Markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4291 E. 2024/865 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanına tecavüz↗ vekâlet ücreti↗ basiretli tacir↗ hakkaniyet↗ derdestlik↗ dürüstlük kuralı↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr kaybı↗ yargılama gideri↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ tacir↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/382 E. 2018/172 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, "DÖNERCİ ... USTA" markasının davacı tarafından 1975 yılından bu yana kullanıldığını ve 2004/38092, 2010/04654, 2011/20933, 2012/91501, 2012/91631 ve 2016/07054 numaraları ile tescilli olduğunu, "DÖNERCİ ... USTA" ibaresinin müvekkili tarafından ticaret unvanı olarak da 03.08.2005 tarihinden bu yana tescilli bulunduğunu, davalının kötü niyetle hareket ederek davacı adına tescilli "DÖNERCİ ... USTA" markası ile iltibas oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ... ..." markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, ayrıca itibar kaybına uğradığını, bu sebeplerle davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; "DÖNERCİ ... ..." markasının dava dışı Mali Gıda ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adına 2011/14758 sayı ile tescilli olduğunu, davalının bu markayı adı geçen şirket ile imzaladığı marka kullanım sözleşmesine binaen kullandığını, husumetin davalıya değil, marka sahibine yöneltilmesi gerektiğini, davacının bu davayı ikame etmeden önce marka sahibi şirket aleyhine dava açtığını, bu davanın da derdestlik sebebiyle reddi gerektiğini, hukuken var olan bir hakkın fiilen kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceğini ve marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceğini, davalının "DÖNERCİ ... ..." markasını kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 12 nci maddesindeki istisnalar kapsamında bulunduğunu, "DÖNERCİ ... ..." markasının menşeinin ... kişi bir dönerci ustası olan ... Atak isimli şahıstan geldiği ve Mali Gıda şirketinin bu markayı devraldığını, davacının markasının zayıf marka olduğunu, her iki markada örtüşen unsurların tali unsur ve düşük seviyede ayırt ediciliği olan unsur mahiyeti taşıdığını, bu hususların ... başına benzerlik ya da karıştırılma ihtimali yaratmadığını, davacı ve davalının kullandıkları markaların logo tasarımlarının farklı olduğunu, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bilirkişi raporu ile davalı tarafça kullanılan DÖNERCİ ... ... adının, davacının tescilli DÖNERCİ ... USTA markaları ile, USTA ve ... ibareleri dışında aynı olduğunun, USTA kelimesinin (zanaatini gereği gibi öğrenmiş, işinin ehli kimse) ve ... (eğitim görmüş, sözü geçen, görgülü kimse) anlamında kullanıldığının, markaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunun tespit edildiği, davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini yiyecek ve içecek sağlanması hizmetinde kullandığı anlaşılmakla bu kullanımın davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ... maddesinin birinci fıkrası gereğince davalının basiretli tacir olarak, dürüstlük kuralına uygun olarak, ticari faaliyette bulunurken, başkasının faaliyetleri, işleri ve iş ürünleri ile karıştırılmaması için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğundan ancak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığından, davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kesin hüküm itirazlarının hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, ‘zayıf marka’ hususunun, daha önce yapılan yargılama sürecinde oldukça kapsamlı bir şekilde incelendiğini ve davacının markasının nitelik itibarıyla ayırt ediciliği düşük unsurlardan oluşması sebebi ile ancak çok sınırlı bir korumadan yararlanabilecek olduğunun karar metninde ifade edildiğini, yerel mahkeme nezdinde davacının markasının hangi sebepler ile zayıf marka statüsüne girdiği ve hangi gerekçeler ile tam bir korumadan yararlanmasının mümkün olmadığına ilişkin açıklama yapmış olmalarına rağmen bu hususların hiçbir şekilde değerlendirme konusu yapılmadığını, müvekkilin dava konusu markayı kullanımının ‘haksız rekabet’ çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin bu yönden de ... olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın ‘’Dönerci ... ...’’ markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil aleyhinde haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerek usul ve yasaya gerek ise hakkaniyete aykırı olduğunu, belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,kesin hüküm itirazında bulunulan davanın davalısının aynı olmadığı, dava konusunun marka hükümsüzlüğü ile ... adının markaya ve ticaret unvanına tecavüz teşkil etmesi sebebiyle ... adının kullanılmasının önlenmesine ilişkin olduğu, bu davada ise, davalının Dönerci ... ... ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ... etmediğinin tespitinin ve önlenmesinin talep edildiği, yani dava konusunun ve davalı tarafın farklı olduğu anlaşılmakla kesin hüküm itirazının reddine isabetli olarak karar verildiği, markaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu tespiti yapıldığı, yapılan bu tespitlerin dosya kapsamına uygun ve raporun teknik ve bilimsel yönden yeterli ve denetlenebilir olduğu, davalı ile dava dışı Mali Gıda ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanmış 21.02.2014 tarihli "Marka Kullanım Hakkı Sözleşmesi” ile davalıya "DÖNERCİ ... ..." Markası Üzerinde kullanım hakkı tanındığı sözleşmenin imza tarihi olan 21.02.2014 itibariyle dava dışı Mali Gıda ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adına tescilli 2011/14758 sayılı "DÖNERCİ ... ..." markasının bulunduğu 2011/14758 sayılı marka yalnızca 30 ve 35 ... sınıflarda tescilli olup "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”ni (43 üncü sınıf) kapsamadığı, dolayısıyla, davalının "DÖNERCİ ... ...” markası altında sürdürdüğü döner restoranı faaliyeti için 2011/14758 sayılı "DÖNERCİ ... ...” markasına dayanamayacağı, davalının döner restoranı işletmesinde “DÖNERCİ ... ...” markasını kullanmak suretiyle davacının 2010/04654, 201 1/20933 ve 2012/91501 sayılı markalarından ... haklarına tecavüzde bulunduğu; ticaret unvanı ile marka farklı işlevleri haiz tanıtma işaretleri oldukları cihetle, davalının “DÖNERCİ ... ...” ibareli markasal kullanımının davacının ticaret unvanına tecavüz oluşturmadığı, davalının "DÖNERCİ ... ...” ibareli markasal kullanımının 6102 sayılı Kanun 55 ... maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hakkına tecavüzün tespiti | Haksız rekabetin tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4491 E. 2024/1407 K.
Ortak:basiretli tacir · hakkaniyet · derdestlik · dürüstlük kuralı · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · kâr kaybı · ortalama tüketici · dava şartı
İncelediğiniz kararda… kelimesinin (zanaatini gereği gibi öğrenmiş, işinin ehli kimse) ve ... (eğitim görmüş, sözü geçen, görgülü kimse) anlamında kullanıldığının, markaların hitap ettiği «ortalama tüketici» kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunun tespit edildiği, davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini yiyecek ve içecek sağlanması hizmetinde kullandığı anlaşılmakla bu kullanımın davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ... maddesinin birinci fıkrası gereğince davalının «basiretli tacir» olarak, «dürüstlük kuralına» uygun olarak, ticari faaliyette bulunurken, başkasının faaliyetleri, işleri ve iş ürünleri ile karıştırılmaması için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğundan ancak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığından, davalının eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,«kesin» hüküm itirazında bulunulan davanın davalısının aynı olmadığı, dava konusunun marka hükümsüzlüğü ile ... adının markaya ve «ticaret unvanına tecavüz» teşkil etmesi sebebiyle ... adının kullanılmasının önlenmesine ilişkin olduğu, bu davada ise, davalının Dönerci ... ... ibaresini marka olarak kullanmasının davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ... etmediğinin tespitinin ve önlenmesinin talep edildiği, yani dava konusunun ve davalı tarafın farklı olduğu anlaşılmakla kesin hüküm itirazının reddine isabetli olarak karar verildiği, markaların hitap ettiği «ortalama tüketici» kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu tespit …
USTA" markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ... ..." markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, ayrıca itibar «kaybına» uğradığını, bu sebeplerle davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun …
Benzer bu kararda… TENT) nezdinde 2004/38092, 2010/04654, 2011/20933, 2012/91501, 2012/91631 ve 2016/07054 numaraları ile tescilli olduğunu, "DÖNERCİ ALİ USTA" ibaresinin müvekkilinin «ticaret unvanı» olarak 03.08.2005 tarihinden bu yana tescilli bulunduğunu, davalının kötü niyetle hareket ederek davacı markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" markasını tescilsiz şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde müvekkilinin maddi ve manevi zarar gördüğünü, itibar «kaybına» uğradığını ileri sürerek davalının "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespi …
… avüz teşkil ettiği tespit edildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendi gereğince davalının «basiretli tacir» olarak, «dürüstlük kuralına» uygun olarak, ticari faaliyette bulunurken, başkasının faaliyetleri, işleri ve iş ürünleri ile karıştırılmaması için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğundan, ancak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığından, davalının eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının kullanımının «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, markaya tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, hüküm özetinin «ilanına» karar verilmiştir.
Şti adına 2011/14758 sayı ile tescilli olduğunu, davalının bu markayı adı geçen şirket ile imzaladığı marka kullanım sözleşmesine istinaden kullandığını, «husumetin» marka sahibine yöneltilmesi gerektiğini, davacının bu davayı ikame etmeden önce marka sahibi şirket aleyhine dava açtığından davanın «derdestlik» nedeniyle reddi gerektiğini, hukuken var olan bir hakkın fiilen kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceğini ve «marka hakkına tecavüzden» söz edilemeyeceğini, davalının "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" markasını kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 12 nci maddesindeki istisnalar kapsamında olduğunu, davacı markasının zayıf marka olduğunu, her iki markada örtüşen unsurların tali unsur ve düşük seviyede «ayırt ediciliğe» sahip olduğunu, bu hususların tek başına benzerlik yada karıştırılma ihtimali yaratmadığını, markaların logo tasarımlarıda farklı olduğunu savunarak davanın reddin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · münhasırlık · ikrar · haksız fiil · ilan · kusur · dahili dava · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… i, huzurdaki dosyada ise, davalının "Dönerci Ali Efendi" ibaresi ile ilgili olarak; işletme adının davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının markalarının «ortalama tüketici» kitlesine hitap ettiği, ortalama tüketici kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma ya da birbirleri ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varıldığını, aynı markanın farklı kombinasyonlarda kullanma hakkını yalnızca markanın tescilli sahibine bahşedip, marka sahibi ile akdedilmiş hukuka uygun lisans kullanım anlaşması çerçevesinde bu markayı kullanmakta olan müvekkiline karşı farklı bir tutum benimsenmiş olmasının çelişkili olduğunu, marka lisans sözleşmelerinde Mali Gıda’nın şubesi olarak faaliyet gösteren işletmeler ile bilhassa 30 ve 35 inci sınıf faaliyet alanına «dahil» olacak biçimde satış odaklı sözleşmesel ilişki kurulduğunu, restorancılık faaliyetinin «münhasır» olarak Mali Gıda üzerinde bırakıldığını, bu nedenle Mali Gıda’ya ait 2011/14758 sayılı ‘’Dönerci Ali Efendi’’ markasının 43 üncü sınıfta tescili bulunmaması nedeniyle adı geçen işletmelerin marka lisans sözleşmesine dayalı kullanım hakkına dayanamayacağı yönündeki iddianın hukuki dayanağı olmadığını, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varılmış ise de daha önce görülen 2016/108 E. sayılı dosyaya sunulan raporda "Dönercilik ile uğraşanların ‘dönerci’ ibaresini kullanmalarının engellenemeyeceği, ‘’Dönerci Ali Usta’’ ve ‘’Dönerci Ali Efendi’’ markalarındaki asli ve ayırt edici unsurun, ‘dönerci’ değil de ‘Ali Usta’ ve ‘Ali Efendi’ ibareleri oluşu, davalının döner restorancılığı faaliyetinde kullanabileceği 43 üncü sınıfta tescilli ‘Ali Efendi’ markasının bulunması nedeniyle davalının ilgili markayı kullanım şeklinin haksız rekabet teşkil etmediğinin belirtildiğini, davalının "Dönerci Ali Efendi’’ markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret oluduğunu, bu faaliyetler de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30 ve 35 inci sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, 43 üncü sınıf faaliyet alanına girmediğini, davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafından "Ali Efendi Döner" ve "Ali Efendi" markalarının iptali için açılan hukuk davasının aleyhine sonuçlandığını, Kartal Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2010/450 E. ve 2011/357 E. sayılı ceza davalarının da beraat hükmü ile sonuçlandığından, davalı açısından ceza hukuku anlamında suç teşkil eden, borçlar hukuku anlamında «haksız fiil» ya da «kusur» teşkil eden bir eylemin mevcut olmadığının sabit olduğundan, haksız rekabetin varlığına gerekçe olarak gösterilecek bir kusurun varlığından bahsedilemeyeceğini, müvekkiline isnat edilebilecek herhangi bir kusurun mevcut olmadığını, dava dışı Mali Gıda ve sözleşme ile lisans kullanım hakkını devretmiş olduğu şirketlerin kullanımında olan "ALİ EFENDİ DÖNER" ve "ALİ EFENDİ" ve "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" tescilli markalarının davacının markası olan "DAU DÖNERCİ ALİ USTA" ve "DÖNERCİ ALİ USTA" markaları ile görünüm ve kişiler üzerinde bıraktığı etki bakımından hiçbir benzerlik taşımadığını, müvekkil aleyhinde haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesinin usul ve yasaya «hakkaniyete» aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… 58 tescil numaralı markaya ilişkin olduğu, 556 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesi uyarınca, markayı tescilli olduğu sınıfta ve tescilli olduğu şekli ile kullanma yetkisi «münhasıran» marka hakkı sahibine ait olduğu, bu hakkı marka hakkı sahibinden devir alan 3 üncü kişi devir aldığı hak ile sınırlı olarak kullanabileceği, 43 üncü sınıfta 2008/24125 tescil numarası ile "ALİ EFENDİ" markasının Mali Gıda adına tescilli olması sebebiyle marka sahibi olarak, markasının çeşitli versiyonlarını kullanması yasadan kaynaklandığı, davacı marka sahibi olmadığı için sadece lisans sözleşmesine dayanabileceği, 11.12.2014 tarihli marka kullanım hakkı sözleşmesinde "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" markasının kullanım hakkının verildiği, açıkça 43 üncü sınıfta 2008/24125 tescil numarası ile Mali Gıda adına tescilli "ALİ EFENDİ" markasının kullanım hakkı verilmediği, davalı vekilinin de 43 üncü sınıfta kullanım hakkının dava dışı Mali Gıda üzerinde bırakıldığını «ikrar» ettiği dosya kapsamı ile sabit olduğu, lisans sözleşmesinde tanınmayan bir hakkın davalı tarafça kullanılması mümkün olmadığından, davalının kullanma hakkını devraldığı marka 2011/14758 sayılı ve yalnızca 30 ve 35 inci sınıflarda tescilli olup “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”ni içeren 43 üncü sınıfı kapsamadığından, davalının markayı 43 üncü sınıfta kullanma ve markanın farklı versiyonlarını kullanma hakkı bulunmadığı, davacı tarafın her biri ayrı bir dava konusu olabilecek taleplerini tek bir dava içinde talep etmiş olmasıdava yığılması niteliğinde olup, kabul edilen isteklerin her biri için davacı yararına ayrı ayrı «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerektitiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… avüz teşkil ettiği tespit edildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendi gereğince davalının «basiretli tacir» olarak, «dürüstlük kuralına» uygun olarak, ticari faaliyette bulunurken, başkasının faaliyetleri, işleri ve iş ürünleri ile karıştırılmaması için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğundan, ancak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığından, davalının eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının kullanımının «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, markaya tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, hüküm özetinin «ilanına» karar verilmiştir.
-
Marka tecavüzü | Haksız rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6002 E. 2023/587 K.
Ortak:derdestlik · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · ayırt edicilik · dava sebebi · haksız rekabet · iltibas · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «kesin» hüküm itirazlarının hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, ‘zayıf marka’ hususunun, daha önce yapılan yargılama sürecinde oldukça kapsamlı bir şekilde incelendiğini ve davacının markasının nitelik itibarıyla «ayırt ediciliği» düşük unsurlardan oluşması «sebebi» ile ancak çok sınırlı bir korumadan yararlanabilecek olduğunun karar metninde ifade edildiğini, yerel mahkeme nezdinde davacının markasının hangi sebepler ile zayıf marka statüsüne girdiği ve hangi gerekçeler ile tam bir korumadan yararlanmasının mümkün olmadığına ilişkin açıklama yapmış olmalarına rağmen bu hususların hiçbir şekilde değerlendirme konusu yapılmadığını, müvekkilin dava konusu markayı kullanımının ‘«haksız rekabet»’ çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin bu yönden de ... olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın ‘’Dönerci ... ...’’ markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil aleyhinde haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerek usul ve yasaya gerek ise «hakkaniyete» aykırı olduğunu, belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,«kesin» hüküm itirazında bulunulan davanın davalısının aynı olmadığı, dava konusunun marka hükümsüzlüğü ile ... adının markaya ve «ticaret unvanına tecavüz» teşkil etmesi sebebiyle ... adının kullanılmasının önlenmesine ilişkin olduğu, bu davada ise, davalının Dönerci ... ... ibaresini marka olarak kullanmasının davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ... etmediğinin tespitinin ve önlenmesinin talep edildiği, yani dava konusunun ve davalı tarafın farklı olduğu anlaşılmakla kesin hüküm itirazının reddine isabetli olarak karar verildiği, markaların hitap ettiği «ortalama tüketici» kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu tespit …
USTA" markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ... ..." markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, ayrıca itibar «kaybına» uğradığını, bu sebeplerle davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun …
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «kesin» hüküm nedeni ile dava «şartı yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının markasının nitelik itibarıyla «ayırt ediciliği» düşük unsurlardan oluşması «sebebi» ile ancak çok sınırlı bir korumadan yararlanabileceğini, Mali Gıda Ltd.
Efendi markasını 43. sınıfta kullanamayacağı, “Usta” yerine “Efendi” ibaresi getirmesinin kullanıma «ayırt edicilik» katmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının "DÖNERCİ ...
EFENDİ" ibaresini yiyecek ve içecek sağlanması hizmetinde kullanıldığının, bu kullanımın davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğunun tespitine, markaya tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetinde kullanılan DÖNERCİ ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · dava şartı yokluğu · dosya masrafı · dahili dava
Benzer bu karardaŞti.’nin şubesi olarak faaliyet gösteren söz konusu işletmeler ile bilhassa 30. ve 35. sınıf faaliyet alanına «dahil» olacak biçimde satış odaklı sözleşmesel ilişki kurulduğunu ve restorancılık faaliyetinin «münhasır» olarak Mali Gıda üzerinde bırakıldığını, «haksız rekabetin» de bulunmadığını, haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile «istinaf yoluna başvurmuştur».
EFENDİ ibareli tabela, afiş, ilân, ambalaj, ürün tanıtım malzemesi, basılı kağıtlar ve ticari evrak üzerinde kullanılmasının önlenmesine, hüküm kesinleştiğinde tirajı yüksek üç gazeteden birinde «masrafı» davalıdan alınarak hüküm özetinin ilânına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «kesin» hüküm nedeni ile dava «şartı yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının markasının nitelik itibarıyla «ayırt ediciliği» düşük unsurlardan oluşması «sebebi» ile ancak çok sınırlı bir korumadan yararlanabileceğini, Mali Gıda Ltd.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4417 E. 2024/2102 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz karardaUSTA" markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ... ..." markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, ayrıca itibar «kaybına» uğradığını, bu sebeplerle davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun …
… geldiği ve Mali Gıda şirketinin bu markayı devraldığını, davacının markasının zayıf marka olduğunu, her iki markada örtüşen unsurların tali unsur ve düşük seviyede «ayırt ediciliği» olan unsur mahiyeti taşıdığını, bu hususların ... başına benzerlik ya da karıştırılma ihtimali yaratmadığını, davacı ve davalının kullandıkları markaların logo tas …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «kesin» hüküm itirazlarının hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, ‘zayıf marka’ hususunun, daha önce yapılan yargılama sürecinde oldukça kapsamlı bir şekilde incelendiğini ve davacının markasının nitelik itibarıyla «ayırt ediciliği» düşük unsurlardan oluşması «sebebi» ile ancak çok sınırlı bir korumadan yararlanabilecek olduğunun karar metninde ifade edildiğini, yerel mahkeme nezdinde davacının markasının hangi sebepler ile zayıf marka statüsüne girdiği ve hangi gerekçeler ile tam bir korumadan yararlanmasının mümkün olmadığına ilişkin açıklama yapmış olmalarına rağmen bu hususların hiçbir şekilde değerlendirme konusu yapılmadığını, müvekkilin dava konusu markayı kullanımının ‘«haksız rekabet»’ çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin bu yönden de ... olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın ‘’Dönerci ... ...’’ markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil aleyhinde haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerek usul ve yasaya gerek ise «hakkaniyete» aykırı olduğunu, belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… vurusuna yaptıkları itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin markalarının tanınmış olup, dava konusu markanın müvekkili markaları ile «iltibas» yaratacak derece benzer olduğunu, YİDK kararında dava konusu markanın asli unsuru "UDI" olarak belirlenmesine rağmen müvekkilinin markalarında asli unsur olan "UD" …
CEVAP 1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; markalarda ortak olarak yer alan "usta" ve "döner" ibarelerinin 43. sınıfta yer alan hizmetler bakımından «ayırt ediciliğinin» bulunmadığını, "usta dönerci+şekil" ibaresinden oluşan davacı markasının ayırt ediciliği düşük, zayıf marka olduğunu, zayıf ibareleri marka olarak tescil ettirenlerin, benzer markaların kullanımına «rıza» göstermek mecburiyetleri bulunduğunu, davacının tanınmışlığı ve davalının «kötü niyetinin» ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markalarının benzer olmadığını, «iltibas» tehlikesinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · eş rızası · kazanılmış hak · iptal davası · kötü niyet · terkin · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2019 tarih ve 2018/405 E., 2019/300 K. sayılı kararıyla; davanın kabulü ile TÜRKPATENT YİDK'nın 2018-M-7117 sayılı kararının «iptaline, dava» konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
CEVAP 1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; markalarda ortak olarak yer alan "usta" ve "döner" ibarelerinin 43. sınıfta yer alan hizmetler bakımından «ayırt ediciliğinin» bulunmadığını, "usta dönerci+şekil" ibaresinden oluşan davacı markasının ayırt ediciliği düşük, zayıf marka olduğunu, zayıf ibareleri marka olarak tescil ettirenlerin, benzer markaların kullanımına «rıza» göstermek mecburiyetleri bulunduğunu, davacının tanınmışlığı ve davalının «kötü niyetinin» ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Izgara” kelimeleri ile bu kelimelerin baş harfleri olan "UDI" kısaltmasından oluştuğu ve bu kısaltmaların tek başına sahiplerine üstün hak sağlayacak niteliklerinin bulunmadığı gözetilerek Mahkemece YİDK kararının «iptali davası» yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3 benzer karar daha
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4269 E. 2022/7939 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz karardaUSTA" markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ... ..." markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, ayrıca itibar «kaybına» uğradığını, bu sebeplerle davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun …
… geldiği ve Mali Gıda şirketinin bu markayı devraldığını, davacının markasının zayıf marka olduğunu, her iki markada örtüşen unsurların tali unsur ve düşük seviyede «ayırt ediciliği» olan unsur mahiyeti taşıdığını, bu hususların ... başına benzerlik ya da karıştırılma ihtimali yaratmadığını, davacı ve davalının kullandıkları markaların logo tas …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «kesin» hüküm itirazlarının hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, ‘zayıf marka’ hususunun, daha önce yapılan yargılama sürecinde oldukça kapsamlı bir şekilde incelendiğini ve davacının markasının nitelik itibarıyla «ayırt ediciliği» düşük unsurlardan oluşması «sebebi» ile ancak çok sınırlı bir korumadan yararlanabilecek olduğunun karar metninde ifade edildiğini, yerel mahkeme nezdinde davacının markasının hangi sebepler ile zayıf marka statüsüne girdiği ve hangi gerekçeler ile tam bir korumadan yararlanmasının mümkün olmadığına ilişkin açıklama yapmış olmalarına rağmen bu hususların hiçbir şekilde değerlendirme konusu yapılmadığını, müvekkilin dava konusu markayı kullanımının ‘«haksız rekabet»’ çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin bu yönden de ... olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın ‘’Dönerci ... ...’’ markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil aleyhinde haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerek usul ve yasaya gerek ise «hakkaniyete» aykırı olduğunu, belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… rkalarında ortak olarak geçen “döner, dönerci, köfte, ızgara, iskender” gibi kelimelerin 43.sınıf yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tanımlayıcı olduğu ve «ayırt ediciliğinin» düşük bulunduğu, taraf markalarındaki esas unsurun davalı markasında “UDI”, davacı markalarında ise “UD” olduğu, davacı markasının esas unsuruna eklenen “I” harfi ile başvuru markasının ayırt edici hale gelmediği, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde anlamsal, görsel ve işitsel olarak birbirinin aynı/benzeri veya devamı olduğu intibaı uyandırdığından davalı başvurusu ile davacı markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olduğu, davacı tarafından tanınmışlığa ilişkin deliller sunulmadığı gibi, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği gerekçesi 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirketin «kötüniyetli» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK'nın 2018-M-7117 sayılı kararının «iptaline, dava» konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… u markalar ile "UDI" asıl unsurlu dava konusu marka başvurusu arasında, tescili talep edilen 43. sınıf hizmetler bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca «iltibas» tehlikesinin olduğu, dava konusu 43. sınıf hizmetler, davacının "UD" asıl unsurları markaları kapsamında aynen yer aldığından mahkemece görüşüne başvurulan bilirki …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · iptal davası · terkin · kötüniyet · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… rkalarında ortak olarak geçen “döner, dönerci, köfte, ızgara, iskender” gibi kelimelerin 43.sınıf yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tanımlayıcı olduğu ve «ayırt ediciliğinin» düşük bulunduğu, taraf markalarındaki esas unsurun davalı markasında “UDI”, davacı markalarında ise “UD” olduğu, davacı markasının esas unsuruna eklenen “I” harfi ile başvuru markasının ayırt edici hale gelmediği, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde anlamsal, görsel ve işitsel olarak birbirinin aynı/benzeri veya devamı olduğu intibaı uyandırdığından davalı başvurusu ile davacı markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olduğu, davacı tarafından tanınmışlığa ilişkin deliller sunulmadığı gibi, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği gerekçesi 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirketin «kötüniyetli» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK'nın 2018-M-7117 sayılı kararının «iptaline, dava» konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüyle; YİDK kararının iptaline ve dava konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Izgara” kelimeleri ile bu kelimelerin baş harfleri olan "UDI" kısaltmasından oluştuğu ve bu kısaltmaların tek başına sahiplerine üstün hak sağlayacak niteliklerinin bulunmadığı gözetilerek mahkemece YİDK kararının «iptali davası» yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış hükmün temyiz eden davalı kurum yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3975 E. 2024/619 K.
Ortak:yargılama gideri · iltibas
İncelediğiniz karardaUSTA" markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ... ..." markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, ayrıca itibar «kaybına» uğradığını, bu sebeplerle davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «kesin» hüküm itirazlarının hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, ‘zayıf marka’ hususunun, daha önce yapılan yargılama sürecinde oldukça kapsamlı bir şekilde incelendiğini ve davacının markasının nitelik itibarıyla «ayırt ediciliği» düşük unsurlardan oluşması «sebebi» ile ancak çok sınırlı bir korumadan yararlanabilecek olduğunun karar metninde ifade edildiğini, yerel mahkeme nezdinde davacının markasının hangi sebepler ile zayıf marka statüsüne girdiği ve hangi gerekçeler ile tam bir korumadan yararlanmasının mümkün olmadığına ilişkin açıklama yapmış olmalarına rağmen bu hususların hiçbir şekilde değerlendirme konusu yapılmadığını, müvekkilin dava konusu markayı kullanımının ‘«haksız rekabet»’ çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin bu yönden de ... olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın ‘’Dönerci ... ...’’ markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil aleyhinde haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerek usul ve yasaya gerek ise «hakkaniyete» aykırı olduğunu, belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… geniş duyurular yapıldığını, açılışa birçok bürokratın katıldığını, Komaş mağazasının giyim, gıda, kozmetik, oyuncak, yiyecek ve içecek olmak üzere geniş bir alanda «son» satışını yaptığı 06.09.2015 tarihine kadar kesintisiz hizmet verdiğini, Antalya'da ikamet eden vatandaşlarca da çok iyi bilindiğini, davalının müvekkiline ait Komaş isimli mağazada 01.08.2013 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin mağazasının kapanmasından sonra davalının hemen yan binada "Komaş Döner" adı ile dönercilik yapmaya başladığını, davalının müvekkilinin yıllar içerisinde yoğun çaba ile piyasada sevilir, bilinir hale getirdiği markasını birebir içerir nitelikte tescil ettirdiğini, müvekkiline ait Komaş markasının renkleri olan ... ve kırmızı renklerde flama ve brandalar yaptırdığını, davalının müvekkilinin markasının köklü isim ve güvenilirliğini kullanarak haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin markasından ve markasının ününden haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini, bu sebeple davalının kötü niyetli olduğunu, markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, bir markanın tescili için bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinin bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinde ayırt etmeyi sağlamış olması hususunun zorunlu olduğunu, anılan hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer markalarının tescil edilemeyeceğini, bu nedenle markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkiline ait Komaş markasının birçok sınıfta tescilli olduğunu, Türkiye çapında ve yurtdışında birçok sektörde yoğun ve aktif kullanıldığını, müvekkilinin Komaş ibareli markasının «iltibas» nedeniyle ve davalının markayı tescil ettirmeden önce müvekkili tarafından kullanılıyor olmasından dolayı karıştırılacağını ve markanın kanunun 6/3 maddesine göre hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkilinin telafisi güç zararlara uğramasının engellenmesi amacıyla ve yargılama sürecinde dava konusu markanın üçüncü şahıslara devrinin önlenebilmesi adına «ihtiyati tedbir» kararı verilmesi gerektiğini, yapılacak yargılama sonucunda ilgili markanın hükümsüzlüğüne ve resmi marka sicilinden terkinine, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… kasının tescilli olduğu diğer sınıflarda da başvuruda bulunabilecek olduğunu, ancak bulunmadığını, kendisinin davacı tarafın mağazasında çalışmasının işletmeye isim «koyma» hakkına engel olamayacağını, sattığı ürünün isimle değil ustalıkla tanındığını, piyasada döner ustası olarak bilindiğini, yapılan işlerin tamamen farklı olduğunu, davacının Antalya'da herhangi bir işletmesinin olmadığını, «ihtiyati tedbir» kararı verilmemesi gerektiğini, davanın reddine, «yargılama gideri» ve «vekalet ücretinin» de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · yargılama giderleri · ihtiyati tedbir · vekalet ücreti · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… geniş duyurular yapıldığını, açılışa birçok bürokratın katıldığını, Komaş mağazasının giyim, gıda, kozmetik, oyuncak, yiyecek ve içecek olmak üzere geniş bir alanda «son» satışını yaptığı 06.09.2015 tarihine kadar kesintisiz hizmet verdiğini, Antalya'da ikamet eden vatandaşlarca da çok iyi bilindiğini, davalının müvekkiline ait Komaş isimli mağazada 01.08.2013 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin mağazasının kapanmasından sonra davalının hemen yan binada "Komaş Döner" adı ile dönercilik yapmaya başladığını, davalının müvekkilinin yıllar içerisinde yoğun çaba ile piyasada sevilir, bilinir hale getirdiği markasını birebir içerir nitelikte tescil ettirdiğini, müvekkiline ait Komaş markasının renkleri olan ... ve kırmızı renklerde flama ve brandalar yaptırdığını, davalının müvekkilinin markasının köklü isim ve güvenilirliğini kullanarak haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin markasından ve markasının ününden haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini, bu sebeple davalının kötü niyetli olduğunu, markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, bir markanın tescili için bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinin bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinde ayırt etmeyi sağlamış olması hususunun zorunlu olduğunu, anılan hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer markalarının tescil edilemeyeceğini, bu nedenle markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkiline ait Komaş markasının birçok sınıfta tescilli olduğunu, Türkiye çapında ve yurtdışında birçok sektörde yoğun ve aktif kullanıldığını, müvekkilinin Komaş ibareli markasının «iltibas» nedeniyle ve davalının markayı tescil ettirmeden önce müvekkili tarafından kullanılıyor olmasından dolayı karıştırılacağını ve markanın kanunun 6/3 maddesine göre hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkilinin telafisi güç zararlara uğramasının engellenmesi amacıyla ve yargılama sürecinde dava konusu markanın üçüncü şahıslara devrinin önlenebilmesi adına «ihtiyati tedbir» kararı verilmesi gerektiğini, yapılacak yargılama sonucunda ilgili markanın hükümsüzlüğüne ve resmi marka sicilinden terkinine, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… kasının tescilli olduğu diğer sınıflarda da başvuruda bulunabilecek olduğunu, ancak bulunmadığını, kendisinin davacı tarafın mağazasında çalışmasının işletmeye isim «koyma» hakkına engel olamayacağını, sattığı ürünün isimle değil ustalıkla tanındığını, piyasada döner ustası olarak bilindiğini, yapılan işlerin tamamen farklı olduğunu, davacının Antalya'da herhangi bir işletmesinin olmadığını, «ihtiyati tedbir» kararı verilmemesi gerektiğini, davanın reddine, «yargılama gideri» ve «vekalet ücretinin» de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7783 E. 2016/2619 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz
İncelediğiniz karardaUSTA" markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ... ..." markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, ayrıca itibar «kaybına» uğradığını, bu sebeplerle davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun …
Şti. adına 2011/14758 sayı ile tescilli olduğunu, davalının bu markayı adı geçen şirket ile imzaladığı marka kullanım sözleşmesine binaen kullandığını, «husumetin» davalıya değil, marka sahibine yöneltilmesi gerektiğini, davacının bu davayı ikame etmeden önce marka sahibi şirket aleyhine dava açtığını, bu davanın da «derdestlik» sebebiyle reddi gerektiğini, hukuken var olan bir hakkın fiilen kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceğini ve «marka hakkına tecavüzden» söz edilemeyeceğini, davalının "DÖNERCİ ... ..." markasını kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 12 n …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,«kesin» hüküm itirazında bulunulan davanın davalısının aynı olmadığı, dava konusunun marka hükümsüzlüğü ile ... adının markaya ve «ticaret unvanına tecavüz» teşkil etmesi sebebiyle ... adının kullanılmasının önlenmesine ilişkin olduğu, bu davada ise, davalının Dönerci ... ... ibaresini marka olarak kullanmasının davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ... etmediğinin tespitinin ve önlenmesinin talep edildiği, yani dava konusunun ve davalı tarafın farklı olduğu anlaşılmakla kesin hüküm itirazının reddine isabetli olarak karar verildiği, markaların hitap ettiği «ortalama tüketici» kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu tespit …
Benzer bu karardaDÖNER ibareli kullanımının «marka hakkına tecavüz» olduğunun tespiti ve menine, tecavüze konu kullanıma yönelik el konulan .. ibareli poşet, ıslak mendil, kartvizit ve tanıtım evrakının «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle imhasına, ..
1) Dava, «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve «maddi, manevi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · maddi ve manevi tazminat · dosya masrafı · maddi tazminat · ilan · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDÖNER'' ibareli markaların resmi marka bülteninde yayın ve marka siciline tescil tarihleri, dava tarihi olan 08.05.2013 tarihinden sonra olup, 556 sayılı KHK'nın 9/«son» maddesi hükmü gereğince, markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayın tarihi itibarıyla hüküm ifade eder ve marka tescil başvurusunun bültende yayınlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin «ilan» edilmesi halinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, «tazminat davası» açmaya yetkilidir.
DÖNER ibareli marka kullanımına yönelik tabelanın .. ibaresi silinmek suretiyle tecavüzün giderilmesine, 10.000 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, «maddi tazminat» talebin reddine karar verilmiştir.
DÖNER ibareli kullanımının «marka hakkına tecavüz» olduğunun tespiti ve menine, tecavüze konu kullanıma yönelik el konulan .. ibareli poşet, ıslak mendil, kartvizit ve tanıtım evrakının «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle imhasına, ..
1) Dava, «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve «maddi, manevi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4291 E. , 2024/865 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/984 Esas 2022/697 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/382 E. 2018/172 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, "DÖNERCİ ... USTA" markasının davacı tarafından 1975 yılından bu yana kullanıldığını ve 2004/38092, 2010/04654, 2011/20933, 2012/91501, 2012/91631 ve 2016/07054 numaraları ile tescilli olduğunu, "DÖNERCİ ... USTA" ibaresinin müvekkili tarafından ticaret unvanı olarak da 03.08.2005 tarihinden bu yana tescilli bulunduğunu, davalının kötü niyetle hareket ederek davacı adına tescilli "DÖNERCİ ... USTA" markası ile iltibas oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ... ..." markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, ayrıca itibar kaybına uğradığını, bu sebeplerle davalının "DÖNERCİ ...
..." ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; "DÖNERCİ ... ..." markasının dava dışı Mali Gıda ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adına 2011/14758 sayı ile tescilli olduğunu, davalının bu markayı adı geçen şirket ile imzaladığı marka kullanım sözleşmesine binaen kullandığını, husumetin davalıya değil, marka sahibine yöneltilmesi gerektiğini, davacının bu davayı ikame etmeden önce marka sahibi şirket aleyhine dava açtığını, bu davanın da derdestlik sebebiyle reddi gerektiğini, hukuken var olan bir hakkın fiilen kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceğini ve marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceğini, davalının "DÖNERCİ ... ..." markasını kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 12 nci maddesindeki istisnalar kapsamında bulunduğunu, "DÖNERCİ ...
..." markasının menşeinin ... kişi bir dönerci ustası olan ... Atak isimli şahıstan geldiği ve Mali Gıda şirketinin bu markayı devraldığını, davacının markasının zayıf marka olduğunu, her iki markada örtüşen unsurların tali unsur ve düşük seviyede ayırt ediciliği olan unsur mahiyeti taşıdığını, bu hususların ... başına benzerlik ya da karıştırılma ihtimali yaratmadığını, davacı ve davalının kullandıkları markaların logo tasarımlarının farklı olduğunu, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bilirkişi raporu ile davalı tarafça kullanılan DÖNERCİ ... ... adının, davacının tescilli DÖNERCİ ... USTA markaları ile, USTA ve ... ibareleri dışında aynı olduğunun, USTA kelimesinin (zanaatini gereği gibi öğrenmiş, işinin ehli kimse) ve ... (eğitim görmüş, sözü geçen, görgülü kimse) anlamında kullanıldığının, markaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunun tespit edildiği, davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini yiyecek ve içecek sağlanması hizmetinde kullandığı anlaşılmakla bu kullanımın davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ...
maddesinin birinci fıkrası gereğince davalının basiretli tacir olarak, dürüstlük kuralına uygun olarak, ticari faaliyette bulunurken, başkasının faaliyetleri, işleri ve iş ürünleri ile karıştırılmaması için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğundan ancak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığından, davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kesin hüküm itirazlarının hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, ‘zayıf marka’ hususunun, daha önce yapılan yargılama sürecinde oldukça kapsamlı bir şekilde incelendiğini ve davacının markasının nitelik itibarıyla ayırt ediciliği düşük unsurlardan oluşması sebebi ile ancak çok sınırlı bir korumadan yararlanabilecek olduğunun karar metninde ifade edildiğini, yerel mahkeme nezdinde davacının markasının hangi sebepler ile zayıf marka statüsüne girdiği ve hangi gerekçeler ile tam bir korumadan yararlanmasının mümkün olmadığına ilişkin açıklama yapmış olmalarına rağmen bu hususların hiçbir şekilde değerlendirme konusu yapılmadığını, müvekkilin dava konusu markayı kullanımının ‘haksız rekabet’ çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin bu yönden de ...
olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın ‘’Dönerci ... ...’’ markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30.
ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil aleyhinde haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerek usul ve yasaya gerek ise hakkaniyete aykırı olduğunu, belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,kesin hüküm itirazında bulunulan davanın davalısının aynı olmadığı, dava konusunun marka hükümsüzlüğü ile ... adının markaya ve ticaret unvanına tecavüz teşkil etmesi sebebiyle ... adının kullanılmasının önlenmesine ilişkin olduğu, bu davada ise, davalının Dönerci ... ... ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ... etmediğinin tespitinin ve önlenmesinin talep edildiği, yani dava konusunun ve davalı tarafın farklı olduğu anlaşılmakla kesin hüküm itirazının reddine isabetli olarak karar verildiği, markaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu tespiti yapıldığı, yapılan bu tespitlerin dosya kapsamına uygun ve raporun teknik ve bilimsel yönden yeterli ve denetlenebilir olduğu, davalı ile dava dışı Mali Gıda ve İnş.
San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanmış 21.02.2014 tarihli "Marka Kullanım Hakkı Sözleşmesi” ile davalıya "DÖNERCİ ... ..." Markası Üzerinde kullanım hakkı tanındığı sözleşmenin imza tarihi olan 21.02.2014 itibariyle dava dışı Mali Gıda ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adına tescilli 2011/14758 sayılı "DÖNERCİ ... ..." markasının bulunduğu 2011/14758 sayılı marka yalnızca 30 ve 35 ... sınıflarda tescilli olup "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”ni (43 üncü sınıf) kapsamadığı, dolayısıyla, davalının "DÖNERCİ ... ...” markası altında sürdürdüğü döner restoranı faaliyeti için 2011/14758 sayılı "DÖNERCİ ... ...” markasına dayanamayacağı, davalının döner restoranı işletmesinde “DÖNERCİ ... ...” markasını kullanmak suretiyle davacının 2010/04654, 201 1/20933 ve 2012/91501 sayılı markalarından ...
haklarına tecavüzde bulunduğu; ticaret unvanı ile marka farklı işlevleri haiz tanıtma işaretleri oldukları cihetle, davalının “DÖNERCİ ... ...” ibareli markasal kullanımının davacının ticaret unvanına tecavüz oluşturmadığı, davalının "DÖNERCİ ... ...” ibareli markasal kullanımının 6102 sayılı Kanun 55 ... maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017768300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz