İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/8089 E. 2022/3191 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 105/2↗ münhasır yetki↗ gemi acenteliği↗ yabancılık unsuru↗ yetki şartı↗ yetki sözleşmesi↗ nakliyat sigortası↗ yerleşim yeri↗ konişmento↗ izafeten dava↗ rücuen tahsil↗ kamu düzenine aykırılık↗ acente↗ möhuk 47↗ münhasırlık↗ acentelik↗ taşıma sözleşmesi↗ kamu düzeni↗ tenfiz↗ usulden reddi↗ yetki↗ geçersizlik↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın yabancılık unsur taşıdığı, mahkemenin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve konişmentoya yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olması nedeniyle somut uyuşmazlık yönünden mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle, esas ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, yetki şartının geçerli olduğu, uyuşmazlığın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir işlemden kaynaklanmadığı ve kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen dosya davacıları vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekilleri temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davacı ... şirketlerince müşterek olarak nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalanan emtianın davalı sorumluluğunda gemi ile taşınması sırasında oluştuğu iddia edilen hasar nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili talebiyle başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali davasıdır.
Davaya konu taşıma işleminde yabancılık unsuru mevcut olup, MÖHUK’un tatbiki, bu çerçevede, taraflar arasında düzenlenen konişmentodaki yetki şartının MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir. Kanun koyucu MÖHUK 54/1-b maddesi ile Türk mahkemelerinin milletlerarası münhasır yetkisine giren bir konuda yabancı mahkemece karar verilmesini tenfiz engeli olarak kabul etmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acente, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir. Kanunda açıkça, sözleşmelerde, bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı düzenlemeye mülga 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesinde de rastlanmaktadır. Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister izafeten acente aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki acentesi MSC Gemi Acenteliği A.Ş. aracılığıyla yapılan taşıma sözleşmesine ilişkin olup, konişmentonun da acente tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava yerleşim yeri yurt dışında olan davalıya izafeten acenteye karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan, uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair yetki şartının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Acenteye izafeten açılan davada TTK 105/2 münhasır yetkisi ve yabancı mahkeme yetki şartının geçersizliği 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3359 E. 2022/7726 K.
Ortak:acente · izafeten dava · konişmento · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» MSC Gemi Acenteliği A.Ş. aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya «izafeten» acenteye karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan, uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın «yabancı unsur» taşıması, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve «konişmentoya» yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3799 E. 2020/3051 K.
Ortak:münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · yerleşim yeri · konişmento · izafeten dava · kamu düzenine aykırılık · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» MSC Gemi Acenteliği A.Ş. aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya «izafeten» acenteye karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan, uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın «yabancılık unsur» taşıdığı, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve «konişmentoya» yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olması nedeniyle somut uyuşmazlık yönünden mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle, esas ve birleşen davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olup, MÖHUK’un tatbiki, bu çerçevede, taraflar arasında düzenlenen «konişmentodaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda… sk Line AS'nin yabancı menşeli bir şirket olduğu, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olup, boşaltma limanının yurtdışında bulunması nedeniyle uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkiden kaynaklanmış olması nedeniyle «konişmentoda» yer alan yetki klozuna göre Londra Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla MÖHUK’un tatbiki gerekmekte olup, bu çerçevede taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7066 E. 2022/1499 K.
Ortak:yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · yerleşim yeri · konişmento · izafeten dava · acente · münhasırlık · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» MSC Gemi Acenteliği A.Ş. aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya «izafeten» acenteye karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan, uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın «yabancılık unsur» taşıdığı, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve «konişmentoya» yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olması nedeniyle somut uyuşmazlık yönünden mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle, esas ve birleşen davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olup, MÖHUK’un tatbiki, bu çerçevede, taraflar arasında düzenlenen «konişmentodaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden «yetki şartı», Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yabancılık unsuru «taşıyan» uyuşmazlıklar bakımından taraflar «yetki sözleşmesi» yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki itirazı · milletlerarası yetki · nakliyat emtia sigortası · konşimento · yetki itirazı · rücuen tazminat
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, «yabancılık unsuru» «taşıyan» uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası «yetkisinin» bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen «konşimentonun» 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının «milletlerarası yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8347 E. 2022/3672 K.
Ortak:münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · yetki sözleşmesi · yerleşim yeri · konişmento · izafeten dava · acente · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» MSC Gemi Acenteliği A.Ş. aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya «izafeten» acenteye karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan, uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın «yabancılık unsur» taşıdığı, mahkemenin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve «konişmentoya» yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olması nedeniyle somut uyuşmazlık yönünden mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle, esas ve birleşen davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olup, MÖHUK’un tatbiki, bu çerçevede, taraflar arasında düzenlenen «konişmentodaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaDavaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla MÖHUK’un tatbiki gerekmekte olup, bu çerçevede taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Gerek Kanun'da yer alan düzenlemelerden, gerekse de Kanun’un gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Tahkim yeri Londra'dır ve İngiliz kanunları uygulanacaktır." şeklinde «yetki sözleşmesi» bulunduğu, «yabancılık unsuru» bulunan hukuki ilişkide 5718 sayılı MÖHUK'un 47. maddesinde uluslararası yetki sözleşmesinin bulunduğu durumlarda ancak yabancı mahkemenin kendisini «yetkisiz» sayması veya Türk mahkemelerinde «yetki itirazında» bulunulmaması halinde davanın yetkili Türk mahkemelerinde görülebileceğinin belirtildiği, olayda yabancılık unsuru bulunduğundan ve anlaşmada gösterilen yetkili mahkeme tarafından verilen bir yetkisizlik kararı olmadığından ve davalı tarafça süresi içinde «tahkim itirazında» bulunulduğundan, davalı Cosco Shıppıng Co.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahkime elverişlilik · tahkim itirazı · yazılı delille ispat · istinaf sebebi · ilk itiraz · konşimento · dava dilekçesinin tebliği · yetki itirazı
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı HMK'nın 116. maddesinde; "(1) İlk itirazların a)Kesin «yetki» kuralının bulunmadığı hâllerde «yetki itirazı», b) Uyuşmazlığın «tahkim» yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı, c) İş «bölümü» itirazı olark sayıldığı, Kanun’un 117. maddesine göre «ilk itirazların» hepsinin cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorunda olduğu aksi hâlde dinlenilmeyeceği, ilk itirazların dava şartlarından sonra inceleneceği, Kanun’un 114. maddesinde dava şartlarının sayıldığı, davalı tarafça dava «dilekçesinin tebliğinden» sonra 2 haftalık süre içerisinde olmak üzere 20/09/2017 tarihli dilekçe ile cevap süresinin uzatılması talebinde bulunulduğu, 04/10/2017 tarihli süre uzatım kararı ile cevap süresinin, bitiminden itibaren 1 ay uzatılmasına karar verildiği, davalı vekili tarafından bir aylık süre içerisinde 19/10/2017 tarihinde sunulan cevap dilekçesi ile yetki ve «tahkim itirazında» bulunulduğu, davacı vekilinin süresi içerisinde yetki ve tahkim itirazında bulunulmadığı yönündeki «istinaf sebebi» yerinde görülmediği, mahkemece davalının yetki itirazından önce dava şartı olan tahkim itirazının incelenmesinde de usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, MÖHUK'un 47. maddesinde; "Yer itibariyle yetkinin «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar, aralarındaki «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler.
İlk derece mahkemesince, taraflar arasındaki hukuki ilişki konusunda uyuşmazlık söz konusu olmadığını, her ne kadar davalı tarafın uluslararası «yetki itirazına» davacı taraf karşı çıkmış ise de taşımanın «konşimento» tahtında yapıldığı, davacı firma ile davalı CoscoShipping Co Ltd. şirketi arasında imzalanan anlaşmanın 30. maddesinde "...
Tahkim yeri Londra'dır ve İngiliz kanunları uygulanacaktır." şeklinde «yetki sözleşmesi» bulunduğu, «yabancılık unsuru» bulunan hukuki ilişkide 5718 sayılı MÖHUK'un 47. maddesinde uluslararası yetki sözleşmesinin bulunduğu durumlarda ancak yabancı mahkemenin kendisini «yetkisiz» sayması veya Türk mahkemelerinde «yetki itirazında» bulunulmaması halinde davanın yetkili Türk mahkemelerinde görülebileceğinin belirtildiği, olayda yabancılık unsuru bulunduğundan ve anlaşmada gösterilen yetkili mahkeme tarafından verilen bir yetkisizlik kararı olmadığından ve davalı tarafça süresi içinde «tahkim itirazında» bulunulduğundan, davalı Cosco Shıppıng Co.
Anlaşma, «yazılı delille ispat» edilmesi halinde geçerli olur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17336 E. 2014/6591 K.
Ortak:konişmento · izafeten dava · acente · acentelik · taşıyan
İncelediğiniz karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» MSC Gemi Acenteliği A.Ş. aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya «izafeten» acenteye karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan, uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaSA (MSC Gemi Acenteliği A.Ş.) olarak yer aldığı, ancak davacının davalı MSC Gemi Acenteliği A.Ş’ye karşı dava açtığı, davacının bu halde davayı «taşıyanın» «acentesine» «izafeten» açması gerekirken doğrudan acenteye dava açılmasının TTK'nın 119. maddesine (TTK'nın 105 maddesine) aykırı olduğu, davalının «pasif husumetinin» (sıfatı) bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
S.A olduğu, bu «konişmentoda» yükleme «acentesinin» MSC S.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; «konişmento» üzerinde yapılan incelemede taşıma şirketinin MSC C.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen alacak · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · husumet
Benzer bu karardaMahkemece yukarıda özetlendiği gibi davanın «acenta» aleyhine açıldığından bahisle «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
SA (MSC Gemi Acenteliği A.Ş.) olarak yer aldığı, ancak davacının davalı MSC Gemi Acenteliği A.Ş’ye karşı dava açtığı, davacının bu halde davayı «taşıyanın» «acentesine» «izafeten» açması gerekirken doğrudan acenteye dava açılmasının TTK'nın 119. maddesine (TTK'nın 105 maddesine) aykırı olduğu, davalının «pasif husumetinin» (sıfatı) bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, emtia taşıma sigortasından kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3418 E. 2016/1186 K.
Ortak:konişmento · izafeten dava · acente · acentelik · taşıyan · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaSomut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki «acentesi» MSC Gemi Acenteliği A.Ş. aracılığıyla yapılan «taşıma sözleşmesine» ilişkin olup, «konişmentonun» da «acente» tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava «yerleşim yeri» yurt dışında olan davalıya «izafeten» acenteye karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan, uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair «yetki şartının» Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisini» ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle «geçersiz» olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acentelerinin» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden «acente», müvekkiline «izafeten» onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir.
Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası «münhasır yetki» tanındığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirkete «izafeten» başlattığı icra takibine konu alacağın dayanağını teşkil eden iki adet faturanın davacı şirket tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı TTK'nın 926. maddesi uyarınca bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve bu nedenle «taşıyıcı» sayılması gerektiği, her ne kadar davacı taraf söz konusu faturalarda, taşımaya ilişkin «konişmentolara» atıf yapıldığı ve bu konişmentolarda kendisinin «acente» sıfatıyla yer aldığı ileri sürülmüş ise de anılan faturaların içeriğinde yer alan ibarelerin, davacının «taşıyan sıfatına» sahip olmasına engel teşkil etmediği, dolayısıyla davacının doğrudan kendi adına takip yapması gerektiği halde acente sıfatıyla takip yaptığından «aktif husumet ehliyetine» sahip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Söz konusu faturalarda atıf yapılan «konişmentolardan», davalı şirketin yükleten, kendisine «izafeten» dava açılan şirketin ise «taşıyıcı» olduğu, ...
A.Ş'nin ise bu «konişmentolarda» «acente» sıfatıyla yer aldığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyan sıfatı · demuraj · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · taşıyıcı · husumet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirkete «izafeten» başlattığı icra takibine konu alacağın dayanağını teşkil eden iki adet faturanın davacı şirket tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı TTK'nın 926. maddesi uyarınca bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve bu nedenle «taşıyıcı» sayılması gerektiği, her ne kadar davacı taraf söz konusu faturalarda, taşımaya ilişkin «konişmentolara» atıf yapıldığı ve bu konişmentolarda kendisinin «acente» sıfatıyla yer aldığı ileri sürülmüş ise de anılan faturaların içeriğinde yer alan ibarelerin, davacının «taşıyan sıfatına» sahip olmasına engel teşkil etmediği, dolayısıyla davacının doğrudan kendi adına takip yapması gerektiği halde acente sıfatıyla takip yaptığından «aktif husumet ehliyetine» sahip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «demuraj» alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, icra takibine dayanak teşkil eden faturaların davacı tarafından düzenlendiği, bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve «taşıyıcı» sayılması gerektiği, taşıyıcı sayılan davacının kendi adına icra takibi yapması gerekirken «acente» sıfatıyla takip başlattığı gerekçesiyle «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, icra takibine dayanak faturalarda, açıkca «demuraj» alacağının doğduğu iddia olunan taşımaya ilişkin bilgiler yer aldığı gibi «konişmentolara» da atıf yapılmıştır.
Söz konusu faturalarda atıf yapılan «konişmentolardan», davalı şirketin yükleten, kendisine «izafeten» dava açılan şirketin ise «taşıyıcı» olduğu, ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/8089 E. , 2022/3191 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.12.2019 tarih ve 2018/517 E- 2019/507 K. sayılı kararın asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nce verilen 24.09.2020 tarih ve 2020/1533 E- 2020/40 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin sigorta işi ile iştigal eden sigorta şirketlerinden biri olduğunu, dava dışı sigortalıya ait emtianın nakliyat emtia sigorta poliçesi ile müvekkili tarafından teminat altına alındığını, müvekkilinin sigortalısına ait rafine keten tohumu yağı emtiasının 24/11/2017 tarihli konişmento tahtında Türkiye'den Çin'e taşınmak üzere Med Denizli Gemisine yüklendiğini, Singapur Limanında yapılan aktarma sırasında TEMU510565-3 nolu konteynerden sızıntı olduğunun fark edildiğini, konteyner açıldığından emtianın tamamının zayi olduğunun tespit edildiğini, yapılan incelemede konteynerin taşıyanın sorumluluğunda kaba elleçlemesi sebebiyle emtianın konteynerden akarak zayi olduğunun tespit edildiğini, oluşan zararın tespiti maksadıyla ekspertiz raporu düzenlendiğini, Singapur Limanı ve Çin Limanında survey raporları tanzim edildiğini, hasarın davalılara ihtarname yoluyla bildirildiğini, davalının dava konusu olayda fiili taşıyan konumunda olup zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, İstanbul Anadolu 17.
İcra Müdürlüğü'nün 2018/33081 E. sayılı dosyasına borçlu/davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, asıl davadaki hukuki sebeplere dayanarak, borçlular aleyhine İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün 2018/33077 esas sayılı dosyası ile takibi geçildiğini, borçlular tarafından yapılan itiraz ile takibin durduğunu ileri sürerek, icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, müvekkili şirketin bu sözleşmede acente sıfatıyla hareket ettiğini, sözleşmede uyuşmazlığın çözümüne yetkili mahkeme olarak Londra Mahkemelerinin yetkili kılındığını ve uygulanacak hukuk bakımından İngiliz Hukuku belirlendiğini, dava konusu taşımada davacıların sigortalısının taşıtan sıfatına haiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile söz konusu zarardan fiili taşıyan ve akdi taşıyanın müteselsilen sorumlu olduğunu, kendilerinin işbu davada aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, müvekkili şirket aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatan davacı aleyhine kötü niyetli tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın yabancılık unsur taşıdığı, mahkemenin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve konişmentoya yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olması nedeniyle somut uyuşmazlık yönünden mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle, esas ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, yetki şartının geçerli olduğu, uyuşmazlığın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir işlemden kaynaklanmadığı ve kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen dosya davacıları vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekilleri temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davacı ... şirketlerince müşterek olarak nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalanan emtianın davalı sorumluluğunda gemi ile taşınması sırasında oluştuğu iddia edilen hasar nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili talebiyle başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali davasıdır.
Davaya konu taşıma işleminde yabancılık unsuru mevcut olup, MÖHUK’un tatbiki, bu çerçevede, taraflar arasında düzenlenen konişmentodaki yetki şartının MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir. Kanun koyucu MÖHUK 54/1-b maddesi ile Türk mahkemelerinin milletlerarası münhasır yetkisine giren bir konuda yabancı mahkemece karar verilmesini tenfiz engeli olarak kabul etmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acente, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir. Kanunda açıkça, sözleşmelerde, bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı düzenlemeye mülga 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesinde de rastlanmaktadır. Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister izafeten acente aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki acentesi MSC Gemi Acenteliği A.Ş. aracılığıyla yapılan taşıma sözleşmesine ilişkin olup, konişmentonun da acente tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava yerleşim yeri yurt dışında olan davalıya izafeten acenteye karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan, uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair yetki şartının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davacılara iadesine, 20/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790691400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz