Ticari teamül
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2734 E. 2022/7987 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari teamül↗ faturaya itiraz↗ yapılandırma protokolü↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ ihtirazi kayıt↗ teamül↗ karine↗ bayilik sözleşmesi↗ eş rızası↗ reeskont faizi↗ ifa↗ mahsup↗ fesih↗ kâr kaybı↗ protokol↗ ihtar↗ kâr payı↗ ticari defter↗ fatura↗ ıslah↗ taahhütname↗ ihtarname↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ temerrüt↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2021/2734 E. , 2022/7987 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.10.2018 tarih ve 2015/1001 E- 2018/1048 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.12.2020 tarih ve 2020/287 E- 2020/409 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.11.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yapılan protokol ve bayilik sözleşmesi gereği 19.09.2010 tarihinden beri müvekkili şirketin davalı şirketin bayiliğini yaptığını, yapılan bayilik sözleşmesinin eki olan Protokolün 6. maddesi/g fıkrasında belirtilen ve bayii kâr marjını belirleyen unsurların birçok faturada bayi aleyhine ve davalı şirket Lehine kâr marjlarının yanlış hesaplanarak müvekkilinin zarara uğratıldığını bunun üzerine 20.02.2015 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini ve yanlış hesaplanan indirim tutarlarının ve bayi kâr marjlarının karşılıklı olarak sağlıklı bir şekilde kontrol edilmesini ve eğer eksik bayi kâr marjı varsa tarafına yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiğini, davalı şirket tarafından 17.03.2015 tarihli cevabi ihtarnamesi ile kâr marjı hesaplamasının taraflar arasında akdedilmiş sözleşme ve protokollerde uygun olarak gerçekleştiğini, iddialarının gerçeklere uygun olmadığını, hesaplamanın bir yöntem içerisinde, rafineri fiyatlarına ve ticari teamüllere uygun olarak yapıldığına dair beyanları ile ve ihtar öncesi ve sonrası devam eden görüşmelerde davalı şirketin sorularına açık cevap vermediğini, sözleşme denetleyecekleri bilgi ve belgeleri tarafına vermediğini, taleplerinin karşılanmadığını, bu firma ile LPG satışı ile ilgili husus içinde açmış bulundukları davanın da İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1262 E. sayılı dosyası ile devam ettiğini, kâr marjının hesaplanmasında müvekkilinin zarara uğratıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000.-TL asıl alacağın tahakkuk tarihlerinden itibaren ile birlikte ticari reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşme gereği davacıya düzenlenen faturaları kayıtlarına işlediğini ve herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin müvekkiline ödediğini, davacı tarafın defterlerine işlediği ve bedellerini herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin müvekkiline ödediği faturaları ve bu faturalara konu bedeli kabul etmiş sayılacağını, bir an için söz konusu faturaların taraflar arasında akdedilen sözleşmelere aykırı olarak düzenlediği varsayılsa bile, tarafın itirazına uğramayan, her iki tarafın defterine de kaydedilen faturanın tarafları bağlayacağının ve sözleşme hükümlerinin de fatura içeriğine göre değiştiğinin kabulü gerekeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkmesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında imzalanan protokolün 6. maddesinin "g" fıkrası uyarınca ödenen eksik bayi kar marjının hesaplanması için alınan bilirkişi raporu ile 5 yıllık sözleşme döneminde her bir alım için tek tek Tüpraş fiyatı, pompa fiyatı farkı, alınan tonaj, sözleşmedeki kâr kaybı oranları uyarınca davacının davalıdan 459.723,75 TL alacaklı olduğu, kâr payının eksik hesaplandığı, davacının ıslah dilekçesi de nazara alınarak talebinde haklı olduğu ancak faizin davalıyı temerrüte düşürmediğinden dava tarihinden başlaması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraf vekilleri karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacı tarafça 18.09.2010 tarihli sözleşme tarihinden sözleşmenin sona erme tarihi 17/09/2015 tarihine kadar olan kâr marjı fark alacağı talep edildiği, ancak davacı taraf sözleşme tarihinden davalıya keşide ettiği 20/02/2015 tarihli ihtarnameye kadar davalının düzenlediği faturalara itiraz etmediği gibi bu faturaları ticari defterlerine kaydederek çekincesiz olarak davalıya ödediği, her ne kadar davacı, faturaların maddi gerçeğe aykırı olarak ayıplı düzenlendiği ve bu faturaların denetiminin yapılamadığı, ayrıca davalı firmanın gerçeğe aykırı olarak kar marjını belirleyebileceği ve buna göre belge tanzim edeceğinin düşünülmediği savunulmuş ise de, tacir olan davacının TTK'nın 18/2. maddesi uyarınca, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, taahhüt edilen kâr marjı paylaşımının protokole uygun yapılmamasına rağmen sözleşmenin başından sözleşmenin son yılında çekilen ihtarnameye kadar alıma devam eden davacı sözleşmenin kâr marjı paylaşımına ilişkin hükmünün fiili uygulama ile değiştirilmesine faturaları benimseyerek ticari defterine kaydedip ödemek suretiyle rıza gösterdiği, sözleşmenin haklı sebeble fesih imkanı var iken kullanmayan davacının faturalara itiraz etmeden ticari defterlerine kaydedip ödediği bu bedelleri davalıdan talep edebilmesinin mümkün olmadığı, davacının, davalıya keşide ettiği ihtarname 20/02/2015 tarihinden sözleşmenin sona erdiği 17/09/2015 tarihine kadar olan dönem için ise, davacı tarafça çekincesiz ödeme yapılan ve davalı tarafçada benimsendiği kabul edilen önceki döneme ilişkin uygulamadan farklı bir usule göre kâr marjı paylaşımı yapıldığı iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar erilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
TTK'nın 21/2 ( eTTK'nın 23/2 ) maddesi uyarınca faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olup, süresinde itiraz edilmemekle mündeceratından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine oluşturur. Buna göre fatura, ifa anına ilişkin belge olup taraflar arasındaki sözleşmeyi değiştirecek nitelikte değildir. Davada ileri sürülen talep dikkate alındığında, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak faturaların düzenlendiği ileri sürülerek uğranılan zararın tahsili istenmiş olduğundan, ve davalı tarafın tek taraflı olarak düzenlediği fatura bedellerini doğrudan davacının alacağından mahsup ettiğinden ve kar marjına ilişkin faturalardırma yapılırken protokolün 6. maddesi/g fıkrasına göre belirlenen hesaplamadaki kalemler ayrıca dercedilmediği için kar marjı tutarı hakkında açık net bir tespit olmadığı ve bu faturalarada itiraz imkanı bulunmadığından, soyut ticari deftere kaydedilmiş olması, sözleşmenin tadili yada fatura içeriğinin benimsendiği anlamına gelmeyeceğinden Bölge adliye mahkemesince yazılı şekilde verilen karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9969 E. 2010/11610 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müspet zarar
Benzer bu karardaMahkemece davanın kısmen kabulü ile 17.000,00 TL «müspet zararın» davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 20.04.2010 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
-
Markaya tecavüzün tespiti | Men'i | Tazminat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4168 E. 2024/282 K.
Ortak:eş rızası · mahsup · protokol
İncelediğiniz kararda… a erme tarihi 17/09/2015 tarihine kadar olan kâr marjı fark alacağı talep edildiği, ancak davacı taraf sözleşme tarihinden davalıya keşide ettiği 20/02/2015 tarihli «ihtarnameye» kadar davalının düzenlediği «faturalara itiraz» etmediği gibi bu faturaları «ticari defterlerine» kaydederek çekincesiz olarak davalıya ödediği, her ne kadar davacı, faturaların maddi gerçeğe aykırı olarak ayıplı düzenlendiği ve bu faturaların denetiminin yapılamadığı, ayrıca davalı firmanın gerçeğe aykırı olarak kar marjını belirleyebileceği ve buna göre belge tanzim edeceğinin düşünülmediği savunulmuş ise de, «tacir» olan davacının TTK'nın 18/2. maddesi uyarınca, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, «taahhüt» edilen kâr marjı paylaşımının «protokole» uygun yapılmamasına rağmen sözleşmenin başından sözleşmenin «son» yılında çekilen ihtarnameye kadar alıma devam eden davacı sözleşmenin kâr marjı paylaşımına ilişkin hükmünün fiili uygulama ile değiştirilmesine faturaları benimseyerek ticari defterine kaydedip ödemek suretiyle «rıza» gösterdiği, sözleşmenin haklı sebeble «fesih» imkanı var iken kullanmayan davacının faturalara itiraz etmeden ticari defterlerine kaydedip ödediği bu bedelleri davalıdan talep edebilmesinin mümkün olmadığı, da …
… ki sözleşmeye aykırı olarak faturaların düzenlendiği ileri sürülerek uğranılan zararın tahsili istenmiş olduğundan, ve davalı tarafın tek taraflı olarak düzenlediği «fatura» bedellerini doğrudan davacının alacağından «mahsup» ettiğinden ve kar marjına ilişkin faturalardırma yapılırken «protokolün» 6. maddesi/g fıkrasına göre belirlenen hesaplamadaki kalemler ayrıca dercedilmediği için kar marjı tutarı hakkında açık net bir tespit olmadığı ve bu «faturalarada itiraz» imkanı bulunmadığından, soyut «ticari deftere» kaydedilmiş olması, sözleşmenin tadili yada fatura içeriğinin benimsendiği anlamına gelmeyeceğinden Bölge adliye mahkemesince yazılı şekilde verilen karar doğru ol …
… dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında «yapılan protokol» ve «bayilik sözleşmesi» gereği 19.09.2010 tarihinden beri müvekkili şirketin davalı şirketin bayiliğini yaptığını, yapılan bayilik sözleşmesinin eki olan Protokolün 6. maddesi/g fıkrasında belirtilen ve bayii kâr marjını belirleyen unsurların birçok faturada bayi aleyhine ve davalı şirket Lehine kâr marjlarının yanlış hesaplanarak müvekkilinin zarara uğratıldığını bunun üzerine 20.02.2015 tarihli «ihtarnamenin» keşide edildiğini ve yanlış hesaplanan indirim tutarlarının ve bayi kâr marjlarının karşılıklı olarak sağlıklı bir şekilde kontrol edilmesini ve eğer eksik bayi kâr marjı varsa tarafına «yasal faizi» ile birlikte ödenmesini talep ettiğini, davalı şirket tarafından 17.03.2015 tarihli cevabi ihtarnamesi ile kâr marjı hesaplamasının taraflar arasında akdedilmiş sözleşme ve protokollerde uygun olarak gerçekleştiğini, iddialarının gerçeklere uygun olmadığını, hesaplamanın bir yöntem içerisinde, rafineri fiyatlarına ve «ticari teamüllere» uygun olarak yapıldığına dair beyanları ile ve «ihtar» öncesi ve sonrası devam eden görüşmelerde davalı şirketin sorularına açık cevap vermediğini, sözleşme denetleyecekleri bilgi ve belgeleri tarafına vermediğini, tal …
Benzer bu karardaSınıf HAMARJES SANDALYE isimli markaları olduğunu, bunları müvekkilinin 30 yıldır kullandığını ve piyasada Marje Sandalye- Marje Mobilya olarak bilindiğini, davalı tarafından ise bu markaların, müvekkilinin «rızası» dışında kullanılmakta olduğunu, Kayseri 3.
… davalının hak iddiasının olamayacağını, müvekkilinin bu kullanımlar dolayısı ile telafisi mümkün olmayan zararlara uğradığını ileri sürerek, davalının müvekkilinin «marka hakkına tecavüzünün» tespiti ile tecavüzün ortadan kaldırılmasına, davalı tarafından kullanılan uzmanmarjesandalye.com isimli internet sitesinin «masrafları» tazminattan «mahsup» edilmek kaydıyla müvekkiline verilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL «maddi tazminat» ile 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… r olduğu hususunun sabit olduğu, ancak dinlenen tanık beyanlarından ve tarafların da kabulünde olduğu üzere; davacı ve davalının 2014 ve 2017 yılları arasında 3 yıl «adi ortaklık» şeklinde birlikte çalıştıkları, davalının UZMAN MARJE SANDELYE unvanı ile Kayseri Mobilyacılar Esnaf ve Sanatkârları odasında kayıtlı olduğu, davalı kayıt tarihinin davacının 2018 38584, 2018 71134 ve 2018 71140 sayılı marka başvurularından önce 2014 yılında olduğu dosya içerisinde bulunan belgelerden anlaşıldığı, taraflar arasındaki adi ortaklık bitirilirken dükkan ile mevcut varlıkların davalıya bırakıldığı, davalının aynı iş yerinde faaliyetlerine devam ettiği, taraflarca ortaklığın bitirilmesine yönelik «protokolde» tescil ettirilen markayı veya markaları kullanmayacağına ilişkin herhangi bir hükmün olmadığı, bu hususun dinlenen davalı tanıklarının beyanlarından da anlaşılmakt …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tanık beyanı · adi ortaklık · muvafakat · marka hakkına tecavüz · dosya masrafı · maddi tazminat
Benzer bu kararda… davalının hak iddiasının olamayacağını, müvekkilinin bu kullanımlar dolayısı ile telafisi mümkün olmayan zararlara uğradığını ileri sürerek, davalının müvekkilinin «marka hakkına tecavüzünün» tespiti ile tecavüzün ortadan kaldırılmasına, davalı tarafından kullanılan uzmanmarjesandalye.com isimli internet sitesinin «masrafları» tazminattan «mahsup» edilmek kaydıyla müvekkiline verilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL «maddi tazminat» ile 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… evraklardan anlaşılmakta olduğunu, bu markanın da uzman marje sandalye gibi daha önce müvekkilince kullanılmış ve müvekkilime ait bir marka olduğunu, bu sebeplerle «tanık beyanlarının» dosya kapsamındaki belgelerle çeliştiğini, tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, markaların davalı ile ortaklıktan çok önce müvekkilince kullanıldığı ancak tescilinin sonradan yapıldığını, dava konusu markaları müvekkili ile ortaklığı süresince kullanan davalının markalar üzerinde hak sahibi gibi algılanmasının ve hüküm kurulmasını usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu edilen markaların müvekkili adına tescilli olup, davalının tescilli markayı hukuka aykırı şekilde kullandığının sabit olduğunu, tescilden önce ve davalı ile ortaklığından çok önce bu markaları kullanan müvekkilinin davalıya bu markaların kullanımı konusunda herhangi bir «muvafakat» göstermediğini, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı inceleme dayandığını, davalının kötü niyetle müvekkile ait markaları kullandığını ve haksız kazanç sağladığını …
Taraflar arasındaki «marka hakkına tecavüzün» tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… r olduğu hususunun sabit olduğu, ancak dinlenen tanık beyanlarından ve tarafların da kabulünde olduğu üzere; davacı ve davalının 2014 ve 2017 yılları arasında 3 yıl «adi ortaklık» şeklinde birlikte çalıştıkları, davalının UZMAN MARJE SANDELYE unvanı ile Kayseri Mobilyacılar Esnaf ve Sanatkârları odasında kayıtlı olduğu, davalı kayıt tarihinin davacının 2018 38584, 2018 71134 ve 2018 71140 sayılı marka başvurularından önce 2014 yılında olduğu dosya içerisinde bulunan belgelerden anlaşıldığı, taraflar arasındaki adi ortaklık bitirilirken dükkan ile mevcut varlıkların davalıya bırakıldığı, davalının aynı iş yerinde faaliyetlerine devam ettiği, taraflarca ortaklığın bitirilmesine yönelik «protokolde» tescil ettirilen markayı veya markaları kullanmayacağına ilişkin herhangi bir hükmün olmadığı, bu hususun dinlenen davalı tanıklarının beyanlarından da anlaşılmakt …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2734 E. , 2022/7987 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.10.2018 tarih ve 2015/1001 E- 2018/1048 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.12.2020 tarih ve 2020/287 E- 2020/409 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.11.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yapılan protokol ve bayilik sözleşmesi gereği 19.09.2010 tarihinden beri müvekkili şirketin davalı şirketin bayiliğini yaptığını, yapılan bayilik sözleşmesinin eki olan Protokolün 6. maddesi/g fıkrasında belirtilen ve bayii kâr marjını belirleyen unsurların birçok faturada bayi aleyhine ve davalı şirket Lehine kâr marjlarının yanlış hesaplanarak müvekkilinin zarara uğratıldığını bunun üzerine 20.02.2015 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini ve yanlış hesaplanan indirim tutarlarının ve bayi kâr marjlarının karşılıklı olarak sağlıklı bir şekilde kontrol edilmesini ve eğer eksik bayi kâr marjı varsa tarafına yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiğini, davalı şirket tarafından 17.03.2015 tarihli cevabi ihtarnamesi ile kâr marjı hesaplamasının taraflar arasında akdedilmiş sözleşme ve protokollerde uygun olarak gerçekleştiğini, iddialarının gerçeklere uygun olmadığını, hesaplamanın bir yöntem içerisinde, rafineri fiyatlarına ve ticari teamüllere uygun olarak yapıldığına dair beyanları ile ve ihtar öncesi ve sonrası devam eden görüşmelerde davalı şirketin sorularına açık cevap vermediğini, sözleşme denetleyecekleri bilgi ve belgeleri tarafına vermediğini, taleplerinin karşılanmadığını, bu firma ile LPG satışı ile ilgili husus içinde açmış bulundukları davanın da İstanbul 13.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1262 E. sayılı dosyası ile devam ettiğini, kâr marjının hesaplanmasında müvekkilinin zarara uğratıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000.-TL asıl alacağın tahakkuk tarihlerinden itibaren ile birlikte ticari reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşme gereği davacıya düzenlenen faturaları kayıtlarına işlediğini ve herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin müvekkiline ödediğini, davacı tarafın defterlerine işlediği ve bedellerini herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin müvekkiline ödediği faturaları ve bu faturalara konu bedeli kabul etmiş sayılacağını, bir an için söz konusu faturaların taraflar arasında akdedilen sözleşmelere aykırı olarak düzenlediği varsayılsa bile, tarafın itirazına uğramayan, her iki tarafın defterine de kaydedilen faturanın tarafları bağlayacağının ve sözleşme hükümlerinin de fatura içeriğine göre değiştiğinin kabulü gerekeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkmesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında imzalanan protokolün 6. maddesinin "g" fıkrası uyarınca ödenen eksik bayi kar marjının hesaplanması için alınan bilirkişi raporu ile 5 yıllık sözleşme döneminde her bir alım için tek tek Tüpraş fiyatı, pompa fiyatı farkı, alınan tonaj, sözleşmedeki kâr kaybı oranları uyarınca davacının davalıdan 459.723,75 TL alacaklı olduğu, kâr payının eksik hesaplandığı, davacının ıslah dilekçesi de nazara alınarak talebinde haklı olduğu ancak faizin davalıyı temerrüte düşürmediğinden dava tarihinden başlaması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraf vekilleri karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacı tarafça 18.09.2010 tarihli sözleşme tarihinden sözleşmenin sona erme tarihi 17/09/2015 tarihine kadar olan kâr marjı fark alacağı talep edildiği, ancak davacı taraf sözleşme tarihinden davalıya keşide ettiği 20/02/2015 tarihli ihtarnameye kadar davalının düzenlediği faturalara itiraz etmediği gibi bu faturaları ticari defterlerine kaydederek çekincesiz olarak davalıya ödediği, her ne kadar davacı, faturaların maddi gerçeğe aykırı olarak ayıplı düzenlendiği ve bu faturaların denetiminin yapılamadığı, ayrıca davalı firmanın gerçeğe aykırı olarak kar marjını belirleyebileceği ve buna göre belge tanzim edeceğinin düşünülmediği savunulmuş ise de, tacir olan davacının TTK'nın 18/2.
maddesi uyarınca, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, taahhüt edilen kâr marjı paylaşımının protokole uygun yapılmamasına rağmen sözleşmenin başından sözleşmenin son yılında çekilen ihtarnameye kadar alıma devam eden davacı sözleşmenin kâr marjı paylaşımına ilişkin hükmünün fiili uygulama ile değiştirilmesine faturaları benimseyerek ticari defterine kaydedip ödemek suretiyle rıza gösterdiği, sözleşmenin haklı sebeble fesih imkanı var iken kullanmayan davacının faturalara itiraz etmeden ticari defterlerine kaydedip ödediği bu bedelleri davalıdan talep edebilmesinin mümkün olmadığı, davacının, davalıya keşide ettiği ihtarname 20/02/2015 tarihinden sözleşmenin sona erdiği 17/09/2015 tarihine kadar olan dönem için ise, davacı tarafça çekincesiz ödeme yapılan ve davalı tarafçada benimsendiği kabul edilen önceki döneme ilişkin uygulamadan farklı bir usule göre kâr marjı paylaşımı yapıldığı iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar erilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
TTK'nın 21/2 ( eTTK'nın 23/2 ) maddesi uyarınca faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olup, süresinde itiraz edilmemekle mündeceratından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine oluşturur. Buna göre fatura, ifa anına ilişkin belge olup taraflar arasındaki sözleşmeyi değiştirecek nitelikte değildir. Davada ileri sürülen talep dikkate alındığında, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak faturaların düzenlendiği ileri sürülerek uğranılan zararın tahsili istenmiş olduğundan, ve davalı tarafın tek taraflı olarak düzenlediği fatura bedellerini doğrudan davacının alacağından mahsup ettiğinden ve kar marjına ilişkin faturalardırma yapılırken protokolün 6.
maddesi/g fıkrasına göre belirlenen hesaplamadaki kalemler ayrıca dercedilmediği için kar marjı tutarı hakkında açık net bir tespit olmadığı ve bu faturalarada itiraz imkanı bulunmadığından, soyut ticari deftere kaydedilmiş olması, sözleşmenin tadili yada fatura içeriğinin benimsendiği anlamına gelmeyeceğinden Bölge adliye mahkemesince yazılı şekilde verilen karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir edilen 8.400.-TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/858704300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz