Ttk 105/2
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/17336 E. 2014/6591 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 105/2↗ gemi acenteliği↗ konişmento↗ izafeten dava↗ rücuen alacak↗ acente↗ pasif husumet yokluğu↗ acentelik↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ taşıyan↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; konişmento üzerinde yapılan incelemede taşıma şirketinin MSC C. S.A olduğu, bu konişmentoda yükleme acentesinin MSC S. A. SA (MSC Gemi Acenteliği A.Ş.) olarak yer aldığı, ancak davacının davalı MSC Gemi Acenteliği A.Ş’ye karşı dava açtığı, davacının bu halde davayı taşıyanın acentesine izafeten açması gerekirken doğrudan acenteye dava açılmasının TTK'nın 119. maddesine (TTK'nın 105 maddesine) aykırı olduğu, davalının pasif husumetinin (sıfatı) bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, emtia taşıma sigortasından kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi davanın acenta aleyhine açıldığından bahisle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak her ne kadar dava dilekçesinde davalı olarak MSC Gemi Acenteliği A.Ş. gösterilmişse de dilekçe metninin 3. paragrafında taşımanın dava dışı MSC C. S. A. tarafından yapılıp davalının onun acentesi sıfatıyla hareket ettiği açıklanmıştır. Bu durumda davanın MSC C. S.A.'e izafeten MSC Gemi Acenteliği A.Ş. aleyhine açıldığı kabul edilmek suretiyle, işin esasına girip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3359 E. 2022/7726 K.
Ortak:acente · izafeten dava · konişmento
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; «konişmento» üzerinde yapılan incelemede taşıma şirketinin MSC C.
S.A olduğu, bu «konişmentoda» yükleme «acentesinin» MSC S.
SA (MSC Gemi Acenteliği A.Ş.) olarak yer aldığı, ancak davacının davalı MSC Gemi Acenteliği A.Ş’ye karşı dava açtığı, davacının bu halde davayı «taşıyanın» «acentesine» «izafeten» açması gerekirken doğrudan acenteye dava açılmasının TTK'nın 119. maddesine (TTK'nın 105 maddesine) aykırı olduğu, davalının «pasif husumetinin» (sıfatı) bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın «yabancı unsur» taşıması, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve «konişmentoya» yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8089 E. 2022/3191 K.
Ortak:konişmento · izafeten dava · acente · acentelik · taşıyan
İncelediğiniz karardaSA (MSC Gemi Acenteliği A.Ş.) olarak yer aldığı, ancak davacının davalı MSC Gemi Acenteliği A.Ş’ye karşı dava açtığı, davacının bu halde davayı «taşıyanın» «acentesine» «izafeten» açması gerekirken doğrudan acenteye dava açılmasının TTK'nın 119. maddesine (TTK'nın 105 maddesine) aykırı olduğu, davalının «pasif husumetinin» (sıfatı) bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
S.A olduğu, bu «konişmentoda» yükleme «acentesinin» MSC S.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; «konişmento» üzerinde yapılan incelemede taşıma şirketinin MSC C.
Benzer bu karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» MSC Gemi Acenteliği A.Ş. aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya «izafeten» acenteye karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan, uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · nakliyat sigortası · yerleşim yeri · rücuen tahsil · kamu düzenine aykırılık
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın «yabancılık unsur» taşıdığı, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve «konişmentoya» yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olması nedeniyle somut uyuşmazlık yönünden mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle, esas ve birleşen davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, «yetki şartının» geçerli olduğu, uyuşmazlığın Türk Mahkemelerinin «münhasır» «yetkisine» giren bir işlemden kaynaklanmadığı ve «kamu düzenine aykırılık» bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen dosya davacıları vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davacı ... şirketlerince müşterek olarak «nakliyat sigorta poliçesi» ile sigortalanan emtianın davalı sorumluluğunda gemi ile taşınması sırasında oluştuğu iddia edilen «hasar» nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan «rücuen tahsili» talebiyle başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali davasıdır.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olup, MÖHUK’un tatbiki, bu çerçevede, taraflar arasında düzenlenen «konişmentodaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/17336 E. , 2014/6591 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 02/05/2013
NUMARASI 2012/342-2013/162
Taraflar arasında görülen davada İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.05.2013 tarih ve 2012/342-2013/162 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 446523411 numaralı nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalı işlenmiş mermer emtiasının davalı MSC Gemi Acenteliği A.Ş'ye ait nakil vasıtasıyla A. İzmir Limanı'ndan L. V. ABD'ye taşındığı, sigortalı yükleten/taşıtan NSI N. Taş. San. Tic. Ltd. tarafından gönderilen A.C. adresine MSCUK 7267954 numaralı konşimento ile gönderilen emtianın 08.12.2011 tarihinde alıcısına teslim edildiği, teslim anında hasara uğradığının anlaşıldığı, taşımanın A. dan L. B. ABD'ye deniz yolu ile L.B. dan L. V.'a karayolu ile taşındığını, karayolu ile deniz taşımasını davalı taraf MSC SA adına acente sıfatı ile yaptığını, MEDU 681599-7 ve MEDU ...numaralı konteynerlerde meydana gelen hasarın kara nakliyecisi tarafından 08.12.2011 tarihinde gönderilene teslim sırasında hasarlı olduğunun belirlendiğini, sigortalıya ödeme yapıldığını ileri sürerek, gemi alacaklısı hakkına sahip olması gözetilerek alacağı olan 43.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 21.06.2012 tarihine kadar işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsile karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, pasif husumet itirazında bulunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; konişmento üzerinde yapılan incelemede taşıma şirketinin MSC C. S.A olduğu, bu konişmentoda yükleme acentesinin MSC S. A. SA (MSC Gemi Acenteliği A.Ş.) olarak yer aldığı, ancak davacının davalı MSC Gemi Acenteliği A.Ş’ye karşı dava açtığı, davacının bu halde davayı taşıyanın acentesine izafeten açması gerekirken doğrudan acenteye dava açılmasının TTK'nın 119. maddesine (TTK'nın 105 maddesine) aykırı olduğu, davalının pasif husumetinin (sıfatı) bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, emtia taşıma sigortasından kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi davanın acenta aleyhine açıldığından bahisle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak her ne kadar dava dilekçesinde davalı olarak MSC Gemi Acenteliği A.Ş. gösterilmişse de dilekçe metninin 3. paragrafında taşımanın dava dışı MSC C. S. A. tarafından yapılıp davalının onun acentesi sıfatıyla hareket ettiği açıklanmıştır. Bu durumda davanın MSC C. S.A.'e izafeten MSC Gemi Acenteliği A.Ş. aleyhine açıldığı kabul edilmek suretiyle, işin esasına girip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101686400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz