesi için uygun bir ücret veya huzur hakkı tayin ve takdir olunarak bu tutarın tahsiline karar verilmelidir (Yargıtay 11.
Dava, «huzur hakkı» alacağının tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı vekilince «istinaf süresi» geçirildikten sonra istinaf kanun yoluna başvurduğundan, «istinaf başvurusunun süre» yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, davalının istinafı yönünden ise, 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerine, tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla, «huzur hakkı», ücret, ikramiye, «prim» ve yıllık kârdan pay ödenebileceğinin hükme bağlandığı, ancak davalı şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerine ve genel müdüre ücret (maaş) verilmesine ili …
6102 sayılı TTK'nın 394. maddesi gereğince tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla «yönetim kurulu» üyelerine «huzur hakkı», ikramiye, «prim», yıllık kârdan pay ve ücret ödenebilir.
… retin belirlendiği iddia olunan 22.01.2014 tarihli sözleşmede taraf olmadığı bu nedenle sözleşmenin ücret alacağına esas alınamayacağı, davacının 30.04.2014 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile genel müdür olarak seçildiği, ücret kararlaştırılmadığı, 15/09/2014 tarihinde de yönetim kurulu kararı ile görevine «son» verildiği, davacının toplam olarak 4 ay 5 gün davalı şirkette görevde bulunduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kıyaslanmaya emsal ücret bulunmadığı ancak 25.000.- TL ücretin dosya kapsamı itibariyle uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 104.166,70 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf süresi · istinaf başvuru süresi · imza yetkisi · esas sözleşme · ek prim · yetki · yetkisizlik kararı · yasal faiz
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı vekilince «istinaf süresi» geçirildikten sonra istinaf kanun yoluna başvurduğundan, «istinaf başvurusunun süre» yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, davalının istinafı yönünden ise, 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerine, tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla, «huzur hakkı», ücret, ikramiye, «prim» ve yıllık kârdan pay ödenebileceğinin hükme bağlandığı, ancak davalı şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerine ve genel müdüre ücret (maaş) verilmesine ili …
6102 sayılı TTK'nın 394. maddesi gereğince tutarı «esas sözleşme» veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla «yönetim kurulu» üyelerine «huzur hakkı», ikramiye, «prim», yıllık kârdan pay ve ücret ödenebilir.
… retin belirlendiği iddia olunan 22.01.2014 tarihli sözleşmede taraf olmadığı bu nedenle sözleşmenin ücret alacağına esas alınamayacağı, davacının 30.04.2014 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile genel müdür olarak seçildiği, ücret kararlaştırılmadığı, 15/09/2014 tarihinde de yönetim kurulu kararı ile görevine «son» verildiği, davacının toplam olarak 4 ay 5 gün davalı şirkette görevde bulunduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kıyaslanmaya emsal ücret bulunmadığı ancak 25.000.- TL ücretin dosya kapsamı itibariyle uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 104.166,70 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Davacının, davalı şirketin 30.04.2014 tarihli «yönetim kurulu» kararıyla genel müdürlüğe seçildiği,şirketi «temsil» ve «imza yetkisi» verildiği, davacıya ödenecek herhangi bir ücret kararlaştırılmadığı, 15.09.2014 tarihli yönetim kurulu kararıyla da görevine «son» verildiği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/599 E. 2017/690 K.
Ortak:huzur hakkı
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alacak talebinin davalı şirketin 29.06.2006 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan «yönetim kurulu» üyelerine yıllık 24.000 YTL «huzur hakkı» ücreti verilmesine ilişkin 13. maddesine dayandığı, ancak anılan maddenin mahkemece iptal edildiği ve ilgili kararın kesinleştiği, bu nedenle davacının talebinde haklı olmadığı, davacının dava açmasında «kötüniyetli» olmadığının anlaşılması karşısında davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin de yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «huzur hakkı» alacağının tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının «huzur hakkı» alacağına dayanak «genel kurul kararının iptal» edildiğinden bahisle huzur hakkı alacağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen kararın asıl davada davacılar, birleşen davada davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce «huzur hakkı» yönünden bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3589 E. 2022/1483 K.
Ortak:huzur hakkı · kötüniyet tazminatı · yönetim kurulu kararı · kötüniyet · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alacak talebinin davalı şirketin 29.06.2006 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan «yönetim kurulu» üyelerine yıllık 24.000 YTL «huzur hakkı» ücreti verilmesine ilişkin 13. maddesine dayandığı, ancak anılan maddenin mahkemece iptal edildiği ve ilgili kararın kesinleştiği, bu nedenle davacının talebinde haklı olmadığı, davacının dava açmasında «kötüniyetli» olmadığının anlaşılması karşısında davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin de yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
O halde, «huzur hakkı» bakımından genel kurulca alınmış bir hüküm olmasa bile davacı «yönetim kurulu» üyesi için uygun bir ücret veya huzur hakkı tayin ve takdir olunarak bu tutarın tahsiline karar verilmelidir (Yargıtay 11.
Dava, «huzur hakkı» alacağının tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alacak talebinin davalı şirketin 29.06.2006 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan «yönetim kurulu» üyelerine yıllık 24.000.- YTL «huzur hakkı» ücreti verilmesine ilişkin 13. maddesine dayandığı, ancak anılan maddenin mahkemece iptal edildiği ve ilgili kararın kesinleştiği, bu nedenle davacının talebinde haklı olmadığı, davacının dava açmasında «kötüniyetli» olmadığının anlaşılması karşısında davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin de yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine, dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1175 E. , 2021/194 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.11.2019 tarih ve 2014/430 E. - 2019/930 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.06.2005 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalı şirkete yönetim kurulu üyesi olarak atandığını, davalı şirketin 29.06.2006 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerine yıllık net 24.000.- TL huzur hakkı ücreti ödenmesine karar verildiğini, bu karara rağmen müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine başlatılan icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı iflas idaresi, alacağa dayanak gösterilen genel kurul toplantısına ilişkin tutanağın Ticaret Sicil Memurluğu'na teslim edilmediğini ve tescil ve ilan yapılmadığını, yönetim kurulunun şirket adına işlem yapabilmesi için genel kurul kararının yeterli olmadığını, kararın tescil edilmesi gerektiğini, davacının alacağı yasal olarak oluşmadığından bu aşamada davacı yana bir ödeme yapılmasının mümkün bulunmadığını, ayrıca davacı yanın alacağını dayandırdığı genel kurulun iptali ile ilgili olarak açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi istemiştir.
Mahkemece bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alacak talebinin davalı şirketin 29.06.2006 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan yönetim kurulu üyelerine yıllık 24.000 YTL huzur hakkı ücreti verilmesine ilişkin 13. maddesine dayandığı, ancak anılan maddenin mahkemece iptal edildiği ve ilgili kararın kesinleştiği, bu nedenle davacının talebinde haklı olmadığı, davacının dava açmasında kötüniyetli olmadığının anlaşılması karşısında davalının kötüniyet tazminatı talebinin de yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, huzur hakkı alacağının tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının huzur hakkı alacağına dayanak genel kurul kararının iptal edildiğinden bahisle huzur hakkı alacağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Genel kurul kararlarının iptaline ilişkin mahkeme kararları bozucu yenilik doğurucu nitelikte olup icra edilmemiş olmaları halinde geçmişe etkili şekilde sonuç doğurur. Bu itibarla, mahkemece, davacının iptaline karar verilen 29.06.2006 tarihli genel kurul kararı uyarınca belirlenen huzur hakkını talep edemeyeceğine yönelik gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak davacının yönetim kurulu üyeliğini ifa ettiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
T.C. Anayasası’nın 18. maddesine göre angarya yasaktır. O halde, huzur hakkı bakımından genel kurulca alınmış bir hüküm olmasa bile davacı yönetim kurulu üyesi için uygun bir ücret veya huzur hakkı tayin ve takdir olunarak bu tutarın tahsiline karar verilmelidir (Yargıtay 11. HD.
04. 03.1991 1991/9421 E.-1464 K., G. Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler Hukuku, 3. Baskı, Cilt 2, s:1919 vd.). Bu durumda işin mahiyeti, davalı şirketin koşulları da nazara alınarak gerekirse bilirkişi aracılığıyla davacının ne kadar ücrete hak kazandığının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.01.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/639268000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz