Acenteye izafeten açılan davada TTK 105/2 münhasır yetkisi ve yabancı mahkeme yetki şartının geçersizliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3359 E. 2022/7726 K. · · İlk derece: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Yabancı tacirin Türkiye'deki acentesi aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda, dava izafeten acenteye karşı açılsa dahi TTK 105/2 gereği Türk mahkemeleri münhasıran yetkilidir; bu münhasır yetkiyi bertaraf eden yabancı mahkeme yetki şartı geçersizdir. Yetkisizlik kararı verilmeden önce davalının asıl taşıyıcının Türkiye acentesi olup olmadığı tespit edilmelidir.
Ele alınan sorunlar
Yabancı unsurlu uyuşmazlıkta acenteye izafeten açılan davada milletlerarası yetki ve yabancı mahkeme yetki şartının geçerliliği → kabul
İddia: Davacı, konişmentodaki yabancı mahkeme (Londra) yetki şartının Türk mahkemelerinin yetkisini kaldıramayacağını, yetkisizlik kararının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 105/2 uyarınca yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklarda, dava ister izafeten acente aleyhine ister sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanınmıştır; kanunda bu hükme aykırı sonuç doğuracak sözleşme şartlarının geçersiz olduğu açıkça hükme bağlanmıştır (aynı düzenleme mülga 6762 sayılı TTK 119'da da yer alır). Bu nedenle önce davalı şirketin asıl taşıyıcının Türkiye acentesi olarak belirlenip belirlenmediği tespit edilmeli; Türkiye acentesi ise asıl taşıyıcıya izafeten açılan dava TTK 105/2 uyarınca Türkiye'de görülür ve uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair yetki şartı Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olduğundan geçersizdir. Bu tespit yapılmadan eksik ve hatalı değerlendirmeyle verilen yetkisizlik kararı doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
TTK 105/2 kapsamında acenteye izafeten açılan davalarda Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi ve yabancı mahkeme yetki şartının geçersizliği açısından bağlayıcı emsaldir.
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- Yabancı tacirin Türkiye'deki acentesi aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda Türk mahkemeleri münhasıran yetkilidir (TTK 105/2); bu yetkiyi kaldıran yabancı mahkeme yetki şartı geçersizdir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
milletlerarası münhasır yetki↗ acente↗ izafeten dava↗ yabancı mahkeme yetki şartı↗ konişmento↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8089 E. 2022/3191 K.
Ortak:konişmento · izafeten dava · acente · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın «yabancı unsur» taşıması, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve «konişmentoya» yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» MSC Gemi Acenteliği A.Ş. aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya «izafeten» acenteye karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan, uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · nakliyat sigortası · yerleşim yeri · rücuen tahsil · kamu düzenine aykırılık
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın «yabancılık unsur» taşıdığı, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve «konişmentoya» yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olması nedeniyle somut uyuşmazlık yönünden mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle, esas ve birleşen davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, «yetki şartının» geçerli olduğu, uyuşmazlığın Türk Mahkemelerinin «münhasır» «yetkisine» giren bir işlemden kaynaklanmadığı ve «kamu düzenine aykırılık» bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen dosya davacıları vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davacı ... şirketlerince müşterek olarak «nakliyat sigorta poliçesi» ile sigortalanan emtianın davalı sorumluluğunda gemi ile taşınması sırasında oluştuğu iddia edilen «hasar» nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan «rücuen tahsili» talebiyle başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali davasıdır.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olup, MÖHUK’un tatbiki, bu çerçevede, taraflar arasında düzenlenen «konişmentodaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3799 E. 2020/3051 K.
Ortak:konişmento · izafeten dava · acente · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın «yabancı unsur» taşıması, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve «konişmentoya» yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Benzer bu karardaKanun koyucu MÖHUK 54/1-b maddesi ile, Türk mahkemelerinin milletlerarası «münhasır» «yetkisine» giren bir konuda verilen yabancı mahkemece karar verilmesini «tenfiz» engeli olarak kabul etmiştir.6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek Kanun'da yer alan düzenlemelerden, gerekse de Kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · yerleşim yeri · kamu düzenine aykırılık · münhasırlık · acentelik
Benzer bu karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… sk Line AS'nin yabancı menşeli bir şirket olduğu, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olup, boşaltma limanının yurtdışında bulunması nedeniyle uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkiden kaynaklanmış olması nedeniyle «konişmentoda» yer alan yetki klozuna göre Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerek Kanun'da yer alan düzenlemelerden, gerekse de Kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla MÖHUK’un tatbiki gerekmekte olup, bu çerçevede taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7066 E. 2022/1499 K.
Ortak:konişmento · izafeten dava · acente · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın «yabancı unsur» taşıması, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve «konişmentoya» yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki itirazı · milletlerarası yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · nakliyat emtia sigortası · yerleşim yeri · konşimento
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8347 E. 2022/3672 K.
Ortak:konişmento · izafeten dava · acente · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın «yabancı unsur» taşıması, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve «konişmentoya» yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek Kanun'da yer alan düzenlemelerden, gerekse de Kanun’un gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Ltd.'ye «izafeten» «acentesi» Cosco Cosco Denizcilik ve Dış Tic.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahkime elverişlilik · münhasır yetki · tahkim itirazı · yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · yazılı delille ispat · istinaf sebebi
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı HMK'nın 116. maddesinde; "(1) İlk itirazların a)Kesin «yetki» kuralının bulunmadığı hâllerde «yetki itirazı», b) Uyuşmazlığın «tahkim» yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı, c) İş «bölümü» itirazı olark sayıldığı, Kanun’un 117. maddesine göre «ilk itirazların» hepsinin cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorunda olduğu aksi hâlde dinlenilmeyeceği, ilk itirazların dava şartlarından sonra inceleneceği, Kanun’un 114. maddesinde dava şartlarının sayıldığı, davalı tarafça dava «dilekçesinin tebliğinden» sonra 2 haftalık süre içerisinde olmak üzere 20/09/2017 tarihli dilekçe ile cevap süresinin uzatılması talebinde bulunulduğu, 04/10/2017 tarihli süre uzatım kararı ile cevap süresinin, bitiminden itibaren 1 ay uzatılmasına karar verildiği, davalı vekili tarafından bir aylık süre içerisinde 19/10/2017 tarihinde sunulan cevap dilekçesi ile yetki ve «tahkim itirazında» bulunulduğu, davacı vekilinin süresi içerisinde yetki ve tahkim itirazında bulunulmadığı yönündeki «istinaf sebebi» yerinde görülmediği, mahkemece davalının yetki itirazından önce dava şartı olan tahkim itirazının incelenmesinde de usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, MÖHUK'un 47. maddesinde; "Yer itibariyle yetkinin «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar, aralarındaki «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler.
Tahkim yeri Londra'dır ve İngiliz kanunları uygulanacaktır." şeklinde «yetki sözleşmesi» bulunduğu, «yabancılık unsuru» bulunan hukuki ilişkide 5718 sayılı MÖHUK'un 47. maddesinde uluslararası yetki sözleşmesinin bulunduğu durumlarda ancak yabancı mahkemenin kendisini «yetkisiz» sayması veya Türk mahkemelerinde «yetki itirazında» bulunulmaması halinde davanın yetkili Türk mahkemelerinde görülebileceğinin belirtildiği, olayda yabancılık unsuru bulunduğundan ve anlaşmada gösterilen yetkili mahkeme tarafından verilen bir yetkisizlik kararı olmadığından ve davalı tarafça süresi içinde «tahkim itirazında» bulunulduğundan, davalı Cosco Shıppıng Co.
Tahkim yeri Londra'dır ve İngiliz kanunları uygulanacaktır." hükmü bulunduğu, dava konusu uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olduğu ve uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğduğu ve sözleşmede yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan yazılı şartın geçerli ve bağlayıcı olduğu, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu 4/3. md.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla MÖHUK’un tatbiki gerekmekte olup, bu çerçevede taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17336 E. 2014/6591 K.
Ortak:konişmento · izafeten dava · acente
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın «yabancı unsur» taşıması, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve «konişmentoya» yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; «konişmento» üzerinde yapılan incelemede taşıma şirketinin MSC C.
S.A olduğu, bu «konişmentoda» yükleme «acentesinin» MSC S.
SA (MSC Gemi Acenteliği A.Ş.) olarak yer aldığı, ancak davacının davalı MSC Gemi Acenteliği A.Ş’ye karşı dava açtığı, davacının bu halde davayı «taşıyanın» «acentesine» «izafeten» açması gerekirken doğrudan acenteye dava açılmasının TTK'nın 119. maddesine (TTK'nın 105 maddesine) aykırı olduğu, davalının «pasif husumetinin» (sıfatı) bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen alacak · pasif husumet yokluğu · acentelik · pasif husumet · husumet yokluğu · taşıyan · husumet
Benzer bu karardaSA (MSC Gemi Acenteliği A.Ş.) olarak yer aldığı, ancak davacının davalı MSC Gemi Acenteliği A.Ş’ye karşı dava açtığı, davacının bu halde davayı «taşıyanın» «acentesine» «izafeten» açması gerekirken doğrudan acenteye dava açılmasının TTK'nın 119. maddesine (TTK'nın 105 maddesine) aykırı olduğu, davalının «pasif husumetinin» (sıfatı) bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi davanın «acenta» aleyhine açıldığından bahisle «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
S.A olduğu, bu «konişmentoda» yükleme «acentesinin» MSC S.
Dava, emtia taşıma sigortasından kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3359 E. , 2022/7726 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03.05.2018 tarih ve 2016/354 E. - 2018/182 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 29.12.2020 tarih ve 2018/2026 E. - 2020/1404 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Axa Sigorta A.Ş.'ne Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesiyle sigortalı bulunan satıcı dava dışı Korozo Amb...A.Ş.'ye ait emtianın davalı şirket tarafından taşınması sırasında hasarlandığını, mal sigortacısı tarafından ekspertiz raporunda tespit olunan hasar miktarı 130.287,71-TL'nin 20/11/2015 tarihinde sigortalıya ödendiğini, Axa Sigorta A.Ş. tarafından yapılan ödeme akabinde ödenen sigorta tazminatının rücuen tahsili için sigortalı Arkas Loj..A.Ş. ile bu şirketin Freight Forwarders Liability Sigorta Poliçesi ile sigortacısı bulunan müvekkili şirkete yaptığı başvuru üzerine Korozo Ambalaj firmasının emtia sigortacısı Axa Sigorta A.Ş.'ye %10 ilave bedel ve 2000 USD poliçe gereği muafiyet düşülmekle 02/03/2016 tarihinde 114.238,43-TL sigorta tazminatı ödendiğini, davalıya rücü edilmiş ise de ihtarın sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine alacağın tahsili amacıyla İstanbul 1.
İcra Dairesinin 2016/6780 sayılı dosyası ile başlatılan takibin davalının itirazı ile durduğunu, davalının meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu yapılan ödeme kapsamında sigortalının haklarına TTK 1472. madde uyarınca halef olduklarını belirterek,haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının sigortalısı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığından,davacının aktif husumetinin bulunmadığını, müvekkili şirketin taşıma sözleşmesi şartlarının yer aldığı konişmentonun 10. maddesi ile taşıma sözleşmesinden kaynaklanacak uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri ve uygulanacak hukukun İngiliz hukuku olarak belirlendiğini, esas yönünden de hasarlanan konteyner ile ilgili müvekkil firmaya atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını,asli kusurlu taraf konteynerin istiflenmesi ve lashingden (sağlamlaştırmadan) sorumlu olan dava dışı Tan-Air Uluslararası A.Ş 'ne davanın ihbarını istediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın yabancı unsur taşıması, mahkemenin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve konişmentoya yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
İstinaf mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliye sigorta poliçesine dayalı alacağın rücuen tahsili amacıyla yapılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava konusu takip, asıl taşıyıcı şirkete izafeten acenteye karşı yapılmış ve davada asıl taşıyıcı şirkete izafeten acenteye karşı açılmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acente, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir. Kanunda açıkça, sözleşmelerde, bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı düzenlemeye mülga 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesinde de rastlanmaktadır. Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister izafeten acente aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığı anlaşılmaktadır.
Asıl taşıyıcı ile fiili taşıyıcı arasındaki sözleşmelerde davalı şirketin MSC Gemi Acenteliği A.Ş.’nin Türkiye acentesi olarak belirlenip belirlenmediğinin öncelikle tespiti ile şayet Türkiye acentesi ise asıl taşıyıcıya izafeten açılan davanın TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca Türkiye’de görüleceği ve uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair yetki şartının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olacağı anlaşılmakla mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/859840300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz