YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4269 E. 2022/7939 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sicilden terkin↗ iptal davası↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ terkin↗ kötüniyet↗ ayırt edicilik↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; başvuru kapsamındaki 43. sınıftaki malların itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer oldukları, davalının başvuru markasının “UDI USTADAN DÖNER IZGARA KEBAP” kelimeleri ile harf kombinasyonundan oluştuğu, “UDI” kısaltmasının ustadan döner ızgara kelimelerinin baş harflerinden oluşturulduğu, davacı markalarının ise "UD DÖNERCİ ET İSKENDER", "UD Köfte İskender", "UD Izgara Köfte", "UD USTA KÖFTE", "UD IZGARA KÖFTE", "UD", "USTA DÖNERCİ", "Usta Dönerci" kelime ve harf kombinasyonlarından oluştuğu, “UD” kısaltmasının usta döner kelimelerinin baş harflerinden oluştuğu, taraf markalarında ortak olarak geçen “döner, dönerci, köfte, ızgara, iskender” gibi kelimelerin 43.sınıf yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tanımlayıcı olduğu ve ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu, taraf markalarındaki esas unsurun davalı markasında “UDI”, davacı markalarında ise “UD” olduğu, davacı markasının esas unsuruna eklenen “I” harfi ile başvuru markasının ayırt edici hale gelmediği, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde anlamsal, görsel ve işitsel olarak birbirinin aynı/benzeri veya devamı olduğu intibaı uyandırdığından davalı başvurusu ile davacı markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olduğu, davacı tarafından tanınmışlığa ilişkin deliller sunulmadığı gibi, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği gerekçesi 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirketin kötüniyetli bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK'nın 2018-M-7117 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve sicilden terkin ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı TPMK vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı itirazına mesnet "UD" asıl unsurlu markalar ile "UDI" asıl unsurlu dava konusu marka başvurusu arasında, tescili talep edilen 43. sınıf hizmetler bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas tehlikesinin olduğu, dava konusu 43. sınıf hizmetler, davacının "UD" asıl unsurları markaları kapsamında aynen yer aldığından mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyetinde gıda mühendisinin yer almamasının eksiklik olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPMK vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka başvurusuna itirazın reddi yönündeki YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüyle; YİDK kararının iptaline ve dava konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve sicilden terkin ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Marka başvurusunda karıştırılma ihtimali değerlendirilirken; her iki markanın ayırt edici unsurları dikkate alınır. Ayırt edici özelliği bulunmayan işaretler ile vasıf bildiren işaretler marka korumasında dikkate alınmaz. Davaya konu somut olayda davalının marka başvurusu “UDI USTADAN DÖNER IZGARA KEBAP” ibaresiyle harf kombinasyonundan oluşmakta iken itiraza gerekçe gösterilen davacı markaları ise "UD DÖNERCİ ET İSKENDER, UD Köfte İskender, UD Izgara Köfte, UD Usta Köfte, UD Izgara Köfte, UD, Usta Dönerci, Usta Dönerci” ibarelerinden oluşmaktadır. “UD” kısaltmasının “usta ve döner/döneri” kelimelerinin baş harflerinden oluştuğu, davalı başvurusunda ise “Ustadan. Döner. Izgara” kelimeleri ile bu kelimelerin baş harfleri olan "UDI" kısaltmasından oluştuğu ve bu kısaltmaların tek başına sahiplerine üstün hak sağlayacak niteliklerinin bulunmadığı gözetilerek mahkemece YİDK kararının iptali davası yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış hükmün temyiz eden davalı kurum yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4417 E. 2024/2102 K.
Ortak:sicilden terkin · iptal davası · terkin · ayırt edicilik · karar verilmesine yer olmadığına · iltibas · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… rkalarında ortak olarak geçen “döner, dönerci, köfte, ızgara, iskender” gibi kelimelerin 43.sınıf yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tanımlayıcı olduğu ve «ayırt ediciliğinin» düşük bulunduğu, taraf markalarındaki esas unsurun davalı markasında “UDI”, davacı markalarında ise “UD” olduğu, davacı markasının esas unsuruna eklenen “I” harfi ile başvuru markasının ayırt edici hale gelmediği, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde anlamsal, görsel ve işitsel olarak birbirinin aynı/benzeri veya devamı olduğu intibaı uyandırdığından davalı başvurusu ile davacı markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olduğu, davacı tarafından tanınmışlığa ilişkin deliller sunulmadığı gibi, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği gerekçesi 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirketin «kötüniyetli» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK'nın 2018-M-7117 sayılı kararının «iptaline, dava» konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüyle; YİDK kararının iptaline ve dava konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… u markalar ile "UDI" asıl unsurlu dava konusu marka başvurusu arasında, tescili talep edilen 43. sınıf hizmetler bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca «iltibas» tehlikesinin olduğu, dava konusu 43. sınıf hizmetler, davacının "UD" asıl unsurları markaları kapsamında aynen yer aldığından mahkemece görüşüne başvurulan bilirki …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2019 tarih ve 2018/405 E., 2019/300 K. sayılı kararıyla; davanın kabulü ile TÜRKPATENT YİDK'nın 2018-M-7117 sayılı kararının «iptaline, dava» konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… vurusuna yaptıkları itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin markalarının tanınmış olup, dava konusu markanın müvekkili markaları ile «iltibas» yaratacak derece benzer olduğunu, YİDK kararında dava konusu markanın asli unsuru "UDI" olarak belirlenmesine rağmen müvekkilinin markalarında asli unsur olan "UD" …
CEVAP 1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; markalarda ortak olarak yer alan "usta" ve "döner" ibarelerinin 43. sınıfta yer alan hizmetler bakımından «ayırt ediciliğinin» bulunmadığını, "usta dönerci+şekil" ibaresinden oluşan davacı markasının ayırt ediciliği düşük, zayıf marka olduğunu, zayıf ibareleri marka olarak tescil ettirenlerin, benzer markaların kullanımına «rıza» göstermek mecburiyetleri bulunduğunu, davacının tanınmışlığı ve davalının «kötü niyetinin» ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:eş rızası · kazanılmış hak · kötü niyet
Benzer bu karardaCEVAP 1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; markalarda ortak olarak yer alan "usta" ve "döner" ibarelerinin 43. sınıfta yer alan hizmetler bakımından «ayırt ediciliğinin» bulunmadığını, "usta dönerci+şekil" ibaresinden oluşan davacı markasının ayırt ediciliği düşük, zayıf marka olduğunu, zayıf ibareleri marka olarak tescil ettirenlerin, benzer markaların kullanımına «rıza» göstermek mecburiyetleri bulunduğunu, davacının tanınmışlığı ve davalının «kötü niyetinin» ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Markaya tecavüz | Haksız rekabet | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13398 E. 2011/16883 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… u markalar ile "UDI" asıl unsurlu dava konusu marka başvurusu arasında, tescili talep edilen 43. sınıf hizmetler bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca «iltibas» tehlikesinin olduğu, dava konusu 43. sınıf hizmetler, davacının "UD" asıl unsurları markaları kapsamında aynen yer aldığından mahkemece görüşüne başvurulan bilirki …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait marka ile davacılara ait markalar arasında «iltibasa» neden olacak şekilde benzerlik bulunmadığı, davacıya ait "İSKENDER" markasının uzun yıllardır kullanılmasına karşın, zaman içerisinde sunulan hizmetin konusu olan …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Markaya tecavüz | Haksız rekabet | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14859 E. 2011/7548 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… u markalar ile "UDI" asıl unsurlu dava konusu marka başvurusu arasında, tescili talep edilen 43. sınıf hizmetler bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca «iltibas» tehlikesinin olduğu, dava konusu 43. sınıf hizmetler, davacının "UD" asıl unsurları markaları kapsamında aynen yer aldığından mahkemece görüşüne başvurulan bilirki …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait marka ile davacılara ait markalar arasında «iltibasa» neden olacak şekilde benzerlik bulunmadığı, davacıya ait "İSKENDER" markasının uzun yıllardır kullanılmasına karşın, zaman içerisinde sunulan hizmetin konusu olan …
2- Dava, davalıya ait markanın davacılara ait “İSKENDER” ibareli tanınmış marka ile «iltibasa» neden olacak şekilde benzer olduğu iddiasına dayalı, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tesbit ile meni ve davalı markasının hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
… bul edildiği biçimde söz konusu “İSKENDER” ibaresinin yaygın bir ad (jenerik)hale gelmesi halinde 556 sayılı KHK'nin 12. maddesi uyarınca koşulların varlığı halinde «üçüncü kişiler» tarafından kullanılmaları marka sahibince engellenemeyecek olmakla birlikte; somut uyuşmazlıkta dava konusu 2006/38556 sayılı markada yer alan “MEŞHUR İSKENDER” ibaresinin markanın yardımcı unsuru olmaktan «ziyade» davacının tanınmış “İSKENDER” markasıyla «iltibas» tehlikesi yaratacak şekilde kullanıldığı anlaşıldığından 556 sayılı KHK'nin 12.maddesine uygun bir kullanımdan söz edilmesi de mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ziya · üçüncü kişi · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
Benzer bu kararda2- Dava, davalıya ait markanın davacılara ait “İSKENDER” ibareli tanınmış marka ile «iltibasa» neden olacak şekilde benzer olduğu iddiasına dayalı, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tesbit ile meni ve davalı markasının hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
… bul edildiği biçimde söz konusu “İSKENDER” ibaresinin yaygın bir ad (jenerik)hale gelmesi halinde 556 sayılı KHK'nin 12. maddesi uyarınca koşulların varlığı halinde «üçüncü kişiler» tarafından kullanılmaları marka sahibince engellenemeyecek olmakla birlikte; somut uyuşmazlıkta dava konusu 2006/38556 sayılı markada yer alan “MEŞHUR İSKENDER” ibaresinin markanın yardımcı unsuru olmaktan «ziyade» davacının tanınmış “İSKENDER” markasıyla «iltibas» tehlikesi yaratacak şekilde kullanıldığı anlaşıldığından 556 sayılı KHK'nin 12.maddesine uygun bir kullanımdan söz edilmesi de mümkün değildir.
4 benzer karar daha
-
Marka hakkına tecavüzün tespiti | Haksız rekabetin tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4491 E. 2024/1407 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… rkalarında ortak olarak geçen “döner, dönerci, köfte, ızgara, iskender” gibi kelimelerin 43.sınıf yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tanımlayıcı olduğu ve «ayırt ediciliğinin» düşük bulunduğu, taraf markalarındaki esas unsurun davalı markasında “UDI”, davacı markalarında ise “UD” olduğu, davacı markasının esas unsuruna eklenen “I” harfi ile başvuru markasının ayırt edici hale gelmediği, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde anlamsal, görsel ve işitsel olarak birbirinin aynı/benzeri veya devamı olduğu intibaı uyandırdığından davalı başvurusu ile davacı markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olduğu, davacı tarafından tanınmışlığa ilişkin deliller sunulmadığı gibi, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği gerekçesi 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirketin «kötüniyetli» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK'nın 2018-M-7117 sayılı kararının «iptaline, dava» konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… u markalar ile "UDI" asıl unsurlu dava konusu marka başvurusu arasında, tescili talep edilen 43. sınıf hizmetler bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca «iltibas» tehlikesinin olduğu, dava konusu 43. sınıf hizmetler, davacının "UD" asıl unsurları markaları kapsamında aynen yer aldığından mahkemece görüşüne başvurulan bilirki …
Benzer bu kararda… TENT) nezdinde 2004/38092, 2010/04654, 2011/20933, 2012/91501, 2012/91631 ve 2016/07054 numaraları ile tescilli olduğunu, "DÖNERCİ ALİ USTA" ibaresinin müvekkilinin «ticaret unvanı» olarak 03.08.2005 tarihinden bu yana tescilli bulunduğunu, davalının kötü niyetle hareket ederek davacı markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" markasını tescilsiz şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde müvekkilinin maddi ve manevi zarar gördüğünü, itibar «kaybına» uğradığını ileri sürerek davalının "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespi …
Şti adına 2011/14758 sayı ile tescilli olduğunu, davalının bu markayı adı geçen şirket ile imzaladığı marka kullanım sözleşmesine istinaden kullandığını, «husumetin» marka sahibine yöneltilmesi gerektiğini, davacının bu davayı ikame etmeden önce marka sahibi şirket aleyhine dava açtığından davanın «derdestlik» nedeniyle reddi gerektiğini, hukuken var olan bir hakkın fiilen kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceğini ve «marka hakkına tecavüzden» söz edilemeyeceğini, davalının "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" markasını kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 12 nci maddesindeki istisnalar kapsamında olduğunu, davacı markasının zayıf marka olduğunu, her iki markada örtüşen unsurların tali unsur ve düşük seviyede «ayırt ediciliğe» sahip olduğunu, bu hususların tek başına benzerlik yada karıştırılma ihtimali yaratmadığını, markaların logo tasarımlarıda farklı olduğunu savunarak davanın reddin …
… rekçeli kararında "Davacının 'DÖNERCİ ALİ' ve ‘DÖNERCİ ALİ USTA' ibareli şekil markalarının bulunduğu, Dönerci ibaresinin yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde «ayırt ediciliğinin» bulunmadığı, ancak davacı şirket sahibinin isminden esinlenerek getirilen Ali ve Ali Usta ibarelerinin markaya ayırtedicilik kazandırdığı, davalının markasal olara …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · münhasırlık · basiretli tacir · ikrar · hakkaniyet · derdestlik · dürüstlük kuralı · ticaret unvanı
Benzer bu kararda… 58 tescil numaralı markaya ilişkin olduğu, 556 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesi uyarınca, markayı tescilli olduğu sınıfta ve tescilli olduğu şekli ile kullanma yetkisi «münhasıran» marka hakkı sahibine ait olduğu, bu hakkı marka hakkı sahibinden devir alan 3 üncü kişi devir aldığı hak ile sınırlı olarak kullanabileceği, 43 üncü sınıfta 2008/24125 tescil numarası ile "ALİ EFENDİ" markasının Mali Gıda adına tescilli olması sebebiyle marka sahibi olarak, markasının çeşitli versiyonlarını kullanması yasadan kaynaklandığı, davacı marka sahibi olmadığı için sadece lisans sözleşmesine dayanabileceği, 11.12.2014 tarihli marka kullanım hakkı sözleşmesinde "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" markasının kullanım hakkının verildiği, açıkça 43 üncü sınıfta 2008/24125 tescil numarası ile Mali Gıda adına tescilli "ALİ EFENDİ" markasının kullanım hakkı verilmediği, davalı vekilinin de 43 üncü sınıfta kullanım hakkının dava dışı Mali Gıda üzerinde bırakıldığını «ikrar» ettiği dosya kapsamı ile sabit olduğu, lisans sözleşmesinde tanınmayan bir hakkın davalı tarafça kullanılması mümkün olmadığından, davalının kullanma hakkını devraldığı marka 2011/14758 sayılı ve yalnızca 30 ve 35 inci sınıflarda tescilli olup “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”ni içeren 43 üncü sınıfı kapsamadığından, davalının markayı 43 üncü sınıfta kullanma ve markanın farklı versiyonlarını kullanma hakkı bulunmadığı, davacı tarafın her biri ayrı bir dava konusu olabilecek taleplerini tek bir dava içinde talep etmiş olmasıdava yığılması niteliğinde olup, kabul edilen isteklerin her biri için davacı yararına ayrı ayrı «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerektitiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… avüz teşkil ettiği tespit edildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendi gereğince davalının «basiretli tacir» olarak, «dürüstlük kuralına» uygun olarak, ticari faaliyette bulunurken, başkasının faaliyetleri, işleri ve iş ürünleri ile karıştırılmaması için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğundan, ancak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığından, davalının eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının kullanımının «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, markaya tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, hüküm özetinin «ilanına» karar verilmiştir.
… i, huzurdaki dosyada ise, davalının "Dönerci Ali Efendi" ibaresi ile ilgili olarak; işletme adının davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının markalarının «ortalama tüketici» kitlesine hitap ettiği, ortalama tüketici kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma ya da birbirleri ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varıldığını, aynı markanın farklı kombinasyonlarda kullanma hakkını yalnızca markanın tescilli sahibine bahşedip, marka sahibi ile akdedilmiş hukuka uygun lisans kullanım anlaşması çerçevesinde bu markayı kullanmakta olan müvekkiline karşı farklı bir tutum benimsenmiş olmasının çelişkili olduğunu, marka lisans sözleşmelerinde Mali Gıda’nın şubesi olarak faaliyet gösteren işletmeler ile bilhassa 30 ve 35 inci sınıf faaliyet alanına «dahil» olacak biçimde satış odaklı sözleşmesel ilişki kurulduğunu, restorancılık faaliyetinin «münhasır» olarak Mali Gıda üzerinde bırakıldığını, bu nedenle Mali Gıda’ya ait 2011/14758 sayılı ‘’Dönerci Ali Efendi’’ markasının 43 üncü sınıfta tescili bulunmaması nedeniyle adı geçen işletmelerin marka lisans sözleşmesine dayalı kullanım hakkına dayanamayacağı yönündeki iddianın hukuki dayanağı olmadığını, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varılmış ise de daha önce görülen 2016/108 E. sayılı dosyaya sunulan raporda "Dönercilik ile uğraşanların ‘dönerci’ ibaresini kullanmalarının engellenemeyeceği, ‘’Dönerci Ali Usta’’ ve ‘’Dönerci Ali Efendi’’ markalarındaki asli ve ayırt edici unsurun, ‘dönerci’ değil de ‘Ali Usta’ ve ‘Ali Efendi’ ibareleri oluşu, davalının döner restorancılığı faaliyetinde kullanabileceği 43 üncü sınıfta tescilli ‘Ali Efendi’ markasının bulunması nedeniyle davalının ilgili markayı kullanım şeklinin haksız rekabet teşkil etmediğinin belirtildiğini, davalının "Dönerci Ali Efendi’’ markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret oluduğunu, bu faaliyetler de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30 ve 35 inci sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, 43 üncü sınıf faaliyet alanına girmediğini, davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafından "Ali Efendi Döner" ve "Ali Efendi" markalarının iptali için açılan hukuk davasının aleyhine sonuçlandığını, Kartal Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2010/450 E. ve 2011/357 E. sayılı ceza davalarının da beraat hükmü ile sonuçlandığından, davalı açısından ceza hukuku anlamında suç teşkil eden, borçlar hukuku anlamında «haksız fiil» ya da «kusur» teşkil eden bir eylemin mevcut olmadığının sabit olduğundan, haksız rekabetin varlığına gerekçe olarak gösterilecek bir kusurun varlığından bahsedilemeyeceğini, müvekkiline isnat edilebilecek herhangi bir kusurun mevcut olmadığını, dava dışı Mali Gıda ve sözleşme ile lisans kullanım hakkını devretmiş olduğu şirketlerin kullanımında olan "ALİ EFENDİ DÖNER" ve "ALİ EFENDİ" ve "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" tescilli markalarının davacının markası olan "DAU DÖNERCİ ALİ USTA" ve "DÖNERCİ ALİ USTA" markaları ile görünüm ve kişiler üzerinde bıraktığı etki bakımından hiçbir benzerlik taşımadığını, müvekkil aleyhinde haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesinin usul ve yasaya «hakkaniyete» aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… TENT) nezdinde 2004/38092, 2010/04654, 2011/20933, 2012/91501, 2012/91631 ve 2016/07054 numaraları ile tescilli olduğunu, "DÖNERCİ ALİ USTA" ibaresinin müvekkilinin «ticaret unvanı» olarak 03.08.2005 tarihinden bu yana tescilli bulunduğunu, davalının kötü niyetle hareket ederek davacı markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" markasını tescilsiz şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde müvekkilinin maddi ve manevi zarar gördüğünü, itibar «kaybına» uğradığını ileri sürerek davalının "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespi …
-
Markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4291 E. 2024/865 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… rkalarında ortak olarak geçen “döner, dönerci, köfte, ızgara, iskender” gibi kelimelerin 43.sınıf yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tanımlayıcı olduğu ve «ayırt ediciliğinin» düşük bulunduğu, taraf markalarındaki esas unsurun davalı markasında “UDI”, davacı markalarında ise “UD” olduğu, davacı markasının esas unsuruna eklenen “I” harfi ile başvuru markasının ayırt edici hale gelmediği, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde anlamsal, görsel ve işitsel olarak birbirinin aynı/benzeri veya devamı olduğu intibaı uyandırdığından davalı başvurusu ile davacı markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olduğu, davacı tarafından tanınmışlığa ilişkin deliller sunulmadığı gibi, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği gerekçesi 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirketin «kötüniyetli» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK'nın 2018-M-7117 sayılı kararının «iptaline, dava» konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… u markalar ile "UDI" asıl unsurlu dava konusu marka başvurusu arasında, tescili talep edilen 43. sınıf hizmetler bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca «iltibas» tehlikesinin olduğu, dava konusu 43. sınıf hizmetler, davacının "UD" asıl unsurları markaları kapsamında aynen yer aldığından mahkemece görüşüne başvurulan bilirki …
Benzer bu karardaUSTA" markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ... ..." markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, ayrıca itibar «kaybına» uğradığını, bu sebeplerle davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun …
… geldiği ve Mali Gıda şirketinin bu markayı devraldığını, davacının markasının zayıf marka olduğunu, her iki markada örtüşen unsurların tali unsur ve düşük seviyede «ayırt ediciliği» olan unsur mahiyeti taşıdığını, bu hususların ... başına benzerlik ya da karıştırılma ihtimali yaratmadığını, davacı ve davalının kullandıkları markaların logo tas …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «kesin» hüküm itirazlarının hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, ‘zayıf marka’ hususunun, daha önce yapılan yargılama sürecinde oldukça kapsamlı bir şekilde incelendiğini ve davacının markasının nitelik itibarıyla «ayırt ediciliği» düşük unsurlardan oluşması «sebebi» ile ancak çok sınırlı bir korumadan yararlanabilecek olduğunun karar metninde ifade edildiğini, yerel mahkeme nezdinde davacının markasının hangi sebepler ile zayıf marka statüsüne girdiği ve hangi gerekçeler ile tam bir korumadan yararlanmasının mümkün olmadığına ilişkin açıklama yapmış olmalarına rağmen bu hususların hiçbir şekilde değerlendirme konusu yapılmadığını, müvekkilin dava konusu markayı kullanımının ‘«haksız rekabet»’ çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin bu yönden de ... olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın ‘’Dönerci ... ...’’ markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil aleyhinde haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerek usul ve yasaya gerek ise «hakkaniyete» aykırı olduğunu, belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanına tecavüz · basiretli tacir · hakkaniyet · derdestlik · dürüstlük kuralı · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · kâr kaybı
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,«kesin» hüküm itirazında bulunulan davanın davalısının aynı olmadığı, dava konusunun marka hükümsüzlüğü ile ... adının markaya ve «ticaret unvanına tecavüz» teşkil etmesi sebebiyle ... adının kullanılmasının önlenmesine ilişkin olduğu, bu davada ise, davalının Dönerci ... ... ibaresini marka olarak kullanmasının davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ... etmediğinin tespitinin ve önlenmesinin talep edildiği, yani dava konusunun ve davalı tarafın farklı olduğu anlaşılmakla kesin hüküm itirazının reddine isabetli olarak karar verildiği, markaların hitap ettiği «ortalama tüketici» kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu tespit …
USTA" markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ... ..." markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, ayrıca itibar «kaybına» uğradığını, bu sebeplerle davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun …
Şti. adına 2011/14758 sayı ile tescilli olduğunu, davalının bu markayı adı geçen şirket ile imzaladığı marka kullanım sözleşmesine binaen kullandığını, «husumetin» davalıya değil, marka sahibine yöneltilmesi gerektiğini, davacının bu davayı ikame etmeden önce marka sahibi şirket aleyhine dava açtığını, bu davanın da «derdestlik» sebebiyle reddi gerektiğini, hukuken var olan bir hakkın fiilen kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceğini ve «marka hakkına tecavüzden» söz edilemeyeceğini, davalının "DÖNERCİ ... ..." markasını kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 12 n …
… kelimesinin (zanaatini gereği gibi öğrenmiş, işinin ehli kimse) ve ... (eğitim görmüş, sözü geçen, görgülü kimse) anlamında kullanıldığının, markaların hitap ettiği «ortalama tüketici» kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunun tespit edildiği, davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini yiyecek ve içecek sağlanması hizmetinde kullandığı anlaşılmakla bu kullanımın davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ... maddesinin birinci fıkrası gereğince davalının «basiretli tacir» olarak, «dürüstlük kuralına» uygun olarak, ticari faaliyette bulunurken, başkasının faaliyetleri, işleri ve iş ürünleri ile karıştırılmaması için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğundan ancak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığından, davalının eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7783 E. 2016/2619 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · marka hakkına tecavüz · maddi ve manevi tazminat · dosya masrafı · maddi tazminat · ilan · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDÖNER'' ibareli markaların resmi marka bülteninde yayın ve marka siciline tescil tarihleri, dava tarihi olan 08.05.2013 tarihinden sonra olup, 556 sayılı KHK'nın 9/«son» maddesi hükmü gereğince, markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayın tarihi itibarıyla hüküm ifade eder ve marka tescil başvurusunun bültende yayınlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin «ilan» edilmesi halinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, «tazminat davası» açmaya yetkilidir.
DÖNER ibareli kullanımının «marka hakkına tecavüz» olduğunun tespiti ve menine, tecavüze konu kullanıma yönelik el konulan .. ibareli poşet, ıslak mendil, kartvizit ve tanıtım evrakının «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle imhasına, ..
DÖNER ibareli marka kullanımına yönelik tabelanın .. ibaresi silinmek suretiyle tecavüzün giderilmesine, 10.000 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, «maddi tazminat» talebin reddine karar verilmiştir.
1) Dava, «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve «maddi, manevi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Marka tecavüzü | Haksız rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6002 E. 2023/587 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… rkalarında ortak olarak geçen “döner, dönerci, köfte, ızgara, iskender” gibi kelimelerin 43.sınıf yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tanımlayıcı olduğu ve «ayırt ediciliğinin» düşük bulunduğu, taraf markalarındaki esas unsurun davalı markasında “UDI”, davacı markalarında ise “UD” olduğu, davacı markasının esas unsuruna eklenen “I” harfi ile başvuru markasının ayırt edici hale gelmediği, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde anlamsal, görsel ve işitsel olarak birbirinin aynı/benzeri veya devamı olduğu intibaı uyandırdığından davalı başvurusu ile davacı markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olduğu, davacı tarafından tanınmışlığa ilişkin deliller sunulmadığı gibi, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği gerekçesi 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirketin «kötüniyetli» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK'nın 2018-M-7117 sayılı kararının «iptaline, dava» konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… u markalar ile "UDI" asıl unsurlu dava konusu marka başvurusu arasında, tescili talep edilen 43. sınıf hizmetler bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca «iltibas» tehlikesinin olduğu, dava konusu 43. sınıf hizmetler, davacının "UD" asıl unsurları markaları kapsamında aynen yer aldığından mahkemece görüşüne başvurulan bilirki …
Benzer bu karardaEfendi markasını 43. sınıfta kullanamayacağı, “Usta” yerine “Efendi” ibaresi getirmesinin kullanıma «ayırt edicilik» katmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının "DÖNERCİ ...
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «kesin» hüküm nedeni ile dava «şartı yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının markasının nitelik itibarıyla «ayırt ediciliği» düşük unsurlardan oluşması «sebebi» ile ancak çok sınırlı bir korumadan yararlanabileceğini, Mali Gıda Ltd.
Efendi" kullanımı ile «iltibas» oluşturabilme ihtimali bulunmasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · dava şartı yokluğu · dosya masrafı · dava sebebi · haksız rekabet · dahili dava · kesin hüküm · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaŞti.’nin şubesi olarak faaliyet gösteren söz konusu işletmeler ile bilhassa 30. ve 35. sınıf faaliyet alanına «dahil» olacak biçimde satış odaklı sözleşmesel ilişki kurulduğunu ve restorancılık faaliyetinin «münhasır» olarak Mali Gıda üzerinde bırakıldığını, «haksız rekabetin» de bulunmadığını, haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile «istinaf yoluna başvurmuştur».
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «kesin» hüküm nedeni ile dava «şartı yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının markasının nitelik itibarıyla «ayırt ediciliği» düşük unsurlardan oluşması «sebebi» ile ancak çok sınırlı bir korumadan yararlanabileceğini, Mali Gıda Ltd.
EFENDİ" ibaresini yiyecek ve içecek sağlanması hizmetinde kullanıldığının, bu kullanımın davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğunun tespitine, markaya tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetinde kullanılan DÖNERCİ ...
EFENDİ ibareli tabela, afiş, ilân, ambalaj, ürün tanıtım malzemesi, basılı kağıtlar ve ticari evrak üzerinde kullanılmasının önlenmesine, hüküm kesinleştiğinde tirajı yüksek üç gazeteden birinde «masrafı» davalıdan alınarak hüküm özetinin ilânına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4269 E. , 2022/7939 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20.06.2019 tarih ve 2018/405 E. - 2019/300 K. sayılı kararın davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.03.2021 tarih ve 2019/1154 E. - 2021/348 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı TPMK vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2016/91162, 2016/107994, 2016 107989, 2015 95149, 2015 95148, 2013 90018, 2013 02932, 2013 02924 sayılı ve "UD Dönerci Et İskender", "UD Köfte İskender", "UD Izgara Köfte", "UD Usta Köfte", "UD Izgara Köfte", "UD", "Usta Dönerci", "Usta Dönerci" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin “UDI USTADAN DÖNER IZGARA KEBAP” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin markalarının tanınmış olup, dava konusu markanın müvekkili markaları ile iltibas yaratacak derece benzer olduğunu, YİDK kararında dava konusu markanın asli unsuru "UDI" olarak belirlenmesine rağmen müvekkilinin markalarında asli unsur olan "UD" ibaresinin sonuna "I" harfi eklenmek suretiyle benzerliğin maskelenmeye çalışıldığının görmezden gelindiğini ileri sürerek 2018-M-7117 sayılı YİDK kararının iptalini, başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TPMK vekili, markalarda ortak olarak yer alan "usta" ve "döner" ibarelerinin 43. sınıfta yer alan hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin bulunmadığını, "usta dönerci+şekil" ibaresinden oluşan davacı markasının ayırt ediciliği düşük, zayıf marka olduğunu, zayıf ibareleri marka olarak tescil ettirenlerin, benzer markaların kullanımına rıza göstermek mecburiyetleri bulunduğunu, davacının tanınmışlığı ve davalının kötüniyetinin ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı vekili, dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markalarının benzer olmadığını, iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; başvuru kapsamındaki 43. sınıftaki malların itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer oldukları, davalının başvuru markasının “UDI USTADAN DÖNER IZGARA KEBAP” kelimeleri ile harf kombinasyonundan oluştuğu, “UDI” kısaltmasının ustadan döner ızgara kelimelerinin baş harflerinden oluşturulduğu, davacı markalarının ise "UD DÖNERCİ ET İSKENDER", "UD Köfte İskender", "UD Izgara Köfte", "UD USTA KÖFTE", "UD IZGARA KÖFTE", "UD", "USTA DÖNERCİ", "Usta Dönerci" kelime ve harf kombinasyonlarından oluştuğu, “UD” kısaltmasının usta döner kelimelerinin baş harflerinden oluştuğu, taraf markalarında ortak olarak geçen “döner, dönerci, köfte, ızgara, iskender” gibi kelimelerin 43.sınıf yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tanımlayıcı olduğu ve ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu, taraf markalarındaki esas unsurun davalı markasında “UDI”, davacı markalarında ise “UD” olduğu, davacı markasının esas unsuruna eklenen “I” harfi ile başvuru markasının ayırt edici hale gelmediği, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde anlamsal, görsel ve işitsel olarak birbirinin aynı/benzeri veya devamı olduğu intibaı uyandırdığından davalı başvurusu ile davacı markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olduğu, davacı tarafından tanınmışlığa ilişkin deliller sunulmadığı gibi, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği gerekçesi 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirketin kötüniyetli bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK'nın 2018-M-7117 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve sicilden terkin ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı TPMK vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı itirazına mesnet "UD" asıl unsurlu markalar ile "UDI" asıl unsurlu dava konusu marka başvurusu arasında, tescili talep edilen 43. sınıf hizmetler bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas tehlikesinin olduğu, dava konusu 43. sınıf hizmetler, davacının "UD" asıl unsurları markaları kapsamında aynen yer aldığından mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyetinde gıda mühendisinin yer almamasının eksiklik olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPMK vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka başvurusuna itirazın reddi yönündeki YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüyle; YİDK kararının iptaline ve dava konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve sicilden terkin ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Marka başvurusunda karıştırılma ihtimali değerlendirilirken; her iki markanın ayırt edici unsurları dikkate alınır. Ayırt edici özelliği bulunmayan işaretler ile vasıf bildiren işaretler marka korumasında dikkate alınmaz. Davaya konu somut olayda davalının marka başvurusu “UDI USTADAN DÖNER IZGARA KEBAP” ibaresiyle harf kombinasyonundan oluşmakta iken itiraza gerekçe gösterilen davacı markaları ise "UD DÖNERCİ ET İSKENDER, UD Köfte İskender, UD Izgara Köfte, UD Usta Köfte, UD Izgara Köfte, UD, Usta Dönerci, Usta Dönerci” ibarelerinden oluşmaktadır. “UD” kısaltmasının “usta ve döner/döneri” kelimelerinin baş harflerinden oluştuğu, davalı başvurusunda ise “Ustadan. Döner. Izgara” kelimeleri ile bu kelimelerin baş harfleri olan "UDI" kısaltmasından oluştuğu ve bu kısaltmaların tek başına sahiplerine üstün hak sağlayacak niteliklerinin bulunmadığı gözetilerek mahkemece YİDK kararının iptali davası yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış hükmün temyiz eden davalı kurum yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı kurumun temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı TPMK'ya iadesine, 08/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/848736900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz