6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Marka hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4254 E. 2022/7883 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortalama tüketici taşıyan ayırt edicilik iltibas hmk 353(1)b-2

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 353

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları arasında görsel benzerlik olmadığı, kapsadıkları emtianın aynı ve/veya aynı tür olmadığı, davalı tarafa ait malların satış hizmeti olması bakımından ilişkili olduğu için markalar arasında KHK 8/1-b maddesi anlamında iltibas oluşmadığı, 2013 83572 , 2014 81135 sayılı markaları dışında kalan markalarındaki emtia listesinde yer alanların davalı başvurusunda yer almadığından emtia farklılığı nedeniyle iltibas oluşmadığı, 2013 83572, 2014 81135 sayılı markalar yönünden ise başvurudaki markanın kapsamı ile ilişkili ve bağlantılı mallar/hizmetler olsa da marka işaretleri arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesindeki iltibasın bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı Şirketin "MYOTTİMODALİFE" ibareli marka başvurusu ile davacının "MODA life" ibareli itirazına mesnet markaları arasında arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesindeki iltibasın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, davacı tarafça “MODALİFE+şekil” ibareli itiraz gerekçesi markalarına istinaden davalının 2016/51369 sayılı “MYOTTİMODALİFE” ibareli marka başvurusuna yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlikten söz edilebilmesi için işaretlerin kapsadıkları mal ve hizmetlerin ortalama alıcıları nezdinde iltibas tehlikesine yol açılıp açılmayacağı, markalar arası benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının tespitinde mal veya hizmetin hitap ettiği kitle ve bu kitlenin toplumsal düzeyi ve durumu da önem arz etmektedir. Bu hususlar nazara alınarak yapılan değerlendirmede davacının itrazına mesnet markalarının "MODALİFE+ŞEKİL", başvuru konusu markanın "MYOTTOMODALİFE" ibareli kelime markasından oluştuğu, taraf markalarının okunuşları itibariyle yüksek bir sesçil benzerlik bulunduğu gibi, davacının itiraza mesnet markalarının esaslı unsuru olan ‘’MODALİFE’’ ibaresinin başvuru markasının içerisinde bulunduğu, aynı mallar üzerinde her iki markayı taşıyan ve aynı rafta satışa sunulan markaları gören ortalama tüketici kitlesinin her iki ürünü üreten işletmeler arasında idari-ekonomik veya işletmesel bağlantı bulunduğunu düşünmeleri ihtimalinin yüksek olduğu, taraf markalarının mal ve hizmetlerinin aynı olduğu birlikte gözetildiğinde karşılaştırma konusu markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğu ve diğer unsurların iltibası ortadan kaldırmaya yeter düzeyde olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Mahkemece, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerlik olduğu kabul edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozulması gerekmiştir.

Öte yandan, davacı, davasında tanınmışlık vakıasına da dayanmıştır. Dairemizin emsal nitelikteki 13.11.2018 gün 2017/1410 Esas - 2018/7017 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi uyarınca, tanınmış markalar sahiplerine, markanın tescil kapsamındaki aynı ve benzer tür mal ve hizmetlerin yanı sıra, 556 sayılı KHK 8/4. maddesinde yazılı koşulların varlığı halinde farklı tür mal ve hizmetler yönünden de koruma sağlar. Böyle bir korumanın varlığı için her şeyden önce, tanınmış marka ile sonraki başvuru konusu markaya konu işaretler arasında nispi bir benzerlik bulunması gerekmektedir. Benzerlik şartının sağlanması için, markaları kullanan firmalar arasında idari veya ekonomik bir bağ olduğu konusunda ilişkilendirilme, diğer bir anlatımla markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunması şart olmayıp, sonraki markanın tanınmış markayı çağrıştırması yeterlidir. Ancak tanınmış marka korumasından yararlanabilmek için, tek başına benzerlik bulunması yeterli olmayıp, 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinde belirtilen, sonraki tarihli başvuru konusu işaretin tescilinin tanınmış markanın itibarına veya ayırt edicilik karakterine zarar vermesi ya da tanınmışlıktan haksız yarar sağlaması hallerinden en az birinin gerçekleşme ihtimalinin bulunması da zorunludur. 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinde belirtilen risklerden herhangi birinin doğduğu kanaatine varılırsa, tescil için başvuru yapılan marka başvurusunun reddine, tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmelidir. Bu itibarla, Mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar göz önüne alınarak, davacı markasının tanınmış olduğu sektörler açısından da başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler dikkate alınarak 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi uyarıncada değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı ve genel değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1242 E. 2023/4639 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının İptali ve Marka Hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4558 E. 2024/1993 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1787 E. 2021/1959 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4349 E. 2022/8692 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • TÜRKPATENT Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5814 E. 2024/2091 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1790 E. 2021/1960 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5459 E. 2019/6200 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/182 E. 2022/4005 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/4254 E.  ,  2022/7883 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28.12.2018 tarih ve 2017/324 E. - 2018/514 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.02.2021 tarih ve 2019/1032 E. - 2021/221 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, T/02446 tescil numaralı “Moda Life Türkiye’nin Düğün Paketçisi” ibareli markalarının ... tarafından tanınmış marka olarak tescil edildiği halde, markalarının tanınmışlığının göz ardı edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, “Modalife” ibareli müvekkili markalarının farklı firmalarca kullanımına engel olunması gerektiğini, zira, “modalife” ibaresinin bu şekilde kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğini, halk nezdinde bu kullanımın iltibas yaratacağının çok açık olduğu, ortalama tüketicinin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı gibi küçük ayrıntılarını da dikkatli biçimde inceleyemediğini, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalıştığı, bu yaklaşımı ise aynı emtia/hizmetler üzerinde kullanılacak olan, itiraz konusu “myotti modalife” ibareli markanın, farklı zamanlarda ayırt edilmesini olanaksız kıldığını, her iki markada da hatırlanacak olan simgenin “modalife” sözcüğünde odaklanması sebebiyle bu karıştırma riskini beraberinde getirdiğini, markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin varlığının ise, markaların benzerliğinin kabulünü zorunlu kıldığını, her iki tarafın da ticaret sektöründe faaliyet gösterdiği için hitap ettikleri kitlenin aynı olduğunu, markanın tüketici nezdinde tercih edilmesi, bu müşteri kitlesi içinde güven yaratmasından kaynaklandığını, “Myotti Modalife” marka başvurusu ile müvekkilin “modalife” ibareli markaları karşılaştırıldıklarında, söz konusu marka ve işaret altında sunulan emtianın hitap ettiği kişiler üzerinde bıraktığı iz itibariyle, işitsel, anlamsal, görsel ve biçimsel olarak birbirinin benzeri olduğu sonucunun doğduğu, dava konusu işareti gören ve duyan tüketicilerin zihninde belirecek olan izin, “modalife” ibaresinden ötürü hemen müvekkilinin markalarını, bu hatırlatmanın, anılan işaretin redde mesnet markalarının bir başka versiyonu veya serisi yahut uzantısı olarak ya da taraflarının verdiği bir lisans gereği kullanıldığının algılanmasına sebebiyet vereceğini, müvekkili markalarıyla arasındaki ayniyet, benzerlik ve iltibas ihtimalinin tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı adına 2016/51369 sayı ile tesciline karar verilen “myotti modalife” markasının ve 2017-M-5765 sayılı YİDK kararının iptaline, hükümsüzlüğünün tespitine, tescilin sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Kurum vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Diğer davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.

İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları arasında görsel benzerlik olmadığı, kapsadıkları emtianın aynı ve/veya aynı tür olmadığı, davalı tarafa ait malların satış hizmeti olması bakımından ilişkili olduğu için markalar arasında KHK 8/1-b maddesi anlamında iltibas oluşmadığı, 2013 83572 , 2014 81135 sayılı markaları dışında kalan markalarındaki emtia listesinde yer alanların davalı başvurusunda yer almadığından emtia farklılığı nedeniyle iltibas oluşmadığı, 2013 83572, 2014 81135 sayılı markalar yönünden ise başvurudaki markanın kapsamı ile ilişkili ve bağlantılı mallar/hizmetler olsa da marka işaretleri arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesindeki iltibasın bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı Şirketin "MYOTTİMODALİFE" ibareli marka başvurusu ile davacının "MODA life" ibareli itirazına mesnet markaları arasında arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesindeki iltibasın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, davacı tarafça “MODALİFE+şekil” ibareli itiraz gerekçesi markalarına istinaden davalının 2016/51369 sayılı “MYOTTİMODALİFE” ibareli marka başvurusuna yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlikten söz edilebilmesi için işaretlerin kapsadıkları mal ve hizmetlerin ortalama alıcıları nezdinde iltibas tehlikesine yol açılıp açılmayacağı, markalar arası benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının tespitinde mal veya hizmetin hitap ettiği kitle ve bu kitlenin toplumsal düzeyi ve durumu da önem arz etmektedir. Bu hususlar nazara alınarak yapılan değerlendirmede davacının itrazına mesnet markalarının "MODALİFE+ŞEKİL", başvuru konusu markanın "MYOTTOMODALİFE" ibareli kelime markasından oluştuğu, taraf markalarının okunuşları itibariyle yüksek bir sesçil benzerlik bulunduğu gibi, davacının itiraza mesnet markalarının esaslı unsuru olan ‘’MODALİFE’’ ibaresinin başvuru markasının içerisinde bulunduğu, aynı mallar üzerinde her iki markayı taşıyan ve aynı rafta satışa sunulan markaları gören ortalama tüketici kitlesinin her iki ürünü üreten işletmeler arasında idari-ekonomik veya işletmesel bağlantı bulunduğunu düşünmeleri ihtimalinin yüksek olduğu, taraf markalarının mal ve hizmetlerinin aynı olduğu birlikte gözetildiğinde karşılaştırma konusu markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğu ve diğer unsurların iltibası ortadan kaldırmaya yeter düzeyde olmadığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, Mahkemece, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerlik olduğu kabul edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozulması gerekmiştir.

Öte yandan, davacı, davasında tanınmışlık vakıasına da dayanmıştır. Dairemizin emsal nitelikteki 13.11.2018 gün 2017/1410 Esas - 2018/7017 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi uyarınca, tanınmış markalar sahiplerine, markanın tescil kapsamındaki aynı ve benzer tür mal ve hizmetlerin yanı sıra, 556 sayılı KHK 8/4. maddesinde yazılı koşulların varlığı halinde farklı tür mal ve hizmetler yönünden de koruma sağlar. Böyle bir korumanın varlığı için her şeyden önce, tanınmış marka ile sonraki başvuru konusu markaya konu işaretler arasında nispi bir benzerlik bulunması gerekmektedir. Benzerlik şartının sağlanması için, markaları kullanan firmalar arasında idari veya ekonomik bir bağ olduğu konusunda ilişkilendirilme, diğer bir anlatımla markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunması şart olmayıp, sonraki markanın tanınmış markayı çağrıştırması yeterlidir.

Ancak tanınmış marka korumasından yararlanabilmek için, tek başına benzerlik bulunması yeterli olmayıp, 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinde belirtilen, sonraki tarihli başvuru konusu işaretin tescilinin tanınmış markanın itibarına veya ayırt edicilik karakterine zarar vermesi ya da tanınmışlıktan haksız yarar sağlaması hallerinden en az birinin gerçekleşme ihtimalinin bulunması da zorunludur. 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinde belirtilen risklerden herhangi birinin doğduğu kanaatine varılırsa, tescil için başvuru yapılan marka başvurusunun reddine, tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmelidir. Bu itibarla, Mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar göz önüne alınarak, davacı markasının tanınmış olduğu sektörler açısından da başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler dikkate alınarak 556 sayılı KHK’nın 8/4.

maddesi uyarıncada değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı ve genel değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/848687100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.