Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5459 E. 2019/6200 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf başvurusunun reddi↗ garantörlük↗ kâr dağıtımı↗ ayırt edicilik↗ iltibas↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu her iki işaretin asıl ve ayırt edici unsurları itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama alıcıları iltibasa düşürebilecek derecede benzer bulundukları, ancak başvuru konusu işaretin kapsamında yer alan 19. sınıf ürünlerin davacı markalarında bulunmadığı, davacı markalarının kapsamında bulunan ürünlerle aynı tür sayılmaları imkânı olan malların da bulunmadığı, bu sebeple davacının iltibas vakıasına dayanarak davalının başvurusunu engelleme olanağı bulunmadığı, davacının DERBY ibare ve esas unsurlu markalarının, özellikle tıraş bıçakları ürünleri bakımından, yazılı ve görsel tanıtım araçlarıyla gerçekleştirilen kuvvetli reklâm ve yaygın dağıtım ile haberlerle davacı teşebbüsüne sıkı sıkıya bağlandığı, ürünlerinin taşıdığı garanti ve kalite ile bilindiği, bir çok insan tarafından refleks hâlinde hemen hatırlanan tanınmış bir marka olduğu, nitekim Türk Patent tarafından da tanınmış marka olduğunun kabul edilerek ilgili sicile tescil ve gazetede ilân olunduğu, ancak DERBY kelimesinin, davacının yarattığı bir sözcük değil, genel olarak herkesin bildiği, farklı bir çok ürün grubunda kullanılan bir sözcük olduğu, davalı işaretinin, 19. sınıf ürünler için tescilinin, davacıya ait tıraş bıçakları sektöründe belli bir tanınmışlık yahut bilinirlik elde etmiş markanın itibarinden haksız biçimde yararlanma sağlayabileceğinin düşünülmesi olanaksız olduğu, imaj transferinin de mümkün bulunmadığı, DERBY ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf bir sözcük olması karşısında, başvurunun tescilinin davacının markalarının ayırt edici karakterini zedelemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-)Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-)Dava, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusuna davacı şirketçe yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesi tarafından yazılı gerekçelerle esastan reddedilmiştir.
Somut olaya uygulanacak mülga 556 sayılı KHK’nın 8/4 fıkrası ilk cümlesi uyarınca, markaların aynı veya benzerinin önceden tescilli markanın tescil kapsamı dışında kalan farklı tür mal ve hizmetler yönünden tesciline bir engel bulunmamaktadır. Ancak tanınmış markalar sahiplerine, markanın tescil kapsamındaki aynı ve benzer tür mal ve hizmetlerin yanı sıra, 556 sayılı KHK 8/4. maddesinde yazılı koşulların varlığı halinde farklı tür mal ve hizmetler yönünden de koruma sağlar. Böyle bir korumanın varlığı için her şeyden önce, tanınmış marka ile sonraki başvuru konusu markaya konu işaretler arasında nispi bir benzerlik bulunması gerekmektedir. Benzerlik şartının sağlanması için, markaları üreten firmalar arasında idari veya ekonomik bir bağ olduğu konusunda ilişkilendirilme ihtimali bulunması şart olmayıp, sonraki marka ile tanınmış markayı çağrıştırması yeterlidir. Ancak tanınmış marka korumasından yararlanabilmek için, tek başına benzerlik bulunması yeterli olmayıp, az önce de belirtildiği üzere 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinde belirtilen, sonraki tarihli başvuru konusu işaretin tescilinin tanınmış markanın itibarına veya ayırt edicilik karakterine zarar vermesi ya da tanınmışlıktan haksız yarar sağlaması hallerinden en az birinin gerçekleşme ihtimalinin bulunması da zorunludur. 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinde belirtilen risklerden herhangi birinin doğduğu kanaatine varılırsa, tescil için başvuru yapılan markanın reddine, tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilir. ( Emsal nitelikte Dairemizin 13.11.2018 gün 2017/1410 Esas- 2018/7017 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda, davacıya ait 88/109986 sayılı “Derby+Şekil” ibareli markanın tanınmış olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Davacının tanınmış markasında yer alan, özgün, “at nalı içerisinde at başı” şeklinin davalı tarafça hem şekil hem de ibare olarak aynen taklit edilmiş olması sebebiyle, başvuru markasının kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler bakımından tescilinin, davacının tanınmış markasının ayırt ediciliğine zarar vereceği gibi, markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağının da kabulü gerekirken aksi düşüncelerle başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-) Öte yandan, somut olaya uygulanacak 556 sayılı KHK’nın 8/5. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddine karar verilmesi gerekmektedir. Somut olayda, davacı adına tescilli markada yer alan grafik tasarımı niteliğindeki özgün şekil üzerinde davacının önceye dayalı telif hakkı bulunduğunun kabulü ile, aynı şeklin davalı başvurusunda da aynen yer aldığı gözetilerek başvurunun kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden reddi gerekirken aksi düşüncelerle istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bölge adliye mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1315 E. 2024/913 K.
Ortak:garantörlük · kâr dağıtımı · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… avunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu her iki işaretin asıl ve ayırt edici unsurları itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama alıcıları «iltibasa» düşürebilecek derecede benzer bulundukları, ancak başvuru konusu işaretin kapsamında yer alan 19. sınıf ürünlerin davacı markalarında bulunmadığı, davacı markalarının kapsamında bulunan ürünlerle aynı tür sayılmaları imkânı olan malların da bulunmadığı, bu sebeple davacının iltibas vakıasına dayanarak davalının başvurusunu engelleme olanağı bulunmadığı, davacının DERBY ibare ve esas unsurlu markalarının, özellikle tıraş bıçakları ürünleri bakımından, yazılı ve görsel tanıtım araçlarıyla gerçekleştirilen kuvvetli reklâm ve yaygın «dağıtım» ile haberlerle davacı teşebbüsüne sıkı sıkıya bağlandığı, ürünlerinin taşıdığı «garanti» ve kalite ile bilindiği, bir çok insan tarafından refleks hâlinde hemen hatırlanan tanınmış bir marka olduğu, nitekim Türk Patent tarafından da tanınmış marka olduğunun kabul edilerek ilgili sicile tescil ve gazetede ilân olunduğu, ancak DERBY kelimesinin, davacının yarattığı bir sözcük değil, genel olarak herkesin bildiği, farklı bir çok ürün grubunda kullanılan bir sözcük olduğu, davalı işaretinin, 19. sınıf ürünler için tescilinin, davacıya ait tıraş bıçakları sektöründe belli bir tanınmışlık yahut bilinirlik elde etmiş markanın itibarinden haksız biçimde yararlanma sağlayabileceğinin düşünülmesi olanaksız olduğu, imaj transferinin de mümkün bulunmadığı, DERBY ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf bir sözcük olması karşısında, başvurunun tescilinin davacının markalarının ayırt edici karakterini zedelemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
Ancak tanınmış marka korumasından yararlanabilmek için, tek başına benzerlik bulunması yeterli olmayıp, az önce de belirtildiği üzere 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinde belirtilen, sonraki tarihli başvuru konusu işaretin tescilinin tanınmış markanın itibarına veya «ayırt edicilik» karakterine zarar vermesi ya da tanınmışlıktan haksız yarar sağlaması hallerinden en az birinin gerçekleşme ihtimalinin bulunması da zorunludur.
… ibare olarak aynen taklit edilmiş olması sebebiyle, başvuru markasının kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler bakımından tescilinin, davacının tanınmış markasının «ayırt ediciliğine» zarar vereceği gibi, markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağının da kabulü gerekirken aksi düşüncelerle başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru …
Benzer bu kararda… rin davacı markalarında bulunmadığı, davacı markalarının kapsamında bulunan ürünlerle aynı tür sayılmaları imkânı olan malların da bulunmadığı, bu sebeple davacının «iltibas» vakıasına dayanarak davalının başvurusunu engelleme olanağı bulunmadığı, davacının DERBY ibare ve esas unsurlu markalarının, özellikle tıraş bıçakları ürünleri bakımından, yazılı ve görsel tanıtım araçlarıyla gerçekleştirilen kuvvetli reklâm ve yaygın «dağıtım» ile haberlerle davacı teşebbüsüne sıkı sıkıya bağlandığı, ürünlerinin taşıdığı «garanti» ve kalite ile bilindiği, bir çok insan tarafından refleks hâlinde hemen hatırlanan tanınmış bir marka olduğu, nitekim TÜRKPATENT tarafından da tanınmış marka olduğunun kabul edilerek ilgili sicile tescil ve gazetede ilân olunduğu, ancak DERBY kelimesinin, davacının yarattığı bir sözcük değil, genel olarak herkesin bildiği, farklı bir çok ürün grubunda kullanılan bir sözcük olduğu, davalı işaretinin, 19. sınıf ürünler için tescilinin, davacıya ait tıraş bıçakları sektöründe belli bir tanınmışlık yahut bilinirlik elde etmiş markanın itibarinden haksız biçimde yararlanma sağlayabileceğinin düşünülmesi olanaksız olduğu, imaj transferinin de mümkün bulunmadığı, DERBY ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf bir sözcük olması karşısında, başvurunun tescilinin davacının markalarının ayırt edici karakterini zedelemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
… i dava dilekçesinde; müvekkilinin “DERBY” esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2015/36615 sayılı “DERBY+Şekil” ibareli marka başvurusuna «iltibas», tanınmışlık, önceye dayalı hak sahipliği ve «kötü niyet» vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptalini ve başvuruya konu …
2.Davalı Derby Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; markaların kapsamlarının farklı olduğunu, bu sebeple «iltibas» doğmasının mümkün olmadığını, öte yandan davacı markasının tıraş bıçakları yönünden ulaştığı tanınmışlıktan müvekkilinin 19. sınıfta yer ... ürünleri içeren başvur …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tekel hakkı · üçüncü kişi · kazanılmış hak · kötü niyet · geçersizlik
Benzer bu kararda… ir marka olmadığını, davacının, tanınmış markası düz yazı şeklinde olup davacının bu şekil unsurunu içeren yalnızca bir markası bulunduğunu, kaldı ki bu markanın da «geçersiz» hale geldiğini, davacının tanınmış markası düz yazı şeklinde “derby” ibaresinden oluşan bir kelime markası olduğunu, davacının tanınmışlığa ilişkin itirazının ancak “derby” ibareli kelime markası üzerinden incelenebileceğini, hükme esas alınan markaya istinaden müvekkilinin markasının tescilinin engellenmesi mümkün olmadığını, davacının bu markasının tanınmış olduğunu iddia etmemiş, itiraz aşamasında bu tür bir iddiada bulunmamış, marka dosyasına bu markasının tanınmışlığını gösteren ... bir belge sunmadığını, kaldı ki davaya esas alınan marka geçersiz hale geldiğini ve davacının bu şekil unsurunu içeren başka markası da kalmadığını, Mahkemece, «üçüncü kişiye» ait telif hakkını içerdiği gibi bir gerekçe ile davanın kabul edilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira gerek markaya itiraza ilişkin TÜRKPATENT dosyasında gerekse de dava dosyasında davacının sözde telif hakkının hiçbir zaman tartışma konusu olmadığını, kaldı ki Mahkemece mezkur şekil unsurunun “davacıya ait bir ...” olduğunun tespit edilmesi de oldukça fahiş bir tespit olduğunu, somut olayda davacının böyle iddiası veya bu hususu ispat edecek delilinin olmadığı gibi Mahkemece doğrudan ... sahipliğine ilişkin bir tespit niteliğindeki kabule dayanan bu değerlendirmeye kararda yer verilmesinin de kabul edilemez olduğunu, Mahkeme alınan bilirkişi raporunda da markalar arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, davacı adına tescilli tanınmış markanın derby ibareli marka olduğunun tespit edildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2014 tarih, 2013/11-656 E. ve 2014/427 K. sayılı ilamında “derbytech” ibareli markanın çok ilgisiz mal ve hizmetlerde kullanılacak olması nedeni ile bu markanın davacı markalarından haksız yararlanacağının söylenemeyeceği değerlendirmesinde bulunulduğunu, müvekkilinin dava konusu marka üzerinde «kazanılmış hak» sahibi olduğunu, müvekkilinin “derby” ve “derbi” esas unsurlu markalarını ... yıllardan beri nizasız ve fasılasız surette kullanarak «ayırt edicilik» kazandırdığını, müvekkilin gerek derby gerekse şekil unsuru üzerinde tescile dayalı kazanılmış hakkı bulunduğunu, müvekkili ile davacı 1999 yılından beri farklı se …
… i dava dilekçesinde; müvekkilinin “DERBY” esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2015/36615 sayılı “DERBY+Şekil” ibareli marka başvurusuna «iltibas», tanınmışlık, önceye dayalı hak sahipliği ve «kötü niyet» vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptalini ve başvuruya konu …
… cilli 210 tane marka bulunduğunu, bu durumun da sadece tıraş bıçakları bakımından bilinir olan davacı markasının, mal ve hizmet ilişkisinin olmadığı diğer alanlarda «tekel hakkına» sahip olamayacağını, Kuruma itiraz sürecinde ileri sürülmemiş 556 sayılı KHK’nın 8 ... maddesinin beşinci fıkrasının YİDK iptali talebi bakımından değerlendirilmes …
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14791 E. 2011/16644 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… avunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu her iki işaretin asıl ve ayırt edici unsurları itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama alıcıları «iltibasa» düşürebilecek derecede benzer bulundukları, ancak başvuru konusu işaretin kapsamında yer alan 19. sınıf ürünlerin davacı markalarında bulunmadığı, davacı markalarının kapsamında bulunan ürünlerle aynı tür sayılmaları imkânı olan malların da bulunmadığı, bu sebeple davacının iltibas vakıasına dayanarak davalının başvurusunu engelleme olanağı bulunmadığı, davacının DERBY ibare ve esas unsurlu markalarının, özellikle tıraş bıçakları ürünleri bakımından, yazılı ve görsel tanıtım araçlarıyla gerçekleştirilen kuvvetli reklâm ve yaygın «dağıtım» ile haberlerle davacı teşebbüsüne sıkı sıkıya bağlandığı, ürünlerinin taşıdığı «garanti» ve kalite ile bilindiği, bir çok insan tarafından refleks hâlinde hemen hatırlanan tanınmış bir marka olduğu, nitekim Türk Patent tarafından da tanınmış marka olduğunun kabul edilerek ilgili sicile tescil ve gazetede ilân olunduğu, ancak DERBY kelimesinin, davacının yarattığı bir sözcük değil, genel olarak herkesin bildiği, farklı bir çok ürün grubunda kullanılan bir sözcük olduğu, davalı işaretinin, 19. sınıf ürünler için tescilinin, davacıya ait tıraş bıçakları sektöründe belli bir tanınmışlık yahut bilinirlik elde etmiş markanın itibarinden haksız biçimde yararlanma sağlayabileceğinin düşünülmesi olanaksız olduğu, imaj transferinin de mümkün bulunmadığı, DERBY ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf bir sözcük olması karşısında, başvurunun tescilinin davacının markalarının ayırt edici karakterini zedelemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
Ancak tanınmış marka korumasından yararlanabilmek için, tek başına benzerlik bulunması yeterli olmayıp, az önce de belirtildiği üzere 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinde belirtilen, sonraki tarihli başvuru konusu işaretin tescilinin tanınmış markanın itibarına veya «ayırt edicilik» karakterine zarar vermesi ya da tanınmışlıktan haksız yarar sağlaması hallerinden en az birinin gerçekleşme ihtimalinin bulunması da zorunludur.
… ibare olarak aynen taklit edilmiş olması sebebiyle, başvuru markasının kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler bakımından tescilinin, davacının tanınmış markasının «ayırt ediciliğine» zarar vereceği gibi, markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağının da kabulü gerekirken aksi düşüncelerle başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru …
Benzer bu kararda… bi traş bıçakları ile benzer ve çağrışım suretiyle ilişkilendirilebilir fonksiyonları olan emtia olmaları nedeniyle KHK'nin anılan hükmü uyarınca haksız yararlanma, «ayırt ediciliğinin» zedelenmesi ve itibarına zarar vermesi olasılığının mevcut olduğu, dosya kapsamındaki deliller itibariyle davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu kabule olanak bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile davacıya ait “Derby” ibareli markanın 556 sayılı KHK’nin 8/4. maddesi hükmü kapsamında tanınmış marka olduğunun tespitine, davalı TPE YİDK’nun 2007-M-7468 sayılı kararının başvuru kapsamındaki 07/01 ve 07 sınıf ve alt gruba «dahil» mallar yönünden kısmen iptaline, 2005/52668 sayılı markanın 07/01 ve 07 sınıf ve alt gruba dahil mallar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazla …
Davacı şirkete ait ve tanınmış olduğu kabul edilen “Derby” ibareli markalar ile davalı şirket tarafından tescil başvurusuna konu “Derbytech” ibareli marka işaret bağlamında benzer ise de taraf markalarının tescil kapsamında bulunan malların birbirinden çok farklı olması nedeniyle markalar arasında 556 sayılı KHK’nin 7/1-b ve 8/1-b maddeleri anlamında bir «iltibas» bulunmamaktadır.
… i tıraş bıçakları ile benzer ve çağrışım suretiyle ilişkilendirilebilir fonksiyonları olan emtia olmaları nedeniyle KHK'nin anılan hükmü uyarınca haksız yararlanma, «ayırt ediciliğinin» zedelenmesi ve itibarına zarar vermesi olasılığının mevcut olduğu gerekçesiyle YİDK kararının anılan mallar yönünden kısmen iptaline karar verilmiştir.Oysaki davalı şirkete ait başvuru konusu markanın kullanılacağı mallar ile davacı markasının kapsamındaki tıraş bıçaklarının birbirlerinden tamamen farklı nitelikteki mallar olmaları ve çok farklı ihtiyaçları karşılamaları nedeniyle aralarında herhangi bir bağlantı kurulmasının sözkonusu olamayacağı, davalı şirkete ait markanın kapsamındaki malların hitap ettiği «ortalama tüketicilerin» davalı şirketin mallarını satın aldığı veya kullandığı sırada bu malları davacının tıraş bıçağı ürünüyle ve davacı şirketle ilişkilendirmesinin mümkün bulunmaması karşısında 556 sayılı KHK’nin 8/4. maddesinde tescil engeli olarak düzenlenmiş bulunan haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi gibi koşulların somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla YİDK kararının iptaline ilişkin davacı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde 07/01 ve 07/07 sınıf ve alt gruba «dahil» mallar yönünden davalı Kurum kararının kısmen iptaline karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bu yönden davalı Kurum yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · dahili dava
Benzer bu kararda… i tıraş bıçakları ile benzer ve çağrışım suretiyle ilişkilendirilebilir fonksiyonları olan emtia olmaları nedeniyle KHK'nin anılan hükmü uyarınca haksız yararlanma, «ayırt ediciliğinin» zedelenmesi ve itibarına zarar vermesi olasılığının mevcut olduğu gerekçesiyle YİDK kararının anılan mallar yönünden kısmen iptaline karar verilmiştir.Oysaki davalı şirkete ait başvuru konusu markanın kullanılacağı mallar ile davacı markasının kapsamındaki tıraş bıçaklarının birbirlerinden tamamen farklı nitelikteki mallar olmaları ve çok farklı ihtiyaçları karşılamaları nedeniyle aralarında herhangi bir bağlantı kurulmasının sözkonusu olamayacağı, davalı şirkete ait markanın kapsamındaki malların hitap ettiği «ortalama tüketicilerin» davalı şirketin mallarını satın aldığı veya kullandığı sırada bu malları davacının tıraş bıçağı ürünüyle ve davacı şirketle ilişkilendirmesinin mümkün bulunmaması karşısında 556 sayılı KHK’nin 8/4. maddesinde tescil engeli olarak düzenlenmiş bulunan haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi gibi koşulların somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla YİDK kararının iptaline ilişkin davacı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde 07/01 ve 07/07 sınıf ve alt gruba «dahil» mallar yönünden davalı Kurum kararının kısmen iptaline karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bu yönden davalı Kurum yararına bozulması gerekmiştir.
… bi traş bıçakları ile benzer ve çağrışım suretiyle ilişkilendirilebilir fonksiyonları olan emtia olmaları nedeniyle KHK'nin anılan hükmü uyarınca haksız yararlanma, «ayırt ediciliğinin» zedelenmesi ve itibarına zarar vermesi olasılığının mevcut olduğu, dosya kapsamındaki deliller itibariyle davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu kabule olanak bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile davacıya ait “Derby” ibareli markanın 556 sayılı KHK’nin 8/4. maddesi hükmü kapsamında tanınmış marka olduğunun tespitine, davalı TPE YİDK’nun 2007-M-7468 sayılı kararının başvuru kapsamındaki 07/01 ve 07 sınıf ve alt gruba «dahil» mallar yönünden kısmen iptaline, 2005/52668 sayılı markanın 07/01 ve 07 sınıf ve alt gruba dahil mallar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazla …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4254 E. 2022/7883 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… avunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu her iki işaretin asıl ve ayırt edici unsurları itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama alıcıları «iltibasa» düşürebilecek derecede benzer bulundukları, ancak başvuru konusu işaretin kapsamında yer alan 19. sınıf ürünlerin davacı markalarında bulunmadığı, davacı markalarının kapsamında bulunan ürünlerle aynı tür sayılmaları imkânı olan malların da bulunmadığı, bu sebeple davacının iltibas vakıasına dayanarak davalının başvurusunu engelleme olanağı bulunmadığı, davacının DERBY ibare ve esas unsurlu markalarının, özellikle tıraş bıçakları ürünleri bakımından, yazılı ve görsel tanıtım araçlarıyla gerçekleştirilen kuvvetli reklâm ve yaygın «dağıtım» ile haberlerle davacı teşebbüsüne sıkı sıkıya bağlandığı, ürünlerinin taşıdığı «garanti» ve kalite ile bilindiği, bir çok insan tarafından refleks hâlinde hemen hatırlanan tanınmış bir marka olduğu, nitekim Türk Patent tarafından da tanınmış marka olduğunun kabul edilerek ilgili sicile tescil ve gazetede ilân olunduğu, ancak DERBY kelimesinin, davacının yarattığı bir sözcük değil, genel olarak herkesin bildiği, farklı bir çok ürün grubunda kullanılan bir sözcük olduğu, davalı işaretinin, 19. sınıf ürünler için tescilinin, davacıya ait tıraş bıçakları sektöründe belli bir tanınmışlık yahut bilinirlik elde etmiş markanın itibarinden haksız biçimde yararlanma sağlayabileceğinin düşünülmesi olanaksız olduğu, imaj transferinin de mümkün bulunmadığı, DERBY ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf bir sözcük olması karşısında, başvurunun tescilinin davacının markalarının ayırt edici karakterini zedelemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
Ancak tanınmış marka korumasından yararlanabilmek için, tek başına benzerlik bulunması yeterli olmayıp, az önce de belirtildiği üzere 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinde belirtilen, sonraki tarihli başvuru konusu işaretin tescilinin tanınmış markanın itibarına veya «ayırt edicilik» karakterine zarar vermesi ya da tanınmışlıktan haksız yarar sağlaması hallerinden en az birinin gerçekleşme ihtimalinin bulunması da zorunludur.
… ibare olarak aynen taklit edilmiş olması sebebiyle, başvuru markasının kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler bakımından tescilinin, davacının tanınmış markasının «ayırt ediciliğine» zarar vereceği gibi, markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağının da kabulü gerekirken aksi düşüncelerle başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru …
Benzer bu kararda… tianın aynı ve/veya aynı tür olmadığı, davalı tarafa ait malların satış hizmeti olması bakımından ilişkili olduğu için markalar arasında KHK 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» oluşmadığı, 2013 83572 , 2014 81135 sayılı markaları dışında kalan markalarındaki emtia listesinde yer alanların davalı başvurusunda yer almadığından emtia farklılığı nedeniyle iltibas oluşmadığı, 2013 83572, 2014 81135 sayılı markalar yönünden ise başvurudaki markanın kapsamı ile ilişkili ve bağlantılı mallar/hizmetler olsa da marka işaretleri arasında «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesindeki iltibasın bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… usu ile davacının "MODA life" ibareli itirazına mesnet markaları arasında arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesindeki «iltibasın» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlikten söz edilebilmesi için işaretlerin kapsadıkları mal ve hizmetlerin ortalama alıcıları nezdinde «iltibas» tehlikesine yol açılıp açılmayacağı, markalar arası benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının tespitinde mal veya hizmetin hitap ettiği kitle ve bu kitlenin toplumsal düzeyi ve durumu da önem arz etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · taşıyan
Benzer bu kararda… gibi, davacının itiraza mesnet markalarının esaslı unsuru olan ‘’MODALİFE’’ ibaresinin başvuru markasının içerisinde bulunduğu, aynı mallar üzerinde her iki markayı «taşıyan» ve aynı rafta satışa sunulan markaları gören «ortalama tüketici» kitlesinin her iki ürünü üreten işletmeler arasında idari-ekonomik veya işletmesel bağlantı bulunduğunu düşünmeleri ihtimalinin yüksek olduğu, taraf markalarının mal ve hizmetlerinin aynı olduğu birlikte gözetildiğinde karşılaştırma konusu markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğu ve diğer unsurların «iltibası» ortadan kaldırmaya yeter düzeyde olmadığı anlaşılmaktadır.
… tianın aynı ve/veya aynı tür olmadığı, davalı tarafa ait malların satış hizmeti olması bakımından ilişkili olduğu için markalar arasında KHK 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» oluşmadığı, 2013 83572 , 2014 81135 sayılı markaları dışında kalan markalarındaki emtia listesinde yer alanların davalı başvurusunda yer almadığından emtia farklılığı nedeniyle iltibas oluşmadığı, 2013 83572, 2014 81135 sayılı markalar yönünden ise başvurudaki markanın kapsamı ile ilişkili ve bağlantılı mallar/hizmetler olsa da marka işaretleri arasında «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesindeki iltibasın bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5459 E. , 2019/6200 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/09/2017 tarih ve 2016/442 E- 2017/335 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 21/09/2018 tarih ve 2018/286 E- 2018/918 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “DERBY” esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2015/36615 sayılı “DERBY+Şekil” ibareli marka başvurusuna iltibas, tanınmışlık, önceye dayalı hak sahipliği ve kötü niyet vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın nihai olarak YMPK YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek, davaya konu YİDK kararının iptalini ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinini istemiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, markaların kapsamlarının farklı olduğunu, bu sebeple iltibas doğmasının mümkün olmadığını, öte yandan davacı markasının tıraş bıcakları yönünden ulaştığı tanınmışlıktan müvekkilinin 19. sınıfta yer alan ürünleri içeren başvurusunun haksız yarar sağlamasının yahut onun itibar ve ayırt edici karakterini zedelemesinin mümkün bulunmadığını, kaldı ki DERBY ibaresinin müvekkili ve davacı ile birlikte birçok şirket tarafından sektörde değişik mal grupları bakımından tescilli biçimde kullanılmakta olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu her iki işaretin asıl ve ayırt edici unsurları itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama alıcıları iltibasa düşürebilecek derecede benzer bulundukları, ancak başvuru konusu işaretin kapsamında yer alan 19. sınıf ürünlerin davacı markalarında bulunmadığı, davacı markalarının kapsamında bulunan ürünlerle aynı tür sayılmaları imkânı olan malların da bulunmadığı, bu sebeple davacının iltibas vakıasına dayanarak davalının başvurusunu engelleme olanağı bulunmadığı, davacının DERBY ibare ve esas unsurlu markalarının, özellikle tıraş bıçakları ürünleri bakımından, yazılı ve görsel tanıtım araçlarıyla gerçekleştirilen kuvvetli reklâm ve yaygın dağıtım ile haberlerle davacı teşebbüsüne sıkı sıkıya bağlandığı, ürünlerinin taşıdığı garanti ve kalite ile bilindiği, bir çok insan tarafından refleks hâlinde hemen hatırlanan tanınmış bir marka olduğu, nitekim Türk Patent tarafından da tanınmış marka olduğunun kabul edilerek ilgili sicile tescil ve gazetede ilân olunduğu, ancak DERBY kelimesinin, davacının yarattığı bir sözcük değil, genel olarak herkesin bildiği, farklı bir çok ürün grubunda kullanılan bir sözcük olduğu, davalı işaretinin, 19.
sınıf ürünler için tescilinin, davacıya ait tıraş bıçakları sektöründe belli bir tanınmışlık yahut bilinirlik elde etmiş markanın itibarinden haksız biçimde yararlanma sağlayabileceğinin düşünülmesi olanaksız olduğu, imaj transferinin de mümkün bulunmadığı, DERBY ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf bir sözcük olması karşısında, başvurunun tescilinin davacının markalarının ayırt edici karakterini zedelemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-)Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-)Dava, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusuna davacı şirketçe yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesi tarafından yazılı gerekçelerle esastan reddedilmiştir.
Somut olaya uygulanacak mülga 556 sayılı KHK’nın 8/4 fıkrası ilk cümlesi uyarınca, markaların aynı veya benzerinin önceden tescilli markanın tescil kapsamı dışında kalan farklı tür mal ve hizmetler yönünden tesciline bir engel bulunmamaktadır. Ancak tanınmış markalar sahiplerine, markanın tescil kapsamındaki aynı ve benzer tür mal ve hizmetlerin yanı sıra, 556 sayılı KHK 8/4. maddesinde yazılı koşulların varlığı halinde farklı tür mal ve hizmetler yönünden de koruma sağlar. Böyle bir korumanın varlığı için her şeyden önce, tanınmış marka ile sonraki başvuru konusu markaya konu işaretler arasında nispi bir benzerlik bulunması gerekmektedir. Benzerlik şartının sağlanması için, markaları üreten firmalar arasında idari veya ekonomik bir bağ olduğu konusunda ilişkilendirilme ihtimali bulunması şart olmayıp, sonraki marka ile tanınmış markayı çağrıştırması yeterlidir.
Ancak tanınmış marka korumasından yararlanabilmek için, tek başına benzerlik bulunması yeterli olmayıp, az önce de belirtildiği üzere 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinde belirtilen, sonraki tarihli başvuru konusu işaretin tescilinin tanınmış markanın itibarına veya ayırt edicilik karakterine zarar vermesi ya da tanınmışlıktan haksız yarar sağlaması hallerinden en az birinin gerçekleşme ihtimalinin bulunması da zorunludur. 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinde belirtilen risklerden herhangi birinin doğduğu kanaatine varılırsa, tescil için başvuru yapılan markanın reddine, tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilir. ( Emsal nitelikte Dairemizin 13.11.2018 gün 2017/1410 Esas- 2018/7017 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda, davacıya ait 88/109986 sayılı “Derby+Şekil” ibareli markanın tanınmış olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Davacının tanınmış markasında yer alan, özgün, “at nalı içerisinde at başı” şeklinin davalı tarafça hem şekil hem de ibare olarak aynen taklit edilmiş olması sebebiyle, başvuru markasının kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler bakımından tescilinin, davacının tanınmış markasının ayırt ediciliğine zarar vereceği gibi, markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağının da kabulü gerekirken aksi düşüncelerle başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-) Öte yandan, somut olaya uygulanacak 556 sayılı KHK’nın 8/5. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddine karar verilmesi gerekmektedir. Somut olayda, davacı adına tescilli markada yer alan grafik tasarımı niteliğindeki özgün şekil üzerinde davacının önceye dayalı telif hakkı bulunduğunun kabulü ile, aynı şeklin davalı başvurusunda da aynen yer aldığı gözetilerek başvurunun kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden reddi gerekirken aksi düşüncelerle istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bölge adliye mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/542373700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz